Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 2 CUMHURİYET OLAYLAR VE GÖRÜŞLER “Eşeği sağlam kazığa bağla EVET / HAYIRdık” demişti Başbakan. lamaz anlamaz / Anlamaz sorar hâlâ, nece dediğin.” “Kriz teğet geçecek” diye Bugün değil yalnız, geç eklemişti... Salâh Birsel’in “Eşek” şiirini OKTAY AKBAL mişte de yaşadık “anlamayan anlamaz görünenler”i, böyle anımsadım, “Siz efendimiz eşek” diye biten şiirini!.. Eşek her zaman edebiyatımızda, po Eşekli Bir Yazı... lerinin sonlarının ne olduğunu!.. Dağlarca’nın toplumsal şiirlerinin günü zamanı yok; bugün litikamızda yer almıştır. O kadar var, yarın da olacak... çok eşekli atasözümüz var ki! Bilmem başka dillerde Sorun, eşekliğe dayanıyor, bizim eşekliğimize! Bir tür de o kadar çok mudur: lü uyanmamamıza, kişiliğimizi kabul etmeyişimize... “Eşek hoşaftan ne anlar.. suyunu içer tanesini kor”, ૽૽૽ “Eşeğe altın semer vursalar eşek yine aynı eşektir”, “Eşek Konuyu “eşek”le açtık. Daha doğrusu Sayın Baş bile bile düştüğü yere bir daha düşmez”, “El elin eşeği bakan’ın bir eşekli anımsatmasıyla. Şimdi okurlarıma ni türkü çağırarak arar”, “Eşeğe taş atma üstüne sıçrar...” Dağlarca’nın “Sen” diye seslendiği birilerine, daha doğ Bence en anlamlısı Başbakan’ın söylediği, ama ters rusu hepimize bir şiirle... söylediği: “İnsan ölür kalır emeği, eşek ölür kalır semeri.” “Ahmet, Recep, Süleyman... Mutsuzlar zincirisin / Nedense dili dolanmış “Eşek ölür kalır eseri” deyiver Van’da, Iğdır’da, Muş’ta / Yüzün gözün küçülmüş, elin mişti... ayağın sarı / Kim der sana dirisin... Seçimler bitti. Meydanlarda bağıra çağıra yapılan uzun Yok, maşallah irisin, / Yasla, acıyla, umutsuzlukla mu uzun konuşmalar tarihe geçti. Neler neler denilmedi.. yüklü, filler gibi / Ama işsizlikle, hele Başbakan yalnız Antalya’da kaç kez konuştu, her ama güçsüzlükle, yalnayak, pis / kentte her mahallede... Sokakların kirisin... ૽૽૽ Bir sapan demirisin / Toprağın taş, giremezsin ki içe Sanki günümüzde yaşamış da bu dizeleri yazmış Fa ri / Oralarda eşekler eşekler eşekler / Sen, eşeğin zıl Hüsnü Dağlarca: birisin.” “Ulu olur şu sıra cüce dediğin / Alçak çıkar, yıllar yı Eşeğin hakkını yememeli! O çok işe yarıyor! Ama hiç lı yüce dediğin / İşte bastırmış yeri göğü karanlık / Bu bir işe yaramayanlar, ne? Dağlarca’nın 1960 yıllarındaki kimin yasıdır, gece dediğin / Açım çıplağım dersin an şiiri onlara verdiği ad, işte bu!.. İNGİLİZCE BİLMEK HERKESTEN BİR ADIM ÖNDE OLMAK DEMEK... Sizin de kendi farkınızı yaratabilmeniz için, Amerikan Kültür Derneği Dil Okulları, fiyatlarını şimdi yarıya indirdi. İSTANBUL TEMSİLCİLİKLERİMİZ Aydınlık Yürüyüşümüz Sürecek!.. Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN CHP PM Üyesi CHP için, yerel seçim yeni bir başlangıç olduğu kadar, rayından çıkarılmış olan demokrasinin rayına oturtulması için de bir başlangıç olacaktır. CHP’nin kendisini daha iyi anlatacağı güçlü bir örgütlenme modeli ile kendisine oy veren kitleleri kucaklayacak birikimli kadroları olduğu konusunda kimse kuşku duymamalı, bu halkayı güçlendirmek için herkes çalışma gruplarına destek vermelidir. Seçimler için yorumlar çok fazla. Kim kazandı, kim kaybetti derken kendimizi bir başka seçimde bulacağız. Yine aynı oyunu farklı oyuncularla oynarken, kimin kazandığı konusunu herkes kendi durduğu yerden bakarak yorumlayacak. İçeride kimin kazandığını konuşurken dışarıda birilerinin hesaplarını göz ardı ediyoruz. Her birimizin durduğu yer kadar farklı yorumlarla seçim analisti oluveriyoruz hepimiz kolayca. Her bir seçimde bir önceki süreçten daha pekişmiş olması gerekiyorken “demokrasimiz”, geride bıraktığımızı düşündüklerimizle yüzleşir buluyoruz kendimizi yeniden. Taşlı sopalı seçimler 1946’da kalmış olmalıydı. Tek kişinin burnu kanamamalıydı. Şu kadar ölü, şu kadar yaralı, kaza haberi değildi bu kez; seçime kan bulaşmıştı. Yıllar içinde ördüklerimizi söküp başlangıç noktasına dönüyoruz. Birileri söktükleri iple geleceğimizi kendilerince yeniden örmek hevesindeler… Yeni anayasa pişirilecek yeniden. Kim kazandı, kim kaybetti diyerek kaşımız gözümüz yaralanırken bazıları muhtar olmak uğruna can verir, bazıları kendilerinden birini başkan yapmak uğruna oyları yakarken, ülkemizin muhtariyeti üzerinden hesapları olan birilerine yol açtığımızı, kendi geleceğimizi yaktığımızı görmeyecek kadar körleştirilişimizin farkında olamıyoruz. Her ülke çıkarını düşünür Demokrasi oyununa, oyunun kurgusunu yapanlardan fazla kapılınca, oyun ve oyuncular değiştikçe, kurgunun değiştiğinin farkında bile olamıyoruz. Obama’nın gelişine umut bağlayanlar kısa sürede bunun ABD’nin bölgedeki çıkarlarının Türkiye üzerinden ve Türkiye ile yürütülmesi hesabı olduğunu anlayacaklar. ABD ve başkanını suçlamıyorum bu sözlerle. Her ülke kendi çıkarlarının peşinden koşar. Oyunun kuralı bu. Sorun şu ki; Türkiye’nin çıkarlarını kollayacak güçlü bir iktidar yok. Yerel seçimde 15.5 milyon seçmenin oyunu alarak yüzde 39’luk oyla birinci parti olmayı korumuş ama ülke çıkarlarını koruyamayan, giderek kredisini yitiren, oyları giderek eriyen bir iktidar var karşımızda. Sayısal anlamda güç elde etmiş, ancak bunu ne içte ne de dışta fiili bir güce dönüştürebilmiş, zayıflığını, sürekli önde görünen, dikta özentisi öne çıkmış tek kişinin lider görüntüsü verme çabasına indirgemiş bir iktidar!.. AKP’nin yenilgisi AKP’nin seçim yenilgisini, parti genel başkanının topluma verdiği kaygıyı dikkate alarak yapması gerekir. Kayıpların, meydanlarda konuşan “tek adam”ın tutum, davranış ve sözlerini dışlayarak sorgulanması yanlış olur. Bu görüntünün AKP’nin kapatılma davasında Anayasa Mahkemesi’nin on üyesinin ortak kanısı ile odak olma durumunu tescilleyen endişeleri arttıran bir etkisi olmamıştır denilebilir mi? Kullanılan “Davos fatihi” figürünün de, komedi ve mizah anlayışı gelişmiş bir toplumda istenen sonuçtan farklı etki yaptığını kim yadsıyabilir?.. AKP iktidar partisi olarak yerel seçimlerde açık ara üstünlüğü alması gereken bir partidir. Üstelik iddiasını hep belediyelerdeki hizmet yarışında üstünlük üzerine kurmuştur. Buna karşın en fazla başarılı olduğunu iddia ettiği Antalya’da belediye başkanlığını CHP’ye bırakmıştır. “Sen İzmir’sin, büyük düşün” diyerek İzmirlilere mesajlar verip “hizmet almak istiyorsanız, iktidar partisini getirin” telkinleri ile İzmir’i almaktan söz eden AKP’ye, İzmirliler, büyük düşünmekten farklı anlam çıkardıklarını yalnız Büyükşehir değil, tüm ilçelerde de CHP etrafında kenetlenerek göstermiştir. Kıyılar ile Orta, Doğu ve Güney Anadolu’nun farklılıklarının analizi bu yazının sınırlarına sığmayacak kadar derindir. Yıllar içinde döşenen kültürel kırılmayı yaratacak fay hat larının bir yerel seçimde tam anlamı ile kırılması beklenemez. Üstelik yeni kırılma hatları döşenmişken ve bunun AKP marifeti ile yapıldığı da açıkken!.. Türkiye’de partilerin tek tek yapması gereken analiz yanında, partiler üstü analiz de şarttır. Ancak böyle bir analizin, her bir TV kanalına yerleşmiş, koşulsuz şartsız AKP’yi destekleyen kanaat önderlerinin çarpık mesajlarına karşın nasıl sağlıklı bir şekilde yapılacağı sorunu vardır. Eşit olmayan koşulda seçim Sanki analiz yapılıyor gibi, farklı düşünen kişileri bir araya getiriyor görünen açık oturumlarda muhalefet, özellikle ana muhalefet ve ana muhalefet liderine çatan söylemler serpiştirilerek her TV’den nokta atışının yapılarak toplumun biriken tepkisini AKP ve onun başkanının üzerinden atlatıp muhalefet liderine yönlendirerek dolaylı olarak AKP yandaşlığı yapılmasına karşın CHP 9.2 milyon seçmenin oyunu alabilmiştir. Başarı ve başarısızlık neyin ölçü alındığına göre değişir. Muhalefetin iktidar olanakları ile kıyaslanınca, eşit olmayan koşullarda yapılan yarışta ana muhalefetin ipi neden göğüsleyemediği sorusunun yerini, çapraz baskı ile toplumun gözünde suçlanan konumuna itilmeye çalışılan CHP’nin, yine çapraz baskılarla yönlendirilmeye çalışılan toplumca sahiplenildiği gerçeğini atlamamak gerekiyor. CHP mitinglerinde öne çıkan slogan hep “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” olmuştur. Mustafa Kemal’in askerleri sandıkları bu kez sıkı sıkı tutmuş, seçim hile ve yolsuzlukları bu yüzden hemen deşifre edilebilmiştir. Bu sahiplenme yalnızca CHP açısından değil, CHP’nin savunduğu değerler, altı okta simgelenen temel ilkelerindeki tutarlılık ve özellikle demokrasinin geleceği açısından önem taşıyor. Dışarıdan biçilen gömlek Toplumun önemli bir kesimi, “AKP ile giydirilmek istenen ve dışarıdan biçilen ‘demokrasi’ adı verilen kırk yamalı deli gömleğini giymeyi reddedip demokrasiye Cumhuriyet değerleri ile sahip çıkmak istediği mesajını CHP’yi sahiplenerek vermiştir”. CHP için, bu seçim yeni bir başlangıç olduğu kadar, rayından çıkarılmış olan demokrasinin rayına oturtulması için de bir başlangıç olacaktır. CHP’nin kendisini daha iyi anlatacağı güçlü bir örgütlenme modeli ile kendisine oy veren kitleleri kucaklayacak ve toplumsal ölçekte bir hareketlenmenin öncülüğünü yapacağı birikimli kadroları olduğu konusunda kimse kuşku duymamalı, bu halkayı güçlendirmek için herkes çalışma gruplarına destek vermelidir. CHP’ye oy vererek aydınlığa bir ışık yakan herkese, katkı koyanlara binlerce teşekkürler. Cumhuriyet gazetesinin süreçle ilgili tehlikenin büyüklüğü konusundaki telkinlerinin önemini de yadsımamak gerekiyor. Bu ülke hepimizin. Karanlığa karşı kullandığımız oylarla yeniden fitillediğimiz aydınlık yürüyüşümüz güçlenerek sürecek!.. 9 NİSAN 2009 PERŞEMBE PENCERE ‘Proje’ Evlere Şenlik... Aklı başında ya da ‘akîl’ kişiler, epey bir süreden beri Türkiye’de ileriyi görebilmek için iki olayın sonuçlanmasını bekliyorlardı: 1) Yerel seçim.. 2) Obama’nın ziyareti.. Neden?.. ૽ Çünkü ülkede başını RTE’nin çektiği ve eski ABD Başkanı Bush döneminde tezgâhlanmış “beynelmilel kökenli bir planlama” uygulanıyordu... Nasıl?.. AKP’nin yüzde 47 oy aldığı seçimle, planlama güç bulmuştu. Yerel seçimde AKP’nin oyları yükselirse ülkede ‘Ilımlı İslam Devleti’ kurmak yolunda büyük bir aşama gerçekleşmiş olacaktı. Ergenekon tertibi planın en önemli ayaklarından biriydi. Medyayı tasfiye için Sabah Grubu’na el konmuş, Doğan Grubu’na 500 milyon dolarlık bir fatura yazılmış, Cumhuriyet baş hedef olarak Ergenekon’dan payını almıştı. Güneydoğu’da etnikçilik, Fethullahçılıkla işbirliği yapan AKP dinciliğiyle tasfiye edilecekti. F tipi polis ve MİT ile Ilımlı İslam derin devleti yaratılmıştı. Yeni teknolojik atılımla telefonlar dinleniyor, aydınlar sindiriliyor, ilerici kesimlerde korku toplumu oluşuyordu. Çağdaş örgütlenmeler yerine tarikat ve cemaat örgütlenmesi ülkede egemenleşmişti. Hırslı ve dinci bir yeni sermaye sınıfı güçleniyordu. Tayyip Erdoğan, Bush ABD’sinin desteğiyle gücüne güç katıyor, liderliğini partisinde ve ülkesinde pekiştiriyordu. ૽ Bu programın ya da planlamanın demokratik görüntü altında uygulanması için ne gerekliydi?.. Yerel seçimlerde 66 miting yapan RTE’nin sandıktan güçlenerek çıkması bekleniyordu... O zaman ‘Ilımlı İslam Devleti’ görünüşte demokratik bir yöntemle kurulacaktı... Ülkede kendilerine liberal sıfatını yakıştıran bir entel grubu da bu projenin sadık hizmetkârıydı... ૽ Ne var ki hesap tutmadı... Yerel seçim sonuçlarında sandıktan RTE’nin yükselişini, liderliğini, tek adamlığını ve partisinin egemenliğini destekleyecek bir sonuç çıkmadı... Tersine, bir çöküşün ilk göstergeleri belirginleşti... Yerel seçimlerin sonuçları alındıktan hemen sonra Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Obama da Bush döneminin BOP’unu ve Ilımlı İslam Devleti siyasasını savunmadı... Bu durumda, dünyanın en büyük gücü, Türkiye’de laik devlet düzenine karşıt tavrından vazgeçiyor demektir... Mart ayının sonunda ve nisan ayının ilk haftasında yaşananlar, Türkiye’nin yazgısında ve geleceğinde bir dönüm noktasını vurguluyor... ૽ Her şey birdenbire düzelmez... Başbakan’ın kişiliği de bütün bu olan bitenleri değerlendirip gereken dersi çıkarması için elverişli değildir... Üstelik RTE’nin sırtına iki yük binecektir... 1) Obama’nın talepleri... 2) Ekonomik kriz... Dünyada ve Amerika’da bir devir kapanıyor, bir devir açılıyor... Bu süreçte Türkiye’nin eski hamam eski tasla yetinmesi olanaksızdır... C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog