Bugünden 1930'a 5,446,863 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 21 AĞUSTOS 2009 CUMA 4 HABERLER DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN 3. Boğaz Köprüsü ve Talan -Yağma Düzeni Adım gibi biliyordum, uzmanlar ne derlerse de- sinler, basın ne kadar gürültü koparırsa koparsın, halk ne denli homurdanırsa homurdansın, üçün- cü Boğaz köprüsünün mutlaka yapılacağını. CHP’nin uyanık İstanbul İl Başkanı Gürsel Te- kin önceki gün 3. köprünün güzergâhını da açık- ladı. Bu açıklama da, yerel rant odağının başka- nı Topbaş tarafından hemen doğrulandı. Üçüncü köprü, zaten yeterince oksijen soluya- mayan bir insanın ciğerlerine saplanmış hançer mi- sali, İstanbul’un en yeşil alanından, Belgrad Or- manları’ndan geçecek. Böylelikle, İstanbul’u önce kuşatan sonra yerel yönetimler eliyle fetheden tufeyli takımı, bitmez tü- kenmez rant gazasında bir zafer daha kazanmış oldu. İstanbul’un son yıllarda yoğunlaşan yağmasının bir aşaması daha yaşama geçmek üzeredir. Düzen İstanbul’a özgü değil, tüm ülke çapında sürüyor. Yalnızca İstanbul bu ülkenin ve kendine özgü ekonomisinin en büyük en getiri sağlayan kenti olduğu için, burada her şey daha büyük çap- ta oluyor. Ürettiğinden çok üreyen ülke olan Türkiye’nin ekonomisi, üretime dayanmıyor. Böyle olunca ortada artı değere konan bir ka- pitalist sömürü değil de, ilkel bir talan oluyor. Demokrasi dediğimiz sistem, üretimde artı de- ğere sermayenin el koyması demek olan kapita- lizmin ürünüdür. Ne yazık ki Türkiye’nin düzeni bu sisteme de- ğil, ilk ve ortaçağların kaba talanına dayanmaktadır. Gelir avanta - lavanta ve talan ile sağlanmaktadır. Ülkenin havası, suyu, toprağı, ormanı, kıyısı, hat- ta denizinin içi hedeflenmiş talan alanları olarak al- gılanmaktadır. Tanrı’nın bize sunduğu nimetlere günde beş kez şükrettiklerini söyleyenler, ormanları, yeşil alanları, kıyıları talan etmek için örgütlenmişlerdir. Orman vasfını kaybetmiş araziler mavrasından tutun, maden arama düzenlemesinden geçin, Boğaz köp- rüsü ve turistik kıyılardaki balık çiftliklerine kadar her girişim, bu büyük talanın bir parçasıdır. Büyük talandan herkese kendine göre bir pay verilmektedir. Gerçekte üretim düzeninin sosyal adaletini sağlayamayan düzen, altta kalanlar fazla vozur- danmasınlar diye onlara da minik payları dağıta- rak avanta vermektedirler. Boğaz’ın çarpık yapılaşmasındaki zadegân, mütegallibe ve gariban koalisyonu, ki en güzel ör- neğini Sarıyer sırtlarında sunmaktadır, ürettiğin- den çok üreyen insanların ekonomik rejiminin “ta- lan sosyal adaletini” oluşturmaktadır. Bu durumda, avanta ve talan düzeninin üst ku- rumunun valileri eliyle dağıttığı kömür, beyaz eş- ya ya da ramazan çadırında sunulan iftar, talan- cıların tabana dağıttıkları mikroskobik paylardır. Başka bir deyişle sadaka ekonomisi talan eko- nomisinin bir türevidir. Talan ve avanta ekonomisinin ülkesinde kimi ak- lı evveller yerel yönetimleri demokrasinin beşiği sa- nırlar. Oysa talan ekonomisinde, demokrasi olmaz ki, beşiği olsun. Gerçekte talan ekonomisinde, yerel yönetimler, avanta ve talan ile ganimet bölüşü- münün yerel alt organları konumundadırlar. Avanta ve talanın din kılıfını da unutmayan çı- kar örgütlerinin mensupları kendilerini kent soy- lu olarak tanımlasalar da gerçekte talan şövalye- lerinden başka bir şey değillerdir. Talan ile aslında kendisinin olan zenginliklerine el konup yok edilenler ise bu olayı ya Allah aşkına ya da avanta hatırına sessizce seyretmekte, üretme- mekte, üretme olanağına sahip olamamakta, yal- nızca üreyerek zaman geçirmektedirler. Üçüncü Boğaz köprüsü, bu talan düzeninin ka- çınılmaz aşamalarından biridir ve Türkiye’de de- mokrasi de insanca yaşam da kardeşlik de, eşit- lik de çağdaşlık da olamamasının nedenlerinin açık- lamasıdır. Halk da talanın efendilerini türkü çağırarak iz- lemektedir: “Takıver de zillerin birini, dönüver de meydan se- nindir aman.” asirmen@cumhuriyet.com.tr Kürt meselesini dile getirdikleri için yargõlanan isimler, ‘çözüm için atõlan adõmlarõ’ eksik buldu AydõnlaraçõlõmdanumutsuzANKARA (ANKA) - Kürt mese- lesinin konuşulmasõnõn dahi tabu ol- duğu yõllarda bu konuda açõkladõkla- rõ görüşleri nedeniyle mahkûm olan aydõnlar, hükümetin Kürt sorununun çözümüne yaklaşõmõnõ eksik buluyor ve hükümetin sorunu çözeceğine inanmõyorlar. Haluk Gerger hükü- metin samimiyetinin ‘dış mihrakla- rın’ değil, İmralõ’nõn önerilerine uy- gun davranmakla ölçüleceğini ifade ederken Fikret Başkaya, sorunun yalnõzca Türklerle değil, Kürtlerle de konuşulmasõ gerektiğini kaydetti. İsmail Beşikçi ise başta yargõ ve üniversitelerin özeleştiri yapmasõ ge- rektiğini belirtti. Haluk Gerger, Ankara Üniversite- si Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğ- retim üyesiyken YÖK tarafõndan gö- revine son verilmişti. İnsan Haklarõ Derneği kurucu üyesi de olan Gerger, Kürt sorununa ilişkin açõklamalarõ nedeniyle Terörle Mücadele Yasa- sõ’nõn çeşitli maddelerinden mahkûm olmuş ve 1994-95 ile 1998-99 yõllarõ arasõnda Haymana Kapalõ Cezaevi’nde hapis yatmõştõ. Türkiye’nin Kürtlerin milli varlõğõnõ tanõmasõ gerektiğini, bu- nu tanõmamanõn ‘hayatla inatlaş- mak’ olduğunu ileri süren Haluk Gerger, “Türkiye’nin kendi sıkışık- lığını aşmaya çalıştığını, ancak Kürt sorununu çözmeye çalışmadığını, ana sorunun bu olduğunu” söyledi. Hükümetin son açõlõmlarõnõ ABD’den gelen önerilerin bir biçimde yürürlü- ğe konmasõ olarak yorumlayan Gerger, şöyle konuştu: “Bence doğrudan bu coğrafya- dan kaynaklanan, ayakları bu coğrafyaya basan, yani içeriden kaynaklı, otantik, yerel çözüm önerisi de var; o da İmralı’dan ge- liyor. Bu açık. Şimdi ben hükü- metin samimiyetine ölçüt olarak bunu koymaktan yanayım. Dış mihrakların önerilerine uygun mu davranacak, yoksa doğrudan bu topraklara ayağı basan, doğ- rudan sorunun muhatabından kaynaklanan yerel çözüm önerisini mi muhatap alacak? Şimdilik gör- düğümüz dış mihrakların önerileri doğrultusunda göstermelik göz boyacılığı yapılıyor. Bunu biraz daha bekleyip göreceğiz.” İçişleri Bakanõ Beşir Atalay’õn par- tilerle ve sivil toplum örgütleriyle görüşmelerini “göz boyama” olarak değerlendiren Gerger, Başbakan Re- cep Tayyip Erdoğan’õn “AKP Ge- nel Başkanı” sõfatõyla DTP Genel Başkanõ Ahmet Türk’le görüşmesi- ni de “olumlu, ancak eksik” olarak yorumladõ, “AKP Genel Merke- zi’nden Kürt sorununun çözümünü kimse beklemiyor. Sorunu Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümeti çözecek. Dolayısıyla başbakan ola- rak görüşmediği zaman bana göre bir kıymeti harbiyesi yoktur” diye konuştu. Çözüme giden ilk adõmõn “savaşı durdurmak” olduğunu kaydeden Gerger, bununla birlikte son derece ge- niş bir demokratik tartõşma, özgürlük ortamõ oluşturmasõ gerektiğini belirt- ti. Gerger, toplumun hazõrlanmasõnõn ve Kürtlerin muhatap kabul edilme- sinin gerektiğini söyledi. ‘Öcalan muhatap alınmalı’ Resmi ideoloji karşõtõ görüşleriyle ta- nõnan ve Terörle Mücadele Yasasõ’na muhalefetten 20 ay hapis cezasõna çarptõrõlõp cezasõnõ Gerger’le birlikte Haymana Kapalõ Cezaevi’nde çeken Fikret Başkaya da Kürt sorununun tar- tõşõlmaya başlamasõnõn olumlu oldu- ğunu ancak konunun gerektiği gibi tar- tõşõlmadõğõnõ söyledi. Devletin yanlõş yaptõğõnõ kabul etmesi gerektiğini ifa- de eden Başkaya, İçişleri Bakanõ Be- şir Atalay’õ eleştirerek “Türk tara- fıyla ne konuşup duruyorsun, bun- ların ne dediği belli değil mi? Her gün yazısı okunan köşe yazarına gi- dip de sormanın ne âlemi var, TÜ- SİAD’la konuşmanın ne âlemi var” diye sordu. Sorunun çözümü için doğrudan doğruya Kürtlerle ve onla- rõn çeşitli örgütlerinin temsilcileriyle konuşulmasõ gerektiğini ifade eden Başkaya, çözüm için Abdullah Öca- lan’õn da muhatap alõnmasõ gerektiğini dile getirdi. Başkaya, Kürt sorununun çözümü için konuşulan genel affõn Er- genekon davasõnõ da kapsayabilece- ğine işaret etti. Kürt sorunu üzerine araştõrmalarõyla tanõnan İsmail Beşikçi ise görüşle- rinden dolayõ yõllarca hapis cezasõ çekmişti. İlk olarak 12 Mart 1971 Muhtõrasõ’nõn ardõndan yargõlanan Beşikçi, 8 kez cezaevine girip çõkmõş, yaşamõnõn 17 yõlõnõ cezaevinde ge- çirmişti. Beşikçi, 1999’da yapõlan yasal düzenlemeyle tahliye oldu- ğunda hakkõnda verilmiş 100 yõl ha- pis cezasõ bulunuyordu. Beşikçi’nin yayõmlanan 36 kitabõndan 32’si de Türkiye’de yasaklanmõştõ. Beşikçi, hükümetin Kürt sorununa yaklaşõmõnõ kurdistan-post.com adlõ internet si- tesinde dün yayõmlanan “Kürt so- runu hakkında algılamalar, tar- tışmalar” başlõklõ yazõsõnda değer- lendirdi. İçişleri Bakanõ Atalay’õn çeşitli partiler ve sivil toplum örgüt- leri ile gazeteci ve akademisyenlerle görüştüğünü anõmsatan Beşikçi, “Bu ortamın dikkati çeken en önemli özelliği devletin ve hükümetin hiç özeleştiri yapmaması, geçmişle yüz- leşmemesidir. Devletin ve hükü- metin bu konuya özen gösterdiği kanısındayım. Devlet ve hükümet hiçbir özeleştiri yapmadan, geç- mişle yüzleşmeden bazı küçük dü- zenlemeler yapmayı planlamakta- dır” dedi. Tartõşmalara katõlanlarõn da, devletten ve hükümetten özeleş- tiri yapmasõnõ talep etmediğine dik- kat çeken Beşikçi, Kürt sorunuyla il- gili olarak Cumhurbaşkanõ ve Baş- bakan’õn tutumunun olumlu oldu- ğunu belirtti. Kürt sorununun çözümüne ilişkin tartõşmalarda “kardeşliğe” vurgu ya- põldõğõnõ, “ayrımız-gayrımız yok, asırlarca birlikte yaşadık, birlikte ağladık, birlikte güldük” denildiği- ni bildiren Beşikçi, “Bu çok çirkin bir yalandır” dedi. Beşikçi, Irak Cumhurbaşkanõ Ce- lal Talabani’nin “Kürt devleti ha- yaldir” sözleri ile yazar Yaşar Ke- mal’in, “Kürtler devlet istemiyor, endişelenmeyin” demesinin yanlõş olduğunu savunarak “Hiç kimse- nin, gelecek kuşakların iradesine ambargo koymak hakkı olmama- lıdır” dedi. Haluk Gerger, hükümetin samimiyetinin ‘dõş mihraklarõn’ değil, İmralõ’nõn önerilerine uygun davranmakla ölçüleceğini ifade ederken, Fikret Başkaya, sorunun yalnõzca Türklerle değil, Kürtlerle de konuşulmasõ gerektiğini kaydetti. İsmail Beşikçi ise başta yargõ ve üniversitelerin özeleştiri yapmasõ gerektiğini belirtti. Y A Ş A R K E M A L : Gerginliği arttõranõ tarihyargõlar İSTANBUL (ANKA) - Türk edebiyatõnõn önde gelen ismi Yaşar Kemal, “Kürt açılımı” olarak nitelenen girişimlerle ilgili olarak Yapõ Kredi Yayõnlarõ aracõlõğõyla kamuoyuna bir açõklama yaptõ. “Yaşar Kemal’den Bilgilendirme Notu” başlõğõnõ taşõyan açõklamasõnda Yaşar Kemal, “Bu sıralar medyadan, elimde olmayan nedenlerle bana ulaşamadıkları için cevapsız kalan bir soru yağmuru geldi. Gecikmeli olarak cevaplıyorum” dedi. Yaşar Kemal, sorulara yanõt niteliğini taşõyan açõklamasõnda, İçişleri Bakanõ Beşir Atalay’õn kendisine yaptõğõ ziyaretle ilgili olarak şunlarõ söyledi: ‘Düşüncelerimizi paylaştık’ “Birkaç gün önce Prof. Beşir Atalay ziyaretime geldi. Kendisiyle tanışmak ve yıllardır tekrarladığım düşüncelerimi paylaşmak fırsatım oldu. Türkiye’de akan kanın durmasına ve çağdaş bir demokrasiye ulaşmamıza en büyük engelin çözümü için, içten ve akılcı her yaklaşımı saygı ve şükranla karşılarım. Bu yaşıma kadar yaşadıklarım, gördüklerim ve yazdıklarımla nerede durduğumu bilen herkes sadece ve sadece kendi vicdanımı temsil ettiğimi ve sadece ve sadece kendi vicdanımın sözcüsü olduğumu iyi bilir. Israrla, bıkmadan usanmadan söylemeyi sürdürdüğüm şu inancım da bilinir ya tekrar edeyim: Her toprak doğasıyla ve kültürüyle zengindir. İnsan olarak gücümüzü yaşadığımız toprağın zenginliği, çeşitliliği verir. Dünya bin kültürlü bir çiçek bahçesidir, bu bahçeden bir tek çiçeğin yok olması dünyadan bir rengin yitmesidir.” Yaşar Kemal, 1 Eylül mitingi hakkõndaki sorulara yönelik olarak da şu değerlendirmede bulundu: “Ne yaşım ne sağlığım artık mitinglere katılmama uygun. Ancak şunu söylemek isterim; Bugün Türk olsun Kürt olsun, kim olursa olsun, hangi oluşumdan gelirse gelsin, bu ülkede gerginliği arttıracak söz ve eyleme girişeceklerin vebali ağırdır, tarih önünde ağır biçimde yargılanacaklardır, buna eminim.” SPde‘Kürtaçılımı’başlattı DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Saadet Partisi de Kürt sorunu ile ilgili bir açõlõm başlat- tõğõnõ açõkladõ. SP Genel Başkanõ Numan Kurtulmuş, “Barış ve Kardeşlik İçin Gönüllü Birlik- telik Projesi” adõnõ verdiklerini ça- lõşmalarõnõ Diyarbakõr’da anlattõ. Kurtulmuş, çözüm sürecinde PKK’nin koşulsuz silah bõrakma- sõnõ, askerin de operasyonlara son vermesini istedi. Kurtulmuş, Diyarbakõr Ticaret ve Sanayi Odasõ’ndaki toplantõ- sõnda soruna, çözüme ilişkin temel yaklaşõmlar, süreçte takip edil- mesi gerekenler ve çözüm için ya- põlmasõ gerekenler adõ altõnda 3 te- mel başlõkta yaklaştõklarõnõ be- lirtti. Kürt sorununun her şeyden ön- ce bir “Türk sorunu” olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Hükü- met bu konudaki tavır ve söy- lemlerine dikkat etmeli ve ger- ginleştirici üsluptan kaçınmalı- dır. Sorunun çözüm adresi sa- dece iktidar partisi değil. Bu bir devlet sorunudur ve çözü- mün sorumlusu da devlettir. CHP ve MHP’nin bu sürece sert tepki göstermesi de süreci zorlaştırmaktadır” diye konuştu. Sorunun çözümüne ilişkin temel yaklaşõmlarõnõn “daha fazla kar- deşlik, bütünleşme, rızaya dayalı birlik; çözümü kendi içinde, bölgede gerçekleştirmek, mede- niyet perspektifi, büyük ölçekli vizyon” olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Başbakan’õn terör so- nucu evlatlarõnõ kaybeden şehit an- nelerinden, derin devletin yaptõğõ cinayetlerden, faili meçhullerden ve işkencelerden dolayõ devlet adõna özür dilemesi çağrõsõ yaptõ. Anadil konusunun da bir hak ol- duğunu ve tartõşmalarõn dõşõna çõ- karõlmasõ gerektiğini ifade eden Kurtulmuş “Ergenekon, Fırat’ın doğusundaki eylemleri de yü- rütülmekte olan adli soruştur- maya dahil edilmelidir. Başta ilköğretimde her sabah okunan andımız olmak üzere etnik ay- rımcılık çağrıştıran ifadeler eli- mine edilmelidir” diye konuştu. Dağdaki PKK’lilerin “planla- yanlar” ve “kullanılanlar” olarak ikiye ayrõlmasõ gerektiğini belirten Kurtulmuş, “Yönetici kadrosun- da olmayan tüm örgüt eleman- ları bağışlama kapsamına alı- narak, normal hayata dönmele- ri için yeni bir fırsat verilmeli- dir” dedi. Yılmaz’danAKP’nintutumunatepki RİZE (Cumhuriyet) - Eski başbakanlardan Rize Bağõmsõz Milletvekili Mesut Yılmaz, AKP hükü- metinin Kürt açõlõmõndaki tutumuna tepki göstererek “İmralı’yı kendine önder seçen DTP ile masaya oturması devleti zayıf düşürdü” dedi. Rize’de esnaf ziyaretinde gazetecilerin sorularõnõ ya- nõtlayan Mesut Yõlmaz, hükümetin demokratik açõlõm konusunda yanlõş bir başlangõç yaptõğõnõ belirtti. Projenin içeriğini bugüne kadar kimsenin anlamadõ- ğõnõ, doyurucu bir açõklama yapõlmadõğõnõ vurgulayan Yõlmaz, İçişleri Bakanõ Beşir Atalay’õn siyasi parti- ler ve sivil toplum örgütleriyle yaptõğõ görüşmelerde ortaya somut bir paket ya da tedbir koymadõğõnõ söy- ledi. Başbakan’õn “PKK’yi kınamadıkça DTP’yle görüşmeyeceğim” şeklindeki sözlerini anõmsatan Yõlmaz, “DTP devamlı PKK’ye sahip çıkmasına rağmen onunla görüşmüş olması maalesef devle- ti bu konuda zayıflattı. Dolayısıyla yanlış bir baş- langıç yaptı. Ümit ediyorum sonu hayırlı olur” di- ye konuştu. Yõlmaz, ayrõca Başbakan Yardõmcõsõ Bülent Arınç ile Cumhurbaşkanõ Abdullah Gül’ün İmralõ konusunda yaptõğõ farklõ açõklamalarõnõ da “İmralı’yı bir yana bırak demek yeterli değildir. Muhatap alınan DTP eğer İmralı’yı kendisine kılavuz olarak be- nimsemişse hükümet de dolaylı olarak İmralı ile masaya oturmuş demektir. Bu da maalesef yan- lıştır” diye değerlendirdi. Yõlmaz, Ergenekon davasõ kapsamõnda alõnan ba- zõ ifadelerde kendisinin Abdullah Öcalan suikastõnõ Öcalan’a bildirdiği ve PKK lideri ile görüşmesi için bakanlõğõ döneminde Barzani ile görüştüğü iddiala- rõna ise “Benzer iddialar 4-5 yıl önce ortaya atıldı. Bu iddiaları ileri sürenler hakkında dava açtım. O davayı kazandım. Bunlar yeni iftiralar değil” di- ye yanõt verdi. Diyarbakõr’da çalõşmalarõnõ anlatan Numan Kurtulmuş, Başbakan’a ‘özür dileme’ çağrõsõ yaptõ ‘Kürtçeeğitimeolumlubakõyoruz’ SERGÜL CANIGÜR BURDUR - Yüksek Öğretim Ku- rulu (YÖK) Başkanõ Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, “Kürtçe eğitim konu- sunda istenenden fazlasını verebili- riz. Bizden bölüm istediler, isterlerse enstitü de verebiliriz” dedi. YÖK Başkanõ Özcan, Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Gökay Yıldız’õ ziyareti sõrasõnda gazeteci- lerin sorularõnõ yanõtladõ. Özcan, bir gazetecinin, Kürtçe eğitim vermek için üniversitelerden kendilerine is- tek gelip gelmediğini sormasõ üze- rine, böyle bir talebin Mardin Artuklu Üniversitesi’nden geldiğini söyledi. Prof. Dr. Özcan, “Başvuruya olum- lu bakıyoruz hatta Kürtçe eğitim konusunda istenilenden fazlasını bile verebiliriz. Bizden bölüm is- tediler, isterlerse enstitü de vere- biliriz” diye konuştu. Rize Bağımsız Milletvekili Mesut Yılmaz, esnaf ziyaretleri sırasında yurttaşlardan yoğun ilgi gördü. ‘FEZLEKE SUMENALTI EDİLDİ’ Kart’tan müsteşar için suç duyurusu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkõnda hazõrlanan fezlekenin 16 ay bo- yunca TBMM Başkanlõğõ’na gönderilmemesi ne- deniyle Başbakan Erdoğan ve Başbakanlõk Müste- şarõ Efkan Ala ile ilgili suç duyurusunda bulundu. CHP’li Kart, dün Ankara Adalet Sarayõ’na gele- rek suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcõlõğõ’na verdi. Kart, daha sonra yaptõğõ açõklamada, “Başbakan Erdoğan’ın terör örgütü elebaşına ‘Sayõn’ diye hitap ettiği ve ‘Öcalan al- mõş olduğu kellelerin hesabõnõ veriyor’ şeklindeki konuşmasının Avustralya’da bir radyo progra- mında yayımlanmasından sonra şehit ailelerinin suç duyuruları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘suç ve suçluyu övmek’ ve ‘halkõ kin ve düşmanlõğa tahrik etmek’ten fezleke dü- zenlediğini” anõmsattõ. Bu fezlekenin geçen ay TBMM’ye ulaştõğõnõ bil- diren Kart, “O dosya, 26 Mart 2008 tarihinde, Baş- bakanlık’a ulaştırmış. Başbakan ile ilgili bu dos- ya, 21 Temmuz 2009 tarihine kadar 16 ay boyunca Başbakanlık’ta bekletilmiş. (...) Bu, elbette Baş- bakan’ın talimatıyla, kanunsuz emir niteliğindeki talimatıyla oluyor” dedi. Suç duyurusu dilekçesinde, Başbakan Erdoğan ve Başbakanlõk Müsteşarõ Efkan Ala’nõn, TCK’nin 257/1. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanmak” suçundan cezalandõ- rõlmalarõ isteniyor. Yaşar Kemal. Usta yazar Yaşar Kemal: Akan kanõn durmasõna ve çağdaş bir demokrasiye ulaşmamõza en büyük engelin çözümü için, içten ve akõlcõ her yaklaşõmõ saygõ ve şükranla karşõlarõm.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog