Bugünden 1930'a 5,447,416 adet makale



Katalog


«
»

Sayı 19 cummizah@gmail.com Hadi, Bir Antoloji Hazırlayalım Bir antoloji furyasıdır gidiyor. Ne zaman bir kitapçıya girsem, raflarda yeni yayımlanmış birkaç antoloji görüyorum. Biz nasıl babadan kalma daktiloyu bırakıp bilgisayarın kolaylığına sığındıysak, antoloji hazırlayanlar da bir “püf noktası” buldular galiba. Eski antolojileri hatırlıyorum. Sayıları bir elin parmaklarını geçmezdi. Hazırlayanlar, şairlerin yapıtlarını zaten bilirlerdi. Onları yeniden, seçici bir gözle okur, birikimlerinin ışığında bir daha değerlendirir, aylarca, kimi zaman yıllarca emek verir, ortaya “özgün” bir antoloji çıkarırlardı. Bu yaklaşımla hazırlanmış birkaç yapıtın sonuncusu, Memet Fuat’ın derlemesiydi. Şimdi öyle mi ya? Bütün antolojilerde neredeyse hep aynı şiirler karşımıza çıkıyor. Tek antoloji almak yeterli. Nâzım deyince “Karlı Kayın Ormanı”, Dranas deyince “Fahriye Abla”, Yahya Kemal deyince “Sessiz Gemi”, Dağlarca deyince “Kızılırmak Kıyıları”, Külebi deyince “Hikâye”... Düşünün bir kere. Antoloji hazırlayacaksınız. Gerçekten önemli, değerli bulduğunuz şiirleri seçeceksiniz. Sadece ünlüleri değil, belki gözden kaçmıştır kaygısıyla, gölgede kalmış şairleri yeniden, yeniden okuyacaksınız. Sizde olmayan kitaplar için kütüphanelere gideceksiniz, masalarda dirsek çürüteceksiniz, notlar alacaksınız, dergi kolleksiyonlarını karıştıracaksınız. Sonra da, yaşayan şairlerin kendilerine, yaşamayanların vârislerine başvurup izin alacaksınız... Dünyanın çilesi. Kim uğraşacak? Kolayı var. Antoloji mi yapmak istiyorsunuz? İşte tarifi: Malzeme: İkiden az, dörtten fazla olmamak üzere daha önce yayımlanmış antoloji; bir makas; 125 gram zamk; ihtiyaca göre dosya kâğıdı (maliyeti düşürmek için saman kâğıtta olabilir); bir zımba; bir klasör. Hazırlama süresi: Ortalama dört saat. Yapılışı: Antolojiler alınır. Rasgele şiirler kesilerek dosya kâğıtlarına yapıştırılır. Sayfalar özenle delinerek klasöre geçirilir. Sıcak sıcak yayınevine servis yapılır. Not: Antolojiniz yayımlanınca, içinde şiirleri bulunan yazarlara birer tanecik bile göndermeniz gerekmez. Bir kitap ateş pahası. Üstelik posta masrafı da var. Tüyo: Dilerseniz, maliyeti düşürebilir, hazırlama süresini kısaltabilirsiniz. Bunun için, yayımlanmış herhangi bir antoloji alarak hazırlayanın adını silmek, onun yerine kendi adınızı yazmak yeterlidir. Bu kargaşada kim fark edecek? Hem zaten hepsi birbirinin aynı değil mi? Bir de dipnot: Eskiden Divan Şiiri, Halk Şiiri, Cumhuriyet Dönemi Şiiri gibi genel konularda antolojiler yayımlanırdı. Zamanla ayrıntılara indik. Aşk Şiirleri, Toplumcu Şiirler, İstanbul Şiirleri, Bayram Şiirleri derken neredeyse Şiirimizde Kaplumbağa, Şiirimizde Kruvaze Ceket gibi özel derlemelerle karşılaşacağız. “Savaşı Erteleyin, Kameraman Gelmedi...” İlk Irak savaşını kim unutur. Televizyonlar savaşı neredeyse baştan sona “canlı” yayımlamıştı. Ama CNN'in patronu Ted Turner, bir gece komutan “Çöl Ayısı”na gidip de, “Saldırıyı yarın sabaha erteler miydiniz? Kameramanlarım hazır değil. Üstelik karanlıkta istediğimiz görüntüler iyi çıkmıyor,” dese ne yanıt alırdı acaba? 1914. Meksika'da devlet güçleriyle Pancho Villa arasında büyük bir savaş vardı. Mutual Film Corporation, bu olanağı kaçırmak istemiyordu. Şirketin yetkilileri ABD'den Meksika'ya gittiler, Pancho Villa'yı bulup onunla bir anlaşmaya vardılar. Anlaşmaya göre, Pancho Villa başka hiçbir şirketin film çekmesine izin vermeyecekti. Ayrıca, çarpışmaların gün ışığında, teknik ekibin uygun gördüğü zamanlarda yapılmasına da özen gösterecekti. Sözüne sonuna kadar bağlı kaldı Pancho Villa. Hep gündüzleri çarpıştı. Günün birinde, Ojinga kentine saldıracağı zaman, kameramanın gelmediğini söylediler. Meksikalı devrimci uzun süre kameramanı bekledi. Sonunda kameraman geldi, yönetmen, “Motor!” dedi, saldırı başladı. Mutual da bu önemli çarpışmayı baştan sona filme aldı. TARİHTE HERHANGİ BİR GÜN... 20 KASIM: Bir CHP milletvekili tutmuş, Meclis’e önerge vermiş, “Uçaklarda Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri neden yok” diye… Bu arkadaşı anlamak çok zor. Kardeşim uçakta hiç “MUHALEFET” olur muuu?.. Dünyanın neresinde görülmüş?.. Uçakta muhalefet olması tehlikelidir. Eğer siz bugün uçaklarda muhalif gazeteleri bulundurmaya başlarsanız bunun sonu hava muhalefetine gider!.. Hava muhalefeti ise hiçbir uçağın istemediği bir durumdur. Uçak dediğin iktidar yeridir. Uçak dediğin Başbakan uçağıdır, Cumhurbaşkanı uçağıdır!.. (Not: Şimdi bazı yüzde 42 niyetliler çıkıp, Biat Komplosto, aylardır Başbakan’ın uçağına binmeye çalışıyor, her yazısında bu konuya giriyor, bu yazıyı da o yüzden yazdı filan diyecekler, neme lazım benden onlardan önce bunu demiş olayım dedim, olay budur!) 22 KASIM: Ak Parti’den benzeri daha önce görülmemiş bir siyasi başarı daha! Bu kadar başarı da arka arkaya olur mu kardeşim? Bizim gibi “Biat” etmiş kalemleri şaşkına çeviriyor bu Ak Parti!.. Sonunda beklenen oldu!.. NATO’nun füze kalkanları Türkiye’ye YERLEŞTİRİLECEK!.. İnanın başka bir ülkeye yerleştirilecek diye içime dert etmiştim bu füze kalkanı vaziyetini. Her zaman derim kalkan oldu mu, onu yerleştireceksin. Bu anlamda Türkiye’den güzel, Türkiye’den uygun koşullu bir ülke daha var mı?.. NATO da sonunda bunu gördü ve kalkanlarını Türkiye’ye yerleştirmeye karar verdi. Kısacası biz istediğimizi aldık. Ne istiyorduk?.. Bize yerleştirmelerini!.. N’apacaklar?.. YERLEŞTİRECEKLER!.. Bundan iyisi Tahran’da kayısı!.. Sahi bu füze kalkanlarının İran’a karşı İsrail’i korumak için yerleştirileceğini söyleyen statükocu kafalardan gene mızırdanmalar geliyor. Neymiş efendim, daha düne kadar İran’ın sırtını sıvazlayan Ak Parti gene Sam Amca’nın hamiliğinde Ahmetinecat’a kazık atmış, bak bak bak!.. Bu ülkede milyonlarca genç, milyonlarca işsiz ve yüz binlerce öğretmen bir işe yerleştirilmek için sırada beklemiyor mu?.. Bu ülkede ciddi anlamda bir yerleştirme sorunu yok mu?.. Adamlar kalkmış kalkanların yerleştirilmesine tantana ediyorlar!.. Bırak adam bugün füze kalkanını yerleştirsin, yarın da tutar senin işsiz vatandaşına yerleştirir şey pardon “vatandaşını” diyecektim ama canıııım şurdaaa bir harf için birbirimizi kırmayalım hem zaten ben Oktay Ekşi de değilim laf aramızdaaa!.. 23 KASIM: Devlet, Sivas’taki otel yangınından 17 yıl sonra, Madımak Oteli’ni kamulaştırıp satın almış… Malumunuz özellikle yüzde 42’lik belli çevrelerde bu otelin müze olması gibi saçma bir istek var. Oysa bildiğim kadar ülkemizde zaten İtfaiye Müzesi var. Ancak Ak Parti bu konuda da zekice manevralar yaparak orayı ne yapacağını tam olarak bir türlü söylemiyor. Şu aralar kafayı “füze kalkanı”na takmış biri olarak bu otele de “Müze Kalkanı” yerleştirilmesini öneriyorum. Yani bu otel artık sözde müze gibi duracak ama müze olarak gezmek isteyenler bu kalkana takılacak. Füze kalkanı yerleştirilecek bir ülkeye böyle bir müze kalkanı da yakışır zannımca!.. 24 KASIM: Bugün okullara yerleştirilebilmiş Öğretmenlerin Günü… Başöğretmenimiz şu anda Lübnan’da ama ben hâlâ onun uçağıyla bir yurtdışı gezisi yapamadım. Umarım gelecek Öğretmenler Gününe dek ben de Başbakan’ın uçağına yerleştirilmiş olurum!.. MÜMTAZ ARIKAN mekânı parsel parsel, imarlı cennet olsun!.. güneş ufaktan şimdi doğar!.. artık öküz oğlu öküz yerine, ithal oğlu ithal mi desek? ata sponsorumuz güneş... kula degil yüreğine sor beni leylim gaga! sakın bizden ayrılmayın! kısa bir ekmek arası vereceğiz... yaşamın kıyısını da boşaltın! buralara ihale girecek!.. dünya bir sahne, biletler de kredi kartlarında... bakkal kardeş, rakıyı içime sar!.. önemli olan il değil ilgi sözü... futbolun kalbi lig tv'de tekliyor! devlet tahvilleri, halka arıza edilecek! sigarayı kulak ardı etme, öldürür!.. ben yarime gül demem! ü'leri söyleyemiyorum... en bitmez takvim: üyelik takvimi. MODELDEN KARİKATÜR ÇİZİMİ Bu hafta güncel bir modeli kullanalım dedik.. Amerikan dergisi Time'ın “YILIN ELEMANI” anketinde birincilik için Lady Gaga ile çekişen Recep Bey'i karşımıza oturtmak istediysek de kendisi razı olmadı ve korumalarına teklifimizi reddettiğini bize kibarca bildirmelerini emretti...Ahh!.. Paketlenme sürecimiz devam ederken, “Bu da size kapak olsun” diyerek uzaklaşması kalbimizi çok kırdı ama...Iıııhgh! YILIN ADAMI TAYYİP ERDOĞAN LADY GAGA’YI NASIL ALT EDİYOR! Time dergisinin düzenlediği “Yılın Adamı” anketinde Recep Tayyip Erdoğan, çiğ etlerle süslü elbiseler giyen uçuk şarkıcı Lady Gaga’nın önünde ilk sırada gidiyor. Time dergisi yetkililerini de şaşırtan bu duruma, mükerrer oy vermeye alışmış AKP’lilerin sebep olduğu sanılıyor. Anımsanacağı gibi bir süre önce AKP milletvekilleri Hac’da oldukları sıradayken bile Meclis’te oy kullanabilmişler, aynı anda hem Hac’da hem de Meclis’te olmayı başarmışlardı!.. Başbakan Erdoğan’ın mükerrer milletvekillerinin Time anketinde de oldukça sıkı çalıştığı ortaya çıkan oylardan anlaşılıyor. Obama’nın 7. sırada bulunduğu anketle ilgili olarak bir AKP yetkilisi Cumertesi’ye şunları söyledi: “Time ne demek ‘Zaman’ demek, yani ‘Zaman’ adında bir dergi anket yapacak da Başbakanımızdan başka biri birinci mi çıkacak şimdi?.. Peh!.. Başbakanımızı zorlayan tek kişi var o da Lady Gaga.” CİHAN DEMİRCİ C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog