Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? kitap reylerinde görülcn kalıtımsal bir konuşma bozukluğunu inceledigi sırada FOXP2 geni ile dil arasındakı bağlantıya tanık oldu. Söz konusu genin dcğişimc uğramış bir biçimine sahip olan aile üyeleri sözcükleri dile getirme konusunda zorlanıyorlardı. Almanya'daki Max Planck Enstitüsü evrimsel genbilim uzmanlarından Svante Paabo Hırvatistan'da bulunan üçfosilden elde edilen ve hiç bozulmamış genetik malzcmcler içeren 3 milyar DNA parçasının dizilimini yaparak Neandertal gen haritasmı oluşturdu. Sonuçlar Neandertallerin de dil ile bağlantılı FOXP2 genine sahip olduklarını ortaya koytnaktaydı. Çağdaş insanlann Neandertallerle konuşup konuşmadıklarını bilmiyoruz, ama birbirlerine kur yapınış olabilirler. Washington Universitesi'nden Erik Trinkaus'un 2006 yılında Romanya'da elde ettiği fosil kanıtları iki türün birbirleriyle çiftleştiklerine işaret ediyor. Ancak, çağdaş insanlar bu görüşü dcstekleyecck Neandertal DNA'sından yoksunlar. Doğal olarak Neandertaller ile çağdaş insanlar her zaman dostluk duygularıyla biraraya gelmiyorlardı. Shanidar 3 adıyla bilinen erkek bir Neandertalin kalıntılarmdan kaburga kemiğinde derin bir yarık olduğu anlaşılıyor. Çağdaş insanın fırlattığı bir mızrağın bu yarığa nedcn olabileceğinc inanılıyor. (Neandertaller yalnızca vunnalı, ağır silahlar yapıyorlardı.) Çağdaş insanlarla aralarındaki çekişme Neandertallerin yaklaşık 28,000 yıl önce yeryüzünden silinmclerinc yol açmış olabilir. Bizler, bir olasılıkla, Neandertallerden daha iyi besleniyorduk. Neandertal kemiklerindeki kimyasal izler bu türün et ağırlıklı beslendiklerine işaret ederken, çağdaş insanlann av hayvanları, dcniz ürünleri ve su kuşlarıyla beslendikleri biliniyor. Daha çeşitlilik içeren bir beslenıne düzeni atalanmızın aşırı iklim koşullarında yaşamda kalmalarına yardımcı olabilirdi. Yalnız insansı: Tarih boyunca dünya üzerinde farklı insansı türlerinin birarada yaşadıklan bilinse de, günümüzdcki tck insan türünü bizler oluşturuyoruz. Nitekim, yakın akrabalanmız tarihin başlangıcına yakın bir döneme dek varlıklannı sürdürdüler Hobbit insanları adıyla bilinen ve minicik kemikleri 2003 yılında gün yüzüne çıkanlan canlılar en az 17,000 yıl önce şimdiki Endonezya topraklarında yaşamlarını sürdürmekteydiler. Boyun önemi yok mu? Hobbit insanlarının beyinleri şempanze beynine cşit büyüklükteydi, ama bu insanlar yine de taştan aletler yapma konusunda bizler gibi yetenekliydiler. DNA incelemeleri günümüzde yaşayan tüm insanlann 60,000 yıl önce Afrika'dan göç eden birkaç yüz insandan türemiş olabileceklerini ortaya koyuyor. Dünya üzcrindeki tüm insanlann mitokondriyal DNA'larındaki çeşitliliğin (genetik bağlantıları belirlcmenin standart bir yolu) Afrika'da yaşayan yerel şempanze nüfuslarına kıyasla daha az olduğu göriildü. Evet, biz insanlar günümüzde de evrilmeye devam ediyoruz...hem de eskisinden çok daha hızlı bir biçimde. Açık ten rengi, sarı saç ve sütü sindirebilme yeteneği gibi özelliklerin tümü de kısa bir geçmişe uzanan evrimsel yenilikler. Wisconsin Universitesi'nden bir insanbilim uzmanına göre, 5000 yıl öncesinin insanlan bizlerden çok Ncandertalleri andıran genetik özelliklere sahiptiler. İnsanın evrimi konusunda bilmediklerimiz Biz insanlar günümüzde de evrilmeye devam ediyoruz...hem de eskisinden çok daha hızlı bir biçimde. Açıkten rengi, sarı saç ve sütü sindirebilme yeteneği gibi özelliklerin tümü de kısa bir geçmişe uzanan evrimsel yenilikler 1924 yılında, Güney Afrikalı bir taş işçisi kazı yaparken şimdi Australopithecus adıyla bilincn ve 2,5 nıilyon yıllık bir insansı türü olan Taung çocuğunun taşıllaşmış kafarasıyla karşılaştı. Bu bulgu, Charles Danvin'in 150 yıl önce "Türlerin Kökeni" başlıklı yapıtında ortaya attığı, insanlann daha önceki maymunlardan türediklcri yönündeki kurama da somut bir kanıt getirmiş oldu. O dönemde kcndilerini Piltdi)wn adamının büyüsüne kaptırmış olan insanlann çoğu Taung çocuğuna pek yüz vermedi. Gelgelelim, 1953 yılında The Times gazetesinde yayımlanan bir haber sonucunda sözde aramız olduğu öne sürülen ve çcne kemiği bir orangutana, kafatası insana ait olan Pikdown adamının şaka olduğu anlaşıldı. Piltdovtm aldatmacası, Arthur Conan Doyle'dan Fransız rahip Pierre Teilhard de Chardin'e, çok sayıda kişiye mal edildi. Artık hemen hemen herkes bu işin Britanyalı amatör kazıbilimci ve reklam dünyasının kötü ünc sahip kişilerindcn Charles Dawson'un başının altından çıktığı göriişünde birleşiyor. Taung çocuğunun önemini fark eden Avustralyalı insanbilim uzmanı Raymond Dart bu türe Austnlapithccus africanus adını verdi. 1940'lara gclindiğindc buna benzer başka bulguların elde edilmesi üzerine Dart'ın meslektaşları da Taung çocuğunun goril yavrusu olmadığını kabul ettiler. 3.2 njilyon yıllık Australopithecus afarensis türünün bir örneği olan çarpıcı bütünlükteki Lucy, 1974 yılında, Donald Johanson tarafından Etiyopya'nın Hadar bölgesinde gün yüzüne çıkartıldı. Lucy öylesine değerli bir bulguydu ki, kahntıları uzun bir süre Etiyopya Ulusal Müzesi'nin gözler •' " den ırak bir köşesinde tutuldu. Lucy 2007 yılında Afrika'yı terk ederek A.B.D'ye doğru bir yolculuğa çıkrı. Yolculuğu sırasında Houscon, Seattle ve New York gibi kentlere uğradı. Sergiyi kaçıranlar yakında intemetten Lucy'nin ayrıntılı CT caramalarına ücretsiz olarak ulaşabilirnm. lcr. Bu ayaklar yürümek için yapılmış. Homo erectus çağdaş insan gibi dik yürüyen ilk atamı: olabilir. Ne var ki, Orrorin tugencnsis' in (Kenya'da bulunan bir primat fosili) kalça kemikleriyle ilgili yeni bir çözümleme 6 milyon yıl önce, yani Homo erectus'tan 4 milyon yıl önce, ilk insansı primatların arka bacakları üzcrinde rahatlıkla yürüyebildiklcrini ortaya koydu. Sıkı dostlar. İnsan ile şempanzenin evrimsel süreçleri o dönemlerde, ilkin en az 6.3 milyon yıl önce ve ardından yüzlerce bin yıl sonra olmak üzcrc, iki kcz kcsişmiş olabilir. Bu durum iki türün eninde sonunda yollarını ayırmadan önce kcndi aralarında çiftleşmiş olabilcceklerine işaret ediyor. DNA düzeyi açısından ele alındığında, insanlarla şempanzeler arasında yaklaşık %95 oranında bir benzerlik olduğu göriilüyor. İkisi arasındakı en belirgin farklılığın konuşma dili oluşturma yetisiyle ilintili FOXP2 gcninde olduğuna dikkat çekiliyor. Britanyalı bir araştırma ekibi Londralı geniş bir ailenin bi Emperyalizm, Sosyalizm ve Türkiye «mptryBİiını, KorkutBORATAV Ryat: 27.00 YTL Ankara Üniversitesi Siyasaı Bilgiler Fakültesi Iktisat Bölümü emekli öğretim üyesi KorkutBoratav, sadece iktisat alanında değil, sosyalbilimlerin farklı disiplinlerinde çok önemli katkılarda bulunmuş dünya çapında birbilim insanıdır. Meslektaşlannın deyimiyle bir "başöğretmen"dir. Emperyalizm, Sosyalizm ve Türkiye, Boratav'ın Türkçe'de ve yabancıdillerdekiakademik makaleleri ile söyleşilerinin belirli bir sistematik iılenerek, yazar tarafından gerekli düzenlemeler yapılıp notlar eklenerek bir araya getirilmiş bir seçkisidir. Kitapta yeralan toplam kırkbirmetin sırasıyla "Emperyalizm ve Dünya Ekonomisi", "Sosyalizm ve Sol Siyaset", "Marksist Kuram ve Sınıflar", "Türkiye: Bölüşüm, Büyüme ve Bağımlılık" ana başlıklan altmda toplanmışbr. Bu metinler, yazarın yaklaşık yarım yüzyıl boyunca ısrarla takip ettiği ve önemli katkılar yaptığı tarihsel maddeciliğin zamana, moda yönelişlere karşı dayanaklılığını ortaya koymaktadır. Boratav'ın billur üslubunu, pırıltılı mantık gücünü ve eşsiz cözümleme yeteneğini yansıtan metinler yalnızca öğrenenlere değil öğretenlere de, yalnızca iktisatçılara değil diğer sosyal bilimcilere de, yalnızca akademisyenlere değil Türkiye'yi, dünyayı, tarihi, bugünü ve yarım anlamak isteyen geniş bir okuyucu kitlesine de hitap eden vazgeçilmez bir kaynak, bir başyapıttır. Türkiye'nin Tarihi Coğrafyası'nda Akarsular Bugünkü Adları • Antik Adlan • Döküldükleri Yer • Görselleri Akarsular açısından zengin birülke olan Türkiye topraklarından doğan akarsuların çoğunluğu çevremizdeki denizlere dökülmekte, bir bölümü de göllere boşalmaktadır. Denize paralel sıradağlar nedeniyle özellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgemizin vadilehnden çok sayıda çay, dere ve ırmak denize ulaşmaktadır. En eski yazılı kaynaklardan itibaren bu nehirler tarihi coğrafyamızın en karakteristik belirleyicilerinin başında gelmektedir. Smırlanmız içersindeki en , AKARSULAR uzun ırmağımız 1355 km ile Hitit döneminde Marassantiya, klasik çağlarda Halys olarak adI a n d ırılan Kızılırmak'tır. Anadolu'dan doğan Fırat {Eurphates), Dicle (Tıgris) Basra Körfezi'ne, Aras (Araxes) ve kolu Kura HazarDenizi'ne dökülmektedir. Kaynakları sınırlarımızın dışında olan Meriç (Hebros) Ege'ye, Asi (Orontes) Akdeniz'e dökülmektedir. Nezih Başgelen tarafından hazırlanan bu ilginç çalışmada Türkiye'nin Tarihi Coğrafyası açısından adlarını antik kaynaklarda yeralan Türkiye akarsuları ile ilgili 12 alfabetik sıralama yer almaktadır. İlk olarak bugünkü ve antik adlarıyla iki ana grup yapılarak, karşılıklan paranteziçinde verilmiştir. Daha sonra döküldükleri denizlere göre, Akdeniz'e, Ege Denizi'ne, Marmara Denizi'ne, Karadeniz'e ve göllere ulaşan akarsulanmız bugünkü ve antik adlarıyla alfabetik olarak listelenmiştir. Bu sınıflandırmalara paralel her bölümün sol sayfalannda alfabetik sıraiamalar, sağ sayfalannda ise bir bölümü ilk kez yayımlanan görseller yer almaktadır. Konu ile ilgilenen geniş bir kitlş için önemli bir başvuru kaynağıdır. Kitap teminiiçin: www.arkeolojisanat.com yada 0 2122930378 E 5 CM Rita Urgan, kaynak Discovery
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog