Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 8 KASIM 2009 PAZAR 4 HABERLER DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN Rahat Bırakın UMAG’ı! Sevgili, Uğur Mumcu’yu yitirişimizin ardından, 1994 yılında eşi Güldal Mumcu tarafından kurulmuş olan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nı bilmeyen yoktur. Uğur Mumcu’nun eserlerini basıp yaymak, hakkındaki araştırmalara yardımcı olmak, arşivlerini düzenlemenin yanı sıra vakıf ayrıca, her yıl yetkin öğreticilerin yardımıyla yetişen genç araştırmacı gazeteciler azandırmaktadır basınımıza. Alpaslan Esmer, Ayşe Keskalan, Hilal Köylü, Olcay Aydilek, Füsun Iğdır, Gülsen Solaker, Meltem Yılmaz, Murat Eralp Güldüren, Ezelhan Üstünkaya, Okan Konuralp, Kemal Göktaş, Özgür Çakmakçı, Serhat Akça, Serhat Dal, Yakup Karbuz, İnan Gedik, İdil Güngör, Necdet Çalışkan, Yusuf Duran, Ayça Özyiğit, Murat Koralp, İpek Arıoğul, Z. Kıvanç, Meriç Tafolar, Hüseyin Hayatsever, Ömür Emlik, UMAG’ın araştırmacı gazetecilik kurslarından yetişmiş, medyada çalışan genç elemanlardır. Vakfın bunun dışında merkez binasındaki sergileri, ilk ve anaokul düzeyini de kapsayan yaz kursları, yazarlık seminerleri gibi çeşitli etkinlik alanlarının yanı sıra, her yıl 24-31 Ocak tarihleri arasında yapılan anma etkinliklerini düzenlemede öncülük etme girişimi de var. Geçen gün Türkiye’nin dört bir yanında yapılan hukuk ve demokrasi etkinliklerinin eşgüdümünü yöneten vakıf yetkililerinin sivil toplum örgütü temsilcileriyle yapılan bir toplantıda olduğu sırada, Ankara Emniyet Müdürlüğü Araştırma Geliştirme Birimi’nden olduklarını söyleyen ve ibraz ettikleri kimliklerinde adlarının Uğur Efe-Şamil Gener olduğu yazılan iki polis memuru geliyor binaya, yapılan toplantının niteliği ve nedeni hakkında sorular sorduktan sonra da, çıkıp gidiyorlar. Olayı haber alan Güldal Mumcu, durumdan hem yetkilileri hem de İçişleri Bakanı’nı haberdar ediyor. Bakan Beşir Atalay olayın içyüzünü araştıracağını söylüyor, ardından da, iki polis vakfa gelerek güvenlik kayıtlarını istiyorlar, yöneticilerin zabıt ve imza karşılığında verme konusunda direnmeleri üzerine zabıt tutuluyor. Ayrıca, Güldal Mumcu’nun basın toplantısında telefon numarasını da açıkladığı, Ankara Emniyeti’nden olduğunu söyleyen bir kişi de, AR-GE bölümünde adları belirtilen iki kişinin bulunmadığını söylüyor. Tabii çok haklı olarak Güldal Mumcu da, kendisine telefon eden kişinin de gerçekten Ankara Emniyeti’nden olup olmadığını bilemiyor, zaten telefon numarasını basın toplantısında açıklamasının nedeni de bu. İçişleri Bakanı Beşir Atalay da, söz konusu iki polisin Ankara Emniyeti bünyesinde olmadığını söylüyor, ancak güvenlik kayıtlarının silik olmaları yüzünden bu iki kişinin bulunamayabileceğini de eklemeyi unutmuyor. Şimdi Ankara Enmiyet Müdürlüğü’ne, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, İçişleri Bakanlığı’na düşen görev, bu iki kişinin kim olduğunu ortaya çıkarmaktır. Eğer onlar, kendileri iddia ettikleri gibi Ankara Emniyet Müdürlüğü mensubu iseler, oraya kim tarafından, hangi amaçla gönderilmişlerdir? Eğer değil iseler, bunlar kimlerdir? Ankara’da Emniyet’in burnunun dibinde iki kişi elini kolunu sallayarak ve kimlik ibraz ederek, kim bilir hangi amaçla gezebilmekte, vakıf binalarına girip, insanları sorgulayarak, tedirgin etmekte, hatta sindirmeye çalışmaktadır. Eğer bu iki kişi Emniyet’e mensup iseler ve hangi amaçla oraya gittikleri ortaya çıkarılamıyorsa, bu olay çok vahimdir ve geçmişteki birçok faili meçhulün sorumlusu DAL olayını anımsatmaktadır. Biliyorsunuz DAL resmen yoktu, sorulduğunda verilen yanıt buydu, ama DAL fiilen vardı. Yeniden aynı olayı mı yaşıyoruz? Eğer sözü edilen iki kişi Emniyet mensubu değilse bu da vahimdir, çünkü polis hüviyeti ibraz eden bu iki kişi insanları sindirmektedir, yarın öbür gün öldürmeye kadar varan olayların faili de olabilirler. İçişleri Bakanı’nın görevi bunları buldurtmak iken, bulunamayabileceklerini söylemesi de, ayrıca düşündürücüdür. Bu olay er veya geç, ama bir gün mutlaka, hesabı sorulacak olan sivil darbe girişiminin bir parçası olarak gelecekte mutlaka yeniden ele alınacaktır. asirmen@cumhuriyet.com.tr KADIKÖY’DE BULUŞUYORLAR Alevilerden Sünnilere mitinge çağrı İstanbul Haber Ser- visi - Alevi örgütleri Ka- dõköy’de düzenleyecek- leri “Ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hakkı” mitinginde, bugüne ka- dar sõraladõklarõ talepleri bir kez daha dile getire- cekler. Alevi Bektaşi Fe- derasyonu (ABF) Genel Başkanõ Ali Balkız, mi- tinge katõlmalarõ için Sün- ni yurttaşlara da çağrõda bulundu. ABF öncülüğünde dü- zenlenecek olan ve çok sayõda Alevi örgüt tem- silcisi ile yurttaşõn katõl- masõnõn beklendiği mi- ting bugün saat 13.00’te başlayacak. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araş- tõrma Hastanesi, Tepe Na- tulius Alõşveriş Merkezi ve Salõpazarõ önünden 3 koldan bir araya gelecek olan Alevi örgütleri ile yurttaşlar, Diyanet İşleri Başkanlõğõ ile zorunlu din derslerinin kaldõrõlmasõ ve içeriklerin değiştiril- mesi, Alevi köylerine ca- mi yapõlmamasõ, Madõ- mak Oteli’nin müze ol- masõ, cem ve kültür evle- rinin yasal statüye ka- vuşturulmasõ, nüfus cüz- danlarõndaki din hanesi- nin kaldõrõlmasõ ve öz- gürlükçü, demokrat, laik anayasa taleplerini yeni- den dile getirecekler. Alevi örgütü temsilci- lerinin konuşma yapaca- ğõ mitingde, sanatçõlar Sabahat Akkiraz, Edip Akbayram, Suavi, Em- re Saltık, Ferhat Tunç ve Şevval Sam da sahne alacak. İÇİŞLERİ BAKANI ATALAY ‘Danıştay baskını provokasyondu’ ANKARA (Cumhu- riyet Bürosu) - İçişleri Bakanõ Beşir Atalay, Danõştay saldõrõsõnõ bir “provokasyon” olarak nitelendirdi. Bakan Beşir Atalay, partisinin düzenlediği Siyaset Akademisi’nde “demokratik açılım” dersi verdi. Atalay, Da- nõştay saldõrõsõyla ilgili değerlendirmelerde bu- lundu ve saldõrõda haya- tõnõ kaybeden 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in cenazesine neden gidemediklerini ilk kez açõkladõ. Bakan Atalay, şunlarõ söyledi: “Danıştay saldırısı veya katliamı, meğer bir örgütle iç içeymiş. Yargı bunu çıkarıyor, Yargıtay bu kararı ve- riyor. Hepimizin o gün- lerde neler hissettiğini düşünün. Ben o zaman da bakandım. Cenaze- lere ve camiye gideme- dik, çünkü belli taraf- tarlar bize olumsuz tu- tumlar takınıyorlardı. Meğer o neymiş; bir örgütün bizim aleyhi- mize düzenlediği bir provokasyonmuş. Tür- kiye netleşiyor, şeffaf- laşıyor. Önceki dö- nemlerin karanlıkları açığa çıkıyor, çıkarı- yoruz.” Hükümet, 2005 yõlõnda kabul ettiği Müzakere Çerçeve Belgesi ile AB ile uyum içinde olmayõ taahhüt etmişti AKP işine geldiği gibi CHP’li Kemal Kõlõçdaroğlu AKP’nin yandaşlara ve dõş güçlere hizmet ettiğini belirtti SERGÜL CANIGÜR BURDUR - CHP Grup Baş- kanvekili Kemal Kılıçdaroğ- lu, “Sandığa gidip AKP’yi sandığa gömmek zorundayız” dedi. CHP Burdur İl Başkanlõğõ’nda bir basõn toplantõsõ düzenleyen Kõlõçdaroğlu, AKP’nin yurttaş- lara değil yandaşlara ve dõş güç- lere hizmet ettiğini belirtti. Kõ- lõçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’õn “Kriz teğet geçti” açõklamasõna tepki gös- tererek, “Toplumun her kesi- minde ciddi sorunlar var. Ama AKP yandaşları hiç kriz ya- şamadı. Onların hepsi han ha- mam sahibi oldular, köşeyi döndüler. Sayın Başbakan bo- şuna demedi ‘kriz bizi teğet geçti’ diye. Biz AKP iktidarı- nın Türkiye’de yarattığı olum- suz tabloyu değiştireceğiz. Bu bizim elimizde, halkın elinde. Sandığa gidip AKP’yi sandı- ğa gömmek zorundayız. Ama bu ülkede demokrasi varsa, kul hakkı yiyenlerden hesap sorma bilinci varsa bizim AKP iktidarını yerle bir etmemiz la- zım. O zaman biz gerçekten bu ülkeye demokrasi getirebili- riz” diye konuştu. Dar gelirli yurttaşlara dağõtõlan kömürlerle AKP yandaşlarõnõn zengin edildiğini ifade eden Kõ- lõçdaroğlu, bu konunun denetim elamanlarõnca saptandõğõnõ, An- kara Cumhuriyet Başsavcõlõ- ğõ’nõn gündeminde olduğunu söyledi. Kõlõçdaroğlu, “Sayın Başba- kan, ‘Biz yolsuzluk yapanlardan hesap soracağõz’ diyor. İşte önünde rapor. TKİ Genel Mü- dürlüğü’nden tutun, o kö- mürlerin nasıl alındığını, nasıl ihaleye fesat karıştırıldığını, o raporda görmek mümkün. Önümüzdeki günlerde sayın Başbakan harekete geçmezse, biz konuyu tekrar kamuoyu gündemine getireceğiz” dedi İrticayla Mücadele Eylem Pla- nõ iddialarõnda yaşanan “ıslak imza” tartõşmasõna da değinen Kõlõçdaroğlu, İstanbul Adli Tõp Kurumu Başkanõ Doç. Dr. Ha- luk İnce’nin “Gerçekler öyle ama kamuoyunun hassasiye- tini dikkate alırız” açõklamasõ- nõ anõmsattõ. İnce’yi istifaya davet eden Kemal Kõlõçdaroğ- lu, şunlarõ söyledi: “Bu konuda kamuoyunu tatmin edecek, hiçbir kuşkuya yer bırak- mayacak bir araş- tırma yapılmasını istiyoruz. Her ku- rumun özellikle Adli Tıp Kuru- mu’nun hukuka yardımcı ol- ması lazım.” BAHADIR SELİM DİLEK ANKARA - Uluslar- arasõ Ceza Mahkemesi’nin (UCM), Darfur’da işledi- ği insanlõk suçlarõ nede- niyle hakkõnda tutuklama kararõ verdiği Sudan Dev- let Başkanõ Ömer el Be- şir, AKP’nin AB’ye yö- nelik taahhütlerini unut- masõna neden oldu. AB’nin önceki gün Tür- kiye’nin El Beşir’e yaptõ- ğõ davetin gözden geçiril- mesi ve UCM ile işbirli- ğine gitmesi çağrõsõnda bulunmasõna, Dõşişleri Ba- kanlõğõ’nõn “Türkiye, UCM’nin Roma statü- süne taraf değil” yanõtõnõ vermesi, AKP’nin, 2005 yõlõnda bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Dõşişleri Ba- kanõ Abdullah Gül’ün onay vermiş olduğu Mü- zakere Çerçeve Belge- si’ndeki AB’nin dõş poli- tikasõna uyumlu olacağõ taahhüdünü El Beşir için yok saydõğõnõ gösterdi. El Beşir konusunda Türkiye ile AB arasõnda başgöste- ren kriz, AKP hükümeti- nin dõş politikadaki çifte standardõnõ da ortaya koy- du. Türkiye’deki birçok yasal düzenleme için AB’nin getirdiği koşulla- rõ gerekçe gösteren AKP konu El Beşir olunca, Brüksel’e vermiş olduğu taahhütleri yok saydõ. AB üyesi bütün ülkeler UCM’nin Roma statüsüne taraf olduğu gibi, birlik daha önce UCM’nin bütün tutuklama tezkerelerini uy- gulamayõ kabul etmişti. Bu nedenle AB, müzake- re çerçeve belgesindeki taahhüdüne dayanarak, Türkiye’nin bu politika ile uyumlu hareket etme- sini istiyor. Türkiye, Avrupa Kon- seyi’ne üye 46 ülke içinde UCM’yi kuran Roma An- laşmasõ’nõ imzalamayan tek ülke konumunda bu- lunuyor. İnsan haklarõ ko- nusunda Türkiye’den da- ha olumsuz koşullara sahip ülkelerin Roma Anlaşma- sõ’nõ imzalamõş olmasõ, AB içinde önemli kuşku- larõn doğmasõna neden oluyor. IAN KELLY ‘Hesap verilmeli’ Dış Haberler Servisi - ABD Dõşişleri Bakanlõğõ Sözcüsü Ian Kelly, ABD’den, Sudan Devlet Başkanõ Ömer el Beşir’in Türkiye ziyaretiyle ilgili olarak, Türkiye’nin El Beşir ile ikili görüşme yapmasõ halinde, El Beşir’in hesap verme yükümlülüğünü ve Sudan’daki insani krizi dile getirmesini beklediklerini ifade etti. Kelly, öncelikle liderlerin yaptõklarõ eylemlerden sorumlu tutulmalarõ ve Sudan’da olanlarõn da hesabõnõn verilmesi gerektiğini düşündüklerini belirtti. Kelly, davet konusunun Türk hükümetinin karar vereceği bir husus olduğunu kaydetti. İSEDAK’a katõlan Sudan heyetinin başkanõ El Sameh el Sıddık, Sudan Devlet Başkanõ El Beşir’in bugün Türkiye’ye gelerek, pazartesi günü İSEDAK ekonomi zirvesine katõlacağõnõ belirterek “AB’nin devlet başkanımızın Türkiye ziyaretine müdahale etme hakkı yok. Biz hiçbir ülkenin dışişlerine müdahale etmiyoruz. Ayrıca bu uluslararası bir toplantıdır” dedi. El Sõddõk, AA’ya yaptõğõ açõklamada, Türkiye’den çok memnun olduklarõnõ, çünkü uluslararasõ alanda kendisini anlatamayan ve haksõz baskõ altõnda tutulan Sudan’a destek çõktõğõnõ söyledi. Uluslararasõ Ceza Mahkemesi’nin hakkõnda tutuklama kararõ verdiği Sudan Devlet Başkanõ Ömer el Beşir, AKP’nin AB’ye yönelik taahhütlerini unutmasõna neden oldu. ‘İktidarı sandığa gömmeliyiz’ Başbakan Erdoğan’õn “Kriz teğet geçti” açõklamasõna tepki gösteren Kõlõçdaroğlu, “Toplumun her kesiminde ciddi sorunlar var. Ama AKP yandaşlarõ hiç kriz yaşamadõ” dedi. Ömer El Beşir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog