Bugünden 1930'a 5,454,175 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B GÜNDEM MUSTAFA BALBAY Baştarafı 1. Sayfada “Konuları her çağın içine kendi içeriklerini yerleş- tirebileceği kavramlar oluşturabilecek biçimde ince- lemek, kalıcı yazarların başarılarının gizidir.” Albert Camus, yüzyılları irdelerken şöyle diyor: “17. yüzyıl matematiğin çağıydı. 18. yüzyıl doğa bi- limlerinin, 19. yüzyıl ise biyolojinin çağıydı. Bizimkisi yani 20. yüzyıl ise korkunun çağıdır.” Ahmet Cemal bu saptamayı şöyle tamamlıyor: “Kafka da korkunun çağı olan 20. yüzyılı bu niteli- ğiyle en yetkin düzeyde özetleyebilmiş birkaç yazar- dan biridir.” Dava, tutuklanmış ama günlük yaşamını sürdür- mekte özgür olan Bay K.’nin etrafında örülü bir ro- man. Bay K. mahkemenin çok uzamakta olduğunu görünce kurtuluşu bir an önce mahkûm olmakta arar. Davadan ancak bu şekilde kurtulabileceğini düşünür. Dava aslında soyut bir kavramdır. Kafka, insanın kuşatılmışlığını anlatmak için böyle bir kurgu yapmış. Kitapta kimi tümcelerin altını çizdim ama, hem ro- mandaki dava soyut olduğu için hem de roman 20. yüzyılın başında yazıldığı için bugünle hiç ama hiç il- gisi yok. Alıntılara geçelim... Sayfa 61: “... Tutuklanmanın ve bugünkü sorgulamanın ar- kasında büyük bir örgüt bulunuyor... Peki ya bu ör- gütün varlık nedeni baylar? Bu neden, suçsuz in- sanların tutuklanmasından ve bunlar hakkında an- lamsız, çoğu zaman da, benim durumumda olduğu gibi, sonuçsuz bir soruşturma açılmasından başka bir şey değil.” Sayfa 120: “... Mahkemenin yazıları, özellikle de iddianame da- valıya ve onu savunanlara kapalıydı, bu nedenle de ilk dilekçeyle neye itiraz edileceği genellikle ya da en azından kesin olarak bilinmezdi...” Sayfa 121: “Çünkü dava genelde yalnızca halktan değil, ama davalıdan da gizliydi.” Sayfa 127: “... Kimi zaman davanın, artık avukatın izlemesine izin verilmeyen bir yöne saptığı olurdu...” Sayfa 129: “Hep ilerleme kaydedilmekteydi, ama bu ilerle- melerin ne türden olduğu hiçbir zaman bildirilemi- yordu.” Sayfa 157: “Üç olasılık vardır, yeni gerçek anlamda aklanma, görünüşte aklanma ve sürüncemede bırakma.” Alıntıları burada keselim ve yeniden altını çizelim; yukarıdaki tümcelerin bugünle hiçbir ilgisi yok ama, isteyen istediği yorumu yapabilir. Biz bugüne, kendi gerçeklerimize dönelim. 20 Temmuz’da ikinci dava başladı. Başladığı gün üçüncü davanın iddianamesi nedeniyle 6 Ağus- tos’a ertelendi. Ağustos başındaki tablo şu: - Birinci davanın son sanıklarının sorgusu ta- mamlanacak. - İkinci davanın nasıl sürdürüleceğine karar veri- lecek. - Üçüncü davanın başlama tarihi belli olacak. Sı- rada yeni iddianamelerin olduğu söyleniyor. Cumhuriyet gazetesi yazarları şu kavramı hep ön- de tuttular: Hukukun üstünlüğü! Bütün dileğimiz bu; hukukun olması ve üstün ol- ması! Kafka’nın romanını bitirdiğim gün, Cumhuriyet’te Güldal Mumcu’nun, sevgili Güldal Abla’nın bir söy- leşisi yayımlandı. 6 Temmuz tarihli söyleşide arka- daşımız Türey Köse soruyor: Güldal Mumcu şu karşılığı veriyor: “Öyle bir tablo sergileniyor ki, bu davada kimin, ne için alındığını bilemiyoruz. Afaki olaylar... İktidara eleş- tirel gözle bakan, eleştiren yazılar yazan, sözler söy- leyen aydınların da gözaltına alındığını görüyoruz... Bu çerçevede baktığımız zaman; güç odaklarına, yol- suzluklara, uygulamadaki usulsüzlüklere gazetecilik ya- şamı boyunca belgeleyerek karşı duran bir gazetecilik anlayışı sergilemiş olan Uğur yaşasaydı başka türlü davranması mümkün olmadığı için, sıranın da ona ge- lebileceğini düşünmemek elde değil...” Başka yorum yok! GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Baştarafı 1. Sayfada biçimde DTP’nin söylemlerine yer yer destek verdiler. Oysa Kürt açılımına destek verirken… RTE’nin, PKK’yi terör örgütü kabul etmeyen DTP ile görüşme- yeceğini söylemesine karşın, aylar sonra birden geç- mişteki söylemlerini inkâr eden bir açıklama ile DTP’yi kabul etmesindeki garabeti eleştirmiyorlar. İkiyüzlü siyasetin ülkeye kaybettirdiklerini anım- satmayı akıllarından geçirmiyorlar. Görüşmeden sonra -herhalde içeride mutabık kal- dılar ki- RTE de Ahmet Türk de aynı dili kullandı. Top- lantının içeriği ile ilgili bilgi vermemeye özen gösterdiler. Bir Türkle bir Kürt’ün ser verip sır vermeyecekleri il- kesine ne kadar süre bağlı kalacağını önümüzdeki gün- lerde izleyeceğimiz gelişmeler gösterecek! Fakat Ahmet Türk’ün kimi mesajlar verdiği yazıldı. Neymiş mesajın özü: DTP Genel Başkanı görüş- meden “hem mutlu hem de umutlu” olarak ayrıldığı- nı söylüyor. Elbette mutlu olacak; zira parlamento içindeki DTP’yi görmezden gelen… selamlaşmayan bir Baş- bakan; ikili görüşmeye ışık yakarak nihayet DTP’nin var- lığını ve Kürt açılımında anahtar rolü oynayacağını ka- bul ve ilan etmiş oluyor. Elbette mutlu olacak; Kürt açılımı için hükümetin bir program hazırlayacağı yerde… her kurumla (ve tabii DTP ile sürekli ilişki kurarak) görüş almasını… daha son- ra bu görüşlerden hangisinin Kürt etnik grubunun tem- silcisi olan DTP’ye danışarak yaşama geçirebileceği- ni RTE’ye kabul ettirmiş oluyorlar. Kuşku yok Ahmet Bey umutlu: İleriki günlerde pazarlık masasına oturulduğu zaman, DTP’nin bugüne kadar açıkladığı -RTE’nin neler ol- duğunu bildiği- temel koşullardan vazgeçmeyeceği- ni… kimilerinden vazgeçer gibi görünse de karşılığın- da başka ödünler almaya girişeceğini bilmeyen yok ar- tık! Barış sloganı altında: DTP, Kürt kimliği ve kültürünün anayasal güvence- ye bağlanmasını dayatan temel ilkeden… Kürtçenin eği- tim dili olmasından… Güneydoğu illerindeki belediyelere (bütün ülke belediyelerinde uygulanması gerekçesiy- le) özerklik verilmesi koşulundan vazgeçebilir mi? DTP lider kadrosu görüşmeden sonra; “konuyla il- gili her kesimin görüşünün” alınmasında ısrarcı ol- duklarını neden söylüyor: Hükümetin (devletin) İmralı’daki terörist başını “mu- hatap” almasını istiyorlar. Silahların susması için açıkladıkları öncelikli koşul- lardan biri TSK operasyonlarının hemen durdurulma- sı değil mi? Dağdaki teröristi gerilla diye onurlandıranlar DTP bün- yesinde ağzı laf eden milletvekilleri -öncelikle Ayna Emi- ne- değil mi? Bugün değil, ama zamanı geldiğinde DTP’nin, RTE’nin önüne koyacağı açılım reçetelerinin başında Öcalan’ı da kapsayan bir genel af gelmeyecek mi? DTP bugün bilinen koşulları yineleyerek ortalığı karıştırmak istemiyor. DTP; AKP’ye (tabii iktidar partisinin düşünen tek ada- mı RTE’ye) barış ilkesine sığınarak… ama barışı sağ- lamak için önkoşul gördüğü kimi etniksel koşulları -şim- dilik- açıklamayarak tuzak kuruyor. RTE ise görüşlerini, isteklerini bildiği DTP’nin da- yatmalarına direnemedi. Görüşme iki parti arasında bir görüşme midir, yok- sa?.. RTE, Kürt açılımını sağlamak için görüşlerini, istek- lerini, koşullarını bildiği DTP dayatmalarına direne- meyince: CHP lideri Deniz Baykal’ın saptamaları değer ka- zanıyor. “Temasın aslında kiminle olduğu çok açık. Kandil Da- ğı’ndaki kişinin (terörist şeflerinden Murat Karayılan’ın) bir gazeteciyle yaptığı görüşmede ifade edilmişti. Terörist şefi açılımın anahtarını açıklamıştı: Müzakereyi ya İmralı’yla, ya bizimle ya da DTP ile yaparsınız. Şimdi Başbakan onlardan biriyle konuşuyor. DTP ile konuşma; Kandil’le, İmralı’yla da yapılmış bir konuşma sayılır.” Kısacası minareye kılıf geçirmeye çalışmanın gere- ği yok! RTE… DTP ile pazarlığın ilk sahnesini gerçekleşti- rirken Kandil’le de konuşuyor… İmralı ile de… Ahmet Türk elbette hem mutlu hem de umutlu ola- cak! ankcum@cumhuriyet.com.tr İstanbul Y 31 Edirne Y 33 Kocaeli Y 31 Çanakkale Y 32 İzmir PB 34 Manisa PB 35 Aydın PB 36 Denizli PB 36 Zonguldak Y 26 Sinop Y 28 Samsun PB 28 Trabzon Y 29 Giresun PB 30 Ankara Y 31 Eskişehir Y 28 Konya PB 31 Sıvas PB 30 Antalya PB 36 Adana Y 34 Mersin PB 34 Diyarbakır PB 38 Şanlıurfa PB 38 Mardin PB 35 Siirt PB 36 Hakkâri PB 27 Van PB 28 Kars Y 25 Oslo PB 23 Helsinki PB 21 Stockholm Y 23 Londra Y 25 Amsterdam PB 27 Brüksel PB 28 Paris PB 24 Bonn B 31 Münih A 32 Berlin PB 28 Budapeşte PB 29 Madrid A 38 Viyana PB 26 Belgrad Y 25 Sofya Y 24 Roma B 28 Atina PB 31 Zürih B 28 Moskova PB 19 Aşkabat A 38 Astana A 32 Taşkent A 41 Bakû A 29 Bişkek A 33 Tiflis Y 34 Kahire A 34 Şam A 36 Ülkemizin kuzey iç ve Doğu Akdeniz kesim- leri parçalı ve çok bu- lutlu, Marmara, Do- ğu Akdeniz, İç Ana- dolu’nun kuzeybatı- sı, Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz çev- releri sağanak ve gök gürültülü sağanak, di- ğer yerler az bulutlu ve açık geçecek. SAYFA CUMHURİYET 7 AĞUSTOS 2009 CUMA 8 HABERLERİN DEVAMI 1. KOŞU: F: Greys Anatomy (2), P: Solenzara (3), PP: Santa Evi- ta (4), S: Fas Boy (1). 2. KOŞU: F: Savaşer (5), P: Koç Kaya (4), PP: Yücetay (8), S: Haberkaya (3). 3. KOŞU: F: Cadika (3), P: Reiko (4), PP: Rigoletta (2), S: Sen Gelmez Oldun (8). 4. KO- ŞU: F: Karaefe (5), P: Saitev (8), PP: Baba Büyü (2), S: Çaylak (3). 5. KOŞU: F: Beşi Bir Yerde (4), P: Bikini (2), PP: Set Po- int (7), S: Spectrum Wolf (9). 6. KOŞU: F: Berşan (3), P: Gül- pare (7), PP: Asiye (2), S: Arişka (1). 7. KOŞU: F: Şerare (5), P: İzhan (1), PP: Karakuruş (2), S: Nazõfoğlu (4). 8. KOŞU: F: Eryaman (4), P: Şankatan (8), PP: Erenhilal (3), S: Çiğdem (10). 9. KOŞU: F: Pasifika (1), P: Woodmans Girl (2), PP: Katrina (6), S: Birsen Ha- nõm (4). ‘Kaçak çay’la büyük vurgun iddiasõ RİZE (Cumhuriyet) - Rize Ticaret Bor- sasõ (RTB) Başkanõ Mehmet Erdoğan, yur- da kaçak yollarla sokulurken yakalanan çay- larõn bir süre sonra ihale yoluyla satõşa çõka- rõlarak resmileştirildiğini, kaçak çaylarõ yur- da sokmaya çalõşanlarla ihaleye girip alanlarõn aynõ kişiler olduğunu açõkladõ. Düzenlediği basõn toplantõsõnda kaçak çay nedeniyle sektörün büyük sorunlar yaşadõğõnõ anlatan Erdoğan, “Yakalanan kaçak çaylar 15 gün sonra ihale yoluyla satışa çıkıyor. Bu, kaçak çayı resmileştirmenin en basit yoludur. Kaçak çayları ihale yoluyla alan- ların maalesef bu çayı yurda kaçak yollarla getiren kişiler olduğunu tespit ettik. Bu ko- nuda hazırladığımız raporu gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanımız Hayati Yazıcı ile ilgili kuruluşlara ulaştırdık. Bu uygu- lamanın devam etmesi halinde 300 ila 400 bin kişi ekmeğinden olacak” dedi. Çayda yaşanan başka kaçakçõlõğõn daha ol- duğunu açõklayan Erdoğan, Sri Lanka Çay Borsasõ’nõn resmi ihracat rakamlarõna göre Türkiye’ye 2008 yõlõnda 15 bin ton kuru çay girişi olduğunu ancak aynõ yõl Türkiye’ye çay girişinin yapõlabildiği tek gümrük olan Çay İhtisas Gümrüğü’nden 4 bin 305 kilo kuru çay girişi yapõldõğõnõ öğrendiklerini an- lattõ. Erdoğan, “Yaklaşık 10 bin 700 kilo kuru çay buhar olmuş. Bunun araştırılıp ortaya çıkarılması gerekiyor” diye ko- nuştu. Erdoğan kaçak çaylarõn sağlõğõ teh- dit ettiğini de söyledi. Hükümetin öğrenci harçlarına yüzde 8 ile yüzde 500 arasında de- ğişen oranla zam yapmasını pro- testo eden Genç- Sen’e bağlı bir grup öğrenci Beyoğlu Tünel’den Taksim Meydanı’na ka- dar yürüdü. “Harçlara değil, maaşlara zam” sloganları atan grup adına yapılan açıkla- mada, Genç- Sen’in, başta YÖK Başkanvekili olmak üzere 9 ilde üniversite rektörüyle gö- rüşmeler yaptığı, onların dahi zamları neden yaptıklarını açıklayamadıkları belirtildi. Öğrencilerden harç protestosu Berlusconi’nin ‘arkadaşı’ geldi İstanbul Haber Servisi - İtalya Başbakanõ Silvio Berlus- coni’nin Türkiye’ye geldiği gün para karşõlõğõ birlikte olduğu ile- ri sürülen Patrizia D’Addario ad- lõ kadõn Türkiye’ye geldi. D’Ad- dario dün Haber Türk televizyo- nunda yayõmlanan programa ko- nuk oldu. D’Addario, Berlusco- ni’nin, Rusya Başbakanõ Vladimir Putin ve Başbakan Tayyip Erdo- ğan’õn Rusya ile Türkiye arasõndaki imzaladõğõ enerji işbirliği anlaşmalarõna katõlmak için Türkiye’de bulunduğu sõrada gelerek dikkatleri üzerine çekti. Hemşirelere ek ödeme olanağı TRABZON (Cumhuriyet) - Trabzon’da 19 ve- kil ebe ve hemşirenin, döner sermaye ek ödemesinden yararlandõrõlmasõ talebiyle yerel mahkemede açtõğõ ve kazandõğõ davada, Danõştay 11. Dairesi, sağlõk mü- dürlüğünün yürütmenin durdurulmasõ istemiyle yaptõğõ başvuruyu reddetti. Danõştay’õn bu hükmüyle, Türkiye’de görev yapan 5 bin civarõndaki vekil ebe ve hemşireye, dava açmalarõ halinde döner serma- ye ek ödemesi yapõlmasõ yolunun açõldõğõ belirtildi. Erdoğan: Oy kaybettiğimiz doğru ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - AKP’nin yayõn organõ Türkiye Bülteni’nde söyleşisi yayõm- lanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 29 Mart ye- rel seçimlerinde AKP’nin oy kaybettiğinin doğru ol- duğunu belirterek, “Aday seçiminde de bazõ hatalar yapõlmõştõr” dedi. Erdoğan, “Kriz teğet geçiyor” sö- zünü krizin “etkisini hissettireceği ama Türkiye’yi yõkamayacağõ” anlamõnda söylediğini savundu. Yurda kaçak sokulurken yakalanan çaylarõn ihale yoluyla resmileştirildiğini, kaçak çaylarõ yurda sokmaya çalõşanlarla ihaleye girip alanlarõn aynõ kişiler olduğu iddia edildi Kulübeye yıldırım düştü: 4 ölü SİNOP (AA) - Sinop’un Boyabat ilçesi Cemelettin köyünde tarlada çalõşan ailenin sõ- ğõndõğõ kulübeye yõldõrõm düştü. Nazmiye T. (29), Kadir (16), Musa T. (5) ve Kadir A. (5) yaşamõnõ yitirdi, 4 kişi de yaralandõ. Boyabat Kaymakamõ Yakup Tat, yaralõlardan birinin durumunun ağõr olduğunu bildirdi. Bakoğlu’nun acı günü Spor Servisi - Cumhuriyet gazetesi Rize muhabiri ve Rize Gazeteciler Derneği Başkanõ Fa- ik Bakoğlu’nun babasõ Ali Bekir Bakoğlu (80) ön- ceki gece tedavi gördüğü Bursa’da yaşamõnõ yitir- di. Çaykur fabrikasõ müdürlerinden de olan Ali Bekir Bakoğlu bugün Rize Merkez Orta Cami’de kõlõnacak öğle namazõndan sonra At Meydanõ Ma- hallesi’ndeki aile mezarlõğõnda toprağa verilecek. ALTILI GANYAN 5 4 3 5 4 1 8 2 7 8 2 2 2 3 6 3 1 10 4 10 1 ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Başbakan Yardõmcõsõ Bülent Arınç, eski Genelkur- may Başkanõ Hilmi Özkök’ün 3. Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadelerindeki darbe iddialarõndan kendisinin de ha- beri olduğunu vurgularken “Du- yunca üzüldüm. Ama bunları hiç dışarı söylemedik. Türki- ye karışabilirdi” dedi. Kürt açõlõmõ konusundaki açõklama- larõ nedeniyle CHP lideri Deniz Baykal’õ eleştiren Arõnç, “Sayın Bahçeli’yi Sayın Baykal’dan bir adım daha önde görüyo- rum” açõklamasõnõ yaptõ. Başbakan Yardõmcõsõ Arõnç, NTV’nin sorularõnõ yanõtladõ. CHP lideri Baykal’õn “Kürt açı- lımı” ile ilgili son açõklamalarõnõ yanlõş bulduğunu bildiren Arõnç, CHP ve SHP döneminde hazõr- lanan raporlarõ anõmsattõ. Arõnç, “‘Şöyle çözülmelidir’ dedikleri- ne bugün sahip çıkmıyorlar. Sayın Baykal, muhalefetin da- yanılmaz kolaylığıyla meşgul olmaya devam ediyor” dedi. ‘Bahçeli Baykal’dan önde’ “Ben Sayın Bahçeli’yi Sayın Baykal’dan bir adım daha ön- de görüyorum şahsen...” diyen Arõnç, “Sayın Bahçeli’ye proje aynen nakledildiği zaman lütfen o da kapısını kapatmasın” çağ- rõsõ yaptõ. Arõnç, sözlerini “As- lında biz iktidar olarak çok büyük bir risk alıyoruz. İki se- ne sonra seçimler var. Bu se- çimlerin sonucunu etkileyebi- lecek en önemli iş bu demok- ratik açılım projemizdir” diye sürdürdü. Arõnç, “Şüphesiz Si- lahlı Kuvvetleri de bu projenin içerisinde önemli unsurlardan birisidir. Onlarla da mutaba- katımızı veya görüşlerimizi bir- leştirmek mecburiyetindeyiz. En sonunda da şüphesiz bir Milli Güvenlik Kurumu (MGK) toplantısında bu projenin artık devlet, millet adına uygulanması gerekli bir proje olduğunu ka- bul edip, hepimiz elimizi taşın altına koymak zorundayız” der- ken, “Bu, aralık ayındaki MGK toplantısında mı olacak” soru- su üzerine “Belli bir takvim söylemiyorum ama hızlı bir sü- reç işleyecek” demekle yetindi. ‘Özkök’ün açıklamaları önemli’ Arõnç, Ergenekon davasõnõn 3. iddianamesiyle ilgili olarak Hil- mi Özkök’ün açõklamalarõnõn SGK, trafik kazalarõna ilişkin tedavi giderlerini artõk karşõlamõyor Sakın kaza geçirmeyin SELDA GÜNEYSU ANKARA - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) trafik kazalarõ sonucu yaralanmalarõn ardõndan oluşan sağlõk giderlerini karşõla- mõyor. Kurum, tedavi giderlerini karşõlanmamasõna gerekçe olarak 2918 sayõlõ Trafik Yasasõ’nõ gös- teriyor. Ankara’nõn Polatlõ ilçe- sinde 5 yõl önce geçirdiği trafik kazasõ sonucu omurilik felci olan ve yatağa bağlõ yaşamõnõ sürdü- ren 25 yõllõk resim öğretmeni Tuğrul Cankurt, bu duruma tepkisini, “Devlete 25 yıl hizmet ettim, benden 25 yıl prim kes- tiler. Karşılığı bu mu olacaktı? Devlet, ‘Git öl, bize bulaşma’ di- yor. Hukuki yollara başvura- cağım” sözleriyle dile getirdi. Cankurt, bundan bir yõl önce de ötanazi istemiyle gündeme gel- mişti. “Ya insanca yaşam, ya onurlu ölüm” başlõğõ altõnda ka- muoyuna duyurular yapmõş, dev- letten yardõm istemişti. Cankurt şimdi de SGK’nin, 2918 sayõlõ Trafik Yasasõ’nõ gerekçe göste- rerek tedavi giderlerini karşõla- mamasõ sorunu ile mücadele edi- yor. Cankurt, tedavi giderlerinin ödenmesi için SGK’ye müracaat etti. Ancak SGK Başkanlõğõ’ndan, 19 Haziran tarihinde Cankurt’a gönderilen yazõda, “Trafik ka- zalarına ilişkin tedavi giderleri kurumumuzca karşılanma- makta olup Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Ser- maye İşletmesi’ne başvurul- ması gerekmektedir” denildi. Cankurt yanõt karşõsõnda, ilgi- li birime müracaat etti. Buradan da 17 Temmuz’da Cankurt’a gön- derilen yanõtta tedavi bedeli için Cankurt’un, kaza tespit tutana- ğõnda belirlenen poliçeye ait si- gorta şirketine başvurmasõ isten- di. Bu yanõtõn ardõndan Cankurt, durumu anlatan yazõlõ bir dilekçe ile sigorta şirketine başvurdu. Ancak sigorta şirketinden gelen yanõtta da “Trafik Sigortası Ge- nel Şartları, madde 3-B bendi- ne istinaden teminatta olmadı- ğı için reddedilmiştir. Herhan- gi bir ödeme yapılamayacağını üzülerek bildiririz” denildi. ‘Ölüme terk edildik’ Tuğrul Cankurt, durumdan do- ğan sõkõntõlarõnõ şöyle anlattõ: “Bundan önce, benim duru- mumdaki hastalar, kendi eko- nomik güçleriyle malzemeleri- ni alır ve SGK’ye iletirlerdi. SGK de 6-8 ay arasında ödeme yapardı. Bize en son geçen şu- bat ayında ödeme yaptılar. Son- ra evraklarımızı geri verdiler. ‘Artõk ödemiyoruz’ dediler. SGK’nin geri verdiği fatura bedeli 17 bin TL. Bundan önce de SGK bazı giderleri ödemi- yordu ancak en azından sonda alabiliyorduk. Yani devlet bize artık ‘Başõnõzõn çaresine bakõn’ diyor. 25 yıl devlete hizmet et- tim, benden 25 yıl prim kestiler. Karşılığı bu mu olacaktı? Dev- let, ‘Git öl, bize bulaşma’ diyor. Devlet canlılar arasında da farklılık gözetiyor. Tanrı da gözetiyor herhalde. Çünkü Ke- mal Unakõtan’ın eşi Ahsen Una- kõtan, ‘Kemal Bey’in hastalõğõnõn tedavisi için Rabbime sordum. Nerede ameliyat olmasõ daha iyi olur diye. İçime bir his doğdu, ABD’deki Cleveland diye gös- terdi’ diyor. Demek ki benim ca- nımla, Unakıtan’ın canı ara- sında fark var. Benim sağlık gi- derimi kim ödeyecek? Hukuki yola başvuracağım.” önemli olduğunu vurguladõ. Arõnç, “Öyle bir şahsiyetin de mutlaka doğruları konuştuğu- na peşinen inanmak zorunda- yım. O dönemde ben de TBMM Başkanı’ydım. Bugün içeride bulunan ve iddianamede ismi geçen pek çok komutanla da o dönemde birlikte olduk, yani görev itibarıyla birlikte olduk... Bugün konuşulan pek çok hu- susu o dönemde görev yapan in- sanların ucundan kenarından bildiklerine ben de inanıyo- rum” diye konuştu. “O zaman TBMM Başkanı olarak sizin haberiniz olmuş muydu?” sorusunu da Arõnç şöy- le yanõtladõ: “Sayın Özkök’le biz bunları hiç konuşmadık, yani resmi görevimizin dışında hiçbir şey konuşmadık ama daha ev- velden söylemiştim, bu toplan- tıların, niyetlerin, düşüncelerin varlığından benim de şahsen haberim vardı ama o zaman bunları hiçbir şekilde dışarı söy- lemedik. Bir tarafta TSK, bir ta- rafta Başbakanlık, bir tarafta Meclis var ve Silahlı Kuvvetler, Başbakan’a bağlı. Bunların dı- şarıda konuşulması bu ilişkileri zedeleyebilirdi, Türkiye karışa- bilirdi, Türkiye’de çok tartış- malara yol açabilirdi.” ‘İddialarõ biliyordum’ Başbakan Yardõmcõsõ Arõnç, Hilmi Özkök’ün iddianamede yer alan ifadelerindeki darbe iddialarõndan haberi olduğunu belirterek ‘Dõşarõ söylemedik. Türkiye karõşabilirdi’ dedi (Fotoğraf:MELTEMYILMAZ)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog