Bugünden 1930'a 5,458,119 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 7 AĞUSTOS 2009 CUMA 6 HABERLER BİR BAKIMA SERVER TANİLLİ Seçenek ve Gelecek Üstüne... Gazetemizin pazartesi günü yayımlanan başyazı- ları, her zaman toparlayıcıdır ve pencereleri gelece- ğe açar. Bu haftaki de öyle oldu. Ve dört konunun üstünde duruyordu: Kürt soru- nu, Ermeni konusu, Ergenekon davası ve ekonomik bunalım. Onlara bakarak, Türkiye’nin bugün bir dö- nüm noktasında bulunduğu anlaşılıyor ve ülke büyük bir karar arifesinde yaşıyor. Ne var ki, Kürt sorunu, Ermeni konusu ve Erge- nekon davasının üstünde, AKP’nin yetersizliği ve pro- pagandasının gölgesi vardır ve kamuoyuna öyle su- nuluyor. Bunun acısını asıl çeken de başta ekonomik bu- nalımdır: İktidardaki partinin yetersizliği ve propaganda çarpıtmaları, ekonomideki bunalımın üstüne bir şal örtmektedir. Türkiye ekonomisi küçülmekte ve ge- leceği tehlikeye sokmaktadır. Bütün bunlar, yeni bir iktidar ve bir seçenek ara- nışına da götürmüştür: AKP yetersizlikler içindedir ve bu iktidarın ömrü tükenmiştir. Ülkeyi çıkmazlardan kurtaracak seçenek AKP olamayacağına göre, baş- ka bir iktidardır. Bu seçenek ise henüz somutlaşmamıştır. Toplumdaki umutsuzluk da bundan geliyor. Türkiye, bunu aşıp bu seçeneği yaratmalıdır... AKP’nin son yanlışlarından birinin üstünde dura- rak, gelecekteki iktidara şimdiden hatırlatmada bu- lunacağız. İmam-hatip buluşu, Cumhuriyeti kuranlarındır. Onu alıp, Cumhuriyetin temeline dinamit olarak sokanlar, demokratik dönemin iktidarları olmuşlardır: İmam-ha- tipliği “lise”nin karşısına dikip ikinci bir eğitim yolu ha- line getirenler ve kızlara kadar yayanlar onlar olmuştur. AKP de, imam-hatiplere, üniversitenin kapılarını da ardına değin açmıştır. Korkunç bir yanlış yapmıştır ve yürüyemeye- cektir. Gelecekteki iktidarın ilk yapacaklarından biri şu olmalıdır: İmam-hatip liselerini, -kızlar da dahil- ka- patmak. Onarmak değil, kapatmak! Cami hiz- metleri için ihtiyaç varsa, ilahiyat fakültelerinden alınabilir. Bir de zırt-pırt ve olmadık yerlere cami dikmeye son vermelidir. Bu kutsal yerleri açmak, itin-köpeğin ka- zanç kaynağı olmaktan çıkarılmalıdır. Ayrıca, Kuran kursları açıkça yasaklanmalıdır. On- ları “Diyanet’in gözetimi” altında yürütmenin hiç- bir yararı olmamıştır. Kuran kursları açmak, ağır ce- zalar konusu olmalıdır. Böylesi sert davranmamı- zın nedeni de şudur: Kuran, içerik olarak yetişkinlere seslenir, çocuklara -bilinçlerini saptırmak dışında- vereceği hiçbir şeyi yoktur. Üstelik, Arapça bir met- nin çetinliklerini de dayatmak, olsa olsa çocukla- ra bir zulümdür... Gelecekteki seçenek iktidara gelince... Beklediğimiz, demokratik merkez, sosyal demo- krat, olursa sosyalist bir partinin iktidarıdır. “Demokratik merkez” derken, hatırlatmalı: De- mokratik sağ’ın, merkez sağ’ın ya da demokratik mer- kezin önündeki en büyük engel, demokrasi ile hiç- bir ilişkisi olmayan tarikat ve cemaatlerdir. Bunların yol açtığı yıkıntıların örneği, Demokrat Parti’den başlayarak görüldü ve acılar çekildi. Necmettin Erbakan’ın ülkenin başına bela ettiği “milli” partiler böyledir. Ondan türeyen, AKP de son bir örnektir: İlk gün- den açıkça “dinci/İslamcı” kisvesi ile dolaşmıştır ve Cumhuriyet Devrimi’nin bütün ilke ve kurumlarına düş- mandır. Fırsat bulduğu ilk anda faşizmi ilan edecektir. Şimdiden homurdanıp duruyor da... Okurlarımıza, Özdemir İnce’nin -Cumhuriyet Ki- tapları’nda çıkan- şu üç eserini de öğütlemiş olalım: Cumhuriyetsiz Demokrasi; Demokrasisiz De- mokrasi ve Yedi Canlı Cumhuriyet. Gelecekteki seçenek iktidar olarak, CHP’ye se- lamımız bakidir; partiye sosyal demokrat bir par- ti niteliğini -eksiksiz- kazandırmak da Baykal’ın ödevidir. Bağımsız Cumhuriyet Partisi’ne ve programına dik- kat etmeliyiz. Önemlidir. Yeni kurulmuş olan Demokrat Parti’ye, başında- ki Cindoruk’a bakarak güveniyoruz ve inanıyoruz ki tarihsel bir misyon yüklenmiştir... * Nezihe Araz’ın, arkasından Demirtaş Ceyhun’un vedaı, büyük bir boşluk yaratmıştır kültürümüzde. Rah- metler diliyoruz... TERÖR VE TOPLUM / MEHMET FARAÇ mfarac@cumhuriyet.com.tr - www.mehmetfarac.com Güneydoğu karanlık bir kuyu!.. Şiddetin ege- men kılınmaya çalışıldığı bu coğrafyada bazen kan davası bazen töre kav- gası ve bazen de namus meselesi yüzünden öyle olaylar yaşanır ki, bunla- ra vahşet demek bile ha- fif kalır!.. Orada şiddet yalnızca kan da- vası nedeniyle genç fidanları vurmaz!.. Töre uğruna silaha sa- rılanlar ise salt kadınları hedef almaz! Bazen öy- le cinayetler işlenir ki bu coğrafyada, merhamet bile ağlamak zorunda kalır!.. Bedeni Kalaşni- koftan bile küçük canla- ra; bebeklerin ağzındaki dişlerden fazla mermi sı- kılır!.. İşte böylesine bir vah- şet daha yaşandı Gü- neydoğu’da!.. Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Oynaklı mezrasında koyun otlatan 10 yaşın- daki Hakan Umaç, kim- liği belirsiz kişi ya da ki- şiler tarafından 3 kur- şunla öldürüldü! Küçük çobanı başından ve kar- nından vuranlar, otlattığı küçükbaş hayvanlara da mermi yağdırdı!.. Şırnak’ta 15 gün önce DTP yandaşı Necmi Öl- mez ve Ferhat Ediş’in vahşice öldü- rülmesinin üze- rindeki giz per- desi aralana- mazken, küçük bir çocuğun kurşunlanması yöre in- sanını ürküttü! Ailesi, kimseyle düş- manlıklarının olmadığını söyledi! O halde Hakan bir çatışmanın ortasın- da mı kaldı?.. Yoksa av- cı kurşunlarına mı hedef oldu?.. Ya da bu vahşi cina- yetin siyasi boyutu olabilir miydi? Bunlar şimdilik bilinmiyor... Bilinen tek gerçek, küçük çobanın DTP Şırnak İl Başkanı Sıdık Taş’ın yeğeni ol- duğu!.. On Yaşında Kurşunlanmak!.. 17 Ocak 2000’de polisin Bey- koz’da yaptığı operasyon, Türk Hiz- bullahı’nın çöküşünü başlattı. Ope- rasyonda örgüt lideri Hüseyin Veli- oğlu öldürüldü. Hizbullah’ın camiler sorumlusu Edip Gümüş ile üniver- siteler sorumlusu Cemal Tutar ya- kalandı. Örgütteki erozyon bunlarla da kal- madı. Polisin iki ay boyunca yurt ge- nelinde sürdürdüğü ope- rasyonlarda 52 kentte 4 binden fazla militan yaka- landı. Örgütün eylem tim- leri, tetikçileri, propaganda birimleri, hücre yöneticile- ri yakalandı, onlarca ka- rargâhı deşifre edildi ve 10 civarında cephaneliği de ortaya çıkarıldı. Bu cepha- neliklerde binlerce silah ve yüz binlerce mermi ele geçirildi. 1984-2000 yılları arasında yüz- lerce cinayet işleyen örgüt iki ay gi- bi kısa sürede önemli oranda çö- kertildi. Ancak Hizbullah’a yönelik darbeler durmadı. Örgütün başına geçen Mehmet Sudan da polise ya- kalandı. Şimdi cezaevinde. Örgüt 24 Ocak 2001’de Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 ko- rumasını şehit edince polis Hizbul- lah’ın lider kadrosuna yönelik ikinci büyük operasyonu başlattı. Dinci militanların başında İsa Alt- soy’un olduğu saptandı. Ancak Alt- soy deşifre olunca yurtdışına kaçtı. Örgüt şûrasının başa getirdiği Hacı Bayancık ise Adana’nın Pozantı il- çesinde düzenlenen operasyonda yakalandı. Hücre evindeki diğer yö- netici Sülhattin Ülük ise polisle gir- diği çatışmada öldürüldü. Hizbullah’ın 46 öldürme eyleminde talimat verdiği ileri sürülen ve “eyalet so- rumlusu” olduğu belirtilen M. Salih Kölge ise 2002 yı- lının ortalarında Gazian- tep’te yakalandı. Hüseyin Velioğlu, Cemal Tutar, Edip Gümüş, Meh- met Sudan, Hacı Bayancık, M. Salih Kölge ve Sülhattin Ülük gibi üst düzey yöneticiler etki- siz hale getirilince örgütün Türki- ye’deki sorumluluğuna Mehmet Fa- tih Anal getirildi. Aslında Anal, 1999’da İstanbul’da 10 Kalaşnikofla yakalanınca deşifre olmuştu. O dönemde silahları PKK tehdidi nedeniyle bulundurduğunu öne süren Anal’ın sorgusunda Hiz- bullah bağlantısı da ortaya çıkarıl- mıştı. Bir yıl tutuklu kaldıktan sonra afla serbest bırakılan Anal, Diyarba- kır-Urfa arasındaki Karacadağ’da bir medrese kurarak çevresine yüz- lerce mürit topladı. Bölgede “Şeyh Fatih” olarak tanınan Anal’ın şöhre- ti artınca Hizbullah içindeki konumu da güçlendi. Anal, örgütün üst düzey yönetici- lerinden bazılarının yakalanması ve birkaçının da öldürülmesi üzerine 2002 sonlarında yurtdışına kaçtı. Güvenlik birimleri, Anal’ın Alman- ya’da İsa Altsoy’la buluşarak örgü- tü yeniden canlandırmaya çalıştığı- nı hatta yurtiçinde askeri yetkililere yönelik suikast hazırlığı yaptığını öne sürdü. İnterpol’ün Kırmızı Bülten’le aradığı 57 yaşındaki Şeyh Fatih önceki gün İsviçre’de yakalandı. Hizbullah adı- na işlenen yüzlerce cinayette parmağı olduğu ileri sürülen Anal’ın Türkiye’ye iadesi için çalışmalar devam ediyor. Polis şimdi örgütün “istişare he- yeti”ni oluşturan İsa Altsoy, Musta- fa Durgun, Ali Demir ve Ali Duyar’ın peşinde. Peki, polisin 9 yıldır yüzlerce ope- rasyonla tamamen çökertmeye ça- lıştığı Hizbullah, Anal’ın yakalanma- sıyla başsız mı kaldı?.. Sorunun ya- nıtını, yeni jenerasyon Hizbullahçılarla görüş ayrılığı yaşayan “Darulilim” yani mollalar kurulu verecek! Lidersiz Hizbullah!.. PKK’nin ana karargâhının bu- lunduğu Kandil Dağı’nda geçen haftalarda yoğun bir hareketlilik vardı. İran, Irak, Türkiye ve Suri- ye’den gelen PKK “delege”leri Kongra-Gel’in 7. genel kurulu için toplandılar. PKK’liler, Öcalan’ın 15 Ağustos’ta açıklayacağı “çözüm için yol haritası raporu”ndan önce bir araya gelerek “muhatabı” ve is- teklerini belirlediler. Kandil’deki büyük bir mağarada 21-27 Temmuz arasında yapılan toplantıya 300 kişinin katıldığı ileri sürüldü. Avrupa’da bulu- nan Kongra-Gel Başkanı Zübeyir Aydar’ın mesajının okunmasının ardından tar- tışmalar günlerce devam etti. Bu dönemde TSK’ye bağlı uçaklar bölgedeki te- rör kamplarına bomba yağdırdı. Kandil’deki toplantının son gü- nünde “Koma Ciwaken Kürdistan” (KCK) yani “Kürdistan Topluluklar Birliği”nin 30 kişilik yürütme kuru- lu oluşturuldu. KCK’nin başına Öcalan’ın hemşerisi olan Murat Karayılan yeniden seçildi. Kongrenin ardından basın top- lantısı düzenleyen Karayılan, “Şid- det yöntemleri ile Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmeyeceğini tespit ettiklerini” vurguladı! Karayı- lan, “Tek çözümün Kürt halkının ira- desinin tanınarak, varlığının kabul edilmesi, kimlik, kültürel ve siyasal haklarıyla birlikte toplumsal bir uz- laşma projesinin geliştirilmesi ol- duğunu” söyledi. Karayılan konuşmasının sonun- da, Kürt sorununun çözümü ko- nusundaki yöntem ve muhatapla ilgili tartışma- lara da son noktayı koy- du. Açıkça, “Sorunun çö- zümünde esas ve önce- likli muhatap Öcalan’dır” dedi. Hatta Karayılan, PKK liderinin daha önce açıkladığı “uzlaşma ko- misyonu” önerisini bir kez daha gündeme getirerek yurtiçindeki PKK hayran- larıyla Avrupa ülkelerindeki lobile- ri Öcalan’ın yol haritasına destek vermeye çağırdı. Adını “Kongra-Gel” diye değişti- ren PKK’nin Kandil’deki son top- lantısında alınan radikal kararlar Güneydoğu’yla ilgili çözüm süre- cinin hayli zorlu geçeceğini bir kez daha kanıtladı. İmralı’nın muhatap gösterildiği bir süreç sonuca gide- mez! Kandil Muhatabı Açıkladı!.. İsa Altsoy. Murat Karayılan. İkinci Ergenekon davasõnda sanõklar bir an önce sorgularõnõn yapõlmasõnõ istediler ‘Adaleti mumla arıyoruz’ HATİCE TUNCER İkinci Ergenekon dava- sõnõn ikinci duruşmasõnda sanõklar ve avukatlarõ bir an önce yargõlamaya geçilerek kendilerine yöneltilen suç- lamalarõ yanõtlamak iste- diklerini belirttiler. Gaze- temiz Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, duruş- mada söz alarak Cumhuri- yet gazetesine haftada 2 gün cezaevi koşullarõnda yazõ yazdõğõnõ, savunmasõ- nõ hazõrlamaya çalõştõğõnõ anlatarak “Ama 28 Tem- muz’dan bu yana elek- trikler kesik. Adaleti mumla arıyoruz” dedi. Birinci ve ikinci Ergenekon davalarõnõn birleştirilme- sine karar veren mahkeme heyeti, önceki kararlarõnõ da anõmsatarak henüz ke- sinleşmiş hüküm bulun- madõğõndan, “Ergenekon terör örgütü yerine”, “id- dia olunan Ergenekon örgütü” ifa- desinin kullanõlmasõ için ilgili yer- leri yazõ yazõlarak gerekli hassasi- yetin gösterilmesinin istenmesini ka- rarlaştõrdõ. İstanbul 13. Ağõr Ceza Mahke- mesi tarafõndan Silivri Cezaevi ya- nõndaki duruşma salonundaki du- ruşma, 20 Temmuz’da eksik kalan kimlik tespitlerinin tamamlanma- sõyla başladõ. Duruşmanõn talepler bölümünde söz alan Mustafa Balbay, tutuklu bulunduğu Silivri Ceza- evi’nde hõzla savun- masõnõ hazõrlamaya ça- lõştõğõnõ ifade ederek şöyle konuştu: “Ama tabiri caizse adaleti mumla arıyoruz. 28 Temmuz’dan bu yana cezaevinde elektrik kesik. Bu dava hem Silivri’de hem med- yada devam ediyor. Medyada devam kıs- mını göremiyoruz. Kesintiden dolayı akşamları je- neratör aracılığı ile sadece bir saat televizyon izleyebiliyoruz. Cezaevi koşullarında haftada 2 gün gazeteye köşe yazısı yazıyo- rum. Bu yazıları haftada bir gün mektupla göndererek gazetedeki yazılarımı sürdürebiliyorum. ‘Te- rör örgütü’ denilmemesi, ‘iddia edilen terör örgütü’ denilmesi yö- nünde kararınız var. Buna rağ- men medyada kesinleşmiş bir ka- rar gibi terör örgütü denilmekte- dir. Bir gazeteci olarak medyaya kesinlikle sansür konmasını iste- miyorum. Ancak önceden hüküm kurulmuş gibi ifadelerin yer al- ması bizi çok üzüyor ve yaralı- yor.” “Adaletin olabildiğince hızlı ilerlemesini istiyorum” diyen Mus- tafa Balbay, “Bir an önce hak- kımdaki iddialara yanıt vermek is- tiyorum. Birbirinden farklı da- vaların aynı potaya getirilmesi bilgi kirliliği yaratıyor. Talebim bir an önce sorguya başlanmalı ve bu iddialara yanıt verme orta- mının oluşturulmasıdır” dedi. ‘Ben Tuncay Güney değilim’ Tutuklu sanõk Tuncay Özkan ise “Benim adım Ahmet Tuncay Özkan” diye sözlerine başlayarak 20 Temmuz günlü tutanaklarda adõnõn “Tuncay Güney” olarak yazõlma- sõna tepki gösterdi. Eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, “Ben bu yargılamaya dayanak olan operasyonu başla- tan kişiyim. Terör ör- gütü suçlusu olarak 11 aydır buradayım. Si- hirbaz David Copperfield olsa beni buraya koya- mazdı” dedi. Tahliye ta- lep etmediğini söyleyen Saçan, “Fethullahçı şube müdür- leri hakkımda sahte tutanaklar düzenlediler. Bunları ispatlaya- cağım, beni burada 1 saat bile tu- tamayacaksınız. Sizinle iddialaşı- yorum” dedi. ‘Bilgisayar kullanmayı bilmem’ Eski Esenyurt Belediyesi Başkanõ Gürbüz Çapan ise bilgisayar kullanmayõ bilme- diğini belirtti. Çapan, evinde yapõlan aramada bir komiserin kendisine bilgisayarõ sordu- ğunu anlatarak “Bende bilgi- sayar olmadığını söyledim. Herkese CD koydular, bana da silah yakışır diye silah koydular. Daha önce tehdit edildiğim için silah almak istedim. Örgüt üyeliğinden yargılandığım için alamadım. Emniyet müdürü bir arkadaşım silah ve mermi getirmişti. Ruh- satı alamayınca silahı al- dı, ancak mermileri unut- tu. Daha sonra dilekçe yazarak mermilerin ken- disine ait olduğunu söy- ledi.” diye konuştu.Çapan, “Dev-Yol davasında yar- gılandım. Beni öldürme- ye teşebbüs edenlerle, ba- şıma bin türlü bela geti- renlerle aynı örgütteyim. Bu nasıl iş?” dedi. 20 Temmuz’daki otu- rumda Cumhuriyet Savcõsõ Mehmet Ali Pekgüzel’in tutuklanmasõnõ talep ettiği ATO Başkanõ Sinan Ay- gün, “Tahliye edildiğim- den bu yana pasaportum cebimde dolaşıyorum. Ama hiçbir zaman kaçma düşüncesine sahip olma- dım” dedi. Tutuklu sanõk emekli Al- bay Hasan Atilla Uğur, Abdullah Öcalan’õ Tür- kiye’ye getiren ve İmralõ’da sorgu- layan ekipte yer aldõğõnõ belirterek “Benim gibi adamı PKK’li olarak nitelendirmek, benden sonraki arkadaşlarımın azmini kıracak- tır. Buna hiç kimsenin hakkı yok” dedi. Davalar birleştirildi 2. duruşmasõnda mahkeme heyeti yaklaşõk 5 saatlik arada talepleri de- ğerlendirdi. Heyet, birinci ve ikin- ci Ergenekon davalarõnõn birleşti- rilmesine ve 7 Eylül’de duruşmaya devam edilmesine karar verirken, emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un sağlõk durum- larõnõn yeniden incelenmesi yö- nündeki talebin reddine karar ver- di. Ankara Ticaret Odasõ Başkanõ Si- nan Aygün ve eski İstanbul Ülkü Ocaklarõ Başkanõ Levent Temiz’in tutuklanma talebini reddeden mah- keme Eruygur, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve emekli Albay Arif Doğan’õn sağlõk durumlarõ elverişli olduğu takdirde duruşma- da hazõr edilmeleri için yazõ yazõl- masõnõ kararlaştõrdõ. Heyet, önceki kararlarõnõ da anõm- satarak “Ergenekon terör örgütü yerine”, “iddia olunan Ergenekon örgütü” ifadesinin kullanõlmasõ için ilgili yerleri yazõ yazõlarak ge- rekli hassasiyetin gösterilmesinin is- tenmesini karar- laştõrdõ. Levent Ersöz’ün avukatõ Ali Rıza Diz- dar’õn duruşma- da bir sanõğõn giz- li tanõk olduğunu iddiasõ ve ifadele- rine ilişkin “he- def gösterdiği” gerekçesiyle Silivri Cumhuriyet Savcõlõğõ’na suç duyurusunda bu- lunulmasõnõ kararlaştõrdõ. İstanbul Haber Servisi - İddiana- mede 3 numaralõ şüpheli olarak yer alan gazetemiz yazarõ Prof. Dr. Erol Ma- nisalı’nõn, Jandarma Genel Komu- tanlõğõ bünyesinde Ergenekon üyele- rince kurulduğu savunulan Cumhuri- yet Çalõşma Grubu’nun sivil kana- dõnda faaliyet yürüttüğü öne sürüldü. Manisalõ’nõn bu gruba, belirlediği stra- tejilerle ileriye dönük yapõlacak ey- lemleri konusunda yön verdiği iddia edildi. İddianamede, Manisalõ’nõn ka- tõlacağõ konferanslar için aldõğõ notlar, gazetemiz imtiyaz sahibi İlhan Selçuk ve Ankara temsilcimiz Mustafa Bal- bay ile çekilen fotoğraflar delil olarak gösterildi. Manisalõ’nõn, Cumhuriyetçi Çalõşma Grubu içinde faaliyet gösteren TSK mensuplarõna, medyada hangi şahõs ve kurumlarõ ne ölçüde kullanõlabilecek- lerini söyleyerek yol gösterdiği, Ma- nisalõ’nõn medya alanõnda otorite kabul edildiği savunuldu. Manisalõ’nõn örgüt içinde strateji-teori-tasarõm dairesi içinde görevli oldu- ğu iddia edilerek konfe- renslar için aldõğõ notlar, Cumhuriyet Çalõşma Grubu tarafõndan hazõrlandõğõ öne sürülen Yakamoz, Ayõşõğõ, Sarõkõz, Eldiven darbe plan- larõnõ uygulamaya yönelik faaliyetler olarak nitelendi. Manisalõ’nõn evinde bu- lunan “Cumhuriyet Gaze- tesi İçin Yeniden Yapılan- dırma Raporu”nun 6 ay kadar önce kendisine gönderildiğini, içeriğini me- rak etmediğinden okumadõğõnõ, gaze- tede yazar olduğunu, mali işlere bak- madõğõnõ söylediği kaydedildi. İddia- namede, içeriğine de yer verilen ve ga- zetenin mali durumuna ilişkin verile- rin, önerilerin bulunduğu rapor, örgütsel içerikli doküman olarak nitelendi. Ga- zetenin tarihçesinin, yayõn ilkelerinin, mali durumunu güçlendirmek için alõnmasõ planlanan önlemlerin sõra- landõğõ raporun Manisalõ tarafõndan ka- leme alõndõğõ ifade edildi. Manisa- lõ’nõn ulusal medyanõn merkez üssü ko- numundaki Cumhuriyet gazetesinin yeniden yapõlandõrõlmasõna ilişkin bu raporu, Ergenekon silahlõ terör örgü- tünce önceden alõnmõş kararlar doğ- rultusunda kendisine verilen talimatlarla yazdõğõ öne sürüldü. Darbenin toplumsal boyutu araştırılmış İddianamede, Cumhuriyet Çalõşma Grubu’nun faaliyetlerinin askeri ol- madõğõ, üniversitelerde görevli strate- ji uzmanlarõ tarafõndan darbe strateji- sinin temel şartlarõnõn, toplumsal ol- gularõnõn araştõrõldõğõ savunuldu. Erol Manisalõ’nõn da burada yapõlan çalõş- malarõ yönlendirdiği ve altyapõ çalõş- malarõnda dikkat edilecek hususlarõ gö- rüştüğü askeri kişilere anlattõğõ, bu kişilerin de söz konusu anlatõmlarõ ra- por haline getirip üst komutanlarõna slayt şeklinde arz ettikleri öne sürüldü. Manisalı gizlice kayda alınmış İddianamede, Hurşit Tolon ve Şe- ner Eruygur’da bulunan “Cumhuri- yet Çalışma Grubu Devre Raporu 2”de Manisalõ ile ilgili görüşmelerin so- nuçlarõnõn detaylõ bir şekilde anlatõldõğõ belirtilerek gizlice kayda alõnan gö- rüşmenin içeriği şöyle aktarõldõ: “12 Şubat 2004 günü saat 12.00’de Har- biye Orduevi lobisinde buluşulmuş- tur. Restoranda öğle yemeğini mü- teakip 1007 No’lu odada görüşülmeye başlanmış- tır. Bütün görüşme sü- resince kendisinden ha- bersiz ses kaydı yapıl- mıştır. Konuları dikkat, ilgi ve takdirle dinlemiş, her konu ile ilgili görüş- lerini açıklamıştır.” 8 yıldan 20 yıla kadar hapsi istendi Manisalõ’nõn sorgusunda Eruygur’un ADD Genel başkanõ iken kendisini ay- nõ derneğin danõşma kurulu üyesi ol- masõ nedeniyle aradõğõnõ, Ankara’da ge- nel merkeze gidemediği için Harbiye Orduevi’nde buluştuklarõnõ belirttiği kaydedildi. İddianamede, Manisalõ’nõn bahsedildiği gibi bir odaya çõkmadõk- larõnõ, sadece öğle yemeği yediklerini, yemekte ADD Genel Başkan Yar- dõmcõsõ Ali Ercan’õn kendisine karşõ tu- tumunu eleştirdiğini söylediği ifade edildi. Manisalõ’nõn tarih ve içerik olarak raporda bahsi geçen konularõn tamamõnõn yalan olduğunu beyan etti- ği anlatõldõ. İddianamede, Manisalõ hakkõnda “TBMM’yi ortadan kaldırmaya ve- ya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı te- rör örgütüne üye olma, hukuka ay- kırı olarak kişisel verileri kaydetme” suçlamalarõyla iki kez ağõrlaştõrõlmõş müebbet, 8 yõldan 20 yõla kadar hapis cezalarõ istendi. Notlar örgütsel doküman oldu E R O L M A N İ S A L I MustafaBalbay Tuncay Özkan Gürbüz Çapan.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog