Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 28 MAY1S 2008 ÇARŞAMBA HABERLER 'PKK Kürt halkına zarar veriyor' diyen Ahmet Türk DTP grup başkanlığından istifa etti Radikaller kazandı• DTP'de genel merkezle Meclis grubu arasındaki çekişme, Ahmet Türk'ün grup başkanlığından istifasıyla sonuçlandı. Görevi Mardin Milletvekili Emine Ayna'ya devreden Türk'ün geçen günlerde KYB'nin internet sitesine yaptığı açıklamada, "PKK'nin silahlı mücadelesi Kürt halkına zarar veriyor" sözleri parti içinde gerginlik yaratmıştı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - DTP'de "PKK Kürt halkına zarar veriyor" çıkı- şıyla dikkatlen üzerine çekcn Mardin Milletvkekili Ahmet Türk, parti meclisi kaıaııyla grup başkanlığından istifa etti- rildi. Türk'ün yerine daha radi- kal görüşlere sahip ve "Ab- dullah Öcalan legal" açıkla- malanyla dikkat çeken DTP Genel Başkanvckiii ve Mardin Milletvekili Emine Ayna grup başkanı seçildi. Ahmet Türk'ün gelecek ay sonunda yapılması planlanan DTP kongresinde ge- nel başkanlığa aday olabilece- ği belirtiliyor. DTP'de genel merkezle Mec- lis grubu arasındaki çekişme, Ahnıet Türk'ün grup başkanlı- ğından "zorunlu" istifasıyla yeni bir boyut kazandı. Ahmet Türk'ün geçen günlerde Kuzey Irak ziyaretinde Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin , partisi KYB'nin intemet sitesi- ne yaptığı açıklamada, "Açık ve net söylüyorum. PKK'nin si- lalılı mücadelesi Kür( halkına zarar veriyor" sözleri parti içinde gerginlik yaratmıştı. Türk'ün bu sözlerinin basına yansımasının ardmdan DTP yö- ııetimi "yalanlama" çabası içi- ne girerken Türk öncc bir açık- lama yapmayacağını söylemiş, daha sonra parti yönetimindcn gelen baskı üzerine yaptığı ya- zılı açıklamada PKK'nin adını anmadan "silahlı mücadele- nin Kürt halkına zarar ver- diğini" söylediğini bildirmişti. DTP'nin geçen haftaki grup toplantısı ise Türk'ün rahatsız- lığı gcrekçe gösterilerek iptal edilmişti. DTP grubunun dün- kü toplantısına isc Türk ve Ay- na birlikte geldiler. Türk'ün ycrinc grup konuşmasını yapan Emine Ayna ise görev değişi- mine ilişkin hiçbir açıklamada bulunmadı. Grup başkanlığından aynl- ma karannı toplantı sonrasında gazetecilere açıklayan Ahmet Türk, önce tutuklanan, daha sonra da silah altına alınan Nu- rettin Demirtaş'ın genel baş- kanlıktan aynlması nedeniyle parti meclisinin 7-8 Mayıs ta- rihli toplantılannda Emine Ay- na'nın genel başkanvekilliğine seçildiğini anımsattı. Türk, "Parti meclisimizin yaptığı bu toplantı sonucunda beninı grup başkanlığım sona cr- miştir. Ayrılmamın gerekçe- si budur" dedi. Partide liderlik kavgası olduğu yönündeki id- diaların anımsatılması üzerine ise Türk, parti içinde bir sıkın- tı yaşanmadığını savundu. Türk, bir gazetecinin "Kongrede aday olacak mısınız" yönün- deki sorusuna da temkinli yak- laşarak "Onu daha sonraki döncmlerde tartışırız. Zama- nı geldiğinde de o konuda açıklamalarımızı yapan/" karşılığını vcrdi. Türk açıklama yaparken aralannda koltuk çe- kişmesi yaşandığı iddia edilen Ayna da yanmda bulundu. Sanatçılar Çankaya 'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Çankaya Sofrası"nda dün Orhan Gencebay, Neşet Ertaş, Mazhar Alanson, Ahmet Özhan ve Zara ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen'i ağırladı. Yaklaşık 2 saat süren öğle yemeğinin ardından Çankaya Köşkü'nden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan "Bozkırın Tezenesi" olarak nitelffldirilen Neşet Ertaş, "Bana, saz çalıp türkü söylettiler" dedi. (Fotoğraf:AA) Daııiıııarka kanıt topluyor Roj TV'yi bir türlü kapatmayan Danimarka, Ankara 'ya gönderdiği savcı aracılığıyla 2008 bitmeden PKK'nin yayın organını kapatma niyetinde olduklannı iletti. MAHMUT GÜRER ANKARA - Kopenhag yö- netimi, Danimarka üzerinden yayın yapan PKK'nin yayın organı Roj TV için sonunda adım atma karan aldı. Dani- marka'dan söz konusu soruş- turmayı yürüten savcının An- kara'ya gelerek temaslarda bulunduğu öğrenilirken ka- nalı 2009'a girilmeden kapat- mak istedikleri mesajını ilet- tiği ve görsel kanıtlann arttı- nlmasını istediği belirtildi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Dani- marka Roj TV'ye ilişkin katı tutumunu PKK'yc yönelik sı- nır ötesi operasyonun ardından yumuşatmaya başladı. Bu kapsamda Türkiye'ye Roj TV soruşturmasında görcvli bii" savcı gönderilerek Ankara soruştunnanın durumuyla il- gili olarak bilgilendirildi. Te- maslarda Danimarkalı yetki- linin, Roj TV'yi 2009'a giril- meden kapatma amacında ol- duklannı ilettiği ve bu kap- samdaki görsel kanıtlann art- tınlması isteminde bulunduğu belirtildi. Kopenhag yönetiminin tavır değişikliğinin şu 5 gerekçeye dayandığı vurgulanıyor: - Dağlıca baskınında kaçı- nlan 8 askerin görüntülerinin bu kanalda yayımlanması... - TSK'nin İrak'ın kuzeyin- de bulunan PKK unsurlanna yönelik olarak düzenlediği operasyonun ardından, terör örgütünün üst düzey yöneti- cilerinin bu kanalda konuşa- rak mesaj vermesi... - Belçika Maliye Bakanlı- ğı'nın Roj TV'ye 4 milyon Avro vergi cezası kesmesi... - Türkiye'nin son dönemde sunduğu kanıtlann görsel an- lamda artması ve kanalda açıkça PKK propagandası ya- pıldığının Danimarka ma- kamlannca da saptanması. - Türkiye'nin PKK konu- sunu NATO kapsamında nıa- saya yatırarak tüm üye ülke- ler ile istihbarat paylaşımının önünü açması. — NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR 'Gelin Bozuk' Çıkınca... 9 günlük zorunlu aranın ardından, günlük yazı yazmaya başlamak nasıl oluyor diye sorabilirsiniz. Kısa cevap: Kolay değil. Çünkü ne yazmaya ni- yetlensem, bu konuda geçmişte yaz- dıklarımı bir ölçüde tekrar edeceğim- den korkuyorum. • • • Bugün siyasetten söz etmek iste- miyorum. Gazetedeki bir haber yüre- ğimi yaktı. Haberin özeti şöyle: "Kon- ya'da gerdek gecesinde ilişkiye girdi- ği eşi 25 yaşındaki B.Ç'nin bakire ol- madığını öne süren 26 yaşındaki Nu- ri Çetin, genç kadını babasına ait ta- banca ile ağzından yaraladıktan son- ra kendisini de başından vurdu." Nuri Çetin, eşinin rujuyla aynaya şöy- le bir veda mesajı da yazmıştı: "Anne, baba, sizi çok seviyorvm. Kız bozuk çık~ tı." • • • Böyle bir olayı neresinden yorum- lamak istersiniz? Kızın "bozuk çıkma- sı" ne demek oluyor? Yani kız evlen- meden önce başka bir erkekle veya er- keklerle birlikte olmuş. "Namus elden gitmiş" anlamınageliyor bu. Kimin na- musu? Tabii ki erkeğin namusu... Kız bakire miydi, değil miydi, tartış- ması ayrı bir sorun. Hemen insanın ak- lına gelen soru şu: Eşini vuran Nuri Çe- tin bakir miydi? Yani evlenmeden ön- ce herhangi bir kadınla yatmış mıydı? Ne alakası var değil mi? Erkek dedi- ğin zaten başka kadınlar için yaratıl- mıştır. Eşi olmuş olmamış fark etmez. Bekâret yalnızca kadınlara ait bir so- rundur. • •• Kadının bakire olması neden önem- lidir? Geçenlerde genç erkeklerle ya- pılmış bir ankette bu yeni erkeklerin ka- dının bakire olmasına çok önem ver- diklerini ve büyük çoğunluğunun ba- kire kadın istediklerini okumuştum. Neden böyle istiyor olabilirler? "Biz dünyaya muktedir olarak geldik. Bizim ; eşimiz olacak kadına başka bir erkeğin ; elinin bile dokunmaması gerekir" diye 1 düşündiiklerini varsayıyorum. Aslında bu düşünce tarzı, "kadın be- ', nim malımdır" diyen tam anlamıyla za- | vallı bir geri kültürün dile getirilmesi- ; dir. Tüm dünyada hükmünü yürüten "erkek egemen" kültürün, en kaba şek- linin ifadesidir de diyebiliriz buna. Erkekliği bu kadar zavallı ve çaresiz hale getiren "bakire kız", "bozuk kız" çeşitlemelerini sorgulamanın zamanı geldi de geçiyor. Bu alanda birkaç noktadan harekete geçmek gerekiyor. ••• Birincisi belli: Bakirelik denen veta- mamen kadını baskı altına almayı amaçlayan bu kültürle mücadeleye başlamak gerekiyor. Erkekler evle- ninceye kadar her türlü ilişkiye girmeye teşvik edilirken kadının "kıpırdama, na- musunu, bekâretini kocana sakla" di- yerek bir köşeye sıkıştırılması, ilkelli- ğin en tipik ölçütlerindendir. Bu anla- yış tamamen terk edilmedikçe çağdaş bir kadın-erkek ilişkisi kurmak müm- kün değildir. Ikincisi: Ailelerin düğün gecesi, da- matla gelinin kapısında kanlı çarşaf beklemeleri ilkelliğine karşı bir kültü- rel seferberlik başlatılmalıdır. Gerdek gecesi eşini ve kendisini öldürmeye ça- lışan o erkek de bu baskının kurbanı- dır. Üçüncüsü: Namusla cinsellik ara- sında birebir ilişki kurmaya yatkın "ahlak" anlayışı masaya yatırılmalı- dır. Cinsellik bir insani eğilimdir. Her normal insan karşı cinse ilgi du- yabilir. Büyük çoğunluğu da duyar. Bu ilginin en yoğun olduğu nokta da cin- selliktir. Cinsellik duyguları bütün geri top- lumlarda bir suçmuş, günahmış gibi al- gılanır. Bu nedenle baskı altına alınır. Böyle olunca ahlakın da namusun da korunduğu sanılır. Hiç de öyle olmadığını deneylerden biliyoruz. Cinselliğin en çok bastırıldı- ğı toplumlarda, aile içi tecavüzün çok yaygın olduğunu uzmanlar söylüyor- lar. Gelinine, kızına tecavüz eden er- kek figürünün Anadolu'da örnekleri o kadar çok ki! • • • Sonuç olarak bu "bozuk kız" anlayışı öncelikle kızları ağır bir baskı altına al- makla kalmıyor, erkekleri de baskı al- tına alıyor ve bunalımlara neden olu- yor. Nuri Çetin, severek evlendiği belli olan eşiyle mutlu mesut yaşama şan- sına sahipken çevresini saran ilkel kül- tür, onu da eşini de ölümün kıyısına ge- tirdi. Bundan kimin ne kazancı oldu- ğunu anlamak da mümkün değil. Ey erkek milleti! Siz hoşunuza giden hemen her kadınla yatağa girmeyi hayal etmeyi kendinizde hak görürken, kızların nasıl bakire kalacağını sanı- yorsunuz ki! Bu akılsızlık bitsin artık! www.vakifbank.com.tr 444 0 724 Destek Paketi •SGK (Sosyal GUvenlik Kurumu) ödemelerini bankamız kanalıyla alan eczaneler için geçerli llmlttlr. VakıfBonkBurası sizin yeriniz GLO B ALPOLÎTÎKÜLTÜR ER(ÎİN YILDIZOĞLU Dikkat! 'Barış Çıkabilir' Biz bu bölgede masal üretmeye bayılırız. Ge- leneğimizde var; edilgen konumda kalmanın ağ- rılarını unutmak için olsa gerek... Şu günlerde yeni bir masal şekilleniyor: ABD, Ortadoğu'da bölge ülkelerine sözünü geçirme gü- cünü kaybediyor. Şimdi, bölge ülkeleri kendi ini- siyatifleriyle davranmaya başlayınca, barış ve is- tikrar şansı hızla artmaya başladı. örneğin, eski- den bölge ülkeleri arasında hep savaş çıkardı, şim- di Türkiye, Israil ile Suriye arasında, Katar, Hiz- bullah ile Lübnan'daki ABD yanlısı blok arasında, Mısır, Hamas ile Israil arasında başarıyla arabu- luculuk yaparak bölgede "barış çıkanyorlar". Eski 'Yeni Ortadoğu'ya' yeni ambalaj Belki de bu masal gerçektir, gerçekten de ABD'ye rağmen "barış çıkıyordur". Ama ya "Ba- rış çıkıyor" derken yeni bir savaşın altyapısı şe- killeniyorsa?.. Kuşkumun ve kötümserliğimin iki kaynağı var. Birincisi, barışa aracılık yapanların kimi özellikle- rine, ikincisi de "banşlara" taraf olanların gerçek niyetlerine ilişkin. Kendi inisiyatiflerini kullanarak "barış çıkaran" aracılara bakınca, Türkiye'de AKP hükümeti, ül- keyi ABD'nin stratejik ortağı olarak görüyor, ye- ni dış politika vizyonunu ABD'nin 11 Eylül son- rasında bölgede çizdiği kavramsal çerçeve için- de oluşturuyor (örneğin: A. Davudoğlu, "Turkey's Foreign Policy Vision", Insight Turkey, Vol. 10, No: 1, 2008, sf. 82, 89). AKP'nin bir ABD projesi ol- duğunu söyleyen ciddi çalışmalar da var (Merdan Yanardağ, 2007, Siyah Beyaz). Katar, adeta ko- caman bir ABD üssü haline dönüşmüş bir şeyh- lik. Mısır'da Hüsnü Mübarek rejimi, Ortadoğu'da her yıl ABP'den doğrudan mali yardım alan ikin- ci ülke; birincisi Israil. Bu ülkelerin ABD iradesi dı- şında, hem de bölge jeopolitiğini belirleyecek ko- nularda kendi başlarına bir adım atabileceklerine inanmak zor, Bence daha akla yakın senaryo şöyle: ABD, böl- gede olaylara her doğruda.ri müdahale ettiğinde yakın müttefiki rejimlerin kendi halkları karşısın- da meşruiyet zeminleri biraz daha sarsılıyor. Üs- telik, ABD de müdahalelerde başarıh olamayınca dünyanın önünde "yumuşak güç" kaybına uğru- yor. Öyleyse Condi Rice'ın "Yeni Ortadoğu" taktiklerini, bizzat bölgedeki stratejik ortaklar eliyle uygulamaya çalışmak, hem ABD'ye bir kamuflaj sağlar, bu rejimleri güçlendirebilir hem de başarısızlık durumunda fatura ABD'ye çıkmaz. Hatta ABD açısından, son andadurumu kurtararak saygınlık kazanma şansı bile doğabilir. 'Barış çıkıyor' derken Israil ve Suriye arasında başlayan görüşmele- re ABD yönetimi mesafeli dururken, Newsweek, New York Times, Los Angeles Times gibi ABD ga- zeteleri, Ingiltere'de The Times, Türkiye'de AKP yanlısı basın, bu sürece de, daha sonra fos çıkan Annapolis zirvesi ertesinde yaptıklan. gibi büyük bir iyimserlikle yaklaştılar. Buna karşılık, Israil'de Yedioth Ahranot, Haaretz, Jarusalem Post, Suu- di gazetesi Al Hayat iki konunun altını çiziyorlar- dı. Birincisi, ne Israil'in ne de Suriye'nin Golan ko- nusunda anlaşmaları olanaklı değil, Beşir Esad'ın derdi ABD ve Avrupa ile ilişkilerini geiiştirmek. Is- rail Başbakanı Olmert de siyasi yaşamını kur- tarmak istiyor. Ikincisi, görüşmelerin esas ama- cı, Suriye'yi Iran'dan koparmak. Ayrıca Suri- ye'nin Israil ile görüşmeye başlaması karşısında, Hizbullah'ınve Suriye'deki kimi Hamas liderleri- nin sessiz kalması da bunlarla Iran'ın arasına ka- çınılmaz olarak mesafe koyuyor. Katar'da ğerçekleştirilen anlaşmaysa gerçek- ten Lübnan'ı bir iç savaşın eşiğinden geri çekti. Ancak Hizbullah Lübnan içinde güçlenirken Lüb- nan sivil siyaseti içine çekilme sürecinde hızlan- mış oluyordu. Dolayısıyla Hizbullah'ın Iran'la ara- sındaki mesafeyi daha da açacak, Suriye deste- ğini giderek gereksiz kılacak yeni bir süreç baş- ladı. Mısır aracılığıyla başlayan Hamas-lsrail gö- rüşme sürecini de Iran'ın yalnızlaştırılması bağ- lamındMokumak olanaklı. Böylece, Hamas'a Şii tehdidi temelinde Iran'a karşı oluşturulmaya ça- lışılan Sünni cepheye katılrnak, en azından tarafsız kalması için bir neden sunulmuş oluyor. Diğer Sün- ni ülkelerin rejimleri de kendi halklarına "Bakın, Is- rail yeniden barış masasına oturuyor" deme ola- nağı elde ediyorlar. Biz "Barış çıkıyor" derken, bu gelişmeler aslın- da ABD'nin Iran'ı tecrit etme, bir Sünni blokunu inşa etme, bir saldırı anında Iran'ın tepki verme kapasitesini azaltma projesinin parçaları olabilir. erginy@tr.net http://erginyildizoglu.blogspot.com ARGITAY BAŞKANI GERÇEKER 'Güly yardımcı olacağını söyledV ANKARA (Cum- huriyet Bürosu) - MHP lideri Devlet Bahçeli'nin önerisiyle yargı ile hükümet ara- sındaki gefginliği çöz- mek için devreye gircn Cumhurbaşkanı Ab- dullah Gtil'ün ilk gö- rüşmesinde, çözüme yönelik somut bir açı- lım sağlanamadı. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, (îül ile görüşmesinde Yar- gıtay Başkanlar Kuru- lu'nun bildirisinin ay- nen arkasında olduk- lannı iletti. Gerçeker, dün Yargıtay binasına gelişinde gazetecilerin sorulan üzerine, "Yar- gının sorunlarını an- lattık. Kendisi de bi- ze > ardınıcı olacağını söyledi. Çok olumlu bir görüşme oldu" dedi. Oerçeker,. yazılı açıklama yapılıp ya- pılmayacağına ilişkin soruya da "olabilir" yanıtını vcrdi. Cumhurbaşkanı Ab- dullah Gül'ün Danış- tay Başkanı'nın seçil- mesinin ardmdan yeni başkanla da görüşece- ği öğrenildi. I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog