Bugünden 1930'a 5,439,797 adet makale



Katalog


«
»

CYB C Y B 1 EYLÜL 2008 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Evlenme İkramiyesi SORU: Babam Teknik Hizmetler Sınıfı’ndan yüksek mühendis ola- rak 30 yıl hizmetten sonra emekli oldu. Emekli olduktan 6 yıl sonra da vefat etti. Babamın vefatından sonra, anneme dul, ba- na da “evli olmayan kız çocuğu” olarak yetim aylığı bağlandı. Evlenmek üzereyim. Emekli Sandığı’nın “evlenme yardımı” yaptığını söylediler. Bu ikramiyenin bugünkü tutarı ne olur? (Z.M.) YANIT: TC Emekli Sandõğõ Yasasõ’nõn 90. maddesinde, dul aylõğõ almakta iken evlenen kadõn ya da erkek eşlerle, yetim aylõğõ almakta iken evlenen kõz çocuklarõn aldõklarõ dul ve yetim aylõklarõnõn kesilme- si öngörülmektedir. Ancak, evlenmeleri nedeniyle aylõklarõ kesilen dul eşlerle, yetimlere istekte bulunmalarõ durumunda, yasanõn 90. maddesi uyarõnca “ev- lilik ikramiyesi” ödenmektedir. “Evlenmeleri sebebiyle dul ve yetim aylığı kesilen eş ve kız ço- cuklarla anaya, bir defaya mahsus olmak üzere almakta oldukları dul veya yetin aylıklarının on iki aylık tutarı evlenme ikrami- yesi olarak ödenir.” Ancak, evlenme tarihinin üzerinden on iki ay geçmeden evliliğin son bulmasõ durumunda “ödenmiş bulunan evlilik ikramiyesinin on iki aydan eksik süreye ait kısmı tahsil edilinceye kadar ay- lıkları ödenmez.” Buna karşõlõk, 506 sayõlõ Sosyal Sigortalar Yasasõ’nda (Ek Mad- de 12) ödenecek evlenme yardõmõ iki yõl (24 ay) olarak ödenmesi öngörülmektedir. “Sigortalının ölümünden dolayı aylık ve gelir almakta olan hak sahibi kız çocuklarına evlenmeleri halinde bir defaya mahsus olmak üzere aylık veya gelirlerinin iki yıllık tutarı evlenme yar- dımı olarak verilir. İki yıl içerisinde meydana gelen boşanma veya dul kalma ha- linde bu süre için tekrar aylık veya gelir ödenmez.” 1 Ekim 2008’de yürürlüğe girecek 5510 sayõlõ Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlõk Sigortasõ Yasasõ’nda, bütün sosyal güvenlik ku- rumlarõndan yetim aylõğõ alanlar için tek bir uygulama öngörül- mektedir. (Madde 37) “Evlenmeleri nedeniyle, gelir veya aylıklarının kesilmesi ge- reken kız çocuklarına evlenmeleri ve talepte bulunmaları ha- linde almakta oldukları aylık veya gelirlerinin iki yıllık tutarı bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği olarak peşin ödenir. Evlenme ödeneği alan hak sahibinin aylığının kesildiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde yeniden hak sahibi olması ha- linde, iki yıllık sürenin sonuna kadar gelir veya aylık bağlan- maz.” Günümüzdeki uygulamada ise Emekli Sandõğõ emeklisinin ya da aylõğa hak kazanmõş iştirakçinin ölümünde, hak sahiplerine aylõğõ- nõn ne oranda paylaştõrõlacağõ, 5434 sayõlõ TC Emekli Sandõğõ Ya- sasõ’nõn 68. maddesinde belirtilmiştir. “Ölenin bağlanmış veya bu kanun hükümlerine göre hesap- lanacak emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylıkları- nın; a) Dul karı ve koca için yüzde 50’si, aylık alan yetimi bulun- mayanların dul eşlerine yüzde 75’i, b) Çocuklarla ana veya babanın her biri için yüzde 25’i ora- nında bağlanır. Ölenin aylığa müstahak bir dul karı veya kocası ile bir yeti- mi bulunması halinde, dul karı veya kocaya yüzde 60, yetimi- ne yüzde 30 oranı uygulanır. Ölenin önceki eşinden olan çocuklarıyla, hem anadan hem ba- badan yetim olan veya emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylığı alan veya iştirakçi olan dul eşe yüzde 50 oranında dul ay- lığı bağlanarak ödenir.(…) Yukarıda belirtilen oranlara göre bağlanacak dul ve yetim ay- lıkları toplamı, bunlara esas tutulan, emekli, adi malullük ve- ya vazife malullüğü aylıklarından fazla olursa, fazlası, dul ve ye- tim aylıklarından indirilir.” Bu verilere göre, bu gün için, alacağõnõz 12 aylõk evlenme ikra- miyesinin tutarõ ise 1,313,57 YTL ölenin aylõğõ X % 30 (yetimin pa- yõ) =394 YTL (yetim aylõğõ) X 12 (ay) =4.728 YTL toplam evlen- me ikramiyesidir. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak yahoo.com.tr TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN www.mumtaz-arikan.com (ÇÖPLÜK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.junkidz.com HARBİ SEMİH POROY 1 Eylül SAĞNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU Rusya’da Krizi Hissetmiyorsunuz Moskova-St. Petersburg kahveleri, barları, resto- ranlarındaki havayı özetleyecek tek cümle şu: “Vur pat- lasın çal oynasın!” Dünyanın bir Rusya-Karadeniz-Kafkasya krizi mi var? Rus kentlerinde zerre kadar hissetmiyorsunuz... Daha önce de bahsettim. Beş yıldızlı oteller dışın- da yabancı yayın organlarına ulaşma imkânı yok za- ten. Sıfır. Rus gazeteleri de bilmece gibi. Mümkünü yok. Kiril alfabesini “olsa olsa metoduyla” sökemi- yorsunuz... Okuma-yazmanız böylelikle tek hamlede sıfırlan- mış oluyor ve bu “kâbus zamanlarda” kendinizi kuş gibi hafiflemiş hissediyorsunuz. Okuyamadığınız, erişemediğiniz tüm kötü haberlerden azade olmak gi- bi bir duygu bu. Acayip stres alıyor. Bir yandan; “turist kontenjanından mazeretim var!” diyerek teselli buluyor; bir yandan da dünyanın en sı- cak krizlerinden birinin ortasında, krizin başaktörü olan bir ülkede -değişen hiçbir şey yokmuş gibi-Kremlin kapısında yığılan Amerikalı ve Çinlilerle müze gezmeyi yadırgıyorsunuz... Dünyanın sekizde biri İlginç olan şu ki: Gürcistan savaşı, Kafkas krizi, Ba- tı’yla itişip kakışma, Karadeniz’de donanma... gibi ko- nulara “ortalama Rus” da “turist”!.. Rusya’nın kıyısında köşesinde, eteğinde, uzak, ırak bir noktacığında yaz günü kopan bu gürültü patırtıyla kadar ilgilenmiyor... Uçsuz bucaksız bir ülke Rusya. Yüzölçümü yer- kürenin sekizde birine eşitmiş! Moskova’dan, St. Pe- tersburg’dan bakıldığında; Abhazya, Güney Osetya, Gürcistan; dahası AB bile, “coğrafi teferruat” gibi ge- lebiliyor insana... “Ortalama Rus”un derdi kaldı ki çok başka ve ba- şından aşmış. Emekliyse 100-150 Avro aylıkla yaşam kalım mücadelesi veriyor. Lise öğretmeniyse 300-350 Avro ile ay sonunu getirmeye çalışıyor. Mühendisse ayda 400 Avro’ya talim ediyor. Uluslararası sorunlar; kafasındaki son öncelik. İlk önceliği mutfak mesele- leri alıyor... Gerçekte haber, haberde gerçek yok! “Dünyayla” ilgilenen Ruslar ufacık bir azınlık oldu- ğu gibi; uluslararası siyaseti izlemek konusunda da sınırlı kaynaklara sahipler... Rusya’da Sovyet dönemi yıllarından beri yaşayan bir yabancı gözlemci; “Sovyet döneminden bu yana basında değişen fazla bir şey yok!” diyerek anlatıyor “haber” konusundaki kuraklığı: “O devirde malum iki güçlü yayın organı vardı: ‘Gerçek’ anlamına gelen ‘Pravda’ ile ‘Haberler’ manasındaki ‘Izvestia’... San- sürü anlatmak için şu espri yapılırdı: ‘Pravda/Gerçek’te haber yok. İzvestia/Haberler’de gerçek yok!’ Bugünkü durum da öz itibarıyla aynı. Gazete sayısı gerçi çok ama gazetelerde haber yok. Dedikodudan geçilmiyor. Ortalama Rus, ‘dedikoduyu’ haber sanıyor. Olup bi- tenden haberdar olabilmek yalnız interneti izlemek- le mümkün. Yalnızca ‘haber’ izlemek amacıyla inter- nete bağlananlar da, belli düzeyin üzerinde elit kate- gori Rusya’da. İnsanın özel merakı ve zamanı olacak, buna gelir ayırabilecek vs...” Krizin turnusol işlevi “Vatan-millet-Sakarya!” Putin’in generalleri arka- sında hizalanan “ortalama Rus”; Şanghay İşbirliği Ör- gütü’ndeki en yakın ortaklardan bile “aranan kanın” temin edilemediğinden habersiz bu şartlarda. Ülke- nin -Sovyet döneminden bu yana- uluslararası are- nada ilk kez böylesine yalnız bırakıldığının farkında de- ğiller... “Aman canım ne gam? Nasılsa dünyanın gazı, pet- rolüne sahipler. Vanayı bir kestiler mi?” demekle ol- muyor bu işler. Yeni küreselleşme şartları; “ortalama Rus”a da - yerkürenin 1/8’ine de yayılsa- memleket meselele- rine “turist kalmanın” maliyetinin yüksek olduğunu er ya da geç hatırlatacak. Dün bir, bugün iki. Kriz ayını doldurmadı. Yabancı sermaye kaçıyor, borsa düşüyor; Merkez Bankası döviz rezervleri -11 milyar Avro’luk rekor erimeyle- son on yıldır görülmemiş düzeylere geriliyor! Üstünlükleri denli büyük zaafları olan “nevi şah- sına münhasır” bir dünya Rusya. Son kriz; kuzey komşumuzun üstünlüklerinin za- aflarına ağır basıp basmadığını gösteren turnusol iş- levi görecek. Köy Enstitüsü Ruhu Varoşlarda Yeni Kuşak Köy Enstitüleri (YKKED) Ankara Şube Başkanı Alper Akçam, şimdiye değin Köy Enstitüsü çıkışlı öğretmen ve sanatçıların katılımı ile yürüyen çabalara yeni boyutlar eklenmesi gerektiği düşüncesinde. Akçam’a göre, ülkede yaşanan toplumsal değişimler, yeni kadrolar oluşturmayı, yeni çalışma alanlarına yönelmeyi zorunlu kılıyor: “Öncelikle Köy Enstitüleri’ni kuran felsefeye ana itiyi vermiş olan ‘çoğul halk kültürü’ öğesi iyice bilince çıkarılmalıdır. Tonguç’un ‘Canlandırılacak Köy’ kavramı ve eğitim politikaları içinde halk kültürü öğelerini önde tutmuş olması iyi anlaşılmalıdır. Emperyalist kültür politikalarına, yığınları tekil bildirimli inanç sistemlerine sıkıştırmayı hedefleyen iktidar oyunlarına karşı seçenek, halk kitlelerinin özgün kültürü, bu kültürün çoğul yapısı olacaktır.” Akçam, yeni arayışlar içerisinde varoş gerçeğinin mutlaka göz önüne alınması gerektiği kanısında: “Emperyalist kültür politikalarının kadına türban giydirme ve toplumu dogmatik düşünce kalıpları içinde örgütleyerek işbirlikçi partilerin kuyruğuna takma eylemi varoşlarda sınanmış, buralarda uygulanmaya konmuştur. Varoşlar, ülkeye kültürde egemen olabilmenin, politikada oyçokluğunu sağlayabilmenin anahtarı olan toplumsal kesimi barındırmaktadır. Bu kesim kırsal alanla da yakın ilişki içerisindedir. Gerici politikalar varoşlardan köylere doğru yöneltilmektedir. Köydeki nüfus azalmış, özellikle de genç nüfus köylük alanlardan çekilmiştir. Köylerin de büyük kültür ve eğitim çarpıklıkları içinde yaşadığı, özellikle de imamlara teslim edilerek çağdaş eğitimden yoksun bırakıldıkları gerçeği unutulmamakla birlikte, yeni dönemde ülke genelinde ve özellikle de Ankara’da dernek çalışmalarının hedef kitlesi varoşlarda oturan halk kitleleri olmalıdır. Ülke genelinde ulusal bir kültür ve eğitim politikasının yaşama geçirileceği alan da buralardır...” YKKED Ankara Şubesi, bundan böyle çalışmalarında kenar semtleri ve yöresel kültürü yaşatan örgütlenmeleri belirleyici alan olarak görecek. Eylül ayından başlayarak her ay başka bir Köy Enstitüsü konusunda yöre dernekleri ile işbirliğinde etkinlikler yapacak. Ankara’yı çevreleyen semtlerde tiyatro, müzik grubu, yazınsal sorunların konuşulduğu toplantılar düzenleyecek. Tüm semtlerde, mahallelerde birer temsilcilik, birer Tonguç Kültürevi ile var olmayı hedefleyecek. Gerici, işbirlikçi ve yoz kültüre karşı antiemperyalist, devrimci halk kültürüyle direnmeyi, Cumhuriyetin Köy Enstitülülük ruhunu yeniden egemen kılmaya çabalayacak. Bu çabaya destek olunmaz mı hiç? Söylev Yasağı Araştırmacı- yazar Ali Tartanoğlu, “Yalnız Adam Mustafa Kemal” kitabının 2. baskısında, Türkiye’nin 12 Eylül darbesine götürüldüğü günlerin öncesinde, 1977-78 ders yılında Harp Okulu sınıf kitaplıklarından Atatürk’ün “Söylev”inin kaldırıldığını, öğrencilerin tekrar yerlerine konulması yönündeki taleplerinin de reddedildiğini gündeme getirdikten sonra diyor ki: “TSK’nin niye hiç değilse kendi okullarında en azından Söylev’i çok ciddi bir ders olarak okutmak bir yana, toplattığını merak etmemek mümkün değildir.” Dünya para egemenlerinin bulduğu, AKP’nin de Türkiye’ye uydurduğu “Genel Sağlık Sigortası” (GSS) bir ay sonra yürürlüğe giriyor. Ankara Tabip Odası’nın deyişiyle, GSS’nin halk için tek bir anlamı var: “Ek sağlık vergisi.” Çünkü: “GSS’de Temel Teminat Paketi (TTP) ile sınırlandırılmış asgari düzeyde sağlık hizmeti taahhüt edilmektedir. Üstelik bu hizmetler için ayrıca katkı payı da alınacaktır. TTP dışı ek sağlık hizmeti için ya ‘tamamlayıcı özel sigorta’ ya da ‘cepten ödeme’ yolu gösterilmektedir. GSS, kaynakları koruyucu hizmetler yerine tedavi edici hizmetlere yönlendirerek etkinliği azaltan, maliyeti arttıran yapısal özelliğe sahiptir. Prim ödeyen kişi, daha çok tedavi edici hizmet talep eder, doğal olarak da hükümet ek kaynağı buraya yönlendirmeyi tercih eder. Finansman ile hizmet sunumunu ayıran GSS; sağlık kuruluşları ve hekimlerle sözleşme ile hizmet satın alır. GSS ile yaratılan rekabet, sağlık kuruluşları ve hekimleri hastanın beklentisini karşılamaya iter. Bu durum gereksiz tıbbi teknoloji ve ilaç kullanımını arttırarak dışa daha fazla kaynak aktarımına neden olur. AKP hükümetinin sağlığın finansmanı için GSS’yi önermesindeki amaç; sigorta modeli ile toplanacak fonların sağlık piyasasının genişlemesine yol açması, piyasada başıboş dolaşan paranın merkezileşerek özel sektöre kaynak olmasıdır. Asıl hedef sağlığın piyasalaşması ve özelleşmesidir.” GSS çıkarılırken yapılan propaganda “Herkes her istediği hastanede tedavi olacak” idi. Başta el konulan SSK hastaneleri olmak üzere devlet hastanelerinde kuyruklar giderek artıyor. Sigortalı hastalar, yüklü ek “tedavi faturaları” ile karşı karşıya geldikleri için vizite kâğıdı alıp özel hastaneye gitmiyor artık. AKP’nin sağlıktaki saadet zinciri kırıldı, GSS asıl şimdi yürürlüğe giriyor... GSS’ye Bir Ay Kala HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Taşlarõ, kayalarõ parçalamakta kul- lanõlan sivri kaz- ma... Satrançta bir taş. 2/ Temel, esas... İri taneli bezelye. 3/ Bombalardan ko- runmak için yerin altõna kazõlmõş si- per. 4/ Öğütülmüş tahõl... “Yağõz atlar kişnedi, meşin kõr- baç şakladõ / Bir -- - araba yerinde durakladõ” (F. N. Çamlõbel). 5/ Nük- leer etkinliğin ölçümünde kullanõlan birim. 6/ Mito- loji... Çemberin çevresinin çapõna oranõnõ gösteren sayõ. 7/ “Misket limonu” da denilen, acõ sulu küçük limon cinsi... Bir cetvel tü- rü. 8/ Japon Şinto dininin en büyük güneş tanrõçasõ. 9/ Küçük erkek kardeş... Müzikte üç ya da dört sesin bir arada tõnlamasõ. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Tanrõ ile insanlarõn ruhlarõ arasõnda yapõlan anlaşmayõ simgeleyen “evet dediler” anlamõndaki deyim. 2/ Ses... Şi- irleri şeriata aykõrõ görüldüğü için 1404’te derisi yüzüle- rek öldürülen ünlü tasavvuf şairi. 3/ Cilacõlõkta kullanõlan bir tür zamk... Kõrşehir’in bir ilçesi. 4/ “Bizde --- böyle- dir / Güzeli oynatõrlar / Çirkini söyletirler” (Türkü)... Bo- ru sesi. 5/ Kuram. 6/ Küçük tuzlu bisküvi... Eski Mõsõr’da güneş tanrõsõ. 7/ Etmen... Şenliklerde caddelere kurulan süs- lü kemer. 8/ Küçük akarsu... Küba’nõn para birimi. 9/ Az pişmiş et... Tümör. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 P E R Y A V Ş A N İ D E A İ A R E K E N A N L A M A B K A Y A P İ V A E K İ M A R A T T E S A D A K M İ R A Ş U Ğ S E N E K I Z I L A Y A K 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 5 6 7 8 9 nilgun@cumhuriyet.com.tr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog