Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

CMYB C M Y B SAYFA CUMHURİYET 10 EYLÜL 2008 ÇARŞAMBA 4 HABERLER GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU Pakistan’da ‘yeni’ dönem (Çürüme ve çözülme) Pakistan’da Devlet Başkanı General Müşerref’in istifasını yorumlayan yazıma “Pakistan’da ‘yeni’ dönem” başlığı koymuştum. Şimdi bu başlığa, ge- çen hafta, “bay yüzde10’un” devlet başkanlığını yakalamasından ve ABD’nin Afganistan savaşı- nı Pakistan’a taşımasından sonra “Çürüme ve Çö- zülme” alt başlığını eklemek gerekir diye düşü- nüyorum. ABD müdahalesi krizi derinleştiriyor Pakistan’da siviller, asker kökenli devlet baş- kanından kurtulunca, tam da beklediğim gibi (08/08/2008), ceplerini doldurmaya, birbirlerinin boğazına sarılmaya başladılar. Benazir But- to’nun Pakistan Halk Partisi, Nawaz Şerif’in Pa- kistan Müslüman Birliği, Müşerref’i devirmek için bir koalisyon kurmuşlardı. Müşerref’in yeri- ne tarafsız bir sivili başkan yapacaklardı. Ancak Benazir’in ölümünden sonra partinin başkanlığı- na (19 yaşındaki oğluyla paylaşarak) gelen kocası Asif Zardari, kendisi başkan olmaya kalkınca, Na- waz Şerif koalisyonu terk etti, muhalefete geçti. Zardari ABD’nin desteğini de yanına aldıktan son- ra, parlamentodaki çoğunluğa dayanarak kendi- ni devlet başkanı seçtirdi. Tüm bu gelişmeler olurken Taliban yanlısı ra- dikal Müslüman grupların düzenlendikleri bom- balı suikastlarda ordunun düzenlediği operas- yonlarda da yaklaşık 400 kişi ölüyordu. Bu sıra- da, Afganistan’da Taliban’ın yükselişini durdu- ramayan NATO ve ABD güçleri, savaşı, ABD he- likopterlerinin ve komandolarının katıldığı bir operasyonla ilk kez doğrudan Pakistan toprak- larından taşıyarak ülkedeki krizi derinleştirdiler. Sabaha karşı gerçekleşen saldırıda kadınlar ve çocuklar dahil 40 sivil öldü, olay Pakistan’da bü- yük infial yarattı, muhalefet partilerinin liderleri or- duyu misilleme yapmaya çağırdı, ordu da kısa bir süre için de olsa NATO ikmal yollarını kapattı. Bu operasyon, Pakistan’da ABD karşıtı duyguları da- ha da güçlendirdi; ABD yanlısı olarak bilinen Zar- dari’nin meşruiyetini daha da zayıflattı. The Guardian’da Peter Preston’un “Taliban hal- kın sevgisini kazanmaya devam ederken ordu ye- ni bir darbeye hazırlanıyor, Zardari’nin hiç şansı yok” başlıklı yorumunda geleneksel olarak Pa- kistan’da iki siyasi parti yarışır gibi görünse de as- lında “politikacıların partisi ve ordunun partisinin” yarıştığına, “demokrasinin kırılgan bir çiçek ol- duğuna” işaret ediyordu. Preston’a göre, şimdi Zardari’nin devlet başkanlığı altında bu den- klem sona erebilir. Çünkü diyor Preston, “genç, idealist, yürekli bir üçüncü parti dengeyi bozma- ya başladı. Taliban’ın böyle tanımlanmasına alışık olmayabilirsiniz ama kaba kuvvetin ondan yana ol- duğu da bir gerçek” (08/09/08). Ekonomik koşullar da... Halkı düzen partilerinden uzaklaştıran, ekono- mik koşullar da Taliban’dan yana. Siviller ve or- du Taliban yanlısı hareketlere karşı hassas den- geleri hâlâ yönetebiliyorlar, çünkü henüz ortada kitlesel bir hareketlenme yok. Ancak Pakistan hal- kının yaşam koşulları bir süredir öncelikle hızla ar- tan yakıt ve temel gıda maddeleri fiyatlarından do- layı çok zorlaştı. Geçen ay boyunca 40 derece- ye varan sıcaklarda, elektrik kesintilerinin artarak zaman zaman günde 19 saate ulaşması, halen Pe- şavar’da bir kitap için araştırma yapmakta olan Prof. Anatol Lieven’in gözlemlediğine göre hal- kın sabrını taşırmaya başlıyor. Ancak devletin bu gereksinimleri karşılaması ola- naklı değil. Bloomberg’in bir analizine göre Pa- kistan hazine kâğıtları dünyanın en riskli borcu ola- rak görülüyor. Pakistan parası Rupi tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor. Yabancı yatırımlar kuru- muş, içeride de yatırımlar hızla düşüyor. Pakis- tan borsası da yılbaşından bu yana yüzde 32 de- ğer kaybedince işlemler geçici olarak durdurul- muş. Lieven bir hafta arayla The Times (Londra) ve International Herald Tribune’de yayımlanan iki yorumunda, ABD’nin Pakistan’a acilen mali yar- dım yaparak hükümetin ayakta kalmasını sağla- ması gerektiğini yazıyordu. Aksi halde bu hükü- metinde ömrü sayılı diyor. Altı ay içinde bir aşi- ret ayaklanması gündeme gelebilirmiş. Bu hükümet de çökerse ne olur? Bir askeri dar- be daha mı? Büyük olasılıkla... Ancak seçenek- ler giderek azalıyor. Pakistan nükleer silahlara sa- hip bir ülke. Devlet iktidarı bu silahlara sahip ola- mayacağı bir noktaya doğru çözülüyor. Bu nok- taya ulaşıldığında ABD ve NATO’nun Pakistan’a girerek, Afganistan-Pakistan coğrafyasını tek bir savaş platformu olarak birleştirmekten başka se- çenekleri kalmayabilir. Bu tam anlamıyla bir fe- laket senaryosu, özellikle Rusya’nın bölgede et- kisini arttırmaya, NATO’nun genişlemesini dur- durmaya çalıştığı bir dönemde… Pakistan sürecinden alınacak dersler varsa on- lar da sanırım, ABD gibi militarist odaklarla çok iç içe girmenin, siyasal İslamla flört etmenin, kı- sa dönemli istikrar adına siyasilerin yolsuzluk- larına göz yummanın toplumsal maliyetiyle ilgi- li olabilir. erginy@tr.net http://erginyildizoglu.blogspot.com Baykal, AKP liderinin Deniz Feneri yolsuzluğu davasõyla bağlantõsõnõn giderek netleştiğini söyledi ‘Erdoğan telaş içinde’EMRE DÖKER İZMİR - CHP Genel Başkanõ Deniz Baykal, Deniz Feneri yol- suzluğunun “bir siyaseti finanse etmek için” yapõldõğõnõ vurgula- yarak “Bu yolsuzluğu yapanların insan içine çıkmaya hakkı yok” dedi. CHP Merkez Yürütme Kurulu, partinin kuruluşunun 85. yõldönü- münde, kurtuluş gününü kutlayan İzmir’de toplandõ. MYK öncesi Yenişehir Pazaryeri açõlõşõna katõ- lan Baykal, yurttaşlarõn AKP’li Şaban Dişli olayõnõ kastederek “Başbakan’ın dişini söktük” di- ye seslenmesi üzerine, “Tepeden tırnağa hepsi elden geçirilecek” diyerek yeni dosyalarõn çõkacağõnõ belirtti. MYK öncesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulu- nan Baykal, Başbakan Recep Tay- yip Erdoğan’õn, Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’yle ilgili yü- rütülen davayla bağlantõsõnõn gi- derek netleşmesinden dolayõ telaş ve saldõrganlõk içinde olduğunu vurguladõ. Erdoğan’õn Deniz Feneri davasõnda paralarõ toplayõp yön- lendiren Mehmet Gürhan ile Ka- nal 7’nin başõnda bulunan Zekeri- ya Karaman’õ tanõyõp tanõmadõğõ- nõ açõklamasõnõ istedi. Erdoğan’õn paralarõ toplayan Gürhan’õ hiç ta- nõmadõğõnõ söylemesine karşõn bu kişiyle fotoğraflarõnõn gazetelerde yer aldõğõnõ vurguladõ. ‘Yetim hakkı yeniliyor’ Baykal, derneğin kul, yetim hak- kõ yediğini, bunu doğal karşõla- manõn mümkün olmadõğõnõ vurgu- layarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu hukuki bir tespittir. Bunu Alman savcılığı, mahkemeleri tespit etti. O kişiler yargılanı- yorlar. Erdoğan daha önce, bu paraları topladığı söylenen kişiyle hiç tanışmadığını söylemişti. Ama gazetelerde fotoğrafları çıkıyor. Açılışlarda beraberler. Bu ne bi- çim ilişki? Bu tablo ortaya çıkınca ona buna çatarak, bağırarak, bunu örtbas etmek mümkün mü? Biz bunu söylüyoruz, o tutmuş bi- risini yakasından, kavga etmeye çalışıyor. Onun bu olayla ne ilgisi var. Sen buna cevap ver. Mehmet Gürhan’ı tanıyor musun tanı- mıyor musun? Ortada bir yol- suzluk var. Bu yurtdışında bir grup insanın kendi başına yaptı- ğı bir yolsuzluk değildir. Bir si- yaseti finanse etmek için yapılı- yor. Eskiden kişiler zengin olmak için yapıyorlardı bunu. YİM- PAŞ ve Kombassan da böyleydi. Ama şimdi ilk kez doğrudan bir siyaseti finanse etmek için mille- tin yardım amacıyla verdiği pa- ralar alınıp kullanılıyor. Bu yol- suzluğu yapanların insan içine çıkmaya hakkı yok. Böyle bir olay yaşanmış, Türkiye bu olayın üzerine gitmiş, o olayı irdeleme- yecek mi? Kimler ne ölçüde bu işin içindedir? Olay aydınlan- mayacak mı? Çok açık bir tablo, Başbakan’ın feryadı telaşı, savaş açması, gelecek haftaya randevu vermesi tüm bunların altında olayı bu zeminden alıp bir başka zemine oturtma çabası vardır. Olayı örtbas etme çabası vardır.” Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanõ Aydın Doğan’õn, rafineri kurmak için Başbakan’dan ruhsat istediğini, buna karşõn Başbakan Er- doğan’õn “Biz orası için ‘bizim’ Çalık grubuna söz verdik. Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve İtal- ya Başbakanı Silvio Berlusco- ni’yle çalışma yapacaklar” açõk- lamasõnda bulunduğunu dile getiren Baykal, “Başbakan bu konuda hiçbir açıklama yapmıyor. Sayın Aydın Doğan söyledi bu sözleri. Kulaklarıma inanamadım. Bu sözleri Başbakan söyledi mi? Başbakan, ‘ben rafineri ruhsatõnõ sana vermeyeceğim, bizim Çalõk grubuna vereceğim. O, Putin ve Berlusconi’yle işbirliği yapacak’ dedi mi, demedi mi? Eğer dediyse bu Türkiye’de siyaset nasıl ya- pılıyor, devlet nasıl yönetiliyor, bunu göstermesi açısından fev- Erdoğan’õn Deniz Feneri davasõnda paralarõ toplayõp yönlendiren Mehmet Gürhan ile Kanal 7’nin başõnda bulunan Zekeriya Karaman’õ tanõyõp tanõmadõğõnõ açõklamasõnõ isteyen Baykal, Erdoğan’õn paralarõ toplayan Gürhan’õ hiç tanõmadõğõnõ söylemesine karşõn bu kişiyle fotoğraflarõnõn gazetelerde yer aldõğõnõ vurguladõ. Baykal, toplanan paralarõn siyasetin finansmanõ için kullanõldõğõnõ belirtti. ANAYASA MAHKEMESİ SosyalGüvenlik gerekçeli karardan önce Anayasa Mahkemesi, AKP’nin kapatõlmasõ ile ilgili davanõn gerekçesini yazmadan, 1 Ekim’de yürürlüğe girecek Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlõk Sigortasõ Yasasõ’nõ görüşerek karara bağlayacak. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasa Mahkemesi’nin, kamuoyunda “Sosyal Güvenlik Reformu” olarak bilinen Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlõk Sigortasõ Yasasõ ile ilgili CHP’nin başvurusunu, yasanõn yürürlüğe gireceği 1 Ekim’e kadar sonuçlandõracağõ bildirildi. CHP, yasanõn, “sosyal devlet ilkesi, emekli hakları, emeklilere milli gelir artışından pay verilmemesi ve sağlık yardımlarında kazanılmış haklar” gibi yönlerden anayasaya aykõrõlõk gerekçesiyle incelenmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş “Hükümetin kamu görevlileriyle ilgili daha önce Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu iptal kararına uymamasına ilişkin” iptal başvurusunu da yinelemişti. CHP Grup başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu tarafõndan 20 Haziran’da Anayasa Mahkemesi’ne verilen dilekçede iptali istenen bazõ maddeler ve içerikleri şöyle: Anayasa Mahkemesi’nce uygulama olanağõ kalmadõğõ gerekçesiyle 5110 sayõlõ Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlõk Sigortasõ Yasasõ’nda iptal edilen düzenlemeler, 5510’u değiştiren 5754 sayõlõ yasada da aynen getirilmiştir. 5510 sayõlõ yasayõ değiştiren 5754 sayõlõ yasada “Güncelleme katsayısı: Her yılın aralık ayına göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllık tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranının yüzde 100’ü ile sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hâsıla gelişme hızının yüzde 30’unun toplamına (1) tam sayısının ilâve edilmesi sonucunda bulunan değer” olarak tanõmlanmõştõr. Yaşlõlõk aylõğõnõn hesaplanmasõnda ortalama aylõk kazancõn hesabõna büyümedeki (refahtaki) artõşõn sadece yüzde otuzunun yansõtõlmasõ sosyal hukuk devleti ve sosyal güvenlik ilkeleri ile bağdaşmamaktadõr. En az çalõşma yaşõnõn 16 olarak belirlendiği koşullarda, 18 yaşõndan küçüklerin kõsa ve uzun vadeli sigorta dallarõnõn uygulanmasõ kapsamõnda kabul edilmemesi anayasanõn 2 ve 60. maddelerine aykõrõ olup iptali gerekir. Toplumdaki yoksul ve muhtaç insanlarõ sosyal güvenlik sisteminin kapsamõndan çõkaran hükümler. İsteğe bağlõ sigortalõlõğõ, prim ödeme gücü bulunanlara hiç çalõşmadan emekli olma imkânõ sağlayan bir yapõya sokan madde, fõkra ve bendler. Memurun farkı Memur ve diğer kamu görevlisi olarak görev yapanlardan 5434 sayõlõ kanuna göre gelir ve aylõk alanlarõn yararlanacaklarõ sağlõk yardõmlarõnõ diğer sigortalõlar gibi aynõ kurallara tabi tutan ve bunlarõn sağlõk yardõm ve giderlerinin genel sağlõk sigortasõ kurallarõna göre yapõlmasõnõ öngören hüküm. 5754 sayõlõ Kanunun 58. Maddesi ile 5510 sayõlõ Kanunu’nun 98. maddesinin ikinci fõkrasõndan sonra gelmek üzere eklenen fõkrada: “Yıllık veya daha uzun süreli tamamlayıcı veya destekleyici özel sağlık sigortalarına ilişkin usul ve esaslar kurumun uygun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığı tarafından belirlenir” hükmü yer almaktadõr. Hiçbir devlet organõ, anayasadan aldõğõ yetkiyi, başka bir organa devredemez. Çerçevesi çizilmeyen, sõnõrlarõ belirlenmeyen bir alanda Hazine Müsteşarlõğõ’na usul ve esas belirleme yetkisi veren düzenleme anayasanõn 2 ve 7. maddesine aykõrõ olup iptali gerekir. kalade önemli bir şey” dedi. Bay- kal, “Eğer Başbakan bu sözleri söylediyse uluslararası iki lideri yolsuzluk söylentilerine karış- tırmış olduğunun ifadesidir” di- yerek bu konuda Başbakan’õn açõk- lama yapmasõ istedi. ‘Kamuoyu aydınlatılmalı’ Gelinen noktada şirket kayõrma, şirket engelleme, devletin doğru- dan işin içinde bulunduğu ticari çõ- kar ortaklõklarõnõn var olup ol- madõğõnõ da soran Baykal, “Tica- ri çıkar ortaklıkları uluslarara- sı liderler düzeyinde Türki- ye’deki yatırımcılara karşı, iş- birlikçilere karşı himaye edilen gözde ticari firmalar aracılığıy- la yürütülmekte midir? Başba- kan’ın damadının genel müdür olduğu firma devlet imtiyazıyla donatılmış mıdır? Bunu anla- mak mümkün değil, seyretmek de mümkün değil; derhal ay- dınlığa kavuşmalıdır. Başbakan kamuoyunu aydınlatmalıdır” dedi. CHP’nin kuruluş yıldönümü 85. yõl nedeniyle yurt genelinde düzenlenen törenlerde Atatürk’ün kurduğu partinin tarihsel misyonuna vurgu yapõldõ Haber Merkezi - CHP’nin kuruluşunun 85. yõldönümü yurt ge- nelinde parti örgütlerin- ce düzenlenen törenler- le kutlandõ. Adana İl Başkanõ Serdar Sey- han, “Atatürk‘ün bıraktığı onurlu mira- sı gururla taşıyanlar olarak sorumlulu- ğumuz bugün daha da artmıştır” dedi. Kuruluş yõldönümüyle ilgili ilk tören Atatürk Parkõ‘ndaki Atatürk Anõtõ önünde yapõldõ. Buradaki törenin ardõndan partili- ler topluca il binasõna gitti. CHP İl bina- sõndaki toplantõda konuşan İl Başkanõ Sey- han, kökleri ulusal direniş hareketine da- yanan ve bir devrim partisi olan CHP’nin, Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cum- huriyeti ile özdeş olan tarihsel bir misyonu olduğunu vurguladõ. CHP Bahçelievler ilçe örgütü yönetici ve üyeleri de, CHP’nin 85. kuruluş yõldönü- münde Bahçelievler’deki Atatürk Anõtõ’na çelenk koyarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin koruyucusu olduklarõnõ söylediler. CHP Bahçelievler İlçe Başkanõ Hüseyin Öz- kahraman, CHP’nin köklerinin 4 Eylül 1919 Sõvas Kongresi’ne dayandõğõnõ belir- terek “İşte o tarih ki partimizin kuruluş miladıdır. Emperyalist işgale karşı dire- niş mücadelesi veren Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin bir ifa- desidir CHP” diyerek partinin tarihi hak- kõnda bilgi verdi. AKP iktidarõyla birlikte yolsuzluk ve rüşvetin artarak devam ettiğini ifade eden Özkahraman, “İktidarın kim- seyi iplemez tavrı, kurumlarla kavgalı ha- li, ülkemize ciddi zararlar veriyor. Ku- lakları ve gözleri kapatılan halkın dille- rine de kilit verilmek isteniyor. Ve top- lum hâlâ suskun. Bir başkaldırı ya da di- reniş partimizin dışında hareketlenme- di. ABD ve AB yörüngesinden çıkamayan Erdoğan, AKP iktidarı ve yandaş basın emperyalizmin emir eri olma sevdasın- da’’ dedi. Halkõn yaşadõğõ bunca sõkõntõlara karşõ Erdoğan’õn yolsuzluk ve rüşvet bata- ğõnda olduğunu kaydeden Özkahraman, “Erdoğan, düş yakamızdan artık, bırak bu iktidarı. Çüntü temiz değilsin. Yazık oluyor ülkeme, heba oluyor emekçi hal- kın alın teri. Bu anlamlı günde, kurucu- muza söz veriyoruz. Cumhuriyeti sizler kurdunuz, bizler bu geleneği yaşatmaya ant içiyoruz” diye konuştu. Etkinliğe, CHP eski Bahçelievler Belediye Başkanõ Saffet Bulut ve çok sayõda CHP’li katõldõ. AKP’LİLERİN YARATTIĞI SON SKANDAL, KÖPRÜLÜ KANYON HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ’NDE YAŞANDI Hizmet yok ‘götürme’ var GÜRSU KUNT ANTALYA - AKP’de son günlerde ortaya çõkan usul- süzlük iddialarõna bir yenisi Antalya’dan eklendi. Köprü- lü Kanyon Hizmet Götürme Birliği Başkanõ ve AKP’li İl Genel Meclisi Üyesi Adem Topal’õn, İl Genel Meclisi ka- rarõ olmadan, İller Banka- sõ’ndan 1 milyon 247 bin 847 lirayõ birlik hesabõna aktardõ- ğõ, bu paranõn 200 bin YTL’sini de harcadõğõ ortaya çõktõ. Antalya Valiliği konuyla il- gili olarak soruşturma başla- tõrken, Manavgat Köprülü Kanyon Hizmet Götürme Bir- liği’nin bankadaki hesabõnõ da bloke ettirdi. İl Genel Mec- lisi ise paranõn derhal iadesi- ni istedi. Meclis aksi durum- da, paranõn idari ve hukuki yollarla alõnmasõ yönünde ka- rar aldõ. İl Genel Meclis üye- si ve CHP grup sözcüsü Ali Erkan ise olayõ bir skandal olarak değerlendirdi. İl Özel İdaresi’nin Turizm Altyapõ Birlikleri’ne ödediği katkõ paylarõnõn yüzde 1’den, yüz binde bir olarak meclis ka- rarõyla değiştirildiğini anõm- satan Erkan, “Antalya’da bu- lunan 31 ayrı turizm altya- pı birliğine, bu kararı 30 Kasım 2007’de bildirdik. Manavgat İlçesi Köprülü Kanyon Birliği’ne aktarı- lan katkı payı ile ilgili olarak meclis kararı bulunma- maktadır. Meclisin kararı olmadan İller Bankası ara- cılığı ile para aktarılmış. Bu olay bir skandaldır” dedi. Konu İl Genel Meclis top- lantõsõnda da gündeme geldi. AKP’liler, Adem Topal’õn bir- lik hesabõna aktardõğõ paranõn geri alõnmasõ yerine, 2009 bütçesinden kesinti yapõlmasõ istedi. AKP’lilerin bu önerisine CHP’liler sert tepki gösterdi. Tartõşmalarõn ardõndan paranõn ivedilikle iade edilmesi, iade olmamasõ durumunda da ida- ri ve yasal yollarla geri alõn- masõna karar verildi. İl Genel Meclisi Üyesi ve Birlik Başkanõ Topal ise ko- misyon kararlarõnõn görüşül- düğü meclis toplantõsõnda, ko- nu hakkõndaki hukuki süreç başladõğõ gerekçesiyle, ko- nuşmak istemediğini söyledi. Bu arada Köprülü Kanyon Hizmet Götürme Birliği Baş- kanõ Topal’õn, birlik hesabõn- dan aylõk 2 bin 500 YTL ma- aş aldõğõ da ortaya çõktõ. AKP’li İl Genel Meclisi Üyesi ve Köprülü Kanyon Hizmet Götürme Birliği Başkanõ Adem Topal, meclis kararõ olmadan İller Bankasõ’ndan birliğe para aktarõp bunun bir kõsmõnõ da kullandõ. Çorlu’daki zimmet operasyonu ÇORLU (Cumhuriyet) - Tekirdağ’õn Çor- lu ilçesinde “irtikap ve zimmet, ihaleye fe- sat karõştõrma” iddiasõyla belediyeye yönelik düzenlenen operasyonda tutuklanan ve ara- larõnda CHP’li Çorlu Belediye Başkanõ Al- tan Ersin’in de bulunduğu 10 kişinin yargõ- landõğõ davaya devam edildi. Çorlu Ağõr Ce- za Mahkemesi’ndeki duruşmada Başkan Er- sin ile yardõmcõlarõ Soner Demir, Hüseyin Alan ve Erdoğan Yõldõz suçlamalarõ kabul et- medi. Mahkeme heyeti, Mehmet Karaca ve Hasan Tezcan’õn tutuksuz yargõlanmasõna ka- rar vererek duruşmayõ erteledi. İzmir’de çeşitli törenlere katılan Baykal’a yurttaşlar sevgi gösterisinde bulundu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog