Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

ürkçe Günlükleri I FEYZA HEPÇİLİNGİRLER 7AĞUST0SCUMA ıı n en Konstantinopolis değil Istanbul diyen tek Yunan- D lıyım." diyen Elias Petropulos'a göre "Fatih Sultan Mehmet Yunancayı çok iyi biliyordu. Hatta Istanbul'un fethinden sonraki ilk kararları Yunanca yayımladı." ("Söy- leşiler: Vir-gül-üne Dokunmadan", M. Şehmus Güzel, Kal- dıraç Yayınevi) Güzel'in, "Yunancada karpuz, tas, kapak, fincan, çeşme, saka, yaka, pabuç, cebi, cacık, meze, at, dünya, ciğeri, gâvur, fetva, ferman vb. birçok Türkçe söz- cük var." anımsatması üzerine, "Türklerden Arapça veya Farsça kökenli olmaları nedeniyle bilimsel sözcükleri al- madık. Ama günlük yaşamla, mutfak, yiyecek ve içecekle, giysiyle ilgili sözcükleri, basit şeylerin isimlerini aldık. Fet- va, ferman vb. idari sözcükleri ve bu arada bol miktarda küfrü de benimsedik" diyor Petropulos ve şöyle sürdürü- ypr: "Bu arada Türkçede de birçok Yunanca sözcük var. Orneğin fasulye, levrek, ahtapot vb. Türkler bütün balık ve deniz ürünlerinin isimlerini Yunanlılardan aldılar." Doğru- dur, Orta Asya'da deniz yoktu ki! Aynı kitaptan, bir şiirinde "metro"ya "alttaşıt" diyen Halil Uysal'ın söylediklerinden de bir alıntı: "Zaman sözcüğü Türkçe değil. Ben Türk şairi olarak zaman sözcüğü yerine yeni bir sözcük bulmak istiyorum. Analoji (ömekseme) ya- pıyorum. Uzay diyorum da niye süre sözcüğünden sürey sözcüğünü üretmeyeyim? Zamana sürey deyince en kü- çük zaman birimi olarak "an"a da sürem diyorum. Yıllar- ca önce sav sözcüğünden savcayı ben üretmiştim ve bu sözcük şimdi bütün sözlüklerde. Sözcük yaratmak, dili zenginleştirmek sadece benim işim değil, herkesin işi ol- malıdır." 8 ACUSTOS CUMARTESİ Alıntıda "Yunanlı" sözcüğünün geçmesini fırsat bilip Dr. Aynur Çıvga'nın aylar önce sorduğu soruya yer vere- bilirim burada: "Yunanistan'da yaşayan, Yunan ırkından olan insanlara 'YUNAN' denir benim bildiğim. Almanya'da yaşayan, Alman ırkına Alman (Almanlı denmesi olası mıü), Rusya'daki Rus, Fransa'daki Fransız olduğu gibi... Ama nedendir bilmem Yunanistan vatandaşlanna Yunanlı di- yorlar. Ama bir Bulgara hiç kimse Bulgarlı demiyor! Bu arada bir de Hint asıllı insanlar için de Hintli yerleşmiş dili— mize. Bu karmaşa nasıl çözümlenir bilmiyorum. Bu konu- yu köşenizde veya kısacık da olsa beni yanıtlayarak irde- lemenizi rica edebilir miyim?" "Yunanlı'tya benzeyen "Hintli" gibi bir de Finli" var gali- ba. Sözlüklerimizin kiminde sözcüğün halk dili olduğu söylenmiş, kimi "Yunan" sözcüğüne yönlendirmiş; ama tümü yer vermiş "Yunanlı" sözcüğüne. Aslında bana da pek yanlış gelmiyor "Yunanlı". Kendim de arada bir ağ- zımdan kaçırıverdiğim için değil, başka aedenlerle. Bu ka- dar yaygın kullanılan sözcüğün yanlışlığı bağışlanabilirlik kazanıyor dilimizde. "Galat-ı meşhur" (ünlenmiş, yaygın- laşmış yanlış) kavramını başka pek çok sözcük için ge- çerii kılıyorsak "Yunanlı" için de kılabiliriz. Başka nedenler de var. "Yunan" sözcüğü "Yunan müziği" gibi kullanımlar- da tamlayan olarak kullanıldığı gibi, doğrudan "Yunanis- tan" yerine de geçmekte. "Eski Yunan" derken olduğu gi- bi. Bu hesapça "Yunanlı", "Yunanistanlı"; yani "Yunan" demek olmuyor mu? Bugünkü Izmir ve Aydın illerinin An- tik Çağ'daki adı "lyonya". Bugünkü Yunanistan, aynı kül- türün devamı olduğu iddiasında. Kubbealtı Lügatı, "Yu- nan" sözcüğünün Grekçe karşılığının "iones - iaones" ol- duğunu söylüyor. Vikipedi'de de şöyle yazıyor: "Eski Farsça 'lonan' adı, Perslerin lyonyalılara verdiği isimdi. Farsça ve Arapçadan Türkçeye "Yunan" biçiminde geçen bu ad, daha sonra Helen ulusunun tümü için Islam kültü- rel dairesindeki ulusların kullandığı ad oldu." öyleyse "lyonyalı" der gibi kullanıyor olmuyor muyuz "Yunanlı" sözcüğünü? Bir şey daha var; yanlışlar listemiz o kadar kalabalık ki bu listeye daha fazla şey eklemesek... Belki o zaman düzeltmek için daha az uğraşmamız yeterli olur. 10 ACUSTOS PAZARTESİ Dr. Aynur Çıvga'yı bu kadar beklettikten sonra ikinci so- rusuna da değinmeliyim; yoksa kendimi hiç affettire- mem. "Allah aşkına ben mi yanlış biliyorum, 'bayan' hitap şekli değil midir? 'Bayan sanatçı' olur mu? (Bay sanatçı demeyiz değil mi?) kadın kelimesinin nesi var? 'Kadın sa- natçı, kadın yazar, kadın hasta' doğru değil mi? Ben dok- torum, kongrelere katılıyorum. Son iki senedir gencecik, pınl pınl hekimler, hem de Istanbul, Izmir yöresinden vaka takdimlerinde 'bayan hasta' diye sunum yaptılar. Gerçek- ten çok üzüldüm, oturum sonunda kendilerine söyledim; ama bu sene o kadar çok aynı hata yapıldı ki kendimden şüphelenmeye başladım. Hatta geçen aylarda değerli bir köşe yazanmız da 'bayan piyanist' diye yazmıştı. Bu ko- nuda bana bir açıklama ulaştırırsanız çok sevinirim." "Bayan"ın "kadın" sözcüğünün yerini iyiden iyiye alma- sı konusuna bu sayfalarda çok değindik. (Yanıtı geciktir- memin nedeni buydu: Aynı konuları yinelemekten kaçın- dım.) "Kadın" nedense kaba bulunuyor; "bayan" kullanıla- rak kibarlaşılıyor. Ingilizcenin Türkçe üzerindeki etkisi ma- lum! Hatta "Ingilizcede '"Miss (bekâr) - Mrs (evli)" yerine, evli - bekâr ayrımını ortadan kaldıran "Ms"in kullanılmaya başlanmasına benzer bir durum mu acaba bu?" diye sor- duğumu anımsıyorum. O zaman da kimi okurlarım karşı çıkmıştı. Ama benim aklımda hâlâ aynı soru dönüp duru- yor. Çünkü benzer bir ayrım Türkçede de "kadın - kız" sözcükleri arasında var. "Kadın" denince evli olduğu, "kız" deyince bakire olduğu anlaşılmıyor mu sözü edilen kişinin? Bu ayrımı ortadan kaldırmaya yönelik olarak bu- lunmuş bir yöntemdir, demeyeceğim. Bu nedenle başla- mamıştır bu furya; ama sonuçta bu ayrımı ortadan kaldı- ran bir kullanım olduğu da ortada. "Bayan" denince kadın mı kız mı, evli mi bekâr mı olduğu anlaşılmıyor. Bu açıkla- ma aklıma yatsa da "bayan" sözcüğünü her duyuşumda tüylerimin diken diken olmasını önlemiyor. Sözü edilen ki- şinin "kız" olup olmadığı kimseyi ilgilendirmez elbette; ama bu, bütün "kadın"ları "bayan" yapmayı da gerektir- mez. "Kadın Severse", "Yakılacak Kadın", "Ve Allah Kadı- nı Yarattı", "Gazi Kadın" gibi filmlerin "Bayan Severse", "Yakılacak Bayan", "Ve Allah Bayanı Yarattı", "Gazi Ba- yan" diye gösterildiğini düşünmek bile istemiyoruz; ama bir zamanlar "bayan pantolon", "bayan eşarp" gibi lafların asla edilmeyeceği üzerine, gerekse bahse bile girmez miydik? 11 AĞUSTOS SAU Bu hafta Hüseyin Atabaş'ın, Hürriyet Yaşar'ın ve Adnan Algın'ın kitaplanndan söz etmeyi planlıyordum. Üçü de farklı nedenlerle bunu hak ediyor. Ama ne oldu? "Yu- nan"lar, "Yunanlı"lar ve "bayan"lar çok fazla yer kapladı, "Dilin Gizil Gücü"ne, "Anlam Kovalar Biz Kaçarız"a ve "Fax, Taxi & Sex"e yer kalmadı. • www.feyzahepcilingiiier.com / feyzahep@gmail.com Yıldız Teknik Üniversitesi, Türk Dili Bölümü Çukursaray Binası Kat: 2, Barbaros Bulvarı-34349 Yıldız/lst. ı B U L M A C A önce aşağıda tanımlan verilen sözcük- leri bulmaya çalışın ve her bir harfi bir ya- tay çizgi üzerine gelecek biçimde yazın. Sonra çizgilerin altlanndaki sayılara göre bu harfleri bulmacadaki aynı sayılı karelere aktarın. (Kara kareler iki sözcük arasını gösterir. Bir satınn sonunda kara kare yoksa bu, sözcüğün alttaki satınn başına sarktığını gösterir.) Bulmaca tamamlanınca, sorulan tanım- lann karşılığı olan sözcüklerin ilk harfleri yu- karıdan aşağıya doğru Tozan Alkan'ın "Ve Rüzgâr" adlı şiir kitabından bir şiirin adını oluşturacak; bulmaca karelerindeyse, aynı şiirden bir alıntı ve yayınevinin adı ortaya çı- kacaktır. Tanımlar ve sözcükleriniz: A. "Bu satırları hangimiz yazıyoruz, ben mi, o mu bilmiyorum" diye sonlanan Borges ya- pıtı. 18 8 33 16 2 6 51 21 39 66 25 B. Yaşar Kemal'in bir romanı. 79 74 27 56 46 40 58 47 20 C. Molozla kanşık bütün moloz maddelerinin bilimsel adı. 29 26 12 67 D. "Mario..." (Madam Floridis Dönmeyebilir ve Istanbul Bir Masaldı adlı yapıtlan da olan yazar). 1 121 32 42 52 61 70 L 1A? N N E J J 2 22 33 43 _ 162 71 A C K A F 1J 3 13 23 _ 144 53 172 H G L _ 1J E 1G 4 14 24 34 45 54 63 1 1 H L M 1 H H 1 5 15 25 35 46 55 64 73 O A O B E M L 6 126 36 47 56 65 74 A 1c E B B N B 116 137 157 66 75 1A 1D 1o H K 7 17 27 38 48 167 76 M H B K H 1c N 8 18 28 149 58 177 A A M 1I B __ 1E 9 19 29 39 50 59 68 78 O O C A D K D I 10 130 40 160 69 79 K 1G B 1H D B 11 20 31 41 51 1 80 G B M E A 1 o 50 69 68 37 E. James Joyce'un bir yapıtı. 71 41 55 77 36 52 53 F."... Vitamini" (Cemal Süreya'nın bir şiiri). 43 G. Nevale, gıda. 13 72 30 11 H."... Tramvayı" (Tennessee VVilliams'ın bir oyunu). 54 60 48 17 3 14 63 I."... Anadol" (Cennetin Rotası'nın yazarı). 45 49 4 78 5 70 J. "Rus ..." (John Le Carre'ın bir romanı). Hazırlayan: İLKER MUMCUOĞLU 62 61 44 K. Mustafa Kemal Atatürk'ün, yurdumuzun işgalinden kurtuluşuna kadarki süreci anlat- tığı yapıtı. 22 59 75 10 38 L. Antlaşmaya göre olan. 73 1 23 24 M. Bir peygamber adı. 31 28 34 64 7 N."... ve Hgades" (Enis Batur'un bir şiir kita- bı). 42 65 32 76 O. Yazma kitaplarda, sayfalann yaldız ve boya ile bezenmesi, yaldızlanma. 15 35 9 57 19 80 1017. sayının çözümü: A. HABABAM SINIFI BASKINDA, B. ENKİDU, C. RUZYNE, D. AKILANE VE, E. ŞEN DUL, F. İSLAMDA DEĞIŞİM, G. İNEK, H. RUMUZLU. Şiir: "Deprem saf uyku nerede kaldın / bu mavilik ne akşamdan / Bu hızlı bu- luşmanın uzağındaki sen misin" C U M H U R İ Y E T K İ T A P SAYI 1 0 1 8 SAYFA 3 1
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog