Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

20 EYLÜL 2008 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA DİZİ 7 CMYB C M Y B Fay hatlarõ soldan geçerken sağõn bütün renklerinde sarsõntõlar hissedildi KAHROLSUN ALİ GARISI S iyasi yelpazenin bütün çizgile- rinden gençler, halkõn acõ çek- memesi için, ürününün para et- mesi için yürekten çaba harcõyordu. Bu yolda çiftçisinden işçisine bütün ke- simlerle diyalog kurmaya çalõşõyordu. Bunu yaparken, halkõ anlamak ve olaylarõ onun anlayabileceği dille ak- tarmaktan çok, onu aydõnlatmayõ yeğ- liyordu. Halkõn da devrimci saflarda olmasõ için aydõnlatõlmasõ, nasõl sömürüldü- ğünün bir bir anlatõlmasõ gerekiyordu. Rousseau’nun bir sözü var: Halkõ aydõnlatmak yönetmekten zordur! Devrimci gençlik halkõ yönetmeye, daha güzel bir Türkiye kurmaya talip- ti ama, önce aydõnlatmak gerekiyordu. Bunu görevlerden biri edindi. Ne kadar yapabildi? Zeki Kırdemir’in beyninin ve kal- binin işbirliği sonucu kaleme aldõğõ Devrim Bize Yakõşõrdõ kitabõndan, bir bölüm özetleyelim... Zeki Kõrdemir, Karadeniz’in dal- galarõndan daha canlõ bir gençlik ge- çirmiş. Yaşadõklarõnõ eski-meyen dost- larõnõn yaşadõklarõyla birleştirmiş ve or- taya değişik bir belgesel çõkmõş. Kõr- demir, 1976 yõlõnõ anlatõyor... Fõndõk mitingi yapõlacak. Bulancak Cumhu- riyet Alanõ’nda köylüyle omuz omu- za haykõracaklar: - Kahrolsun Oligarşi... Bağõmsõz Türkiye... Havada bulut çok, bu ne yağmurdur! Hava durumu mitinge uygun değil ama, alan yine de boş değil... Zeki Kõr- demir kürsüde, bir şeyler anlatacak... Ön saflarda bir amca, kürsüden atõlan slogana eşlik etmeye çalõşõyor: - Kahrolsun Ali garõsõ... Kahrolsun Ali garõsõ... Devrimci gençler yağmurun da et- kisiyle mitingin istedikleri gibi geç- memesinden üzüntülü, derneğe dö- nüyor... Az sonra o sloganõ atan am- ca, kasketleri su yüklü içeri girerken soruyor: - Yahu gençler, neden Ali garõsõ kah- rolsun? Gençler anlatmaya çalõşõyor: “Amca Ali garısı değil, oligarşi...” Baktõlar olmuyor, yeniden deniyor- lar: “Amca bu memleketin yönetimine musallat olan bir grup sömürücü... Biz onlara oligarşi diyoruz... Onlar kah- rolmadıkça senin fındık da para et- mez...” Amca “anladım” diyor, devam edi- yor: “Tamam, o sömürenler kahrolsun da, Ali garısı niye kahrolsun?” HALK GENÇLİĞİN NERESİNDEYDİ D evrimci gruplar kamuoyuna yö- nelik bildiri yayõmlayacaklarõ zaman çoğunlukla şu başlõğõ kullanõrlardõ: Halkõmõza... Hitap halkaydõ, ama halk siyasetin, sol hareketin neresindeydi? Soru şöyle de sorulabilir: Devrimci gruplar halk desteğini almayõ ne kadar önemsedi ve bunun gereğini ne ölçüde yerine getirdi? Gençliğin; sendikalar, öğretmen ör- gütleri, meslek kuruluşlarõ, bütün ör- gütlenmeye açõk yapõlanmalarla temasõ vardõ. Ancak, dirseğini biraz geriye atõnca onlara ne kadar değiyordu? Bu tartõşma konusu! “Tartışma konusu” tanõmõnõ rasge- le kullanmadõk; bu soru sol örgütlerin kendi içinde şu zeminde tartõşõlõyordu: Kitlelerin doğrudan desteğini almak ne kadar gerekli? Gerekli diyenlerin oranõ yüksekti ama, buna karşõlõk şöyle bir tanõmlama da oluş- muştu: Kitle kuyrukçuluğu! Kitlelerin desteğini alan ve kitlelerle birlikte hareket eden gruplara bu ad ve- rilmeye başlanmõştõ. Fatsa deneyimi Buna karşõlõk gruplarõn çoğu kitlesel- leşmeye, toplumun desteğini almaya büyük önem verdiler. Yer yer başarõlõ ol- dular da. Bunun en somut örneği, Fat- sa’ydõ. Ordu’nun Fatsa ilçesinde 1977 yõlõn- da Halkevi Başkanõ Kemal Kara’nõn öl- dürülmesinden sonra yaşanan gerilimin ardõndan devrimci gençlik halkla iç içe çalõşarak ilçede ağõrlõğõnõ koydu. 1979’daki yerel seçimlerde terzi Fikri Sönmez Devrimci Yol adõna bağõmsõz aday olarak seçime girdi ve seçime ka- tõlan bütün partilerin toplamõndan daha fazla oy aldõ. Sönmez, kendisine oy ve- ren-vermeyen ayrõmõ yapmadõ. AP’li, CHP’li, hatta MSP’li olarak bilinenleri de ilçenin yönetimine kattõ. Değişik bir deneyimdi. Başarõlõ olduğu için de af- fedilmedi! 12 Eylül dönemi cezaevlerinin ağõr ko- şullarõ içinde Amasya Cezaevi’nde ya- şamõnõ yitirdi. Fatsa, sol örgütler için hâlâ bellekler- den silinmeyen bir deneyim oldu. ODTÜ örneği Bir başka deney de ODTÜ’de yaşan- dõ. Öğrenci Temsilcilikleri Konseyi (ÖTK) 1975’teki büyük boykotun için- de doğdu. Öğrenci liderleri boykota öğrencilerin karar vermesi görüşünde bir- leşti. 10 bine yakõn öğrenci oy kullandõ. Ezici üstünlükle “evet” çõktõ. Deva- mõnda hangi siyasi gruptan olursa olsun bütün birimlerin öğrenci temsilcilerinden oluşan konsey, üniversitenin dinamosu oldu. Ağõrlõğõn tümüyle sol gruplarõn elin- de olduğu pek çok üniversitede, öğren- ci kitlenin tümüyle kucaklaşmasõna en büyük engel yine iç çekişmelerdi. Sendikalar, meslek kuruluşlarõ genç- leri, gençlik hareketlerini seviyorlardõ. Ama en çok, afişleri-pankartlarõ asõlacağõ, miting ve benzeri toplantõlarda ettten gü- venlik duvarõ gerektiği zaman seviyor- lardõ! Sokaktaki insanlar ise terör ortamõnõn yarattõğõ iklimle, her şeye mesafeliydi. D eprem olunca ilk öğrenmek istediğimiz şey şiddetidir. Richter ölçeğine göre 4’ün altõ ise rahatlarõz; biraz sarsmõş o kadar... Üstü adõm adõm tehlikelidir. Richter ölçeği 1935 yõlõnda geliştirildi. Depremde açõğa çõkan ve har- canan toplam enerjinin miktarõnõ ölçüyor. Ra- kamlar büyüdükçe depremin etkisi de büyüyor ama, katlanarak büyüyor. Örneğin; 5.5 şiddetindeki deprem 5.4 şidde- tindeki depremin iki katõ büyüklüğünde! O nedenle asõl rakamõn devamõndaki küsurat, küsurat değil; deyim yerindeyse sürat! Deprem için bir de şu tanõm kullanõlõr: Merkez üs!Bir başka deyimle fay hattõnõn geç- tiği yer, sarsõntõnõn ana merkezi, depremin verdiği zarar ölçüsü bakõmõndan ayrõca önem- lidir. Peşrevi uzun tuttuk ama; işte 12 Eylül tam bir depremdi... Nasõl bir deprem? Merkezin sağ yelpazesine 4 şiddetinde... Evlerinizden bir süre için çõkõn... Merak et- meyin evlerinizi bir süre kapatacağõz ama, fazla bir şey olmayacak. Bazõ zararlar yaşaya- bilirsiniz. Kusura bakmayõn, bunu yapmak zo- rundayõz... Merkez sola 4.5 şiddetinde... Evlerinizden çõkacaksõnõz, eşyalarõnõz bir miktar zarar görecek ama, ucunda ölüm yok... CHP’nin solundaki yelpazeye 7 şiddetinde bir deprem... Hani, deprem öldürmez, çürük yapõ öldürür derler ama, sol yelpazenin bu şiddette bir depreme dayanmasõ çok zordu! Sonuç tam bir yõkõm oldu. Yanlõş anlaşõlmasõn, hiçbir soykõrõmsal çağ- rõşõmda bulunmak istemiyoruz ama, Türkçenin anlatõm gücünden yararlanmak gerekirse, 12 Ey- lül sözcüğün tam anlamõyla bir solkõrõm oldu. Tanım farklılıkları 2000’li yõllarda bile “alışkanlık gereği” kullanõldõ ama, 12 Eylül döneminde eğer bir grup solcu yakalanmõşsa, haberin girişi şöyle olur- du: “Yasadışı sol bir örgüte mensup...” Eğer yakalananlar sağ bir örgütün üyesi ise tanõm şuydu: “Bir grup yasadışı örgüt üyesi yakalandı...” Bir bakõma “sol” demek, “suç” demekti... 12 Eylül’ün bütün fay hatlarõ soldan geçti... Tabii sağõn bütün renklerinde de bu sarsõntõlar hissedildi, bunu da vurgulamak gerek. Şöyle bir tanõmlama da yapabiliriz: 12 Eylül sola fay dalõ, sağa faydalõ oldu! İşi rakamlara vurduğumuzda, tablo daha net anlaşõlacaktõr. Bir söz vardõr: Gerçek insan, örgütlü insandõr. Demokrasisi karaya değil de rayõna oturmuş ülkelerde insanlar örgütlüdür. Her biri, mesle- ğinin, semtinin, uğraşõnõn, yaşõnõn getirdiği bir kuruma, derneğe, örgüte üyedir. Örneğin İs- veç’in nüfusu 10 milyon, örgütlü insan sayõsõ 12 milyon. Zira kimi insanlar birden fazla ör- güte üye... Tam 12 Eylül’lük bir ülke! 12 Eylül’de kapatõlan dernek sayõsõ 23 bin 700. Bu derneklerden hakkõnda soruşturma açõlanlarõn sayõsõ 644. Rakamlarõ okuduğu- muzda ortaya şu çõkõyor: Diyelim ki hakkõnda soruşturma açõlan der- neklerin tümü suçlu. Bunlarõn kapatõlan der- neklere oranõ ne kadar? Yüzde 3... Yani 3 suçlu için 97 kişi feda ediliyor. Kal- dõ ki, soruşturma açõlan derneklerin çoğu da da- ha sonra, tabii yõllar sonra suçsuz bulundu! 12 Eylül, örgütlü gücün bir başka yansõsõ olan sendikacõlõğõ öylesine vurdu ki; 11 Eylül 1980’de sendikalõ işçi sayõsõ şuydu: 5 milyon 722 bin. 12 Eylül’le birlikte “sendikacı eşittir suçlu” yargõsõ, 1985 yõlõnda sendikalõ işçi sayõsõnõ 1 mil- yon 710 bine indirdi. Üçte ikiden fazla azalma oldu. Yayınlara yasak Örgütlü insan neyle haberleşir? Elbette yayõnla... 12 Eylül döneminde ya- saklanan yayõn sayõsõ 950’ye yakõndõ. Yasaklanan yayõnlar dõşõnda bir de, “yanlış yaptıkça” yayõnõna belli sürelerle ara verilen ya- yõn organlarõ vardõ. Buna günlük gazeteler de dahildi. Bu örgütlerden “suçlu” bulunanlarõn ceza- landõrõlmasõ için binlerce dava açõldõ. Örgüt üye- si olduğu için yargõlanlarõn sayõsõ 99 bindi. Bun- lardan hüküm giyenlerin sayõsõ 22 bini buldu. 12 Eylül döneminde haklarõnda işlem yapõ- lan, bir başka deyişle fiş tutulan kişi sayõsõ 1 mil- yon 690 bindi. Bunlardan gözaltõna alõnanlarõn sayõsõ 650 bini buldu. Bu kişiler hakkõnda açõlan dava sayõsõ 210 bin- di. Yüzde 90’dan fazlasõ 25 yaşõndan küçük ol- mak üzere 1980-85 arasõnda 1 yõla kadar hüküm giyenlerin sayõsõ 23 bindi. 1-5 yõl arasõnda hü- küm giyenler 10 bin 800 idi. 5-10 yõl arasõ 6 bin 200, 10-20 yõl arasõ 2 bin 400, 20 yõlõn üzeri 950, ömürboyu hapis 630, ölüm cezasõ 420. Ölüm cezasõ verilenlerden 49’u infaz edildi. ?Siyasal İslam için cennetti Cüneyt Arcayürek’in “Müdaha- lenin Ayak Sesleri 1978-1979” adlõ ki- tabõnda, 25.12.1978’de BBC’de ya- yõmlanan bir yorum yer alõyor. Yorum, dõşarõdan görünümün çok kötü oldu- ğunu, Türkiye’yi neyin beklediğini neredeyse 2 yõl önceden dile getiriyor: “Kahramanmaraş olaylarõ, Pakis- tan, Afganistan ve İran’dan sonra belki de kaos ve belirsizlik içine düş- me sõrasõnõn Türkiye’ye geldiğini gös- teriyor. Sonuna kadar demokratik il- kelere bağlõ kalma kararlõlõğõnda olan orta-sol hükümet her şeye rağmen olaylarõ denetleyemediği görüntüsü taşõyor. Hükümetin, bir önceki hükü- metten devraldõğõ sorunlarõn oluştur- duğu, Türkiye tarihinin en kötü eko- nomik bunalõmõ, geçen yõl olduğundan daha iyi bir durumda değil. Siyasal şid- det olaylarõ da artõyor. Bu yõl daha şim- diden 700’den çok kişi siyasal şiddet olaylarõnda yaşamlarõnõ yitirdiler. Si- yasal şiddet olaylarõ şimdi büyük kent- lerin dõşõndaki yerleşme bölgelerine de yayõldõ. Bu bölgelerde Sünniler ile Şiiler ve Türkler ile Kürtler arasõndaki ayrõlõk egemen. Asõl kötü olan, belki de, Türki- ye’deki siyasal partiler arasõnda bir birlik belirtisi görülmemesi. Partiler- den her biri büyük bir bencillik içinde durumu kendi yararõna kullanmaya ça- lõşõyor. Fakat, bu yõl içinde görülen en ciddi şiddet olaylarõnda hayatlarõnõ yi- tiren 60 kişi bile Türkiye’deki siyasal partileri, Türk demokrasisi ve devleti için en büyük tehlikeyi oluşturan şid- det olaylarõna karşõ birleşmeye razõ edebilecek mi, bu kesin değil. Başbakan Ecevit taraflarõn kendi- lerini tutmalarõ ve olaylardan kaçõn- malarõ çağrõsõnda bulunduğu zaman, muhalefet lideri Demirel, Ecevit’in kan denizinde boğulacağõnõ söyledi. Demirel Ecevit’i, şiddet olaylarõna yanlõş teşhis koymakla suçluyor. Aynõ zamanda gerekli önlemleri almadõğõ- nõ söylüyor. Türkiye’de şiddet olayla- rõnõn başka yerlerde de ve belki daha ciddi bir biçimde ortaya çõkmasõ ola- sõlõğõ var. Başbakan dahil olmak üzere giderek artan sayõda kişi, bir iç savaş tehlike- sine dikkati çekiyorlar. Her ne kadar bu, pek dramatik bir tahmin olsa da, Türk Silahlõ Kuvvetleri’nin bir kez daha kendisini müdahale zorunda his- setmesi -eğer durum düzelmez ise- ola- sõlõğõ güçlü durumda...” Y A R I N : 8 0 K U Ş A Ğ I N I N 1 2 E Y L Ü L ’ Ü D A R B E Y E M İ Ş 7 8 ’ L İ L E R O L D U ! BBC’NİN GÖZÜYLE 1979’DA TÜRKİYE: İÇ SAVAŞ TEHLİKESİ... 12 Eylül dönemi sol için deyim yerindeyse tam bir solkõrõmdõ ama, o günler siyasal İslam için adeta cen- netti. 2000’li yõllarda siyasi yelpa- zeye dini kullanan partinin nasõl hâ- kim olduğunu anlamak için kö- kenleri burada aramak gerekiyor. Sõradan bir yardõm derneğinin da- hi kapatõldõğõ o günlerde, Kuran kurslarõnõn önü açõldõ. Bu açõlõm sa- dece kursla kalmadõ.. beraberinde bu kurslarõn düzenlenmesi için ge- rekli derneklerin ve yapõlanmalarõn da yeşermesini sağladõ. En büyük kazanõmõnõ 1950’li yõllarda elde eden siyasal İslam 12 Eylül’de tam 12’den vurdu. 12 Eylül Anayasasõ’nõn hazõr- lanmakta olduğu günlerde bu dün- yanõn önde gelenleri Kenan Ev- ren’e durumu şöyle özetledi: “Pa- şam, Türkiye terörden çok çek- ti. Dileriz bir daha böyle günler yaşamayız. Bunun için bizim bir önerimiz var; gençlerimiz terörist olacağına Kuran öğrensin... Di- nini öğrensin... Okullarda din eğitimi mecburi olsun. Herkes bu eğitimi alsın. Hem teröre bulaş- mazlar, hem de aile büyüklerinin mezarında iki çift dua etmesini öğrenirler...” Konuşmalarda din vurgusu Bu önerinin kabul göreceği Ev- ren’in Anadolu gezileri sõrasõnda kullandõğõ dilden belliydi. Evren, konuşmalarõnda sõk sõk dine vurgu yapõyor, bir ayetten ya da hadisten örnek vererek görüşlerini açõklõ- yordu... Evren’in ağzõndan çõkan her sö- zün anayasal değer taşõdõğõ o gün- lerde bütün siyasi akõmlar darbeden payõnõ alõrken siyasal İslam payla- nõyordu. Sadece din eğitiminin zo- runlu olmasõ değildi elde edilen. Asõl amaca Milli Eğitim Bakanlõ- ğõ’ndaki kadrolaşmada ulaşõldõ. Eğitimin adõm adõm dinselleşme- sinin önü açõldõ. Okul müdürlerinin din dersi öğretmenlerinden olmasõ için her türlü yasal ve tüzüksel alt- yapõ kõsa sürede tamamlandõ. Özal’ın ilk icraatları Türkiye’de din gücünü kullana- rak siyasal iktidarõ elinde tutmak is- teyen gruplar, Cumhuriyetin ilk yõllarõnda ciddi bir varlõk göstere- mediler. 1950’de Demokrat Parti ile birlikte deyim yerindeyse kapalõ alanlardan çõkõp, iktidarõn fiili ortağõ oldular. MC hükümetleri döne- minde devlet içine yerleşmesini öğrendiler. 1980’de başta anayasa olmak üzere devletin yapõsõnõ bi- çimlendirme gücüne ulaştõlar. Bu dönem aynõ zamanda usul usul ekonomik gücün tadõna varma aşa- masõ oldu. 1983’te Özal iktidarõ, si- yasal İslamcõ gruplarõn her bakõm- dan önünün açõlmasõna katkõda bu- lundu. 6 Kasõm 1983’te iktidara ge- len Özal’õn ilk icraatõ şu oldu: Faizsiz bankacõlõğõn önünü açan kararname yayõmlamak. 90’lõ yõllarda merkez sağa kafa tutacak güce ulaşan bu yapõ, 2000’lerde merkez sağõ kendi renk- lerinden biri haline getirdi. Sorguya çekenin elindeki kemer ve karşısındakilerin yüzündeki korku ifadesi dikkat çekiciydi. Çoğunun yataklarından kaldırılıp getirildiği belli olan bu insanlar fay hattının tam üzerinde yer alıyordu. (Fotoğraf: CUMHURİYET ARŞİV) K E M E R V E K O R K U 12 Eylül sol-kõrõmõ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog