Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 4 MAYIS 2008 PAZAR 12 P A Z A R Y A Z I L A R I dishab@cumhuriyet.com.tr Alışırlar, alışırlar... Türkiye'dc emekçilerin, 31 yıl önce 37 arkadaşlannı kurban verdikleri Taksim Meydanrna çıkrnak için polis barikatıni zorladıklan saatlcrde. Hollandah çöpçülcr, yoğun bir mesainin sonuna gelmişlcrdi. Dünyanın incisi caıum tstanbul'da, pınl pınl sokaklar az sonra atılacak gaz bombalan ve kaldınm taşlan ile "cehenneme" dönmeye hazırlanırken, "savaş alanına" dönmüş olan Dam Meydanı, yeniden tertemiz bir görüntüye bürünmüştü. Dam Meydaın'nı çöp dağlanna çeviren şey, ne polis müdahalesi ne de işçilerin karşı koyması sonucuydu. Tek neden eğlenceydi. Hem de doyasıya, sabahlara kadar süren bir eğlence... 30 Nisan'da Hollanda, Kraliçe Bcatrix'in 70. yaş gününü kutladı. Ama öyle bizdeki gibi "laf olsun, âdet yerini bulsun" türünden bir kutlanıa değil. Ülkcnin hcr köşesindc halkın her kesiminin katılınııyla gerçek bir kutlama gerçekleştirildi. Kraliçe ve ailesi, ülkenin kuzeyindeki bir köye konuk oldular bu yılki kutlamalar için. Ülkenin her tarafı, bayraklarla, turuncu flamalarla süsleudi. Gün boyu süren kutlamalar, yerini gece eğlencelerine bıraktı. 30 Nisan akşamı Amsterdam'daki ünlü Dam Meydanı'ndan yapılan kutlama etkinliğine 500 binden fazla kişi katıldı. Şarkılar ve danslar sabaha değın sürdü. Satıcılar, bira yetiştiremedi alandaki kalabalığa. 1 Mayıs'ın ilk ışıklanyla birlikte gecenin bilançosu da ortaya çıktı; tam 300 ton çöp. Çoğunluğu plastik bira bardakları vc konfetilerden oluşan çöp dağlannı toplamak için Hollandalı emekçiler, "Emek Bayramı"nın ilk saatlcrindc hunımalı bir çalışma içine girdiler. Çoğu, bir önccki akşamdan kalan çakırkeyif emekçiler, eğlencenin coşkusuyla bayramı ve işı birleştirıp Amsterdam sokaklarını temizlemeye koyuldular... Aynı saatlerde Avrupa telcvizyonlannın haber bültenlerindc, Istanbul'dan "Bağdat sokaklarını" aratmayan görüntüler yansımaya başladı. Panzcrlcrin sıktığı suyla yerlerde sürüklenen emekçiler, onlan "sürek avındaymışçasına" bomba-atarlarla kovalayan maskeli AMSTERDAM YIJSUF OZKAN polisler... Neredeyse, diktatörlükle yönetilen ülkelerde bile artık rastlanılmayan faşizan görüntüler kaphyor ekranı. "Tarikat erbabı" olduğu ileri sürülen pala bıyıklı polis müdürü, emekçilere yasaklanan meydanda böbürlenerek dolaşıyor... Haberleri birlikte izlediğim yaİanım öfkeli. "Kimse bir şey yapmayacak mı? Yine hükümctin yanına kâr ııu kalacak emekçilere karşı bu yapılanlaı" diye bağınyor. Gülüyorum; "Unutulur, alışıhr, üzülme..." Turgut Özal cumhurbaşkanı seçildiğindc, gelen tcpkiler üzerine böyle söylemişti: "Alışırlar, alışırlar..." Alıştıkda... Hcm daha nelere, nelere ahştırdılar... Bu salt bizdc dcğil, dünyanın hemen her yerinde böyle sanırım. Hollanda'nın yakın gclccckteki "kralı" William Alexander, Arjantinli cunta üyesinin kızıyla evlendiğinde kıyamet kopmuştu. 1976 yılındaki askeri darbe ile işbaşına gelen ve resmi verilere göre 30 bin kişiyi öldüren faşist cuntanın Tarım Bakanı Jorge Zoreguata, kızımn düğünü için Hollanda'ya gelememişti. "Faşist cuntanın dünürü" olmak, sağduyulu birçok Hollandalıyı rahatsız etmişti. Ancak zaman içinde, Prenses Maxima Zoreguata'nın "şıklığı, zarafeti, gebeliği" gibi konular, basında faşizmin de, cunta kurbanı 30 bin Arjantinli'nin dc önüne geçti. Neredeyse unutuldu gitti, "müstakbel kralın" eşinin, eli kanlı bir cunta üyesinin kızı ve "özgürlükler ülkesi" Hollanda'nın faşist cunta ile dünür oluşu. Faşist Bakan Jorge Zoreguata, istediği zaman Hollanda'ya gelip gitmeye başladı. Hatta 24 Haziran 2005'te de Maxima 3. kızuıı doğururken, onu hastaneye götürenler arasında eli kanlı babacığı da vardı. Özellikle sol kesim zaman zaman bu konudaki rahatsızlığını ve eleştirisini dile getirse de, özellikle "magazin basını"nm katkılarıyla konu sorun olmaktan çıktı. Hollandalılar cuntanın dünürü olmaya "aüştılar". 30 Nisan'daki kraliçcnin doğum günü nedeniyle yapılan bir anket de bunu bir kez daha kanıtladı. Ankete katılan Hollandalılann yüzde 62'si, Beatrix'in, görevı oğlu VVilliam Alexander'a devretmesi halındc düzenlcnecek törene, Jorge Zoreguata'nın katılmasında bir sakınca görmediğini söyledi. oskanyusuj1@hotmail.com Otomattanbir rakı lütfen!Kurşuni bir gökyüzü ve çisil çisil yağmur yağan bir ilkyaz pazar sabalıında yataktan kalkar kalkmaz ne düşünürsünüz, onu bilemem. Ancak Almanlar anlaşılan bu sene de ilkyazın keyfıni doğru düriist yaşayamayacaklar!.. Sadece dükkân vitrinlerine yansıyan bahar sevinci (!) henüz hiç kimsede yok. Ellerinde şemsiye ile Marien Meydanı'nda cumartesi şamatasını seyredcnlere inat, bu lıafta sonu kentin uzak bir köşesindeyim... Epeydir semtine uğramadığım doğu istasyonunun arkalannda kalan, otomobil tamirhaneleri ve lastik servisleıinin arasında öteden beri gidip bulmayı kafama taktığım eski tüfck solcu bir arkadaşı, "lastikçi Ekrem"i anyorum bu kez. Artık sayılan Münih'te hızla azalan 68 kuşağından bir devrimciyi, bazılanna göre "komünist Ekrem"i Grafinger Caddesi'ndeki tamirhanesinde elimle koymuş gibi buluyorum... Kırlaşmış palabıyıklı ve hafifçe rakı göbeğmin yanı sıra babacan duruşu ve cin gibi bakışlanyla, insanı kapıda gülerek karşılayan bir tıp bu Ekrem Alpaslan. 1972'den beri Münih'te, dürüstlüğü bir yana yardımseverliği ile sevilen, özellikle cumartesileri herkese açık rakı sofralanyla ünlenen Ekrem tamirhanesi, öyle başka işliklere benzemeyen bir mekân. Duvarlarda sararmış Nâ/ını Hikmet şiirlerinin asılı olduğu vc bir köşede ise eski bir Deniz Gezmiş fotoğrafınm tebessüm ettiği bu tanıirhanede haydi gelin de hüzünlü bir hafta sonunu yaşamayın bakalım. Esascn lastikçi Ekrem Usta'yı meşhur eden aynntı, onun Almanya'da ilk ve tek örnek olarak mcrak uyandıran "rakı otomatı"nı icat etmiş olmasıdır. Zaten onunla konuşmaya başlar başlamaz ilk sorum da bu ilginç alet oluyor. Dükkânın girişinde duran bu meşhur (!) rakı otomatına gidip bakıyoruz birlikte vc o gülerek anlatıyor: "... arkadaşlarla nıalunı hafta sonlarındaki muhabbete dalınca rakı bitiyordu, ben de tuttum bunu yaptım..." diyor ve ekliyor ardından: "Yalnız azizim, en büyük sorun; Türkiye'de ikide birde dcğişen rakı fiyatlarına ayak uydurmak için ben de lıa bire ayar yapmaktan yıldını..." diyor! Münih'te yıllardır tarikatlann tekelindeki Türk marketlerinde rakı bulunmazken onun otomatında rakı her zaman var... Dükkân konışuları biracı Almanlar bile bu otomatın müşterileri şimdi... Rakı otomatı mucidi (!) mütevazı Yozgatlı arkadaşla bir kahve içimi için geldiğim tamirhaneden bir türlü aynlamıyorum. Eski Münih'i, ortak dostlan, dönekleri ve yeni Fethullahçılan MUNİH EROL ÖZKAN birbirimize anlatıyoruz... Şimdi bir tamirhanede yaşanan yağmurlu bir cumartesi hüznünü gelin de anlatın bakalım. Böyle havalarda düşler devreye girer!.. O deli rüzgârlarla esrikleştiğim eski ilkbahar ikindilerinde, Ayvalık'ın Cunda Adası'nı özlerim en çok... lçindc kırlangıçlann köşe kapmaca oynadığı anılarla dolu taş kahvenin eski aynasına bakıp gcçmişimi hatırlarım en çok... Ve de kırk yıllık dostum, ağabeyim Ahmet Yorulmazia bir ikindi vaktini... Ardrndan aklıma Gökova'nın yoksul bir balıkçı köyündeki yalnızlıkları, usulcacık geliveren ilkyaz sevincini ve hüznünü... Esasında ilkyazlar beklentilcrle doludur... Fakat her gün değişen yaşam koşullan, hastalıklar, krizler ve en çok da aynlıklar insanı nasıl da yıpratır, hiç sormaym. Duvarları Nâzım şiirleriyle dolu, romantik bir tamirhanede Ruhi Su ve Livaneli kasetleriyle eskiyi anmak ve Türkiye'nin getirildiği son çizgiyi konuşmak insanı hüzünlcndiriyor... Hclc lıele başyazarımız tlhan Selçuk Ağabeyimizin yaşadıkları... Dışanda hava kararıyor... Yağmur hırslı... Ekrem Usta'dan çok sevdiğim "Yozgat Sürmelisi" türküsünü çalmasını rica ediyorum çay bardağıma rakı doldururken... "...Rakı yoksulun içkisidir hocam" diyor Ekrem Usta gülerek... Ben ise ekliyorum: "... keyifli bir acıdır mübarek!.." Ülkemizdc yoksul kesimde yüzde 5.6 olan rakı tüketimi zenginlerde yüzde 2.8 imiş. Ve de 28 çeşit rakının yanı sıra 2006 yılında 46.5 milyon litre olan rakı tüketimi geçen yıl 42.7 milyon litreye düşmüş... Bunlan Ekrem Usta anlatadursun, kafam başka yerlerde geziniyor. Canını sıkkın. Aslında Münih'te oyalanacak çok şey de yok değil. Buradaki Sinema Türk'ün düzenlediği Türk Film Günleri'nde "Mutluluk" fihninin başoyuncusu Murat Han ile kahve içtikten sonra, yinb kentte epeydir sesi soluğu çıkmayan "Tiyatro Kaos"un sahnelediği "Kadıncıklar"ı alkışlıyorum yıllar sonra yine... Oyunun yönetmeni Cumhur Atalan ve ekibiylc aynı gece bir meyhaneye gidip gece yansına kadar rakı içiyoruz... Rakılar ve dertler bitmiyor bir türlü... Artık siz de biliyorsunuz ki Münih'te dincilerin paylaştığı Goethe Caddesi'nde marketlerde rakı yok. Rakı kıymetli. Milli içkimiz rakı, günah artık! Allah'tan bizim bu "lastikçi Ekrem"in buluşu, taniirhanesinin önünde durup duran bir 'rakı otomatı" var Münih'te. Ve yağmurlu, son derecede hüzünlü bir pazar gecesinde gidip otomattan bir rakı çeksem mi diye düşunüyorum. Çünkü hayal kınklığı ve bezginliklcrin, daha doğrusu derçlerin giderek çoğaldığı bugünlerde hüzünler başka türlü azaltılmıyor... Ne dersiniz? erolozkan66@hotmail.com Aile babası flamingolar /AltDııin Kaliforniya eyaletindeki San Dicgo Ilayvanat Bahçesi'nde yaşayan flamingoların örnek aile yaşamı, hayvanseverlerin ilgisini çekiyor. Hayvanat bahçesinde, baba flamingoların, birkaç günlük yavrularını özenle beslemeleri izlenebiliyor. Flamingolar, yavruların yetiştirilmesinde ve yuvaların yapılmasında anne ve baba flamingonun eşit sorumluluklara sahip olduklan kolonilerde yetişiyor. (Fotograf: AP) Terakkili olmak için TERAKKİ VAKFI OKULLARI 2OO8-2OO9 ÖĞRETİM YILI ADAY KAYIT TAKVİMİ • Özel Şişli Terakk! Anaokulu / 4 Yaş (2005 doğumlu) 5 Yaş (2004 doğumlu) 6 Yaş (2003 doğumlu) Başvuru Süresi : 07.04.2008 /16.05.2008 Telefon : 0 212 351 00 60/216-227 Seçme Yöntemi : 4 ve 5 Yaş Grubu; kontenjan dahllinde görüşme ile öğrenci alınacaktır, 6 Yaş Grubu; kontenjan dahilinde, öğrenci tanıma çalışması ile öğrenci alınacaktır. • Özel Şişli Terakkl ilköğretim Okulu / 1. Sınıf (2002 doğumlu) Başvuru Süresi : 07.04.2008 / 09.05.2008 Telefon : 0 212 351 00 60 / 303-330-307 Seçme Yöntemi : Kontenjan dahilinde, öğrenci tanıma çalışması sonrası noter kurası ile öğrenci alınacaktır^ Noter Kurası, 15 Mayıs 2008 Perşembe, Saat: 10.00 • özel Şişli Terakkl İlköğretim Okulu / 2.-8. Sınıflar Başvuru Süresi : 07.Q4.2008 / 23.05.2008 Telefon : 0 212 351 00 60/113-114-118-307-328 Seçme Yöntemi : Kontenjan dahilinde, 2. ve 3. sınıflara öğrenci tanıma çalışması ile, 4. 5. 6. 7. ve 8. sınıflara Düzey Belirleme Sınavı ile öğrenci alınacaktır. • Özel Şişli Terakki Lisesi / 9. ve 10. Sınıflar (FB, TM alanlarına) Başvuru Süresi : 07.04.2008 / 23.05.2008 Telefon : 0 212 351 00 60/102-126-127-168-136 Seçme Yöntemi : Düzey Belirleme Sınavı • özel Şişli Terakki Lisesi Hazırlık ve Fen Lisesi 9. Sınıfa OKS ile öğrenci alınacaktır. Başvuru Koşulları: • 4 ve 5 yaş gruplan için aday ile birlikte başvurulması • Adayın nüfus cüzdanının aslı ile birlikte, önlü-arkalı fotokopisi • Iki adet vesikalık fotograf, adayın halen okumakta olduğu okuldan öğrenci belgesi (ilköğretim 2-8. sınıflar ve Lise sınıfları için) • Tüm kayıtlarda başvuru ücreti: 100 YTL : Hafta içi günler saat 09.00-17.00 : ilgili Okul Müdürlüğü Başvuru Saatleri Başvuru Yeri Düzey Belirleme Sınav Tarihi: 24 Mayıs 2008 Cumartesi, Saat: 10.00 Tanıtım Günü : 19 Nisan 2008 Cumartesi, Saat: 10.30 (Hafta içi her gün 09.00-17.00 saatleri arasında randevu alarak okullarımız ile ilgili bllgi I Ebulula Mardin Caddesi, 12/A 34335 Levent-İstanbul • T. 0212 351 00 60 • F. 0212 351 07 37 • www.terakki.org.tr HIV'li çocuklar dbstek bekliyor Kirgızistan küçük, güzel ama dertleri de bir o kadar büyük! Geçen günlerde Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev'in aniden rahatsızlanması, inanılmaz dedikodulann üretilmesine neden oldu. Bakiyev'in öldüğünden tutun da yaralanmasına kadar asılsız iddiâlar dolaştı durdu ortalıklarda. Hatta bunlann birçoğu internet sitelerinde yer aldı. Bakiyev tedavi için gittiği Almanya'dan dönüp kameralann karşısına geçince ortalık duruldu. Dedikoducular da ne yaptı bilmiyorum! Bugünlerde halk Oş bölgesindeki AIDS skandalını konuşuyor. Geçen aylarda ilkokul öğrencilerine yönelik periyodik aşılama yapıldığında minicik çocuklara HIV bulaştınldığı iddia edilmişti. tddia ne yazık ki doğrulandı. Alman bilgilere göre sağlık görevlileri "sudan ucuz" plastik enjektörleri birden fazla çocuk üzerinde kullanmışlar. Sonuçta olan olmuş. Kendilerinden mi yoksa çocuklardan birinden mi transfer oldu hâlâ belli değil. Ama kesin olan şu ki; 42 minik çocuğa HIV bulaştmldı. Olaya Sağlık Bakanlığı el koydu ve sağlık BIŞKEK «XOSMAN KARAKAŞ görevlileri hakkinda dava açıldı. 14 sağlık göreylisi 5 ilalOyıl arasında değişen hapis cezası ile yargıjlanacak. Peki çocuklar? Kırgızistan'm bu alanda ciddi yardıma ihtiyacı var... Malum olduğu üzere AIDS'in kesin tedavisi "henüz" yok. Ancak bazı tedayilerde başan sağlandığı görüldü. Tedavi bünyeye göre farklı sonuç verebiliyor. Her durumda tedavi girişiminin maliyeti oldukça yüksek. Bu maliyet yine kullanılan tedavi araçlanna ve ilaçlara göre değişkenlik gösterebiliyor. 42 çocuğun ailesi geç kalmmadan uzatılacak bir yardım elini bekliyor. Umarız Kırgızistan içinden ve dışından bir yardım eli uzatan olur. Türkiye'deki duyarlı aileler ve çocuklar başlatacaklan bir kampanya ile Kırgız kardeşlerine büyük bir destek verebilirler. Hem maddi hem manevi. Buna gerçekten ihtiyaç var. Yazılacak bir kart, hediye edilecek bir oyuncağın bile önemi var. Bu gibi hastalıklarda organizmanın dinç tutulması, moralin yüksek tutulması büyük önem taşıyor uzmanlara göre. Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin bu olaya duyarlılık gösteireceğine inanıyorum.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog