Bugünden 1930'a 5,458,831 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Baştarafı 1. Sayfada Fakat patenti CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’e ait bu slogan AKP’nin dışarıda verici nite- liğini ortaya çıkarıyor. Çünkü 29 Mart seçimlerinden bu yana: 1- Bu hükümet Peygambere hakaret eden karika- tür nedeniyle İslam âleminden özür dilemezse Dani- marka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sek- reterliği’ne oy vermeyeceğini ilan etti. Rasmussen af dilemedi. Türkiye, Genel Sekreter- liğe evet dedi. 2- Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, 70 milyonu Müslüman olan bir ülkenin AB üyeliğine karşı olduğunu saklamıyor. Fransa’nın NATO’nun askeri kanadına dönme ka- rarını gerçekleştirebilmesi için üyelerde ittifak arayan NATO ilkelerini kullanacağı yerde Türkiye; Fransa’ya sessiz sedasız boyun eğdi. Türkiye’nin oluruyla Fran- sa askeri kanada döndü. Türkiye, Fransa’nın isteğine karşı örneğin AB ko- nusunda pazarlık fırsatını kaçırdı. 3- Hükümetin koro halinde Azerbaycan’ı üzmeye- ceği, Ermenilerin işgal ettiği, orada yaşayanları kat- lettikleri, eziyet ettikleri Yukarı Karabağ sorunu çö- zümlenmeden sınır kapısını açmayacağı yolunda son açıklamaları gerçeği yansıtmıyor. Ermenistan Cumhurbaşkanı başta, Dışişleri Ba- kanları “yakında sınır kapılarının açılacağını” ısrar- la açıklıyorlar. Bu açıklamaların dayandığı kanıt-belge Bakû’da açık- landı: Azerbaycan’da çoğu zaman hükümetten aldığı haberleri yayımlayan Müsavat gazetesi; Rusya’nın, İs- viçre’de sürdürülen Türkiye-Ermenistan görüşmele- rinde varılan anlaşmaların metnini Azerbaycan Cum- hurbaşkanı’na verdiği bu anlaşma; Türkiye’nin Yukarı Karabağ sorununun çözümünü koşul olarak dayat- madan sınır kapısını Ermenistan’a açmayı onayladı- ğını belgeliyor. Türkiye, 15 yıldır izlediği, ödün vermeye yanaşma- dığı Yukarı Karabağ ile ilgili politikasından… birden vaz- geçiyor. Aliyev de soluğu Moskova’da alıyor. Cumhurbaş- kanı Medvedev’le görüşmelerden sonra Azerbaycan petrol ve doğalgazıyla doğrudan bağımlı “Rusya ile Azerbaycan arasında enerji alanında geniş işbirliği ko- nusunun ele alındığını, olumlu sonuçlara varıldığını” açıklıyor. Böylece, şu sıra Türkiye’deki hükümetten umudu- nu kesen Aliyev; Rusya’ya “Karabağ sorununu çözün, enerji işbirliğimiz artsın” mesajını vermiş oluyor. Aliyev; Türkiye’nin AB ile stratejik ortaklığına kar- şın; Rusya’dan stratejik ortağımız diye söz eden bir mesaj veriyor. 4- Barack Obama’nın son ziyaretindeki isteğini ge- ri çevirmemek için hükümet; Heybeliada’daki Rum Ruhban Okulu’nun açılması için formül aramaya başlıyor. Ruhban Okulu’nun açılması, üstelik Fener Patrikli- ği’ne bağlanması, anayasaya göre olanaksız. Fakat hü- kümet anayasal koşula karşın çare üretmekte karar- lı görünüyor. Pazar günü (bugün) KKTC’de seçim yapılacak. Ya AKP hükümetine bağlı hükümet partileri yönetimden uzaklaştırılacak… ya da AKP hükümetinin çoğunlu- ğu yakalaması olası Ulusal Birlik Partisi’nin seçim ba- şarısını engellemek için giriştiği uygulamalar kazana- cak. M. A. Talat güdümündeki parti yine iktidarda ka- lacak! Ama hangi yöntemlerle? Ergenekon virüsünü Kuzey Kıbrıs’a bulaştıran ter- tiplerle... AB ile ilgili Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın, AKP milletvekillerinin Kuzey Kıbrıs’taki özel çabalarıyla! “Dışarıya verici” olayların ardı arkası kesilmiyor. Ya- kında ABD Genelkurmay Başkanı geliyor. Görüşmelerde Irak’taki Amerikan askerlerinin Tür- kiye üzerinden çekiliş yöntemleri konuşulacağı gibi, artık ABD ile ilişkilerde gündemin değişmez madde- si terör konusunun da ele alınması bekleniyor. ABD Başkanı Obama; TBMM’deki konuşmasında Irak’taki El Kaide’yi “yerinde sökeceğiz, yeneceğiz” dedi. Lakin PKK’nin “yerinden sökülüp atılmasına” gelince; sorunu “Irak hükümeti, Barzani ile” çözmemizi istiyor. Bir yandan da azınlık diye söz ettiği Kürtlere hak- lar tanınmasını istiyor. Güldürü sanatında usta rahmetli Muammer Kara- ca bir zamanlar dış politikadaki gelişmelere bakmış, bakmış; “Güldürmeyin beni Hariciye” demiş. Bugünlerde de içeride gerici hamlelere, dışarıda ve- rici gelişmelere bakıyor, bakıyor kamuoyu ve: Gülmekle ağlamak arasında bocalıyor. SAYFA 19 NİSAN 2009 PAZARCUMHURİYET 18 HABERLERİN DEVAMI İstanbul B 22 Edirne Y 25 Kocaeli B 22 Çanakkale B 21 İzmir B 25 Manisa PB 26 Aydın B 26 Denizli PB 25 Zonguldak PB 16 Sinop PB 16 Samsun PB 17 Trabzon PB 16 Giresun PB 17 Ankara PB 18 Eskişehir B 19 Konya B 17 Sıvas PB 15 Antalya B 26 Adana B 24 Mersin B 22 Diyarbakır PB 18 Şanlıurfa PB 21 Mardin PB 17 Siirt PB 17 Hakkâri Y 8 Van Y 10 Kars Y 9 Oslo B 11 Helsinki B 6 Stockholm B 13 Londra PB 17 Amsterdam PB 18 Brüksel B 17 Paris Y 16 Bonn PB 17 Münih PB 15 Berlin PB 16 Budapeşte PB 23 Madrid Y 19 Viyana PB 20 Belgrad Y 22 Sofya Y 21 Roma Y 16 Atina PB 21 Zürih PB 20 Moskova Y 5 Aşkabat PB 21 Astana PB 18 Taşkent PB 26 Bakû Y 15 Bişkek PB 23 Tiflis Y 14 Kahire A 28 Şam A 24 Ülkenin kuzey ve do- ğu bölgeleri parçalı ve çok bulutlu, Kırklareli, Edirne, Kars, Iğdır, Ağrı, Van ve Hakkâri çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı, diğer yerler az bulutlu ge- çecek. Hava sıcaklığı ülke genelinde 3 ila 5 derece artacak. “Kara gözlüklü iki adam Anıtkabir’in önünde bekleşi- yor. İçlerinden biri, telefonla hesap veriyor: Bekliyoruz amirim, çıkar çıkmaz gözal- tına alacağız” (Turhan’ın çiz- gisiyle). On ikinci dalga da geldi! Bu gidişle dalgalar denizleri dol- duracak... Güzeldir denizin, rüzgârın dalgala- rı, ruhumuzu okşar; ama bunlar öylesi değil, içi- mizi karartıyor... Her şeyi önceden bilenler, öğrenenler, tetikte bekliyorlardı. Yeni dalga ne zaman gelecek di- ye!.. Sonunda geldi. İlk iş olarak Türkan Say- lan’ın evi basıldı. Aylardır hasta yatağındaki ün- lü toplum öncüsünün evinin her yeri arandı. Başta Prof. Haberal olmak üzere, Atatürkçü rektörler, profesörler, aydınlar, kendilerini hiz- met vermeye adamış kadınlar, erkekler suç- luymuşlar gibi yakalandı. Gazetemiz yazarı Prof. Erol Manisalı dostum da sevgili Mustafa Bal- bay’ın yanına götürüldü... Demokrasilerde her şey, insanın huzurunu, rahatlığını, güvenliğini sağlamak içindir. Dev- letten, hükümetten kimsenin bir korkusu yok- tur. Sabahın köründe evinin basılacağını ha- yal bile edemez. Yurttaş olarak görevini yap- mıştır, askerliğini bitirmiştir, vergisini ödemiş- tir, suç diye bir durumu yoktur... Sabah uyan- dığında kapısını çalanın mahallenin sütçüsü ol- duğunu bilir. Siz, kendinizi önemli biri mi sayıyorsunuz? Mesleğinizin en yükseğine çıkmışsınız, ününüz yaygın, yapıtlarınız kitaplıkları doldurmuş, top- luma hizmetleriniz tüm ulusça bilinmiş.. yine de kendinize o kadar güvenmeyin. Sabah beştir, kara kara adamlar birden odanıza doluverirler, her şeyi altüst eder, ne var ne yok toplar gö- türürler. En özel mektuplarınızı, notlarınızı bi- le!.. Sonra kolunuza giren iki kişi sizi ite kaka bir taşıta sokar, doğru Silivri’ye... Orada günlerce, belki aylarca bekler durursunuz yargıç önüne çı- karılacağınız günü, saati... Bir de hastalandınız mı, sizi zorunlulukla GATA’ya Mata’ya götürdüklerinde, uzaklardan biri seslenir: ‘Gatagulli’ler döndürülüyor diye!.. Sevgili Turhan’ın karikatürü öyle çok şey anlatıyor ki!.. Atatürk çıka- cak alıp Ergenekon’a götürecekler! Bir şaka, bir mizah, bir takılma ama Atatürk’ün her gün biraz daha itilip kakılmaya başlandığını gör- müyor muyuz?.. Olmadı mı böyle gülünç du- rumlar, bir yetkili çıkmadı mı, “Han-ı Yağma” şiirindeki “Yiyin efendiler çatlayıncaya kadar yi- yin” şiirinin yazarı Tevfik Fikret’i suçlu sayıp arama emri çıkarmadılar mıydı, Menderes dö- neminde?.. Turhan’ın çizgileriyle daldım böyle düşün- celere!.. Bir arkadaş soruyordu geçenlerde: “Atatürk rozeti takmak da suç sayılacak mı?” On ikinciyi gördük. Şimdi sıra on üçüncüde!.. Bu gidişle düşünen, duyan, anlayan insan bı- rakmayacaklar ortalıkta!.. EVET / HAYIR OKTAY AKBAL Bu Dalgalarla Dalga Geçilmez! / IŞIL ÖZGENTÜRK 10 gündür hastanedeydim. Her dört sa- atte bir kan şekerim alõndõ, sürekli tansi- yonum ölçüldü ve beynimin, bedenimin her noktasõ didik didik edildi ve ben ha- yatõmda yedi hap birden aldõm ve kurşun kalemi bile söyleyecek gücüm kalmadõ. Ama bütün bunlar, o güzel günleri bey- nimden silemedi.. tam tersi, bütün canlõ- lõğõyla gözlerimin önünde canlandõ. Kaç yõl önce.. epeyce yõl önce Çağdaş Yaşamõ Destekleme Derneği beni İdil’e ça- ğõrmõştõ, İdil’i İdil Biret’ten dolayõ merak ederdim. Doğuda uzak bir yer, hani gör- mediğimiz, gitmediğimiz.. ama bizim olan yerler (!). Koşarak gittim, orada bir sokağa Dr. Ayşe Yüksel adõ vereceklerdi. İdil bütün doğu kasabalarõ gibiydi. Bir Cumhuriyet caddesi, hükümet konağõ, ailelerle bekârlarõn ayrõ ayrõ oturdukla- rõ bir yazlõk çay bahçesi. Gerisi bir yõ- ğõn kahve ve her evden en az dokuz ço- cuğun elinde bir dilim ekmek sokağa fõr- ladõğõ bir büyük köy. Oralara pek çok defa gitmiştim ama, bu kadar çocuğu hiç bir arada görmemiştim. Kadõnlar bitmişti, ilk kõz çocuklar şim- diden anne olmuş gibiydiler. En çok on- lara üzülmüştüm. Bu derdimi söylemiş- tim, Dr. Ayşe Yüksel, “Kaymakamla ortak bir şey yapıyoruz, buralarda devletin aile planlaması çok güç.. din var, gelenekler var, ayrıca burası çok göç aldı, köylerinden kovulan ailelerin çocukları çok fazla, her şey çok zorlaştı. Ama kadınlara istihdam yolları aça- cağız, çocuklara yuva yapacağız, baş- ka çaremiz yok. Türkiye böyle” de- mişti. Dr. Ayşe Yüksel’e bakmõştõm, gencecik, ipince bir bir kõz çocuğu gibiydi. Oysa o neler yapmõştõ.. gözlerini açtõğõnda, yani or- taokuldayken, Türkan Saylan diye bir doktor bellemiş ve kendi kendine onun yo- lunda ilerleyeceğine ant içmişti. Öyle de yaptõ.. doktor oldu, bir süre Afrika’da ça- lõştõ ve bir gün “Benim ülkemin çocuk- larının da bana ihtiyacı var” dedi ve ül- kesine döndü. O günden sonra da en uzaklara, kimselerin gitmeyi istemediği yerlere gitti.. yüzlerce çocuğa hayat ver- di, kadõnlara temiz yaşamasõnõ öğretti, erkeklere özel dersler verdi. Tek bir ama- cõ vardõ, hayata ve ülkesine karşõ kendini borçlu hissediyordu ve onu en onurlu şe- kilde ödemek istiyordu. Hay Allah.. aklõ- ma Aziz Nesin geldi, o da öyleydi. İdil, Dr. Ayşe Yüksel’in kõymetini bil- di ve ona bir sokağõn adõnõ verdi. Şimdi İdil’de bir Dr. Yüksel Sokağõ var. O gün çok neşelenmiştik; çadõrlarda gözleme yiyip Türkiye’nin geleceği hak- kõnda konuşmuştuk ve ben sanõrõm Ay- şe Yüksel’le bahse tutuşmuştum: “Ben buradan da evime bir şeyler alırım”, “İmkânsız” demişti. Ben bir pazara gir- dim ve Suriye’den gelmiş mor dantel per- deler buldum. Bahsi kazanmõştõm; şimdi o perdeler yatak odamda duruyor ve ben on gün sonra evime döndüğümde en çok bu perdelere bakõyorum. Sanki güzel, ha- yal kurulabilen günleri gösterir gibi... Dr. Ayşe Yüksel’le daha sonra Van’da karşõlaştõk; ben onun orada olduğunu bil- miyordum, meğer Van’a gidip üniversi- tede Halk Sağlõğõ Bölümü’nü kurmuş, dört yõldõr da Rektör Yardõmcõlõğõ yapõyormuş ve Prof. olmuş, onun için Prof, unvanlar hiç de önemli değildi, işi zordu. Van son derece yoksuldu, öğrenciler yõrtõk ayak- kabõlarla üniversiteye geliyorlardõ. Hemen işe koyulmuştu, bir giysi fabrikasõ kur- muştu.. öğrenciler daha çok ekmek içi pa- tates yiyorlardõ; yememiş içmemiş, büyük bir yemekhane kurmuştu. Şimdi öğren- cilerinin yemek yediklerini görünce mut- luluktan gözleri yaşarõyordu. O gün ko- nuştuk ve İstanbul’a geldiğinde buluşmaya söz verdik. Ben hastanede, Prof. Dr. Ayşe Yüksel mapushanede.. iyi bir buluşma oldu. Cu- ma günü dünyanõn en güzel insanõ Tür- kan Saylan onun için ayaktaydõ ve Ayşe Yüksel çõkmadan bu işin ucunu bõrak- mayacağõnõ söylüyordu. Türkan Saylan böyledir, o aynõ za- manda bir hocadõr ve talebelerini asla yal- nõz bõrakmaz. Bu onu daha büyük yapar. Şimdi kim, ne isteği varsa hepimize söylesin ve Prof. Dr. Ayşe Yüksel için saf tutalõm. Ben saf tutacağõm. isilozgenturk@gmail.com Dr. Ayşe Yüksel Sokağı Vergi kaçırana kurtuluş göründü MURAT KIŞLALI ANKARA - Devlet Bakanõ ve Başbakan Yar- dõmcõsõ Nazım Ekren’in “Yeni varlık barışı makul olur” sözleriyle gündeme taşõdõğõ yeni vergi affõ yasasõ taslağõna göre, 2008 yõlõ gelir, kurumlar ve katma değer vergilerinin de vergi incelemesi dõşõnda bõrakõlacağõ öğrenildi. Taslak bu şekliyle yasalaşõrsa, 2008 yõlõnda vergi kaçõ- ranlar, kaçõrdõklarõ miktarõn yüzde 2-5 gibi bir oranda vergi ödeyerek, 2008 yõlõna dönük vergi incelemesinden muafiyet kazanacaklar. Hükümetin 2008 sonunda getirdiği ve “Varlık Barışı” olarak adlandõrdõğõ vergi affõ ile “Yurt- dışındaki paralarını, yüzde 2 vergi ödeyerek Türkiye’ye getirenler ile yurtiçinde paralarını yüzde 5 vergi ödeyerek beyan edenlere” hem varlõklarõ yönünden sorgulama kapsamõ dõşõnda kalma istisnasõ, hem de vergi incelemesi yönün- den 2003-2007 yõllarõna dönük “örtülü bir af avantajı” sağlandõ. Edinilen bilgilere göre, hü- kümet, bu süreçte sisteme ne kadar para gireceği henüz belli olmadan, vergi affõyla ilgili ikinci bir “Varlık Barışı” yasa taslağõ hazõrladõ. İlk Yasa 2007 yõlõna kadar olan 5 yõllõk dönemi kapsar- ken, yeni taslakta 2008 yõlõ Gelir, Kurumlar ve KDV’sinin de vergi incelemesi dõşõnda bõrakõla- cağõ ve böylece ilk yasadaki vergi affõnõn 2008’i de kapsayacağõ öğrenildi. Şimdi yeni taslak yasalaşõrsa, bu dönemde ver- gi kaçõrmõş olanlar, kaçõrdõklarõ verginin gele- cekte incelenerek bulunmasõ durumunda çok da- ha yüksek vergi, ceza ve faiz ödeyeceklerine, şimdiden yüzde 2 ile 5 arasõnda bir vergi ödeye- rek, geçmişe dönük vergi incelemesinden kurtul- muş olacaklar. Böylece hükümet, vergi kaçõran- lara bir tür “sigorta” yaptõrarak ileride bu kaçak- çõlõk nedeniyle doğabilecek vergi, ceza ve faizin- den kurtulma olanağõ tanõmõş olacak. Zirve Yayınevi kurbanlarına tören İZMİR (Cumhuriyet Ege Bü- rosu) - TÜYAP tarafõndan Tür- kiye Yayõncõlar Birliği işbirli- ğiyle düzenlenen 14. İzmir Kitap Fuarõ, kapõlarõnõ “kitap kurtla- rına” açtõ. Kültürpark Uluslararasõ Fuar Alanõ’nda gerçekleştirilen et- kinlik, 306 yayõnevi ve sivil top- lum kuruluşunun katõlõmõyla 26 Nisan’a dek sürecek. Fuar, İzmir Büyükşehir Be- lediyesi Başkanvekili Sırrı Ay- doğan, İzmir Vali Yardõmcõsõ Sait Topaloğlu, Kültür ve Tu- rizm Bakanlõğõ Kütüphaneler ve Yayõmlar Genel Müdürü Aytekin Yılmaz, Milli Eğitim Şube Müdürü Zayide Mutlu- kan, etkinliğin bu yõlki onur ko- nuğu Tarık Dursun K. ve ya- zarlarõn katõlõmõyla açõldõ. TÜ- YAP Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu, fuarõn geçen yõ- la oranla yüzde 10 büyüdüğünü belirterek, “Geçen yıl fuarımızı 226 bin ziyaretçi gezdi. Bu yıl daha da artmasını bekliyo- ruz” diye konuştu. Kavukçuoğlu, Ergenekon so- ruşturmasõ kapsamõnda tutukla- narak Metris Cezaevi’ne konu- lan gazetemiz yazarõ Prof. Dr. Erol Manisalı’nõn kitap fuarõn- daki imza gününe katõlamamasõ nedeniyle üzüntülü olduklarõnõ da vurguladõ. Türkiye Yayõncõ- lar Birliği Başkanõ Çetin Tüzü- ner, gençlere okuma alõşkanlõ- ğõnõn kazandõrõlmasõ gerektiğini söyledi. Tüzüner, fuarda geniş bir konu yelpazesi içinde kon- ferans, söyleşi, panel, şiir dinle- tisi gibi 142 etkinliğin gerçek- leştirileceğini de belirtti. Ko- ‘Kitap kurtlarõ’ buluştu 45. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Finike - Antalya etabını, Almanya’nın Team Mil- ram Kulübü’nden Robert Forster kazandı. Yaklaşık 60 kilometrelik yarışı 2 sa- at 34 dakika 31 saniyede bitiren Forster’in ardından Avusturya’nın Elk Haus Kulübü’nden Daniel Schorn ikinci oldu. Yokuş sprintinde İspanya’nın Ga- licia Kulübü’nden Gonzalo Rios Rabunal, Türkiye gü- zellikleri sprintinde ise Sa- pone’den (İtalya) Alessan- dro Fantini birinci oldu. (COŞKUN GÜLBAHAR) Engelliler Konfederasyonu’ndan Hayrünnisa Gül’e mektup ‘Tanıtımtoplantısınakatılmıyoruz’ ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) - Engelliler Konfederas- yonu Başkanõ Turhan İçli, Cum- hurbaşkanõ Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’e bir mektup göndererek, himayesinde gerçek- leştirilen “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyasõnõn Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilecek ta- nõtõm toplantõsõna katõlmayacak- larõnõ bildirdi. İçli, mektubunda “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyasõnõn yan- lõş gerekçelere dayandõrõldõğõnõ ve yanlõş yöntemlerle uygulandõğõnõ belirtti. İçli, “Eleştirilerimiz, özel eğitim alanının özelliklerini ve engellilere ilişkin Türkiye’deki örgütlenmeyi bilmemesi olağan olan zat-ı âlinize değil, esas ola- rak Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltilmiştir” dedi. İçli, mektubunda “Kampanya çok programlı özel eğitim mer- kezlerinin kurulmasını öngör- mektedir, bu tamamıyla yan- lıştır. Çünkü, her engel grubu- nun özellikleri ve ihtiyaçları farklıdır. Bu kampanya için konfederasyonlar, federasyon- lar bir yanda dururken özel misyon sahibi ve az sayıda şu- besi ve üyesi bulunan Türkiye Beyazay Derneği tercih edilerek daha baştan yanlış bir yöntem izlenmeye başlanmıştır” dedi. SELAHATTİN GÖKATALAY / ZEYNEP ŞAHİN MALATYA/İSTANBUL - Malatya’da iki yõl önce Zirve Yayõnevi katliamõnda yaşamõnõ yiti- ren Tilmann Ekkehart Geske ve Uğur Yük- sel, Malatya’da mezarlarõ başõnda, İstanbul’da ise kilise töreni ile anõldõ. Geske’nin Malatya Ermeni Mezarlõğõ’ndaki mezarõ başõnda düzenlenen törene Geske’nin eşi ve çocuklarõnõn yanõ sõra, Diyarbakõr Protestan Kilisesi Ruhani Lideri Ahmet Güvener ile çev- re kentlerdeki Protestan cemaati üyeleri katõldõ. Türkçe ilahilerin okunduğu törene ailenin isteği üzerine gazeteciler alõnmadõ. Uğur Yüksel’in Elazõğ’õn Sün köyüne bağlõ Mansuruşağõ mezra- sõndaki mezarõ başõnda da tören yapõldõ. Yüksel, Aydõn ve Geske için İstanbul’daki St. Espirit Katedrali Kilisesi’nde de tören düzenlen- di. Törene, Protestan Kiliseler Derneği, Zirve Yayõncõlõk ve Geske’nin eşi Suzanna Geske me- saj gönderdi. Suzanna Geske, “Bize hâlâ baba- sız ve eşsiz yaşamak çok zor geliyor. Bu bü- yük bir yük” dedi. Aydõn’õn eşi Şemse Aydın ise gönderdiği video mesajõnda, eşi ve arkadaşla- rõnõn Türkiye Cumhuriyeti’nde inançlarõ uğruna öldürülen ilk Hõristiyanlar olduğunu kaydetti. VARLIK BARIŞIYLA GÜN DOĞDU Bahçeli el öptürmedi Cem Vakfı tarafından düzenlenen “Tarihten Bu- güne Alevilik” konulu sempozyumda ilginç an- lar yaşandı. Sempozyuma MHP Genel Başka- nı Devlet Bahçeli’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi katıldı. Sempozyumda, es- ki Diyanet İşleri Başkanı ve eski bakan Lütfi Do- ğan, “Milletine saygılı büyük bir devlet adamı- nın elini öpmek istiyorum. Müsaade eder misi- niz? Ben öpeceğim siz de benimkini öpeceksiniz” diyerek Bahçeli’nin elini öpmek istedi. Bunun üzerine Devlet Bahçeli, Lütfi Doğan’ın elini öp- tü ancak kendi elini öptürmedi. (Fotoğraf: AA) 14. İzmir Kitap Fuarı, 306 yayınevi ve pek çok sivil toplum kuruluşunun katılımıyla açıldı nuşmalarõn ardõndan etkinli- ğin onur konuğu Tarõk Dur- sun K.’ya plaket verildi. Pla- keti gazetemiz yazarõ Server Tanilli’den alan Tarõk Dur- sun K., Tanilli’nin demokrasi uğruna savaş verdiğini vur- guladõ. Cumhuriyet Kitapları da fuarda Cumhuriyet Kitaplarõ, bu yõl da gazetemizin yazarlarõ- nõ okurlarõyla buluşturacak. Dün Zeynep Oral, Sevgi Özel, Öner Yağcı, Deniz Som, Ümit Zileli, Ataol Beh- ramoğlu, Bahadır Selim Di- lek, Tarõk Dursun K. ve Şeref Bakşık, okurlarõyla söyleşti- ler ve kitaplarõnõ imzaladõlar. Cumhuriyet Kitaplarõ’nõn İzmir Dil Derneği’yle birlik- te düzenlediği, “Tarık Dur- sun’un Dilinden İncelikler” söyleşisi de Ahmet Önel, Mehmet Atilla ve Özlem Fedai’nin katõlõmõyla ger- çekleştirildi. Bugün de Cumhuriyet Ki- taplarõ Standõ’ndaki etkinlik- ler 3 No’lu salonda saat 13.15’te emekli Cumhuriyet Savcõsõ Talat Şalk’õn kita- bõyla aynõ ismi taşõyan “İm- ralı’da Öcalan’a Soruldu” başlõklõ söyleşisiyle başlaya- cak. Şalk, söyleşinin ardõndan 14.30-15.30 saatleri arasõnda Sabriye Okkır’la birlikte ki- tap imzasõna katõlacak. Cum- huriyet Kitaplarõ’nda Hik- met Çetinkaya ve Serdar Kızık’õn imza etkinliği de bugün 15.30-16.30 saatleri arasõnda gerçekleştirilecek. Büyük yarõş devam ediyor ‘Fazla porsiyon’ soruşturmasõ Yurt Haberler Servisi - Sağlõk Bakanlõğõ, Sakarya Eğitim ve Araştõrma Hasta- nesi’nde yemek ihalesini alan 2 şirketin personel ve hasta sayõsõ aynõ olduğu halde fazla porsiyon yemek vererek hastaneye zarara uğrattõğõ iddiasõyla soruş- turma başlattõ. Bir ihbar üzerine müfettişler tarafõn- dan yapõlan incelemede hastanede 2007 yõlõnõn ocak ayõnda 2 bin 83 hasta yatarken, 58 bin 154 porsi- yon yemek çõkarõldõğõ, 2008 yõlõnda yatan hasta sa- yõsõ 2 bin 12 iken, 71 bin 94 porsiyon yemek çõkarõl- dõğõ belirlendi. İnceleme sonucunda 4 yõllõk dönem- de yaklaşõk 200 bin porsi- yon yemeğin fazladan çõka- rõldõğõ kararõna varõldõ. İSTANBUL
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog