Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 4 CUMHURİYET HABERLER 9 NİSAN 2009 PERŞEMBE DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN Obama’nın Türkiye’ye Yaklaşımı ABD Başkanı Barack Obama’nın göreve başlamasından çok az bir süre sonra, ülkemize gelmesi, Türk – Amerikan ilişkilerinde bir ilktir. Ayrıca Obama’nın gezisinin güzergâhı, Amerikan yönetimi tarafından Türkiye’nin Avrupa ülkeleri çerçevesinde ele alındığını göstermektedir. Bütün bunlar Barack Obama yönetiminin Türkiye’ye yaklaşımında bir yenilik olup olmadığı sorusunun ciddi olarak sorulmasını zorunlu kılıyor. Kuşku yok, Bush ile Obama arasında küçük bir üslup değişikliğinin ötesinde büyük farklar vardır ve bu gerçek yalnız dış politikada değil, her alanda geçerlidir. Obama’nın Amerikan tarihinin en şanslı başkanı olarak işe başladığını, yani Bush Jr.’ın şimdiye kadar gelenlerin en kötüsü olduğunu tereddütsüz söylemenin, Bush’tan sonra gelmenin büyük şans olduğunu belirtmenin çok yanlış olduğunu sanmıyorum, ama bu durum aynı zamanda da büyük şanssızlıktır da... Çünkü Bush’un neocon yönetimi ABD’yi her anlamda iflasın eşiğine getirip bırakmıştır. Kısacası Obama’nın tüm politikası Bush’tan önemli ölçüde farklıdır. Ancak bütün devletlerin politikalarında değişkenler ve değişmeyenler vardır. Bizimle ilişkilerinde Obama ile nelerin değiştiğinden başlayalım isterseniz. ૽૽૽ Her şeyden önce üslubun alçakgönüllülüğü yepyeni bir öğe. Başkan Türkiye’den insan hakları, tarihiyle hesaplaşma gibi alanlarda taleplerde bulunurken kendilerinin de benzeri sorunları yaşadıklarını söyleyerek, iki eşit devletin temsilcileri arasında, bir diyalog izlenimini uyandırmaya özen gösterdi. Bush yönetiminin unuttuğu, CIA’nın bir süredir, buradaki uzantıları elbirliğiyle korku şatosunun koridorlarında çift kilit altına hapsetmeye çalıştığı Atatürk ve onun büyük eseri, Amerikanca deyimiyle “sekülarizm”e Obama’nın özenle vurgu yapması, Made in USA ürünü F tipi ılımlı İslam modelinden söz etmemesi, “Türkiye’yi Müslüman halkın yaşadığı bir laik devlet” olarak gördüğünü belirtmesi hep, Bush dönemininkinin tersine yaklaşımlardı. Obama’nın Türkiye’yi bir Avrupa ülkesi olarak görmesi ve AB’yi Ankara’yı birliğe almaya çağırması hep Washington’ın Ankara’ya yaklaşımının değişen yanları. Kimi gözlemciler daha da ileri giderek, Başkan’ın İstanbul’daki “Medeniyetler İttifakı” (o her neyse!) görüşmelerine katılmamasını da Türkiye’ye yeni Amerikan yaklaşımındaki laiklik vurgulamasının bir dışavurumu olarak sundular. Bush yönetiminin ilişkileri salt “mutemet” Tayyip Bey iktidarıyla yürütmesine karşılık, Obama’nın muhalefetle, sembolik de olsa, görüşmesi de anlamlıydı. ૽૽૽ Ama unutmayalım, ABD politikasının kimi değişkenlerinin yanı sıra iki dönem arasında kimi değişmeyenler de hâlâ yerlerinde durmaktadırlar. Nihayet Obama da, Türkiye’yi “Müslüman halkın yaşadığı” bir platform olarak değerlendirerek buradan İslam dünyasına seslenmeyi ihmal etmemiştir. Obama’nın da, diğer Batı merkezlerinin de, “Yes Sir” tavırlarından çok hoşnut oldukları bugün Türkiye’de işbaşında olan yönetimden vazgeçmek için bir neden görmediklerini de bu arada unutmamak gerek. Onların yalnızca kimi bağnaz çıkışlardan, kimi kendilerine ham gelen tutumlardan tedirginlik duyarak, keyfi ve otoriter gidişten hafiften endişelendikleri söylenebilir. 29 Mart seçimlerinde sandıkta oluşan (bence henüz çok da abartılmaması gereken) yeni dengenin de yardımıyla muhalefetle diyaloğa girilmesi bundandır. Ayrıca ABD’nin Türkiye’nin zinde kamuoyunda (bundan kasıt ordu değil, üretken orta sınıf ve aydınlar) kendisine puan kazandırmayan molla destekçiliğinden vazgeçmesi demek, Türkiye’de laiklerle cephe oluşturacağı anlamına gelmiyor. “Yes Sir ya Sahip” üslubunu benimsemiş olanlar kolay vazgeçilir muhataplar değildir. Zaten Türkiye’de Cumhuriyeti ve laikliği koruyacak olanların da ne ABD’den ne de AB’den böyle bir talepleri vardır. Cumhuriyeti de, laikliği de kuranlar ve kurulmasına katkı yapanlar onlar değillerdir ki, şimdi korunmasında bir katkıları olsun! asirmen@cumhuriyet.com.tr CHP’li Soysal’dan soru önergesi Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Başbakanlık tarafından akreditasyonu iptal edilen gazetecilerden Veli Toprak’ın transfer edildiği Haber Türk gazetesinde işten çıkarılmasını TBMM’ye taşıdı. Soysal, Başbakan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, “Başbakanlık tarafından Veli Toprak’ın işten çıkarılması için çalıştığı basın kuruluşunun üst düzey yöneticilerine ricada bulunulması ya da baskı yapılması söz konusu mudur?” denildi. Fakıbaba SP’ye katıldı Ⅵ Yurt Haberler Servisi Şanlıurfa’dan bağımsız belediye başkanı seçilen Ahmet Eşref Fakıbaba Saadet Partisi’ne (SP) katıldı. Fakıbaba’nın parti rozetini SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş taktı. Fakıbaba, Türkiye’nin gurur duyacağı bir Şanlıurfa’yı ortaya çıkaracaklarını söyledi. Doktorlar da işkence yapmış Ⅵ MIAMI (AA) Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) gizli denizaşırı hapishanelerinde işkence gören terör zanlılarının sorgulanmasına sağlık görevlilerinin de katıldığını ve etik ilkeleri ihlal ettiğini açıkladı. Sağlık görevlilerinin, işkenceyi izleyerek sorguculara devam etmeleri ya da durmaları için tavsiyelerde bulundukları belirtildi. Olay karikatürler satışta Ⅵ KOPENHAG (AA) İslam dünyasında protestolara neden olan karikatürlerden birinin, bin kopyası Danimarka’da satışa çıkarıldı. Danimarka Özgür Basın Derneği, kopyaların her birini, Kurt Westergaerd’in imzasıyla 1400 Danimarka Kronu’na (yaklaşık 400 lira) satılacağını bildirdi. Mustafa Farsakoğlu, iktidarın seçim çalışmalarında demokrasi ve insan haklarını hiçe saydığını söyledi ‘Adalar’da demokrasi kazandı’ DENİZ TATARER 25 yıl aradan sonra İstanbul Adalar’ın ilk CHP’li belediye başkanı olan Dr. Mustafa Farsakoğlu, seçim öncesi yurttaşları “seçim rüşveti” ile baskı altına almak isteyen AKP iktidarının, seçim gecesi ise sandık ve kurul görevlilerini tehdit ile kontrol etmeye çalıştığını kaydederek iktidara yüklendi. Farsakoğlu, “Siz demokratik yöntemlerle iktidara geleceksiniz, ondan sonra da demokrasiye aykırı yöntemlerinizi ilan edeceksiniz. Bu insan haklarına aykırıdır. İnsanlar bunlara boyun eğmezler” dedi. Adalar Belediyesi’ni 18 milyon TL borçla devraldığını da belirten Farsakoğlu, “Belediyenin kaynakları savurganca kullanılmış” diye konuştu. Farsakoğlu, AKP’nin Türkiye’nin her bölgesinde vakıflar ve yerel yönetimler aracılığıyla dağıttığı yardımları “seçim rüşveti” olarak nitelendirdi. Seçmenlerin, yardımlar, tehdit ve şantaj yoluyla baskı altına alınmasının demokrasi ve insan haklarıyla bağdaşmadığına da dikkat çeken Farsakoğlu, “Sandık görevlileri ve seçim kurulu üzerindeki iktidar baskını seçim gecesi ve sonrasında da yaşatılmaya çalışıldı. Seçim gecesi birkaç sandığı bulamadık. Oy kullanan seçmenlere ‘Oyunuzun fotoğrafını çekin, size şu kadar maddi imkân vereceğiz’ demek hiçbir siyasi partiye yakışmaz. Özellikle bunu iktidar partisine yakıştırmıyoruz. Demokrasi halka güven duymak, sandığa müdahale etmemektir. Biz tüm şikâyetlerimizi adli mercilere ilettik. CHP’nin 25 yılın ardından tüm bu zorluklara karşın Adalar’da yönetime gelmesi bir devrim niteliğindedir. Adalar halkı doğru bir ekibi işbaşına getirmiştir. Adalar’daki sonuç demokrasiye saygının bir sonucudur. Adalar’da seçimi demokrasi kazanmıştır” dedi. Adalar Belediye Meclisi’nin çalışmalarına başladığını ve geçmiş döneme ilişkin meclis denetim komisyonu raporunu incelediklerini de kaydeden Mustafa Farsakoğlu, özetle şunları dile getirdi: “Temizlik işleri için belediye bütçesinin yarısı kadar kaynak harcanmış. Bu olacak bir iş değil. Seçimden kısa bir süre önce ise 6.5 milyon TL’lik kaldırım işi öngörülmüş. Bir kısmı da ihale edilmiş. Bu kadar büyük bir rakamla kaldırım yapılmaz. Belediyenin asıl görevi 25 yıl aradan sonra Adalar’da CHP’yi yönetim koltuğuna taşıyan Farsakoğlu, AKP’nin dağıttığı yardımları rüşvet olarak nitelendirdi. Farsakoğlu, “Adalılar şantaja ve rüşvete boyun eğmedi” dedi. kaynak yaratmaktır. Ancak kaynak yaratmak yerine, İBB’den sağdan soldan para talep edilmiş. Adalar gibi bir ilçede kaynak bulmak çok kolaydır. Kardeş kent ilişkileriyle uluslararası kuruluşlar aracılığıyla birçok projeyi hızla hayata geçirebilirsiniz. Hiçbir proje üretilmemiş, niteliği ve kapasitesi yetersiz personel nedeniyle sürekli yanlışlar yapılmış.” ‘Enkazla karşılaştım...’ Adalar’ın son 25 yıllık dönemde “ilkel” bir kasabaya dönüştürüldüğünü, 400’e yakın kaçak bina inşa edildiğini anlatan Farsakoğlu, başta belediye hizmet binası olmak üzere Adalar’ın kimliğine uygun olmayan yapıların hızla iyileştirileceğini söyledi. Belediye hizmet binasının depremde hasar gördüğü yönünde bir rapor olduğuna da dikkat çeken Farsakoğlu, “Belediye binasına gidince tam anlamıyla bir enkaz yığınıyla karşılaştım. Hasarlı olduğu yönündeki rapora henüz ulaşamadık. Binanın yıkılması veya güçlendirilmesini, içinde insanların çalışmaması gerektiğini söyleyen bir rapor, ama yıllardır insanlar o binada çalışıyor. Bunun dışında ilk iş olarak Adalar’ı yaza hazır hale getireceğiz. Hıristiyan yurttaşlarımızın en önemli bayramlarından biri olan Paskalya nedeniyle önceliği Hıristiyan mezarlıklarının temizlenmesine veriyoruz. Adalar’ı çöpten kurtaracağız. Faytonların temizlenmesi ve iyileştirilmesi de öncelikli işlerimiz arasında bulunuyor. Adalar’ın görüntüsüne uymayan çirkin binaların acilen iyileştirilmesini saylayacağız” dedi. Zengin, Türkiye’yi karanlık ortamdan kurtarmak için siyasete atıldığını belirtti Maltepe’de bir bilim adamı ᮣ Maltepe’nin CHP’li yeni belediye başkanı kalp cerrahı Prof. Dr. Mustafa Zengin, ele alacağı ilk sorunun trafik olacağını ifade etti. ÖZLEM GÜVEMLİ Maltepe’nin CHP’li yeni belediye başkanı kalp cerrahı Prof. Dr. Mustafa Zengin, Türkiye’yi geldiği karanlık ortamdan kurtarmak adına 30 yıllık meslek hayatına son vererek siyasete atıldığını belirtti. Maltepelilerin, ilçelerini bir bilim adamının yönetmesine karar verdiğini söyleyen Zengin, “Burada 2 kişiden biri beni tercih etti. 2004’te partimizin adayının aldığı oydan 5060 bin daha fazla oy aldık” dedi. Süreyyapaşa Hastanesi’nde 3 yıl başhekimlik, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dekanlık görevlerinde bulunan Prof. Zengin, belediye başkanı olarak ilçeye sunacağı hizmetleri gazetemize anlattı. Mesleğini bırakıp sorumlu bir aydın olarak siyasete atıldığını anlatan Zengin, ele alacağı ilk sorunun trafik olacağını ifade etti. İlçede otopark sorunu olduğuna dikkat çeken Zengin, “Bir önceki yönetim Maltepe’nin her köşesine benzin istasyonu açmaktan otopark açmaya fırsat bulamamış. Otopark sayısını arttıracağız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin projeleri arasında yer alan ilçedeki Bağdat Caddesi’nin bir kısmından tüp geçit geçirilmesi projesinin takipçisi olacağız” diye konuştu. Zengin, Maltepe’ye yıllardır vaat edilen marina projesinin de hayata geçirilmesi için çalışacaklarını dile getirdi. ‘Başıbüyük’te halkın yanındayız’ İlçede kentsel dönüşüm değil kentsel yenilemeyi gerçekleştireceklerini belirten Zengin, “Başıbüyük Mahallesi’nde kentsel dönüşüm yüzünden adeta savaş çıktı. Mahalleli direne direne kendi sorununu çözdü ve geri adım attırdı. Biz de onlara destek olduk ve olmaya devam edeceğiz. Mahalleli yaşadığı yerden sürgün edilmeyecek, tapularına kavuşa caklar. Kentsel dönüşümcülerin amacı onları kovmaktı ama biz kovdurmadık” dedi. Zengin, Maltepe’de devlet hastanesi açma çalışmalarına devam edeceklerini, Ağız Diş Sağlığı Merkezi kuracaklarını, insanların sağlık hizmetlerine ulaşmalarını kolaylaştıracaklarını anlattı. İlçede sağlık güvencesi olmayan yurttaşlara verecekleri “Altın Kart” ile ilk kademe sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlayacaklarını belirten Zengin, sağlık ocakları için arazi tahsis edeceklerini söyledi. Zengin, ilçenin 1/1000’lik imar planlarının yapılacağını, bir önceki yönetim tarafından yapılan Süreyyapaşa Hastanesi’nde 3 yıl başhekimlik, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dekanlık görevlerinde bulunan Prof. Zengin, belediye başkanı olarak ilçeye sunacağı hizmetleri gazetemize anlattı. 1/5000’lik planlara da itiraz edeceklerini belirtti. Zengin, mazbatasını aldığı gün CHP’li 2 meclis üyesi ile yaşadığı gerginlikle ilgili de şunları söyledi: “Onların benim fotoğraf karemde yer almasını istemedim. Partimizin iç eleştirisiydi. 19 ve 20. sırada meclis üyesi adayı olmuş ama seçim sürecinde partiye çalışmamışlardı. Partiye inanmamış arkadaşlarımızın seçildikten sonraki tavırlarındaki değişiklik bizi kızdırdı. Onlarla çalışmayı düşünmüyorum. Erdemleri varsa onlar da benimle çalışmazlar. Seçim kuruluna başvurduk, gerekli yerlere iletildi, resmi süreç başlattık.” AKP’li başkan Şahin’e dava Elmadağ Belediye Başkanı’nın da aralarında bulunduğu 17 kişi, Mamak Belediye Başkanlığı döneminde ‘İmar mevzuatına aykırı davranarak görevlerini kötüye kullanmakla’ suçlanıyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP’li Elmadağ Belediye Başkanı Gazi Şahin’in de aralarında bulunduğu 17 kişi hakkında, Mamak Belediye Başkanlığı dönemiyle ilgili olarak “İmar mev zuatına aykırı davranarak gö revlerini kötüye kullandıkları” iddiasıyla dava açıldı. Cumhuriyet savcısı Abbas Özden tarafından açılan davanın iddianamesinde, şikâyete konu işin 2002’de yüklenici firmaya kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesiyle verilmesinden sonra, taşınmazın bulunduğu alanda yoğunluk arttırarak yüklenici firmaya haksız kazanç sağlayan plan değişikliğinin Mamak Belediye Meclisi’nce 10 Eylül 2004’te kabul edildiği belirtildi. İddianamede, bilikişi heyetinin raporunda “İnşaatın brüt alanının 4 bin 112 metrekare olması gerekirken fazla olduğu, 1, 2 ve 3. bodrum katlarının, projeye aykırı yapıldığı, ka patılan galeri boşluğu nedeniyle emsal değerin 1.60’ı aştığı, ayrıca binanın yapı kullanma izni olmadan iskâna açıldığı” hususlarına yer verildiği kaydedildi. Halkın yanındayız’ İddianamede, Gazi Şahin ile Mamak Belediyesi’nde görevli Mehmet Selami Koçkan, Sami Özer, Erkan Talas, Fatma Gülcan Kuçak, Osman Şahin, Cemal Ardıç, Sezai Aydın, Nejdet Başaran, Mahir Tekbaş, Bilal Sertkaya, Mustafa Yıldız, Öz han Özer, Hamza Güzelsoy, Olcay Karaton, Murat Yegin ve Ali Cemal Türkmen’in, görevi kötüye kullanma gerekçesiyle 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Bu kişiler hakkında ayrıca, “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma”yı düzenleyen Türk Ceza Yasası’nın 53. maddesinin uygulanması da talep edildi. AKP HAREKETLİ Erdoğan’dan İstanbul’da art arda iki toplantı ᮣ Başbakan Erdoğan, dün önce evinde bakanlarla 4 saat süren bir görüşme yaptı. Ardından il teşkilatıyla 6 saatlik toplantı gerçekleştirdi. Erdoğan’ın yeni bir ekonomik paket açıklayacağı; ardından kabine değişikliğine gideceği ileri sürüldü. İstanbul Haber Servisi Başbakan Tayyip Erdoğan, dün İstanbul’da bazı bakanlarla bir araya gelirken yerel seçimlerde oy kaybı nedeniyle kabinede değişiklik yapılacağı beklentisi yeniden gündeme geldi. Yerel seçimlerde oyları eriyen önemli bazı merkezlerdeki belediye başkanlıklarını da yitiren AKP’de kulisler Erdoğan’ın dün İstanbul’da bazı bakanlarla görüşmesi üzerine hareketlendi. Erdoğan dün Üsküdar Emniyet Mahallesi’ndeki konutunda Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile yaklaşık 4 saat süren bir görüşme yaptı. Toplantının bir bölümüne, Cüneyd Zapsu da katıldı. Toplantının bir bölümünde ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi. Başbakan daha sonra partisinin İstanbul İl Başkanlığı’na geçerek AKP il teşkilatıyla yaklaşık 6 saat süren bir toplantı yaptı. Basına kapalı gerçekleşen toplantıda seçim sonuçlarının değerlendirildiği öğrenildi. Kulisler hareketli Yerel seçimlerin ardından özellikle seçimin kaybedildiği illerden milletvekili seçilerek bakan olan AKP’lilerin kabine dışı kalabileceği yorumlarına neden olmuştu. Kulislerde, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Ankara milletvekilleri Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, İzmir milletvekilleri Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın değiştirilebileceği değerlendirmeleri yapılmıştı. Başbakan Erdoğan’ın yeni bir ekonomik paket açıklayacağı; ardından kabine değişikliğine gideceği ileri sürüldü. BASKI DEVAM EDİYOR 68’liler Birliği Vakfı’na yine kapatma davası İstanbul Haber Servisi 68’ler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan, vakıf hakkında ikinci kez kapatma davası açıldığını açıkladı. Targan, “Bizim bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm temeline dayanan duruşumuz değiştirilemez” dedi. Targan, daha önce “bazı milletvekillerinin yönlendirmesiyle suç olan bir fiili övmek gerekçesiyle” hakkında açılan ve beş yıl süren davanın vakfın aklanmasıyla sonuçlandığını belirterek, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerinin raporu doğrultusunda ikinci kapatma davası açıldığını söyledi. Fatih Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından açılan davanın ilk duruşmasının 3 Mayıs’ta görüleceğini anımsatan Targan, “Kendileri gibi düşünmeyen kişi ve kuruluşları baskı altında tutan hükümet, 68’liler Birliği Vakfı’na karşı da aynı tutumunu sürdürdü. Yargımızın tarafsızlığına olan güvenimiz sürecek” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog