Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

İ. GÜRŞEN KAFKAS Savaşların, acıların ve göz- yaşlarının yoğurduğu Ana- dolu toprağı, yokluğun, yok- sulluğun kaderci insanımızın yurdudur… Atatürk’ün “Köy- lü Ordusunda” Türk, Kürt, Laz, Arnavut Alevi ve Sürya- ninin can cana savaştığı, şe- hit olduğu, koyun koyuna yattığı topraklardır. Birbirine sevgi, hoşgörü ve anlayışla kenetlenen yurttaş- larımıza ne oldu da dağları mesken tutarak, terörü hort- lattılar? Kardeş kardeşe kur- şun atıp, can düşmanı ol- maktadırlar. Vatan dardadır. Yedi düvel silahla alamadığı- nı, fitne, fesat ve kışkırtmay- la, ayrık otu ekerek biçmek- tedir. Cumhuriyetimizin üniter ya- pısı, birlik ve beraberliğimizin güvencesidir. İnsanlarımız öz- gürce, kültürlerini, dillerini, dinlerini ve kimliklerini koru- maktadırlar. Yedi coğrafi böl- gedeki insanlarımız köken- lerine dayalı folklorik yaşan- tılarını da engelsiz sürdür- mektedirler. Geçmiş yönetimlerin farklı bakışları nedeniyle ve Gü- neydoğu’nun kültür, eğitim, sağlık, ekonomi ve sosyal haklarının gelişmesine yete- rince yer verilmediği bilin- mektedir. Eğitim verilemedi, Türkçe öğretilemedi, sağlık aksak kaldı. Bu bölgeler yıl- larca bir sürgün yeri olarak görüldü. Güneydoğu, yıllarca kaderiyle baş başa kaldı. Tö- re, kan davası, cinayet vb… istenmezler eğitimsizliğin dı- şavurumu oldu. Köy Enstitü- leri özellikle Doğu halkının eğitim ışığı olacaktı. Türkçe öğretilecek, ulus devlet bi- linci verilecek, demokrasi ve üniter yapı halka kavra- tılacaktı. Ne yazık ki din be- zirgânları ve toprak ağaları karşı koydular, kapattırdılar. Bu ülke zorlu savaşların, şiddet ve gözyaşlarının so- nunda özgürlüğüne kavuş- tu. İstiklal Savaşındaki cep- helerde, Kore’de ve Kıbrıs’ta birlikte çarpışan bu yurdun gençlerinin dağda terör es- tirmesi yadırganmaktadır. Kardeş kardeşi öldürüyor. Bu anlaşılmaz kavgayı fırsat bilen Ermeni ve Rumlar ken- di isteklerini ileri sürüyorlar. Patrik ekümeniklik ve ruh- ban okulu dayatmasında. Rumlar, Kıbrıs’ı kapama ça- basında, Fener’de Patrik dev- leti kurma düşünde… Ege kıta sahanlığı darboğazda, dost bildiklerimiz çorap örme uğraşında… Biz iç kavgada- yız, neden? Dostlarımız?! ABD, AB ve İsrail “parçala, yönet, yut” planını uygulamaktadır. Ül- kede oynanan oyunlar akıl al- maz durumda. Halk üzgün, tedirgin ve durgun bekleyiş- te… Güneydoğu’da bir Kürt devleti kurmak, o bölgenin zengin petrol ve diğer kay- naklarını denetimleri altında tutmak amacındadırlar. Hani yağma ki!... sormayın gitsin. Terör belası devlet bütçe- sinden trilyonlar yutuyor. Yol- suzluk, hırsızlık ve çıkar şe- bekeleri ülkeyi soyup soğana çevirmektedir. Bütün bunlar olmasaydı iş- size iş, yatırım, yol, okul ve hastane yaparak ülke gelişe- cekti. Yazık oluyor, bu ülke bi- zim, hepimizin!… Cumhurbaşkanı “tarihi fır- sat”; İçişleri bakanı “cesur adımlar atıyoruz” diyorlar. “Demokratik açılım”, “Kürt açılımı”, “demokratik çözüm / açılımı” betimlemelerinin iç- eriği anlaşılamamaktadır. “Demokratik açılım”ın ucu açık mı olacak, gelecekte ne getirecek? AKP hükümeti- nin, “mutlak çözüm / cesur açılım” ısrarlarına DTP genel af, toplumsal barış, koru- culuğun kaldırılması, Kürt- çenin Türkçeye eş dil ol- ması, özerklik ve PKK’lile- rinse siyaset yapabilmele- rini ön koşul olarak ileri sürmektedirler. Bugün sek- sen bir ilimizde Türk, Kürt, Al- evi, Sünni, Laz, Çerkez, Er- meni, Süryani uyum içinde yaşamaktadır. TC vatandaşı ayırımsız herkes, her yerde görev yapabilmektedir. Kürt kökenli Mardin eski milletvekili Muharrem Do- ğan, Kürt açılımını değerlen- dirirken çarpıcı bilgiler vermiş: “TC Devleti Kürt kökenli va- tandaşları asla üvey evlat ola- rak görmemektedir. Sorun Öcalan ve PKK değildir. So- run, işsizlik, eğitimsizlik, eko- nomidir. Kürtler ülkenin kay- mağını yiyorlar. Büyük oteller, turizm tesisleri, şirketlerin ço- ğu onlarındır. Hiçbir kimse, bugüne kadar ‘Siz Kürtsü- nüz kuramazsınız’ demedi.” Bu açıklamaların doğruluğu- na kim katılmaz ki!.. SONUÇ: “Demokratik açı- lım / Kürt açılımı / Güneydo- ğu açılımı” betimlemeleri geç- mişin Yugoslavya’sına doğru gidişi anımsatıyor. Sevr’in hortlamasını çağrıştırıyor. Çö- züm için öncelikle; Toprak reformu uygulanmalıdır. Te- rörden kazanç sağlayan- larla uğraşılmalı, uyuşturu- cu ve silah kaçakçılığının önü alınmalıdır. Halkın top- lumsal eğitimine kalıcı çö- zümler bulunmalıdır. Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi olan “demokratik açılım” toplum- sal gelişme ve kalkınma için uygulanmalıdır. Ayrılık, bö- lünmek yerine, toplumsal bir- lik ve beraberlikle yaşam sağ- lanmalıdır. Bu vatan, bu ülke bizim, hepimizin”. Bir olalım, pir olalım, iri olalım, diri olalım… CMYB C M Y B DÜZ ÇİZGİ ÜMİT ZİLELİ Erdem İttifakı!.. Gerçekten, ibretle izlenecek “bol gülünçlü” bir tra- jedi bu!.. İktidarın içişleri bakanı, içeriğini hiç kimsenin bil- mediği (kendileri biliyor mu acaba!), ismi sürekli de- ğişen (Kürt Açılımı, Demokratik Açılım, Barış ve Öz- gürlük Projesi vb..) “açılım” için çalıştaylar düzenle- di... Bu çalıştaylara katılan “gazeteci-yazar” takımı, içeriğinden haberdar olmadıkları açılımın “ne kadar faideli” olduğunu anlattılar... Hatta bu “Aydın” ar- kadaşlardan biri, köşesinden şöyle buyurdu: - Sağcı parti (AKP) evrensel insan hakları bo- yutunda bir çözüm getirmeye çalışıyor, kan dur- sun diyor... AKP’nin her söylediğine gözü kapa- lı karşı mı çıkmamız gerekir?.. Ben, kendi hesabıma bu satırları okuduğumda ga- yet doğal olarak “Hangi söyledikleri?” diye dü- şündüm!.. Sevgili Bekir Coşkun da aynı soruya ta- kılmış olacak ki, o “Aydın” arkadaşa safiyane sormuş: - Livaneli, “Sağcı partinin getirmek istediği ev- rensel insan hakları boyutundaki o çözümün” bir tek satırını biliyorsa bize de söyleyebilir mi?!.. Ardından, AKP’nin “açılımını” bir türlü açmadığı- nı, Öcalan’ın dahi hücresinden “yol haritasını” açık- ladığını ama iktidarın bir türlü söylemediğini vurgu- ladıktan sonra aynı saflıkla bir kez daha sormuş: -Peki, Zülfü Livaneli nereden biliyor çözümün “evrensel insan hakları boyutunda bir çözüm” ol- duğunu?.. Evet, İmralı’daki, “yol haritasının” ana başlıklarını açıkladı bile... Aslına bakarsanız; iktidarın ikiyüzlülüğüne, işbir- likçilerin tüm kıvırtmalarına karşı, Öcalan’ın istekle- ri, pardon “yol haritası” gayet net!.. Adam, kısaca “devlet içinde devlet” istiyor!.. üstelik kendisinin ba- şında bulunacağı, “kendi öz savunması” bile olan bir devlet!.. Okuduğum zaman hiç şaşırmadım.. En çok, son paragrafla ilgilendim; Fethullah Gülen’e uzattığı zeytin dalıyla!.. Havayı koklamasını iyi bilen İmralı mahkûmu, Fethullah Efendi’yi takip ettiğini, olumsuz değerlendirmediğini özenle belirttikten sonra aynen şunu diyor: - Demokratik temelde, karşılıklı yaklaşımlar ola- bilir… Teröristle dinci, karşılıklı yaklaşacaklar, hem de de- mokratik temelde!.. Yankısı gecikmedi tabii!.. The Ta- raf’taki genç müritlerden biri dün “Barış ve özgür- lük için ittifak zamanıdır” başlıklı yazısında, Öca- lan’ın Fethullah Gülen’le ilgili açıklamasını çok çok olumlu bulduğunu belirttikten sonra AKP’nin, Fet- hullahçıların ve DTP’nin (PKK) ittifak yapma zama- nının geldiğini söylüyor!.. Peki, kime karşı? Tabii ki İttihatçı damara (!) yani Ergenekon darbecilerine kar- şı!.. Bu birlikteliğin adını bile koymuş: - Erdem ittifakı!.. Gerçi, tarikatlara, cemaatlere, ağalık düzenine “si- vil toplum örgütü” diyebilen kafadan ancak böyle bir yazı çıkar ama bu cehalet (ya da kötü niyet) kar- şısında gülemedim bile... - Ülkeyi ortaçağ karanlığına hapsedecek bir dü- zene barış ve özgürlük yaftası yapıştırabilen bu kafadan ürktüm... Bir Yurtsevere Mektup (XXII) Sevgili kardeşim Balbay, geçen gün köşene ya- zabildiğin ender yazılardan birinde, eski Genelkur- may Başkanı Hilmi Özkök’ün “darbe girişimlerin- den haberdardım” yolundaki açıklamalarını, ardın- dan zamanın TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın “bili- yorduk” sözlerini irdeliyor, ardından samimi bir hayretle “herkes biliyormuş, peki o halde ben ni- çin buradayım” diye soruyordun!. Canım kardeşim, biz, dışarıdaki milyonlar o soruyu her gün defalarca soruyoruz!.. Amerikan John Hopkins Üniversitesi için rapor hazırlayan İngiliz gazeteci Gareth Jenkins, as- lında malum süreç için gayet güzel bir sözcük bul- muş: -Fantezi!.. Şu sıralar “Bitirme Planı” fantezisi ise tamamen unu- tulmuş vaziyette!. Zaten, İstanbul Cumhuriyet Sav- cılığı da, Albay Dursun Çiçek’in imzaladığı öne sü- rülen belgeyle ilgili “yetkisizlik kararı” verdi ve dos- yayı Ankara Savcılığı’na gönderdi!.. Şimdilerde iç- eriğini hiç kimsenin bilmediği ama üzerinde hararetle tartıştığı yeni bir fantezimiz var, Tanrı’ya şükür!.. Üstelik, İmralı’dakinin fantezileri de ciddi ciddi tar- tışılıyor!.. Sevgili kardeşim, Seni ve tüm yurtseverleri, dışa- rıdaki milyonlar adına bir yurtseverin olanca diren- ci, gücü, sıcaklığı ve kararlılığı ile kucaklıyorum. Sorunlar, Çözümler ve Kürt Açılımı KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 20 Ağustos HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com 20 AĞUSTOS 2009 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 15 Gül: “İmralı falan, geç!” Anlaşıldı; Büyükada’da buluşacaklar! Telekulak Soner Önal: “İçişleri Bakanı Beşir Atalay, ‘Şehit ailelerini sadece dinledik’ demiş. Bir tek onları dinlemedikleri kalmıştı, o da oldu!” Satıcı Nami Tepe: “Cennette yer satan bir sahtekâr yakalanmış. Cennet vatanı satanlar ise göbeğini kaşıyor!” Derin Necati Cebe: “AKP demokrasiyi derinleştirecekmiş. Silivri’deki toplama kampıyla yetinmeyip muhalifler için toplu mezar hazırlığı olmasın!” YağmurDeniz Hükümet devlete çalım atar mı? AÇILIM dedikleri “şey”in Türkiye’ye atılmak istenen bir çalım olduğunu söylüyor Hilmi Kayıhan: “Olay bir öküzün bile anlayacağı kadar açık. Hukuksuzluğun Silivri’de gezdiği, adil yargının çığlık çığlığa olduğu; ordumuza haince düşmanlıkların yapıldığı, yargıç ve savcıların dinlendiği bir ülkede demokratik açılım değil, olsa olsa devleti çökertmenin çalımı olabilir. Uzun uzun analiz yapmaya gerek yok. ABD Irak’tan çekiliyor. ABD’nin işgalci ordusuna güvenen tüm işbirlikçilerin paçaları tutuştu, birbirlerine sıkıca sarılmaya başladılar. Çok iyi biliyorlar ki sırtlarını dayadıkları işgal ordusu gidince iktidardan hızla düşecekler. Türkiye’yi parçalamaya çalışan PKK’nin, ülkesinin işgal edilmesine yardım ve yataklık eden Mesut Barzani’nin, Celal Talabani’nin arkasında ABD’nin olduğunu; AKP’yi iktidar koltuğuna ABD’nin oturttuğunu bilmeyen mi var? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti (devleti değil), PKK, Barzani ve Talabani ABD ile birlikte hareket ediyor; ağız birliği halindeler. Kafamız karışıyor şimdi; acaba diyoruz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yle ABD ve işbirlikçileri mi karşı karşıya? Bu çalım, pardon açılım devletimize mi? Hedefte Türkiye Cumhuriyeti Devleti mi var? Devletine çalım atabilir mi hükümeti?” Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” KASAPTAKİ ete soğan doğramamakla ünlü eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, ekmek arası köftenin tadını aldıktan sonra yine konuştu ve iki çarpı iki eşittir dört kuralının sosyal olaylarda çalışmayabileceği gibi büyük ifşaatlarda bulundu! Özkök, tarihe ışık tutacak en önemli açıklamasını ise 18 Mart 2005’te Genelkurmay Başkanıyken Gelibolu’da Başbakanı Recep’in kendisine “Hocam” diye seslendiği ve kameralar tarafından kayda alınan tarihi ana ilişkin yaptı: “Ben duymadım. Eşim duymadı. Emir subayım duymadı. Velev ki dedi. Benimle ne alakası var? Bütün Ortadoğulular birbirlerine hocam diyor. Ben, Gülhane’deki bütün doktorlara hocam diyorum.” Kulakları var duymazlar... Telefon çaldı; karşıdan gelen ses duyulmayacak gibi değildi. Meğer Hilmi Özkök’ün “hoca”lığın ilginç bir öyküsü varmış: 1940 Manisa doğumlu Hilmi Özkök ile 1939 Denizli doğumlu Enver Ören’in yolları Kuleli Askeri Lisesi’nde kesişiyor. Egeli iki genç, zekâları ve çalışkanlıklarıyla öğretmenlerinin dikkatini çekiyor. Özellikle de askeri eczacı ve kimya öğretmeni Hüseyin Hilmi Işık, bu iki gençle çok yakından ilgileniyor. Cumaları, öğrencilerini alıp Kuleli Askeri Lisesi önündeki Kuleli Camisi’ne namaza götürüyor. Fırsat oldukça başka vakitlerde de birlikte dini sohbetler ediyorlar. Kimi öğrenciler bir süre sonra kimya öğretmeninin “rahle-i tedris”inden kendini kurtarıyor ama “Hilmi” ve “Enver” Hüseyin Hilmi Işık’ın yanından ayrılmıyor. Ve derken Hilmi Özkök’ün Kuleli Askeri Lisesi’ndeki adı “hoca”ya çıkıyor. Öyle Gülhane’deki doktorlar gibi veya Ortadoğulu muhabbeti olarak değil resmen “cami imamlığı”na özenmesinden dolayı. Kuleli Askeri Lisesi’ni bitiren “Hilmi” Kara Harp Okulu’na devam ederken “Enver” askeri okuldan ayrılıp kimya öğretmeninin kanatları altında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ne giriyor. Bu arada 27 Mayıs Devrimi oluyor; Hüseyin Hilmi Işık, İstanbul’dan Erzincan Askeri Lisesi’ne sürülünce albay rütbesinde emekliliğini istiyor. Askeri öğretmenlik yıllarında Işıkçılar cemaatinin temellerini atan Hüseyin Hilmi Işık, biricik kızını Enver Ören’le evlendiriyor. Enver Ören de Işıkçılar cemaatini yıllar içinde “İhlas Holding”e dönüştürüyor. Sonuç: Hilmi Özkök, “hoca”lığını inkâr ederse “hoca”sı Hüseyin Hilmi Işık’ın kemikleri sızlatmış ve “kanka”sı Enver Ören’in de kalbini kırmış olur. Hoca Hilmi SESSİZ SEDASIZ (!) HARBİ SEMİH POROY BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Trabzon’da çõ- kan tanõnmõş bir madensuyu. 2/ Dö- külen tohumlarla er- tesi yõl çõkan tahõl... Balçõk. 3/ Üzerine yazõ yazõlan tabak- lanmõş ceylan deri- si... Kurutulmuş rin- ga balõğõ. 4/ Hayvan damõ... Kardeş ka- rõlarõndan her biri- nin ötekine göre adõ. 5/ Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlama ge- lecek biçimde kullanma sanatõ... Parola. 6/ “ --- sele gitti gözüm yaşõn- dan” (Karacaoğlan). 7/ Yerdeki çamuru kazõmak için bir değneğin ucuna geçirilen yassõ demir... Donuk renkli. 8/ Utanma, hayâ... Hekimlik... Bir no- ta. 9/ Cinayetle, ağõr suçla ilgili olan. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Ankara’nõn Beypazarõ ilçesinde çõkan bir madensuyu. 2/ Tanrõ’yõ övmek, ona yakarmak için söylenen dinsel şar- kõ... Bir işi yaptõrabilme gücü. 3/ Olasõ bir kötü duruma, tehlikeye karşõ alõnan önlem; ihtiyat. 4/ Azerbaycan’õn pla- ka imi... Eski Mõsõr’da güneş tanrõsõ... Hitit. 5/ Sergen... Genellikle ölülerin ardõndan söylenen, ağõt ve bozlağa ben- zer türkü. 6/ Gerçek... Çemberin çevresinin çapõna oranõ- nõ gösteren sayõ. 7/ Etken, faktör... İlaç. 8/ Bir kabõn oy- lumunu ya da alabileceği miktarõ hesaplama. 9/ İşaretler, belirtiler... İnce ve uzun metal şerit. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 K A V A L A K K E B O L A A K I Ş A N M A B E T İ Z M E L A S Ş A V A L A K P O N A İ M A M E T Ş İ F A İ N U L A K N A N E A K İ V A D E S 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 e-posta: umitzileli@gmail.com
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog