Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CMYB C M Y B 16 AĞUSTOS 2009 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR 17 ESİNTİLER ZEYNEP ORAL Gösterişle Nitelik Arasındaki Fark… İki gün önce sizlerle paylaştığım İtalya’daki Rossini Fes- tivali’ne ulaşıncaya dek başıma gelenleri bir “Opera Bufa” ya da bir fars ya da bir “Commedia dell’Arte” biçiminde an- latıp sizleri gülümsetmeye niyetliydim. Ama sonra vazgeçtim. Çünkü o anlatım, beni derinden endişelendiren bir soru- nu gölgeleyecekti… Mesleğim gereği çok uzun yıllardır çok yolculuk ediyo- rum. Bir konferans, ya da festivale mi davetliyim, bir pa- nele kongreye mi çağrılıyım? İlk lafım, “THY ile uçmak şar- tıyla” olurdu… Neden? Çünkü güvenim tamdı. Ne zamandır bu güvenimin azaldığını hissediyorum. Ha- yır, Amsterdam’daki o kahredici kaza nedeniyle değil. Tan- zanya ve Uganda Havayolları, Bucumbura Express’le uç- muş, motoru yanan İber Havayolları’nın uçağından atlamış adamım… Hayır, bu güvensizlik duygusunun uçak kaza- larıyla ilgisi yok, çok önceden gelişen, daha basit, daha sı- radan ayrıntılarla ilgisi var… Belki apronda deve keserek kutlama işlemi… Belki kan gölüne dönüşen Atatürk Havalimanı’nda gülümseyerek ka- meraya poz verenleri görünce… Belki gazetelere yansıyan terlikli ayaklarla karşılaşınca… Yer hosteslerinin cak cuk sa- kız çiğnediklerini, pejmürde kılıklarını, darmadağınık üst baş- larını izledikçe… Uçaklarda ve havaalanı salonlarında sa- dece “dinci” diye bilinen gazetelerin dağıtıldığını gördük- çe; ama örneğin Cumhuriyet gazetesine ulaşabilmenin im- kânsızlığını fark edince… Böyle yüzlerce ayrıntı… Dikkat ettim uçak yolculuklarında yeni huylar geliştirmeye başlamışım. Örneğin servis sırasında mutlaka önüme bir gazete ya da dergi yayıp okuyormuş gibi yapıyorum, ken- dimi garantiye alıyorum. Çünkü üç yolculuktan ikisinde hos- tesler (hele erkekse) üzerime mutlak bir şeyler döküyor. Bu arada kimi gazetelerde ha bire THY’nin ne denli başarılı ol- duğu anlatılıyor. Benim gördüğüm, hiçbir uçuş gecikme- siz yapılamıyor… Basın bültenleri, reklamlar, THY ile uç- manın insanı harika, adeta bir “yıldız” gibi hissettirdiğini söy- lüyor, sorun sağınıza solunuza, tam tersini duyacaksınız… Bunları içimde biriktirirken, İstanbul - Roma uçuşunda yalnız benim değil, 30 yolcunun bavulunun kaybolması… (Üstelik aktarma falan yok, direkt uçuş)… Roma Havaa- lanı’nda THY’den tek yetkili bulunamaması; saatler boyu tek açıklama yapılmaması… Günlerden cumartesi olduğu için iki gün boyunca tek muhatap bulunamaması… İnter- nette belirtilen tüm telefon numaralarının yanlış olması… Uzatmayayım, ben şanslıydım: Dördüncü günün sonun- da bavulum bana teslim edildi. Ama bavuluna ancak on gün sonra İstanbul’a dönünce de kavuşanları biliyorum… (Rivayet o ki, 1 ve 2 Ağustos günleri İstanbul Atatürk Ha- valimanı’nda bin iki yüz bavul sahibini arıyormuş - “ba- vulzedelerin” yalancısıyım!) Telefon ve internet başında geçirilen saatleri, sadece üze- rinizdekilerle kalmanın sıkıntısı bir yana, ben yine de şans-lıydım, çünkü en azından THY Basın Müşaviri Ali Genç’e ulaşıp bir açıklama alabildim. Ali Genç, terminal hizmetlerinin THY değil TAV (Tepe Af- ken Holding) tarafından verildiğini anımsattıktan sonra, ko- nuyu araştırdıklarını, TAV’dan açıklama istediklerini belir- tiyordu. TAV’ın açıklamasından, özetle ve teknik terimler arasından benim anladığıma göre, otomatik bagaj ayırma hattında bir adet valizin sıkışmasıyla taşıma sistemi durmuş; sıkışan ba- gajın tüm sistemde yarattığı mekanik etki nedeniyle bagajlar “otomatik sorter” yerine elle ayrıştırılmış… Aynı arıza ertesi gün de nedense tekrarlanmış… Diyeceğim o ki, teknik iler- lemenin baş döndürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Ancak o tek- niğe egemen olan insan yetiştirmedikçe, en ileri teknik bi- le bizi yaya bırakır. Tekniğe yatırım yapmak elbet iyi ama artık biraz da insana yatırım yapsak! Nitelikli insana! Bana öyle geliyor ki, son birkaç yıldır gösterişe öylesi- ne saplandık ki, niteliği önemsemez olduk. Gösterişi, ni- teliğe yeğler olduk. Belki de ikisi arasındaki farkı bilmez ol- duk. Başkalarına gösteriş yapmak için değil, kendimiz için, uy- gar bir yaşamı hak ettiğimize inandığımız için, insana önem verdiğimiz için niteliği kolladığımız gün, inanıyorum ki bir ba- vulun sıkışması tüm taşıma sistemini durdurmayacaktır! www.zeyneporal.com kultur@cumhuriyet.com.tr STAR HOTEL FETHİYE ÖLÜDENİZ OVACIK’TA • Havuz, çocuk havuzu-bahçesi • Açık-kapalı restaurant, bar • Odalarda: Klima, TV, fön, balkon • Sabah, öğle, akşam açık büfe yemekler, 5 çayı • Haftada iki gün mangal zevki • Tüm yerli alkollü ve alkolsüz içeceklerimiz LİMİTSİZDİR. • Ücretsiz Otogar-plaj servisi, EĞLENCE, Wireless… 12 ADALAR, KELEBEKLER VADİSİ, DALYAN, GÖCEK, JEEP İLE SAKLIKENT TURLARINA KATILMA İMKANI • Nakit ödemelere, Balayı ve 60 yaş %5 • 3’ncü kişiye %10 • 4’ncü kişiye %20 • 13–16 yaş gençlere %25 • 7–12 yaş %50 • 0–6 yaş ÜCRETSİZDİR. İNDİRİMLER: ÖLÜDENİZ’DE HARİKA BİR TATİL İMKÂNI 22 AĞUSTOS - 31 AĞUSTOS ARASI 55 TL AİLE ORTAMINDA HUZURLU VE ZEVKLİ BİR TATİL DÜŞÜNÜYORSANIZ !!! 0252 616 76 11–12–0533 416 21 84-0543 882 91 11-0555 991 97 29 www.oludenizstar.com 55TL HERŞEY DAHİL 8 Gündüz 7 gece 750 TL OTEL ve APARTSIFIR TURUNÇ - - - Tüm Odalarda Çift Çanak_Dijital Receiver_Uydu TV www.diplomathotel.com.tr 252-476 7145 veya 537-825 7979 - KAYA ÖZSEZGİN B u yõl yedincisi düzenlenen Termera Re- sort Aspat’taki sempozyum, Bod- rum’da ilgi odağõ olmaya devam edi- yor. Adõnõ antik Termera kentinden alan bu yö- renin özelliği, sanatçõnõn çalõşma ortamõ olarak tercih nedenlerinin başõnda gelen gürültüsüz ve huzur aşõlayõcõ karakteri. Saf ve el değmemiş, bozulmamõş doğa, kristal turkuvaz bir deniz, sa- hilde çevreye hâkim bir dağ, yeşil bir alan ve karadan denize doğru esen rüzgârõn alõp götü- ren mõrõltõsõ. Tatil köyünün sahibi Murat Balkan, bu te- sisi kurarken, yaşamõndaki etkili yerini hep ko- rumuş olan sanatõn bu yöreye kimliksel ya- põ kazandõracak ne tür bir etkinliğe ka- põ açabileceği konusu üzerinde dü- şünmüş ve çözümü, burada sanatçõ atölyeleri kurmakta bulmuş. Sanatçõ atölyesi dediysem, alõ- şõlmõş anlamda bir sanat işliği değil burasõ; doğanõn kucağõnda doğayla bütünleşen ve ortak ça- lõşmanõn sağlayacağõ iletişimi amaçlayan bir tür çağdaş akade- mi. Öyle ki, orada marazi rekabet olmayacak ve omuz omuza çalõş- manõn getireceği verim, ilerde mü- zeye dönüşmesi planlanan bir ku- rumun yapõ taşlarõnõ oluşturacak. Bu yönüyle bir “okul” değil kuşkusuz, ama okulun örgütlü işlevinin ötesinde bir katkõ sunacak meraklõsõna, onun sõnõrsõz ha- yal dünyasõnõn boyutlarõnõ süsleyecek. Ressamlarõn sohbet ederek fõrçalarõnõ kendi tasarõmlarõ eşliğinde kullandõklarõ atölye, tatil köyünün hemen girişinde, birkaç merdivenle çõ- kõlan ve birkaç kişinin bir arada çalõşmasõna ola- nak veren aydõnlõk bir mekân, heykel atölyesi ise onun hemen yanõ başõnda, açõk havada, bö- lünmüş yerler. Mermerin elektronik aygõtla tõ- raşlanmasõnõn yarattõğõ gürültü, rüzgâra karõşõp dağõlõyor. Rüzgârla ortak söylenen bir türkü bu. Her yõl iki gruptan değişik sanatçõlar davet edi- liyor atölyelere. Bu sanatçõlardan kalan yapõt- larõn ilerde müzeye dö- nüşmek üzere kurula- cak koleksiyona dahil edilmesiyle, daha şimdiden küçümsen- meyecek bir birikim oluşmuş bile. Tatil köyünün geniş düz- lüğünde, toprağa atõl- mõş tohum misali boy veren beyaz heykeller, bir açõk hava müzesinin boyutlarõna varmõş şim- diden. Resimlerse, bir kö- şede sessizce birikimini sür- dürmekte. Bu yõl resim dalõnda Mustafa Ata, Hanefi Yeter, Ergin İnan. Oktay Anılanmert, Fev- zi Karakoç, Kayıhan Keskinok, Yusuf Tak- tak, Devrim Erbil ve dõşarõdan bir isim, Hol- landalõ sanatçõ Henk Laasche; heykel dalõnda ise Hakan Uzuner, Eyüp Öz, Ertuğ Atlı, Mus- tafa Yüksel, Metin Yergin ve bir Yunan sa- natçõ, Antonis Myrodias. Aspat’õn duru çevresi, işleri bu bağlamda da- ha ayõklayõcõ olmaya yönlendiriyor olmalõ ki, bu- nun göstergelerini yapõtlarda izleme olanağõ bu- labiliyoruz. Özellikle de heykeller için bunu söy- lemek yanõltõcõ olmaz sanõyorum. Örneğin Ha- kan Uzuner’in el ve parmak ayrõntõsõndan yo- la çõkarak oluşturduğu form birliği ya da Eyüp Öz’ün rafine kadõn figürü böyledir. Resimlere gelince, Mustafa Ata’nõn belki de en yalõn ve öyle olduğu için de etki gücü yük- sek çalõşmasõ burada karşõma çõktõ. Kayõhan Kes- kinok, eski mitoslardan esinlenerek oluşturdu- ğu kompozisyonunda bu kez de şiirsel yorum dozunu öne çõkarõyor. Fevzi Karakoç, rengini zeminle ve motifle uyumsallaştõrdõğõ resmini bi- raz daha indirgeyici bir çizgide sabitleştiriyor. Yusuf Taktak, biçim ve renk dağarõnõ yeni açõ- lõmlara doğru genişlettiğini kanõtlayacak eskizler üzerinde yoğunlaşõyor. Hollandalõ ressam Henk ise, bana Permeke’nin resimlerini hatõrlatan ve bir tür dõşavurum tekniğine bağlõ tuttuğu ça- lõşmalarõndan belli ölçülerde uzaklaşarak daha önce ziyaret ettiği Efes kentinden edindiği iz- lenimlerin de etkisiyle konstrüktif bir kurguyu benimsemiş. Bu etkinlik sürmeli ve çevreden gördüğü des- teğin yaşamasõ için gereken her şey yapõlmalõ. (kayaozsezgin@yahoo.com.tr) Uluslararasõ Resim ve Heykel Sempozyumu’nda ortaya çõkan eserler sergilenmeye başladõ Bu yõl yedincisi düzenlenen Bodrum Aspat sanat buluşmalarõ giderek bir açõk hava müzesine doğru evriliyor. Bu etkinlik sürmeli ve çevreden gördüğü desteğin yaşamasõ için gereken her şey yapõlmalõ. Aspat’ta bir sanat kolektifi İSTANBUL(AA)- Dünyanõn “La Diva Tur- ca’’ olarak tanõdõğõ, hayatõnõ geçen yõl kaybe- den, dünya opera tarihinin en büyük soprano- larõndan Leyla Gencer için Beşiktaş Belediyesi bir heykel yarõşmasõ düzenliyor. T.C. uyruklu tüm heykeltõraşlara açõk olan yarõşmanõn da- nõşman jüri üyeleri Beşiktaş Belediye Başka- nõ İsmail Ünal, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen, Mimar Sinan Üni- versitesi Devlet Konservatuvarõ Müdürü Prof. Dr. Mesut İktu, sanat tarihçisi Murat Katoğlu ve yüksek makine mühendisi Hasan Mani. Jü- ride Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversite- si öğretim üyeleri Prof. Rahmi Aksungur, Prof. Dr. Vedat So- may, Prof. Dr. Nilay Büyükiş- leyen, Prof. Dr. Ferit Özşen ve Yõldõz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zekai Görgülü de gö- rev yapacak. Yarõşmada, kulla- nõlacak malzemenin açõk hava koşullarõna dayanõklõ olmasõ ve eserin yüksekliğinin kaide hariç en fazla 250 cm olmasõ isteniyor. Yarõşma için başvurular 20 Kasõm 2009’a kadar Beşiktaş Be- lediyesi Plan ve Proje Müdürlüğü’ne teslim edi- lebilecek. Heykelin yapõmõ için ayrõlacak bütçe ise 120 bin TL. Jürinin yapacağõ değer- lendirme sonucunda birinciye 22 bin, ikinciye 15 bin, üçün- cüye 8 bin lira ödül verilecek. Bir yarõşmacõya da 5 bin lira mansiyon ödülü takdim edile- cek. Yarõşmaya katõlan tüm tasarõmlar 15 gün süre ile Be- şiktaş Belediyesi Sergi Salonu’’da sergilene- cek ve sergi süresi içinde bir de kolokyum dü- zenlenecek. LeylaGencer’inheykeliyapılacak GoranBregoviç İstanbul’da Kültür Servisi - Balkan müziğinin ba- şarõlõ temsilcisi Goran Bregoviç, “Düğün ve Cenaze Orkestrası” eş- liğinde yarõn akşam İstanbullu sa- natseverlerle buluşacak. Bregoviç, “20. Most Açıkhava Konserleri” kapsamõnda Cemil Topuzlu Açõk- hava Sahnesi’nde saat 21.00’de konser verecek. Yapmõş olduğu film müziklerinden örneklerinin de yer aldõğõ repertuvarõnda Brego- viç, “Dom Za Vesanje”, “Arizona Dream”, “Underground”, “Crna Macka” gibi pek çok filmin müzi- ğinden, 20’yi aşkõn albümünden ve son çalõşmasõ ‘Alkohol’den ör- nekler sunacak. Biletler ‘Biletix’ ve Harbiye Açõkhava Tiyatrosu gişe- lerinden satõn alõnabilir. ‘Sansür,çeviriden önce başlõyor’ Kültür Servisi - Kitap Çevirmenleri Mes- lek Birliği (ÇEVBİR), Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde yatan çevirmen Tonguç Ok’un entelektüel üretim faa- liyeti için sipariş ettiği İspanyolca ve Kürtçe kitap ve dergilerin “Türkçe de- ğil” gerekçesiyle cezae-vine sokulma- masõ kararõ üzerine bir basõn açõklamasõ yayõmladõ. “Devlet düşünceden hâlâ korkuyor. Birçok çevirmen, çeviriye 12 Eylül cezaevlerinde başlamıştır” sözleriyle başlayan açõklamadan, “Çe- viriyi asla desteklemeyen devlet, çe- virmenleri yalnızca mahkemelerde muhatap alıyor” deniyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog