Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

ekonomi@cumhuriyet.com.tr 10 EYLÜL 2008 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA EKONOMİ 13 CMYB C M Y B TİM’in 3. başkanõ Büyükekşi hõzlõ başladõ: İlk hedefimiz 2012 yõlõnda 200 milyar dolarlõk ihracata ulaşmak İhracatõn dümeni Büyükekşi’de Ekonomi Servisi - İh- racatçõlar yeni patronu- nu seçti. Türkiye İhra- catçõlar Meclisi’nin (TİM) Olağan Genel Kurulu’nda yapõlan se- çim sonucunda birliğin 3. başkanõ Mehmet Bü- yükekşi oldu. İki aday aşamalõ oylama sonu- cunda Büyükekşi, 201 oy alarak başkan seçildi. Diğer aday Adnan Dal- gakıran ise 125 oy aldõ. Başkan olduktan son- ra ilk açõklamasõnõ yapan Büyükekşi, “İlk hedefi- miz 2012 yılında 200 milyar dolarlık ihra- cata ulaşmak” dedi. Meclis’te bekleyen TİM yasasõnõn bir an önce çõkarõlmasõ için ça- ba göstereceklerini kay- deden Büyükekşi, “İh- racatçıları bayram son- rası biraraya toplayıp ortak akıl toplantısı yapmayı planlıyoruz. İhracatçıların sektör sektör sorunlarını hü- kümete iletmek istiyo- ruz” diye konuştu. Türkiye’de ihracatçõ- larõn en büyük sorunu- nun rekabet olduğunu belirten TİM Başkanõ şunlarõ söyledi: “İhra- catçõ rekabet edemiyor, ihracat kârsõz yapõlõyor. Bunun halledilmesi için çaba sarfetmemiz gere- kiyor. Ar-Ge ve inovas- yon çalõşmasõ yapmalõ- yõz. Bunun için de bir an önce yasanõn çõkmasõ gerekiyor.” Satıcı: 7 yıl arı gibi çalıştık TİM başkanlõğõna ve- da eden Oğuz Satıcı,ar- kalarõnda devraldõkla- rõndan daha güçlü ve büyük bir kurum bõrak- tõklarõnõ söyledi. Tecrü- be ve birikimlerinin her zaman ihracatçõnõn ar- kasõnda olacağõnõ ifade eden Satõcõ, 7 yõl içinde ellerinden geldiğince al- dõklarõ bayrağõ yukarõ çõkarmaya çalõştõklarõnõ kaydetti. Görevi süre- since 5 hükümetle çalõş- tõklarõnõ belirten Satõcõ, “Hiçbiri güllük gülis- tanlık olmadı. Her za- man bizim sorunlar ikinci planda kaldı. Bu- nun için 7 yıl arı gibi çalıştık. Bundan sonra her zaman yanınızda, önünüzde, arkanızda ve bütün birikimimle hizmetinizde olaca- ğım” diye konuştu. İsmail Gülle’nin İrca Kurulu’na seçilemediği için adaylõğõnõn düşmesinin ardõndan Dalgakõran’la yarõşan Büyükekşi 201 oy aldõ. Seçimlere, Ankara’dan baskõ yapõldõğõ söylentileri kongreye damgasõnõ vurdu. EKONOMİ POLİTİK ERİNÇ YELDAN Son 60 Yılın En Şiddetli Krizi ozlem.yuzak@cumhuriyet.com.tr T ürkiye’nin sanõlanõn aksine, su zengi- ni bir ülke olmadõğõ kesin. BM veri- lerine göre kişi başõna kullanõlabilir su potansiyeli bakõmõndan 182 ülke arasõnda 103. sõradayõz. TÜİK verilerine göre de kişi başõna düşen kullanõlabilir su miktarõ 2007’de yõlda 1600 metreküp idi. Bu büyüklük, bizi “su az- lõğõ” yaşayan ülkeler sõnõfõna sokuyor. Ancak 2030 yõlõ itibarõyla bu rakam 1000 metre- küp/yõl seviyesine düşecek; bunun sonucunda da Türkiye “su fakiri” ülke konumuna gerile- yecek. Bu işin bir boyutu.. Bir diğeri ise ülke olarak su potansiyelimizin ancak yüzde 30’unun kullanõma sunulabildiği ve daha fazlasõnõ kul- lanõlabilmesi için yeni yatõrõmlara ihtiyaç olduğu gerçeği... Tüm bunlar Türkiye’yi küresel su krizi ol- gusunun bir parçasõ haline getirmeye çoktan ye- tiyor... Su konusu, bildiğiniz gibi küresel are- nanõn da en gözde alanlarõndan biri. Artan nü- fus, sanayileşme, küresel õsõnma, çevre bilin- cinin hâlâ oluşamamõş olmasõ, suyun yanlõş kul- lanõmõ gibi etmenler su krizini daha da tetikleyen olgular... Dolayõsõ ile iş geliyor, su yönetimi- ne dayanõyor... Suyu doğru yönetebiliyor muyuz? Belki da- ha da doğru olan soru: Sürdürülebilir su yö- netimi için ne yapõlmalõ? Tüm dünyada tartõşõlan bu konuyu son yõl- larda daha da derinleştiren bir diğer faktör de; uzun yõllar boyunca bir kamu malõ ve kamu hiz- meti olarak değerlendirilen ve büyük ölçüde merkezi ve yerel kamu otoriteleri tarafõndan yü- rütülen su hizmetlerinin artõk bir ekonomik mal olarak görülmeye başlanmasõ. 1992 yõlõnda Dublin Konferansõ İlkeleri’nde ortaya konulan ilkelerden biri de, suyun eko- nomik bir mal olarak kabulü olmuş; hatta su kaynaklarõ yönetiminin yeni manifestosu ola- rak görülmüştü. Suyun ekonomik mal olarak kabulünü red- dedenler suyun temel yaşamsal ihtiyaç oldu- ğunu, dolayõsõyla temel bir insan hakkõ kap- samõnda değerlendirilmesi gerektiğini savu- nuyor, bir kere ekonomik mal olarak kabul edil- dikten sonra su hizmetlerinin artõk piyasa dü- zeneğinin bir unsuru haline geleceğini, özellikle düşük gelirli kesimlerin su hizmetlerinden faydalanmasõnõn güçleşeceği endişesini taşõ- yorlar... Katõlmamak mümkün değil. Çok de- ğil, bundan birkaç yõl önce Bolivya’da su hiz- metlerinin özelleştirilmesi sonucu yolsul hal- kõn suya erişiminin zorlaşmasõ sonucunda çõ- kan ayaklanmalar hâlâ hafõzalarda... Sonuçta su bir insan hakkõdõr. Doğru yöne- tilmeli ve verimli kullanõmõ sağlanmalõdõr... 2009 Mart ayõnda Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan 5. Dünya Su Forumu ön- cesinde tartõşmalar giderek alevlenirken, konuya TÜSİAD da dün düzenlediği “Sürdürülebilir Su Yönetimi Konferansõ” ile dahil oldu. “Bir ülkenin su yönetimi o ülkenin ekonomi, sana- yi, çevre, sağlõk ve sosyal politikalarõ ile entegre bir şekilde yürütülmelidir. Maalesef, ülke- mizde su kaynaklarõmõzõ etkin bir şekilde kul- landõğõmõz ve yönettiğimiz söylenemez. Türki- ye’de su hizmetlerine yönelik hukuki ve idari düzenlemeler dağõnõk bir yapõ arz etmekte ve kurumlar arasõnda bir yetki karmaşasõ yarat- maktadõr. Artan kirlilik ve kõsõtlõ kaynaklar kar- şõsõnda yerüstü ve yeraltõ su kaynaklarõnõn ka- litesinin izlenmesi için sürekli izleme sistem- lerinin kurulmasõ gerekir...” diyen TÜSİAD, şebeke suyu hizmetlerinde özel sektör katõlõ- mõnõ gündeme taşõdõ. Ancak şu konuyu da vur- gulayarak: “Şebeke suyu hizmetlerinde özel sek- tör katõlõmõ, rekabetin tesis edildiği, etkin bir regülasyon rejiminin oluşturulduğu ve düşük gelirli hane halklarõnõn su hizmetlerine erişi- minin sağlandõğõ örneklerde başarõlõ olmuş- tur...” “Rekabetin tesis edildiği, etkin bir regülas- yon rejiminin oluşturulduğu...” Can alõcõ söz- ler bunlar. Ve son derece doğru.. Hemen ak- lõmõza rekabet tesis edilmeden, etkin bir re- gülasyon rejimi oluşturulmadan özel sektöre açõlan yap işlet devret modelli enerji santral- lerini getiriyor. Hâlâ davalarõ süren, arapsaçõ- na dönen bir sektörü... Halkõ soyup soğana çe- viren bir Aktaş Elektrik vakasõnõ, Kepez Elek- trik olayõnõ... Dolayõsõ ile can alõcõ bir konu; suyun yö- netimi, özel sektörün işin içine girip girme- mesi... Su hizmetlerini kurtlar sofrasõnda me- ze haline getirmeden önce iyi düşünmek ge- rekiyor... Suyu Yönetmek... Peki Ya Sürdürülebilirlik? B‹LG‹ TOPLUMUNA DO⁄RU / ÖZLEM YÜZAK Küresel kriz bütün ezberleri bozarak derinleşi- yor. Son olarak, geçen hafta sonunda Amerika’nın en büyük iki konut kredilendirme (mortgage) şir- keti, Fennie Mae ve Freddie Mac’e devlet adına el konulması, küresel krizin boyutlarının sadece konjonktürel bir çalkantıdan ibaret olmadığını; bu- nun çok ötesinde, küresel kapitalizmin sistemik bir kriz içerisinde olduğunu vurgulamaktaydı. Fennie Mae ve Freddie Mac’in toplam 5 trilyon dolara yakın kredi hacmiyle küresel finans siste- minin ana direklerinden birisini oluşturduğunu söy- lemek yanlış olmaz. Dünya ekonomisinin bir yıl- da ürettiği toplam katma değerin 35 trilyon dolar civarında olduğunu düşünürsek, söz konusu devlet müdahalesinin boyutu hakkında daha gerçekçi bir fikir sahibi olabiliriz. Bu müdahalenin küreselleşme ideolojisi açısından değerlendir- mesine geçmeden önce krizin son hafta içeri- sindeki seyrini anımsamanın yerinde olacağı ka- nısındayım. Eylül başında yayımlanmış olan Amerikan işgücü piyasasına ait veriler, Amerika’da işsizlik oranının yüz- de 6.1’e çıktığını ve sadece ağustos ayındaki istih- dam kaybının 110 bin kişiye ulaştığını belirtmekteydi. Verilere göre, siyahlar arasındaki işsizlik oranı yüz- de 10.6; Hispaniklerde ise yüzde 8.1 düzeyinde idi. Krizin en şiddetli biçimde düşük eğitim düzeyine sa- hip vasıfsız emekçileri vurduğu anlaşılmaktaydı: Li- se eğitimini tamamlamamış nüfus arasındaki işsiz- lik oranı yüzde 8.1’e çıkmış ve 1994’ten bu yana en yüksek orana ulaşmıştı. İngiltere’de ise mevcut krizin son 60 yılda ya- şanan en şiddetli daralma olduğu görüşü dile ge- tirilmekteydi. İngiltere’de imalat sanayiindeki is- tihdam kayıpları 1.5 milyon kişiye ulaşmış; reel üc- retler ise yüzde 1.5 oranında gerilemiş durum- daydı. İngiliz hanehalklarının borçluluk oranı kat- lanarak büyümüş ve kişisel harcanabilir gelirin yüz- de 160’ını aşmıştı. Kredi hacmindeki spekülatif bü- yüme, özel şahısların aşırı borçlanma iştahıyla bir- likte bir sabun köpüğü gibi şişkinleşmiş ve sür- dürülemez bir hal almıştı. Fennie Mae ve Freddie Mac’in devlet kontro- lü altına alınması işte bu noktada gerçekleştiril- di. Amerika’da kutsal bir kavram olarak değer- lendirilen “vergi mükelleflerinin parasının”, küre- sel finans sisteminin “sağlığı ve istikrarı” söz ko- nusu olunca sınırsız bir kaynak imişçesine har- canması normal karşılanmaktaydı. Oysa aynı tür devlet müdahaleleri, 1997 Asya krizi boyunca ve 2001 Türkiye ve Arjantin krizlerinde uluslararası finans kesimince kesinlikle yasaklanmış ve dev- letin küçültülmesi ve yeni özelleştirme dalgalarıyla kamu varlıklarının tasfiyesi hızlandırılmıştı. Anlaşılan gelişmekte olan ülkelerde “ahlaki tehlike” (moral hazard), verimsizlik, israf ve her tür- lü kötülüğün anası olarak değerlendirilen “devlet müdahaleleri”, kapitalizmin hegemonik gücünde fi- nans kesiminin çıkarları söz konusu olunca, ge- rekliliği tartışma kaldırmıyordu. Üstelik bu son mü- dahale, Amerikan hükümetinin yıl başında ger- çekleştirmiş olduğu 160 milyar tutarındaki vergi ia- desi paketi ve mart ayında Bearn Stearns şirketi- ne aktarılan 50 milyar dolarlık kurtarma operas- yonlarına ek olarak uygulanmaktaydı. Öyle ki, muhafazakâr görüşleri ile tanınan Financial Times’ın baş ekonomisti Martin Wolf, karışık duygular içe- risinde 24 Mart tarihli köşe yazısında şu satırları di- le getirmişti: “14 Mart 2008 tarihini unutmayınız: Bu tarih bundan böyle küresel serbest piyasa kapita- lizm düşünün öldüğü gün olarak anılacaktır.” Bütün bu gelişmeler yaşanırken, ülkemizde fi- nans kesimi dışındaki reel sektör şirketlerinin 74 milyar dolara ulaşan döviz açık pozisyonlarının ulu- sal ekonomi için yarattığı istikrarsızlık ve kırıl- ganlığın nasıl çevrilebileceği sorusu ise endişe ve- rici bir gündem maddesi olarak önemini koru- maktaydı. “Nasıl olsa finanse ediyoruz” günlerin- den, “Bize bir şey olmaz, şimdi artık her şey de- ğişik” söylemine sürüklenen Türk bürokrasisi ve iktisat medyası için bu saptamalar acaba ne ifa- de ediyor? Başkan olmadan tebrik aldı TİM seçimlerinde sandõklar kapanana kadar lobi çalõşmalarõ devam et- ti. İstanbul Hazõrgiyim ve Konfeksiyon İhracatçõlarõ Birliği’nden İcra Kurulu’na aday olacağõ konuşulan Ahmet Akbalık son anda Egeli rakibi Jak Eskina- zi’nin lehine çekildi. Akbalõk’õn çekilmesi, İsmail Gülle’nin de İcra Kurulu’na 2 oy farkla gi- rememesi üzerine iki baş- kan çõkaran İstanbul’un tekstil ve hazõrgiyim ihra- catçõlarõ TİM İcra Kuru- lu’na giremedi. Mehmet Büyükek- şi’nin başkanlõk oylamasõ bitmeden tebrikleri kabul etmesi dikkat çekti. Gülle de Büyükekşi’yi tebrik edenler arasõndaydõ. Tüz- men’in sandõklar açõlõnca- ya kadar salonda bekle- mesi de dikkat çekti. Oylamadan önce Oğuz Satıcı’nõn Onursal Başkan olmasõ için teklif verildi. Durumdan rahatsõz olan delegeler ilk başkan Okan Oğuz’a da aynõ un- vanõn verilmesini teklif et- ti. Divan Kurulu, gündeme 7 gün önceden ek yapõla- bileceği gerekçesiyle iki teklifi de bir sonraki genel kurulda oylama kararõ aldõ. Tüzmen: Daha büyük kriz geliyor T ürkiye İhracatçõlar Meclisi’nin (TİM) 15. Olağan Genel Kuru- lu’nun açõlõşõnda Oğuz Satõcõ dö- neminde ihracatõn 30 milyar dolardan 100 milyar dolara ulaştõğõnõ, geriye dönük 12 ay itibarõyla da 130 milyar dolarõ geç- tiğini ifade eden Devlet Bakanõ Kürşad Tüzmen. TİM başkanõ olacak kişinin bu bayrağõ daha yukarõya taşõmaya çalõşaca- ğõnõ belirterek, “Onunla en az bu dönem 200 milyar doları görmeye çalışacağız. He- defimiz 2012’ye kadar 200 milyar doları görmek, diğer başkanlarla da 2023’te 500 milyar dolara ulaşmaktır” diye konuştu. Tüzmen, Türki- ye’de şu anda sa- dece 8 firmanõn 1 milyar dolarõn üzerinde ihracat yapabildiğini, yeni başkan döneminde bunu en az 20 fir- maya çõkartmak gerektiğini kaydetti. ABD’deki en büyük iki konut toptancõsõ- na el konulmasõnõ değerlendiren Tüzmen, şunlarõ söyledi: “ABD’de konut toptancı- sı şirketler, İngiltere’de bankalar... Biz o dönemleri hep yaşadık, gördük, geçtik. Dı- şarıda birtakım sıkıntılar var. Daha kri- zin çeyreğindeler. Krizin daha dörtte üçü geliyor, arka arkaya... Büyüme hız- larındaki gerileme ABD’deki gerileme, resmen ilan edilmese de İngiltere’deki re- sesyon... Bunların hepsi dalga dalga ge- lecek. Kendimizi çok daha iyi bir şekilde toparlamamız gereken bir dönem. Bu bir tehdit dönemidir ama aynı zamanda fır- sat dönemidir.” ELEKTRİK FİYATI ÇOK BULUNDU Afşin-Elbistan C-D ihalesi iptal edildi REUTERS - Elektrik Üretim AŞ Genel Müdü- rü Sefer Bütün, yaklaşõk 5 milyar dolarlõk yatõrõm gerektiren Afşin Elbistan C ve D termik santral üni- teleri için açõlan ihalenin iptal edildiğini ve en kõsa sürede yenisinin açõlaca- ğõnõ söyledi. Yetkililer, Park Teknik ve Akfen’in devlete satacaklarõ elektrik fiyatõnõn yüksekliğinin ip- tal kararõnda etkili oldu- ğunu belirttiler. Yetkilile- rin verdiği bilgiye göre ihale komisyonu, Park Teknik ile Akfen İnşaat- Akfen Enerji’nin 15 yõl süreyle devlete satacakla- rõ elektriğin kilowattsaati için teklif ettikleri 15-18 sent arasõnda değişen tu- tarlarõn yüksek olduğu so- nucuna ulaştõ. EÜAŞ Yö- netim Kurulu da komis- yon raporlarõnõ dikkate alarak ihaleyi iptal etti. Bütün, yaptõklarõ de- ğerlendirme sonucunda ihalenin iptali yönünde karar verdiklerini, ancak Türkiye’nin enerjiye olan ihtiyacõ nedeniyle bunla- rõn yenilenmesi gerektiği- ni vurguladõ. 25 tavuk şirketi, fiyatlarõ aynõ anda yükselttikleri gerekçesiyle mercek altõnda Beyaz et üreticisine rekabet soruşturması Ekonomi Servisi - Rekabet Kurulu’nun internet si- tesinde yer alan açõklamada, “Rekabet Kurulu’nun 14 Ağustos 2008 tarihli toplantõsõnda, piliç eti pazarõnda fiyat birlikteliği ile fiyatlarõn yükseltilmesine ve arzõn kõsõlmasõna yönelik eylemler içinde bulunarak 4054 sa- yõlõ Rekabetin Korunmasõ Hakkõnda Kanun’un ihlal edi- lip edilmediğinin tespiti amacõyla soruşturma açõldõ” de- nildi. Açõklamaya göre, haklarõnda soruşturma açõlan şirketler şunlar: “Abalõoğlu, Arpi, As, Bak, Banvit, Bey- piliç, Bupiliç, CP, Erpiliç, Gedik, Keskinoğlu, Kõlõç, Pak, Şeker, Şen, Yemsel, Köytür, Doğa, Yum-Ta, Marta- Kõlõçlar, Emre, Çelikler, Ak, Güncanlar, Karagüp.” Açõklamada Rekabet Kurulu tarafõndan alõnan so- ruşturma kararlarõnõn, hakkõnda soruşturma açõlan te- şebbüs ya da teşebbüs birliklerine tebliğ edilmesini ta- kiben kamuoyunun bilgisine sunulacağõ bildirildi. Ekonomi Servisi- Bir Türk markasõ olan Golden Ro- se ABD’deki 2. büyük mağazasõnõ New Jersey’de aç- tõ. Golden Rose markasõyla kozmetik sektöründe yer alan Erkul Kozmetik, Suriye, İran, İsrail, Almanya Polon- ya, Rusya, İsrail başta olmak üzere 72 ülkeye ihracat yapõyor. 11 ülkede 131 mağzasõ bulunan Erkul Koz- metik, Azerbaycan’a 2, Rusya’ya 1 mağaza daha açmak için çalõşmalarõnõ sürdürüyor. Golden Rose, 2009 yõlõnda Uzak Doğu ülkeleri ve Afrika ülkelerine ihracat yap- mayõ ve yüzde 30 büyümeyi hedefliyor. Ü Z Ü M E M Ü D A H A L E Ç A Ğ R I S I Üzüm fiyatlarõndaki düşüşün önlenmesi için “müdahale alõmõ” yapõlma- sõ istendi. TARİŞ Üzüm Birliği Yönetim Kurulu Başkanõ Ali Rõza Türker, yaş üzüm ihracatõndaki sorunlar ve iklim şartlarõ nedeniyle kuru üzüm rekoltesi- nin geçen sezona göre fazla olduğunu belirterek “Hasan’õn hakkõnõ Hans’a ver- memek için devletin fõndõk ürününde olduğu gibi müdahale alõmõnda bulunmasõ gerekmektedir” dedi. Türker, şunlarõ kaydetti: “Borsa fiyatlarõ, şimdiden 2003 yõlõ seviyesine geriledi. En az 80 bin tonluk müdahale alõmõ yapõlmadõğõ takdirde Türkiye’ye 100 milyon dolar eksik döviz girecek. Üreticilerimiz mağdur olacak.” Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Türkiye Müş- teri Memnuniyeti Ulusal Endeksi (TMME) 2008 yõ- lõnõn ikinci çeyrek sonuçlarõna göre, Türk Hava Yol- larõ (THY), Opet, Erikli ve İçim, sektörlerinin bi- rincisi oldu. TMME’nin önceki yõllarõ ile karşõlaş- tõrõldõğõnda THY’nin ve Erikli’nin kendi sektörle- rindeki liderliklerini koruduklarõ, Opet’in sektöründe 3 yõldõr birinci olduğu gözlendi. Rekabet Kurulu, Beyaz Et Sanayicileri ve Damõzlõkçõlar Birliği ile 25 beyaz et üreticisi teşebbüs hakkõnda soruşturma açtõ. ABD’li kadõna Türk kozmetiği İ N C İ R D E F İ Y A T İ N A D I Üretici, tüccar, TARİŞ ve ihracatçõlarõn taleplerinde direnmesi ne- deniyle incirde fiyat anlaşmazlõğõ yaşanõyor. Üreticiler, incirleri- ni ucuza satmamak için direnirken, TARİŞ’in kilogram başõna 4.3 YTL avans fiyatõndan yaptõğõ alõmlar bugün sona eriyor. Üretici 5.5 YTL fiyat isterken, ihracatçõ 4 YTL’nin üzerine çõkmõyor. Bu durum incirde belirsizlik yaratõrken TARİŞ İncir Birliği Başkanõ Hüseyin Karazor, ihracatçõnõn piyasaya girmemesi durumunda, ürünün ken- dileri tarafõndan alõnmasõna güçlerinin yetmeyeceğini vurguluyor. Müşteri en çok THY, Opet, Erikli ve İçim’den memnun Oyak Çimento’nun geliri yüzde 20 arttõ Konferans tercümanlõğõ masaya yatõrõldõ Birleşik Konferans Tercümanlarõ Derneği (BKTD) ile Uluslararasõ Konferans Tercümanlarõ Derneği’nin düzenlediği, konferans tercümanlõğõ mesleğindeki son gelişmelerin kongre turizmine etiklerinin tartõ- şõldõğõ uluslararasõ konferansõ dün İstanbul’da ger- çekleşti. Konferansta, kongrelerin başarõya ulaş- masõnda önemli katkõsõ olan tercümanlar ile kon- ferans düzenleyenler arasõnda mesleğin kurallarõna ilişkin ortak bir anlayõş geliştirmek hedeflendi. Oyak Çimento Grubu, yõlõn ilk yarõsõnda 4 mil- yon 135 bin 99 tonluk satõş gerçekleştirirken, satõş gelirlerini yüzde 20 arttõrdõ. Oyak Çimentodan 2008 yõlõ ilk 6 aylõk sonuçlara ilişkin yapõlan açõklama- da, grubun 4 fabrikada, satõşlarõnõ 6 coğrafi bölge- de sürdürdüğü hatõrlatõlarak, Türkiye’de ilk yarõda FAVÖK karlõlõğõ en yüksek çimento şirketinin yüz- de 47 ile Ünye Çimento, ikincisinin yüzde 44,8 ile Mardin Çimento olduğu bildirildi. Satıcı, Dalgakıran (solda) ve Büyükekşi (sağda) ile TİM seçimlerinde birlik mesajı verdi. Kürşad Tüzmen
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog