Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

9 NİSAN 2009 PERŞEMBE CUMHURİYET Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.” Yağmur Deniz İmza Necati Cebe: “Recep, nereden buldun yasasına imza atmıyor. Çok haklı; onun yerinde olsam ben de atmam!” Yargıtay: Rumuzlu tanık olmaz. Muz cumhuriyetinde olur! Çöp Ertan Aksungar: “Yolsuzluktan patlamış ampulle dolaşanların ceketini temiz toplum işte böyle çöpe atar!” Vaat Arif Esen: “CHP, Orta Anadolu’da oy patlaması yapmak için Sivas, Kayseri ve Konya’ya deniz kıyısı vaat etmeli!” HELİKOPTER düştükten yaklaşık bir saat sonra öldüğünü öğrendikleri halde iki gün boyunca yaşıyormuş gibi davrandılar. Helikopter kazasına ilişkin en küçük bir suikast belirtisi yokken asılsız ve anlamsız iddialarla günlerce kafa karıştırdılar. Amerika’daki emekli vaizin üfürdüklerinde keramet aradılar. Yaşamını yitiren helikopter pilotunun Ergenekon dalgasında tutuklanan bir generalle sınıf arkadaşı olmasından “ipucu” bulmaya kalkıştılar. Kahramanmaraş katliamı, Bahçelievler katliamı olmamış gibi “demokrasi şehidi” ilan ettiler. Helikopter kazasında ölen Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun Osmanlı düzenine özenen alperenleri, Türkİslamcı yandaşları, Mümtaz Türköne, Taha Akyol gibi eski “dava” arkadaşları biraz daha gayret SESSİZ SEDASIZ (!) Ne oluyoruz! gösterse “evliya” da ilan edebilirler. Hepsine saygı duymak gerekir! Amma ve lakin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’a ne demeli, geçen hafta İzmir’de ettiği şu lafı nasıl yorumlamalı: “CHP’li belediyeler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun adını yaşatma doğrultusunda her türlü girişimi yapabilirler.” Kuran kursu ve kara çarşaf açılımından sonra yeni bir açılım mı bu? Sıra Abdullah Çatlı’nın sırdaşına sahip çıkmaya mı geldi? Ne oluyoruz? Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul belediye başkan adaylığı sırasında CHP’nin popüler adı olan Gürsel Tekin bir gazetenin magazin ekinde, “CHP içinde çok katı Kemalistler var. Deniz Baykal asla tek adam değildir. Aslında Baykal’ın müritleri kötü. Yeni bir imaj kesin gerekiyor. Ve yapacağız bunu” diyor. Yapar! Kendisi için yapmış da! Sabah, Zaman, Star, Bugün gibi iktidar yandaşı gazetelerde yayımlanmış hakkındaki methiyelerden oluşan yazılarla basılan kitapta 1964 yılında doğan Gürsel Tekin’in siyasi hayatının 12 Eylül 1980 darbesiyle kesintiye uğradığı yazıyor. Muhsin Yazıcıoğlu da 12 Eylül’ün “yara”larını sarmak için Ahmet Altan, Mehmet Altan, Oral Çalışlar, Fehmi Koru, Hasan Cemal, Şahin Alpay, Cengiz Çandar, Ali Bayramoğlu, Nazlı Ilıcak’la falan buluşmayı amaçlıyordu. Tekin yardımcı olursa CHP’li belediyeler Yazıcıoğlu’nun adını yaşatmakta zorluk çekmez! Mehmet Domaç ve eczaneler DELİĞE süpürme ve sifonu çekme gibi siyasi konulardaki uzmanlığı ile tanınan Cüneyt Zapsu’nun aile şirketi sonunda muradına erdi; kozmetik malzemeleri satan “For you” mağazaları ilaç satmak üzere “Drugstore” mağazalarına dönüştürülüyor! Bundan böyle sayıları birkaç bine çıkartılan reçetesiz ilaç, Zapsu ailesinin market zincirinde vitrinleri süsleyecek! Bir süre sonra belki başka zincir marketlerde de “ilaç reyonları” açılacak. Halkımız, manavdan domates alır gibi marketten ilaç alma “özgürlüğü”ne kavuşacak! İlacın eczanelerden çıkartılıp bir “mal” gibi marketlere sokulmasındaki büyük ticari başarı acaba kime ait? Başbakan’ın sağ kolu Cüneyt Zapsu’ya mı? Hayır... Türkiye’de yeni açılan ilaç ticareti kapısındaki büyük başarının gerçek sahibi, Türkiye Eczacılar Birliği Başkanı iken sosyal demokrat geçmişini dahi unutup eczacıların haklarını savunmak üzere iktidardaki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nden politikaya giren ve milletvekili seçilen eczacı Mehmet Domaç’tan başkası değildir! Zaten “Amerika’daki gibi marketlerin ilaç satmasına izin vermeyiz” sözü de AKP milletvekili Mehmet Domaç’a aittir ve Zapsu ailesi bu lafı çerçeveletip marketlerinin kapısına assa yeridir! Kültürel Gelişmemizde Kütüphanelerimizin Yeri İ. GÜRŞEN KAFKAS Ülkemizin kültürel gelişiminin sağlanmasında kitap ve kütüphanelerin önemli yeri vardır. Toplumun kültürel yaşama katılımı, kitap okuma ve kütüphanelerden yararlanma alışkanlığıyla doğru orantılıdır. Kütüphaneler geçmişin bilgilerini bugünlere taşıyan, güncelleştiren ve toplumsallaştıran kurumlardır. Ülkemizde bilgi dağarcığımızın mabetleri olan kütüphanelerimize yeterli ilgi gösterilmemektedir. Çağdaş ülkelerde, büyük ve donanımlı kütüphanelerin yanı sıra mahalle ve sokak kitaplıklarının da olduğu bilinmektedir. Kitap okumaya ilişkin kolaylaştırıcı ve özendirici çalışmalar, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve devletçe gerçekleştirilmektedir. Kütüphanelerimize yönelik uygulanan devlet politikası gelişmemize yönelik değildir. Yetersiz, sorunlu ve işlevsiz kütüphanecilik anlayışıyla istenilen düzeye ulaşılamamaktadır. Kütüphanelerimiz bilgi toplumu, küreselleşme, çoklu kültür, teknolojik bilgi işlevi, bilgiye erişim ve yerel kültürümüzü yaşatma kurumu olabilmelidir. Ovidus, “Gençlerini kitapla beslemeyen ulusların sonu acıdır” özdeyişiyle kitap okumanın önemine değiniyor. Bireyler kültürel gelişmelerinde, okumak için kendilerinden zaman çalmalıdırlar. Kâtip Çelebi’nin “Mumlar tükenir, güneş doğar, ben hâlâ kitap okurdum”, İbnii Sina’nın “Gecelerim hep kitap okumakla geçerdi”, Gibban’ın “Okumayı hiçbir servete değişmem” özdeyişleri kitap okumanın önemini vurguluyor. ૽૽૽ “Bitkisel belleğimizin tapınağı olan kütüphaneler” toplumun kültürel, sosyal ve sanatsal değişim ve gelişmesinde etkindir. Ulusal kalkınmamız, aydın toplum olmakla gerçekleşecektir. 21 yy. bilgi çağını bilişim ve teknolojiyle birlikte kucaklayan bir çağdır. Kısacası bu çağ elektronik devrim çağıdır. İnsanlık sözel kültürden, yazıdan hızla uzaklaşarak görsel kültüre geçişin keyfini yaşıyor. Yani, “kitap kültüründen ekran kültürüne geçişin sevincindedirler”. Okumak yerine görmek kavramını yeğliyorlar. İnsanların dünya görüşü farklılığı, kitap okuma ve kütüphane kavramını olumsuz yönde etkilemektedir. “Televizyon / bilgisayar renkli / fakat kitap okumak da gerekli” özdeyişi yol göstericimiz olmalıdır. Okumayı sevmek bir anlamda öğrenmeyi de sevmek demektir. Kitap okuyan bireylerin sözcük arttırımı, düşünme ve düzgün konuşma yetisi edindiği bilinmektedir. Belleğimizin ve zekâmızın gelişimi de kitap okumayla ilintilidir. Atatürk, toplumsal kalkın ma çalışmalarında halkevleri ve halk kütüphanelerinin kurulması, yaygınlaşması ve tercüme evleri yoluyla dünya klasiklerinin çevirisine yer vermişti. Onun hedefi toplumsal aydınlanmaydı. “Düşlerim eğitimle gerçekleşecek” diyordu. Kütüphanelerin eğitimin aydınlık yüzü olduğunu biliyordu. Bütün halkevlerinde kütüphaneler açılıyor. Köyler halk odaları yoluyla kitabın ışığında aydınlanıyorlardı. Kütüphaneler yalnız ders çalışılan, ödev yapılan, yer olmamalıdır. Kitap okunan, araştırma yapılan bilgi edinilen bir kurum olmalıdır. Ören yerlerinde gördüğümüz kütüphane artığı yıkıntılar geçmişte de kitap okunduğunun, kültür birikimine değer verildiğinin kanıtıdır. Kalıntılar dünlerin tarihsel bilgi ve bulgularını bugünlere taşıyorlar. ૽૽૽ Uygarlıklara giden bir köprü olan kütüphaneler, bilgi ve kültür depolarımızdır. Kültürel açlığımızı giderdiğimiz, sevgi dolu alanlardır. Kütüphaneyi adı olsun diye açmak felaket haberidir. Alan olarak sevimli, göze hoş görülen, rahat okuma ortamı, donanımlı teknolojik verili, sayısız kitap, ansiklopedi vb.. her tür kaynakça insanımızın ilgisinin çekim merkezi olacaktır. İstanbul Teknik Üniversitesi Ekrem Elginkan Lisesi’nin düzenlediği, “Medyanın toplum üzerindeki etkisi” konulu panelde konuşmacılardan biriydim. Panel konusu gereği, medyanın ülkemizdeki önemi, gelişkinliği, sorunları, sorumlulukları ve dünya devletlerinde medyamızın yeri dile getirildi. Medyanın bilgi, eğitim, haber, reklam, tanıtım vb.. içeriğiyle ilgili öğrencilerin soruları yanıtlandı. Ulusal değerleri evrensel değerlerle birleştirerek, ulusal ve uluslararası kimlikte öğrenci yetiştirmeyi amaçlayan Ekrem Elginkan Lisesi öğrencilerine, okuma alışkanlığını kazandırma çalıştayları yaptıklarını gözlemledik. Ders programları içinde okuma saatleri, donanımlı ve zenginleştirilmiş kütüphaneleri sevincimizi arttırdı. Her okul böyle olmalıdır diye düşündük. Kültür Sanat Yönetmeni Ayla Özkök ile Okul Müdürü Kudret Uluköy ve Edebiyat Öğretmeni Bilgin Özsel’in kültürel, sosyal etkinliklere; kitap ve kütüphaneye, okumaya verdikleri önem bizleri ayrıca sevindirdi. Kütüphane kültürümüzün gelişmesi doğrultusunda devletçe olumlu politikalar uygulanmalıdır. Kütüphaneler siyasi yatırım aracı olmaksızın çoğaltılmalı, okul kütüphanelerine önem verilmeli, zenginleştirilmeli, sorunları çözümlenmelidir. Her kitap bir ışıktır, aydınlığa çıkılan yoldur. Kitabın karanlıklara yakılan mum gibi aydınlığın habercisi olduğu unutulmamalıdır. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 9 Nisan behicak@yahoo.com.tr kamilmasaraci@mynet.com hetiyatrosu@mynet.com www.mumtazarikan.com SAYFA 17 DÜZ ÇİZGİ ÜMİT ZİLELİ Türkiye İçin Hazırlanan Kader!.. ABD Başkanı Obama, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tam 26 dakika konuştu, mesajlarını verdi, ardından bir dizi “sempati şov” yaptı ve gitti!.. Peki, mesaj neydi? Aslında ortada son derece yalın, mesajı çok net bir konuşma varken bu toplumu alabildiğince “saf” yerine koyan bazıları, ana fikir olarak, “ABD’nin Türkiye’yi ‘model’ olarak seçtiğini, isteklerini yaparsak bizi mutlu ve zengin bir ülke yapacağını” hiç çekinmeden hatta hiç utanmadan yazabildiler… Onların adına çok ama çok utandım!.. ૽૽૽ Bu “ana fikir” etrafında kümelenen işbirlikçi sayısı epey çok, ama ben en “orijinal” bulduğum birini sizlerle paylaşmak istiyorum.. Taraf gazetesinin misyon sahibi başyazarı Ahmet Altan, “Elhamdülillah laikiz” başlıklı yazısına Güney Kore’nin niçin bölgesinin en çabuk kalkınan, zenginleşen ülkesi olduğu sorusuyla başlıyor. Yanıtını da kendisi veriyor: “Komünist Kuzey Kore’nin komşusu olduğu için!..” Altan bu müthiş buluşunu, Batı’nın kapitalizmin üstünlüğünü dünyaya göstermek için bu ülkenin “model” seçildiğini ve 1950’lerde çöplük olan Güney Kore’nin nasıl da zenginleştiğini ballandıra ballandıra anlatıyor... Tabii, Kore’nin bu süreç içinde nasıl bir Amerikan uydusu haline geldiğini, ülkedeki ABD üslerini, ekonomide, bankalarda, borsada akıl almaz Amerikan üstünlüğünü, 50’lerde tamamı Budist olan bu halkın neredeyse yarısının bugün Hıristiyanlaşmış olduğunu tamamen es geçerek!.. Sonra esas oğlana, pardon konuya aynen şu sözcüklerle giriş yapıyor: “Şimdi buna benzer bir ‘kader’ Türkiye için hazırlanıyor!.” Peki, bu muhteşem “kader” 180 küsur ülkelik dünyada niçin özellikle Türkiye için hazırlanıyor? Ahmet Altan “iltifata mazhar” Türkiye’nin özelliklerini şöyle sıralıyor. “Birinci özelliği Müslüman olması. İkincisi, İslam görüntülü terörü desteklememesi. Üçüncüsü laik olması. Dördüncüsü, en azından görüntüde bir diktatörlük olmaması...” Nasıl, beğendiniz mi?!. Ahmet Altan, Türkiye’nin kendisine biçilen “rolü” becermesi, zengin olması ve örnek haline gelmesi için yapması gerekenlerin açıkça belirtildiğini de söylüyor. Nedir bunlar? Çok basit; önce sağlam bir demokrasi kuracak, Kürtlere eşit vatandaşlık hakkını verecek. Sonra geçmişiyle barışacak. Ermeni sorununu (yani soykırımını) açıkça konuşacak, sınırı da açacak. Ruhban okulunu da açacak. Kürdistan’ı da tanıyacak. İnanç özgürlüğünü garanti altına alacak… Vee, laiklikten taviz vermeyecek!.. Ahmet Altan yazısını şöyle bağlıyor: “Eğer Türkiye… bu mesajları iyi anlar ve gereğini yaparsa mutlu ve zengin bir ülke olmak için her türlü desteği bulacağız. Tarih bize büyük bir imkân sunuyor. ‘Makus talihimizi’ yenebileceğimiz bir fırsat bu… Bugüne dek hiç bilmediğimiz bir huzurun ve refahın içinde yaşayacağız.” Helal olsun vallahi, Amerikalılar bile bu kadarını hayal edemezdi!!! Bir Yurtsevere Mektup (V) Sevgili kardeşim, Obama’yı da sensiz izledik! Ardından yapılan yorumları birlikte yorumlayamadığımız, kahkahalarla gülemediğimiz için çok üzgünüm!.. Yukarıda, The Taraf’ın Cheff editor’ı Mister Altan’ın, “ülkesinin” çıkarlarını nasıl cansiperane savunduğunu sergiledim. Ama biliyorsun Türkiye’de “Mister” çok!.. Öyle inciler var ki, dehşete düşersin! Örneğin, Radikal gazetesi yazarı Cengiz Çandar, Türkiye’nin kendisine biçilen “rolü” gereği gibi oynayabilmesi için “Batı’ya sıkı biçimde çapalanması gerektiğini” yazıyor... Sonra da şu “haysiyetli” yorumu patlatıyor: “Bu, bir ‘model’ ya da ‘örnek’ ortaklık olacak. Türkiye, ABD nezdinde dünyanın en önemli ülkelerinden biri olarak algılanacak ve kendisine ona göre davranılacak. ABD ile Türkiye arasında dünyanın çeşitli meselelerine birlikte eğilmek ve işbirliği yapmak üzere, ‘ortaklaşa’ bir nevi ‘şirket’ kuruluyor...” Şirket diyor, iyi mi?.. Benim bildiğim “şirket” CIA’nın lakabıdır!.. Sana Denizli’den yürek dolusu sevgiler getirdim. Meraklanma, iki kişilik konuştum!.. Seni bir yurtseverin, olanca gücü ve sıcaklığı ile kucaklıyorum kardeşim, çok özledik… Mustafa Ümit Balbay eposta: umitzileli@gmail.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1234 56 789 1/ Turizmin “baca 1 sız sanayi”, rakının “aslan sütü” biçi 2 minde adlandırıl 3 ması örneklerinde olduğu gibi, bir söz 4 cükle anlatılabile 5 cek bir kavramı bir 6 den çok sözcükle anlatmaya verilen 7 ad. 2/ Gereğinden 8 çok yemek yiyen... 9 İsrail’in plaka imi. 3/ Hizmet hayvanlarının 1 2 3 4 5 6 7 8 9 ayağına çakılan demir... 1 K A N O L A A Ç Ödenmesi gereken bir pa ranın, alacağa sayılarak bir bölümünün ödenmesi. 4/ Avrupa’da bir ülke. 5/ Nikel elementinin simge 2E R EMO F OB İ 3Ş A K RABA T 4K T İ L A R A 5E T ANOL T si... Eski Mısır’da güneş 6 K A R A S A K I Z tanrısı... Romanya’nın pa 7 S İ N E M A A ra birimi. 6/ Rum korsan 8 K I N L A Z E R larına verilen ad. 7/ “Aka 9 İ M K O K A N A ju” da denilen büyük bir orman ağacı... Umman’ın plaka imi. 8/ “İstanbul’da Boğaziçi’nde / Bir Orhan Veli’yim”... Eski ve bilinmeyen bir tarihi anlatmakta kullanılan deyim sözü. 9/ Pamuktan dokunmuş basma... Bir cins salata. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Bir bilgisayar sistemini oluşturan fiziksel öğeler. 2/ Böl meli göçebe çadırı... Göreceli. 3/ Uzun tüylü bir süs kö peği... Elektrik donatımında, bağlantıların yerleştirilmesine yarayan yuva. 4/ Güzel sanat... Bir motorda bilyelerin al maşık devinimini dairesel devinime çeviren mil. 5/ Tütün dizmek, kurutmak ve işlemek için kullanılan üstü kapalı sergi... Duman lekesi. 6/ Pasaklı, kılıksız... Yaldızlı. 7/ Ha cim. 8/ Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma... Bir nota. 9/ Türkçenin de içinde yer aldığı dil ailesi... Kayısı, erik, zerdali gibi meyvelerin kurusu. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog