Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

29 MAYIS 2008 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 17 Elektrik Suavi özyiğit: "AKP'den elektrik alanlar, elektriğe otomatik zam haberine şaşırmasınlar!" 1:0.212.343 72 74 Faks: 0.212.343 72 60Elektronik posta: dflnizaomOcumhuriyeLcom.tr - Meydan imamlara kalmış... "Imambayıldt!" ,N öğretmen otobüste 5 konuşunca 301 'lik ® olmuş. j Anlaşılan otobüse *» değil, dolmuşa >• binmiş! Demokrat llker Çamkır: "RTE'nin kavgalı olduklarına antidemokrat, desteklediklerine öz demokrat, tarafsız bulduklarına standart demokrat denir!" SABAHIN beşinde uyandığını ve uyanır uyanmaz Arşimet gibi "buldum" diyesi geldiğini söyledi devlet sanatçısı Macide Tanır. Neyi buldunuz diyecek oldum... Telefondaki sesinden yüzündeki gülümseme belli oluyordu; "Neyi olacak" dedi, "Başbayanın çocukluk duygularını yeniden yaşamasını." Doğrusunu söylemek gerekirse yeni üretilen "başbayan" sözcüğünü benimseyebilmiş değilim; günün anlam ve önemine binaen bu sözcüğün ya "başıbağlıbaşbayan" ya da "sıkmabaşlıbaşbayan" olması gerektiğini düşünüyorum. Onerimin biraz uzun kaçtığının farkındayım ama n'apalım bol harfli bir sürü sözcük var bu dünyada. örneğin Hayrünnlsa. Sıkmabaşlıbaşbayan Hayrünnisa Hanımefendi Haydi Günay haydi Hazretleri'nin, Macide Tanır'ı sabahın köründe uykusundan uyandıran duygularına gelince. Dolmabahçe Sarayı Müzesi'ndeki bazı eşyaları kaldırıp Çankaya Köşkü'ne götürmeyi planlayan sıkmabaşlıbaşbayan için Macide Tanır şöyle diyor: "Antikaları görünce heyecanlanmıştır. Çocukluğunda kullanmaya alıştığı eşyalar insanı duygulandırır." Doğru. Sıkmabaşlıbaşbayan, birkaç parça değil sarayın tümünü kaldırsa hakkıdır; böyle hayırlı kadınlar her zaman yetişmiyor. Dolmabahçe Sarayı, Meclis'e bağlı. AKP'Iİ Müslümanlardan Köksal Toptan, Meclis Başkanı sıfatıyla sıkmabaşlıbaşbayanın arzularını emir buyurmaları halinde yerine getireceğini söyledi. Aynı jesti AKP'li Müslümanlardan, Islam kültüründen ve tesettür turizminden sorumlu Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'dan da bekliyor insan: "Topkapı Sarayı Müzesi'nin deposundan da sıkmabaşlıbaşbayan için Sultan Palamut'un peştamalını Çankaya Köşkü'ne gönderebiliriz. Yatak odasına perde niyetine asabilirler. Sultanın kullandığı sabunun kokusu peştamalın üzerinde hâlâ duruyor. Oda mis gibi olur valla." Haydi Günay haydi! Bu öneriyi hemen sıkmabaşlıbaşbayana götürmelisin. Ayrıca Yıldız Sarayı Müzesi ile Beylerbeyi Sarayı Müzesi'ne de bir baktırıver, başka peştamallar mutlaka çıkacaktır! İmam Ahmet önen: "Atatürk rozeti ile Müslüman Türk'ü camiye â sokmayan hoca efendi, Hıristiyan Ingilizin camide sandalyeye kurulmasına da izin vermeseydin ya!" Müşteri 4 Erol Barutçugil: "Batı, ülke varhklarını satan AKP'ye destek veriyor: Müşteri daima haklıdır!" SESSİZ SEDASIZ (!) TEDAŞ, sayaçtaki 'delik'ten kazanıyor! AYVALIK Alibey Adası'ndaki yazlığında her yıl mayıstan ağustosa kadar kalıyor Şaban Şevkln. Ayvalık'ta yedi yıldır elektrik faturalarını düzenli ödüyor ve evi kapatırken de elektrik sayacını demir parmaklıkla kilitliyor. Bu yıl evi açmaya gittiğinde elektrik sayacında ibrenin dönmediğini görüp bir de cızırtı sesi duyunca sayacının değiştirilmesi için Ayvalık TEDAŞ'a dilekçeyle başvuruyor. TEDAŞ'tan gelip sayacı değiştiriyorlar. Arkasından da kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla 1.193, 99 liralık ceza makbuzu I t gönderiyorlar. Neymiş; söktükleri sayaçta "delik" varmış; bu delikten kaçak elektrik kullanılmış; cezayı ödemezse hem elektriği kesilecek hem de mahkemeye verilecekmiş. Peki, 1.193,99 liralık para cezası neye göre hesaplanıp saptandı; onu açıklayan yok. Abonenin yedi yıldır tükettiği elektriğin ortalamasına bakan yok. Faturaların düzenli olarak ödenmesini dikkate alan yok. Bu işin tepesindeki Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ Balıkesir Müessese Müdürlüğü anlaşılan para gelsin de hangi delikten gelirse gelsin hesabında! Yüksek Yerilim Hattı erdlncutkuOyahoo.com Kurakltk çığlığını kim takar, sen onlara kurdan haber ver! Akıl Almaz İşler PERİHAN ERGUN Geçen haftanın başından be- ri Yüksek Yargı'yla Yürütme'nin çatışmasını şaşkınhk, kaygı ve üzüntüyle izliyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsav- cısı'nın AKP'nin kapatılma da- vasını Anayasa Mahkemesi'ne sunduğu günden beri partinin yetkili kurulları, aklı başında bir savunma hazırlayıp sonucu sü- kûnetle bekleyecekleri yerde adeta suçluluğun öfkeli tepkile- meleriyle saldırganlaştılar. Içerde halkı, davaya karşıtlıkta kışkırtı- cı söylemlerle yanıltmayı amaç- ladılar. Her zamanki gibi dışarda ABD ile özellikle de AB'nin deği- şik komisyon başkanları J. Ma- nuel Barroso, Joost Lagen- dijk ve Olli Rehn'i Türkiye'ye kar- şı yanlarına alarak kapatmayla il- gili hakaret içeren fetvalarına sa- nldılar. Türk halkını demokrasiden habersiz sürüler haline getirme- ye çalıştılar. AKP'den elde ede- cekleri çıkarlarınm zedelenme- rnesi, sömürgen yapılarının de- vamı için kendilerinde olanların aksine bizlere dersler vermeye kalktılar. örneğin konuk olarak Türkiye'ye gelmiş olan Avustur- ya Cumhurbaşkanı Heinz Fisc- her "Bizde böyle antidemokratik iktidar engellemeleri olmaz" bu- yurdular. Halkından yüzde 27 oy almış olan 'Haydar'ı AB ül- kelerini de ayağa kaldırarak kök- tenciliği nedeniyle başbakan bi- le yapmadılar. "Dinime küfreden bari Müslüman olsa" misali (!) Ik- tidardakiler gene her zamanki gi- bi M. K. Atatürk'ün "Yabancı- lardan medet ummak, yurdun bağımsızlık ve özgürlüklerinden soyutlanıp köleleşmektir" ilkesi- ni önemsemediler. Medyanın AKP kollarıyla lümpen liberalleri, Sorospoları da yanlarına alarak Anayasa Mahkemesi başta ol- mak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'yla Yüksek Yargı or- ganlarına çeşitli aşağılamalarda bulundular. Eylül 2007'den beri sabırtaşı niteliğiyle suskun olan Yargıtay Yüksek Kurulu 35 baş- kanıyla, makamlarının onurunu koruma amacıyla hükümeti uya- ncı bildirileriyle uyarmak istediler. Her konuda dokunulmazlık zır- hına bürünmüş olan hükümetin Adalet'ten Sorumlu Bakanı M. A. Şahin, tepkimeyi, "Dam üstünde saksağan" tekerlemesiyle kü- çümsedi. 0 söylemin devamı olan "vur beline kazmayı" dileğini de ekle- meliydi. Bu davranış ve söylem- lerle kendileri Anayasa Mahke- mesi'ni kıskaca almışken hükü- met sözcüsü Cemil Çiçek Efen- di de Yargıtay'la O'nun yanında yer alan Danıştay'ı haddini aşmak ve taraf olmakla suçladı. Başba- kan Yardımcısı Dengir Fırat da aynı kurguyla il başkanlanna ve kamuya yüksek kurumları yetki- sizlık ve siyasi taraflılıkla suçla- malannı sürdürdü. llaveten Sayın Başbakan da "durumdan vazife çıkarmak" tanımını yaptı?! • • • Yüksek mahkemeler; anayasa hükümlerine göre Yürütme, Ya- sama ve Yargı olmak üzere sa- cayağının biri olmaları nedeniy- le demokratik, laik Cumhuriyeti- mizden yana taraflıdır ve onu tüm gücüyle yaşatmakla sorum- ludur. Yargı, hükümetin emrinde bürokratik bir kurum değildir, Onun emir kulu olamaz. Toplumu özgürlük içinde, insan haklannın verileriyle yaşatabilme olanağını adaletin terazisiyle sağlamak zo- rundadır. Eğer bir ülkede, Ana- yasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün telefonlan iz- lenip dinleniyor, baskı altına alın- mak isteniyorsa, buna karşı koy- mak Yüce Mahk'eme'lerin mi- henk taşı misali görevidir. Onlar rahat bırakılmalıdır. Halkın, birçok beklentiyle yüzde 47 oyla iktida- ra getirdiği AKP bunu iyice dü- şünüp taşınarak hükümet etme- lidir... ••• Sayın Başbakan'ın tam da 18 Mayıs günü gözünden rahatsız- lığı da beni çok üzdü. Çünkü; üç dört ay önce ben de sol gözüm- de "epidemik keratokonjoktlvit" teşhisiyle rahatsızlandım. Sabah uyandığımda kan içinde çapak- lanmış akıntılı gözümü açamı- yordum. Göz hekimim önce pan- suman, sonra da cortizon tatbi- kiyle yanma, sulanma ve kan- lanmayı önledi. Sabah akşam hâlâ da gözyaşı damlası uygula- nıyor. Genelde sabahlan çapak- lanmış olarak güne başlıyonjm. Tüm bunlara karşın bu rahatsız- lığım benim gündelik kişisel ve toplumsal aktivitelerimi hiç en- gellemedi. Sadece gün ışığına karşı siyah gözlük ve TV ile bilgisayar karşı- sında az oturmayı gerektirdi. Herhalde 19 Mayıs Atatürk'ü An- ma, Gençlik ve Spor Bayramı'na gitmemi de engellemeyecekti. Aynen bir ay süren çalışmayla 18 Mayıs Pazar günü düzenlenen Sait Faik'i Anma Günü gibi.. Bizlere yoktan var ettiği Cumhu- riyet Türkiyesi'ni tüm çağdaş ku- rumlarıyla özgür ve bağımsız olarak armağan eden Ulu önde- rimizi, ABD'nin tarih profesörü Ar- nold Ludvvig, 20. asrın liderleri- nin başarılarını önem dereceleri- ne göre sınıflandırarak 11 krite- re göre Atatürk'ü 31 puanla de- ğerlendirmiş. Böylece ATA'mız 20. yüzyılın en büyük lideri olmuş. Bu ünü, 1975 yılından itibaren do- laştığım Doğu ve Batı ülkelerının tümünde duyup gururianmıştım. 1980'de yolum Moskova'ya düşmüştü. Otelin kat görevlisi Türkiye'den geldiğimizi öğrendi- ğinde "0/.. Atatürk, Nâzım Hik- met, Aziz Nesin" diye heye- canlanmıştı. Işte bu nedenlerle, Idil Biret, Fazıl Say gibi ünlen- mesini dilediğim Bilkent Üniver- sitesi'nin müzik bölümünün 1995 doğumlu öğrencisi Ceren Su Şahin Italya'da "3. Mozart Ulus- lararası Piyano Yanşması'nda bi- rincilik ödülüyle" yüz akımız oldu. Bir sevindirici haber de Cannes Film Festivali'nden geldi. Festi- vale "Üç Maymun" filmiyle katı- lan Nuri Bilge Ceylan En lyi Yö- netmen ödülü'nü aldı. Ceylan'ın ödülü alırken söylediği, "Bu ödü- lü yalnız ve güzel ülkeme adıyo- rum"söz\en ayn bironurvericiydi. Bu başarılarıyla memleketin ka- rartılmış görüntüsü içinde içimi- zi aydınlatan geleceğimizin umut- ları, hep ATATÜRK'ün bizlere armağan ettiği Aydınlanma Dev- rimi'nin sonuçlarıdır. KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behicak@yahoo.com.tr ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamllmasaraci@mynet.com -l 1 . HARBf SEMİH POROY HAYAT EPtK TÎYATROSU MUSTAFA BtLGtN hetlyatrosu@mynet.com EYVAHABIM! TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 29 Mayıs www.mumtaz-arlkan.com y11-53 'TTE BU6ÜM, OSMAA1U fVİDİŞAHI II- MEH. MBb'ifJ OKOUSu, TÜM Ol'KENMELERe K*H ŞIN BİZANS'/ FerHETTl.GENÇ PADI$AWN BUYKUĞUYLA Ö2EL OLARAK DÖKTÜOtJ-, L£N BÜYÛK TOPLAKfN, roPKAPI VE E&~ RİKAP/'OAKİ SURLAJÇDA AÇTrSl GEDİK- t-ERPBN &İKEAI TÛKK ASKEKLERI' SOKAK SAVAŞIMA SAŞLAMlŞUIIlPt. O S/fiAM YA- RALANAU C£HEVI21-İ KOMU7MN 6İUSTİ- NİAHİ yE#tAJ/' T&fZM-EbtfilCM, ÇJKAM KA- R Ş S £İt>E/eM£yE CALtÇAM /MP OAKİK.MEUMee S/AJ Y/LUKKÖHME &O- MA ' & S DUZ ÇtZGÎ ÜMİT ZİLELt Devrimcinin Gücü Gerçekten çok yazık... Uberal, dinci, Osmanlıcı ya da mandacı etiketli "ya- zarlar"\n, konu Cumhuriyete saldırı olunca içine düş- tükleri sığlık gerçekten çok üzüntü verici... O kadar yazıyorlar, birbirlerinden dipnotlar alıyorlar, bir yığın kaynak gösteriyorlar ama ne yazık ki olmuyor, olamıyor!.. Üzerine bastıklan temel çürük olunca, var- dıkları hersonuç, ileri sürdükleri her '7/7c/r"yalnızca komikoluyor... Bir mahalle kahvesinde, kendi ara- larında oluşturdukları bir "fikirbirlikteliği" olarak kal- sa tamam, o zaman "yalnızca komlk" nitelemesi yeterli olacak, ama öyle de değil... Bu sığ, bu dü- zeysiz, bu tarih bilincinden kopuk söylemler, iri pun- tolarla manşetlere çıkarılıp, aynı zevatın köşelerin- de iddialı yorumlara dönüşünce nitelik değiştiriyor: -Trajikomik oluyor!.. Prof. Şerif Mardin, bir yıl önce ABD'den "mahalle baskısı" kavramını orta- ya attığında, bugün onu yere göğe koyamayanla- rın yazdıklanna göz attım; deyim yerindeyse, tam bir faciaydı!.. Prof. Mardin neredeyse yerin dibine so- kuluyor, böyle bir baskının asla olmadığı savunuluyor, tam tersine dindarlara(?) büyük baskı yapıldığı id- dia ediliyordu... Aynı kalemler, bir yıl sonra hiç sı- kılmadan, yazdıklarının tamamen tersini, yine ko- caman iddialarla kaleme alabiliyorlar. Peki, niçin? - Prof. Mardin söylem değiştirdi de onun için!.. • • • Prof. Mardin, tam bir yıl sonra, büyük tartışmalar yaratan "mahalle baskısı" iddiasından vazgeçtiği gi- bi, Osmanlı'daki cami, imam, Kuran, tekke, külliye ve esnaftan oluşan mahalle kavramını alabildiğine yüceltti. "lyl, doğru ve güzel olan" değerleri ya- şatan bu klasik mahalle yerine Cumhuriyet içinde okul, ders kitapları, öğretmen, öğrenci gibi unsur- ların bulunduğu modern belediyeleri koyarak rakip olmuş, ancak başarılı olamamıştı. Neden olama- mıştı?.. Çünkü Osmanlı klasik mahalle sistemi gibi "lyi, doğru ve güzel olan" değerlerimize dair derin birtanım ortaya koyamamıştı. Bu da "KemaHstPro- je"ri\n zaaflarından ve sığlığından kaynaklanıyordu... Böylece sonuçta şu olmuştu: - Cumhuriyetln öğretmeni mahallenin Imamı- na yenilmişti!.. Üstelik, bir yıllık "istihareden" sonra görüşlerini top- tan değiştiren Mardin, "herakşam toplaşıp içkizık- kımlanan ve bunu olmazsa olmaz hayat tarzı sa- yanlar dışında"mahalle baskısından yakınan insan bulunmadığını da öne sürerek, bir yıl önceki hata- sını iyice affettirdi!.. Koca Prof. böylesine 180 derece dönüverince, ge- çen yıl "Mahalle baskısı yoktur" diyen koro, acilen yeni duruma ayak uyduruverdi!.. Ama bir şeyi göz- den kaçırdılar!. Sevgili hocaları şöyle diyordu: -1950'den beri bu rekabette öğretmen, dola- yısıyla Cumhuriyet gerlde kaldıl.. Bak sen şu işe!. Yukarıdaki safsataların dışında, Prof. Mardin tamamen bizim yıllardır söylediğimiz şeyi söyleyivermiş!.. Biz de Cumhuriyetin o yıllardan itibaren baştaki ideallerinden vazgeçmeye başla- dığını, Kemalist projenin rafa kaldırıldığını, demok- rasi adı altında son derece çirkin bir oyuriuh oy- nandığını, halkın, özellikle köylünün bilinçli olarak ca- hil bırakıldığını ve imamın kucağına itildiğini söyle- yip yazmıyor muyduk?!.. 1950'den bu yana sürdürülen, son altı yıldır ise göstere göstere uygulanan politika sonucu öğret- menlerin imamlaştırıldığı düzen tesis edilmiştir. Kı- sacası Prof. Mardin'in ayıla bayıla anlattığı Osmanlı klasik mahalle düzenine geçme aşamasına gelin- miştir!.. Işte bu nedenledir ki; Diyanet Işleri Baş- kanlığı'nın sitesinde artık açık açık "flörtün zina de- mek olduğu, kadının çalışmasının sakıncalı sayıldı- ğı, kadının yanında mahremi olmadan sokağa çıka- mayacağı, koku sürmenin edepsizlik olduğu" büyük bir cüretle ilan edilebilmektedir. Doğrudur, öğretmen imama yenilmiştir, ama bu- nun suçlusu Cumhuriyeti kuran ve yönünü çağdaş dünyaya çeviren devrimciler değil, son 60 yılın her gününü bu geriliğe ve karanlığa hizmet ederek ge- çiren sağcı-dinci kafadır. Ama yüreğinizi ferah tu- tun... - Devrlmcllertn gücü bir kezdaha karanlığı boğ- maya yetecektir... e-posta: umitzileli@gmall.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2SOLDAN SAĞA: 1/ Doğu Ana- -| dolu'ya özgü, p yumurtayı te- reyağı ve unla 3 kavurarak ya- 4 pılan ve kah- c valtıda yenilen yemek.2/"Ül-6 fet belalı şey 7 fakat — sıkın- o tıh" (YahyaQ K e m a l ) . . . y Mikroskop camı. 3/ Uzaklık işareti... Ka- ragöz ve ortaoyu- nunda Rum tiple- mesine verilen ad. 4/ Yayla çiçeği. 5/ "Koray —": Hey- kelcimiz... Lantan elementinin simgesi. 6/ Telefon sözü... Tahılın taşını ayık- 5 6 7 8 9 B E Y L E R L T • b G E •S A U N A Y 0 N G A •T A R M | G A M A | 1 A L L N T K A •P L T ST •A K T s b •M A R 1 N A ıK E R E V E I •Ç • m "EI •T A 7 1 lamaya yarayan elek. II Kitap getirmemiş pey- gamber... tkiyüzlülük. 8/ Işsiz, aylak... Isteksiz gi- bi görünerek yalvartmak amacıyla yapılan dav- ranış. 9/ Boksta vurulan bir yumruk çeşidi.. YUKAR1DAN AŞAĞIYA: 1/ Gaziantep ve Kilis yörelerine özgü, kuşbaşı et, yoğurt ve çeşitli sebzelerle yapılan bir yemek. 2/ Algılanan nesnelerin temel özelliği... Bulgaris- tan'ın para birimi. 3/ Lübnan'ın plaka imi... Sı- cak ülkelerde yetişen, gövdesi çok geniş bir ağaç. 4/ Meşin kesmek için kullanılan araç... "trlanda Cumhuriyet Ordusu". 5/ Merkür gezegenine ve- rilen bir başka ad... Rütbesiz asker. 6/ Trabzon ilinde bir yayla. II Biriyle ya da bir şeyte eğlen- me ve onu küçümseme... Denizlerde yaşayan iki çenetli ve iri bedenli yumuşakça cinsi. 8/ Ope- ratörün hastanın bir yerini kesme ve dikme yo- luyla yaptığı sağaltım. 9/ Üstü kapalı olarak an- latma... Belirtiler.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog