Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

Y eryüzü Kitaplığı CaİLÛSTGR celaluster@cumhuriyet.com.tr Müzik pazarında Haydn çeşitlemeleri M üzik dünyasını izlcyenlcr hemen anımsayacak; 2009'un ilk günü Viya- na'da verilen Ycni Yıl konserinde, Daniel Barcnboim yönetimindcki Vi- yana Filarmoni Orkestrası, Haydn'ın "Veda" Senfonisini seslendirmiş, konser televizyondan tüm dünyaya yayımlanmıştı. _j_ "Veda" Senfonisi, son bölümünde sergilenen küçük oyunla eşi benzeri olmayan bir müzik ya- pıtıydı. Orkestra üyeleri sahneyi birer birer terk ediyorlardı, sonunda sahnede kimse kalmayıncaya ka- dar. Yapıtın her yorumlanışında, dinleyiciler bu göste- riyi hem eğlenerek, hem de biraz şaşkınlıkla izliyorlar- dı ama, Haydn "Veda" Senfonisini salt eğlence olsun diye yazmamıştı. Yıllardır, Avusturya împaratorluğu'nun en varlıklı ve en nüfuzlu ailelerinden Esterhazy'lerin hizmetindeydi Haydn; Esterhazy sarayının müzik yöneticisi olmuştu. Emrindeki çalışanları prensin hizmetindeki öbür üst görevlilere karşı koruyor, hem yöneticiler hem de çalı- şanlar arasmda seviliyor ve sayılıyordu. 1772 yılıydı. Esterhazy prenslerinin müziğe en düş- künü olan Miklos, saray orkestrasındaki müzisyenlerin aileleriyle bir araya gelmelerine uzun yaz aylarında bile izin vermiyordu. Orkestra içinde büyük bir huzursuz- luk ba§ göstermişti. Haydn, ince zekâsıyla, bu sıkıntıyı müziksel bir bi- çimde açığa vuracak diplomatik bir yol bulur. Kendi çıkarlarının sıkı sıkıya bağlı olduğu saraydaki bu soru- nu göz ardı etmek ya da emrindeki müzisyenlere isyan yasasının maddelerini okumak yerine, konuyu zekice ve ustaca gündeme getiren bir senfoni yazar. "Veda" Senfonisi, gerçekte, Prens Miklos'un orkes- tra üyelerine gösterdiği buyurgan tutuma karşı sevimli bir uyarıdır. Nitekim, senfoninin son bölümünde mü- zisyenlerin sahneden birer birer ayrılmaları karşısında Prens Miklos durumu hemen anlar, ertesi gün aileleriy- le bir araya getirilmeleri için emir verir. Viyana'daki geleneksel Yeni Yıl konserinde Viyana Filarmoni'nin, müzisyenlerin bir tür "iş bırakımı" uy- guladıkları "Veda" Senfonisini seslendirmesinin nede- ni ise, 2009'un, Haydn'ın ölümünün iki yüzüncü yılı olmasıydı. Bu yıl içinde Haydn üstüne birbiri ardı sıra kitaplar yayımlandı. The Financial Timesm klasik müzik eleş- tirmeni Andrew Clark, 25 Temmuz'da çıkan yazısında, bu kitaplardan beşini ele almış: David Wyn Jones'un Cambridge University Press'ten çıkan The Life of Haydn \ (Haydn'ın Yaşamı), David Vickers'ın Na- xos'tan CD'ler eşliğinde yayımlanan Haydn'ı, Chri- SAYFA 6 stopher Hogwood'un Thames & Hudson yayınları ara- sında yer alan Haydn s Visits to Englandı (Haydn'ın Ingiltere Ziyarctleri), yine David Wyn Jones'un editör- lüğünü üstlendiği Oxford Composer Companions: Haydn (Oxford Besteciler Dizisi: Haydn) ve Richard Wigmore'un Faber'dan yayımlanan FaberPocket Gui- de to Haydn \ (Faber'ın Haydn Cep Kitabı). Onca kitap çıkmış, ama Clark yine de Haydn Yı- lı'nın bu çapta bir besteci için yeterince ilgi uyandır- madığından yakınıyor. "Haydn'ın müzik tanrıları ara- sında yeri belli ama," diyor Clark, "ateşli hayranları bi- le onu Mozart ve Beethoven'le aynı yerde görmüyor- lar." Clark'a göre, Haydn'ın müziği, olağanüstü güzellikte olmasına karşın, genç çağdaşları Mozart'ın su gibi akıp giden yüceliğinden de, Beethoven'in gözü pek roman- tizminden de yoksun. Ne ki, günümüzde ilgi görmesi açısından, belki "daha da önemlisi", Haydn'ın yaşamı- nın öbürleri kadar fırtınalı geçmemiş olması ve gizemli hiçbir yan taşımaması. Haydn hiçbir zaman bir Wun- dcrkind (harika çocuk) olmamış. 77 yıllık yaşamının 48 yılını Esterhazy'lerin hizmetinde geçirmiş. Bu denli tu- tarlı, böylesine zikzaksız ve iniş çıkışsız bir yaşam, kuş- kusuz, bestecilerin bu tür yıldönümlerini altm yumurt- layan tavuk olarak gören günümüz müzik endüstrisi için hiç de çekici değil. Clark, sansasyon delisi çağımız- da insanların, klasik müziğin 18. yüzyıldaki gelişiminde belirleyici rol oynamış sayısız sonat, yaylı çalgılar dört- lüsü ve senfoniye karşın, böylesi yaşamlara kayıtsız kal- dıklarından yakınıyor. Öyleyse, ne yapmalı? O güne kadar yazılanlardan farklı bilgileri açığa vuran yeni bir yaşamöyküsü yaz- malı. Yaşamöyküsünün yanı sıra önemi ister istemez abartılan birtakım müzikolojik keşifler ortaya atılmalı ve besteciye o güne kadar bilinenden daha heyecan ve- rici bir cinsel yaşam biçilmeli. Dahası, bestecinin kimi yapıtlarının çalıntı olduğu bile ileri sürülebilir... Haydn'ın müziği. olağanüstü güzellikte olmasına karsın, genç çağdaşlan Mo- zart'ın su gibl akıp giden yüceliğinden de. Beethoven'in gözü pek romantizmin- den de yoksun. Nitekim, David Wyn Jones da, Haydn'ın Yaşamı adlı kitabında, bestecinin yalnızca trajiklikten uzaklığıyla dikkat çeken yaşamına tat ve karmaşıklık katmak için elinden geleni yapıyor. Cardiff Üniversitesi'nde müzik profesörü olan Jones, aslında yirmi yıldan fazla bir za- mandır Haydn'ın yaşamını hemen her yönüyle anlat- mış; ama Clark'a bakılırsa, bu kez "Haydn Baba'nın kişiliğinin karanlık yanına, tecimsel fırsatçılığı ve so- runlu evliliğine dalmayı" görev edinmiş. Jones'a göre, Haydn'ın, zaman zaman başkalannın ya- pıtlarını kendisininmiş gibi göstermekten çekinmediği biliniyor. Gel gör ki, yine Jones'un belirttiğine göre, telif haklarının hiçe sayıldığı bir dönemde zamanın pek çok bestecisinin, 1780'ler ve 1790'ların en ünlü besteci Haydn'dan sık sık "ödünç almakta" bir sakınca görme- diğj de biliniyor. Özel yaşama gelince. Sevdiği kız manastıra kapanın- ca, Haydn'ın kızın ablasıyla evlenmeye zorlandığı, bu evliliğin ne evlilik ne de çocuk getirdiği, geçimsiz, ken- dinden başkasını umursamayan bir kadm olan karısı- nın müzikten anlamadığı, kocasının çalışmalarına önem vermediği de bilinmiyor değil. Başka kadınlarla ilgilenen Haydn'ın genç mezzosoprano Luigia Polzel- li'yle yıllarca süren bir aşk yaşadığı da... Jones, bestecinin yaşamının bu yanını bu kez her za- mankinden daha abartılı dile getirmeyi seçmiş, ama Haydn'ın bu tür ilişkilerini gizli tutmayı ve müzik uğ- raşına bulaştırmamayı başardığını vurgulamaktan da geri kalmıyor. David Wyn Jones'un, yazarlığını değilse de editörlü- ğünü üstlendiği bir kitap da, Oxford'dan çıkan Haydn. Ilk kez sekiz yıl önce yayımlanan ve Haydn Yı- lı dolayısıyla yeniden elden geçirilen kitap, bir tür A'dan Z'ye formatında, bestecinin yaşamı, yaşadığı dö- nem ve ardında bıraktıklarıyla ilgili pek çok bilgi içeri- yor. Müzikolog ve gazeteci David Vickers'ın, CD'ler eşliğinde Naxos'tan çıkan Haydn ise, "yaşamı ve yapıt- ları" tarzında bir çalışma. Bu iki kitap da "başlangıç" olarak biçilmiş kaftan. Ingiliz orkestra şefi ve klavsenci Chri- stopher Hogwood'un Thames & Hud- son'dan yayımlanan kitabı, Haydn'ın ya- şamındaki ikinci önemli döneme, Ingilte- re yıllarına odaklanıyor. Haydn'ın ulus- lararası ününü perçinleyen bir dönem bu. Haydn, Esterhazy sarayındaki uzun yıl- lardan sonra artık farklı bir yaşamın özle- mini çekiyordu. O sırada Londra'da kon- serler düzenleyen Johann Peter Salo- mon'un sunduğu öneri pna çekici gelmiş- ti. Salomon, Haydn'dan, çok yüksek üc- ret karşılığında, düzenleyeceği konserler- de bestecinin yönetiminde seslendirile- cek altı yeni senfoni ve yirmi küçük beste istiyordu. Haydn'ın Londra'da yazdığı senfoniler belki de en iyi yapıdarı olacak, Ingiltere'de el üstünde tutulan besteci Ingiliz dinleyicilerin kalbini fethedecekti. Haydn Yılı, anlaşılan, yeni yeni kitap- larla, festivaller, konserler ve CD'lerle sü- recek. Müzik endüstrisi, skandallar, gi- zemli dünyalar, olağandışı olaylar sunma- dığı için Haydn'ın yaşamından pek hoş- nut değil. O yüzden, Haydn Yılı da, bü- yük bestecinin yaşamı gibi dingin geçece- ğe benzer. • C U M H U R İ Y E T K İ T A P S A Y I 1 0 1 8
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog