Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

D H er ozan şiir anlayışını anlatırken şiire nasıl bakılma- sı gerektiğini gös- termeye çalışır. Dolaylı olarak okurları kendî şiiri- ne alıştırmak ister. En usta ozandan yeniyetme ozana dek şîirbilimi kav- ramak, kendi anla- yışıyla gelişen bir şiiri geçerlî kılmak özlemi vardır. İzle- nimci, simgeci bir şiirle çağdaş Türk şiirini etkileyen Ah- metHaşimin "Pi- yale" adındaki şiir kitabının başına al- dığı "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" yazısı, şiirbilim an- layışını gösteren önemli bir bildiri niteliğindedir. Ah- met Haşim bu yazı- sıyla yalnız kendi şiirinin savunması- nı yapmıyor, deği- şik bir anlayışla şii- ri yorumlarken alışmadığımız bir şiirl anlamayı ko- laylaştırıyor. eğinmeler liüSTAFAŞEftfFONARAN Şiir yazıları Şiirin gücüyle desteklenen bildiri etkisini sürdürebilir. Çağdaş şiirimizde 30 kadar olu- şumdan söz edilebilir. Bir oluşum, bildirisiyle değil, şiir gücüyle önem kazanır. "Garip Şiiri" öncesinde Orhan Veli ile ar- kadaşlarının hece şiirine ivme kazandıran bir birikimi vardı. "Garip Için" Orhan Veli'nin yazdığı bildiriye Oktay Rifat ile Melih Cev- det'in katılmadığı söylenir. Ama "Garip"i an- latan bildiri Oktay Rifat'la Melih Cevdet'in şii- rini de kapsar. "Garip", Orhan Veli ile arkadaşlannın şiir serüveninde bir "geçiş dönemi"dir. Orhan Veli genç öldüğü halde şiirini değiştirdi. Ok- tay Rifat ile Melih Cevdet "Garip"ten sonra başka şiirlere yöneldi. Ama onların şiirini iyi izlemeyenler hep "Garip"teki şaşırtıcı şiirde takılıp kaldı. Çünkü "Garip Şiiri"ni bildiriden çok Orhan Veli'nin şu dizeleri açıklıyordu: "Gemlik'e doğru Denizi göreceksin; Sakın şaşırma." YENİ OLUŞUMLAR Necmi Selamet, çağdaş şiirimizdeki bildi- rileri bir kitapta derleyip ilgimize sunmuştu (Şiirimizde Manîfestolar, Inceleme Derle- me, llya Yayınları, 2007). Çağdaş şiirimizin gelişmesi birtakım olu- şumlarla mı, usta ozanlann şiirinin etkisiyle mi gelişme göstermiştir? "Kırk Şiiri" çok yönlü bir şiirdir. "Garip Şiiri" bir yönünü oluştursa bile, "Kırk Kuşa- ğı Toplumcuları". Nâzım Hikmet'in şiiriyle beslendi. Ama Ahmet Hâşim ile Yahya Kemal gibi iki usta olmasaydı çağdaş şiirimizin etkinliği böylesine gelişme gösterebilir miydi? Olu- şumlar dize kurmasını bilen usta ozanlardan el alır. Zaten "Ikinci Yeni" ile "Yeni Toplumcu- lar" diyeceğimiz oluşumlann dışında adı anı- lan nice oluşum etkisiz kalmıştır. Çünkü bir oluşumu etkili kılan, o oluşumu yaşatan şiirin gücüdür. Tek bir ozan bile o gücü taşıyabilir. Ama bir oluşumu geliştiren ozanlar söz ko- nusu olunca o oluşumun gücü daha belirgin olarak ortaya çıkar. Oluşumlann dışında bir başına güç oluştu- ran ozan azdır. Fazıl Hüsnü Dağlarca tek başına bir oluşum sayılabilir. Üstelik "Yapıt- larımla Konuşmalar"ı saymazsak şiir üzeri- ne görüşlerini kitaplarda toplamış değil. Oysa şiir yazıları bir ozanı anlamayı kolay- laştırabilir. örtülü bir şiirin art alanını yorum- lamak, o ozanın başka şiirlerine de bakmaya yarar. Bunca oluşumun içinde emek veren nice ozanı, onlann şiirindeki ayrıntıyı sezmek şiir- bilimle uğraşan kaç ozanın işidir? Kaç şiir eleştirmeni yeni filizlenen bir şiir keşfedebilir? OLUŞUMLARIN DIŞINDA Nurullah Ataç'ın "Turgut Uyar için zan- mı atıyorum" sö- zü, öylesine söy- lenmiş bir söz değildir. O ilk şiir- lerde bile nitelikli bir şiirin izini gö- ren Ataç, iyi bir ozanın geleceğini sezmişti. Ama Turgut Uyar "Ikinci Ye- ni"de şiirini geliş- tirmeyip oralarda kalsaydı adı anılır mıydı? Şiirini de- ğiştirirken geliş- tirmiş olması gerçek ozan kimliğinin ortaya çıkmasını sağladı. Her dönemde, Samanyolu'ndaki sayısız yıldız gibi nice ozan gelir geçer. Kendi kuşa- ğının ozanları dayanışma halinde birbirine yakın dururlar. Onları tek tek tanımak olanağı var mı? Kimi ozanlann hakkı yenmiş olmuyor mu? Şiir yazıları nice bilinmeyen ozanı tanımaya yardımcı olabilir? Nice bilinmeyen ozan Sa- manyolu'ndaki sönmüş yıldızlar gibidir. Bir şiir eleştirmeninin yazısı o yıldızın parlamasını sağlayabilir mi? Cahit Külebi anlatmıştı: Sabahattin Kud- ret Aksal bir gün ona demiş ki: "Külebi, se- ninle bir şiir oluşumu kuralım da adımız anıl- sın." Sabahattin Kudret unutuldu mu? Demek ki yalnız kalan ozanların yıldızı ko- lay paıiamıyor. YAHYA KEMAL'I YENİDEN YORUMLAMAK Tek bir önemli ozanı bile bütün yönleriyle bilmek kolay değilken, her ozan üzerine yar- gıya varmak, hiçbir şiirbilim eleştirmeninin üstesinden geleceği iş değildir. Bir ozanla ilgili bilimsel bir toplantı yapıla- cağı zaman, değişik yönlerini iyi bildiği var sayılan yazarlar seçiljr. Ornekse, Bilkent Üniversitesi Türk Ede- biyatı Merkezi'nde Yahya Kemal üzerine bir bilgi şöleni düzenlendi. Sonra da o ko- nuşmacılann bildirileri bir kitapta toplandı (Hayal Şiir, Yahya Kemal Beyatlı'nm Şiiri Üzerine Makaleler, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlan, 2008). Şiiri üzerine en çok yazılan, konuşulan bir ozanın bilinmeyen yönleri kalmış mıdır? Bu konuda en yetkili yazarlar kimlerdir? Böyle bir bilgi şölenini düzenleyenler kim- lerin hangi konularda yetkili olduklarını iyi bi- lir, görev bölümünü ona göre yaparlar. Ne kadar ayrıntıya inilirse, hazır yargılardan o kadar kurtulmuş olunur. Yahya Kemal şiirinin usta yorumculan, o alıştığımız şiirin bilinmeyen yönlerine bir yol- culuğa çıkarır bizi. örnekse, divan şiirine yeni bir yorumla ba- kan Mehmet Kalpaklı "Eski Şiirin Rüzgâ- rında Bir Avrupalı: Yahya KemaP'i inceler- ken, şiirin fikirlerle değil, sözcüklerle yazıldığı gerçeğinden yola çıkıyor. Içimize işleyen sözcüklerle gündelik dilde yaşayan sözcük- ler arasında nasıl bir uyum bulmalı da "eda" dediğimiz anlatış biçimine varmalı? Hazır yargılardan biri, Yahya Kemal'in bir Iştanbul ozanı olduğudur. Süleyman Seyfi Öğün kente bakışın felsefi boyutlarını inceli- yor. Hilmi Yavuz ile Ebubekir Eroğlu "Hayal Şehir" yakınlığından yola çıkarak T.S. Eliot ile Yahya Kemal şiiri arasındaki sözcük se- rüveni üzerinde duruyorlar. Laurent Mignon'un araştırmasında "Batı düşüncesi ile edebiyatından yararlanırken seçmeci davranarak kendi arayışı için yararlı bulduğu öğretilerden bileşim kurmasını bi- len" bir Yahya Kemal vardır. "Yahya Kemal'de Şiir Dilinin Oluşu- mu"nu inceleyen M. Orhan Okay, "an- lam"ın ötesinde "ses"in insan üzerinde nasıl bir etki uyandırdığını anlatıyor. Geçmişten yararlanmak, dünün değerlerini güncel anlayışla yorumlamak! Beşir Ayva- zoğlu, "Yahya Kemal Yeriilikten Ne Anlı- yordu?" sorusunun yanıtını bu sözlerde arı- yor. Kemal Bek, "sen" imgesinden yola çıka- rak, tarih boyunca ne gibi değişimlerden geçtiğimizi, yeni benliğimizi nasıl bulduğu- muzu anımsatıyor. Bunun için de Yahya ke- mal'in bir şiirinden yola çıkıyor: "Irkın seni iklimine benzer yaratırken, Kaç fethe koşan tuğlar ufuklarla yarışmış. Tarihini aksettirebilsin diye çehren Kaç fatihin altın kanı mermerle kanşmış." ("Varayım Gideyim Urumeline" yazısın- da, Cumhuriyet KİTAP 13 Ağustos 2009, "Türk Edebiyatı'nın Balkan BoyutıTnu an- latırken, kültür inceliklerinin insanları nasıl bütünleştirdiğine de değiniyordum. Yahya Kemal'in yaşattığı "akıncı ruhıTnu kültür in- celiğiyle kuşatmak istemiştim.) Üzerinde en çok konuşulan, "Tann Ozan" katına yükseltilen Yahya Kemal'e değişik gözlerle de bakılabilir. Duygusal yaklaşımlar yerine, nesnel ölçütlerle yeniden ele alınabi- lir. Ama bir bilgi şöleninde konuşulanların ki- taba dönüşen şiir yazılarıyla değerlendirilme- si, ayrıntılardaki gerçekleri de görmemizi sağlıyor. ALTIN PORTAKAL Armağan kazanan bir ozanın şiiri üzerine bilgi şöleni düzenlenmesi, sonra da bu ko- nuşmalann bir kitapta toplanması, "Altın Portakal Şiir Ödülü" için gelenek oluşturdu. Alışılmış dilin kolaylığında eskiyen şiiri, de- ğişen toplum koşullarında, değişen dilin ola- nakları içinde yaşatamazsınız. O eski beğeni- den kendinizi kurtaramamışsanız değişen şii- ri anlamanız da kolay olmaz. Oysa "Altın Portakal Şiir ödülü" 1997'den günümüze doğru 13 kez verilirken çağdaş Türk şiirinin nasıl bir gelişme gösterdiğini de belirtmiş oluyor. ödül kazanan ozan için düzenlenen tören- de, ödül kitabı odak alınarak şiirinin değer- lendirildiği bir bilgi şöleniyle ozanı daha iyi anlamak olanağı sağlanıyor. Sonra da bu ko- nuşmalar bir kitapta toplanarak, törene katıl- ma olanağı bulamayanlann ilgisine sunulu- yor. "Altın Portakal Şiir ödülü"nü kazanan ozanlann adını anımsatmakta yarar var: Enis Batur, Haydar Ergülen, Gülten Akın, Meh- met Taner, Hüseyin Feıtıad, Ahmet Oktay, Necmi Zekâ, Güven Turan, Yücel Kayıran, Birhan Keskin, Lale Müldür, Cevdet Ça- pan, Kemal Özer... Siyasetçiler gelir geçer. Şiir kalıcıdır. Bu şiir geleneğini yaşatanlar arasında kendini öne çıkarmaya aldırmayan bir kültür insanı var: Ahmet Tüzün. Dar çevrelerde kendini önemseyen insan- lar birbirini yıpratmaya çalışır. Umanm bu çe- kişmeler "Altın Portakal Şiir ödülü" geleneği- ni etkilemez. Şiir yazılan, kendine özgü bakışı, değişik yorumu olmayanların sıradan görüşleriyle değer kazanamaz. Ama kitaba dönüşen konuşmalar arasında 10. Altın Portakal Şiir Ödülü'nü kazanan Birhan Keskin'i anladığınız zaman şaşırtıcı bir şiirle karşılaşıyorsunuz (Birhan Keskin Şiiri ve BA, Yayıma Hazırlayanlar Ahmet Tuzün, Yüksel Büyükuysal, Metis Yayınları, 2006). Alışmadığımız bir şiiri nasıl yorumlamak gerekir? Değişik imgeler, değişik bir söyleyiş biçimi çağdaş şiirimize neler kazandınr? Alışılmış bir şiirin kolaylığından çıkarak, çağdaş şiirimizin yeni duyarlıklarını anlatan şiir yazılannı yorumlamayı sürdüreceğiz. • Bu sayfayla iletişim kurabilmek için dergilehnizi ve kitaplarınızı aşağıdaki adrese gönderiniz: Mustafa Şerif Onaran Hekimköy Sitesi 20. Sok. No: 8 06800 Ûmitköy-Ank. 7e/.: (0312) 235 9111-236 23 46 SAYFA 22 C U M H U R İ Y E T K İ T A P SAYI 1018
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog