Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 6 CUMHURİYET HABERLER 9 NİSAN 2009 PERŞEMBE Başbakan Soyer’den, 1. Cumhurbaşkanı Denktaş ve UBP lideri Eroğlu hakkında suç duyurusu KKTC’de Ergenekon iddiası Komisyonda görüşülecek Silivri raporu masada AYŞE SAYIN ANKARA TBMM İnsan Hakları Cezaevleri Alt Komisyonu, Ergenekon davası sanıklarının kaldığı Silivri Cezaevi’yle ilgili inceleme raporunu bugün görüşecek. CHP’li komisyon üyesi Malik Ecder Özdemir, aralarında gazeteci Tuncay Özkan, Adil Serdar Saçan’ın da bulunduğu bazı tutuklu sanıklarla yapılan görüşmelerin rapora konulmamasının kabul edilemez olduğunu belirterek rapora muhalefet şerhi koydu. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içindeki Cezaevleri Alt Komisyonu’nun geçen günlerde Silivri Cezaevi’nde yaptığı incelemeler sonucunda hazırladığı rapor, bugün alt komisyonda görüşülerek oylanacak. Komisyon raporunda, “görülen davayı etkilememesi” gerekçe gösterilerek Ergenekon davası tutuklularının yakınmaları ve yapılan görüşmelere yer verilmemesine CHP’li Özdemir tepki gösterdi. Komisyonun görevini yaparken tutuklu veya hükümlülerin kim olduklarına bakmaksızın, inancı, siyasal görüşü ya da hakkındaki suçlamalar ne olursa olsun herkesin yasa karşısında eşit olduğu ilkesinden hareket etmesi gerektiğini kaydeden Özdemir ancak alt komisyon raporunda “tutuklu ve hükümlülerle yapılan görüşme ve incelemeler” bölümünün üstünkörü geçiştirildiğini ifade etti. Komisyon raporuna muhalefet şerhi koyan Özdemir, “Yaklaşık 1 yıldır bu cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere uygulanan ve giderek psikolojik işkence ve kötü muameleye dönüşen bu uygulamanın idari ve siyasi sorumluları hakkında yasal işlem başlatılmalıdır” görüşüne yer verdi. REŞAT AKAR LEFKOŞA Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ferdi Sabit Soyer, Türkiye’deki Ergenekon soruşturması kapsamında, elde ettiği bir rapora dayanarak, 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve eski başbakanlardan, ana muhalefet Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu hakkında başsavcılığa suç duyurusunda bulundu. Soyer, önceki akşam Kıbrıs TV’de, UBP lideri Derviş Eroğlu ile birlikte konuk olduğu “Son Durum” programında, içeriğini tam olarak açıklamadığı Ergenekon iddianamesi kapsamında savcılığa suç duyurusunda bulunacağını açıklamıştı. KKTC Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün açıklamasında, “Ergenekon iddianamesinde bulunan bazı kısımlar basınımızda yer almış ve söz konusu iddianamenin bir bölümünde Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Derviş ᮣ Rauf Denktaş, kanıtlanmayan sızdırma raporları ciddiye almadığını belirterek “Bazı gerçeklere temas edilmiş bile olsa kanıtlanmış bir şey yok” dedi. Eroğlu ise seçim sürecine girilmesiyle birlikte adının Ergenekon’la bağdaşlaştırılmak istendiğini ve bunun demokrasiye yakışmadığını söyledi. Eroğlu ve Eski Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş hakkında iddialar bulunmaktadır. Bu iddiaların çok ciddi olması ve kamu yararı gereği KKTC yasal mevzuatı uyarınca da soruşturma yapılması kaçınılmaz bir sonuçtur” denildi. Açıklamada, Başbakan Soyer’in KKTC anayasası uyarınca devletin Hukuk Danışmanı olan Hukuk Dairesi’ne (Başsavcılık) resmi bir yazıyla söz konusu iddianameyi gönderdiği ve gerekli soruşturmanın ya pılması talebinde bulunduğu bildirildi. Denktaş yalanladı Konuyla ilgili olarak Cumhuriyet’e açıklamada bulunan Rauf Denktaş, kanıtlanmayan iddiaları ciddiye almadığını belirterek, Ergenekon’un, KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer ve Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, birlikte konuk oldukları “Son Durum” programında gündemdeki konuları tartışmıştı. İzmir’de bir çok operasyon yapan Gök’ün, soruşturma yetkisi alındı Süper savcıya tırpan OZAN YAYMAN İZMİR İzmir’de birçok operasyona imza atan özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Emin Özler ve Başsavcı Vekili Mehmet Doğar’ın istemiyle kızağa çekildi. Gök’ün sadece mahkemelerde duruşma savcısı olarak görev yapacağı ve soruşturma yürütemeyeceği belirtildi. Özler, Gök’ün özel yetkilerinin ise sürdüğünü bildirdi. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Adalet Bakanlığı’ndan ayrılırken gazetecilerin, Gök’ün görev değişikliğine ilişkin sorularını yanıtladı. “İzmir Cumhuriyet Savcısı Gök’ün kendi tasarrufuyla açıklamalar yaptığını” belirten Şahin, görev değişikliğine ilişkin kararın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın işlemi olduğunu söyledi. Adalet Bakanlığı’nın, Cumhuriyet Savcısı Gök hakkında herhangi bir inceleme ve soruşturmasının bulunmadığını açıklayan Şahin, Gök’ün, yürüttüğü soruşturmalar nedeniyle basında yer aldığını kaydetti. Şahin, Gök’ün görev değişikliğiyle ilgili “Eğer elimde yetkilerim olsaydı, asıl bundan sonra olanlar olacaktı. Sanırım sorun ondan kaynaklandı” açıklamalarını da “talihsizlik” olarak niteledi. ‘Buraya kadarmış’ İzmir’de yerel yönetimlere düzenlenen rüşvet, ayrıca çete ve terör örgütü operasyonlarıyla adını duyuran Gök’ün, son haftalarda sık sık özellikle yerel basında röportajları yayımlanmıştı. Gök’ün, basınla ilişkilerini sağlıklı kuramadığı için duyulan rahatsızlıktan kızağa çekildiği öne sürüldü. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Özler, Gök’ün yetkilerinin alınmadığını, Adalet Bakanlığı’nın da bu konuda istemi bulunmadığını bildirdi. Gök, şunları söyledi: “Arı kovanlarına çomak soktum. İşleri ve düzenleri bozuldu. Soruşturma ve operasyon yapma yetkim başsavcılıkça görülen lüzum üzerine alındı. Buraya kadarmış” dedi. ‘Ağır ağabey rahatsızlığı’ CHP’li Ahmet Ersin, Gök’ün, “siyah gözlükler takarak, gazetelere ağır ağabey rollerinde demeçler vermesinin rahatsızlık yarattığını” belirterek “Yargı mensubuna yakışan davranış değildi. Bakanlık rahat sız oldu ki yargıyı bu yükten kurtardı” dedi. KKTC ile hiçbir ilgisi olmadığını söyledi. Denktaş, 1998 seçimlerinde halka 20 milyon dolar dağıtıldığına ilişkin iddianın, kendisine ulaştırılan raporda 1 milyon dolar olarak gösterildiğini belirtirken şunları söyledi: “Kanıtlanmayan sızdırma raporları ciddiye almıyoruz. Bekleyelim görelim. Ama ben ciddiye almıyorum. Bazı gerçeklere temas edilmiş bile olsa kanıtlanmış bir şey yok. Bazı gerçeklerden kasıt, Derviş Eroğlu’nun benim aleyhime çalıştığı ve çalıştırıldığıdır. Mustafa Özbek’in Ulusal Birlik Partisi’ni desteklemesidir. Bunlar kanıtlanmadan Ergenekon ile ilişkilendirmek yanlıştır. Türkiye daima kendi siyasetine ters düşen tutumlara karşı tedbirini almıştır. İstemediği bir şey oluyorsa müdahale eder. Ben eğer boyun eğmiyorsam, beni ekarte etmek istemiş olabilirler. Bir nevi müdahaledir önümüzdeki seçimlere. İddiaların seçim öncesi gündeme gelmesi manidardır. Burada seçimler öncesinde Kadir Topbaş’ın otobüsünün getirildiğine, üzerinde partisinin liderinin resmi olduğuna ilişkin haberler var. Türkiye’nin tercihi var ki hazırlıklar yapılıyor. Biz şimdiye kadar Türkiye müdahale etmez diye düşünüyorduk. İnşallah yine öyledir.” ‘Asılsız iddialar’ UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ise, Soyer’in bahsettiği rapordan haberi olmadığını belirterek, seçim sürecine girilmesiyle birlikte adının Ergenekon’la bağdaşlaştırılmak istendiğini ve bunun demokrasiye yakışmadığını söyledi. Seçimlere asıl müdahalenin 2005’te AB, ABD ve İngiliz Yüksek Komiserliği tarafından yapıldığını iddia eden Eroğlu, Ergenekon iddianamesinde adı geçen MetalSen Başkanı Mustafa Özbek’in sadece kendisiyle değil, CTP lideri Soyer’le de görüşmeler yaptığını belirtti. UBP’nin Ergenekon’un dışında olduğunu dile getiren Derviş Eroğlu, “Namusumla politika içinde bulundum. Seçim ve oy amacı ile de olsa böyle yapmanız yanlıştır. Demokrasiye esas lekeyi süren CTP’dir. Milletvekili satın alanlarla ortaklık yapan onlardır” dedi. Güney’in işkence altında ifade verdiğinin ortaya çıkması, sözlerinin hukuki geçerliliğini tartışmalı hale getirdi Soruşturmada tuhaflıklar zinciri ‘SENARYO TAMAMEN ÇÖKTÜ’ İstanbul Haber Servisi Hukukçular, MİT’ten gelen ses kayıtlarında Tuncay Güney’e işkence yapıldığının ortaya çıkmasıyla, Ergenekon örgütü şeması dahil dosyadaki birçok belgenin yasak delil olarak yok sayılması gerektiğini vurguladılar. Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz’in avukatı Tolga Akalın, Güney’e işkence yapıldığının ortaya çıkmasıyla Güney’in beyanlarının “yasak sorgu ile elde edilmiş beyan” haline geldiğini ifade ederek bu beyanların Ceza Muhakemesi Yasasına göre delil olarak kabul edilemeyeceğini kaydetti. Akalın, mahkemenin Güney’e yönelik davranışlarla ilgili suç du yurusu yapmış olmasının bu gerçeği tespit ettiği anlamına geldiğini belirterek, “Güney’in beyanları doğrultusunda suçlanan tüm sanıklar hakkında güçlü yeni delillerin olması gerekir. İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in avukatı Mehmet Cengiz de “Benim kanaatim Tuncay Güney’in beyanları ve şema dahil tüm türevlerinin, dosyadan çıkarılıp çöpe atılması gerektiğidir” diye konuştu. Tutuklu sanık emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in avukatı Engin Çelik Kadıgil de “Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün iddianamesi Güney’in senaryosuna dayalı. Senaryoları, kâğıttan kule tamamen çökmüş oluyor.” ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Er dağıtılan ve kamuoyunun öğrendiği Gü Güney’e sorgucuların işkence yaptığı genekon soruşturmasına dayanak oluşturan ney’in 6 saatlik sorgu görüntüleri yayım ortaya çıktı. Dosyaya giren bilirkişi raporu Tuncay Güney’in ifadelerinin işkence landı. Güney’in sorgudaki rahat tavrı ve ko da avukatlara dağıtıldı. altında alındığının ortaya çıkması ve Güney’e işkence yaptığı öne sürülen Adil Ser nuşmaların bir polis şefinin odasını andıran yerde yapılması dikkat çekti. Gü İşkence iki yıldır ortaya çıkmadı dar Saçan’ın aynı zamanda davanın tu ney’in bu ifadelerinin soruşturmanın omur Güney’e işkence yapıldığını gösteren tuklusu olması Ergenekon’daki tuhaflıklar gasını oluşturduğu, gözaltı ve tutuklama CD’lerin 2 yıldır nasıl olup da ortaya çık zincirine yenilerini ekledi. larla iyice belirginleşti. madığı ve hangi gerekçeyle bugüne değin Ergenekon’un kilit ismi Tuncay Gü Davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza açığa çıkarılmadığı soruları yanıtsız kaldı. ney, 2 Mart 2001 tarihinde dolandırıcılık Mahkemesi, duruşmalar devam ederken Tuncay Güney’in ifadeleri doğru kabul edi suçlamasıyla gözaltına alınırken lerek Ergenekon soruşturma evine yapılan baskında, çok sayıda belgeye ulaşıldı. Dönemin İstanbul Kaçakçılık ve Organi ᮣ Eski polis müdürü Adil Serdar Saçan’ın, Tuncay Güney’in ifadesini işkenceyle alan kişilerden biri sında kullanılırken, Güney’in emniyette işkence gördüğü açıklamaları ise hiç dikkate alın ze Suçlar Şube Müdürü Sa olduğu öne sürülüyor. Bu durumda Ergenekon sanığı mamıştı. Ergenekon soruştur çan’ın ekibi Güney’in sorgusu Saçan’ın kendisinin de üye olduğu bir örgütü deşifre masına dayanak yapılan sorgu nu yaptı. Güney’in verdiği ifadelerden hareketle dönemin edebilmek için işkençe yaptığı sonucu ortaya çıkıyor. larının ve pek çok gözaltı ile tutuklamanın dayanağı olan ifa DGM Başsavcısı, bugünün İs delerin işkence altında alınmış tanbul Başsavcısı Aykut Cengiz En MİT’e yazı yazarak, Ergenekon ve Gü olduğunun bilirkişi incelemesi ile ortaya gin’den soruşturma için izin istendi. Engin ney’le ilgili olarak hangi işlem ve çalış çıkmasının ardından soruşturmanın nasıl bir de ön çalışma için bir savcı görevlendirdi maların yapıldığını sordu. Mahkemeye, seyir izleyeceği merak konusu oldu. “Er ancak soruşturma daha sonra kapatıldı. MİT Müsteşarı adına Hukuk Müşavirli genekon”a ilişkin ilk sorguyu yapan ve eki Aradan 6 yıl geçtikten sonra 12 Haziran ği’nden gönderilen yazıda, 3 Temmuz binin “işkence yaptığı” belirtilen Adil Ser 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda el 2002’de posta yoluyla MİT’e 6 adet CD dar Saçan’ın da bu davanın tutuklusu olması bombaları bulunmasıyla Ergenekon so gönderildiği belirtildi. Mahkeme heyeti işi daha da karmaşık hale getiriyor. Saçan’ın ruşturması için düğmeye basıldı. Soruş de MİT’e yeniden yazı yazarak, eldeki bu silahlı Ergenekon örgütüne üye olmakla turmanın önemli ayağını Tuncay Güney’in CD ve diğer belgelerin incelenmek üze suçlandığı dikkate alındığında, eski polis 2001 yılında emniyette Saçan ekibine ver re mahkemeye gönderilmesini istedi. şefinin kendisinin de üyesi olduğu örgütü diği ifadeler oluşturdu. Gelen CD ve belgeler, bilirkişi tarafından deşifre edebilmek için işkence ile sorgu Mahkeme tarafından sanık avukatlarına incelendikten sonra, 5 numaralı CD’de yaptığı gibi tuhaf bir durum ortaya çıkıyor. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Yeni Dönem ve Savaş Obama Irak’ta “Ne doğal zenginliğinizde ne de topraklarınızda gözümüz var” dedi ABD Irak’tan çekilmek için sabırsızlanıyor. Ellerinden gelse hemen ülkeyi terk edecekler. Peki, Irak savaşı, süper devletlerin askeri işgal politikaları açısından bir dönemeç mi? Aslında süper güçlerin ülkeleri işgal politikaları çoktan sona erdi bazı arızi ve özel durumlar hariç. Vietnam Savaşı bir dönüm noktası olmalıydı. Hele Sovyet imparatorluğunun çöküşünden sonra! Çünkü işgalin faturası yüksektir, bir ülkeyi batırabilir de; ayrıca dünyanın bilinç, bilgi, ilişkiler, küreselleşme ve ekonomilerin yeni konumları açısından artık zordur. “Küçülen dünya”, sivil bireyin ve uluslararası örgütlerin öne çıkması, savaşın küresel ekonomik gelişmeleri baltalayıcı rolü gibi pek çok nedenin, Irak türü işgalleri çoktan bitirmesi gerekirdi. Ama salı yazısında da değindiğim gibi, Amerikan yüzyılı projesi’nin petrol ve savaş sanayi kompleksinin temsilcileri olan yeni muhafazakârların, ölmek için son çırpınışa ihtiyaçları vardı, belki de!(*) ૽૽૽ Obama yönetimi, dünyaya savaş ve petrol açısından bakamaz. Çünkü bir çağ/dönem değişikliği içindeyiz. 300 yıl süren “Sanayi Çağı/ Ekonomisi/ Toplumu” yerini “Bilgi Toplumu/ Ekonomisi”ne bırakıyor. Bu iki, birbirinden çok farklı dönemlerin, iktidar ve dünya politikaları da (temel üretim biçiminin ve politikalarının iktidarda temsiliyeti) doğal olarak farklı olacaktır! ABD’deki “demokrasi”nin iki partisinde farklılıklar, sanayi toplumu Amerika’sı dönemine göre bugün daha değişiktir. Demokratlar, daha çok “bilgi ekonomisi”nin temsilcileri. Ama bilgi ekonomisi şirketlerinin gücü, menfaatları giderek Cumhuriyetçileri de etkilemektedir, etkileyecektir. Petrol, sanayi çağı üretiminin ve politikalarının enerjisidir. Petrol, sanayileşmenin başlıca yakıtıydı, ulus devletler bu yakıt üzerinden inşalarını tamamlıyorlardı... Kimya sanayi, demirler, çelikler, ağır sanayi, doğalgaz, santrallar.. otomobil sanayi... ૽૽૽ Şüphesiz petrol dönemini tamamlamadı, ama tamamlamak zorunda. Dünyada, petrole bağımlı olmayan yeni ekonomi yükseliyor. Ekonomide üretimleri, hacimleri, satışları, kârları, değerleri, özetle sahip oldukları pay, “eski sanayi”yi geride bıraktı... Bir Microsoft şirketinin ve diğer devlerin tümü bilgi toplumu şirketleridir, dünyaya yayılmaları, satışlarını arttırmaları için “savaşa ihtiyaçları” yoktur. Daha doğrusu, savaş onları olumsuz etkiliyor. Barışçıl küresel bir ekonomiye ihtiyaçları var. Yoksul ülkelerin de gelişerek bilgi ekonomisi ürünlerini satın alacak duruma gelmelerine ihtiyaçları var! Petrolcü ve savaş sanayicilerinden daha farklı bir ortam, üretim ve çıkarlar ile karşı karşıyayız. Bir geçiş dönemindeyiz. Olağanüstü durumlar ortaya çıkmadığı sürece, Irak türü bir işgal artık bir sondur. Bundan böyle bilgi toplumu/ bilgi sanayisiekonomisinin çıkarları dünyayı yönlendirmeye başlayacaktır, varsayımında bulunabiliriz. (*) Ama buradaki temsilcileri dört canlı! Dün, Irak’ın işgaline alkış tutan bizim “uzman dış politika yazarları” (Hadi adlarını koyalım: Çandargiller familyası) Bush’un en keskin taraftarlarıydı, Pentagon’un savaş dehlizlerinden yorumlar attırıyor ve dünyanın yeniden şekillenmekte ve Ortadoğu haritasının yeniden çizilmekte olduğunu, Türkiye’nin buradan “pay” bunu yazarken hiç yüzleri kızarmıyordu alabilmesi için ABD ile birlikte Irak savaşına girmesi gerektiğini yazıyorlardı! Yazmak ne kelime, kalemlerinden kan damlıyordu! Bu bayların değeri, hiçbir dönemde eksilmez, tersine artar; çünkü burası azgelişmiş ilkel bir ülke! Şimdi aynı takım, en keskin Obamacılığa terfi ettirdi kendilerini! Türkiye’yi savaşa itmek, bu ülkeye yapılacak, hayır sözü esirgemeden söyleyelim: en büyük alçaklıktı! Irak, ABD’nin mezarı oldu. Çıkmak için çırpınıyor! Türkiye savaşa girseydi, bugün acaba hangi parçasını kime vermeli planlarının yapıldığı, eğer bu doğru değilse, ekonomik olarak çökmüş bir ülke olacaktı! Güce tapınmak, güçlü ile hep birlikte hareket etmek ve hep yukarıda kalmak: Bu rezil konum/düşünce, şimdi de Obama’nın eteklerine sığınıyor! obursali@cumhuriyet.com.tr CİZRE’DE YAPILAN KAZILAR Adli Tıp: Kemikler hayvanlara ait DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Kuştepe köyünde yapılan kazılarda bulunan kemik parçalarının hayvanlara ait olduğu tespit edildi. İstanbul Adli Tıp Kurumu, Cizre ilçesindeki kazılarda bulunan 20 kemik parçasıyla ilgili incelemesini tamamladı. Kurum, hazırladığı raporu soruşturmayı yürüten özel yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Adli Tıp Kurumu raporunda, kazılarda bulunan 20 kemik parçasının hayvan kemiği olduğu belirtildi. İsmi açıklanmayan bir tanığın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuru nedeniyle 16 Mart’ta Cizre’nin Kuştepe köyünde kazı yapılmış, 20 adet kemik parçası bulunmuştu. Kazılar nedeniyle başlatılan soruşturmada Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz ve 5 kişi utuklanmıştı. ‘Geniş kapsamlı çalışma yapılmalı’ Diyarbakır’ın Hani ve Silvan karayolları üzeri ile Şırnak’ın Silopi ve Cizre ilçelerinde yapılan kazı çalışmaları ile ilgili bir basın açıklaması yapan İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Muharrem Erbey ise sadece Diyarbakır’da on binlerce faili meçhul dosyasının olduğunu belirterek, bu konuda geniş kapsamlı bir çalışma yapılmasını istedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog