Bugünden 1930'a 5,499,166 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 MAYIS 2008 CUMARTESİ 20 Kıızey Irak Politikası Yalnızca gelişmeleri alt al- ta sıralayalım: Genelkurmay Ikinci Baş- kanı Orgeneral Ergin Saygun, geçen şubat ayı başında çe- şitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 21 Şubaf ta Irak'ın kuzeyine yönelik kara harekâtına başladı. 8 gün sonra TSK'nin böl- geden tartışmalı çekilişini fır- sat bilen ABD sözcüleri hiç zaman yitirmeden Türkiye'ye "Irak'ın kuzeyindeki Kürt olu- şumu ile işbirliği yapılması" gerektiği düşüncesini aşıla- maya başladılar. Irak Devlet Başkanı Talabani'nin Anka- ra'ya gelişi bu ortama denk getirildi. Cumhurbaşkanı Ab- dullah Gül tarafından -adına "çalışma ziyareti" dense de- kabul edilen Talabani ile gö- rüşmelerin ana konusunu kuş- kusuz Irak'ın kuzeyindeki Kürt oluşumu ile ilişkiler oluşturu- yordu. Ardından Milli Güvenlik Ku- rulu toplandı ve Irak'ın kuze- yindeki Kürt yönetimi ile dört aşamalı temas Ankara'nın yol haritasına girdi. Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi, Başba- kan'ın danışmanı ile Bağdat'a gitti ve bölgesel Kürt yöneti- mi ile görüştü. Ardından böl- gesel Kürt yönetiminin Baş- bakanı Neçirvan Barzani'nin Türkiye'ye gelmesi bekleniyor. Anlayacağınız, Türkiye'nin bir zamanlar vazgeçmeyece- ğini duyurduğu "kırmızı çiz- g/"sine biraz beyaz, biraz ma- vi, azcık da yıldız eklendi o ka- dar... IŞIK KANSU HAPİ BAKAUM, BEN YORPUM SEN HÜPLETL i -BİR TV BFXGESELİ..- Örnek Kayınpeder Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, geçen hafta da TBMM kürsüsünden bir "iyi kayınpederi" kutladı: "Siz kayınpeder olarak devletin 750 milyon dolarını getirip de kendi damadınızın çalıştığı şirkete eğer verirseniz... Bu, burada söylenmeyecek mi arkadaşlar? Işte kayınpederin en güzel örneğini veriyorsunuz, bu yönüyle de tebrik ediyorum, demek ki bazı kayınpederler çok güzel kayınpederlik görevini yapıyor, ama öteki kayınpederler de önüne bakıyor." önüne bakan damatlara ve kayınpederlere bir öğüdümüz var: Durma, yola devam et, senin de olur... 9 Aydır Tutuklu Araştırmacı-yazar Ergün Poyraz, 9 aydır tu- tuklu. Hakkında henüz bir iddianame hazırlan- mış değil. Savunmanı Hüseyin Buzoğlu ile konuştuk. Savcının, Temmuz 2007'de tutukla- nan Ergün Poyraz'ın ilk ifadesini 24 Nisan 2008'de aldığını aktardı: "Savcı, 15 kadar soru sordu, fakat sorulan so- rulardan hiçbiri 'Siz şu örgütte, şu örgütte, şu hi- yerarşi içinde, şununla bağlantılı, şu eylemi ger- çekleştirdiniz' yönünde değildi. 'Şu emekli generali tanıyor musunuz, şu sivil toplum örgütünün yö- neticisini tanıyor musunuz, şununla görüştünüz mü, kitabınızda bunlar var mı' gibi sorulardı." Buzoğlu'na "Yariı çete suçlaması ile 9 aydır tu- tuklu bulunan Ergün Poyraz'a çete ile ilgili bir so- ru sorulmadı mı?" diye üsteleyecek olduk, "Yok; sorulmadı" dedi. Peki, 9 aydır tutuklu bulunan Ergün Poyraz için herhangi bir insan hakları kuruluşunun herhan- gi bir girişimi var mıydı? Buzoğlu'na göre, o da "yok"tu: "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin en çok 4 ay içinde iddianamenin tanzim edilip şüpheli- lere yargıç güvencesi verilmesi konusunda çe- şitli kararları var. Savcı Bey'e bu kararlar da su- nuldu. 9 aydır iddianamenin hazırlanmasını bek- liyoruz." Sevindirici Açıklama Akdeniz Üniversitesi'ndeki olaylara ilişkin yazımız üzerine Antalya Valisi Alaaddin Yüksel aradı. Olaylarla ilgili olarak üniversite rektörü Mustafa Akaydın'ı sorumlu tutan, olayları onun üzerine yönlendiren bir açıklama ya da davranışı olmadığının altını çizdi: "Böyle bir şey olamaz. Üniversitemizi gözümüz gibi korumaya gayret ederiz. Konuyla ilgili yaptığımız basın toplantısındaki amacımız, bu olaylardan bütün taraflann ders çıkarması gerektiği keyfiyetini ortaya koymaktı. Ûniversiteyi büyük bir hassasiyet içinde değeriendiririz, ûniversiteyi hep ayrı bir yerde tutanz. Bunun dışında bir yonım gerçekten haksızlık olur." Vali Yüksel'in böyle düşündüğünü öğrenmek gerçekten sevindirici... Kâğıt üreten Balıkesir SEKA Işlet- mesi, 2003'te 1.1 milyon dolara Re- cep Tayyip Erdoğan'a yakınlığıyla bi- linen Yeni Şafak gazetesinin sahiple- rinin Albayraklar Şirketi'ne satıldı. Idare Mahkemesi, "piyasa değen'51.2 milyon dolar olan SEKA Balıkesir Iş- letmesi'nin 1.1 milyon dolara satıl- masında kamu yararma ve özelleştir- menin amacına uygunluk bulunmadı- Yatımm İndirimi ğı" gerekçesiyle satış işlemenin yü- rütmesini durdurdu, Danıştay da ka- rarı onadı. Satış yargı tarafından iptal edilince Özelleştirme Idaresi 2004 Haziran'ın- da özelleştirilen şirket için tapu iptal da- vası açtı. Ancak elini yavaş tutunca, Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, SEKA'ya ait olup satış sonrası Balıke- sir Işletmesi bünyesinde alıcıya "ema- net edilen" 12.7 trilyon liralık kamu var- lığının, grup tarafından "izinsiz olarak kullanıldığını" saptadı. SEKA Balıkesir işletmesi, halen Al- bayraklar'ın elinde. Ve hükümet, "suiistimal edildiği" ge- rekçesiyle 2006 yılında tümüyle kaldı- rılan "yatınm indirimi"n\ yeniden diril- ten teşvik paketini açıkladı. Pakete; ya- tırım indiriminin yanı sıra KDV istisna- sı ve gümrük vergisi muafiyeti gibi ola- naklar tanınacak yatırımlar arasına "selülozla kâğıt üretimi" de sıkıştırılı- vermiş! Solda Neler Oluyor? ERCAN YEŞİLYURT Yazıya Prof. Alpaslan Işıklı'nın birkaç yıl önce bir sohbetimiz sırasında ak- tardığı 1961 yılında geçen bir olayı anlatarak başlaya- cağım. 1961 yılında Alpas- lan Işıklı, Ankara Üniversi- tesi Siyasal Bilgiler'de öğ- renci derneği başkanı. Okulda öğrerıci olan Bağ^ datlı Abbas isimli birisi pa- rasız kaldığını belirtip Işık- lı'dan para istiyor. O da durumuna üzülüyor, kendi- lerinde para olmadığını be- lirterek Türkiye Milli Talebe Federasyonu'na (TMTF) gönderip onların yardım edebileceklerini söylüyor. Federasyon Başkanı An- kara Hukuk Fakültesi öğ- rencisi, şimdilerin ünlü ce- za avukatı Kemal Kum- kumoğlu. Kurnkumoğ- lu'nun en önemli özelliği çok güzel konuşuyor ol- ması. Aradan birkaç gün geçiyor ve; Alpaslan Işıklı Abbas'la karşılaşıyor ve "Ne oldu Abbas, sana yar- dımcı olundu mu?" deyin- ce Abbas, o sonradan öğ- rendiği Türkçesiyle, enfes bir cevap veriyor: "Konuş- mak muazzam, fiiliyat ma- fişL" • • • Bugün ülkemizdeki solun ve solcuların durumunu an- latan çok güzel bir örnek di- ye düşündüm ve sizlerle paylaşmak istedim. Bütün solcular, sosyal demokra- tından komünistine kadar hepsi gerekçelerini ortaya koyup çok güzel konuşur- lar ve savunma yaparlar. CHP Istanbul ll Kongre- si'nde Deniz Baykal ı din- ledim, konuşması, ülke me- selelerine hâkimiyeti hari- kaydı. Yine kısa bir süre ön- ce 68'in kırkıncı yılında es- ki devrimcilerin konuşmaları da harikaydı ama sadece harikaydı. Sadece çok gü- zel konuşuyorlardı. Hepsi çile çekmiş, işkence gör- müşler, yıllarca hapis yat- mışlardı. Ve çok duygusal- dılar. Peki bundan sonra ne yapmalıyız? Sosyalistleri ve solcuları nasıl bir araya ge- tirir, bir güç oluştururuz, sorusunun cevabı yoktu. • • • Tamam, sol, iktidara ge- lemese de emperyalizmin ülkemizde uygulattığı poli- tikalar karşısında asgari müştereklerde bir araya gelip, çaresiz insanlara bir umut ışığı olup, belli ölçü- lerde halkı mücadeleye ka- tamaz mı? Solcu hareketler fukaraları kurtarma teşki- latları değil. Solcuların gör- evi, halkı bilinçlendirip hak- sızlıkların karşısına dik- mektir. Ki o zaman bu ül- keyi yönetenler pervasızca davranamazlar. 12 Eylül öncesinde olsaydı bunlar kamu mallarını, ülkenin sek- sen yılda yarattığı her şeyi satabilirler miydi? Kamu bankalarının yani halkın pa- rasıyla, Sabah gazetesini ül- kesine günah diye sokma- yacak Arap şeyhiyle ortak, kendilerine medya grubu alabilirler miydi? O zaman kitleler örgütlüydü, kıyamet kopardı. 1980 öncesi bele- diye yönetiminden likörfab- rikasının arazisini kendi yan- daşlarına satıp imara aça- bilirler miydi? Bu konuda daha bir sürü örnek vere- biliriz. Işte bütün bunlar için ülkenin sola, sol güç- lerin varlığına, birliğine ihti- yacı var. Solcular hep ce- zaevlerinde, cenazelerde mi bir araya gelecek? • • • Yeterartık, 12 Eylül olalı 28 yıl oldu. Sürekli bunu ba- hane etmesin kimse. Tür- kiye'de solcular var, hem de çok var ama sol hareket yok. Kimse solcu olmak zorunda değil, ama ben solcuyum diyenler artık bir güç oluşturmak zorunda. 12 Eylül'ü en iyi anlatan 'Beynelmilel' filminin yara- tıcısı Sırn Süreyya ile Cum- huriyet Hafta Sonu ekinde bir söyleşi vardı bir-iki haf- ta önce. Sırrı, 12 Eylül'ü ya- panlar için, "Bir psikolog muayenesine gitse müşa- hede altında tutulacak adamlar" tanımını kullan- mıştı. Tamam, sonuçları çok kötü oldu, Kürt mese- lesinin silahlı bir hüviyet al- masına, dinci bir partinin ik- tidar olabilmesine imkân sağlayan bir ülke yarattı 12 Eylül. Şimdi solun sorunu, bunları var eden koşulların nasıl ortadan kaldırılacağı- nın programını yapmak ol- malı. Sosyal demokratlar laiklik, sosyalistler 12 Eylül söyleminden kurtulmalı ar- tık. Laikliği tehlikeye so- kan 12 Eylül'ün kalıntıları- nın, etkisinin nasıl yok edi- leceğinin çabası içinde ol- malıdır. • • • Sosyal demokratlar, biz niye iktidar olamıyoruz, hep sağcılar iktidara geliyor, halk neden onlara oy veri- yor, diye düşünüyorlar. Ba- kıyorlar ki onlar solcu ol- madıkları için oy alıyorlar. Eh, o zaman bizim de sağ- cı olmamız gerekir deyip serbest piyasayı, liberaliz- mi savunuyorlar. Sonuç olarak sağcı olup solculuk yapmak istiyorlar ama ol- muyor işte. Yazının başlığındaki so- runun cevabı; solda bir şey olmuyor. Ama şimdilik di- yelim, olması,umuduyla. KİM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicak@yahoo.com.tr *t»ısx ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACl kamllma8aracl@mynet.com HARBİ SEMÎH POROY (ÇÖPLÜK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.Junkldz.com BU AKŞAM DOMATESLERE FAZLA SU VERMEK LAZIM.. SOCANLARDA U2ADI CİTTİ. rAMISIRLAR..? x TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 3 Mayıs www.mumtaz-arlkan. com GÜRSEL'/M UYAR/ MEKTOBU İ96O'7M BUGÜN,tCASA tOJVt/ETLSe,t' KOMUTHAH ORGEMEfZAL C&ulAL GÜRSEl., />£"- AAOIOZAT &AgTİİKriOAet\ll LjyARMAK İÇİN MİLLİMÜDAPAA veKLİÜ(MH-Ll £AVUN- MA BAKANI) ETHBM MENDeBES'S S/£ MEK-TUP •>»ZPI. 'C42/İ2 VEJcııJM* PİYE SAf- LAYAN MEICTUPrA; HALM/N SOfJ OL4YLAIS MEPEAJİYLE AIE.T»M HUZUİZSlJZLUSu, öĞie.eNCiL£/s£ KA&P .^oe KULLAMILMASI VB ORDUMUM POLITİK/İ-** ta&tşr RILMASl GİBİ DUEllMLAePfiM SÖZ £{>£&&£ 8AZI ĞN£/S/L&SPE BUUWUYO&PU , UÜKÛME7TE & İ J ÜÜ ¥DEM ALINA4AU. . ĞİÇTİK.İLMELİPİR~ TAH&HAr t&MİSYOMU YASASI &U.\ <-<? PHZlLMAU/TtlTVItlCU GAZETBCJ YE ÖĞREUClLBZ Bt&mtLMAU, MT-AtJOAfA Epr OAVBANfLMA- Ll, AA/riPEKIOKJZAT-i/H yASALA/S. KALPIE/LMALI a MEKTU8U SAGNAK NİLGÜN CERRAHOĞLU Taksim'den Geçen Sınır ROMA- Italyan TV'leri habere önce "imajla" girdi. "Bu da ne? Binvanya falan mı?" derken ardından bi- zim "Taksim savaşı" çıkmasın mı? Panzerler, coplar, maskeli polisler, biber gazları, sular... Tam bir "Asya diktatörlüğü" görüntüsü. "En olaylı 1 Mayıs kutlaması" adına ekrana ilkin bu görüntüler düşüyor. Boş bulunup hiç üstüme alınmıyorum. Ama heyhat, karşımda nurtopu gibi bir Türkiye ima- jı duruyor! Evvela bir Türkçe dükkân adı seçiyorum... Spiker; benim gibi, "Bu vahşet dünyanın hangi az- gın diktatörlüğünde yaşanıyor?" düşüncesine kapılan izleyicilerin merakını, "Bunlar Istanbul sokaklan!" diyerek gideriyor: "Istanbullu göstericiler, kentin Avrupa ya- kasındaki en büyük meydan Taksim'e ulaşamadı!" Yani, "Izlemekte olduğunuz bu 'Asya tipi vahşet', as- lında biryakası Avrupa'da olan birşehirdeyaşanıyor. Bu göstehciler, Avrupa medeniyetinin parçası olma- sı gereken birmeydana; bu 'korkunç Asya vahşeti' yü- zünden ulaşamıyor!" demeye getiriyor. Evet evet.. bunu ifade etmeye çalışıyor ekrandaki spiker. Taksim'in yoksa "Istanbul'un Avrupa yakasındaki en büyük meydanı" olduğu, niye böyle uzun uzadıya vur- gulansın? "Türkusulü 1 Mayıs"\n geri planı işte böylesine de- rin tarihi, coğrafi, siyasi, kültürel simgeleryüklü... Türkiye - Italya farkı Taksim bir sınır: Uygarlık ve uygarlıktan nasiplen- memişlik arasından geçen bir sınır. Balkanlar'ı kazasız belasız aşan ve "Taksim sının- nı" geçtiği anda iğfal edilerek öldürülen Pippa Bac- ca'nın performans sanatıyla çizdiği sınır gibi tıpkı hiç yanılgı payı bırakmayan bir sınır bu, ne yazık ki. Sınırın "Avrupa yakasında" özgür birey ve yurttaş- lar var... "Asya yakasında" ise güneşli bir bayram günü üzerierine hortumla su fışkırtılan; kolları, bacakları kı- nlan; ev hapsine mahkûm bırakılan "yığınlar"... "Yurttaş" olamayan ve "yurttaştan sayılmayan" yı- ğınlar..."Cemaaf" veya "milli irade kalkanı" altında; "ya- sak!" dendi mi, devletin tapulu mülkü gibi görülen yı- ğınlarız biz. "Gösteri özgürlüğü" gibi en temel özgür- lüklerin esirgendiği, buna karşın ele dişe dokunur hiç- bir tepki vermeyen yığınlar olarak algılanıyoruz.. Türkiye'den çıkan "Binvanya imajlannın" ulaştığı Ital- ya'nın tüm meydanlarında "1 Mayıs" oysa, büyük bir coşku; gösteriler, şölenler ve konserlerle kutlandı. Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, "emekçiler" adına; etkili bir konuşma yaptı. Italya Cumhurbaşka- nı konuşmasının en büyük bölümünü; "beyaz ölüm- ler" diye adlandırılan küreselleşme şartlarının dayat- tığı "yeni iş güvensizlikleri" sorununa ayırmıştı. Emekçilerin kortejlerinde; Italyan işçilerini bırakın, "ırk- çı Avrupa'nın" nefretini çeken "göçmen işçiler" bile ser- bestçe içlerini döktüler... Türkiye'deki dehşet sahnelerinin hemen ardından ek- rana gelen Italya'daki kutlamalar çerçevesinde göç- menlere de mikrofon tutuldu... Çizme'de on beş gün önce yapılan seçimlerde "ya- bancı işçiler" üzerinden yürütülen nefret kampanya- sından yakınan "kara derili Afrikalı göçmenler" dahi, özgürce konuştular... Kimse de dönüp konuşanlara; "Beğenmiyorsan memleketine dön kardeşim!" demedi. Diyemedi! "Politically correct" -siyaseten uygun- olmak adına; dünya emekçilerinin böylesine içşelleştirdiği bir bay- ramda, din-ırk-siyasi görüş farkı gözetilmeksizin; her- kes konuşabildi... 'Başlar' bunun hesabını vermeli... Bırakın göçmenleri; Türkiye'nin kendi işçileri, ken- di emekçileri konuşamıyor. Konuşamadıkları gibi bir de üstelik "ayaktakımı" di- ye aşağılanıyorlar. Bundan büyük "siyasi kültür" farkı olabilir mi? "Taksim"i, benim gibi yurtdışından; Londra'dan izleyen bir okurum yana yakıla döşendiği bir e-pos- tada "Bunun hesabı mutlaka sorulmalı!" diyor; "Olan- ların üstüne gitmek her vatansever, adil yurttaşın görevi olmalı. Bu olayın İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gitmesini canı gönülden diliyorum. Bu bir in- sanlık dramı!" Aynen ben de böyle düşünüyorum. 1 Mayıs'ın tatil edilmesinin maliyetini hesaplayan AKP aynca; 'Türkiye markasına" verilen zarardan da sorumlu tutulmalı.Madem her şeyi böyle maddiyata vuruyor- lar; "Türkiye imajının" aldığı bu ağır darbenin faturası da "ayaklardan" değil "başlardan" çıkarılmalı. nilgun@cumhuriyet.com.tr 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 2 3 4 n_ I ii 5 6 7 8 9 I I I •• İü-H m BULMACA SEDATYAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ îlk Hıristi- yanlartn kayala- n oyarak ya da yeraltını kaza- rak yaptıkları tapınak ya da mezarlık. 2/ Van Gölü'nde küçük bir ada... Baharlı bir bit- ki. 3/ Yiyecek, besin... Israil'in plaka imi. 4/ Konya ilinde bir baraj... Cen- net bahçesi. 5/ Keten dövmeye yarayan tok- mak. 6/ Bir fasulye cin- si... Ankara'daki özel bir tiyatronun kısa ya- zılışı. II Lantan ele- mentinin simgesi... în- ce dantel... Bir cetvel türü. 8/ Seslerin gittikçe kuvvetleneceğini anlatan müzik terimi. 9/ Bağit... Klavyeli bir çalgı. YUKARTOAN AŞAĞIYA: 1/ Önünden geçilerek kendisine saygı gösterilmek istenen ölünün tabutu konulmak için yapılmış yük- sek yer. 2/ Şöhret... Muğla ilinde antik bir kent. 3/ "Sığla yağı" da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam... îlave. 4/ Katışıksız, saf... Torbaya benzer büyük gözlü balık ağ. 6/ Beceriklilik. 6/ "Denizayısı" da denilen bir fok türü... Tarla sının. II Kuzu sesi... "En sinsi bir — gibidir geçmeyen za- man" (Yahya Kemal)... Bir nota. 8/ Sigorta için ve- rilen ücret... Bir tür perde. 9/ Bir organımız... Tan- ntanımaz. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 I s p A R O Z •N 2 S U | R O K O K O 3 P A P A L T N A • 4 E R O S •N A IA 5 N E T | M A | A L 6 D •A L A V U R 7T 7 l T | A S A R •C 8 K 'Ü' A L A •A S I 9 •P l_j A T O N T K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog