Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 10 DIŞ HABERLER CUMHURİYET 26 KASIM 2010 CUMA dishab@cumhuriyet.com.tr KAVŞAK ÖZGEN ACAR Bir Kılıç Kalkan Oyunu! göre Değişik raporlarabombası var Adana İncirlik’te ABD’nin 50 ile 90 arası atom mı, var! İsrail’de atom bombası var mı, var! İncirlik’tekiler başta Moskova olmak üzere eski “Varşova Paktı” ülkelerine karşı konuşlandırılmamışlar mıydı? Peki, bu “pakt” dağıldı, ama nükleer silahlar hâlâ İncirlik’te! Peki, kime karşı? İsrail’dekiler kime karşı, İncirlik’tekilere mi karşı? Yooo! Diyelim ki İsrail bunları “nefsi müdafaa” için bulunduruyor. Bu durumda İran’ın, gerek İsrail ve gerek İncirlik’teki atomlara karşı “nefsi müdafaa” için nükleer silah yapması da hakkı değil mi? Bu yargıyla İran’dan yana olduğum sanılmasın! Tüm nükleer silahlara karşıyım. Hele gereğinde Hitler’in çılgınlığını yapabilecek bir kimlik sergileyen İran’ın Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın parmaklarına emanet edilmiş bir “nükleer düğmenin” (“Buton” diyenlerin dilini eşek arısı soksun!) yaratacağı korkunç sonuçları düşünebiliyor musunuz? George Lukas 1977’de “Yıldız Savaşları” filmi ile kapıyı uzaya ve nükleer silahlara, lazerli dövüşlere açtı. Sonrasında beş film daha yaptı. Şu ana kadar filmler 6 milyar dolar gelir sağladı. Dünya ekonomisine Nev York’taki “Vall Street (Duvar Sokağı)” yön verir. Dünya savaş sanayisine ise Vaşington’daki Savunma Bakanlığı “Pentagon (Yunanca kökenli “beşgen” demektir)” yön verir. İkisi arasındaki “al gülüm ver gülüm” ABD ekonomisinin omurgasını oluşturur. Pentagon, önce “ABD Ulusal Füze Savunma Programı” diye tutturdu. MoskovaVaşington arasındaki “s….. yarışı” ile tırmanan nükleer silahlanma, bereket Varşova Paktı’nın çökmesi ve Sovyetler Birliği’nin temel gündemi oluşturdu. Moskova’ya “kalkana” katılmanın kapısı da aralandı. Ziyaretin alt gündemini oluşturan, Müslümanların karşıtlığı ile tanınan Anders Fogh Rasmussen’in KAAÖ Genel Yazmanlığı’na getirilmesinde Ankara ikna edildi. Karşılığında KAAÖ’nün 12 kişiden oluşan “Akil Adamlar Kurulu’nda” emekli Büyükelçi Ümit Pamir ve “Genel Yazman Yardımcılıklarından birinde” de Büyükelçi Hüseyin Diriöz’ün görevlendirilmesi kabul edildi. Böylece, KAAÖ’nün Brüksel Karargâhı’nda “Füze Kalkanı” konusunda bir “teorisyen”, bir de “pratisyen” iki Türk de karara katkı yapacaklardı. Nitekim Pamir’ın kurulu, mayısta “Yeni Strateji Kavramı” ile ilgili lehte raporunu Lizbon doruğuna sundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Lizbon’a uçmadan önce yapılan açıklamalardaki “düğme bizde olmalı” savı, sonradan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “buton KAAÖ’de olmalı”ya çevrildi. 28 ülke “oybirliği” ile “Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım” önerisine “olur” dedi. Kalkanın 2010’a kadar tamamlanması hedeflendi. Toplantıya ilk kez katılan Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev de göz kırptı. Kırpılan gözün kapsamına “Rusya’nın füze kalkanında komuta ve konuşlandırmada paylaşım” giriyordu. Türkiye’ye biri Kuzeydoğu, ötekisi Güneydoğu Anadolu’da olmak üzere füzeler ve radarlar yerleştirilecekti. Ama bu füzelerin hedefi Gül ve Erdoğan’a göre İran değildi! Herhalde, Kuzey Kore’nin nükleer silahlarından Türkiye ve Avrupa’nın korunması sağlanacaktı! Tabii İran bunu yuttu! Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy “Biz kediye kedi deriz. Füze tehdidi İran’dır” diye açık seçik konuştu. Erdoğan da “Biz de kediye kedi deriz” yanıtını verdi. İngilizce “cat (ket okunur)”, bazı Batı dillerinde de “ket” telaffuz ve heceleme farkıyla söylenip yazılır, Fransızcaya da “chat (şa)” diye geçmiştir. Erdoğan’ın bilmeden söylediğinde bir gerçek vardı. O da “kedi” sözcüğünün Türkçeden Batı dillerine girdiğiydi. O bol tüylü güzelim İran kedilerine Farsçada “gorbey” denilir. Şimdi hedefte “gorbey” olacak! Diyelim ki İran nükleer füzesini ateşledi. Kalkan füzeleri radarda saptadıktan sonra ileri karakol Türkiye’dekiler ateşlenerek “ilk hızında, yörüngede uçuşunda, düşüş aşamasında” olmak üzere üç evrede yok edecekler. Füzelerin, “yörünge” aşamasında atmosfer dışına çıktığında düşürülmesi yeğleniyor. Çünkü düşürülen füzenin atomlarının serpinti külleri en aza indirilecekmiş! Bu serpintilerin ilk inecekleri yer Türkiye olmayacak mı? Peki, bu füzeleri ve radarları kim finanse edecek? KAAÖ’nün üyelerinden ekonomisi iflasın eşiğine gelen Yunanistan mı, Portekiz mi, aynı duruma doğru ilerleyen İspanya mı? Bu ülkelerin ayranı yok içmeye, tahtırevanla gidebilirler mi kılıç kalkan oynamaya? Ya da konuşlandırma için KAAÖ’den para isteyen Türkiye mi? Bu füzelerin ve radarların yapımcısı olarak üzerlerinde “Made in US (Amerikan Malı)” mı yazılacak? Bu yapımcıların Duvar Sokağı’na katkısı ne olacak? Lizbon Doruğu’nun ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ilk kez açıkladı. İranlıların Türk bankalarındaki mevduatı 4.3 milyar doları aşmış. Bir başka deyimle Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu’nda İran’a karşı yaptırım kararına karşı çıkan Türkiye’deki yabancıların her 5 dolarından 1 doları İranlılarınmış. CHP Genel Başkanı, “füze kalkanı” konusunun TBMM’nin kapalı oturumunda görüşülmesi istemine “Bu işi büyütmenin bir anlamı yok” demiş. Hani Türkiye’de demokrasi vardı! Washington üç radar istiyor NATO Avrupa Müttefikleri Komutanı Oramiral James Stavridis, ‘Potansiyel tehditleri düşünmek zorundayız’ dedi ELÇİN POYRAZLAR WASHINGTON ABD’nin NATO füze savunma sistemi kapsamında birden fazla radarın konuşlandırılmasını hedeflediği öğrenildi. Washington’da Yabancı Basın Merkezi’nde gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Avrupa Komutanlığı ve NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Oramiral James Stavridis füze savunma sistemi çerçevesinde Bulgaristan’a radar yerleştirilmesi durumunda Türkiye’ye de radar konuşlandırılmasına gerek olup olmadığı yönündeki bir soruyu yanıtladı. Stavridis, “Bir radar iyi, ikinci radar daha da iyi olur. Üç rada ra sahip olduğumuz bir dünyayı da öngörebilirim. Bunlar şu anda üzerinde çalıştığımız teknik konular. Yalnızca savunmak zorunda olduğumuz coğrafyayı değil, aynı zamanda potansiyel tehdidin gelişmesini de dikkate almalıyız. Bu sonuçlanmadan önce kesinlikle birden fazla radar olacak” diye konuştu. Komuta ABD’yle paralel Füze savunma sisteminin komuta ve kontrolü ile ABD’nin “aşamalı uyarlanabilir yaklaşım” sistemiyle birleştirilmesine yönelik teknik detayların henüz kesinleşmediğini aktaran Stavridis, gelecek 6 ay içinde bu konuda bir öneri geliştireceğini ve bunun Kuzey Atlantik Konseyi yoluyla üye ülkelere sunulacağını ifade etti. Stavridis ayrıca NATO sisteminin komuta ve kontrol yapısının ABD’nin sistemiyle paralel olacağını söyledi. Stavridis “Zaman içinde NATO sistemiyle nasıl entegre olacağımıza karar verirken bu yapının NATO parçasını devreye sokacağız ve bu, ABD’ninkiyle kabaca paralel olacak. 28 üye ülkeden NATO Genel Sekreteri’ne, bana ve NATO’daki paralel komuta zinciri yoluyla aşağılara uzanacak şekilde yönetilen bir yapısı bulunacak” dedi. kalkanına talip DENİZ BERKTAY Ukrayna, füze KİEV Uluslararası kamuoyunda Rusya’ya yakın olarak bilinen Ukrayna yönetimi, NATO’nun füze kalkanı projesine destek olmaya ve radar üslerini bu proje için kullandırmaya hazır olduğunu açıkladı. Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Raisa Bogatiryova, Ukrayna’nın Mukaçevo ve Sivastopol’da bulunan radar üslerini kullanıma sunmaya ve NATO ile bu konuda somut bir işbirliğine girmeye hazır olduklarını söyledi. Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkan Yardımcısı Stepan Gavriş de Ukrayna’nın NATO ile işbirliğinin geliştirilmesinden yana olduklarını belirtti. B Kızıl Kmerlerden sonraki en büyük trajedi Kamboçya’da, köprüde yaşanan izdiham faciasında ölen yüzlerce kişi için bir günlük yas çerçevesinde dün törenler düzenlendi. Bütün ülkede bayraklar yarıya indirilirken gece kulüpleri de bir günlüğüne kapatıldı. Başbakan Hun Sen, izdihamı Kızıl Kmer teröründen beri yaşanan en büyük trajedi olarak niteledi. (EPA) AN’IN KIBRIS RAPORU ‘Türk tarafının yeni girişimleri oldu’ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) BM Genel Sekreteri Ban Kimun, Kıbrıs’taki müzakerelerin son durumuna ilişkin raporunda, Kıbrıs Türk tarafının mülkiyet konusunda “taze girişimler ortaya koyduğunu” belirtti. Müzakerelerde mülkiyet konusunun ekonomik ve mali boyutlarına değinen yeni önerilerin yapıldığını bildiren Genel Sekreter, “Kıbrıs Türk tarafı taze girişimler ortaya koydu, Kıbrıs Rum tarafı da pozisyonlarında değişiklik yaptı” dedi. Mayıs ayından beri KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas’ın mülkiyet konusunda 15 kez görüştüklerini hatırlatan Ban, bunun dışında liderlerin özel temsilcilerinin ve iki tarafın uzmanlarının da 21 defa mülkiyet konusunda teknik seviyede ilerleme sağlama amacıyla bir araya geldiklerini kaydetti. Ban raporunda, Kıbrıs Rum kesiminde mayıs ayında, Türkiye’de de haziran ayında yapılacak seçimler öncesinde, müzakerelerde tüm başlıklarda esaslı bir uzlaşma sağlanamaması durumunda, “müzakerelerin askıda kalabileceğini ve hatta ölümcül şekilde başarısız olabilmesi yönünde ciddi risk bulunduğunu” vurguladı. Genel Sekreter, BM’nin Kıbrıs’taki “iyi niyet misyonuna” ilişkin olarak adadaki müzakerelerin geçmişini özetleyen, şu anki durumu değerlendiren ve iki tarafa tavsiyelerde bulunan ve BM Güvenlik Konseyi üyelerine sunulan raporunda, çözüm yönündeki beklentilerin gerçekleşmediği belirtilerek, 3 ay sonra yeni bir rapor sunulacağı kaydedildi. G. Kore Savunma Bakanı istifa etti Dış Haberler Servisi Güney Kore, Kuzey Kore ile patlak veren krizin ardından, Sarıdeniz’deki 5 adasında bulunan askeri güçleri takviye edeceğini bildirirken Güney Kore Savunma Bakanı eleştiriler üzerine istifa etti. Güney Kore Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sarıdeniz’de, Güney Kore’nin kuzeybatısında ve Kuzey Kore’nin yakınında bulunan adalarda askeri birliklerin “belirgin bir şekilde güçlendirileceği” bildirildi. Geçen salı günü Kuzey Kore’nin topçu saldırısına Güney’den çok zayıf karşılık verildiği yolundaki eleştirilerin hedefinde olan Savunma Bakanı Kim Taeyoung istifa ederken Devlet Başkanı Li Myungbak, bakanın istifasını kabul ettiğini duyurdu. Hükümetten dün yapılan açıklamada askeri birliklere gerekirse daha sert karşılık verme yetkisi tanınacağı kaydedildi. Güney Kore meclisi Kuzey Kore’yi kınayan bir kararı dün oyçokluğuyla kabul etti. Kuzey Kore ise “kendini korumak için, gerekirse yine ateş açmaya hazır olduğunu” bildirdi. ABD’de son başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin başkan yardımcısı adayı olan Sarah Palin, iki Kore arasındaki son krize değinirken bir gafa imza atarak, “Kuzey Koreli müttefiklerimizi desteklemeliyiz” dedi. Bir radyo programında konuşan Palin’in sözleri, araya girerek “Güney Kore” diyen ünlü muhafazakâr sunucu Glenn Beck tarafından düzeltilmeye çalışıldı. Palin bunun üzerine bocaladı. Palin, 2008’deki başkan yardımcılığı kampanyası sırasında da Alaska’nın Rusya’ya yakın olmasının kendisini “Kremlinoloji” konusunda daha bilgili kıldığını söylemişti. MÜTTEFİKİ KUZEY KORE İran kedisi (Düzenleme: METİN SIĞIN) dağılması üzerine tersine döndü. Silah yapımcılarının girdi çarkına takoz konunca “Duvar Sokağı’na” para girmez oldu. Şahinlerden Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Pentagon’a Bakan olan Donald Rumsfeld, “kitle imha silahlarının varlığı” yalanını uydurarak yalnızca Irak’ı George V. Bush’a işgal ettirmekle kalmadılar, Ulusal Füze Savunması’nı “Küresel Füze Savunma Kalkanı’na” dönüştürdüler. TBMM’nin Irak Savaşı’na “hayır” demesi üzerine Türkiye kalkandan dışlandı; Varşova Paktı’nın eski, Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’nün (KAAÖ) yeni üyeleri Polonya ve Çekya’ya, üyelik sözü verilen Gürcistan’a “füze” ve “radar” konuşlandırılması gündeme geldi. Ancak Moskova’nın tepkisi ile bu yapılanma önlendi. Çünkü hedefte yalnızca “İran” değil “Rusya” da var izlenimi yaygındı. Bu planlama ölü doğdu! ABD ekonomisine yeni girdi sağlanamayınca “Duvar Sokağı’na” savaş sanayisinin suyu giremez ve değirmen de dönemez oldu. Ekonomik çark dönmeyince ve sokaktaki Amerikalı konut taksitlerini ödeyemeyince “İpotek Bunalımı” ABD ekonomisini çökertti. Demokrat Barack Hussein Obama, Beyaz Saray’a yerleşti. Füze Kalkanı’ndaki zayıf noktanın Rusya’nın dışlanmışlığı olduğu algılandı. Bunun üzerine Nisan 2009’da “ilk Müslüman ülke ziyaretini” Ankara’ya yaptı. Böylece AKP iktidarı yıkanıp yağlanırken “kılıçkalkan oyunu” BAŞSAĞLIĞI Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Muhammed ŞAHİN’in annesi HAVA ŞAHİN 24 Kasım 2010 Çarşamba günü vefat etmiştir. Cenazesi 25 Kasım 2010 Perşembe günü Rize’nin Pazar ilçesi Sahil Camii’nde kılınan ikindi namazını müteakip Sivritepe Köyü Aile Kabristanı’nda toprağa verilmiştir. Merhumeye Allah’tan rahmet, sayın rektörümüze, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. İTÜ REKTÖRLÜĞÜ BAŞSAĞLIĞI Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Muhammed ŞAHİN’in annesi HAVA ŞAHİN 24 Kasım 2010 Çarşamba günü vefat etmiştir. Cenazesi 25 Kasım 2010 Perşembe günü Rize’nin Pazar ilçesi Sahil Camii’nde kılınan ikindi namazını müteakip Sivritepe Köyü Aile Kabristanı’nda toprağa verilmiştir. Merhumeye Allah’tan rahmet, sayın rektörümüze, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. TÜMÖD (Tüm Öğretim Elemanları Derneği) İstanbul Şb. Etkinliği Konu: Emperyalizm, Kürt Sorunu ve Kürtçülük Bayram Yurtçiçek (İşçi Partisi Genel Bşk. Yrd.) İTÜ MENSUPLARI BAŞSAĞLIĞI Baromuzun 4253 sicil sayısında kayıtlı AVUKAT Prof. Dr. Ümit Özdağ (Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi) MUHARREM NACİ ORHAN vefat etmiştir. Cenazesi 25.11.2010 Perşembe günü kaldırılan meslektaşımıza Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve Baromuz mensuplarına baş sağlığı dileriz. Prof. Dr. Tolga Yarman (TÜMÖD İstanbul Şb. Bşk.) Elmek: ozgenacar@gmail.com Belgegeçer: 0312. 442 79 90 İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI Yer: Attilâ İlhan Kültür Merkezi, Galatasaray Lisesi Karşısı, İstiklal Cad. devamında, Meşrutiyet Cad. No 3/3, İSTANBUL C MY B C MY B Tarih: 27 Kasım, 2010 Saat: 15.30
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog