Bugünden 1930'a 5,499,166 adet makale



Katalog


«
»

..V • ,» • Bereketli Topraklar Üzerinde Erden Kıral'ın, 1978-1979 yılları arasında çekimini tamamladığı ve sıkıyönetim tarafından yasaklanan, daha sonra ise kimliği belirsiz kişilerce çalınan filmi 'Bereketli Topraklar Üzerinde', bu hafta izleyiciyle buluşuyor. Tuncel Kurtiz, Erkan Yücel, Nur Sürer ile Osman Alyanak'ın oynadığı filmde köyden üç arkadaş; Köse Hasan, Pehlivan Ali ve Yusuf, iş bulup çalışmak için Çukurova'ya gelirler. önce bir fabrikada, ardından bir inşaatta, sonra da çeltik tarlalarında çok ağır koşullarda işçilik yapmaya başlayan arkadaşların her biri için kader farklı bir yol çizmiştir. Ve ne yazık ki bu yollar, hiçbiri için hayırlı olmayacaktır. Tom Shankland'ın yönettiği VVAZ'da Stellan Skarsgard, Melissa George, Selma Blair ile Ashley VValters rol alıyor. Şehrin karanlık sokaklarında, dirilen bedenler koi gezmektedir; kimileri paramparça, kimileri derilerinde WAZ kazınmış bedenler. Dedektlf Argo ve iş arkadaşı, bu dövmede yazan denklemi çözmeye kararlıdırlar ve fark ederler ki kurbanların hepsine korkunç bir seçim önerilmektedir: Sevdiğin birini öldür ya da ölmeyi göze al! WAZ denklemini çözmeye girişen Eddie ve Helen, katilin bir aşk testi uygulamakta olduğunu fark ederler. Bu test, akla gelebilecek her tür işkenceden daha ağırdtr. • ÖzelTİm(TrapaDe Elite) Jose Padilha'nın yönettiği ve Wagner Moura, Caio Junqueira, Andre Ramiro ile Milhem Cortaz'ın oynadığı filmde sosyolog Luiz Eduardo Soares ile Andre Batista ve Rodrigo Pimentel adlı iki BOPE polisinin birlikte yazdığı 'Elite da Tropa' adlı kitap temel alınmış. Çocuğunun doğumunun yaklaşması üzerine Özel Polis Operasyonları Timi'nden ayrılmaya karar veren Nascimento, yerini alacak bir aday bulmak zorundadır. öte yandan polis okulu mezunu Matias ve Neto adlı iki arkadaş çevrelerindeki yozlaşmadan rahatsızdırlar. Zamanla bu ikilinin yolu Nascimento ile kesişecektir. özel tim mensupları, sokaklardaki savaşın acımasız yüzüyle karşı karşıyadırlar. Bir filmde izleyicinin1997'de Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Alün Palmiye'ye aday olan Michael Haneke'nin Funny Games'i (Olümcül Oyunlar/1997) jüriyi tam anlamıyla ikiye bölmüştü. Yarısı filmi klinik acımasızlıkla niteledi öteki yarısı da izlenmesi gerçekten güç bir başyapıt dedi. Avrupalı izleyici Olümcül Oyunlar'a olağanüstü ilgi gösterdi, ABD'de ise görmezlikten gelindi. On yıl aradan sonra Amerikalı izleyici için Haneke'ye A O I ı filmin yeniden çevrtmi önerisi yapıldı. Olümcül Oyunlar'ın yeniden bire bir S E L C U K gerçekleştirmenin özgün yapımın mükemmeliği anlamına gelmediğini belirten yönetmen geriye baktığında filınlerinde her zaman düzeltilebilecek bir şeyler olduğunu vurguladı. Buna karşın ilk çevriminde filminin anlatmak istediği herşeyi yansıttığını açıkladi: "Bu bence çok karmaşık bir alışürma. Dünyada aynı şeyi iki kez üretmekten zor bir şey yoktur. Işin elle ürctilen, hoşuma giden, yeniden ele aîınan zanaatçı bir yanı var. Doğrusu kendime meydan okumaktan mutluyum" diyen Haneke Olümcül Oyunlar'm dışında sinemada bire bir çekilen ikinci filmin Alfred Hitdbcock'ın Psycho'su (Sapık/1960) olduğunu, Gus Van Sant'ın yeniden çevrimini (1998) verimsiz, başansız bulduğunu da belirtiyor: "ölümcül Oyunlar'ın tıpkı yapımmı ancak benim gerçekleştirebileceğim gibi Sapık'ın ikiz versiyonunu da ancak Hitchcock çekebilirdi. Eğer bir yönetmen bir yeniden yapıma girişmek istiyorsa filmin A'dan Z'ye tiimüne, olanca aynnosına sahip çıkabilmeli. Yoksa sonuç başarısızolur." Olümcül Oyunlar'ın konusu şöyledir: Avusturya'nm dingin taşrasında Georg (Ulrich Mühe), Anna (Susanne Lothar), oğulları Schorschi (Stefan Clapczinski) ve köpekleriyle birlikte göl kenanndaki yazlık lüks evlerine hafta sonunu geçirmeye gelirler. Tanımadıkları beyaz giyimli, beyaz eldivenli nazik görünümlü iki genç (Arno Frisch, Frank Giering) onları ziyarete gelirler. Bu gençler aüe bireylerini ürkütücü bir acımasızlıkla oyunlarına araç edeceklerdir. lşkence, sadizm içeren haz duyduklan oyunlarının ardından aileyi yoketmeye başlarlar. Çok taıtışmalı yapım gözlem durumlannda kurguyla gerçek arasındaki çizgiyi adamakıllı bulanıklaştırır. Haneke "Kötülüğü, işkenceyi, sadizmi izliyorsunuz, hiçbir şey yapmıyor, yapamıyorsunuz" der. Funny Games U.S.'te (Olümcül Oyunlar ABD/2007) kamera açılarmı, objektif seçimlerini aynen uygulayan, özgün çabşmasını bire bir çeken Haneke, Avusturya taşrasını Amerikan taşrasına taşır. Bu kez uluslararası bir oyuncu kadrosu kurar: Avustralyalı Naomi Watts, Ingiliz Tim Roth, Amerikalı Michael Pitt. Amerikan pazarı için çektiği her anlamda tek yumurta ikizi filminde daha geniş bir izleyici kidesine ulaşacaktır. rolü nedir?Amerikan filmlerinin yüzde 90'ınm şiddeti tüketilebilir bir olgu nesnesine dönüştürmeye çahştıklannı, şiddeti gerçeklikten soyudayıp lcabul edilebilir kılıp bayağılaştırdıklarım irdeleyen Haneke bunun çok tehlikeli bir durum olduğunun akını çiziyor: "Medya kanı, şiddeti günlük yaşantımızın içine soktu, oysa ki insanlann büyük çoğunluğunun gündelik yaşamı şiddet içermiyor. olümcül Oyunlar şu soruyu direterek soruyor: Bufilminiçin izliyorsunuz? Bu izlediğiniz oyundaki rolünüz nc? Beni bir vicdan duygusu uyandırabilmek ilgilendiriyor." Yapımcısına başrolde Naomi Watts olursa Amerikan versiyonunu çekebileceğini söyleyen Haneke, Watts'ın aynı anda sempati ve yaralanabilirlik olgulannı taşıdığını belirtiyor: "Bu iki temel kavramla izleyici onun acısını paylaşıyor. Aynca Watts karmaşık duygulan yansıtmakta çok başanlı." Koca rolü için Amerikan sinemasmın en büyük aktörü olarak nitelediği Sean Penn'i düşünen yönetmen, Penn Into the Wild'ı çektiği için Tim Roth'a yönelmiş: "Tim'i hep kötü karakterlerde izledik. Onu bir kurbana dönüştürmek bana ilginç geldi" diyor. Naomi Watts yoğun şiddeti yansıtan bu bıçak sırtı dramatik gerilimde oynama karan verirken çok zorlanmış: "Bugüne dek aldığım en zorlu karardı. Kışkırüa, düşündürücü, ağır bir deneyimdi. En az rol yaptığım filmdi. Bağlandığım, soyunduğum sahnelerde çok zorlandım. Michael bana 'Unutma aile trajedinin, psikopatlarsa komedinin tam içindeler' deyince herşeyi kavradun. Onun sinemasında çekdcilik, tiksinti, iğrenme iç içe." Michael Haneke, şiddeti taşkın, ölçüsüz, biçemsel bir eğlence olarak yansıtan, düşük bütçeli, gişe getirisi yüksek, gore türünün antitezi olan Olümcül Oyunlar, ABD'de gerçekle kurgu arasındaki bıçak sırtı sının yeniden tartışıyor. Ona göre medyadaki gibi, sinemada kanlı sahnelerin, acımasızhğın, kötülüğün erişilebilir, çekici, eğlenceli yansımaları izleyiciyi adamakıllı duyarsızlaştırdı. Haneke bu duyarsızlaştırmanın sonuçlannı mesafeli güdümlemesiyle izleyicinin yüzüne hızla çarpıyor, onun ucuz beklentilerinin sorumluluğunu algılamasını istiyor. O, izleyicide isteyerek tiksinti, iğrenme, isyan uyandınyor, acının bir gerçek olduğunu anımsatıyor, yineliyor. Karşınızda akan, yaşamda da olan "kötülüğü, işkenceyi, sadizmi izliyor, hiçbir şey yapmıyor, yaparoıyorsunuz, düşünün öyleyse" diyor. Naomi Watts, Tim Roth, Michael Pitt, Brady Corbet, Devon Gearhart'ın oynadığı Funny Games U.S. (Olümcül Oyunlar ABD/2007), 30 Mayıs'ta sinemalanmızda gösterimde. Birkaç DVD ve Cumartesi eşliğinde sinema keufıni evde yaşa! Demir deği İron-i Man...Iron Man, olağanüstü efektlerle desteklenen, aksiyon ve macera yüklü bir çizgi roman uyarlaması... Bu öykü, dünyanın en büyük silah tüccarıyken savaş karşıtı süper bir kahramana dönüşen Tony Stark'a dair... Heyecan kasırgası Iron Man, sizlere eğlence ve keyifle geçireceğiniz iki saat vaat ediyor. Dünyanın sayılı çizgi roman şirketlerinden biri Süpermen ile Batman'ı da bünyesinde barındıran DC Comiçs ise diğeri de hış kuşkusuz Marvel Comics'dir. ABD'nin 60 yıllık çizgi roman devi Marvel, gerçeküstü kahramanları sayesinde uzun bir süredir beyazperdenin de tozunu atıyor. Bir örnek vermek gerekirse; Marvel'in, örümcek Adam (Spider Man), Hulk ve X-Men serileri, son 10 yılda 5 milyar dolarlık bir hasılata ALPER ulaştı. Demek ki, süper L kahramanlar, süper para kaldırmayı da becerebiliyorlarmış. Bugün 86 yaşında ve prodüksiyon amiri sıfatıyla hâlâ faal görevde olan Stan Lee'nin yarattığı Iron Man (Demir Adam), ilk kez 45 yıl önce yayımlandı. Teneke yığını deyip geçmeyin, bugüne dek günışığına çıkan 5 bin Marvel karakteri arasında kadınlaren çok onu beğendi. Tabii ki bunun nedeni; üst seviye ukala, espri makinesi, her dem gamsız ve hızlı çapkın Tony Stark idi... O, aynı zamanda deha seviyesinde bir bilim adamı, hayallerini hayata geçirmeye muktedir bir mucit ve milyarder bir silah tüccarıydı. Biraz kaderin cilvesi biraz da kendi marifetiyle Demir Adam'a dönüşen Tony'nin esin kaynağı ise Stan Lee'nin tabiriyle "maceraperest, deli dahi ve tam bir kaçık" olan işadamı Hovvard Hughes'tan (1905- 1976) başkası değildir. Sözün özü; dünya üzerinde gerçekten sıkı fanatikleri bulunan Iron Man, en nihayetinde 186 milyon dolarlık dev bir bütçesiyle kâğıttan beyazperdeye terfi erti. Iron Man'in yönetmeni aynı zamanda aktör de olan Jon Favreau... Hatırı sayılır bir ünü bulunmayan Favreau daha önce Elf, Made ve Zathura'yı çekmişti. Senaryo ekibi; Mark Fergus, Hawk Ostby, Ârt Marcum ve Matt Hollovvay'dan oluşuyor. Görsel bir mucizeye denk gelen filmin görüntü yönetmenliğini Matthew Libatique üstlenmiş. özgün müzikler ise Ramin Djawadi'ye ait. Başrollerde yetenekli asi ve tam tekmil serseri Robert Downey Jr, son yılların panldayan ismi Terrence Howard, Oscar'lı güzel Gvvyneth Paltrovv ve hep Büyük Lebowski'deki "Dude" karakteriyle hatırlamak istediğimiz Jeff Bridges var. Paramount Pictures ve Marvel Entertainment ortak ürünü, Iron Man dün tüm dünyada gösterime girdi. Kafa dağıtmak, hoşça vakit geçirmek istiyorsanız, şimdi sinemaya demir atma zamanıdır. Kartvizitinde beceri timsali ve karşı konulmaz yazan Tony Stark (Robert Downey Jr), gösteriş meraklısı, güzel kadın avcısı, kumarhane düşkünü ve israf şampiyonu olarak gününü gün etmektedir. Onun babası, ne yazık ki insanlığa nükleer silah ve atom bombası hediye eden Manhattan Projesi'yle ünlenmiştir. Tony'nin de mirasını devraldığı babasından pek birfarkı yoktur. Stark Endüstri'nin herşeyi konumundaki Tony, yerküreyi kana bulayan teknoloji harikası silahları parayı bastırana satmaktadır. Aslında güzel asistanı Pepper Potts (Gwyneth Paltrovv) dışında Tony, yalnız ve hassas bir adamdır. Afganistan'a en yeni oyuncağını (Jericho füzesi) bir tatbikatla tanıtmak için giden Tony Stark'ın konvoyu, dönüş yolunda teröristlerin saldırısına uğrar. Koruma görevindeki ABD'li askerler ölürken o, ağır yaralı kurtulur. Bayılmadan önce kendi icadı silahlarla vurulduklarını anlamıştır. (işte bu ironidir saçma sapan bir heriften kahraman yaratan - ona artık ironi man mı desek) Tony Stark'ı esir eden terör şebekesinin gözü kara lideri Raza'nın (Faran Tahir) masum insanları toptan ortadan kaldırmakla özetleyebileceğimiz büyük bir planı vardır. Kan içici Raza, ailesini katlettirip tutsak aldığı Doktor Yinsen'e (Shaun Toub) Tony'i hayata döndürmesi emrini verir. llkel koşullarda gerçekleşen arneliyat kısmen başarılı geçer, karanlık bir mağarada gözlerini açan Tony Stark, bedeninin bir aküye bağlı olduğunu görür. Çünkü şarapnel parçalarının kalbe doğru ilerlemesini engellemenin başka da bir yolu yoktur. Raza, Stark'tan Jericho füzesini yapmasını ister, alışılageldiği üzere silah zoruyla... Yaşamın kıyısında önayak olduğu cehennemin farkına varan Stark, iyilik meleği Yinsen'in fedakârlığıyla insanlığına kavuşur. Hünerli elleri ve üstün zekâsı, füze değil, mağaradan kaçışını kolaylaştıracak zırhı üretir. Demir Adam kılığına bürünen Tony Stark, yakıp yıkarak kendini kaçıranlara hadlerini bildirir. İlk Demir Adam deneyimi, zırhın parçalanmasıyla son bulur, Mecnun gibi çöllerde bir başına kalan kahramanımızın imdadına ise canciğer arkadaşı Yarbay James "Rhodey" Rhodes (Terrence Hovvard) yetişir. ABD'ye dönen Stark, silah üretimine son vereceğini açıklar, başta babasının arkadaşı ve şirketinin iki numaralı ismi tilki kılıklı Obadiah Stane (Jeff Bridges) bu karara karşı çıkar. Savaştan barışa giden yol tahmin ettiğinden de zorludur. Hak, hukuk ve adalet için (yahu bütün kahramanlar zırvalamak zorunda mıdır?) kırmızı ve altın rengiyle bezediği nihai zırhını kuşanmanın vakti gelmiştir. Not; Demir Adam, üç bölüm daha çekileceği için bu öykü burada bitmez. http://alperturgut.blogcu.com Bölünen Kiz (La Fille Coupee en Deux) Yönetmenliğini Claude Chabrol'un yaptığı filmde Ludfvine Sagnier, Benoît Magimel, François Berleand İle Mathilda May rol alıyor. Yirmi beş yaşındaki Gabrielle iki erkek arasında kalmıştır: Seçkin yazar Chaıies ile aile servetinln mirasçısı Paul. Kız onu tersieyince, Paul rakiblne karşı çılgınca bir nefret duymaya başlar. Gabrielle adamlardan birinin metresi ve diğerinin karısı olacaktır. Chabrol'un 50 yıllık kariyerindeki bu son filmi burjuvazi, ve televizyon kültürüyle zekice dalga geçiyor. # Altın Şans ( ) Andy Tennant ın yönettiği filmin başrollerin Matthevv McConaughey, Kate Hudson, Donald Sutherland ile Alexis Dziena paylaşıyor. Sörfçülükten hazine avcılığına geçiş yapan Ben Finnegan, 18. yüzyıldan kalma, hazinelerle dolu kırk sandık içeren efsanevi Queen's Dowry hazinesini takıntı haline getirmlştir. Hazine arayışı sırasında, evliliği ve her şeyini yitirmiştir. Nerede olduğuna dair çok önemli bir ipucu keşfedince hazinenin peşine düşer. Finn'in baş düşmanı olan Moe Fitch de hazinenin peşindedir. # SekSİ Ve Çllgin (TheHottieandtheNottie) Tom Putnam'ın yönettiği ve Paris Hilton, Joel Moore, Christine Lakin ile Adam Kulbersh'in oynadığı Seksi ve Çılgın romantik komedi türünde bir film. llkokul yıllarından beri Cristabel'in sevgilisi olma isteğiyle yanıp tutuşan talihsiz Nate Cooper'ın hayallerinin gerçek olmasının tek bir yolu vardır. Erkeklerin kendisinden bucak bucak kaçtığı June'a acele bir erkek arkadaş bulmalıdır. Bunu başaramadığı takdirde hayallerinin kızını elde etme şansı sıfırlanacaktır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog