Bugünden 1930'a 5,447,715 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B GÜNDEM MUSTAFA BALBAY Baştarafı 1. Sayfada Kürt açılımı... Açılım sözcüğünün anlamını elbette hepimiz bi- liyoruz ama, Dil Derneği’nin Türkçe sözlüğünden bir kez daha paylaşalım: “1. Açılmak eylemi. 2. Bir yıldızla gök eşleği ara- sındaki uzaklık; kuzeye doğru olanı artı, güneye doğru olanı eksi imiyle ölçülür.” Siyasilerimiz elbette açılım sözcüğünü bir ko- nuya açılmak, çözüm için bir yaklaşım sergilemek anlamında kullanıyorlar. Ancak görüldüğü gibi açı- lım gökbilimde de kulllanılan ve daha çok “uzak- laşımı“ ifade eden bir kavram. Önce duruma bakalım... Sonra yoruma geçelim... Hiçbir hükümet hiçbir, sorun için çözmemek üzere çözüm önerisi getirmez. Yine buna bağlı ola- rak vurgulayalım; hiçbir iktidar ülkeye yük olsun diye sorun biriktirmek istemez... Ne var ki; çözüm için üretilen açılımların nere- deyse tam tersi sonuçlar vermekte olduğunu gö- rüyoruz. Ermeni açılımındaki amaç; sınırı açmak, kom- şularla ilişkileri geliştirmek, küresel yapının da baş- lıca isteklerinden biri olan Türkiye - Ermenistan ge- rilimine son vermekti. Açıkça vurgulamak gerekirse; biz de aynı duy- gulardayız. Türkiye’nin bütün komşularıyla so- runlarını çözmesi her bakımdan yararınadır. An- cak Ermeni açılımıyla öyle bir hava oluştu ki; bu açılım sonuç vermediği gibi, Türkiye ile Azerbay- can’ın arasının açılmasına neden oldu. Nabucco Projesi’nin başlıca gaz sağlayıcıla- rından görünen Azerbaycan’ın Devlet Başkanı Ali- yev Ankara’daki imza törenine katılmadı. Kıbrıs açılımı her mevsim geleneksel hale ge- len bir süreç... Özellikle 2004’teki referandumun arkasından her yıl Kıbrıs’ta çözüm yılı olarak ilan edildi ama bir türlü açılımlar sonuç vermedi. So- nunda KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da şu noktaya geldi: “Türkiye’nin garantörlüğünden vazgeçilemez. Çö- züm bu noktadan aranırsa güneyle ayrılık derin- leşir.” Kürt açılımı mayısta yükselmişti. Haziranda durgunluk içine girdi. Temmuz sonunda yine güçlü bir açılım söz konusu. Anahtar tümce şu: “Çözüme hiç bu kadar yakın olmamıştık.” Mayısta öne çıkan bu tümcenin ne anlama gel- diği araştırıldı, altından şu çıktı: Devlet kurumları, köşk, hükümet, asker-sivil, bü- rokrasi arasında büyük bir uyum var. Bu tarihi fır- sat bir daha zor yakalanır. Bu yorumlardan 20-25 gün sonra, haziran or- tasında gazetelerin ortak başlıklarından biri şu oldu: “Büyük gerilim!” 12 Haziran’da ortaya çıkan belge, askerin “Medya üzerinden asimetrik saldırı altındayız” yaklaşımına neden oldu... Temmuz sonunda yeniden yükselen “Kürt açı- lımı”nı daha baştan siyasetin kendi içinde ciddi bir gerilime neden olduğunu görüyoruz. Her üç “açılımda” da temel dileğimiz iç barışı- mızı güçlendirecek bir çözüme ulaşılması. Görü- yoruz ki; içi doldurulmadan, hedefi çok net sap- tanmadan yapılan açılımlar amacın tam tersi so- nuçlar veriyor. “Açıldım açıldım da kapanamadım” diye bir tür- kü vardır. Çok ciddi sorunları sulandırmanın ge- reği ve yararı olmadığı için işi bu tür anlatımlara vurmayalım. Ancak şu yorumu yapmadan da geçemeyece- ğiz: Yoksa bu açılımlar; kıyıdan denize açılıp usul usul kıyıdan uzaklaşmak gibi, sorundan uzaklaşmayı mı beraberinde getiriyor. GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Baştarafı 1. Sayfada Acaba gerçek böyle mi? Ülkemiz öyle bir değişimden geçiyor ki; insan haklarını, demokrasiyi, adaleti dillerinden düşür- meyenlerin kimi olaylardaki tutumları, öne sür- dükleri görüşler şaşırtıcı! Dün sabah yazılı medyaya bir göz atar, asker sivil kimilerinin söylediklerine bakarsanız ne de- mek istediğimizi anlarsınız. Mahkeme 2. iddianame ile 3.’yü birleştirdi ve.. duruşmayı 7 Eylül’e erteledi. Önceki günkü duruşmanın talepler bölümünde 156 gündür tutuklu olan Mustafa Balbay söz al- dı ve hâkimler heyetine: Cezaevinde hızla savunmasını hazırlamaya ça- lışırken… 28 Temmuz’dan önceki güne kadar on gündür cezaevinde elektrik olmadığı için gereken çalışmalarını yapamadığını ve medyayı da göre- mediğini söyledi. Balbay açıklamasa -tabii medyamız böyle ba- sit konularla ilgilenmediği için- Silivri Cezaevi’nin neden karanlıklar içinde olduğunu nereden bile- ceksiniz? Batı’nın en modern cezaevlerinden biri olduğu iddia edilen Silivri’de elektrik neden yok? Trafo patladığı ve tam on gündür onarılamadı- ğı için! Jeneratörden verilen elektrik ile Balbay sade- ce bir saat TV izleyebiliyor. Bütün tutuklular gibi günlerdir sadece bir saat.. daha sonraki saatler- de, sabah gün ağarıncaya kadar karanlıkta! İnsan haklarını savunurken mangalda kül bı- rakmayanlar; günlerini, gecelerini karanlıkta ge- çirmenin, saatlerce dört duvar arasındaki bir in- sanı nasıl etkileyeceğini acaba düşünüyorlar mı? Balbay’ın önceki günkü duruşmada ortaya çı- kardığı gerçek, -Hürriyet dışında- fikir gazetesi ol- duğu iddiasıyla yayımlanan gazetelerde, tabii yandaş, yalaka, dinci gazetelerde yer almadı. Yalnız Milliyet’te arka sayfalarda “Silivri Ceza- evi’nde elektrik isyanı” başlığı altında Balbay’ın ve bir başka sanık avukatının sözlerine yer verildi. Trafodaki patlamayla baş gösteren arızanın 28 Temmuz’dan bu yana neden giderilmediğini açıklayan haber; “Cezaevine ait olması sebebiy- le trafoyu Silivri Cezaevi’nin ‘kendi imkânlarıyla ta- mir ettirmeye çalıştığı’ öğrenildi” diyor. Oysa böyle önemli ve büyük bir arızayı cezaevi “kendi imkânlarıyla” çözebilir mi? Cezaevleri Adalet Bakanlığı’nca denetlenen, bu bakanlığa bağlı kurumlar değil mi? Bakan Sadullah Ergin nerede? Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’ne müfettişler göndereceğine, HSYK heyeti ile uğraşacağına.. ce- zaevinin kendi olanaklarıyla günlerdir çözemedi- ği trafo arızasını gidermek için hükümetin elindeki olanakları neden kullanmıyor? İnsan haklarını savunmakta üst perdeden atan iktidar partisinin Adalet Bakanı’nı; yoksa Silivri’deki Ergenekon tutuklularının elektrikten yoksun kal- maları ilgilendirmiyor mu? Balbay, kardeşim; azmin, iradenin, kendine ina- narak yaşamın yıkamayacağı engel yoktur. Bu günler de geçer. Medyayı göremiyorsun ama değişen bir şey yok o cephede! Medyamızı bilmez misin: Guatanamo ceza- evindeki insanlık dışı eylemleri, tutuklulara ABD yö- netiminin reva gördüğü insan haklarına aykırı ha- reketleri günlerce yazar, eleştirir. Yorumlar. Ha- ber yapar. Ama burnunun dibindeki Silivri’de olan biteni bir muhabirle günübirlik izleyip örneğin trafo olayın- daki bakanlığın ilgisizliğini, tutumunu sen söyle- meden gündeme getirmez. Önceki günkü duruşmada, karanlıklarda sa- vunmanı hazırlayamadığın için “Tabiri caizse ada- leti mum ışığında arıyoruz” dedin. Bildiğin bir öyküyü yineleyeyim: “Sinoplu Di- yojen gündüz aydınlığında elinde fenerle kalaba- lığın arasında dolaşırken yüksek sesle bağırır: ‘Adam arıyorum adam’ diye. Çevresindekiler şaşkınlık içinde sorarlar: ‘Bu aydınlıkta bu fener ne- den? Bir sürü adam arasında kimseyi göremiyor musun?’ Diyojen yüksek sesle devam eder: ‘Adam arı- yorum adammmm!’...” Balbay.. sen karanlıkta mumla adalet arıyorsun. Bizler ise günlerdir günün aydınlığında elimiz- de Cumhuriyet feneri, başkentte; “Adam arıyoruz adam.. adaleti, insan haklarını, karanlığa karşı ay- dınlığı savunacak adammm!” ankcum@cumhuriyet.com.tr SAYFA 8 AĞUSTOS 2009 CUMARTESİCUMHURİYET 8 HABERLERİN DEVAMI İstanbul Üniversitesi’nin onur- lu rektörü, görevde bulunduğu sırada o üniversitenin bir öğre- tim üyesi olmaktan mutluluk duyduğum Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, birkaç gün önce Ergenekon duruşma salonunu terk ederken siyaset literatürü- ne geçecek sözler söyledi. Bu salonda, Danıştay cina- yetini işleyen bir katille yargı- lanmak benim için sizin vere- ceğiniz idam cezasından daha ağır bir cezadır dedi. İşçi Partisi Başkanı, hukukçu, Dr. Doğu Perinçek de aynı ne- denlerle duruşma salonunu terk ederken yargılama konumunda bulunanlara muhatap olarak boşaltılan sandalyeleri işaret etti. Ergenekon yargıç ve savcıla- rını, tutanaklara herhalde geçmiş olması gereken bu söz ve dav- ranışlar ne ölçüde etkilemiştir bi- lemem. Fakat bütün bunlar bana ne- dense bütün bir 1982 yılı bo- yunca karşılarına çıkıp durdu- ğum, sonuçta da beni 8 yıl ağır hapis ve bir o kadar sürgün ce- zasına mahkûm eden 12 Eylül yargıç ve savcılarını anımsattı... Sahi bu yargıç ve savcılar nerede şimdi? Ne yapmakta, neler düşün- mekteler? Bir Binbaşı Attila Ülkü vardı. Kürsüde kurt görünümüyle otu- ran, karayüzlü, avurtları çökük bir adam. Ona sonradan daha gençten, Yüzbaşı Tarık Kale eklendi. Bir de sivil savcı Mustafa Gül... Mahkeme kurulunda daha başkaları da vardı belki ama be- nim anımsadıklarım bunlar... Attila Ülkü, hemen her du- ruşma sonunda dalga geçer- cesine “tahliye talebiniz var mı?” diye sorardı. Bunlardan ilkinde, aldanıp olumlu yanıt verdiğimizde, ret kararını yazdırırken herhalde özel zevk duymuş olmalıdır... Ona bu zevki bir daha tattır- madık... Bu Attila Ülkü, hayattaysa eğer, nerede şimdi? Hizmet ettiği faşist rejim onu acaba nasıl ödüllendirdi? Aynı sorular, tanıyıp tanıma- dığım, 12 Eylül rejimine hizmet etmiş bütün öteki sözüm ona hukukçular için de geçerli. O rejimin hukukçu kimliği ta- şıyan kasapları içinde, hukuk ta- nımazlığı ile ün salmış Albay Takkeci diye biri vardı. Birkaç yıl önce ölüp gittiğini duymuştum. Ölürken bir vicdan hesaplaş- ması yapmış mıdır? Tabii böyle bir şeyden haber var idiyse... Barış Derneği duruşmaların- dan birinde, ne yazık ki artık ha- yatta olmayan, sevgili dostum, kardeşim, hücre arkadaşım Ne- dim Tarhan’ın duruşmasını iz- lerken dört dizelik bir şiir kara- lamış, ara verildiğinde avluda eli- ne tutuşturmuştum. O duruşmanın özelliği, mah- keme salonuna ilk kez “tek tip” giysilerle getirilmiş olmamızdı... Uzun boylu, yakışıklı Nedim Tarhan, üstüne dar gelen, ren- gi atmış, paçaları ayak bilekle- rinin üstünde kalan bu giysilerin içinde savunma sırası kendinde olan ilk arkadaşımızdı... Sözünü ettiğim mahkeme heyetinin, bu sabah duruşma- sında, kürsüde azametli gö- rünmeye çalışan bir oturuşları vardı... Nedim, tutukluya onu aşağı- lamak için giydirilen bu gülünç giysilerin içinde konuştukça anıtlaşıp yücelirken kürsüdeki- lerin tafrası bozulmaya yüz tut- tu ve bir an geldi ki çöküp kür- sünün altına saklanacaklarmış gibi bir görünüm aldılar... İnanın, aynen böyle oldu... Dörtlük ise şöyle: Bir arkadaşımı dinledim yur- dunu savunurken İnanç ve güç doluydu, şaşkın yüzler sarkmıştı kürsüden Bizler yarının insanlarıyız diye düşündüm Onlar ise ölüdür şimdiden... 12 Eylül hukukçularını betim- leyen bu dizeleri isteyen herkes üzerine almakta özgürdür... Ben kırk yaşıma Nisan 1982’de Maltepe Askeri Ceza- evi denilen bir zindanda gir- miştim... Gazetede arkadaşlar sevgili Mustafa Balbay’ın bu pazar gü- nü ellinci yaşına gireceğini söy- lediler... Sevgili Balbay, cezaevinde böyle bir yıldönümü, bizler için ömür boyu taşınacak bir onur- dur. Doğum gününü, bu anlamlı yıldönümünü sevgiyle kutluyo- rum. Tıpkı 12 Eylül karanlığı gibi bu günlerin karanlıkları da aşıla- caktır... CUMARTESİ YAZILARI ATAOL BEHRAMOĞLU 12 Eylül’ün Yargıç ve Savcıları Şimdi Nerede? ataolb@cumhuriyet.com.tr Faks: (0212) 343 72 64 İstanbul PB 29 Edirne Y 32 Kocaeli PB 31 Çanakkale PB 31 İzmir A 35 Manisa A 35 Aydın A 37 Denizli A 35 Zonguldak B 28 Sinop A 29 Samsun A 29 Trabzon PB 30 Giresun PB 30 Ankara A 34 Eskişehir A 35 Konya A 32 Sıvas A 31 Antalya A 37 Adana A 32 Mersin A 34 Diyarbakır A 40 Şanlıurfa A 40 Mardin A 36 Siirt A 38 Hakkâri A 28 Van A 28 Kars PB 26 Oslo Y 23 Helsinki Y 20 Stockholm Y 25 Londra Y 24 Amsterdam PB 27 Brüksel PB 26 Paris PB 27 Bonn A 29 Münih A 29 Berlin PB 26 Budapeşte Y 28 Madrid A 39 Viyana PB 26 Belgrad Y 27 Sofya Y 26 Roma PB 29 Atina PB 32 Zürih B 27 Moskova Y 22 Aşkabat A 35 Astana B 25 Taşkent A 37 Bakû A 31 Bişkek B 26 Tiflis Y 33 Kahire A 34 Şam A 37 Ülkemizin kuzey ke- simleri parçalı bu- lutlu, Rize, Hopa ile akşam saatlerinde Edirne ve Kırklareli çevreleri kısa süre- li ve yerel sağanak ve gök gürültülü sa- ğanak yağmurlu, di- ğer yerler az bulut- lu ve açık geçecek. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - “İr- tica ile Mücadele Eylem Planı”nõ hazõrla- dõğõ iddia edilen “Ergenekon” soruşturma- sõ kapsamõnda kõsa süreli tutuklanan Kurmay Albay Dursun Çiçek, kendisiyle ilgili, “maksatlı ve gerçekdışı” yayõn yapan tele- vizyon kanallarõ konusunda gerekli tedbirleri almadõğõ gerekçesiyle RTÜK üyeleri hak- kõnda “görevi ihmal” suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcõlõğõ’na suç duyuru- sunda bulundu. Çiçek’in avukatõ Mustafa Çevik tarafõn- dan başsavcõlõğa sunulan suç duyurusu di- lekçesinde, “Taraf gazetesinde 12 Haziran 2009 tarihinde yayımlanan haberle gün- deme gelen ‘kâğõt parçasõnõn’ kimler tara- fından üretildiği ve bahse konu gazeteye servis edildiğine yönelik araştırma ve so- ruşturmaların devam ettiği” belirtilerek ay- nõ konuda Genelkurmay Başkanlõğõ Askeri Savcõlõğõ tarafõndan aynõ gün geniş kapsamlõ bir soruşturma başlatõldõğõ ve yayõn yasağõ ko- nulduğu kaydedildi. “Bahse konu yasal yayın yasağına rağmen kâğıt parçası hak- kındaki yayınların sürdürülmesi ve bu ko- nuda başta RTÜK olmak üzere ilgili ka- mu kurumlarının gerekli tedbirleri al- maması, anayasal hukuk devleti ve hu- kukun üstünlüğü ilkesinin açıkça ihlal edil- mesidir” görüşü dile getirilen dilekçede, “Ta- raf gazetesinin yasadışı yayınları üzerine, RTÜK’ün denetim sorumluluğunda olan bazı televizyon kanallarının yayınlarında, Çiçek’in adı, unvanı, imzası ve en önem- lisi resmi deşifre edilerek, bazı fanatik ki- şi ve örgütlere hedef gösterilmesi ile RTÜK’ün yasal sorumluluğuna verilen ya- yın ilkelerinin maksatlı ve sistemli olarak ihlal edilmesine neden olunmuş ve açıkça suç işlenmiştir” denildi. Söz konusu yayõn- larla Radyo ve Televizyonlarõn Kuruluş ve Yayõnlarõ Hakkõndaki Kanun’un da ihlal edildiğine dikkat çekilen dilekçede şu gö- rüşlere yer verildi: “Çiçek’e yönelik maksatlı ve gerçekdı- şı bilgileri içerecek şekilde, başta Saman- yolu Haber ve Samanyolu TV, Kanal 7, Kanal 24, atv ve TRT 2 olmak üzere bazı televizyon kanalları tarafından karala- ma ve iftira kampanyasına dönüştürülen televizyon yayınlarının önlenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması konusunda ya- sal yetkili ve sorumlu olan RTÜK, yasal so- rumluluklarını yerine getirmemiştir.” ‘Görevlerini ihmal ettiler’ İrtica ile Mücadele Eylem Planõ’nõ hazõrladõğõ iddia edilen Albay Çiçek, hakkõndaki gerçekdõşõ yayõnlarõ önlemeyen RTÜK üyeleri hakkõnda suç duyurusunda bulundu Ergenekon davasõnõn görüldüğü Silivri’de yeni duruşma salonunda kamera skandalõ Yargıçlar da gözetleniyor Sıvas katliamı 3. iddianamede İstanbul Haber Servisi - Sõvas Madõmak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’teki katliama ilişkin gizli tanõk ifadeleri 3. Ergenekon iddianamesin- de yer aldõ. Gizli tanõklar ifadelerinde katlia- mõn, sağ ve sol terör örgütleri tarafõndan organi- ze edildiğini savundular. Akõn Birdal’a suikast düzenleyen Türk İntikam Tugayõ’nõn katliamda da rol aldõğõ öne sürüldü. Sõvas katliamõyla ilgi- li bugüne dek ortaya çõkmayan bazõ görüntüle- rin de önümüzdeki günlerde açõklanacak ek de- lil klasörlerinde yer alacağõ iddia edildi. Balkız suikastinin şifreleri İstanbul Haber Servisi - Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’e bağlõ hücre yapõlanmasõ tarafõndan hazõrlandõğõ iddia edilen Ali Balkõz’a yönelik suikast planõ, “esin- tili günler” şifresi ile uygulanacaktõ. Hücre lide- rinin diğer elemanlara bu mesaj geçtikten bir gün sonra Balkõz’õn bombalõ saldõrõyla öldürü- leceği öne sürüldü. Şahin’in evinde bulunan “Tedhiş Planõ-Ali Balkõz” belgesinde suikastõ gerçekleştirecek 7 kişilik hücrenin liderliğinin M.S’ye verildiği kaydedildi. Belgeye göre diğer 6 kişiye “bbb”, “ccc”, “dddd”, “eeee”, “ffff”, “gggg” şeklinde kodlar verildi. İstanbul Haber Servisi - Emekli Genelkurmay Hukuk Müşaviri Tümgeneral Erdal Şenel’in, Ergenekon örgütü yöneticisi olduğu, TBMM’yi ve yürütme organõnõ ortadan kaldõrmaya yöne- lik teşebbüs eylemlerine katõldõğõ ileri sürüldü. Üçüncü iddianamede Şenel’in 2. Ergenekon davasõnda yargõlanan Hurşit Tolon ile 704 kez, gazeteci Tuncay Özkan ile beş kez tele- fonda görüştüğü kaydedildi. Şenel’in “Erge- nekon silahlı terör örgütünün” faaliyetleri kapsamõnda, şüpheli Engin Aydın ile örgütün kamudaki etkinliğini güçlendirmek amacõyla, üst düzey kamu görevlileri ve yargõ mensupla- rõnõn da katõlõmõyla düzenlenen ‘Kent Otel’ toplantõlarõnõ organize ettiği iddia edildi. ‘Kent Otel toplantõlarõnõ Şenel organize etti’ Cerrah’õn kurmayõna Ergenekon incelemesi İstanbul Haber Servisi - Erge- nekon davasõnõn görüldüğü duruşma salonundaki kameralarõn yargõçlarõn bulunduğu kürsüyü de içine alan bir alanõ kapsadõğõ ortaya çõktõ. Sa- nõk avukatlarõ kameralarõn uzak eri- şimli olduğu, yargõçlarõn yer aldõğõ kürsünün de kameranõn kapsama alanõ içinde bulunduğunu ve incele- me yapõlmasõnõ talep ettiler. Davaya bakan İstanbul 13. Ağõr Ceza Mah- kemesi, 2. Ergenekon davasõnõn önceki gün yapõlan 2. duruşmasõnda verdiği kararda sanõk avukatlarõnõn bu teleplerini incelemeye karar verdi. Ergenekon davalarõnõn görüldü- ğü Silivri Cezaevi Kampusu bitişi- ğinde yeni inşa edilen duruşma sa- londaki kameralar yeniden gündeme geldi. İkinci Ergenekon davasõnõn 20 Temmuz’daki duruşmasõnda bazõ sanõk avukatlarõ duruşmayõ kaydeden kameralarõn yargõçlarõ da görüntü- lemesinin açõk bir baskõ unsuru ol- duğunu savundular. Bunun üzerine mahkeme başkanõ Köksal Şengün görevliden kamerayõ çevirmesini is- tedi. Görevlinin kamerayõ çevirme- siyle mahkeme heyetinin masasõ ve önlerindeki bilgisayarlarõn da ka- mera tarafõndan görüntülendiği ortaya çõktõ. 2. Ergenekon davasõnõn önce- ki gün görülen 2. duruşmasõnda da sanõk ve avukatlar, kameralarõn uzak erişimli olduğunu bir kere daha öne sürdüler. Mahkeme heyeti, ara ka- rarõnda duruşma salonundaki ses ve görüntü kayõt sisteminin uzak erişimli olup olmadõğõ yönündeki talebin in- celenmesine karar verdi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Erge- nekon davasõ sanõklarõnõn tam da savunma ha- zõrlõğõna başladõğõ dönemde Silivri Cezaevi’nde ‘trafo patladığı’ gerekçesiyle 10 gündür elek- triklerin kesik olmasõ insan haklarõ ihlali olarak nitelendirildi. CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, kesintinin organize ve bilinçli yapõldõğõ- nõ belirterek “Bu yaşananlar faşizan bir sü- reçtir” dedi. Gazetemiz Ankara Temsilcisi Mustafa Bal- bay önceki günkü duruşmada 28 Temmuz’dan bu yana cezaevinde elektriklerin kesik olduğunu söyledi. Kart, elektrik kesintisinin temel insan haklarõ anlamõnda açõkça bir ihlal olduğuna işa- ret etti. Kart, elektrik kesintisi, televizyon iz- lenmesini önlemenin rastlantõ olarak gelişen olaylar olmadõğõnõ da vurgulayarak şunlarõ söyledi: “Bunlar idarenin bilgisi dahilinde, bi- linçli ve tertipli olarak yaratılan süreçler. Çünkü sorumluluk sahibi olan bir hükümetin böylesine Türkiye gündemini meşgul eden olayda çok rahat halledebileceği sorunları, aradan günler, haftalar geçmiş olmasına rağ- men çözme noktasında gayretinin olmama- sı; soruşturma ve dava sürecindeki ihlalle- rin cezaevi sürecinde de bilinçli olarak sür- dürüldüğünü gösteriyor. Bütün ihlaller bir tarafa hükümetten, yürütme organından kaynaklanan bu süreçler bile başlı başına adil yargılanma hakkı ve savunma hakkını ihlal eder niteliktedir. Hükümet aslında sanıkla- rın savunmasından, korkuyor, ürküyor. İh- laller artık sürekli ve organize hale geliyor. Yaşanan bu süreç faşizan bir süreç.” YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu Avrupa Konseyi’nin belirlediği cezaevi standartları, kuralları ve temel hakları yönünden yaşananların açıkça hak ihlali olduğunu söyledi. Eminağaoğlu, “Türkiye’de ce- zaevlerinde giderek artan, belirli davalarda kişilerin en temel insan hakkı olan adil yargılanma ve savunma hakkını zedeleyen bir uygulamadır. Adalet Bakan- lığı, bu sorunların çözümünde ya yetersiz ya da duyarsız kalmaktadır. Bu seçeneklerden hangi- sinin geçerliği olduğunu yanıtlamak duru- munda olan bakanlıktır. Bu gibi tesadüfilerin fazlalığı oldukça dikkat çekicidir” dedi. Kart: Kesinti organize iş SİLİVRİ CEZAEVİ’NDE 10 GÜNDÜR SÜREN ELEKTRİK KESİNTİSİ ‘İNSAN HAKLARINI ZEDELİYOR’ EMİNAĞAOĞLU İstanbul Haber Servisi- Ergenekon operasyon- larõnõ yürüten Organize Suçlarla Mücadele Şu- be Müdürlüğü’nde 2 ay sorumlu Emniyet Mü- dür Yardõmcõsõ olarak görev yapan Selami Hü- ner hakkõnda Ergenekon soruşturmasõ kapsa- mõnda inceleme başlatõldõğõ ortaya çõktõ. Hüner hakkõnda iddialarõn 4.’üncü iddianamade yer alacağõ belirtildi. Eski İstanbul Emniyet Müdü- rü Celalettin Cerrah’õn kurmaylarõndan olan Selami Hüner ismi geçtiğimiz günlerde açõkla- nan 3. iddianamenin son satõrlarõnda yer aldõ. Hüner’in ismi haklarõnda soruşturmanõn sürdü- ğü belirtilen, Bedrettin Dalan, Kurmay Albay Dursun Çiçek ve Çevik Bir’in de aralarõnda bulunduğu 43 kişi arasõnda yer alõyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog