Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

POLITIK BILIM Aykut Göker :/www.inovasyon.org;hagoker8ttmail.com AĞRI ARAŞTIRMALARl""\ AĞRI: EN KARMAŞIK DUYU ALGISI Büyükerşen'in yaratoğı 'yeni Eskişehir'hakkında bugüne dek çok şey yazıldı. Ama sanıyorum, bu kentteki gelişmeyi çözümleyebilmek için artık başka kavramların da kullanılması gerek... YenilikçiYaratıcı Bir Kent; Eskişehir Eskişehir, doğduğum, böyüduğöm kenttir. Fırsat buldukça giderim. Eskiden bu ziyaretlerimi arkadaşlarımı görmek için yapardım. Insanın, bir kentte, ilkokul birinci sınıfta aynı sırayı paylaştığı, lise son sınıfta sıra arkadaştığını sürdürdüğü, üniversite yıllannı Istanbul'da birlikte geçirdiğiErhan Türker (Anadolu Ûniversitesi Hukuk Fakültesinin önceki dekanlarındanf gibi bir dostu olursa, o kente sıkça uğramak için, bu bile tek başına yeterli nedendir. Ama son zamanlarda bir başka güçlü neden daha ortaya çıku: Üseden sınıf arkadaşı olmakla övündüğüm sevgili YılmazBüyOkerşen'in kentte başka neler yaptığını görmek isteği... Ekim'de, yine Eskişehirli bir dostun, Avukat Vedat Baranoğlu'nun, düzenlediği bir grup gezisini fırsat bilerek yine bu kente gittim. Hem dostlarla doyasıya sohbet etme hem de kenti yeniden dolaşma mutluluğunu yaşadım. Bu kez, grubumuza eşlik eden rehberimiz Burhan Değirmenchğlu sayesinde, kentte yapılanlar hakkında çok daha fazla bilgilenme imkânım oldu. Tam Eskişehir Buyükşehir Belediyesi Sanat ve KOHSr Sarayı'nda rehberimizin açıklamalarını dinliyordum ki, Müfit Akyos'un vvmv.inovasyon.org'da yayımlanan "Çağdaş yenilikçi yerel yönetimlere..." başlıklı makalesinde ele aldığı 'yenilikçi, yarabcı kent' kavramını anımsadım ve bir an için, Akyos'un anlattığı yenilikçiyaratıcı kentböyle bir şey olsa gerek diye düşündüm. Bence Eskişehir artık böyle bir kent Kentin merkezinde kalan eskişarap, kiremit, kereste fabrikalarını; Yaş Sebze ve Meyve Hali'ni; Mezbaha'yı, binalarının dokusunu, deyim yerindeyse buraların 'havasını' bozmadan ve geçmişlerinin birmüzecilik tiîizliliğiyle ziyaretçilere sunulduğu yepyeniyaşam ortamlarına dönüştörmedeki yaratıcılık ya da Toprak Mahsulleh Ofisi'nin dev beton silosunu, doğal görünümünü koruyarak bir otele dönüştürmeyi düşünebilme yeteneği elbette takdire değer. Kentin ortasından geçen Porsuk Çaymı adeta yeniden tasanmlamak ve kenannda 14 kilometrelik yepyeni bir yaşam şeridi yaratabilmek; Odunpazan'nda eski doku üzerinde yaşamı yeniden üretebilmek de öyle... Ama hepsinden önemlisi, bu fiziksel, estetik dönüşümlenkente damgasını vuran estetik bir bütünlüğe ulaştırarak ('şehir mobilyaları' bilebu bütünlüğü bozmayacak biçimde Belediye tarafından tasarlanıp üretiliyor) yaratılan farklılığın cazibesini ekonomik ve toplumsal bir faydaya dönüşturebilme başarısının gösterilmiş olmasıdır. Sağlanan ekonomik faydanın en çarpıcı gö'stergesi kentin giderek artan turizm gelirleridir. Yenilikçiyaratıcı ükirlerin böyle bir ekonomik, toplumsal faydaya dönOşturülmesi bu köşenin okurlarının âşinâ oldukları bir kavramdır. Yenilikçiyaratıcı bir kentin doğduğu konusundaki kanımı asıl pekiştirense, Sanat ve Kültür Sarayı'nı gezerken gördüklerim, öğrendiklerimdir. Saray'ın üç muhteşem salonu var. 492 kişilik Konser (ve Opera), 569 kişilik Tiyatro ve bir de Sergi Salonu... (Belediye'nin bir senfoni orkestrası olduğunu da unutmayalım.) Asıl etkileyici olansa, buranın, kent dışından da çok sayıda izleyiciyi ve ülkemizin övünç kaynağı olan sanatçıları cezbeden bir sanat merkezi haline gelmiş olmasıdır. En az bunun kadar önemli olan bir başka noktaysa, Belediye 'nin gözetiminde dözenlenen programlar çerçevesinde, kent ahalisinden o güne dek hiç fıyatroya g'ıtmemiş insanların, özellikle de kadınların bu etkinlikleri izleyebilmelerine olanak tanınarak davet edilerek halkın sanata ısındırılması yönöndeki bilinçli çabadır. Tıpkı kentin heykellerle donatılarak kentiinin heykel sanatına ısındırılması; Karikatür Müzesi'yle karikatursanatına ısındırılması gibi... Kentin ve Anadolu Ûn'ıversitesi'nin diğersaoat ve kültür merkezlerinden ya da Ûniversite'nin bahçelerine serpiştirilmiş, heykel sanatının kenttekinden çok farklı örneklerinden söz etmeyeceğim. Siz olsanız, bunlan gördükten sonra, Eskişehir'in, sanatçılarsanat âşıklan için de dört başı mamur bir câzibe merkezi olma yolunda olduğu ve bu yazının başlığındaki nitelemeyi hak ettiği kanısına varmaz mıydınız? Kentimin güzel insanlarına, dostiara selam olsun... Türk ile Alman'ın ağrı algısı farklı Ağrı, kültür ve geleneklere göre değişiyor. Alman iç hastalıkları uzmanı ve etnolog Norbert Kohen örneğin giiney Avrupalıların nereleri ağrırsa ağrısın kendilerini baştan ayağa kadar hasta hissettiklerini söylüyor: "Bir Türkün iyileşmesi için ayrıntılı açıklamalar ve teselli gerekirken, bir Alman için reçete ve kesin tam yeterli olmakta". İnsanların en fazla ağrı çektikleri bölge olan Doğu Anadolu'da ağrı çekenlerin oranı %84.6. Bu bölgeyi %78 ile Güneydoğu Anadolu takip ediyor. En az ağrı çekenler Marmara ve Karadeniz Bölgesinde yaşayanlar. Her insan zaman zaman hafif ve veya şiddetli ağrılar çekebilir. Ağrının şiddeti ne olursa olsun algılanışı kişiden kişiye değişir, yani sübjektiftir. Bir insanın ağrıyla ilişkili bir hastalığı olduğunu anlasak da, o kişinin ağrıyı ne şekilde algıladığım ve onun için ne anlama geldiğini bilemeyiz. Ağrı ve zevk, beyinde aynı yerde üretiliyor! A ğrı kavramı üzerinc son tanımlamalardan biri olan Uluslararası Ağrı Araştırma Birliği'nin açıklaması şöyle: "Ağrı guncel veya potansiyel bir doku yamlanmasıyla ilgili olan ya da bu tür hasarlarla açıklanabilen rahatsız edici bir duyu ve duyu deneyimidir". Bu şekilde tanımlanan ağrılar dokunun akut olarak hasar görmesi ya da olası bir doku hasarının yakınında ortaya çıkar. Yani bozukluk ağrı için bir koşul değil. Buna görc, doku hasarı olmadan da ağrı ortaya çıkabilir. Bu şekilde ağrının duygusal durumu, kişiye özel olma hali ve ağrı algısının sübjektifliği vurgulanmaya çalışılmakta. Ağnnın kaynağı saptanamadığı ya da tedavi edilmediğinde kronikleşebilir. Ömcğin birçok insan sürekli baş veya bel ağrısmdan yakınır. Ülkemizde gerçekleştirilen ağrı araştırmasına göre ağrılarm yüzde dokuz buçuğunu kronik olanlar oluşturmakta. Kadınlarda kronik ağrılar daha fazla görülmekte. Ağrılar yaşlandıkça kronikleşiyor. Klinik Farmakoloji Derneği başkanı Prof. Dr. Cankat Tulunay'ın ağrı konusunda yapılan en kapsamlı araştırma dediği 'Türkiye Bilimsel Ağn Araşurması" on sekiz ya$ üzeri dört bin kişiyle tüm coğrafi bölgeler ve metropollerde gen^kleştirildi. fazla olması iklimsel ve çevresel faktörlc ilgili." Ağn araştırmaları sonucunda uzmanlar artık ağrının bir insanın algılayabileceği en karmaşık duyu olduğunu anlamaya başladı. Dünyada başka hiçbir şey bilince bu kadar derinden işlemiyor. Sp/ege/dergisinde (Spiegel 36/2008) yayımlanan ağrı araştırmasında da ağrı ve ağrı türleri enine boyuna irdelenmekte. Almanya'da tıp doktorları, psikologlar ve beyin araştırmalarından oluşan uzman grupları, artık ağrının klasik uyarıreaksiyon motifinden fazlası olduğuna inanıyorlar. Yani ağrı, bıçağın keskin kenanna değen eli geri çeken nöronsal sinyalden çok fazlası. Belli başlı durumlarda ağrı, insanın hayatta kalmasını garantileyen evrimsel uyan işlevini yitirmekte. Böyle olunca da gece ve gündüz devam ederek kronikleşiyor. Beyin ve sırt omuriliğine öylesine derinden işliyor ki ağrı uyarımı geçtikten sonra bile eziycti kalıcı olmakta. Bu durumda artık hastalık halinc gelen ağrının dindirilmesi için haplardan, damlalardan veya fitillerden fazlası gerekiyor diyor uzmanlar. Hastanın ağrı belleği tedavi cdilmesi gerekir. Yani yaşamın, devam eden ıstırapla beyinde ve sırt omuriliğinde bıraktığı izlerinin değiştirilmesi önemlidir. "Hiçbir şey görülmese de ağn gerçektir, ağn hayal edilemez veya uydunılamaz" diyor nöropsikolog RolfDedef Treede Spiegel dergisinde. Ağn daha çok bedensel reaksiyon, insan aklı ve yaşam biçimleriyle ilgili çoklu bir yapı. Nitckim bir insanın ağrıyı ne zaman ve nc şiddette hissedeceği konusunda hepsi aynı derecedc etkili oluyor. MARMARA VE KARADENİZ'DE AGRIAZ İnsanların en fazla ağrı çektikleri bölge olan Doğu Anadolu'da ağrı çekenlerin oranı %84.6. Bu bölgeyi %78 ile Güneydoğu Anadolu takip ediyor. En az ağrı çekenler Marmara ve Karadeniz Bölgesinde yaşayanlar. Bölgelcre göre ağn ProP.Dr.Süleyman özyalçın, Ulusal Ağrı Kongresi'nde şu şekilde açıkladı: "Karadeniz rutubetli olduğu için eklem ağnları daha fazla görülmekte, doğu ve guneydoğuda ise soğuklar adalc ağnlanna neden oluyor. Karadeniz bölgesinde yaşayanlar ağrılannı daha iyi tanımlayabiliyor ve hemen doktora başvu' ruyorlar. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ağn çekenlerin çok Kimi uzmanlara göre aşk acısı ve bedensel ağn neredeyse aynı beyin yapdannda işlenmekte. Bir insan kırık bir kalp yüzünden yaşamını bile yitirebinedenlerini l i r A ğ n y ı tedavi < lek hem çok çeşitli olması nedeniyle hem de insanın aşk deneyimleri kadar kişisel olduğu Olkemizde bölgelere göre ağn için çok zor diyor MaxPlanck oranlan: Psikiyatr Enstitüsü'nden %56,2 Marmara: Welter Zieglgaensberger. %66,6 Karadeniz: Uzun bir süre insanın yalAkdeniz: ' %27,7 nızca görülebilir bir yaraya sa%72,7 Ege: hip olması halinde acı çekeİç Anadolu: %72,7 bileccği düşüncesi kabul görmGüneydoğu Anadolu: %78 üştü. Fransız filozof Rene %84,6 Doğu Anadolu: ;'ın bu düşüncesi üç . ^ . ..., t..
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog