Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHÜRİYET 9 MAYIS 2008 CUMA 16 Muduluk t Ahmet önen: "Bir yaşındaki çocuklarımızı sigortalı yaptık; benzin zammı öncesi deposunu dolduran insanlar gibi mutluyuzl" Elektronik posta: denizsom<e>cumhuriyet.com.tr Tel: 0.212.343 72 74 Faks: 0.212.343 72 60 - Enflasyon tsunamisi bekleniyormuş... "Bukezdalga geçmiyorlar!" 200 milyon kişi 1 Mayıs'ı kınamış. Hükümete ne gam! Kına kına yetmez kına! Küçük I Muhsin Salman: * "Gül; küçük Gül'ü tuhaf savunmuş ama en azından 'oynayın' dememiş!" Polis A. Ihsan özdemir: "1 Mayıs'ta polis kesinlikle suçlu değildir, çünkü suç, polis tekmesine suratını uzatan bilinci yerinde olmayan kadındadır!" Ortalama M. Alpaslan Yener: "llımlı Islamı çıkarıp dini yozlaştırdılar ve durduk yerde başımıza 'Ortalama Türk'ü çıkardılar. Tanrı milleti korusun!" İNANILIR gibi değil. Islamcı iktidar "yargı reformu"na soyunmuş, bir taslak hazırlamış ve fakat baroların, hukuk fakültelerindeki öğretim üyelerinin, yargıçların, savcıların, avukatların özetle kamuoyunun haberi yok. Kamuoyu, Islamcı iktidarın hazırladığı "yargı reformu taslağı"nı Avrupa Birliği'ndeki bir komiserden öğreniyor. Iktidardaki AKP'li Müslümanlardan eski imam Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, hazırladıkları taslağı Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komiseri ve aynı zamanda Avrupa'nın mahalle bekçisi gibi Türkiye'de dolaşan Olli Rehn'e büyük bir saygı ile sunuyor. Anayasa Mahkemesi'nin Danıştay'ın, Yargıtay'ın, Türkiye Barolar Birliği'nin, Yargıçlarve Savcılar Birliği'nin Islamcı iktidarın ne yapmak istediğinden haberi yok. Islamcı iktidar, Faşist dikta yabancılarla işi bitirme peşinde! Olacak iş değil ama oluyorl Istanbul Barosu'nun eski başkanı, hukukçu dostlarımızdan avukat Turgut Kazan, iktidarın "reform yapıyoruz" türküleri ile yargıyı teslim almaya çalıştığını söylüyor ve uyarıyor: "Yargı reformu Türkiye'nin temel sorunudur. Bu sorunla ilgili olarak barolara, hukuk kurumlarına, yargıya hiç sorulmadan, onlarla birlikte çalışma yapılmadan, konuşulup tartışılmadan bir plan ve taslak hazırlanıyor. Bu taslak hazırlandıktan sonra bile, yine hiçbir kuruma gönderilmiyor, görüş sorulmuyor. Ama Ingilizceye çevrilerek, komiser Olli Rehn'e sunuluyor. 24 Mayıs'ta Antalya'da yapılacak bir toplantıda da bakanlık üst bürokratlarıyla yapılacak bir çalışmada, yargı reformunun olgunlaştırılacağı belirtiliyor; bağımsızlığın 'tarafsızlık'la güçlendirileceği söyleniyor. Yargı bağımsızlığını 'tarafsızlıkla' güçlendirme girişimi, yargıyı teslim alma girişimidir. Çünkü AKP, yargıçları tam teslim almadan, yargıya güvenemeyeceğini düşünüyor. Tarafsızlık sağlayacağız' sloganıyla, Ergun Özbudun'un anayasa taslağında olduğu gibi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, Anayasa Mahkemesi, Danıştay üyelerini Meclis ile hükümetin belirleyeceği bir sisteme geçirmek iştiyor. Böyle bir girişim, Türkiye'yi kara bir karanlığa ve faşist bir diktaya götürür. Hepimiz böyle bir 'yargı reformu'nun yol açacağı tehlikeyi görmeliyiz." SESSİZ SEDAS1Z (!) Belediye, İş Genel Başkanrmn parası BU işçi milleti var ya, vallahi de billahi de adam olmaz. Kadınlı erkekli bir grup ameleyi, örneğin Taksim Meydanı'nda toplayıp ellerini ayaklarını bağlasan, polis köpeklerini de üstlerine salıp her taraflarını ısırtsan bile yine adam olmazlar; bildiklerini okumaya devam ederler. Istanbul'dan bir grup belediye işçisi, Vaziyet aracılığıyla Belediye-lş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul'un kaç para aylık ücret aldığını sormuştu. Nihat Yurdakul da açıklama göndermiş ve "Ücret, sendikamız tüzük ve bütçe hükümlerine göre, genel merkez genel kurulumuzda binlerce üyemizin temsilcileri tarafından alınan kararlar doğrultusunda belirlenmektedir" demişti. Şimdi başka bir grup işçi tutturmuş, genel merkez genel kurulunda, personel ve yönetici ücretlerinin belirlenme yetkisinin sendika tüzüğüne göre yönetim kuruluna bırakıldığınt iddia edip, genel başkanın aldığı paradan delegelerin haberinin olmadığını Luyduruyor! Hatta öyle bir luyduruyorlar ki, Nihat Yurdakul'un ayda 20 bin yeni lira aldığını bile söylüyorlar. Uydurmaya devam edip üç ayda bir ikramiye aldığını da söylüyorlar. Hızlarını alamayıp geçen yıl, dört yıllık dönem sonunda hizmet tazminatı olarak genel başkana 247 bin lira ödendiğini de uyduruyorlar. Haydi, başkan uydurmaları yalanla! Kuvayi tnzibatiye MERİÇ VELİDEDEOĞLU Oldukça gerilerde kaldı ama, şimdi kırk beş, elli yaşlannda olanlann da anımsayabileceği bir olaydır "Banş Gönüllüleri". Az buçuk Türkçe konuşmayı öğrenmiş, gencecik 1600 Ame- rikan kadını yaklaşık 40-45 yıl önce Anadolu'ya dağılıvermiş- lerdi. Neyin nesiydi bunlar? Adı üs- tünde, "banş"a kendilerini ada- yanlardı (!). Banşı, banş içinde ya- şamayı öğreteceklerdi "bize". Ozellikle kırsal kesimin halkına. Ve ozellikle de "Sûnni ve AlevHenn birlikte oldukları top- luluklara... Bunun yanı sıra "Ame- rikanca" da öğreteceklerdi... Konuk olduklan insanlann ye diğini yiyen, giydiğini giyen, on- larla birlikte tarlada çalışan, böylece halkın nabzını tutan bu "melekler", on yıl kaldılar Türki- ye'de. Bu süre içinde toplumun en ince ayrıntılarına dek uzanan ve ozellikle de "Alevi-Sünni" dağılımını gösteren bir haritayı oluşturmuşlardı. Böylece gö- revlerini başarıyla bitirmiş olu- yorlardı. Ülkelerine, Amerika'ya döndüler yığın yığın belgeyle bir- likte... Kısa bir süre sonra da, bu ha- ritada saptanan kimi yerlere to- humlar atıldı. Birkaç yıl sonra meyveler oluşacaktı. Öyle de ol- du. "Kahramanmaraş Katliamı" ve olaylarıyla meyvelerin top- lanmasına geçildi. Ardından "Çorum Olaylan" sahneye kondu. Yıllar yılı bir ara- da yaşayan Alevi ve Sünnilerin oluşturduklan mahallelerden ay- rılmalar, kaçışlar başladı. Halk bölünüp birbirine düşürülmüş- tü. Aleviler, solcular kıyasıya öl- dürülüyordu. Cinayetler inanıl- maz işkencelerle işleniyordu. İnsanlann komşusuna, arka- daşına bu denli kinle ve nefret- le dolup taşmasını anlamak ola - naksızdı. Çorumlu olan Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun o günlerde yayımlanan (13.07.1980) "Yunan Böyle Yapmadıl" başlıklı yazısı, halkı bölüp birbirine düşman etmeyi, enine boyuna ele alan bir belgedir. Bilindiği gibi bu "bölünme ve kin" sürdürülmüş, başka "mey- veler" de toplanmıştır. Ne yazık ki bugün de sürdürülmekte; da- hası, toplumu bölmek için yeni "konular" yaratmaktan çekinil- memektedir; örneğin: "Dinine bağlı olanlar ve laikler", "başlar ve ayaklar" gibi. Halkı bölmek için "devletgü- cü"nün de kullanıldığı görülür. Bu konuda yakın tarihimizde yer alan ömek "Kuvayi Inzibati- ye" olayıdır. Osmanlı Devleti'nin son gün- lerinin başbakanlarından (sad- razam) Damat Ferit'in, Ingiliz desteğiyle "Milli Mücadele"ye karşı oluşturduğu "Kuvayi Inzi- batiye", Anadolu hareketini bas- tıramazdı kuşkusuz; daha çok istenen halkı sindirip kendi ta- raflarına çekmekti. Ulkeyi, düşmandan kurtar- mak isteyenlerle, Saltanat'ın yanında yer alanlar olarak böl- meyi sağlamaktı hedef. Hiç ol- mazsa Marmara bölgesinde. Hedefe varamadılar; çünkü halk, Mustafa Kemal'in ön- derliğinde tek "yumruk" oldu. Yıllar sonra, 2002'de yöneti- mi elde eden AKP'nin altı yıl bo- yunca halkı "dinine inananlarve laikler" bölünmesine doğru sü- rüklemesi yetmiyormuş gibi, Başbakan bir de "başlar ve ayaklar" diye yeni bir "bölünme" yarattı. Ardından "ayaklar" dediği "emekçileri", bir "baş" olarak, devletin "Güvenlik Güç/eri"ne yani "Kuvayi lnzibatiye"s\ne ez- dirmeyi denedi. 1 Mayts İşçi Bayramı'nda... Günümüz "Kuvayi Inzibati- ye"sinin o gün sergilediklerinden "ulülemre itaat" ilkesiyle yetişti- rildikleri, bu ilkeyi "dinsel" bir buyruk gibi algıladıkları, "ro- öof'laştıkları görüldü. Vurdukçavurdular... Birtürlü doyamadılar; yere yatırıp üçü birden üstüne çıktı; yere dü- şenlerin başlarını o koca "pos- faflarıyla tekmelediler... Gazla soluksuz bıraktılar; yet- medi, basınçlı suyla yere mıh- ladılar; üstelik yasaklı "Tak- s/m"den kilornetrelerce uzakta, hiçbir yasağı çiğnememiş olan emekçileri ve destekçilerini... Dahası hastanedeki hasta "çocuk"\ar\n, biber gazıyla so- luklarını kestiler... Polisin içine bu denli "acıma- sfz'iığı yerleştirenler, belki de uyandıranlar daha da "beter"dir diye düşünüyor insan. Fethullah'ın: "Ele geçirinl" dediği kurumlardan biriydi Gü- venlik Güçleri... AKP Hükümeti'nin ve Baş- bakan'ın tutumu "çağdışı"ydı; "başlar", "ayak mertebesi"r\e düşürülmüş, ayaklaştırılmışlar- dı. Polisin tutumu ise yer yer "tik- s/nd/nc/"ydi. Not: Geçen haftaki yazıda yer alan ayetin yazımı hatalı basılmış; doğrusu: "Niçin O'ndan bize ayet gelmiyort" olmalıydı; düzeltir özür dilerim. M.V. ALAŞEHtR 2. ASLÎYE HUKUK MAHKEMESI'NDEN (TlCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) İLAN ESAS NO: 2008/6-4 Davacı LACONA NAHRUNGSMİTTEL HANDELSCinSELLSC- HAFT MBH (AI.MANYA) tarafından davalı K.ÖYI.ÜM SÜT ÜRÜN- LERt SAN. VE TİC. A.Ş. aleyhine açılan iflas davası nedeniyle; Aeılan bu davanın yargılanıası 05/06/2008 gıııııı saat 09:20'yc bıra- kılmıştır. lİK.'nun 173/2. maddcsi uyannca alacaklılann, ıtıraz etmek isteyenlerin ve davaya katılmak isteyenlerin ilandan itibaren 15 gün içinde malıkememize müracaat etmcleri ilanen iL-hlıji olunıır. 24/04/2008 Basın: 25677 KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK beMcak@yahoo.com.tr Ç tZG İLİ K KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@mynet.com 1 r HAYAT EPtK TİYATROSU MVSTAFA BL hetlyatrosu@mynet.com 1 TT OTOBÜSTEKİLER KEMAL URGENÇ TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 9 Mayıs www.mumtaz-arikan. com BYRDKUZEVKUTBUNDA f926'OA BUBÜN,AMEKt*ALI AMİRAL RlCHA&p KVCLVN BYKP KUZeY H3UT- SttuA ÛJCKEZ UÇAtOJ* ULAŞTr. SÜl NEYKUT8UNUN KÂffcf AMUNDSCN BİR BALJONLA KUZEY KUTBUNAeİT. MEK IÇJN SPıT^BLttGBN'DE (HOK- VBÇ '£ AtT Bfe ARÂ) UA2IISLAMIK- KfN,OWW GELE.N BYKO,AKKA-. DAŞI PLOYO BBNNETILB KUT8A MARBKET EPİYOKDU. ÜÇ MOTOKUI "JACquEUNE*ADLI UÇAK SAAT O*Z '0£ KUTBA POSRU YOLAÇlK Mf$, SAA7 9.O2. 'DE KUTuP NOK- TMSMA Bı'R BAYKAtt ATM/STt... " " İS,S SAAr SONRA 'e DÖNDÛ.. BAKIŞ AÇISI GÜRBÜZ ÇAPAN v Yassah Hemşerim' Takke düştü, kel göründü. Hoş, geçen sene de görünmüştü, ama bu sefer kapatılma davasına denk geldiği daha bir anlamlı oldu 1 Mayıs'ın. "Yassah hemşerim''ciler yasakladılar Istan- bul'u 1 Mayıs'ta. Cephaneler hazırlandı. Kolluk kuvvetleri göreve çağrıldı. Nitekim dar ettiler Taksim'i işçiye, yoksula. Vaii ve emniyet müdürü, bir Fatih Sultan Mehmet edasıyla çıktılar kameralar karşısına; hak- lıydılar, nitekim Taksim fethedilmişti taraflanndan. Hükümetin kendilerine verdiği görevi başarıy- la yerine getirmişlerdi. Daha işçiler DİSK'ten çıkmadan duruma mü- dahale etmişlerdi; haliyle, devlet daha tehlike oluş- madan tedbirler almalı, tehlikeyi daha oluşmadan fark edip önlemeliydi. Nitekim alınan anlı şanlı tedbirler Taksim'e bir kuş dahi uçurtmadı, bu sene 1 Mayıs işçiye, es- nafa, vatandaşa ve dahi acil servisteki hastaya ze- hir oldu. Hoş, bir polis "yanlışlıkla" elinden biber gazı bombasını düşürmüştü. Olsun, bunların önemi yoktu, önemli olan "Yassah hemşerim"\n gereği- ni yerine getirmekti. Başta vali olmak üzere bütün güvenlik men- suplarını kutluyorum! Sayın Başbakan'ı da kutluyorum! "Ayaklar baş oldu" demişti kendisi. Bir de akıl- sız başın cezasını ayaklar çekermiş. Taksim'de çektik hep beraber cezamızı. Başbakan, bir de hep "dünyaya açık" olmaktan söz ediyor; yoksulun, işçinin yanında olduğundan da... Rakiplerini de suçluyor kendisi, dünyaya açık olmamakla. Sayın Başbakan, sizin baktığınız dünya neresi bilmiyorum. Ama bizim baktığımız dünyada; Al- manya'da, Fransa'da, Danimarka'da, Çek Cum- huriyeti'nde, Italya'da ve hatta Meksika'da 1 Mayıs tatil, işçiler sokakta. Bizdeyse efendim, işçiye, yoksula insanca ya- şam, refah ve demokrasi haram. Çünkü demokrasi yalnızca AKP'nin işine yara- malıdır. Şimdi kapatma davasında nasıl bir sa- vunma yapacak AKP, hangi demokratlıktan söz edecek? Geçen yıl 1 Mayıs'ta göstermişti yine, biber ga- zı, tekme tokat ve cop vesilesiyle demokratlığı- nı, bu sefer de gösterdiler bize... Oysa Sayın Başbakan hiç değilse ölen 34 kişinin anısına, bir de siz çiçek koysaydınız. Ne yazık, anayasa değişir bizde, Taksim kurallan değişmez. AKP'nin bakanlan ve diğer görevlileri "Kanunun emri uygulanmıştır" dediler Taksim'de. Sayın Başbakan, size karşı kanunun emrini uy- gulayanlara ne diyeceksiniz bundan sonra? Size açılan davanın hukuki değil, siyasi olduğunu mütalaa etmişsiniz savunma dilekçenizde. Peki, Taksim kurallan nasıl mütalaa edilmeli? Bir de ne diyeceksiniz size "Yassah hemşerim". denildiğinde! — : • • . M gurbuzcapan@eksev.org.tr/Faks: 02126727171 BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Kuzcye dö- nük, bu nedenle çok az güneş gö- ren ve hep serin olan dağ yamacı. 2/Güzelkadm... Yerden sıçrayan çamur. 3/ Gü- neşten ya da yağmurdan ko- runmak için bir şeyiıı üzerine çc- kilen örtü... Boru scsi. 4/ Kirpik boyası. 5/ Cinsi- yet... Mısır. buğday, pi- rinç gibi bitkilcrin to- humıı. 6/ Sadrazamlann ya da dcvlct adamlannm padişaha vcrdikleri ar- mağan. II Hayvanlara vurulan damga... Bir za- man birimi. 8/ Eşya üze- rindeki mikrop ya da ufak böceklcri basınçlı buhar- la öldürmeye yarayan büyük kazan... Liste başı ol- muş hafıf müzik parçası. 9/ încir ağaçlannda döl- lenmeyi sağlayan sinek... At üretilen çiftlik. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ "Kitrc" de denilen vc geven adlı bitkiden çıka- nlan bir tür zamk. 2/ Kuyruksokunıu kemiği... Ya- kası kürklü ve kolsuz kaput. 3/ Keten tohumu... Bir cetvcl türü. 4/ Bir vadi ya da ırmak üstüne kurulan yüksek ve uzun köprü. 5/ Pek büyük, ulu... Hayva- nı avcılığa alıştırma işi. 6/ Devinim olaylarını in- celeyen bilim dalı. II Bağışlama... Herhangi bir ko- nuda bir görüş ve düşünccyi bildiren yazı. 8/ Bilgi- siz, külrürsüz kimse... lslam inancına göre ölüleri me- zarında sorguya çekecek olan iki melekten biri. 9/ Un, et vc bamya ile yapılan bir yemek... Soyundan ge- linen kimse. HABERCem Habercem.com, basın meslek ilkelerine uymaya söz vertnez, uyarl •Habercem.com, daha fazla demokrasi talep eder, • Habercem.com, 'öteki'lerin sesidir, • Habercem.com, insan odaklıdır, • Habercem.com, ülkesinin değerlerine sahip çıkar. 'ÖZGÜR HABER BİR TIK ÖTEDE' I-
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog