Bugünden 1930'a 5,438,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

I lecek "Çıkıp Gelsen" öyküsü ben- zerlerine kolay rastlanamayacak öyküler. Bir erkek çocuğunun gözünden Na- zan ebenin anlatıldığı "Gizemli Tırma- nışlar" öyküsü dili, teması ve anlatım biçimiyle kitabın en etkileyici öyküsü. Yazmak için yaşamak gerekmediğinin bir kanıtı "Gizemli Tırmanışlar." Çün- kü Halil'in bu öyküyü kendisiyle yap- tığımız bir sohbet sırasında benim ağ- zımdan çıkan bir cümleden hareketle yazdığını biliyorum. "Gizemli Tırma- nışlar"daki cinsel uyanış Halil'in daha sonra yazacağı "Komutanm Tavşanı" adlı öyküye taşınıyor. Çocuktan yetiş- kine, köyden karargâha taşman bir cinsel uyanış bu. "îçimde Büyür Za- man" öyküsünün son paragrafı atılı- yor, öykünün adı değişiyor ve kitabın en iyi öykülerinden biri çıkıyor ortaya: "Komutanm Tavşanı." "Son.. .ra, pa.. .ramı vermediler..." cümlesi "Çarpık Gölgeler" öyküsün- den. Bu öyküde "amcalarm pislik yap- tığı bir çocuk" anlatılır. Kitabm en et- kileyici öykülerinden biri, "Çarpık Gölgeler." Kitabın en iyi öykülerinden biri de "îsimsiz Günler" adlı öykü, bence. Halil'in öyküleri yayımlanmadan önce bu öyküyü okuduğumu ve içimden "Bir Halil Genç öyküsü" dediğimi anımsıyorum. "Gün Işığı Çırılçıplak, "Bir Uyum Öyküsü" ve "Kaşıkta Ay Işığı" adb öy- küler "12 Eylül Öyküleri" olarak oku- nabilir. Bu öyküler slogana, bir döne- min "kaba" gerçekçiliğine yaslanma- dan da politik öyküler yazılabileceği- nin birer örneği olarak karşımıza çıkı- yor. Halil Genç insanı rahatsız eden, şa- şırtan öyküler yazıyor. Her öyküsünde farklı bir biçim, farklı anlatım teknik- leri deniyor. Öykülerinin coğrafyası, konu yelpazesi geniş. Öyküleri yere sağlam basıyor, suya sabuna dokunu- yor. Halil Genç için önemli olan sade- ce söylemek istedikleri mi? Hiç kuşku- suz, hayır. Halil öykülerini, öykünün gerektirdiklerini dikkate alarak yazı- yor. Yazmak için belli temalara gerek- sinim duyuyor, öykülerin dil içinde hayat bulduğunu biliyor, farklı biçim- ler deneyerek kendisini rahatsız eden temaların izini sürüyor ve kendi sesiy- le, kendi sözcükleriyle farklı öykü at- mosferleri yaratıyor. Hayatımızdaki karşılıklarmı bilerek, Heranuş'ta daha çok yaşamadıklarını yazıyor Halil Genç. Öykülerdeki tema, konu ve karakter çeşitliliği yaşamadık- larını yazmasmdan, bence. Belli tema- larda ısrar, aym temaları farklı biçim- lerde yazmak birçok öykücü için usta- lık olarak görülebilir. Heran uş'taki öy- küler, bunun tersinin de bir ustalık olabileceğini düşündürüyor. Öykünün altm dönemi olan 1995- 2005 yıllarmda birçok öykücü yazdık- ları daha ilk öykülerle, ilk kitaplarla öykü edebiyatımızda iz bırakmaya baş- ladılar. Örnek verrnek gerekirse, Ya- vuz Ekinci, Murat Özyaşar Doğu'dan, farklı bir coğrafyadan farklı temaları farklı biçimlerde işleyerek "sert" öy- küler yazdılar. Bu kez Halil Genç He- ranuş'ta, coğrafyanın Batı'smdan, ben- zerlerine kolay rastlanmayacak öyküler yazıyor ve ilk öykü kitabında çıtayı yükseklerde tutuyor. îçindeki öyküleri özgür bırakırsa, Heranuş'taki öyküler onu ele avuca sığmayan türün yepyeni yollarına çıkaracak. • 'Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk' Bir kadın ve üç felsefeci Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk, Sussex üniver- sitesi'nde felsefe öğren- cisi Susannah'ın günleri- ni 1970lerin toplumsal ve cinsel özgürlüğünün damgasını vurduğu kam- pus ortamında felsefe, arkadaşlık, aşk ve hayat üzerine düşünerek geçi- rişini ve sınıf arkadaşı Rob ile yaşadığı beklen- medîk ilişkisi sonrası ha- yatını şekîllendirmek İçin Nietzsche, Heidegger ve Kierkegaard'a nasıl baş- vurduğunu anlatıyor. n Gültekin EMRE Heramış/ Halil Genç/Notos Kitap/ 104 s. I ^r "jr etmişli yıllarm Lon- \ / dra'sı. Sussex Üniversi- | tesi'nin felsefe bölümü JL. öğrencilerinden Susan- nah'ın Nietzsche'nin însanca, Pek Insanca, Heidegger'in Varlık ve Zaman, Kierkegaard'm Korku ve Titreme yapıtlarıyla hayatma bir düzen verme çabaları romanın ana örgüsünü oluşturuyor. Kendi- sinden on yaş büyük antikacı Jason'la birlikteliği giderek sorun çıkarmaya başlar. Aslında üniversitedeki pek çok arka- daşından Jason sayesinde daha iyi bir durumdadır kaldığı yer, gelir olarak. Yaşadıkları antikalarla dolu evin boğu- cu havası, hazırlamak için çaba harcadı- ğı tez, seminerler, erkek arkadaşıyla olan konumunun derinliğine sorgulan- ması kitabın ilk bölümünde ayrmtılı ele alınıyor. Bu bölümde daha çok özgür- lük kavramı üzerinde duruluyor, kendi- j ni özgür kılmak için çaba harcayan Su- sannah'ın iç dünyasmdaki çalkantılar üzerinde duruluyor. ÖZGÜRLÜK VE YALNIZLIK Jason onu uzun süreli bir başına ko- yarak gittiğinde yalnızhğı giderek büyü- mektedir. Nietzsche okur durmadan, yolunu bulmak için. Şu cümleler kendi konumuyla örtüştür: "Yalnızlık onu sarmış, çevresinde kıvrılmış, her zaman- kinden daha korkutucu, boğucu, yü- rek daraltıcı..." Nietzsche'yle didişen sınıf arkadaşlarından birisi akli den- gesini yitirir, bir kliniğe kapatılır. Ja- son'la ilişkisini sorgulamaya başlamış- tır içten içe. Sınıf arkadaşı Rob'la cid- di bir yakınlaşmaya doğru çekildiğini duyumsar. "Böyle biri kesinlikle kötü geceler geçirecektir... öte yanda, bir ödül olarak başka günlerde ve başka bölgelerde esriklik içinde kendinden geçtiği sabahlara da uyanacaktır..." Oniversitede Şili'deki faşist darbeye karşı eylemler, toplantılar da sürer bir yandan. Bildiri dağıtmalar, konserler- le para toplamalar da. Kendi varlığı- nın özgürlüğünü sorgularken Susan- nah, Rob'la ilişkisinde başka bir bağım- lılığa adım atar. Jason'la Rob arasında gidip gelmeye başlar. Ikisini birden ida- re eder gibi gözükürken, aslmda karar veremeyişinin sıkmtılarmı yaşar. Ja- son'la ilişkisinde sona doğru yaklaşır- ken Rob'la yakınlaşmanın yakıcılığma doğru çekilir. îki ilişkinin varlığı ruh dengesini bozmaya başlamıştır. Heideg- ger'i okurken başlarda fazla bir şey an- lamaz. Ama giderek kendi durumuyla örtüşmeye başlar onun felsefesi. "Ama gerçeklikte, diyordu Heidegger, biz in- sanlar kendimizi dünyaya 'fırlatılmış' halde buluyoruz; ya batacağız ya da eli- mizden geldiğince yüzeceğiz. Hayatımı- zı sürdürmek için eylemlerde bulun- mak, bir şeyler yapmak durumundayız: Yiyecek bulmak, barınak bulmak vesai- re. Bütün bunları düşünmeden yapanz: Aslında biz sadece, herhangi bir sorun ortaya çıkınca düşünürüz. Otomobil sürer gibi: Bu işi otomatik yaparsınız, sadece çarpışmak üzere olduğunuzu fark ettiğinizde dikkat etmeye başlarsı- nız." Noel tatilinde annesini görmeye gidecek, orada hamileliği üzerine düşü- necektir. Ayrıca Jason'la Rob arasında bir tercih yapacaktır. Bir sıçrama yapa- caktır; bunu hem kendisi, hem Tanrı bilecektir. Çocuğun Rob'dan olduğu kesindir. Jason'ın ise eşcinselliği iyice ortaya çıkmıştır. Rob, sorumluluk ala- cak güçte, yapıda değildir. Henüz ka- rakteri oturmamıştır. Çocuğunu doğu- rursa eğer, onun sorumluluğunu nasıl üstlenecektir bir anne olarak? Bunu bi- lemez. Bir erkeğe gereksinimi olacaktır. Bu iki erkeğin onu geleceğe taşıyamaya- cağı ortadadır. Ekonomik olarak Ja- son'dan bir kuruş bile yardım göreme- yecektir artık. Annesinden gelenle de çocuğunu büyütemez. Okulunu bitire- mezse geleceği ne olacaktır? Dünya hiç iyiye gitmiyordur zaten. Bir yandan Çi- çek Çocuklan, öte yandan politik genç- lik! Kendisi arada bir yerdedir bildiri dağıtsa da. Kierkegaard'ın yapıtı, "Ibrahim Pey- gamber'in, oğlu Isak'ı Tanrı'ya kurban etmesinin öyküsü etrafında dönüyordu konu; insanın çocuğunu öldürmesi ne demektir, yaptığını kendine ya da başka birine nasıl savunur, haklı çıkarsın..." Karamsar günler birbirini izler, bir o yana bir bu yana yalpalama da. Ama felsefecileri ona doğru yolu göstermek- te o istediği sürece: Hiçbir ortak yanları olmayan Jason'a neden büyük bir aşk duyduğunu da sorgular kendi kendine: "Bir üst-sınıf Ingiliz ailesinin devlet li- sesinden çıkma çocuğuydu, bense kili- sesine bağlı bir Galli doktorun kızıy- dım. Felsefe onu ilgilendirmiyordu, bense antikalara, bütün o felaket alçı perilere ve somurtuk suratlara dayana- mıyordum. Gerçi, son derece yakışıklı bir erkekti, başlangıçta cinsel yaşantı- mız harikaydı ama aramızda hiçbir duy- gusal bağ yoktu." Rob şunları düşün- dürtür: "Önu son gördüğümden beri neredeyse hiç düşünmemiştim. Hatta, düşünüyorum da.onu hiç yaşadıkları- mın bir parçası olarak görmemiştim. Bana âşık olduğunu açıkça söylemesine karşın, baştan beri onu ciddiye alma- mıştım. Ona dönüp duruyordum, yata- ğma girmiştim en azından- ama neden olduğunu hiç sormamıştım kendime. Doğmamış çocuğumun babası büyük olasılıkla oydu. Danimarkalı felsefeci Susannah'ı yal- nız bırakmıyor hiç: "Evrenseli evi, ora- da kalmak istediğinde hemen kollarmı açıp onu karşılayan sıcak barınağı ola- rak gören özel biri olarak doğmanın çok güzel olduğunu biliyordu. Ama ay- nı zamanda, orada, yükseklerde, kıvrıla- rak ilerleyen dar, dik, tenha, yalnız bir yol olduğunu da biliyordu; evrenselin dışında yalnızlığm içine doğmanm, tek bir yolcuyla karşılaşmadan yürümenin korkunç kötü olduğunu biliyordu." ARINMA înancın yüceltilmesini sergiliyor Kier- kegaard Korku ve Titreme'de. Kürtaj günü yaklaşmakta, kararsızlık açığa ka- vuşmamaktır bir türlü. Susannah savru- lup durmakta kendi başına: Jason'la Rob arasında gidip gelmektedir umut- suz bir biçimde. Bebeğinin getireceği sorunları tek başma kucaklayamayaca- ğını iyi biliyordur. Felsefe ona yardım etmek için hazır bekliyor ellerinin ara- sında, çantasında, uykusuz gecelerinde. Günlük yaşamla felsefe, kendi konumu iç içe geçip durmaktadır başından beri. Sonunda olan olur, tek başına gider kürtaja. Kâbusa dönüşen çocuğundan kurtulur. Kierkegaard onu şu cümlele- riyle kürtaj sırasında da yalnız bırak- maz: "Ishak'ın kurban edilmesine göz yumduk. Ibrahim inançlıydı. O, öbür dünyada başka bir zamanda mutlu ol- ması gerektiğine değil, kutsanmış mut- luluğu burada, bu dünyada bulması gerektiğine inanmaktaydı. Tann ona yeni bir Ishak verebilirdi, kurbanı ha- yata geri döndürebilirdi. O, olanaksı- zın gücüne inandı, çünkü insani hesap- laşmalar, çoktan anlamını yitirmişti." Hayatındaki iki erkekten kurtulur, böylece kendini arınmış, yenilenmiş, güçlenmiş duyumsar. Cinsel özgürlük iyi de, gelecek yaşamı tehlikeye gire- cekti çocuğunu doğursaydı. O halde, okula, felsefeye devam! • Felsefe Eşliğinde Aşka Yolculuk/ Charlotte Greig/ Çeviren: Aliye Yıl- maz/ Sel Yayınları/ 284 s. C U M H U R İ Y E T K İ T A P SAYI 1 0 1 8 SAYFA 19
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog