Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

7 MAYIS 2008 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA HJ J v U i l U1VJJ. ekonomi@cumhuriyet.com.tr 13 Nisan ayında da beklenen yağışlann almamadığını bildiren Ziraat Odaları Birliği acil önlem istedi Yine kuraklık alanııı Yale 'in seçtiği lider Ekonomi Servi- si-2008 Yale Kü- resel Liderlerödü- lü'nü kazanan 18 kişi arasında Koç Holding Kurumsal îletişim Direktörü OyaÜnlüKızdda yer aldı. Kızıl, bu- güne kadar bu ödü- le layık görülen ilk Türk vatandaşı ol- du. 2002'den beri verilen ödüle bu yıl seçilen 18kişiara- sında yer aldı. Kı- zıl, 5 yıllık Dün- ya Bankası dene- yimi olan ve 2001'den sonra Kcmal Derviş'in danışmanlığını ya- pan. Oya Ünlü Kı- zıl, halen Koç Hol- ding'de görevli. Vodafone iPhone satacak Ekonomi Servisi - Vodafone, aralannda Türkiye'nin de bulun- duğu 10 ülkede voda- fone hattı ile kullanıl- mak üzere iPhone sat- zk için Vpple ile anlaşma imzaladı- ğını açık- ladı. Ekonomi Servisi - Yağışlan günü gününe izleyen Türkiye Zi- raat Odalan Birliği (TZOB) Do- ğu ve Güneydoğu Anadolu'da buğday ve arpada yüzde 90, kır- mızı mercımekte yüzde 60 ürün kaybı olduğunu, kuraklık mera- ları da etkilediği için çiftçinin hayvanını satmaya başladığını belirterek acele önlem alınması- nı istedi. Geçen ekim ayından nisan so- nuna kadar kümülatif yağışlann yurt genelinde normalin yüzde 13.7 altında olduğu belirtilen TZOB açıklamasında, yağışlar- da geçen yıla göre Marmara'da yüzde 45.2, Ege'de yüzde 61.3, Rapora göre Doğu ve Güneydoğu kuraklıktan kınlıyor. Buğday ve arpada yüzde 90, kırmızı mercimekte yüzde 60 ürün kaybı var. Meralar yandığı için hayvancılık can çekişiyor. TZOB Başkanı Bayraktar, çiftçilerin kayıplannın telafi edilmesi için hasar tespit komisyonlarınm oluşturulmasım, kredi borçlannın ertelenınesini istedi. lç Anadolu'da yüzde 15.3, Ka- radeniz'de yüzde 9.5 oranında artış kaydedilmesine karşın diğer bölgelerde durumun hiç de iç açıcı olmadığı ifade edildi. Bu- na göre Akdeniz Bölgesi yüzde 56.4, Doğu Anadolu yüzde 29.9 ve Güneydoğu Anadolu yüzde 45.6 oranında az yağış aldı. Ni- san yağışlan normale göre yüz- de 43.4 azaldı. En büyük azalma da yüzde 83.2 ile Güneydoğu Anadolu'da görüldü. Son yağış- larla Ege kıyılan biraz toparla- nırken Düzce, Ağn, Elazığ, Adı- yaman, Gaziantep, Şanlıurfa, Hakkâri ve Gevaş'ta çok şiddet- li, Kilis, Mardin, Muş, Şırnak ve Konya Ereğli'de şiddetli kurak- lık sürüyor. Konuyu değerlendiren TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayrak- tar şunlan söyledi: "Mardin, Şanhurfa, Diyarbakır, Batman, Hakkâri, Muş, Siirt, Şırnak, Gaziantep, Elazığ iUerinde buğ- day, arpada zarar oranlan yüz- de 9O'ı, kırmızı mercimekte yüzde 6O'ı buldu. Bağiarda ve- rim azalmaları bekleniyor. Özellikle Elazığ'ın şaraphk üzümü öküzgözü ve boğazke- rede yanma var ve ilk tespitle- re göre yüzde 30'lara varan ve- rinı azalmaları bekleniyor. Böl- gede ayrıca meralar yeşereme- di, hayvancılık da sıkıntıda. Çiftçimiz lıayvanlarını satma- ya başladı." Bayraktar, zarar gören çiftçi- lerin kayıplannın telafi edilme- si için hasar tespit komisyonla- nnın oluşturulmasım, çiftçinin kredi borçlannın ertelenmesini, elektrik borçlanndan dolayı su- lama yapamayan çiftçinin duru- munun çözümlenmesini, kesik elektriklerin acilen açılmasnu, icraların durdurulmasını ve GAP'ın en kısa zamandatamam- lanmasım istedi. Çanakkale'de 110 milyon Avro yatınmla 2. üretim hattını devreye soktu Akçansa bölgesel güç olacak ŞEHRİBAN KIRAÇ EZtNE - Akçansanın 2006'da temelini attığı Çanak- kale fabrikası 2. üretim hattı devreye girdi. Sabancı Holding Ceo'su Ahmet Dördüncü, Ak- çansa'mn sadece Türkiye'de değil, bölgesinde stratejik bir güç olma yolunda önemli bir adım attıklarını vurguladı. Dör- düncü, "Çimento, Sabancı Holding'in geleceğe ümitle ve güvcnle baktığı bir sektör- dür" diye konuşru. Akçansa Genel Müdürü Mehmet Göçnıen ise, "25 se- nelik rüyamız gerçek oldu. 2. üretim hattı yatırınuyla 140 milyon YTL'lik yerel katma değer yaratacağız. Yarataca- ğımız dolaylı katma değerle ' birlikte de birkaç bin aile da- ha geçinecek" dedı. 110 milyon Avro yatınmla hayata geçen üretim hattıyla Akçansa Çanakkale fabrikasının klinker üretim kapasitesi yüzde 100 arbşla 2 milyon tondan 4 milyon tona yükseldi. Böylelikle Akçansa'nın toplanı yıllık klinker üretim kapasitesi 6.5 milyon tona, çimento öğütme kapasitesiyse 9 nulyon { tona çıkmış oldu. Bu rakam ' > * Türkiye'deki ürctimin yüzde 12'sL ŞİMŞEK'TENÎTlRAF 'Mali gevşeme makul seviyede' Ekonomi Servisi - Faiz dışı fazla hedefinin düşürülmesinin yerel se- çımlerle ilgisi olmadığını belirten Devlet Bakam Mehmet Şinışek, "Re- formların hayata geçirilmesi için bir miktar gevşemeyi makul görmek lazım" dcdi. NTV/CNBC-e ortak ya- yımna katılan Şimşck, faiz dışı fazla hedefinin yüzde 3.5'e düşürülmesi sonrasmda 'mali gevşeme' eleştirile- rine yanıt verdi. "Bu yıl yüzde 3.5 fa- iz dışı fazla öngörüyoruz. Geçen yı- la göre bir gevşeme söz konusu de- ğil" diyen Şimşek, "Türkiye'de ge- rek istüıdamı artürmaya, gerekse ta- rınısal potansiyeli arttırmaya dö- nük projelerin finansmanı için ön- ceki hedefe oranla bir miktar gev- şemeyi son derece makul görmek ge- rekir" diye konuştu. Şimşek, cari açı- ğın mevcut petrol fiyatlanyla 50 mil- yar dolara yaklaşacağını söyledi. #drcelik ARÇELİK ANONİM ŞİRKETİ'NDEN ORTAKLARIMIZA KÂR PAYI DAĞITIM DUYURUSU Şırketimizin 03 Nisan 2008 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısı ile şirket çıkarılmış sermayesi olan 399.960 000.- YTL üzerınden, 12 Mayıs 2008 Pazartesi gününden başlamak üzere ortaklarımıza aşağıda belirtilen tutar ve oranda kâr payı dağıtılacaktır Sermaye Piyasası Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal kayıtlarımız esas aiınmak suretiyle dağıtılacak 99 990.000.- YTL nakit temettü 2007 cari yıl kazancından karşılanacaktır Kâr payı alacak ortaklarımızdan; - Tam mükellef kurumlar ile Türkiye'de bir işyeri veya daimi temsilci aracılığı ile kâr payı elde eden dar mükellef kurum ortaklarımıza, %25 nispetinde ve 1,00 YTL'lik nominal değerde bir adet hisse senedine 0,250 YTL brül=net nakit temettü ödenecektir. - Dığer hissedarlarımıza %25 nispetinde ve 1,00 YTL'lik nominal değerde bir adet hisse senedine brüt 0,250 YTL, net 0,21250 YTL nakit temettü ödenecektir. BAŞVURU ŞEKLİ VE SÜRESİ: Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş. tarafından Sermaye Piyasası Mevzuatı'nın kaydi sisteme ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde ızlenmeye başlanan pay sahiplerinin kâr payları, hesaplarına aracı kurumları tarafından yatırılacaktır. Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.'nin 294 sayılı Genel Mektubunda belirtildigi üzere, Sermaye Piyasası Kanunu'nun Geçici 6. maddesi esasları uyarınca hak sahibi yatırımcılar, hisse senetlerini kaydileştirmedikleri sürece 31.12.2007 sonrası için oluşacak haklarını, ancak paylarının kaydileştirilmesinden sonra alabileceklerdir. Hisse senetlerini fiziken ellerinde bulunduran pay sahıplerı kaydıleştirme işlemlerı hakkında Şirket Merkezi ile Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'den gerekli bılgîlerı alabılırler. Aracı kurum hizmetleri, 12.05.2008-31.12.2008 tarihleri arasında Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve aşagıda belirtilen Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. şubelerinde, 09.00-12.00 ve 14.00-16.00 saatleri arasında yapılacaktır. Tam ve dar mükellef tüzelkişıler, kâr payı almak üzere yapacakları müracaatta mükellefiyet bilgilerini aracı kuruma ibraz etmekle yükümlüdürler. BAŞVURU YERLERİ: (12.05.2008-31.12.2008 tarihleri arasında) Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler A.Ş.: Cumhuriyet Caddesı No: 233 Harbıye / Istanbul Tel: (0212) 232 26 00 (12.05 2008 - 3112.2008 tarihleri arasında) Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Şubeleri: IstanbuTda; Caddebostan Bağdat Caddesi, Nakkaştepe, Beylikdüzü, Bakırköy Dikilitaş, Kartal, Etiler Nispetiye Caddesi, Feneryolu, Ankara'da; Ankara, Bahçelievler, Çankaya Cinnah, Izmir'de; Izmir, Karşıyaka Yalı, Bornova Hükümet Koııağı, Bursa'da; Bursa Fomara, Setbaşı Maviköşe, Antalya'da; Aspendos Bulvarı, Eskişehir'de; Porsuk, Kocaeli'de; Izmıt, Gebze Çarşı, Adana'da; Çukurova, Mersin'de; Mersin Arçelik A.Ş. Şirket Merkezi: Karaarjaç Caddesi No- 2-6 Sütlüce 34445 Beyoğlu / Istanbul Tel: (0212) 314 3115 ASKAYNAK ELEKTRİK-SU TÜKETÎMÎNl AZALTTI Hem tasarruflu hem çevreci Ekonomi Servisi - Ec- zacıbaşı-Lincoln Electric ortaklığmda kaynak üre- tim sektöründe faaliyet gösteren Askaynak'ın, Gebze'de faaliyete geçen yeni tesisinde, elektrik, ya- kıt ve su kullanımını cid- di oranlarda düşürdü. Te- sislerdeki çevreci uygula- malann sağladığı yıllık ta- sarrufun 383 bin dolar ci- vannda olduğu belirtilir- ken fabrikanın 40 yıllık ömrü boyunca elde edile- cek tasarrufun 15.3 mil- yon dolara ulaşacağı tah- min ediliyor. Kaynak elektrotu, gazal- h ve tozaltı kaynak teh üre- timi yapan Askaynak'ın, Gebze Şekerpınar'da kur- duğu tesis, 9 aylık bir in- şaatla 25 milyon dolara mal oldu. Fabrikada, 5 milyon dolar ilave maliyetle, elekt- rik ve su kullanımı yüzde 50'yi aşan oranlarda dü- şürüldü. Tesis, gün ışığından fay- dalanarak gündüzleri ay- dınlatmak için elektrik kul- lanmıyor. Tesisin az mali- yetle çevreye en az zararve- rir hale getirildiğini dile getiren Askaynak Genel Müdürü tlkay Bayram, "Yeni üretim yöntemleri sayesinde, kuÛandığunız su miktarını azalttık. Ha- valandırmayı da enerji kullanmadan, etkili doğal bir sirkülasyonla gerçek- leştirdik" dedi. EKONOMİ POLİTtK ERtNÇ YELDAN Krizin Yapısal Nedenleri, Tetikleyici Unsurları Amerikan ekonomisine ilişkin en son yayım- lanan işgücü verileri, "piyasa oyuncularının" olumsuz öngörülerinin aksine, daha ılımlı bir daralma gösterdi. Amerikan ekonomisinde ge- çen ay yaşanan istihdam kayıplannın sadece 20 bin işçi düzeyinde olduğu duyurulmuştu. Oysa, "piyasaların" tahminleri 80-100 bin kişi- lik bir istihdam kaybı beklemekteydi. Bu göre- celi olumlu tablo bir anda Amerikan borsasını coşturmaya yetti. Demek ki Amerika aslında pek de öyle durgunluk içinde değildi; ya da ik- tisadi durgunluk tahmin edilenden de kısa sür- müştü; artık dip noktası aşılmış, tekrardan bü- yüme sürecine dönülmüştü... Bu tür "kendin-söyle, kendin-inan" düşünce sistemi, finans dünyasının yapısal niteliklerin- den birisi olarak karşımızda duruyor. Finans dünyası, kısa dönemli ve aşırı risk iştahına da- yalı spekülasyon uğraşıyla birlikte reel ekono- miyi de sürüklemeye devam ediyor. Nitekim, Amerika'da geçen ay içinde istihdamın tahmin edildiğinden daha az oranda kayıpla atlatıldığı duyurulmasına karşın, Avrupa ekonomilerin- den gelen veriler küresel krizin Atlantik-ötesi- ne sıçramış olduğunu göstermekteydi. örne- ğin Almanya'da iktisadi durgunluğun yaygınlaş- masıyla birlikte, yoksullaşma oranının da yük- seleceği ve bu şartlar altında 2020 yılında Al- manya'da yoksul sayısının 10 milyonu aşaca- ğı hesaplanmaktaydı. Bu veriler karşısında Av- rupa Merkez Bankası artık faiz oranlarını indir- me ihtiyacı duyduğunu açıklamasına rağmen, artan enflasyon tehlikesi karşısında birtürlü ha- rekete geçememişti. Öte yandan Amerikan Mer- kez Bankası "FecTin son faiz indirimi sonucun- da, Amerikan ekonomisi artık negatif faizlerle çalışmaya konulmuş ve Fed'in elindeki istikrar politikalarının da sonuna gelinmişti. Bu şartlar altında, "piyasaların" birdenbire olumlu beklentiler içinde coşkuya kapılması na- sıl açıklanabilir? Gerçek şu ki, finans sermaye- si ve medya çoğunlukla krizin yapısal nedenle- ri ile tetikleyici unsurlarını birbirine karıştırmak- tadır. Krizi tetikleyen etkenler çoğunlukla anlık ve geçici (konjonktürel) yapıda olduğundan, söz konusu etkenin şiddeti azaldığı noktada "kriz artık aşıldı" umuduna kapılınmaktadır. Da- ha geniş bir bakış açısıyla bakıldığında, 2007'nin sonbahar aylarında patlak veren ve giderek ya- yılan son finansal krizin ardında yatan yapısal unsurun, uluslararası düzeyde 2003'ten bu ya- na gözlenen aşırı likidite bolluğu ve özel sektö- rün aşırı borçlanma talebi olduğu görülecektir. Küresel piyasalarda tüketici kredileri ve şirket- lerin yüksek oranda dış borçlanma olanağına kavuşmasıyla birlikte uluslararası düzeyde finan- sal varlıkların değerleri speküiatif bir biçimde ba- lon köpüğünü andıran bir şişkinlik içindeydi. Sürdürülemez hacımdeki böylesi bir şişkinlik krizin yapısal nedenlerini oluşturmaktaydı. Yapısal olarak sürdürülemez bir genişleme içinde bulunan finansal varlıkların hangi neden- le ve hangi noktada patlayacağı ise tetikleyici unsurlara kalmış durumdaydı. Amerika'da söz konusu tetikleyici etkenler konut piyasasında açılmış olan "vasıfsız kredi"\ere dayanmaktay- dı. Bankalar, geri ödenmeyebileceğini bilmele- rine karşın, geniş bir tüketici kitlesine "vasıfsız" nitelikli kredi açmaya devam etmekteydi. Zira finans dünyasının rekabeti öyleşiddetliydi ki, kim- senin durup düşünmeye vakti yoktu. Risk al- maya cesaret edemeyenler finansal rekabette de başanlı olamayacaktı. O halde daha riskli alan- lara açılmak ve speküiatif birikimin sınırlarını her geçen gün daha fazla zorlamak gerekmek- teydi. Kaldı ki, BearStearns yatırım bankasının kurtarılmasında da görüldüğü üzere, zaten mer- kez bankaları hiçbir büyük bankanın batması- na göz yumamazdı. Böylece, riskler göz ardı edil- miş ve piyasaların başıboş kararları altında 2007 krizinin de altyapısı hazırlanmıştı. Uluslararası iktisatyazınında finansal serma- yenin risk iştahının ve kısa dönemli speküiatif karar alma mekanizmalarının dizginlenmesi ve finans sektörünün ana işlevinin reel yatırımlara kaynak sağlamak olduğu gerçeğinin tekrardan oluşturulabilmesi için yoğun bir yeniden dü- zenleme (regülasyon) gereği giderek kabul gör- mektedir. Ancak bu gerçeğin kapitalizmin şid- detlenen rekabeti altında finans sermayesi ta- rafından sessizce kabullenilmesi olası gözük- memektedir. 21. yüzyılın bu ilk on yıllık döne- minin, kapitalizmin küresel finans kurumlarının yeniden yapılandırılması ile finansal sermaye- nin kazançlarını koruyabilmesi ikilemi arasında şiddetli birsavaşımasahneolacağı gözükmek- tedir. İLGİ TOPLUMUNA DOĞRU / ÖZLEM YÜZAK ozlem.yuzak@cumhuriyetcom.tr Soluduğumuz kirii hava, artık sa- dece sabah ve akşam saatlerinde değil, günün herdakikası kilitlenen trafikte içimize çektiğimiz egzoz du- manı, süratle betona dönüşen ye- şil alanlar, naylon poşetlerden olu- şan dev çöp yığınlan, artık o eski lez- zetlerini bile unuttuğumuz ve ye- meğe mahkûm edildiğimızhormon- lu meyve ve sebzeler, sağlık ve gı- da denetimleriyapılmayan restoran ve büfeler... Ozensizlik, vurdum- duymazlık, sorumsuzluk.... Aşina değil mi? Küresel ısınma ve iklim değişik- liğiyle birlikte çevreye duyarlılık da arttı deniyor... Doğru mu?Peki ben niye kendi yaşam alanım içinde bu duyarlılığı algılayamıyorum? Bölgesel Çevre Merkezi (REC) Türkiye DirektörYardımcısı Kerem Okumuş ile sohbet ediyoruz. As- lında benzer sohbeti 2 yıl önce de kendisiyle yapmıştık. Daha iyi. Ko- nu REC'in bu yıl 2'ncisini vereceği çevre ödülleri, ama biz geçen 2 yıl- da çevre konusunda neler olup bit- tiğini de konuşuyoruz. Küçük bir hatırlatma yapalım: 1990 yılında ku- rulan ve merkezi Macaristan'da bu- lunan REC'in 2004'te Ankara'da Sektörel Dernekler Çevreye Ne Kadar Duyarlı? açılan Türkiye Ofisi, hem Çevre Ba- kanlığı'na AB'ye uyumu hızlandır- mak için danışmanlık yapıyor hem de yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyor. Şüphesiz Çevre meselesi ülke ola- rak, toplum olarak hepimizin soru- nu; ancak bir yandan da AB ile mü- zakerelende başımızı ağrrtacak mad- delerın başında. Çevre sektörünün AB'ye uyumunun Türkiye'ye mali- yeti 90 milyarAvro; bu maliyetin 30 milyar Avrosu 7 - 8 yıl içinde özel sektörün cebinden çıkacak, geri kalan 60 milyar Avro'luk kamu büt- çesi için şimdiden finansman mo- delleri geliştiriliyor. Okumuş, 300 ay- rı yasal düzenleme olduğunu ve bugüne kadar ancak yüzde 40'ının tamamlanabildiğini belirtiyor ve ek- liyor "Asıl sorun uygulamada". Tamam, şirketlerin çevreye ilişkin yatınmlan ciddi kaynak sorunu, an- cak uyum çerçevesinde yasal mev- zuatın değişmesiyle çevre onlann da başını ağntmayacak mı? Sektörel etki analizlerinin şimdiden yapılma- sı gerekmiyor mu? Kerem Oku- muş, "Şüphesiz gerekiyor. Ve bu konuda adım atmasıgerekenlersek- törel dernekler. 'Benim sektörüm AB çevre mevzuat ile uyumlu ha- le gekdikten sonra nasıl etkilene- cek? Hangi mali yükümlülükler gelecek?' diye düşünmelerigerek. Neyazıkkikimseden ses soluk çık- mıyor" diyor. REC bu konuda önayak olmak için Çevre Bakanlığı ile bir proje ge- liştirmişveAvrupa Komisyonu'ndan belli bir kaynak almış. Bu kaynak ile 2 sektörde örnek bir etki analizi ça- lışması yapılacak. Ayrıca etki ana- lizleri nasıl yapılır diye eğitim de ve- recek. Okumuş, "Umanzbuyaptık- lanmız diğer sektörlere de model olur" diyor. Okumuş'a göre dünyada yeni hedef çevreyi koruyarak para kaza- nabilmek. "Süreklipam harcayarak çevreyi korumak imkânsız, bu nedenle şir- ketlerpara kazanarak da çevreyiko- rumayı öğrenmeye çalışıyor" diyen Okumuş, REC olarak Türk şirket- lerini bu zor ve uzun sürece hazır- lamak için çeşitli çalışmalaryaptık- larını, bunlardan birinin de Boğa- ziçi Üniversitesi işbirliğiyle başlatı- lan "AB Katılım Sürecinde Iş Dün- yası İçin Sürdürülebilir Kalkınma Sertiüka Programı" olduğunu söy- lüyor. 29 Mart-28 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek prog- ramda, KOBl'ler için burs imkânı da bulunuyor. Ve yeni bir gelişme de Avrupa Bırliği'nin kamu ihalelerine "çevre dostu şirket" şartı getirmeye ha- zırlanması. Kamu alımlarında daha çevreci ve "yeşil" şirketlerin tercih edileceği yeni uygulama kapsamın- da, üretim aşamasında daha az enerji tüketen, organik ürün kulla- nan, belli miktann altında karbon sa- lan şirketlerden mal ve hizmet alı- mı yapılacak. Yeni yönetmehğin bir- kaç yıl içindetüm AB ülkelerinde uy- gulanmaya başlaması hedefleni- yor. Üstelikyeni yönetmelik, Türki- ye'nin de uzun dönemde uyum sağ- laması gereken başlıklardan biri olarak dikkat çekiyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog