Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 8 İstanbul S 17 Sinop PB 12 Adana B 23 Edirne B 22 Samsun Y 13 Mersin B 21 Kocaeli S 18 Trabzon Y 11 Diyarbakır PB 17 Çanakkale B 18 Giresun Y 10 Şanlıurfa PB 21 İzmir B 21 Ankara PB 18 Mardin Y 16 Manisa B 21 Eskişehir PB 17 Siirt Y 16 Aydın B 23 Konya PB 15 Hakkâri Y 7 Denizli B 21 Sıvas Y 13 Van Y9 Zonguldak PB 11 Antalya B 23 Kars Y8 CUMHURİYET HABERLERİN DEVAMI Kuzey ve doğu bölgeleri parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu az bulutlu geçecek. Yağışlar Rize ve Artvin çevrelerinde yağmur ve sağanak, Erzurum, Kars ve Ardahan çevrelerinde karla karışık yağmur şeklinde olacak. Oslo B Helsinki B Stockholm B Londra B Amsterdam Y Brüksel Y Paris Y Bonn B Münih Y 6 Berlin Y 6 Budapeşte B 12 Madrid Y 16 Viyana Y 17 Belgrad B 16 Sofya Y 18 Roma Y 13 Atina Y 16 Zürih Y 18 Moskova Y 3 24 Aşkabat Y 20 24 Astana Y7 20 Taşkent Y 26 23 Baku Y 14 19 Bişkek PB 19 17 Tiflis Y 11 20 Kahire B 22 21 Şam B 20 9 NİSAN 2009 PERŞEMBE GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada yapılan ikili görüşmelerde: Örneğin ABD yeni dönemde Kıbrıs sorununa nasıl bakıyor? Afganistan’a asker gönderecek miyiz, Irak’taki Amerikan askerleri Türkiye üzerinden çekilecek mi? Kuzey Irak’ta Kürt devleti için ne düşünüyor? İran’la ilişkilerde Türkiye’nin katkısı ne olacak? Bilinmiyor. ૽૽૽ Kimi konularda görüşü açık Obama’nın; Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin düzelmesini istiyor. Soykırımın tarihsel belgelerle kanıtlandığına inandığını saklamıyor. Bu gerçek bir başka gerçeğin anlaşılmasına neden oluyor. Çankaya’daki ile hükümetin Ermeni sorununun çözümünün öncelikle siyasal değil tarihsel bir konu olduğunu içeren Türk tezini anlattıkları; ne çare Obama’yı ikna edemedikleri anlaşılıyor. ૽૽૽ Ermenistan sorununa iki yol haritası çizdi. “Tarihsel bir gerçek olduğuna” inandığı soykırım, Obama’ya göre, bir yana bırakılmalı. Erivan ile Çankaya’dakinin başlattığı, hükümetin yürüttüğü müzakereler bir an önce sonuçlandırılmalı, diplomatik ilişkiler kurulmalı ve sınır kapıları açılmalı! Oysa Erivan’la sürdürülen müzakereler beş maddeyi içeriyor: Ermenistan’ın ortak sınırı tanıması kimi Doğu illerimizin Ermenistan’a ait olduğu iddiasından Ağrı Dağı’nı bağımsızlık simgesi görmek ve göstermekten soykırım iddialarından vazgeçmesi Azerbaycan’a ait işgal ettiği topraklardan çekilmesi. İlişkilerin normalleşebilmesi için Türkiye’nin öne sürdüğü bu koşulların hiçbirine olumlu bakmıyor Ermenistan. Türkiye’nin vazgeçilmesini öne sürdüğü koşulların kimileri Ermenistan anayasasında yer alıyor. Ankara’nın somut kimi davranışlarla ilişkilerin düzene girmesine yardımcı olacak olumlu, ılımlı işaretler vermesine karşın; Erivan giderek sertleşiyor. Örneğin işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesini amaçlayan öneriyi, Kuzey Karabağ’ın bağımsızlığını ilan etmekten söz ederek karşılıyor. Tarih komisyonunu çalıştırmaya bir türlü yanaşmıyor. İlişkilerin normalleşmesini sağlamak için bir adım atmıyor. Obama ise, Ermenistan’ın olumsuz tutumunu bilmesine karşın her türlü fedakârlığı Türkiye’den bekliyor ve... ulusal yararlarını gözetmeden Erivan’a ödünler vermesini istiyor. ૽૽૽ Ermenilerin ABD ve AB’nin dayatmalarıyla sonuç almayı yeğleyen politikalarına hükümetin yumuşak bakış sergilediğine inanan Azerbaycan’da tepkiler giderek güçleniyor. Çankaya’dakinin, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un, Baku’ya giden Bakan Yardımcısı Matt Bryza’nın çabalarına karşın; Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in İstanbul’daki Medeniyetler İttifakı toplantısına gelmeyi reddetmesi tepkilerin üst düzeyde oluştuğunu kanıtlayan somut göstergeler. Başkan Aliyev, Azerbaycan ulusal yararlarına aykırı bir uzlaşma karşısında sessiz kalmayacağını “milli çıkarların öncelikleri olduğunu ve ‘değişen politikaya göre’ değişeceklerini” söyledi. Bu söylemin altında Türkiye’yi yakından ilgilendiren akaryakıt gibi, doğalgaz gibi kimi yaptırımlar yatıyor. Telefonla aradığı Aliyev’i Obama, acaba ikna edebildi mi? Türkiye ABD’yi memnun edeyim derken acaba dost Azerbaycan’ı gözden çıkaracak mı? ૽૽૽ Ulusal sorunlarda açıklık yok: Türkiye’nin bölünmesine, parçalanmasına karşı olduğunu açıklayan Başkan Obama’nın K. Irak Kürt devletine bakışı netleşmiş değil. Anayasamızın “dini ve askeri yüksekokullar açılmasını yasaklamasına” karşın; Başkan Obama, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını, hatta yine anayasaya ve yasalara aykırı olarak bu okulun Rum Patrikhanesi’ne bağlanmasını istiyor. Örneğin ortaklık modeli “baskın bir Hıristiyan ulusla (ABD), Müslüman ulusun (Türkiye) bir araya gelerek iki kıtayı birleştirmesine” evet ama; hükümetin Obama’nın önümüze koyduğu, ulusal yararlarımıza aykırı kimi dayatmalara nasıl yanıt verdiği veya ne yapmayı söylediği de bilinmeyenler arasında. Pek çok konuda kamuoyunun ne bilgisi var, ne de varılan sonuçlardan ya da alınan karardan haberi. Obama’nın mesajlarıyla emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu’nun dediği gibi “havalarda uçuyoruz!”. PKK ambulansa saldırdı Ⅵ ŞANLIURFA (Cumhuriyet) Şanlurfa’da önceki gece bir grup terör örgütü PKK sempatizanı, Abdullah Öcalan’ın doğum günü nedeniyle Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde çıkan olaylar nedeniyle Balıklıgöl Devlet Hastanesi’ne molotof kokteyliyle saldırdı. Olayda diyaliz hastaları için kullanılan ambulans ile nöbetçi kulübesinde maddi zarar meydana geldi. Saldırı sırasında hastalar ve hasta yakınları korku dolu anlar yaşadı. Malev’den bahar kampanyası Ⅵ Haber Merkezi Malev Macar Havayolları, 12 Nisan’a kadar bilet alan herkesin Prag, Kopenhag, Paris, Amsterdam, Helsinki, Varşova, Milano, Berlin, Bükreş ve Venedik’e 1 Mayıs24 Ekim 2009 arası alan vergileri dahil 139 Avro’ya uçabileceğini bildirdi. 10 Avro servis ücretinin alındığı uygulamada, Budapeşte’ye uçmak ise 119 Avro. Kampanya kapsamında bebek ve çocuk paketinde 8 Nisan 2009’a kadar alınan her ekonomi sınıfı bilet sahibi yanında iki çocuk ya da 1 bebek1 çocuk bedava uçabilecek. Komisyon, üniversitelerin kaça bölüneceği ve isimlerinin aynı kalıp kalmayacağı konusunda rapor hazırlayacak YÖK ‘parçalamakta’ ısrarlı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan, özellikle öğrenci sayısı 40 binin üzerinde olan bazı üniversitelerin, “çok büyüdükleri” ve “idarelerinin zorlaştığı” gerekçesiyle bölünerek yeniden yapılandırılacaklarını kaydetti. YÖK Genel Kurulu’nun 31 Mart 2009 tarihinde yaptığı toplantıda gündeme gelen İstanbul, Marmara, Gazi, Selçuk ve Uludağ üniversiteleri ile nüfusu 40 bini geçen diğer bazı üniversitelerin bölünmesi konusunda araştırma yapmak üzere oluşturulan komisyon, hangi üniversitenin kaça bölüneceği, isimlerinin aynı kalıp kalmayacağı gibi konular ile önerilerin dile getirildiği bir rapor hazırlayarak YÖK Genel Kuru lu’na sunacak. Konu üzerinde uzlaşma sağlanması halinde yasa teklifi hazırlanacak. ‘Komisyon kurduk’ YÖK Başkanı Özcan yaptığı açıklamada, bazı üniversitelerin öğrenci nüfusu açısından çok büyüdüğünü, bu nedenle idarelerinin zorlaştığını belirterek “Onları yeniden yapılandıralım istedik” dedi. Bu konuda çalışma yapmak üzere YÖK bünyesinde bir komisyon kurulduğunu bildiren Özcan, komisyonun özellikle nüfusu 40 bini geçen üniversiteleri değerlendireceğini, hangi üniversiteyi uygun görürse bu konuda öneri getireceğini belirtti. Özcan, ilk aşamada 5 üniversiteyi düşündüklerini ifade ederek “Bun lar kocaman üniversiteler. Ayrıca dağınıklar, şehrin her tarafına dağılmış durumdalar” diye konuştu. Üniversitelerin görüşlerinin alınıp alınmayacağı konusunda ise Özcan, “Bu üniversitelerin çoğu zaten kendileri istedi. Mesela Selçuk ve İstanbul üniversiteleri bunu istedi” dedi. Bölünecek üniversitelerin isimlerinin aynı kalıp kalmayacağına ilişkin çalışmanın henüz tamamlanmadığını belirten Özcan, şunları söyledi: “Kendi başlarına bir üniversite olacaklar. Yeni bir üniversite gibi düşünün. Mesela Paris’teki Sorbonne Üniversitesi1, Sorbonne Üniversitesi2 gibi Gazi1, Gazi2 de olabilir, başka isimler de verilebilir.” Parçalanacak üniversiteler ara sında yer alan Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan da, YÖK’ün bu konuda kendilerine bir bilgi iletmediğini söyledi. Ayhan, “Eski, klasik, köklü üniversitelerin kâğıt üzerinde bölünmesi fevkalade hata olur” dedi. ‘Suçlu YÖK’ Gazi Üniversitesi’nde yaklaşık 65 bin öğrenci ve 1800’ü aşkın öğretim elemanı bulunduğunu ifade eden Ayhan, “Öğrenci sayısının çok olması bizim tasarrufumuz değildi. YÖK geçen yıl kontenjanı arttırdı, ardından af kanunu çıktı. Kendileri arttırıp sonra da ‘Öğrenci sayınız çok fazla’ demek mantıkla pek uyum göstermiyor” diye konuştu. Bölgede inceleme Kahramanmaraş’ta BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 6 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili olarak Almanya’dan gelen 2 kaza kırım uzmanı, enkaz bölgesinde incelemelerde bulundu. İçişleri Bakanlığı’nca tahsis edilen Sikorsky helikopter, ilk olarak güvenlik amacıyla özel harekât timini enkaz bölgesine bıraktı. Daha sonra 2 kaza kırım uzmanı, soruşturmayı yürüten savcı Uğur Koç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Şanverdi, sigorta şirketinden 2 kişi ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne bağlı 3 uzman aynı helikopterle enkaz bölgesine hareket etti. (Fotoğraf: AA) Bakan suçu pilota attı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin yaşamını yitirdiği helikopter kazasında sorumluluğun pilotta olduğunu belirtti. Yıldırım, helikopterin “görerek şartlarda uçuş talebi”nde bulunduğunu belirterek “Görerek şartlarda uçmak tamamen kaptanın sorumluluğundadır” dedi. Yıldırım, Türk Telekom ile Haberİş Sendikası arasındaki 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin, Türk Telekom Genel Müdürlüğü Kültür Merkezi’nde düzenlenen imza töreni öncesinde Yazıcıoğlu’nun ölümüyle sonuçlanan helikopter kazasının ön raporuna ilişkin soruları yanıtladı. Yıldırım, helikopterdeki ELT cihazının anteninin kırıldığının anımsatılması üzerine, kazanın ardından oluşturulan kaza inceleme ve araştırma heyetinin çalışmalarını sürdürdüğünü ve elde ettikleri bulgular çerçevesinde hazırladıkları ön raporu kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi. Yıldırım, ELT cihazının anteninin kaza öncesinde değil çarpma sırasında kırıldığının tespit edildiğini bildirdi. Helikoptere hava koşulları uygun olmamasına karşın neden uçuş izni verildiğinin sorulması üzerine Yıldırım, şunları söyledi: “Helikopter ‘görerek şartlarda’ uçuş talebinde bulunmuş ve kaptan uçuş planını buna göre hazırlayıp havaalanına vermiş. Uçuş planında da ‘Notamlamaları gördüm, meteorolojik şartları inceledim’ diye not düşmüş. ‘Görerek şartlarda’ uçmak, tamamen kaptanın sorumluluğundadır. Herhangi bir kimse ‘görerek şartlarda’ uçacağı zaman gerekli uçuş planlarının usulüne uygun hazırlıklarını yaptıktan sonra onu kimse uçuştan alıkoymaz. Gerek Türkiye’deki kurallar gerek uluslararası sivil havacılık kuralları buna amirdir. O bakımdan yapılan uçuşun kurallara aykırı bir yanı yoktur.” Kazada tek kusurlunun pilot olup olmadığının sorulması üzerine de Yıldırım, araştırmaların devam ettiğini, nihai kaza raporunun beklenmesi gerektiğini ifade etti. HEKİM İÇİN SORUŞTURMA Atatürk rozetine akrep benzetmesi SİBEL BAHÇETEPE İstanbul Sultanbeyli Devlet Hastanesi Acil Servisi’ndeki pratisyen hekim Dr. Alper Künkül’ün hasta yakını Murat Kantekin’in göğsünde takılı olan Atatürk rozeti için “Bu ne akrep mi’’ diye sorduğu, Kantekin’in “Mustafa Kemal Atatürk” yanıtını vermesine karşın hekimin “Buradan Akrep gibi gözüküyor” dediği ileri sürüldü. Dr. Künkül, “Rozeti uzaktan anlayamadım, Atatürkçüyüm. Kesinlikle Atatürk düşmanı değilim. İddialar gerçeği yansıtmıyor” derken; Sağlık Bakanlığı doktor hakkında soruşturma başlattı. CHP Milletvekili Bayram Meral ise Sağlık Bakanlı Recep Akdağ’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. 13 Şubat 2009 tarihinde yeğenini, ateş ve başağrısı şikâyetiyle Sultanbeyli Tacirler Eğitim Vakfı Devlet Hastanesi’ne götüren Kantekin’in acil servisteki hekimle yaşadığı ilginç diyalog beraberinde tartışmaları da getirdi. CHP milletvekili Meral, “Beni üzen Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin hudutları içinde doktor olan birinin bunu söylemesidir. Bunu açık açık söylemesi de düşündürücüdür” dedi. Meral önergesinde “Sağlık Bakanlığı’nda Atatürk rozetine akrep deme cüretini gösterecek başka sağlık çalışanı var mıdır?” sorusunu yöneltti. Dr. Künkül’ün 2006’da Hakkâri’de silahlı bir olaya karıştığı ve hakkında soruşturma açıldığı belirtiliyor. YÖK’ÜN MUHALİF ÜYELERİ ‘Değişiklikler tepeden inme bir yöntemle’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) YÖK’ün 5 muhalif üyesi Yükseköğretim Yasası’nda yapılacak değişikliklerin “tepeden inme bir yöntemle” gerçekleştirildiğini belirterek, üniversite özerkliği ve demokrasi kültürüyle bağdaşmadığını bildirdi. YÖK üyeleri, yapılacak yasal değişikliğin yükseköğretim kurumlarında yeni sorunlara neden olacağını vurguladı. YÖK’ün muhalif üyeleri Prof. Dr. Engin Ataç, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Fikret Şenses ve Bülent Serim, Yükseköğretim Yasası’nda yapılacak değişikliklerle ilgili alınan kararlara dün yaptıkları açıklama ile sert tepki gösterdi. Açıklamada, Yükseköğretim Yasası’nın kimi maddelerinde değişiklik yapılması ve Disiplin Yönetmeliği’nin yeniden düzenlenmesi kapsamında geçici maddeler dışında toplam 20 maddede değişiklik öngörüldüğü belirtildi. Açıklamada, söz konusu maddelerin 15’inin ve Disiplin Yönetmeliği’nin yükseköğretim kurumlarını doğrudan ilgilendirmesine karşın ilgili kurumlardan görüş alınmadığı ve uyarılara karşın görüş alınmamakta direnildiğine dikkat çekilerek, “Tüm değişikliklerin tepeden inme yöntemle yapılması üniversite özerkliği ve demokrasi kültürüyle bağdaşmamaktadır” denildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: “‘Çoğulculuk’ ve bunun gerektirdiği ‘katılımcılık’, demokrasinin olmazsa olmaz ögeleridir. YÖK’ün üniversiteleri ilgilendiren konularda düzenleme yapılırken bu ilkelerin gereğini yerine getirmeyerek, dünyadaki gelişmelerin aksine, üniversiteler üzerinde ‘merkeziyetçi’ bir yönetim anlayışını benimsemesini demokrasiyle bağdaştırmak olanaksızdır.” ‘Üniversitelerden görüş alınmadı’ Topluma ve tüm yükseköğretim kurumlarına örnek davranış içinde bulunması gereken YÖK’ün uygulamalarında demokratik yöntemleri yeğlemesinin işlevinin gereği olduğu ifade edilen açıklamada, “Kendilerini doğrudan ilgilendiren yasa ve yönetmelik değişikliklerinde üniversitelerin ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların görüşünün alınmamasını anlamak güçtür.” denildi. Bilimsel ve yönetsel özerkliğe sahip üniversitelere kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkı tanınmamasının, yükseköğretim felsefesiyle bağdaşmadığı vurgulanan açıklamada, yasa değişikliği yapılırken üniversiteler için çok önemli olan idari ve mali sorunlarla dünyadaki gelişmelere koşut biçimde Üniversitelerarası Kurul’u daha işlevsel kılacak değişikliklerin gündeme alınmamasının da büyük eksiklik olduğu belirtildi. Açıklamada, temel eksiklikler giderilmeden yasa ve yönetmelik değişiklik taslaklarının YÖK Genel Kurulu’nda görüşülmesinin yanlış olduğu ve bu süreç sonunda yapılacak yasal düzenlemelerin yükseköğretim kurumlarında yeni sorunlar yaratacağına dikkat çekildi. ‘Kediyi okşaması etkilenmenin işareti’ İstanbul Haber Servisi Kendisini yumağa dolanmış kedi şeklinde çizen karikatürist Musa Kart’a 10 bin YTL’lik dava açan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ayasofya Müzesi’nde ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama ile birlikte kedi sevmesi dikkat çekti. Kedi karikatürü davasına son noktayı koyan Yargıtay, çizerimiz Musa Kart’ın Erdoğan’a, 5 bin YTL ödemesine ilişkin kararı bozarken, Erdoğan’a hukuk ve karikatür dersi vermiş, kedilerin “sevimli varlıklar” olduğunu vurgulamıştı. Başbakan Erdoğan, çizerimiz Mu sa Kart’ın, kendisini kedi şeklinde betimleyen bir karikatürünün gazetemizde yayımlanması üzerine, “kişi lik haklarına saldırıda bulunulduğu” gerekçesiyle 10 bin YTL tutarında manevi tazminat istemiyle dava açmıştı. Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, bu istemi kabul ederek gazetemiz çizeri Musa Kart ve sorumlu yazıişleri müdürümüz Mehmet Sucu’nun ortaklaşa 5 bin YTL manevi tazminatı Erdoğan’a ödemesine karar vermişti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını oybirliğiyle bozmuştu. Mayıs 2006’da verilen Yargıtay kararında, Başbakan Erdoğan’a hukuk ve karikatür dersi verilmişti. Kararda, basın özgürlüğünün anayasa ve Basın Yasası ile güvence altına alındığı anımsatılarak özetle şu ifadeler kullanılmıştı: “Siyasi yönü ve konumu itibarıyla her konuda herkesin davacı gibi düşünmesi zorunlu değildir. Bu anlamda davacının eleştiriye açık olması gerektiği belirgindir. Mizah inceliğiyle hicveder ve eleştirilerde bulunur. Eleştiri ise doğ ruyu bulmanın yollarından biridir. Eleştiri sevilen ve arzulanan bir şey değildir, ancak toplumun gelişmesi için gereklidir. Karikatür çizilerek yapılan siyasi eleştiriler basın özgürlüğü ve düşünceyi açıklama özgürlüğüne aykırı değildir. Görüş ve düşünceler abartılı, incitici, aykırı, rahatsız edici, belli ölçüde alaycı olabilir. Basın yoluyla bu hakların kullanılması demokrasinin gereğidir... Diğer taraftan karikatürist olan davalının bir sanatçı duygusallığı ve duyarlılığı taşıdığı düşünüldü ğünde, bir kediyi aşağılama aracı olarak kullanmayacağının da kabulü gerekir. Kaldı ki onlar, bugün tüm dünyada birçok insanın evlerini ve yaşamlarını paylaştığı sevimli varlıklardır.” Gazetemiz çizeri Musa Kart, Başbakan Erdoğan’ın kedi sevgisine ilişkin, “Obama’nın dünya siyasetine getirdiği yeni bakış açısı ve geliştirdiği dil, politikacılarımızı da etkileyecektir. Kedinin başını okşayan Başbakanımızın fotoğrafı dilerim ki bu etkilenmenin ilk işaretidir” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog