Bugünden 1930'a 5,452,704 adet makale



Katalog


«
»

● KEŞ PARALARI TES- LİM ALIYORDU Almanya ve Türkiye’deki şirketlerin hisse- darlarõ şunlarmõş: Karahan, Çelik, Akman, Gürhan. Karaman, Gür- han’õ, Almanya EURO 7 için so- rumlu ve yetkili kişi olarak görev- lendirmiş. Daha önce genel mü- dürlüğü Akman yapõyormuş. Al- manya’dan Türkiye’ye keş getiri- len paralarõ teslim alõyor ve kõsmen de, bu paralarõn teslim edildiğine dair belgeler de imzalõyormuş. (88. sayfadan...) ● SATRANÇ TAHTASIN- DA PİYON Ermiş’in ifadele- rinde, “Yardım alındı” makbuz- larõnõn (belgelerin) Türkiye’de dü- zenlendiğini (hazõrlandõğõnõ), ken- disi bizzat, bir bavul dolusu “Alın- dı makbuzu” (Empfangsbeschei- nigung) getirdiğini, bunlarõn hep- sinde tarih ve meblağ yerlerinin boş bõrakõlmõş halde olduklarõnõ, bun- larõ İstanbul’da Kanal 7’nin bina- sõnda, 3. katta Harun Kapıyoldaş adõndaki şahõstan teslim aldõğõnõ, Bedrettin Bilgin’in ve daha ön- celeri de Adil Aşçı adõndaki şahsõn da Türkiye’den böylesi belgeler ge- tirdiklerini, Dr. Akman ve İzzet Kurum’un, santranç oyun tahta- sõnda piyon olduklarõnõ, Kurum’un, Gürhan’õn eniştesi (veya kayõn- biraderi) olduğunu açõklamõştõr. (107. sayfadan...) ● AYRI SORUŞTURMA 2003 yõlõnda Weiss Handels- und Investment GmbH şirketinin ser- mayesi 500.000,00 Avro olarak arttõrõlmõş ve 250.000,00 Avro (ödenmiş) ödeyen şahõslar olarak da, haklarõnda ayrõca soruşturma yapõlan Karaman, Karahan, Ak- man, Çelik ve sanõk Gürhan gös- terilmişlerdi. Deniz Feneri’nin gay- ri resmi muhasebesine de, Weiss şirketine karşõ 250.000,00 Avro “Sermaye olarak ödendi” ibare- CMYB C M Y B 7 EYLÜL 2008 PAZAR CUMHURİYET SAYFA OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 9 EVET / HAYIR OKTAY AKBAL Ya Buna Ne Dersiniz? “Siyasi ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için devasa bir teşekkülün li- derliğini, belediye başkanı seçildiği 1 Mart 1994 ta- rihinden 6 Kasım 1998’e kadar fiilen ve aktif bir şekil- de; söz konusu tarihten bugüne kadar da perde ar- kasından sürdürdüğü...” Bu, Mülkiye Müfettişi Candan Eren’in 3 Eylül 2001 tarihli raporundan bir alıntıdır!.. Bu rapor üzerine, İstanbul’un AKP’li Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan görevinden alın- mış, yargılanıp dört ay hapse mahkûm edilmiş!.. Bu mahkûmluğu da bir kıyı cezaevinde çekmiştir... Şu günlerde Türk toplumu yeni bir haberle çal- kalanıyor! Bir telefon konuşmasından öğrendiğimi- ze göre Tayyip Erdoğan’ın avukatı daha az ceza ver- meleri için yargıçlara rüşvet önermiş!.. Bunu eski AKP milletvekili Şirin’in bir gazeteciyle yaptığı telefon ko- nuşmasından öğreniyoruz. Şirin, “Benim telefonu- mu hangi hakla dinlersiniz” diyor, adı geçen gaze- teci ise konuşmayı anımsamadığını söylüyor... İşin en tuhafı, bu ilginç olayın Ergenekon savcı- sının iddianamesinde yer alışı!.. Gerçi, Tayyip Erdoğan’la ilgili dosyalar yıllardır Meclis komisyonlarında beklemektedir. Dokunul- mazlık zırhından sıyrılmadığı için yargı kılına doku- namıyor!.. Yalnız onun mu? En başta Çankaya’da- ki Gül Bey’in de, hesap vermesi gereken nice dos- yaları duruyor! En önemlisi de Refah Partisi’ne dev- letçe verilen trilyonluk yardımın ne olduğu konusu! Bir vatandaş olarak, bütün bunları görmezlikten, duymazlıktan, bilmezlikten gelebilir misiniz? Bu iki kişinin devletin en üst yerinde bulunması demokrasiye de, hukuku da, insanlığa da ya- kışmayan bir gerçek değil midir? Yurttaş olarak, böy- le bir durumun seyircisi olmayı içinize sindirebiliyor musunuz? Bu çok yanlış bir durumsa soruşturma dosyaları tozlar içinde bekletiliyorsa, sözü edilen- ler de sizlerin, bizlerin, yaşamlarını, yazgılarını etki- leyecek güçte kimselerse!.. Birazcık utanmak da düşmez mi size, bize, her- kese, hepimize!.. İşin çok daha ilginç yanı, Tayyip Bey’in yargı önün- de cezadan kurtulması için, yargıçlara rüşvet ver- diği söylenen avukatın, şimdi devlet bakanı kol- tuğunda oturan kişi olması!.. Ya buna ne dersiniz? PENCERE Başımızdaki İktidar Şüpheli... Şüpheli sözcüğü ‘güven vermeyen, kuşku uyandıran’ kişi için kullanılır... Birisinden söz açarken o kişiye ‘itimat’ edile- meyeceğini vurgulamak için denir ki: - O şüpheli bir adamdır... Şüpheli kişiye önemli bir iş emanet etmekten herkes sakınır... Ceza hukukunda ‘şüpheli’ sözcüğü yasal ola- rak ‘zanlı’ yerine kullanılıyor... Sözgelimi bu köşede Cumhurbaşkanı için ‘zanlı’ deyimini kullanıyorum; Gül’ün evrakta sahtecilik davasında “şüpheli” olduğu bir gerçek... Aynı davada Necmettin Erbakan da şüpheli idi... Artık Erbakan hükümlü... Ve sabıkalı... Ama Gül ‘şüpheli’... Almanya’da savcılar birtakım Türkler için da- va açtılar... Bu Türkler Müslüman Türkleri Almanya’da -ve doğaldır ki- Türkiye’de dolandırmışlar... İslamcılığı kullanarak, Allah ve peygamber adına paralar toplamışlar... Sonra da paraların üstüne oturmuşlar... Peki, üstüne oturup da ne yapmışlar paraları?.. Bir sürü şirket kurmuşlar, televizyondan siya- sal partiye dek açılan bir yelpazede AKP iktida- rıyla tezgâh kurarak koltuğa oturmuşlar... Alman savcı dolandırıcılığı saptamış, dava aç- mış... Bizim İslamcılar akıllı mı akıllı... Kurnaz mı kurnaz... Ama AKP yönetiminin ‘şüpheli’ olduğu da bir gerçek... İslamcıların iktidarı, anlaşılıyor ki şüpheliler iktidarı... Dosyalar bekliyor... Başbakan RTE şüpheli... Bakanların çoğu şüpheli... Parti ileri gelenleri şüpheli... Dokunulmazlıklar bir kalksın... Seyreyleyin gümbürtüyü... Peki, güven nerede?.. Şüpheliler iktidarına güven olabilir mi?.. Şüpheli istediği kadar Müslümanlığa sığın- sın... Tövbe estağfurullah, Hazreti Muhammet di- rilse.. Gözlerini açsa.. Türkiye’ye gelse.. Bizimkilerin hallerini görse.. Ne der?.. Peygamber Efendimiz büyük bir olasılıkla der ki: “- Önce mahkemeye gidin.. - Yargılanın.. - Üzerinizdeki ‘şüpheli’ kuşkusunu silin.. - Müslümanlığın gereği budur...” Montrö Sözleşmesi ve Türkiye’nin Sorumluluklarõ S on haftalarda, ABD’nin ve onunla birlikte davranan birkaç devletin sa- vaş gemilerini Karadeniz’e çõkar- ma girişimleri nedeniyle Möntrö Boğazlar Sözleşmesi güncellik ka- zandõ. Türkiye’nin egemenliği ve uluslar- arasõ topluma karşõ sorumluluklarõ açõsõndan çok büyük önem taşõyan bu sözleşmeyle ilgili çeşitli haberler ve yorumlar yapõldõ, yapõlõyor. Bunlar arasõnda, üzerinde fazla durulmadan or- taya atõlmõş izlenimi verenler de var. Örneğin, Karadeniz’e kõyõsõ olmayan devletlerin bay- rağõnõ taşõyan savaş gemilerinin Karadeniz’de öngörülen 21 günlük süreyi aşmalarõ halinde bundan Türkiye’nin sorumlu olacağõ savõ. Bir başkasõ, savaş gemilerinin Karadeniz’de ka- lõş süresini tamamlayõp Çanakkale Boğa- zõ’ndan çõkõp, hemen yeniden Boğazlardan ge- çerek Karadeniz’e çõkmalarõnõn, bu savõ ile- ri sürenlerin deyimiyle “Montrö’yü delme- yeceği”. Bu kõsa yazõda bunlardan ikisiyle ilgili olarak görüşümü açõklamak istedim. 21 günlük süreyle ilgili koşullar: Montrö Sözleşmesi, yabancõ savaş gemilerinin Türk Boğazlarõndan geçişi bazõ temel kurallara bağlamõştõr. 13. maddede belirtilen bu koşul- lar şöyle özetlenebilir: (i) Geçecek savaş gemisinin (gemilerinin) bağlõ olduğu devletin Türkiye hükümetine ön- ceden bir bildirimde bulunmasõ gerekir. Bu bil- dirim “diplomatik yoldan” yapõlacaktõr. (ii) Bildirimin, normal olarak, sekiz gün ön- ceden yapõlmasõ gerekir. Karadeniz’e kõyõsõ ol- mayan devletler için, bu sürenin on beş gün olmasõ “arzuya şayan”dõr. (iii) Bu bildirimle, gemilerin gidecekleri yer- lerin adlarõ, tipleri, sayõlarõ ve geliş dönüş ta- rihleri belirtilecektir. (iv) Tarih konusunda değişiklik yapõlmasõ durumunda da üç gün içinde bildirilmesi ge- rekir. (v) Geçiş, bildirilen ilk tarihten sonra en çok beş günlük bir sürede başlamalõdõr. Karadeniz’de kalış süresi ve Türkiye’nin sorumluluğu: Montrö Sözleşmesi, dünyadaki benzerlerinden ayrõ özellikleri olan çok özel düzenlemeler getirmiştir. Türkiye bu sözleş- meyle uluslararasõ topluluğa karşõ birtakõm yü- kümlülükler altõna girmeyi kabul etmiştir. Bir büyük dünya savaşõ ve soğuk savaş dönemi de içinde olmak üzere 70 yõlõ aşkõn bir süredir Türkiye bu yükümlülüklerini sorumlulukla ye- rine getirmiştir. Türkiye’nin yükümlülükleri, Boğazlardan geçiş düzeniyle sõnõrlõdõr. Yani, sözleşme hükümlerine uygun biçimde Karadeniz’e çõ- kan bir savaş gemisinin orada 21 günlük ka- lõş süresini aşmasõ halinde Türkiye’nin özel bir sorumluluğu yoktur. Kaza ve arõza gibi hak- lõ bir neden olmaksõzõn süreyi aşan bir gemi- nin bayrağõnõ taşõdõğõ devlet, uluslararasõ hu- kuktan doğan bir yükümlülüğüne aykõrõ dav- ranmõş olur. Bu durumdan Türkiye’nin so- rumlu tutulmasõ anlamsõzdõr. Bu davranõş, uluslararasõ barõşõ ve güvenliği tehdit eden bir boyutta ise, konuya BM Gü- venlik Konseyi’nin el koymasõ gerekir. Ka- radeniz’deki 21 günlük kalõş süresinin sonunda yeni bildirim yapõlarak yeni bir sürenin baş- latõlmasõ konusundaki bazõ yorumlar da cid- diyetten uzaktõr. Bütün hukuk metinlerinin ma- kul ve iyi niyetli biçimde anlaşõlõp yorum- lanmasõ gerekir. Uluslararasõ Antlaşmalara İliş- kin Viyana Sözleşmesi (1969) de kavramla- rõn antlaşmanõn bütünü içinde değerlendiril- mesini ve antlaşmanõn amacõnõn õşõğõnda iyi niyetle yorumlanmasõnõ öngörmüştür. Montrö Sözleşmesi’nin gerek sözel gerek amaçsal yorumu, Karadeniz’de 21 günlük ka- lõş süresini doldurmuş bir savaş gemisinin, ye- niden Karadeniz’e dönebilmesi için, Çanak- kale Boğazõ’ndan çõkmasõnõ ve yeni bildirimin ancak bundan sonra yapõlmasõnõ gerektirir. Ge- mi henüz Karadeniz’de iken ya da Boğazlar bölgesinde iken bildirim yapõlmasõ kabul edilemez. Çanakkale Boğazõ’ndan Ege’ye çõkan bir sa- vaş gemisinin Karadeniz’e geri dönebilmesi için, yukarõda belirttiğimiz usullere uygun bi- çimde yeni bildirim yapõlmasõ gerekir. Bu bil- dirim, geminin Ege Denizi’ne çõkõşõndan sonra normal olarak, sekiz gün önceden ya- põlmalõdõr (Karadeniz’e kõyõsõ olmayan dev- letler için, bu sürenin on beş gün olmasõ “ar- zuya şayan”dõr). Bunun dõşõnda bir sav, hukuk yorumlama- sõ değil, bir tür “ağız kalabalığı ve yuttur- maca” sayõlmalõ ve ciddiye alõnmamalõdõr. Böyle bir anlayõş, güvenlik güçlerinin gözal- tõ süresi sonunda kişiyi karakolun bir kapõ- sõndan bõrakõp öteki kapõsõndan içeri alarak ye- ni bir süre başlatma girişimine benzetilebilir ki, kabul edilemez. Sonuç ABD, Karadeniz’de askeri varlõk göstermek ve Rusya’ya meydan okumak için Montrö hü- kümlerini açõkça zorlamaktadõr. 4.5 milyon nü- fuslu Gürcistan’a besin maddesi ve sağlõk mal- zemesi gibi insani yardõmlarõn nakliye uçak- larõyla ya da ticaret gemileriyle ulaştõrõlmasõ çok daha makul ve etkili bir yol iken, çocuk mamalarõnõn füze taşõyan savaş gemileriyle gönderilmesi, işin içinde başka hesaplar ol- duğunu açõkça göstermektedir. Türkiye’nin NATO üyeliğinden doğan so- rumluluklarõnõn Montrö Sözleşmesi’nden do- ğan yükümlülükleriyle çatõşmasõ söz konusu edilmemelidir. İki uluslararasõ metin, gerek içe- rik, gerek amaç bakõmõndan bütünüyle ayrõ ni- teliktedir. Türkiye’nin, 70 yõldõr sürdürdüğü Montrö Sözleşmesi’ni titizlikle uygulama politikasõndan ayrõlmamasõnda kendi açõsõn- dan da uluslararasõ topluluk açõsõndan da zo- runluluk vardõr. Türkiye’nin yükümlülükleri, Boğazlardan geçiş düzeniyle sõnõrlõdõr. Yani, sözleşme hükümlerine uygun biçimde Karadeniz’e çõkan bir savaş gemisinin orada 21 günlük kalõş süresini aşmasõ halinde Türkiye’nin özel bir sorumluluğu yoktur. Kaza ve arõza gibi haklõ bir neden olmaksõzõn süreyi aşan bir geminin bayrağõnõ taşõdõğõ devlet, uluslararasõ hukuktan doğan bir yükümlülüğüne aykõrõ davranmõş olur. Bu durumdan Türkiye’nin sorumlu tutulmasõ anlamsõzdõr. Prof. Dr. Rona AYBAY İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fak. Kangroo Travel (0216) 478 46 46 Pbx Bonus Card’a Vade Farksız 3 Taksit Şeker Bayramı Yurt İçi Turlarımız Ayvalık – Assos - Bergama – Foça 29-Eylül-03 Ekim YP 179.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Gizemli Likya Turu 29-Eylül-04 Ekim YP 179.90 Ytl’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Kuşadası Pamukkale Turu 29-Eylül-03 Ekim YP 179.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Batı - Orta Karadeniz Turu 29-Eylül-03 Ekim YP 229.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Tur Abdin ( Uçaklı) 30-Eylül-03 Ekim YP 179.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Assos-Bozcaada Turu 29- Eylül -02 Ekim YP 189.90 Ytl’den İtibaren 2 Gece 3 Gün Klikya Turu 29-Eylül-03 Ekim YP 299.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Kapadokya Turu 29-Eylül-02 Ekim YP 279.90 Ytl’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Mavi Tur 27-Eylül-04 Ekim TP 499.90 Ytl’den İtibaren 7 Gece 8 Gün Şeker Bayramı Yurt Dışı Turlarımız Yunanistan Turu 29-Eylül-04 Ekim OK 299.90 ’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Nil ve Piramitler 30-Eylül-03 Ekim OK 449.90 ’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Sharm El Sheikh - Kahire 30-Eylül-03 Ekim OK 449.90 ’den İtibaren 3 Gece 4 Gün Büyülü Fas 30-Eylül-04 Ekim OK 449.90 ’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Rodos Turu 30-Eylül-04 Ekim OK 229.90 ’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Roma 30-Eylül-04 Ekim OK 449.90 ’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Kıbrıs Turu 30-Eylül-04 Ekim YP 799.90 ’den İtibaren 4 Gece 5 Gün Pazar Günü 12.00-18.00 saatleri arasında açı- ğız. Diğer Turlarımızı ve otel paketlerimizle ilgili detaylı bilgileri ofisimizden alabilirsiniz. Merkez Caddebostan 0216 478 46 46 Ayrıntılı Bilgi İçin www.tatilhoteli.com Akman’õn adõ 34 kez geçiyor si altõnda geçirilmiştir. 2004 yõlõnda sermaye art- tõrõmõ (250.000,00 Avro) ödemesi yurtdõşõndan, Ka- raman, Karahan, Akman ve Çelik tarafõndan gön- derilen havale ile yapõl- mõştõ. Weiss şirketinin gayri resmi muhasebesinde (Ge- lir gider tablosu=Summen und Salden Listen) Deniz Feneri’ne bir borcun ol- duğu görünmektedir ki, bu gerçek, gene yardõm paralarõndan bu sermaye arttõrõmõnõn yapõlmõş ol- duğu yönünde kuvvetli sa- nõ oluşmaktadõr. 2006 yõ- lõnda da Weiss GmbH şir- ketinin Frankfurt am Ma- in’daki VakõfBank şube- sindeki hesabõna 439.687,50 Avro , gene yukarõda adõ geçen şahõs- lar tarafõndan yatõrõlmõş. Mevcut evraklardan bu paranõn menşei (nereden geldiği) şimdiye kadar tes- pit edilememiştir. Sanõk Ermiş ifadelerin- de, Ferdinand-Porsche- Strasse’deki (08.03.2006) arsanõn Weiss şirketi tara- fõndan satõn alõnmasõnda, Weiss şirketi 240.000,00 Avro parayõ, yardõm para- larõndan kullanmõş. (115-116 sayfadan...) CHP Almanya’ya gidiyor ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - CHP, Deniz Feneri Derne- ği’nin topladõğõ parayõ amaç dõşõ kullandõğõ gerekçesiyle dava açan Almanya’ya milletvekili heyeti gönderme kararõ aldõ. Türk yargõsõnõ harekete geçmeye çağõran MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, bütün bu sürecin içinde Başbakan Tayyip Erdoğan’õn “ayak izle- ri”nin olduğunu söyledi. İddianamede “kuryelikle” suç- lanan RTÜK Başkanõ Zahid Ak- man’õn yalanlamalarõna karşõn, il- gili belgeyi kamuoyuna açõklayan CHP’den bir heyet yarõn Alman- ya’ya hareket edecek. Şaban Dişli olayõnõ ortaya çõkaran CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile MYK üyesi Ali Kılıç’tan oluşan heyet, olayõ soruşturan Alman sav- cõ ile yasal prosedürün uygun ol- masõ halinde görüşmeyi planlõyor. CHP’liler ayrõca dava ile ilgili Al- man makamlarõndan da bilgi iste- yecek. D E N İ Z F E N E R İ Banka ihbar etti İLHAN TAŞCI ANKARA - Yoksullara yardõm adõ altõnda topladõğõ paralarõ iç eden Deniz Feneri Derneği vur- gununun Alman bankasõnõn çe- kilen 3.5 milyon Avroluk paranõn nedenini derneğin açõklamamasõ üzerine karapara aklama kuşku- suyla emniyete yaptõğõ bildirim üzerine ortaya çõktõğõ anlaşõldõ. Frankfurt Savcõlõğõ’nca düzen- lenen iddianamede olay şöyle yer aldõ. Deniz Feneri Derneği’nin yöneticileri 3 aylõk dönemde Com- merzbank’tan 3 milyon 353 bin Avro nakit para çekti. Bunun üze- rine banka, derneğe bu büyük- lükteki paranõn çekiliş nedenini ya- zõyla sordu. Dernek yönetiminin bankaya yanõt vermemesi üzerine banka yönetimi Hessen Eyalet Polisi’ne durumu “kara para yı- kama” kuşkusu olarak iletti. Bu- nun üzerine de savcõlõk devreye gi- rerken, banka da derneğin hesabõ- nõ kara para kuşkusuyla kapattõ. SMS’le bağış Almanya’daki Mintmatics şirketi ile anlaşma yapan dernek, her te- lefon kullanõcõsõndan SMS’le 5 Avro bağõş topladõ. Şirketin sav- cõlõğa bildirimine göre derneğe Ağustos 2006 ile Ocak 2007 ta- rihleri arasõnda SMS’den sağlanan 133 bin Avro’luk bağõş aktarõldõ. 93 bin 107 Avro’luk bağõş için ise savcõlõk tedbir koydu. Düzenlenen bağõş toplama kon- serlerinde büyük miktarda ziynet eşyasõ ve altõnlarõn da hibe edildi- ği saptanõrken, en çok bağõşõn da bu konserlerde elde edildiği belir- tildi. Bu belirleme üzerine görev- lendirilen iki Alman sivil polisin de konsere katõldõğõ, 2 bin 500 kişinin katõldõğõ konserde sandalyeler üze- rine bağõş için zarflar bõrakõldõğõ anlatõldõ. Tutuklu sanõklardan Fir- devsi Ermiş’in anlatõmõna göre, toplanan yardõm paralarõnõn yüz- de 40’õ yardõmlar için dağõtõlõyor, yüzde 60’lõk kõsmõ ise kurulan şir- ketlere aktarõlõyordu. Almanya’dakiDenizFeneriiddianamesindeRTÜK Başkanõ için ciddi suçlamalar var MHP: Başbakan’ın ayak izleri var Şaban Dişli olayõyla ilgili “sessiz” kalõp, “istifaya davet”le yetinen MHP, Deniz Feneri Derneği ile ilgili iddialar konusunda Türk yar- gõsõnõ harekete geçmeye çağõrdõ. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Kamuoyunda bu iddialar varken, takip etme görevi cumhuriyet savcõlarõna düşüyor, savcõlar adõm atmak için neyi bekliyor merak ediyorum” dedi. Vural, Deniz Feneri’nde Başbakan Tayyip Er- doğan’õn “ayak izlerinin” olduğunu söyledi. HABERLER ÇIKTI STAND KALKTI Deniz Feneri Derneği’nin Ay- dõn’daki standõ, belediye zabõta ekiplerince kaldõrõldõ. Aydõn Bele- diye Başkanõ İlhami Ortekin, Ay- dõn’da bu tür reklam, tanõtõm ve ba- ğõş stantlarõ için en fazla 3-4 gün- lüğüne izin verdiklerini ifade ede- rek, bir aylõk stant izninin adil ol- mayacağõnõ söyledi. İzni veren be- lediye başkan yardõmcõsõnõn hatalõ karar verdiğini belirten Ortekin, “Standõn kaldõ- rõlmasõ maksatlõ olarak yapõlmõş bir olay de- ğil. Aydõn’da bu- güne kadar her- kese eşit olarak davrandõk. Bu olayda da eşitliğin bozulmamasõ için böyle bir karar aldõk” şeklin- de konuştu. Ortekin, “zabõta ekiplerinin ulusal basõnda çõkan haberler nedeniyle belediye başkanõnõn stant açõlma- sõnõ sakõncalõ gördüğü yönündeki söyleminden haberinin olmadõğõnõ” açõklayarak, kendisinin böyle bir beyanatõnõn olmadõğõnõ kaydetti. Deniz Feneri Derneği Aydõn Ra- mazan Çalõşmalarõ Sorumlusu Ev- ren Yõldõrõm da Almanya’daki der- nekle hiçbir bağlarõnõn olmadõğõnõ yineledi. AYKUT KÜÇÜKKAYA Almanya’daki Deniz Feneri e.V davasõ Türkiye’nin gündemine otu- rurken RTÜK Başkanõ Zahid Ak- man’õn adõ iddianamede tam “34 kez” geçiyor. “Almanya’ya giriş yasağı var” iddiasõnõ yalanlayan; an- cak CHP’nin “Almanya’daki göz- altı kararı olduğunu belgeyle du- yurması” karşõsõnda herhangi bir açõklama yapmayan RTÜK Başka- nõ “istifa çağrılarını” dikkate al- mõyor. Almanya’daki “192 sayfalık” Deniz Feneri e.V iddianamesinde RTÜK Başkanõ’nõn ismi “şirket yönetimlerinde, sermaye arttı- rımlarında, sanık ifadelerinde ve savcılığın tespitlerinde” 34 kez geçiyor. Ekleri dikkate almadan yalnõzca ana iddianamede yaptõğõmõz incele- me sonucu Akman’õn adõnõn geçti- ği önemli bölümler özetle şöyle: ● ODA REZERVASYONU Aynõ dosyada iki adet davetiye yazõlarõ da bulunmuştur. Birinci doküman “Intercontinental Frank- furt (2)” ve 04.10.06 tarihli. Hazõrlayan Gürbüz; Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik için 06.10.06 ile 08.10.06 tarihleri arasõ için 2 adet tek kişilik oda rezervasyonu. İkinci dokümanda da, 22.11.06 tarihin- de hakkõnda ayrõca soruşturma yapõlan Zahid Akman için tek kişilik oda rezervasyonu yapõlmakta. (173. Sayfadan...) HABERLER
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog