Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CMYB C M Y B 7 EYLÜL 2008 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 17 Kemal Öncü: “Tutuklu generallere yapılan ziyaret, sözde ve özde komutan arasındaki farkı gösteriyor!” Moda’da gençlere ramazan dayağı atılmış... Şimdi moda bu! Vergi Vahdi Bingöl: “Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’a sormalı: Sizin Şaban, rüşvetin vergisini ödedi mi!” Köprü Emrullah Güney: “İstanbul Boğaziçi’nde düşündükleri üçüncü köprüye ad öneriyorum: Kaos Köprüsü!” Fitre Sema Akdemir: “Fitre verirken, Türkiye İstatistik Kurumu’nu mu, yoksa Diyanet’i mi dinleyeceğim; bir de bunca vergi öderken...” YağmurDeniz Yüksek Yerilim Hattı erdincutku@yahoo.com İstifade etmesi ortaya çıkınca istifa ettirildi: Durmak yok, dişlisiz devam! Gül’ün yeni gezinti programları AKP’NİN Cumhurbaşkanı yaptığı Abdullah Gül, Türkiye’den toprak talebi bulunan Ermenistan’a maça gittikten sonra yeni gezintilere hazırlanıyor. Başkankası Fehmi Boru’dan öğrenildiğine göre Gül, Şeker Bayramı’nda, bazı din düşmanlarınca soykırımla suçlanan Afrikalı mücahit El Beşir’le bayramlaşmak üzere Sudan’a gidecek. Kurban Bayramı’nı El Kaide lideri Usame bin Ladin ile Afganistan’da adı açıklanmayan bir mağarada geçirecek ve bayramın birinci günü deve kesecek. Gül, yılbaşından bir gün önce Suudi Kralı Abdullah bin Abdülaziz el Suud ile Mekke’de Mekke’nin fethi kutlamalarına katılacak ve yılbaşı gecesi Suudi Kralı’nın özel uçağı ile Kıbrıs’a geçerek yeni yılı Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas ile birlikte Lefkoşa’nın Rum tarafında karşılayacak. Bu arada Gül’ün 2009 yılı gezinti programları de şekillenmeye başlandı. Gelecek yıl 23 Nisan’da Washington’da, 19 Mayıs’ta New York’ta, 30 Ağustos’ta New Orleans’ta ve 29 Ekim’de San Francisco’da olması bekleniyor. - Yarın okullar açılıyormuş... “Haftaya da medreseler!” ATAKÖY’DE deniz kıyısındaki kamu arazisini kiralayan bir şirkete arazinin bu kez “adrese teslim ihale” ile satılmak istenmesi ortalığı karıştırdı ve ihale (şimdilik) iptal edildi. Mustafa Saraç ise Kuşadası’ndaki Hazine arazilerinin “adrese teslim ihale” bile olmaksızın kiracılara bedelsiz devredilmesinin neden dikkat çekmediğini merak ediyor: “Kuşadası’nda belediyenin ve il özel idaresinin toplam yüzde 10’u aşmayan ve o da, muhtemel sermaye artırımlarıyla kuşa dönecek olan cüzi bir paya sahip olduğu Komer (Kongre Merkezi AŞ) şirketinin yüzde 90 hissesi, tam 61 özel turizm şirketine aittir. Kongre Merkezi’nin üzerine inşa edileceği yüzlerce dönümlük Hazine arazisi, 49 yıllığına kiralama şeklinde, Komer’e tahsis edilmiş iken, geçen hafta, tapusuyla birlikte kiracı şirkete, ihalesiz ve bedelsiz olarak devredilmesine karar verilmiştir. Ortada bir ihale veya pazarlık yöntemi olmadığı halde Kuşadası Belediyesi’nin AKP’li Başkanı ve Komer’in yönetim kurulu üyesi Fuat Aktan, ‘Maliye Bakanımız tapu devri için talimat verdi’ diyerek, Kemal Unakıtan’ın arazinin tapusunu, Komer şirketine çam sakızı çoban armağanı bir ramazan hediyesi misali devrettiğini sevinçle bildirmiştir. Tapu devrinden önceki ticari kiralama ilişkisinde, Belediye Başkanı, hem kiracının, hem de mal sahibinin temsilcisi olarak (hayli tuhaf bir pozisyonda) yer alırken, ‘Hazine’ye yıllık 645 bin YTL kira ödüyorduk, tapuyu almakla büyük bir kira yükünden kurtulmuş oluyoruz’ demektedir. Başkan, kamu bütçesine giren parayı ‘yük’ sayan ilk kamu görevlisi olarak da tarihe adını yazdırmıştır. Şirket yetkilisi Belediye Başkanı, bir diğer ‘müjde’sinde Hazine tapusunun, bizzat Başbakan RTE’nin mübarek elleriyle ve mübarek ramazanda şirkete teslim edileceğini de haber vermektedir. Ne var ki şirket yetkilisi Belediye Başkanı, bankaların, anlı şanlı 61 özel şirketin hiçbirine yeterli krediyi vermediğini ve son çare olarak, paha biçilmez Hazine arazilerinin tapusunun, şirket lehine ipotek edileceğini de itiraf etmektedir. Arsayı devlet, finansmanı bankalar, kredi teminatını da Hazine tapusu sağlıyor ise, belediyenin, söz konusu 61 özel şirketi, bir tür ‘çayın taşıyla çayın kuşunu vurma’ operasyonuna, neden ortak ettiği sorusu kafalara takılmaktadır.” Kuşadası tapusu! PANO DENİZ KAVUKÇUOĞLU Barış Gününden Notlar Barış Günü’nün kutlandığı 1 Eylül Pazartesi günü önce Uluslararası PEN Türkiye Merkezi, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği’nin sa- at 17.00’de Taksim Alanı’nda, tramvay durağında or- taklaşa düzenledikleri basın açıklaması etkinliğine, sonra da Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’nun dü- zenlediği, saat 18.30’da başlayan Tünel Meydanı- Galatasaray arasındaki Barış Yürüyüşü’ne katıldım. PEN gibi zaten üyesi olduğum derneklerin et- kinlikleri dışında uzunca bir zamandır ülkemiz ve toplumumuz için gerekli/yararlı gördüğüm miting, gösteri, oturum, yürüyüş vb. etkinliklere de “Dü- zenleyicisi kimdir?” diye üzerinde uzun boylu dü- şünmeden katılıyorum. İçinde bulunduğumuz dö- nemde kamuya açık bu tür etkinliklerin ardında “Acaba şu örgüt ya da kuruluş mu var? Öyleyse ora- da benim işim yok, çünkü dış kapının dış manda- lının kuramsal değerlendirmesi konusunda ters dü- şüyoruz!” türünden gerekçeler bana kolaycılık, tem- bellik, bahanecilik gibi geliyor. Gün, ‘bir şeyler yap- mak günü’ ve kim iyi bir şeyler yaparsa desteği hak ediyor, diye düşünüyorum. Fakat yukarıda yazdıklarımla arasında doğrudan bir ilişki de olsa üzerinde durmak istediğim konu bu değil. Yazar örgütlerinin ortaklaşa basın açıklamasının içe- riği, yazarların gelecek yılki ‘Emek ve Dayanışma Gü- nü’nü emekçilerle birlikte Taksim Alanı’nda kutlamak amacıyla yazar Leyla Erbil’in başkanlığında kurulan ‘1 Mayıs 2009 Yazarlar Komitesi’nin çalışmalarını ka- muoyuna duyurmaktı. Yazar örgütleri tarafından üyelerine duyurulan ve kaleme alınan açıklamanın ya- zar Latife Tekin tarafından okunduğu bu etkinliğe ka- tılanların sayısı 27 idi. Yüzlerce yazarın yaşadığı İs- tanbul’da düzenlenen bu etkinliğe katılan 27 kişi için- deki yazar sayısı ise 15’i geçmiyordu. Taksim’deki etkinlikten hemen sonra Tünel Mey- danı’na geldiğimden yürüyüşün başlayacağı saate ka- dar olan 50 dakikalık zamanımı geçirmek için arka- daşım Faruk Şüyün ile birlikte meydandaki cafeler- den birine oturduk. Önce ikişer üçer sivil polisler gel- meye başladılar. Onları kullandıkları gri renkli Hyun- dai marka otomobillerinden tanıyorduk. Kendileri de kimliklerini gizlemek için hiçbir çaba göstermiyorlardı zaten. Saat 18.00 oldu, fakat ortada göstericilerden pek kimse yoktu. O sırada bizi görüp yanımıza gelen bir arkadaşımıza, İstiklal Caddesi ile Galip Dede Cad- desi’nin birleştiği köşede sayıları giderek artmış olan sivil polis grubunu göstererek, “Böyle giderse polis sayısı gösterici sayısını aşacak” dedim. “Saat 18.30 olsun, kalabalık toplanır” diye yanıt verdi ar- kadaşımız. Gerçekten de çok geçmeden ellerinde bayraklar- la, dövizlerle 150-200 kişilik bir kalabalık toplandı ve tam vaktinde Galatasaray’a doğru yürüyüşe geçildi. Her iki etkinlikteki katılımcı sayısının azlığı karşısında, ne yalan söyleyeyim, hüzünlendim. Etkinlikleri dü- zenleyen kuruluşlardan hiçbirine eleştirim yok, hep- sinin de duyuru-tanıtım bağlamında ellerinden gele- ni yaptıklarına inanıyorum. Eleştirim, her olanakta demokrasiden, özgürlükten, emekten, barıştan söz eden, fakat bu tür etkinlikler- den bin bir bahane/mazeret bulup uzak kalanlaradır. Irak, Afganistan, Ortadoğu, Kafkaslar’daki ça- tışmalar, gerilimler sürerken, boğazlarımızdan her gün yeni bir ABD savaş gemisi Karadeniz’e açılır- ken, Güneydoğu’da silahlar karşılıklı ateş kusarken, milliyetçilik ve ırkçılık tırmandırılır, kardeş halklar bir- birine düşman edilirken on binler, yüz binler şim- di sokağa dökülmeyecekse ne zaman dökülecek? Barışa bugün sahip çıkmazsak ne zaman sahip çı- kacağız? İş işten geçtikten sonra mı? Baskılar, darbeler, dayatmalar, kötü iktidarlar.. yi- ne de son çözümlemede hayatı kuran, düzenleyen insandır. Ne var ki özlenen gelecekler, yaşanmaya la- yık hayatlar, kavgasız, savaşsız dünyalar ancak mü- cadeleyle kurulur. Yaşanan hayata duyarsız kalan insan yaşanacak hayatı da kurabilir mi? Buraya bir not olarak düşe- yim dedim. www.denizkavukcuoglukitaplari.blogspot.com dkavukcuoglu@superonline.com ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Ağõrnas Akademisi Binyõllarõn kentlerini ve mima- ri birikimlerini barõndõran Türki- ye’de, çağdaş şehircilik ve mi- marlõk bu zenginlikten neden “esin”lenemiyor? Dünyanõn ünlü mimarlõk okul- larõ, “ütopya”larõnõ geliştirmeleri için öğrencilerini Anadolu’ya gönderirlerken bizimkiler neden bulunduklarõ kenti bile tanõmõyor- lar? Geçmişi geleceğe bağlayan bir mimarlõk ve şehircilik öğrenimi, “Anadolu’yu önemseyen” kimi yurtseverhocalarõnkişiselçabala- rõ da olmasa tamamen unutula- cak... Dahasõ, o özverili çabalarõ bile dünden yarõna bir “kültürel sü- reklilik” olarak değil, “ilerleme- yi engelleyici” ve hatta “tutucu- luk”sayanlar“artık”azdeğiller... Özellikle küresel sömürgecili- ğin kente saygõsõz “gösteriş düş- künürantyapılaş- ması”nabirşekilde “ayak uydur- ma”yõ çağdaşlõk sanan -ya da öyle savunan- mimarlar veşehirciler, “aka- demisyen”ler ara- sõndadayaygõnlaşõ- yorlar... Ülkeyi kültürel değerlerinden ve planlamadan uzak- laştõran egemen çõ- karcõ siyasetin artõk “değişmeyeceğini” kabul ederek şukalanömürlerindedirenmekye- rine“nemalanma”yõyeğleyenki- mi “eski”ler de “imarsız mimar- lık” ve “mimarisiz şehircilik” için hocalõk yapõyorlar... O kadar ki “plansızlığın plan- lanması”nõ bile “stratejik plan- lama” tanõmõyla savunur oldular. Sonzamanlardadaayrõcalõklõimar haklarõnõ “kente yatırım karşılı- ğındaşehircilikbonusu”diyerek mahkemelerde aklama çabasõna giren “bilirkişi”ler bile var... ‘İmar durumu’muz Ne var ki yağmaya karşõ bütün bu “kayırmacı”lõğa rağmen Tür- kiye’nin“imardurumu”açõkse- çik ortadadõr. Mimarlõkta “batıyı bile tanı- mayan batıcılık”la yaratõlan söz- de “modern” yapõlaşmanõn, şe- hircilikte de Anadolu’nun yerleş- me birikimlerini gözetmeyen “Amerikancı” bir planlamanõn, “tek tip apartmanlaşma”sõnõ ve “tek tip kentleşme”sini yaşõyo- ruz... Yarõm yüzyõla yakõndõr sürege- len bu kimliksizleşmenin “tek se- çenek” olduğunu sanan yeni ku- şaklar ise bu nedenle “öz değerle- rimize yabancılaşarak” yetişi- yorlar. Sayõsõz insan TOKİ’nin bu ül- keye hakaret niteliğindeki ucube- lerine hayranlõk duyarken mimar veşehirciadaylarõda“mahalle”yi ve “sokağı” bile tanõmadõklarõn- dan, sadece “site” tasarlõyorlar... ‘Ülkemiz üniversitemiz’ İşte böylesine doruğa ulaşan bir yabancõlaşmaya artõk “dur” de- mek, geçmişten gelen mekân kül- türümüzü çağõn kazanõmlarõyla daha da geliştirmek için, “ülke- miz üniversitemiz” diyenlerin Anadolu’da başlattõklarõ “yaz okulları”nda anlamlõ bir sayfa açõldõ. YTÜ Mimarlõk Fakültesi, Mi- mar Sinan’õn doğduğu ve yetişti- ğiAğırnaskasabasõndakiyazoku- luçalõşmalarõyla,KocaUsta’yail- ham veren mekânlarõn bugünkü mimarlõk ve şehircilik öğrencile- rincedetanõnõp“özümsenmesi”ni hedefliyor. Aynõ zamanda ka- saba için de tasarõm- larüstlenerek“uygu- lama atelyesi” şek- lindegerçekleşenyaz okulunun2008çalõş- makonusuise“Gök- şen Mustafa Yücel Meydanı’nda, Mi- mar Sinan Bilgi Parkı ve Kadın Emeğini Değerlen- dirmeBirimleriTa- sarımı ve Uygula- ması.” Geçtiğimiztemmuzveağustos- ta gerçekleştirilen bu çalõşmalarõn “4 temel hedef”i özetle şöyle be- lirtiliyor: 1- Sinan’a yeteneğini kazandõ- ran mekânlarõn tanõnmasõ. 2-Halkõnyerelüretimininözen- dirilmesi. 3-ÖrnekleriazalantarihiBezir- hane’nin yaşatõlmasõ. 4- Tasarlanan mekânlarõn öğ- rencilerce inşa edilmesi... ... Ve imar dosyası Kanal B’deki “İmar Dosyası” işte böylesine anlamlõ bir eğitim çalõşmasõnõ bu gece 23.00’ten iti- baren ekrana getiriyor... Türkiye’deki mimarlõk ve şe- hirciliköğrenimiiçineşsizbirşans olan Ağõrnas’õn, öncelikle öğre- nilmesi gereken bir “ders” niteli- ği taşõdõğõ anlatõlõyor... Programõnkonuklarõiseöğren- cilere ev sahipliği yapan Ağõrnas Belediye Başkanõ Mehmet Os- manbaşoğlu; bu çok özel kasaba- nõn yõllar önce “fark edilmesi”ni sağlayan Prof. Dr. Metin Sözen ve Yaz Okulu’nu gerçekleştiren YTÜ Mim. Fak. Dekanõ Prof. Dr. Zekai Görgülü… ekinci@cumhuriyet.com.tr KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak yahoo.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci mynet.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN www.mumtaz-arikan.com (ÇÖPLÜK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.junkidz.com HARBİ SEMİH POROY 7 Eylül Fark SESSİZ SEDASIZ (!) Sinan’ın köyü... NOT: ÖÇKK Başkanõ Ş. Önder Kıraç’tan eleştirilerimize yanõt gel- di. Uzun açõklamalar yapõldõğõndan, gelecek hafta UYGARLIKLARIN İZİNDE köşemizde yer vereceğim. O.E. BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Gürcistan’õn güneybatõsõnda özerk bir cum- huriyet. 2/ Trab- zon’un Akçaabat ilçesinde bir göl... Dinlenmek için çalõşmaya ara verme. 3/ Bir işi yapmaya ha- zõr... “Bir --- yağ- muru gibi geçi- verdi aşkõmõz” (Şarkõ). 4/ Tahõl ölç- mede kullanõlan bir öl- çek... İsrail’in plaka imi. 5/ Halk edebiyatõnda uyağa verilen ad... Teş- his. 6/ Demir elementi- nin simgesi... Soylu. 7/ “--- gelicek cümle ek- sikler biter” (Yunus Emre)... Bilgiçlik tasla- yan kimse. 8/ Kamboç- ya’nõn para birimi... Ücretle çalõşan kimse. 9/ Mobil- yacõlõkta ve otomobil koltuklarõnõn kaplanmasõnda kullanõlan döşemelik bir kumaş cinsi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Üstün bir yetkinin gücünü simgeleyen değnek... Har- man yerindeki tahõlõn taş ve toprakla karõşõk kalõntõsõ. 2/ Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad... “--- pencerenden bir gül at bana / Işõklarla dolsun kalbimin içi” (A. M. Dõranas). 3/ İri taneli bezelye... Tatlõ bir çörek. 4/ Ka- rahindibanõn sebze olarak yenen yapraklarõ... Bir nota. 5/ Bir organõmõz... Kenar süsü. 6/ Samaryum elemen- tinin simgesi... Bir malõn cinsini ve fiyatõnõ gösteren kü- çük kâğõt. 7/ Kõzõl tüylü bir kuş... Birkaç renkli iplik- ten yapõlmõş dokuma. 8/ “ --- Delon”: Fransõz aktör... Kaynağõ mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgõ. 9/ “--- yâr kölen olayõm / Kabul eyle kul yerine” (Kara- caoğlan)... Mesafe. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 G Ö Y N Ü M E K Ö R Ü R E F İ K Z E N N E E B E E N A T A M A N M O B İ İ R İ E H R İ M E N Ş K Ü L T T E K M O P O Ö R K A N D İ L İ S A 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog