Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 21 EYLÜL 2008 PAZAR 4 HABERLER DÜNYADA BUGÜN ALİ SİRMEN Sesini Anmak Ve Bir Mektup Sevgili, Ünlü Fransız romancı, sanat tarihi yazarı ve dev- let adamı Andre Malraux, “İnsanlık Durumu” adlı yapıtında, kahramanlarından birinin banda kayde- dilmiş sesini duyduğunda içine düştüğü şaşkınlık ha- lini ve yadırgama hissini anlatır. Söz konusu kişi kendinin olan o sesi, ilk defa işi- tiyormuş duygusu içindedir. Doğaldır, o güne kadar kendi sesini içsel olarak duymuştur, ilk kez dışardan duymaktadır. Artık sesi, görüntüsü kaydedilen ve onları izle- yebilen çağımız insanı için yadırgatıcı olmayan doğal bir durum. Sesimiz, kişiliğimizin bir parçası mıdır? Öyle ise eğer, herkes hak ettiği sese sahip midir? Hak edilen ses nedir? İriyarı, kaslı, güçlü kuvvetli bir adamın incecik bir sese ya da ince zarif, minyon sarışın bir dilberin çat- lak, gırtlaktan gelen boğuk bir sese sahip olmala- rı, onların hak edilmiş ses olmadığı anlamına mı ge- lir? Bilmiyorum. Bir de, herkesin ayrı, kendi sesinin dışında ortak bir sesi var mıdır? Ne dersin? Herhalde ortak sesi olan toplumlar ve insanlar için bu özellik bir mutluluk vesilesi olmalıdır. Tabii burada ortakseslilik ile biteviye teksesliliği birbirlerine karıştırmamak gerek. Peki ortak sesler, dönemden döneme değişir mi, yoksa onlar artık ölmezleşmişler midir? Teknolojinin sesleri kaydedemediği dönemin or- tak sesleri var mıydı? Varsa bile bize intikal etme- diklerine göre nasıl olduklarını nereden bileceğiz ki? Sacha Guitry’nin “Versailles Bana Anlatılmış Ol- saydı” filmindeki gibi, “Olacak olacak, bütün aris- tokratlar asılacak” türküsü, gerçekte Edith Piaf to- nuyla mı söyleniyordu? Zaman zaman çağımızın teknolojisinin bize sun- duğu mutluluklara şükretmek gerek galiba. Örne- ğin o sayede sesler kaybolmuyor, geçmişte yara- tılanları dinleyip görebiliyoruz. Ortak sesimizi de, bu sayede her zaman dinlemek olanağına kavuşuyoruz. Bizim ortak sesimiz toktur, ama acıyla yüklüdür, baskılarla, zulümlerle yoğrulmuştur, ama duyarlıdır. Ortak sesimiz, hiçbir acıya, hiçbir baskıya, hiçbir zulme duyarsız olmayan Ruhi Su’dur. Ruhi Su Sanat Vakfı’nın, ölümünün 23. yılında Ru- hi’yi, ölümünün 2. yılında Sıdıka Su’yu 20 Eylül Cu- martesi günü, Zincirlikuyu’daki anıtmezarları başında dostlarıyla birlikte anacağını bildiren iletiyi okudu- ğumda, yıllar öncesinin, bugünkü karanlığın habercisi karanlık bir gecesine gittim birden... Soğuk ıslak bir kış gecesi... elektrikler de kesil- miş... gelecek büyük karanlığın habercisi bir öncü karanlık her tarafı sarmış, teller elektrik, haberler ay- dınlık iletmiyor, rüzgârla karışık yağmur camları tit- retiyor. Biraz sonra elektrik geldi, ama karanlık duy- gusundan bir türlü kurtulamıyorum. Kalktım, gidip bir Ruhi Su uzunçaları (o zaman- lar uzunçalarlar vardı) koydum pikaba, birden içim aydınlandı, odamın içinden Nâzım Hikmet’ler, Halim Şefik’ler, Akşehir üstünden Afyon’a doğru akan kağnılar, küsen kılıçbalıkları, Niksar’ın fidan- ları gelip geçiyor, karanlıklar yerini aydınlığa bıra- kıyordu. O zamanlar Ruhi Su sağdı, minnet ve şükranla- rımızı iletmek olanağı vardı. Bu satırları, cumartesi günkü anmada orada bu- lunamayanlar arasında, törene katılanlar ile ortak se- simizi anma konusundaki ortak duygularını pay- laştırmak için yazıyorum. Belki de, aralarından ki- mileri, yeniden bir Ruhi Su koyup dinlerler ve ken- di ortak seslerini bir kez daha duyarlar. Ne mutlu bize, Ruhi Su gibi bir ortak sesimiz, Sı- dıka Su gibi yürekli bir ortak destekçimiz oldu... VE MEKTUP... Hataylı bir okurumdan aldığım bir mektup, diğerleri arasına karışmış, zamanında okuyamadım. Şimdi okudum, olduğu gibi yayımlıyorum: “Sevgili Ali Abi Bir komşumuzun oğlu, uzakta bir şehirde evleni- yor. Bana da davetiye verdiler. Düğüne gidemeye- ceğimiz için eşim ‘Bir telgrafla kutlayalım’ dedi. Ben de telgrafı yazdım ve postaneye gittim. Me- mura yazıyı verdim. ‘Telgraf mı?’ dedi. ‘Evet’ dedim. ‘Biz telgraf çekmiyoruz’ dedi. Ne yapacağımızı sordum. ‘İnternetle gönderin’ dedi. Benim interne- tim yok. Artık uzaklardaki yakınlarımıza telgrafla ulaşma im- kânımız da kalmamış. Gözünü seveyim Ali Abi, Türkiye’de kaç kişide in- ternet var? ‘Fakirin fukaranın, dar gelirlinin yanında olacağım’ diyerek iktidar olanların bize yapacağı baş- ka neler kaldı. Bu telgrafın Kurtuluş Savaşı’nda yap- tıklarının hiç mi hatırı yok? Başını ağrıtmayayım Ali Abi, bu konuya köşende bir dokun!” Mektuba ekleyecek başka bir şey kaldığını san- mıyorum. Eski dostların bir bölümü gibi, görüyorsun telgraf da sizlere ömür... asirmen@cumhuriyet.com.tr Yurtseverler Deniz Feneri yolsuzluğu ve Erdoğan’õn basõna boykot çağrõlarõna karşõ sokağa çõktõ ‘Fener söndü, Yüce Divan göründü’İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) - Deniz Feneri e.V. üzerinden yapõlan yol- suzluk ve AKP hükümeti- nin basõna karşõ “sansür” çağrõsõna tepkiler sokağa taştõ. Alman yargõsõnõn, yol- suzluk yapõldõğõnõ sabit gördüğü Deniz Feneri Der- neği olayõnõn Türkiye aşa- masõnõn da araştõrõlmasõnõ isteyen yurtseverler, “Fener söndü, Yüce Divan gö- ründü” sloganõyla Başba- kan Recep Tayyip Erdo- ğan’õn istifasõnõ istediler. İzmir Kemeraltõ’nda bu- luşan yurtseverler, Deniz Feneri Derneği’ndeki yol- suzluğa bir kez daha dikkat çektiler. “Türk savcıları göreve”, “Tayyip Yüce Divan’a” yazõlõ pankartlar açan kitle, çoğunluğu ga- zetemizde çõkan Deniz Fe- neri Derneği haberlerini de ellerinde taşõdõlar. İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Ferda Kar- delen, Alman mahkemesi- nin görevini yerine getirdi- ğini, yolsuzluğa karõşan ki- şilere gereken cezalarõ ver- diğini söyleyerek, “Mah- keme yargıcı, ceza alan ki- şilerin Türkiye’den yön- lendirildiğini vurguladı. Mahkeme savcısı asıl mer- kezin Türkiye olduğunu savundu” dedi. ‘Ne ilk ne de son’ Deniz Feneri Derne- ği’nin, Türkiye’deki mer- kezinin AKP olduğunu be- lirten Kardelen, “Deniz Fe- neri Derneği yolsuzluğu AKP’nin karıştığı ne ilk ne de son hortumlamadır. Kısa bir süre önce AKP Genel Başkan Yardımcı- sı’nın, imar yolsuzluğu yaptırarak 1 milyon dolar rüşvet aldığı belgeleriyle ortaya çıktı. YİMPAŞ Holding Başkanı Dursun Uyar, yurtdışından usul- süz para toplamaktan ve bu paraların hortumlan- masından 2 yıl hapis ce- zası aldı. Kombassan Hol- ding yöneticileri Alman- ya’da nitelikli dolandırı- cılıktan mahkûm oldu. Tüm bu dolandırıcılık olayları kahramanlarının ortak bir noktası var. O da Erdoğan ile aynı fo- toğraf karesinde yer al- maları ve AKP’ye hor- tumlarla bağlı olmaları” diye konuştu. Yurtseverler, basına sansüre tepki gösterdiler. (OZAN YAYMAN) KART’TAN SORU ÖNERGESİ ‘Hükümet Deniz Feneri olayına seyirci kaldı’ BARIŞ YAMAN KONYA - CHP Kon- ya Milletvekili Atilla Kart, Deniz Feneri yol- suzluğunu TBMM gün- demine taşõdõ. Almanya’daki soruş- turmanõn 41 milyon Av- ro tutarõndaki yardõmõn kayõt dõşõ kullanõldõğõnõ gözler önüne serdiğini ifade eden Kart, örgütlü suç ilişkisinin Türki- ye’de fiili ve siyasi bağ- lantõlarõnõn da ortaya çõktõğõnõ vurguladõ. AKP hükümetinin, olaya se- yirci kaldõğõnõ, hedef saptõrmaya çalõştõğõnõ beliren Kart, “Hükü- met, bürokraside ya- ratmış olduğu ‘Parti memuru’ yapılanması yoluyla, MASAK ve diğer ilgili kuruluşla- rın, etkin inceleme ve soruşturma yapmasını engelleyecektir. Esa- sen, bu baskı ve yön- lendirmeler en üst dü- zeyde Başbakan tara- fından yapılmış du- rumdadır” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog