Bugünden 1930'a 5,458,677 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 19 NİSAN 2009 PAZAR 10 DIŞ HABERLER CMYB C M Y B dishab@cumhuriyet.com.tr 19 NİSAN 2009 PAZAR CUMHURİYET SAYFA DIŞ HABERLER 11dishab@cumhuriyet.com.tr Türk gemisi yardım bekliyor Dış Haberler Servisi - Denizden kurtardõklarõ kaçaklarõ İtalya ve Malta’nõn kabul etmemesi nedeniyle İtalya açõklarõnda mahsur kalan “Põnar E” isimli Panama bandõralõ Türk yük gemisinin ikinci kaptanõ Nurettin Öztürk’ün kõzõ Filiz Temiz, babasõndan 4 cep telefonu mesajõ geldiğini söyledi. Mesajlara göre, kaçaklardan bir kadõn öldü, gemide yiyecek ve su bitmiş durumda ancak İtalyan yetkililer geminin Lampedusa Adasõ’na yanaşmasõna izin vermiyor. Nurettin Öztürk mesajõnda, “Sürekli çevremizde bir savaş gemisi bulunuyor. Ölmek üzere olan birçok hasta var. Yardõm beklemekteyiz” dedi. İranlı gazeteciye 8 yıl hapis TAHRAN (AA) - İran’da casusluk yaptõğõ gerekçesiyle 8 yõl hapis cezasõna çarptõrõlan gazeteci Roxana Saberi’nin babasõ Rõza Saberi, kõzõnõn serbest bõrakõlacağõ vaadiyle suçlamalarõ kabul ettiğini ancak sözün tutulmadõğõnõ söyledi. BM Genel Sekreteri’nin Kõbrõs Özel Danõşmanõ Downer sorularõmõzõ yanõtladõ Mülkiyet sorunu külfetli REŞAT AKAR LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri’nin Kõbrõs Özel Da- nõşmanõ Alexander Downer, müzakere masasõndaki Türk ve Rum liderlerin karşõ karşõ- ya kaldõğõ ve cevap bulmasõ gereken önemli sorunlardan birinin mülkiyet konusu ol- duğunu belirtti. Kõbrõs TV’de yayõmla- nan “Son Durum” prog- ramõna konuk olan Ale- xander Downer, KKTC Cumhurbaşkanõ Mehmet Ali Talat ile Kõbrõs Rum Yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasõndaki gö- rüşmelerde “yönetim” başlõğõ uzun süre boyun- ca görüşülürken, ağõr olan “mülkiyet” konusunun neden kõsa sürede geçil- diği sorumuzu şöyle ya- nõtladõ: “Mülkiyet ko- nusunda uzlaşılan ve uz- laşılamayan yönler var. Bu başlığa geri dönülecek. Mül- kiyet konusu açıktır ki çok zor bir durum. İşgalcilerle uğraşmanız lazım. Bunu na- sıl çözersiniz? Çok masraf- lı olacak. Ne kadar? Bunu kim ödeyecek? Zimbab- ve’de, Darfur’da insanlar ölürken, Kıbrıs’a mal-mülk için para ayırmak BM’nin gündeminde olmayabilir. Öte yanda ölüm-kalım söz konusu. En önemli durum, en önemli konu güvenliktir bence... Çifte azınlık diye bir durum var... Kıbrıs’ta (Türkiyelilerden) daha az Kıbrıslı Türk var. Ama bölgesel ba- kıldığında çok az Rum ol- duğunu görürüz.” 20 milyar dolar Kõbrõslõ Türklerin ve Rum- larõn karşõ kesimde kalan mülklerinin tazminatlarõnõ üst- lenecek ülkeler olup olmadõğõ yönündeki soruya ise Dow- ner’õn yanõtõ şöyle oldu: “İşte liderlerin karşı karşıya kal- dığı ve cevap bulması gere- ken önemli sorunlardan bi- ri budur. Kimse küresel bir kriz ortamında mülkiyet ko- nusunu çözmek için 20 mil- yar dolarlık bir çekle kapı- nızda olmayacak. 20 milyar dolar Kıbrıs’ın tümünün iş anlamındaki değeridir. Bu borçlanılabilir demektir... Bunun ötesinde maddi des- teği çok yakın bir zamanda bekleyemezsiniz. Ama mül- kiyet konusunun çözülebi- leceği farklı durumlar ola- bilir. Liderler bu noktaya ge- lebilirler.” ‘Türkiye önemli konumda’ Downer, Kõbrõslõ liderlerin garantör ülkeler olan Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’a sor- madan güvenlik sorununu çözmelerinin mümkün ol- duğunu ve garantör ülkeler- le sürekli görüştüğünü be- lirterek, “Ama özgür bir dünyada iki lider de iste- dikleriyle görüşebilirler. Doğal olarak garantörle- rin yapması gerekenler var- sa yapacaklar. Türkiye de bu konuda önemli bir ko- numdadır. Çok önemli ko- numdadır” dedi. Downer, “2010’da refe- randum olabilir mi? İki li- deri daha ne kadar masada tutabileceksiniz?” sorusu- na şu cevabõ verdi: “Kafamız- da son bir tarih yok. Başarı- sızlığa uğrarsak, Kıbrıs için çok iyi şeyler söylenemez. Tam aksine.. çok karanlık bir geleceğe gitmiş olacağız. Bazı konularda uzlaşıldı, bazı yapılacak şeyler de var ama bu yıllar almamalı...” Kamuoyu yoklamaları UBP’yi işaret ediyor LEFKOŞA (Cumhuriyet) - Ku- zey Kõbrõs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 50 sandalyeli parlamentonun yeni üyelerini belirlemek amacõyla bu- gün seçim yapõlõyor. 161 bin 373 seç- menin bulunduğu seçimde, milletve- kili olmak için 7 partiden 345, ba- ğõmsõz olarak da 8 aday yarõşacak. Lefkoşa’da 50 bin 653, Gazimağu- sa’da 42 bin 325, Girne’de 30 bin 428, Güzelyurt’ta 21 bin 17 ve İskele’de de 16 bin 950 seçmen oy kullanabilecek. Türk Silahlõ Kuvvetleri’nin Barõş Harekâtõ’nõn gerçekleştiği 1974 yõ- lõndan sonra 10’uncusu yapõlacak bugünkü seçimde Ulusal Birlik Par- tisi (UBP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Demokrat Parti (DP), Birleşik Kõbrõs Partisi (BKP), Toplumcu De- mokrasi Partisi (TDP), Halk İçin Si- yaset Partisi ve Özgürlük ve Reform Partisi yarõşõyor. Seçimlerde Lefkoşa 16, Gazima- ğusa 13, Girne 9, Güzelyurt 6 ve İs- kele ilçesi 6 milletvekili çõkaracak. Yüzde 5 seçim barajõnõ aşan partiler ile adaylar oy oranõna göre Mec- lis’te temsil edilme şansõ bulacak. Kuzey Kõbrõs’õn en güvenilir araş- tõrma kuruluşu olan KADEM’in Kõb- rõs gazetesi için yapmõş olduğu araş- tõrmanõn sonuçlarõna göre, ana mu- halefetteki UBP’nin bugünkü seçim- lerde yüzde 44 dolayõnda oy alarak 26 milletvekili çõkarmasõ bekleniyor. İktidarõn büyük ortağõ CTP’nin ise yüzde 27 dolayõnda oy alarak 16 milletvekili çõkarabileceği hesap edi- liyor. Yüzde 5 olan barajõ aşarak milletvekili çõkarma şansõ bulunan di- ğer iki partiden biri olan DP’nin yüz- de 12.4 oy oranõ ile 6, TDP’nin ise yüzde 7.4 oranõnda oy alarak 2 mil- letvekili çõkarmasõ bekleniyor. CHP heyeti adada CHP milletvekillerinden oluşan bir heyet, seçimler öncesi adada temas- larda bulundu. CHP Grup Başkan- vekili, İzmir Milletvekili Kemal Anadol, CHP Antalya Milletvekille- ri Osman Kaptan ve Tayfur Süner ile CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok’un da bulunduğu heyet, CTP Genel Başkanõ ve Başbakan Ferdi Sa- bit Soyer ve DP Genel Başkanõ Ser- dar Denktaş’õn ardõndan, KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanõ Rauf Denktaş, TDP Genel Başkanõ Mehmet Çakı- cı ve UBP Genel Başkanõ Derviş Eroğlu ile bir araya geldi. Heyet, ABD’den dönen KKTC Cumhur- başkanõ Mehmet Ali Talat’la da dün sabah buluştu. Kemal Anadol, Başmüzakereci Egemen Bağış’õn ziyaretine gönder- me yaparak AKP hükümetini KKTC seçimlerinde taraf olmakla suçladõ. KKTC’DE SEÇİM GÜNÜ Doğu Afrika ülkesi lideri, Türkiye ziyaretini tamamladõ Somali’de şeriat resmileşti Dış Haberler Servisi - Somali Devlet Başkanõ Şeyh Şerif Ah- med’in Türkiye ziyareti sürerken, Doğu Afrika ülkesinde parlamen- to ülkede İslam şeriatõ yasalarõnõn uygulanmasõnõ öngören yasa tasa- rõsõnõ kabul etti. Ankara’da Cumhurbaşkanõ Ab- dullah Gül ile görüşen Ahmed’in ziyareti, iki ülke arasõnda devlet baş- kanõ düzeyinde yapõlan ilk resmi zi- yaret oldu. Ortak basõn toplantõsõn- da konuk devlet başkanõ, 1991’den bu yana süren iç savaşõn sona erdi- ği Somali’nin gelişmesi için Tür- kiye’nin katkõsõnõ beklediklerini kaydetti. Ahmed görüşmelerinin ardõndan dün İstanbul’a geçti. İslami yönetim Somali’de geçiş dönemi parla- mentosu şeriat yasalarõnõn uygu- lanmasõnõ öngören yasa tasarõsõnõ oybirliğiyle kabul etti. Somali Meclis Başkan Yardõmcõsõ Osman İlmi Bokor, “Hükümet tarafın- dan sunulan yasa önergesi par- lamento tarafından kabul edil- di. Artık İslami bir hükümetimiz var” diye konuştu. Devlet Başkanõ Ahmed’in 28 Şubat’ta radikal İs- lamcõlarla uzlaşmak için şeriat uygulanmasõnõ kabul etmesinin ardõndan Somali hükümeti 10 Mart’ta, direnişçiler tarafõndan talep edilen şeriattan yana oldu- ğunu açõklamõştõ. Somali’nin büyük bölümü, geçiş yönetimi kurumlarõ, parlamento ve hükümetin kontrolünde değil. Ülkenin orta ve güneyinin büyük kõsmõ İslamcõ direnişçilerin elinde bulunurken, kuzeyinde tek yanlõ ba- ğõmsõz yönetim ilan edilen iki böl- ge yer alõyor. Amerika’da sõcakrüzgârlar ABD Başkanı Barack Obama, Trinidad ve Tobago Cumhuriyeti’nde düzenlenen Amerikan Devletleri Zirvesi’nde, Venezüella lideri Hugo Chavez ile tokalaştı. Chavez, Obama’ya Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun, bölgenin sömürgeleştirilmesini anlattığı “Latin Amerika’nın Açık Damarları” kitabını hediye etti. Obama’nın zirvedeki konuşmasında, sosyalist Küba ile “yeni bir başlangıç”, Amerika uluslarıyla “eşit ortaklık” istediğini söylemesi alkış topladı. (Fotoğraf: AFP) endi paçasõnõ kurtarma dönemi ÇİMEN TURUNÇ BATURALP BRÜKSEL - İktisadi Kalkõnma Vakfõ (İKV) Brüksel temsilcisi Haluk Nuray, Av- rupa Birliği (AB) içindeki bütün mekaniz- malarõn ulusal menfaatlarõn korunmasõnõ sağ- layacak biçimde dizayn edildiğini söyledi. Nu- ray, “Yarın öbür gün AB’ye üye olacaksak bu ulusalcılığın, ulusal menfaatı gözetme- nin mutlaka muhafaza edilmesi lazım. Çünkü AB tek başına sizin menfaatınızı dü- şünen bir mekanizma değil” dedi. 14 yõldõr hem Türkiye’nin hem de AB’nin nabzõnõ tutarak artõk yõlan hikâyesine dönen Türkiye’nin üyelik sürecini izleyen Nuray’la Brüksel’de son durumu, küresel krizin etki- lerini, AB-Türkiye ilişkilerini konuştuk. - Küresel kriz AB’ye nasıl yansıdı? NURAY - AB, Avro’ya geçtikten sonra daha güçlü bir ekonomik birliğiz, diyordu. Ben buna şüpheyle yaklaşanlardandõm. AB’nin henüz hiç test edilmediğini düşünüyordum. Gerçek bir test ancak bir kriz karşõsõnda ortaya çõkacaktõ. ‘Ortak önlem yok’ Avro’ya geçildiği dönem Avrupa ekonomisi- nin iyi gittiği bir dönemdi. Kriz patlayõnca zan- nettikleri gibi birlik olamadõklarõ çõktõ ortaya. Her ülke hõzla kendi paçasõnõ kurtarma derdine düş- tü. Kendine yönelik tedbirler aldõ. Bir araya ge- lebilmeleri dahi son derece gecikti. AB düzeyinde ortak bir tedbir diyebileceğimiz bir şey görme- dik henüz. Ekonomik milliyetçiliğin yavaş ya- vaş dirildiğini görüyoruz. Daha fazla kaynak la- zõm ve bu kaynaklarõn daha önce gittiği yerlere değil başka yerlere gitmesi, başka türlü harcan- masõ lazõm. Hiçbir ülke kendi kaynağõnõn baş- ka bir ülkenin kurtarõlmasõ için kullanõlmasõnõ is- temedi. Ekonomik birlik olsaydõ bu böyle ol- mayacaktõ. - Bu kriz AB-Türkiye ilişkilerini nasıl et- kileyecek sizce? Kriz, işsizlik olarak yavaş yavaş sokaktaki adama değmeye başladõ. Bu daha yeni yeni his- sedilmeye başlandõ. Bu artarsa psikolojik so- runlar da yaratõr. AB’de zaten bir genişleme yor- gunluğundan bahsediliyordu, sokaktaki adamõn korkularõndan bahsediliyordu. Bunlarõn daha yo- ğunlaşmasõnõ bekleyebiliriz. Sokaktaki adam za- ten Türkiye’nin üyeliğine çok sõcak bakmõ- yordu. Bunlar bu tür korkulara en çok hedef olan ülke olduğu için Türkiye’nin işi zorlaşacaktõr. - Son krize AB ülkelerinin tepkileri göz önünde bulundurulduğunda ulusalcılığın AB’deki yansıması nasıl görünüyor? Ulusalcõlõk, yurtseverlik, ulusal menfaatlarõn ön planda tutulmasõysa, bu hem bireyde hem de ülkeyi yönetenlerde olmasõ gereken bir özellik. Bu anlamdaki ulusalcõlõk AB’deki hiçbir ülkede yok olmuş değil. Her ülke en ba- sit teknik alanda bile, AB araştõrma fonlarõn- dan yararlanmak için kendi firmalarõnõn en çok parayõ almasõ için çalõşõyor. Bütün mekanizmalar ulusal menfaatlara göre AB’ye girdiğiniz zaman çok akõllõ bir ulu- salcõlõğõn güçlenerek var olmasõ lazõm. Tür- kiye’yi milliyetçi olduğu için eleştiren AB’li- nin aklõnda aslõnda İkinci Dünya Savaşõ sõra- sõnda burada milyonlarca insanõn ölümüne ne- den olarak gördüğü õrkçõlõğa dayalõ bir milli- yetçilik var. Yoksa, ulusalcõlõğõ ulusal çõkarõ korumak olarak tanõmlõyorsanõz, tam aksine bütün canlõlõğõ ile yaşõyor şu anda. Krizle de bunu bir kez daha gördük. Kriz gösterdi ama mekanizmalarõ biliyor- sanõz bunun hep var olduğunu zaten görüyor- sunuz. Bütün mekanizmalar ulusal menfaatla- rõn korunmasõnõ sağlayacak biçimde dizayn edil- miştir. Bunun çok önemli olduğunu düşünü- yorum. Yarõn öbür gün AB’ye üye olacaksak bu ulusalcõlõğõn, ulusal menfaatõ gözetmenin mutlaka muhafaza edilmesi lazõm. Çünkü AB tek başõna sizin menfaatõnõzõ düşünen bir me- kanizma değil. AB herkesin uzlaşabileceği ortak bir nokta yaratmaya çalõşõyor. Siz bura- daki mekanizmanõn içinde elinizden geldiğin- ce ulusal menfaatõnõzõ savunmak durumunda- sõnõz. AB’ye girildiği zaman da yurtseverlik, milliyetçilik önemli olacak ve yok olmayacak. Hiçbirinde de yok olmuyor. PORTRE / HALUK NURAY 1995 yılından bu yana, İktisadi Kalkınma Vakfı’nın (İKV) Brüksel temsilciliğinin başında bulunan Haluk Nuray, 1988-91 yılları arasında AB Daimi Temsilciliği’nde Ekonomi ve Ticaret Müşavirliği yaptı. Nuray Brüksel’deki temsilciliğini 1984’te açan İKV’nin temsilcisi olmadan önce Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı AB Genel Müdürlüğü’nde Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Daire Başkanı’ydı. Ankara SBF’den mezun olan Nuray, ekonomik kalkınma konusunda ABD Vanderbilt Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. ‘Kilit kelime siyasi irade’ İKV Brüksel temsilcisi Nuray, ekonomik krizle birlikte AB üyesi ülkelerin kendi çõkarlarõnõn derdine düştüğünü söyledi K - Müzakere süreci nasıl gidiyor sizce? NURAY- Teknik ve siyasi kulvarlar ayrõ yürüyor. Birbirine son derece bağlõ bir şekilde ama ayrõ yürüyor. Teknik alana baktõğõmõzda müzakerelerde bir sõkõntõ olduğunu görüyoruz. 35 başlõk var. İkisi sona bõrakõlõyor, 33 kalõyor... Sekizi Kõbrõs yüzünden, beşi Fransa tarafõndan bloke edilmiş durumda. Bunlarõn biri örtüşüyor ve geriye 21 başlõk kalõyor. 10 tanesi açõldõ. Kaldõ 11. Bu on birin içinde açõlõş kriteri olanlar var. Bunlar yerine getirmekte zorlanacağõmõz alanlar. Dolayõsõyla her dönem başkanlõğõnda iki tane mi açõlacak diye şikâyet ettiğimiz durumu arar hale gelebiliriz. Yakõnda teknik olarak açõlabilecek müzakere başlõğõ tükenecek. Zaten hiçbirini kapayamamak da müzakere dediğimiz şeyi anlamsõz kõlõyor. Birincisi bitiremeyeceğiniz bir şeyin pazarlõğõnõ ha bire yapmanõn bir anlamõ yok. İkincisi ne kadar sürecek? Sonsuza kadar müzakere mi edilecek? Diğer ülkeler dört yõl içinde bitirdiler. Teknik olarak manasõz. AB mevzuatõ daha pahalõ bir mevzuat. Siz kendi mevzuatõnõzõ bõrakõyorsunuz, başka bir siyasi irade tarafõndan oluşturulmuş bir mevzuatõ kabul ediyorsunuz. Bu masraflar ülkede birilerine yansõyor. Bu bir risktir siyasetçi için. Yeni üyelerin siyasetçileri bu riski üstlendiler, çünkü biliyorlardõ ki tam üyelik hemen gelecek. Şimdi Türk siyasetçisine “yap bu işi daha pahalı mevzuata geç ama tam üye olup olmayacağın belli değil” deniliyor. Bu da süreci yavaşlatõyor. - Yeterince kararlı ve güçlü bir siyasi irade olsa işin seyri değişir mi? NURAY - Evet. Çok doğru bir şey söylediniz, buradaki kilit kelime “siyasi irade.” Türkiye’de bugün şöyle bir siyasi irade olsa: “AB’ye katılmak benim birincil hedefimdir. AB mi bana tarih versin? Hayır ben şu tarihe kadar gereken her şeyi yapacağım. Daha özgür, daha birey odaklı bir toplum yaratacak şekilde bütün mevzuatımı değiştirdim, şimdi değerlendirin beni” derse işlerin çok farklõ bir biçimde gelişeceğini düşünüyorum. Böyle bir siyasi irade Avrupa’yõ çaresiz bõrakacaktõr... AB’nin de bu dar siyasi kalõplardan çõkarak Türkiye’ye bu garantiyi vermesi lazõm. Hangi AB? Ama tabii AB deyince AB’de kimle konuşacaksõnõz? Mr. AB kim? Parlamento’da koşuşturuyoruz. Komisyon’da koşuşturuyoruz. Konsey’de koşuşturuyoruz. Ama hiçbiri tam yetkili değil. Ayrõ ayrõ dinamikleri olan karmaşõk bir mekanizma. Türkiye’nin bunu öğrenip doğru düğmeye basmasõ lazõm. Bu yüzden de siyasi partilerimizin burada temsilcilik açõp var olmalarõ çok önemli. Sivil toplum gelsin öğrensin. - AB’ye birey özgürleşemeden uyum sağlamak mümkün mü? AB’ye uyumun tanõmõ bu zaten. Birey odaklõ, daha liberal, daha demokratik bir toplum olabilmek… - Muhafazakâr bir partinin yönettiği bir hükümetin bunu başarmasını bekleyebilir miyiz? Zor. Kâğõt üzerinde zor gözüküyor. Liberal demokratõm diyen bir parti olsaydõ daha kolay olurdu ama doğrudan muhafazakâr demokratõm diyen bir parti için daha zor olmalõ. Ama yapõlmasõ gereken bu. Bunu yapmadõğõnõz sürece mekanizma çalõşmayacak, ne müzakereler yürüyecek, ne siyaseten bu işin sonu gelecek ne de toplumlar bunu kabul edecek. - Aralıktaki AB zirvesinde ek protokolle bağlantılı olarak Türkiye’nin müzakere süreci masaya yatırılacak. Müzakerelerin askıya alınması ihtimalini bile dile getirenler çıkıyor. Bu kriz zirve kararını etkiler mi? NURAY- Ben ekonomik krizin o değerlendirmeyi doğrudan doğruya etkileyeceğini düşünmüyorum. Çoktan kafalarõnda bir şeyler oluştu. O madde, ek protokolün uygulanmasõ ile ilgili konuldu ama “her şeyin gözden geçirilmesi” diyor. Her şey dediğiniz an bunun içine her şey girer; Türkiye’nin stratejik konumu, bugüne kadar göstermiş olduğu çabalar, ilişkilerin şu ana kadar, hem hukuki olarak, hem de teknik olarak gelmiş olduğu nokta… Hem elit, hem sokaktaki adam karşı Dolayõsõyla Türkiye ile ilişkiler açõsõndan ya tamam ya devam noktasõ olarak görmüyorum. O zamana kadar Kõbrõs’ta ilerleme kaydedilemezse, ek protokol uygulanamazsa, ama en önemlisi reformlar da yapõlmamõşsa tabii ki Türkiye’yi çok zorlayacak, yeniden enerji kaybettirecek bir süreç yaşanõr. Türkiye iki yõldõr durma noktasõnda olan reformlarõ yaparak, siyasi kriterleri tam olarak yerine getirmelidir. Bu olmazsa işimiz zor. Türkiye siyasi kriterleri tam olarak yerine getirmiştir, denilemediği sürece ortada hep sorun olacak. Türkiye ile ilgili kararõ etkileyecek bir siyasi elit var, bir de sokaktaki adam. Bunlarõn her ikisi de bugün itibarõyla Türkiye’ye “evet” demiyor. Tam üyeliğin gerçekleşeceği noktada bunlarõn kritik bir çoğunluğunun Türkiye’ye “evet” demesi lazõm. Türkiye’nin bunu sağlamasõ gerekiyor. Bunun sağlanmasõ için de bir, Türkiye değişecek, çünkü bu haliyle Türkiye’yi kabul etmiyor bu kesim. Çeşitli ülkelerde farklõ kesimlerin farklõ karşõ çõkma nedenleri var. Almanya, Avusturya, Akdeniz ülkelerinde hepsi farklõ nedenlerle Türkiye karşõtlõğõ var. Burada “hayır” diyenler “evet” diyenlerden daha fazla. Türkiye değişecek diyoruz ama AB de değişecek. ‘Türkiye de AB de değişecek’ “Türkiye 2 yõldõr durma noktasõnda olan reformlarõ yaparak, siyasi kriterleri yerine getirmelidir. Bu olmazsa işimiz zor. Türkiye siyasi kriterleri tam olarak yerine getirmiştir denilemediği sürece hep sorun olacak.” TTürkiye’de “AB’ye katõlmak benim birincil hedefimdir. Daha özgür bir toplum yaratacak şekilde bütün mevzuatõmõ değiştirdim” diyen bir siyasi irade çõkarsa, işler değişir. Fransa’da işçiler AB ekonomi politikalarına ve Lizbon Anlaşması’na karşı gösteriler düzenledi. Yaklaşõk 20 yõldõr merkezi yönetimin bulunmadõğõ Somali’de “õlõmlõ İslamcõ” çizgideki Devlet Başkanõ Ahmed’in önerisi doğrultusunda parlamento İslam şeriatõ yasalarõnõn uygulanmasõnõ kabul etti. Bu arada, Somalili lider Ankara’da Cumhurbaşkanõ Gül’den destek istedi. 7 korsan daha yakalandı, Belçika gemisi kaçırıldı Dış Haberler Servisi - NATO komutasõnda Aden Körfezi’nde görev yapan Hollanda askerleri, bir gemiye saldõran 7 korsanõ yakaladõ. Marshall Adalarõ bandõralõ tankere saldõran korsanlara müdahale eden Hollanda Firkateyni Komutanõ Yarbay Alexandre Fernandes, 7 korsanõn yakalanmasõndan sonra, korsanlarõn ana gemisinde zorla çalõştõrõlan 20 kişiyi de kurtardõklarõnõ söyledi. Bu arada, korsanlarõn Belçika bandõralõ bir gemiyi 10 kişilik mürettebatõyla birlikte kaçõrdõğõ bildirildi. Fransõz donanmasõnõn bugüne kadar yakaladõğõ 71 korsandan 15’inin yargõlanmak üzere bu ülkeye götürüldüğü, diğerlerinin ise Somali’nin Puntland bölgesi yöneticilerine teslim edildiği belirtildi. Hollanda’da 5, ABD’de ise 1 korsanõn yargõlanmayõ beklediğine dikkat çekilirken, Somalili insan haklarõ savunucusu Abdullahi Daib, korsanlõkla suçlanan kişilerin haklarõnõn göz ardõ edildiğini söyledi. Somali’de yaklaşõk 20 yõldõr merkezi yönetim olmadõğõnõ hatõrlatan Daib, “Somali’nin yardıma ihtiyacı var, askeri veya hukuki önlemlere değil. Bu genç insanların çoğunun geleceği yok ve bugünlerde yapabilecekleri tek iş korsanlık.” BM uzmanõ Stefan Liller ise korsanlarõn yargõlanmak üzere Kenya’ya nakledilmesinin en yakõn çözüm olduğunu, seçenekler arasõnda özel korsanlõk mahkemesi kurulmasõnun bulunduğunu ifade etti. KORSANLARIN DURUMU TARTIŞILIYOR BM’nin Lefkoşa Uluslararasõ Havaalanõ’ndaki bürosunda görüştüğümüz Downer, Kõbrõs’ta taraflar arasõndaki görüşmelerde mülkiyet sorununun önemine vurgu yaparak, “Kimse küresel bir kriz ortamõnda mülkiyet konusunu çözmek için 20 milyar dolarlõk bir çekle kapõnõzda olmayacak” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog