Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

27 MAYIS 2008 SALI CUMHURİYET SAYFA 17 Şerif D E Nİ Z S O M Suat Özbilgi: 9 "Kemalizme kuru *•• bir ideoloji diyebilmek için, Şerif Mardin gibi sulu olmak gerekir." Elektronik posta: denizsom@cumhuriyet.com.tr www.denizsom.com : 0.212.34 -aks: 0.212.34 - Cami, okulu yenmiş.. "Kışlayı da yendi mi bu iş tamamdır!" Kirazda ağrı kesici etki varmış. Onu bilemeyiz ama, şu günlerde cep yakıcı etkisi fazla! Ram Burhanettin Seri: "Tengir mengir feodal demokrasi kuralı: Ram, ram, ram; güç bende başka güç tanımam!" Ha-ram Aydın Türkaydın: ' "Herkes milli iradeye ramdır. Kömür ve erzak rüşvetiyle satın alman irade, haramdır." İhanet Vahdi Bingöl: "Konuşmazsa on altı buçuk milyona ihanet oluyor; konuşunca da geriye kalanlara ihanet!" GÖREVLİ bir mahkeme raportörünün hazırlayıp sızdırdığı rapora bakarak, yakın zamanda satılmış bir medyanın, "Anayasa Mahkemesi türban işine karışamaz" manşeti atmasına Prof. Dr. Aydın Aybay'ın itirazı var. Yarım yüzyılı aşan hukukçuluğu ile Aydın Aybay, görev konumuna bakıldığında meslekte "müptedi" sayılacak bir hukukçu olan raportörün bazı bilgi eksikliklerine değinmek istiyor: "özetle, Anayasa Mahkemesi türban işine karışamazmış. Nedeni de bu konu şekille değil içerikle ilgiliymiş. Anayasa Mahkemesi bu konuda yargı hakkına sahip değilmiş. Bu tür mantık yöntemi ile ahkâm kesmek bütün müptedi hukukçuların ortak marifetidir. Buna, aynı zamanda değerli bir edebiyatçı olan meslektaşımın deyimi ile 'kanun keçiliği' denir. Bu müptedi tipler, her hukuksal sorun için, adliye Müptedi kapısında mekan tutmuş arzuhalci gibi, yasada hüküm arayıp dururlar, sonuçta 'Kanunda görülmemişse reddedilmiştir' diyerek işin içinden çıktıklarını sanırlar. Almanya'da da bir şeyler okuduğu mütevatir olan bu raportör acaba 1953 yılında Alman Anayasasının 117. maddesi ile, Alman Medeni Kanunu'nun Aile hukukunda kadın-erkek eşitliğine aykırı birçok hükmünü iptal ederek, yürürlükten kaldırdığını; ama 1958 yılında bunların yerine yenileri konuncaya kadar, mahkemelerin bu konuda önlerine gelen aile hukuku ile ilgili bütün davaları anayasada öngörülen eşitlik ilkesi yönünde kendi anlayış ve içtihatlarına göre çözdüklerini biliyor mu? Türk hukuk tarihinde yasaların anayasaya uygunluğu ile ilgili anayasal denetimin hangi zorlamalarla kimler tarafından ve hangi hesaplarla daraltıldığını ve bu yüzden ülkenin başına ne çoraplar örüldüğünü izleyip, öğrenmiş ve bundan 'hukuki dersler' çıkarmış mı? Hadi onu biryana bırakahm: Satış işlemi ile ilgili usulsüzlük iddiaları ortaya atılmış olan bir yayın organının, hiçbir bağlayıcılığı olmayan böyle bir raporu 'mal bulmuş mağribi' gibi, bakla kadar harflerle manşete çıkarıp, övgüler yağdırmasına ne demeli?" Uzmanlık alanımıza girdiği için son sorunun yanıtını biz verelim: Bu işlere; göbekten bağlı oldukları siyasi iktidar hesabına propaganda yapmak, bilgi kirliliği yaratarak halkı kandırmak denir. Üstelik bu işleri yapanlar hiç de acemi değil mübayaa sonucu mübelliğ kişiler! SESSİZ SEDASIZ (!) Keneler ve kırmızı palmiye böcegî ANADOLU'NUN tarlalarında görülen ve Kongo Kırım Kanamalı Ateşi ile insanları öldüren kene birkaç yıl içinde Istanbul'un piknik alanlarına kadar ulaşınca AKP'Iİ Müslümanlardan Sağlık Bakanı Recep Akdağ erkekler için korunma yöntemini açıkladı: Pantolonların paçalarını çoraplarınızın içine sokun! Kadınlar ise şimdilik Allah kerim. Bu arada AKP'Iİ Müslümanlardan Tarım Bakanı Mehdi Eker'den de kırmızı palmiye böceğine bir çare açıklaması bekleniyor. Bilindiği gibi başta Antalya'nın göbeği olmak üzere Akdeniz kıyılarındaki beldelere dikilen ithal hurma ağaçları hastalıklı çıktı. Mısır'dan ithal edilen "böcek"ler bulundukları ağacı yiyip bitirdikten sonra çevresindeki hastalıksız yerli hurmalara ve hatta güzelim palmiyelere atlayıp ağacı öldürüyor. Böceği öldüren tek ilaç asit; asidi dökünce de ağaç ölüyor! Denetimsiz ithalatla Türkiye'yi yolgeçen hanına çeviren AKP'Iİ Müslümanlar kafa kafaya verip böcekli hurmaları nereye sokacaklarını da kısa süre içinde açıklayacaklardır herhalde! Yüksek Yerilim Hattı erdincutku@yahoo.com AKP iftiraya başladı. Irtifa kaybetmeye başlaymca iftiraya sanlıyorlar anlaşılan! Amerikalılar 27 Mayıs'tan Haberdar mıydı? CÜNEYT AKALIN Son yıllarda iyice yoğun- laşan 27 Mayıs hakkında- ki liberal karşı-propaganda bu olayı adeta tarihimizden söküp atmaya çalışıyor. Cumhuriyet'in "27 Mayıs öldü mü" sorusu haklıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir: Her cinayet teşeb- büsü ölümle sonuçlanmaz. Hayat inatçıdır, güçlüdür. Menderes'in Moskova gezisi ve senaryo 27 Mayıs karşıtı edebi- yatın başlıca dış unsuru, Menderes'in 1960 yazında Moskova'ya yapmayı plan- ladığı gezi temelinde şekil- lenir. Buna göre Menderes, Sovyetler'e açılmaya ha- zırlanıyordu, ABD darbe yaptırarak gelişmeyi önle- miştir. Menderes'e içte reva gö- rülen muameleye kızanlar, çoğunlukla bu senaryoyu, tamamlayıcı dış etken ola- rak kullanırlar. 1960 yılının, ABD ile SB arasındaki ilişkilerde yu- muşama işaretlerine tanık olduğu doğrudur. Soğuk Savaş politikaları, tavan yaptıktan sonra 1950'lerin sonunda yerini yavaş ya- vaş yumuşama arayışları- na bırakır. Bu gelişmeden Menderes hükümeti de et- kilenir. SB Elçiliği, Kasım 1959'da Dışişleri Bakanı F. R. Zorlu'yu yemeğe ça- ğırır. Fransız elçisi bunu "şimdiye kadar görülme- miş birolay" nitelemesiyle merkeze rapor eder. Zorlu, davetle ilgili açıklamada "SSCB ile ilişkilere esnek- lik kazandırmaya çalıştık- lannı, ancak bunu büyük bir dikkatle yaptıklarını" söyler. (C. Akalın, Askerler Ve Dış Güçler, Cumhuriyet Yay., S. 108) TC-SSCB arasın- daki temaslar sonucunda 11 Nisan 1960 günü An- kara'da ve Moskova'da ya- pılan ortak açıklamada Başbakan Menderes'in 12 Temmuz 1960 tarihinde Moskova'yı ziyaret edece- ği duyurulur. Işte "ABD Menderes'e karşı darbe yaptı" diyenler, savlarını bu gelişmeye da- yandırıyorlar. Oysa Menderes'in Mos- kova gezisi dış politika açı- sından gecikmiş bir gezidir; bir saf değişikliği anlamına ise hiç gelmez. Mende- res'in ardından bu politikayı izleyen Demirel in birçok Sovyet tesisine açtığı kapıyı da Demirel'in anlayışını da hepimiz biliriz. Menderes 1950'li yıllarda ABD'nin dünyadaki en ya- kın müttefiklerinden biriydi. Ülkeyi bugünkü durumuna getiren "Küçük Amerika" hayalleri DP döneminde yeşertildi, Cumhuriyet'in temelleri o yıllarda oyul- du. Tayyip Erdoğan'ın kendisine örnek aldığını her fırsatta belirttiği Men- deres'ten ABD karşıtı bir tu- tum beklemek doğru de- ğildir. öte yandan açıklanan ABD resmi diplomatik bel- geleri, gelişmeleri dikkatle izleyen ABD'Iİ yetkililerin özellikle Güney Kore dik- tatörü Sygman Rhee'nin halk muhafeti sonucunda yıkılışının ardından Türki- ye'de patlak veren gençlik gösterilerini ve halk hare- ketlerini dikkatle, dahası günü gününe izlediklerini ortaya koyuyor. Nitekim, 5 Mayıs 1960 ta- rihli Ulusal Güvenlik Kon- seyi Toplantısı'nda konu- şan dönemin CIA Başkanı Allen Dulles, "Ordunun kamu düzenini sıkı sıkıya denetim altına aldığını" söy- leyerek tartışmaları keser, ancak Dulles'in Türkiye'yi dikkatle izlemeyi sürdür- düğü anlaşılıyor. 21 Mayıs günü gerçekle- şen Harbiye Yürüyü- şü'nden sonra, olaylar ay- nı gün yani 21 Mayıs 1960'ta bir kez daha Ulusal Güvenlik Konseyi'nde ele alınır. CIA Başkanı Dulles bu toplantıda, "Inönü ile Menderes arasındaki kan davasının anayasa krizine dönüştüğünü, gösterilerin arttığını ve hatta bazı aske- ri kişilerin bile gösterilere katıldığını, Türk Polisi ile Türk Silahlı Kuvvetleri ara- sında zıtlaşmanın büyüdü- ğünü" saptayarak konuya dikkat çekmeye çalışır. (C. Akalın, Askerler ve Darbe- ler, Cumhuriyet Yay. S. 338) 2 gün sonra ise Anka- ra'da Silahlı Kuvvetler mü- dahale edecektir. Tüm bunlara karşın ABD gelişmeleri neden göre- medi? Bunda iki etken be- lirleyici rol oynadı. - Büyükelçi F. Warren sadece Menderes'ten ge- len haberlere itibar ediyor- du. - Genelkurmay Başkanı R. Erdelhun da ısrarla Or- du'ya hâkim olduğu me- sajını hükümete iletiyordu. 27 Mayıs sonrası ile ilgi- li Amerikan belgeleri de ABD'nin 27 Mayıs'ta ha- zırlıksız yakalandığını or- taya koyuyor. ABD üç gün- lük bir bekleyişten sonra 27 Mayıs hükümetini tanır. (Bkz. C. Akalın, Askerler ve Darbeler, Cumhuriyet Yay.) ÇİZGİLİK KÂMtL MASARACI kamilmasaraci(q)mynet. com HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGÎTS hetiyatrosu@tnynet.com SEN TARAFSIZ KAU (ÇOPLUK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.junkidz. com NE KADAR BÜYÜK MESELAYAMM,. ŞİMPI ŞÜÖLE Bi BUTOISA DA YESL/V OTOBÜSTEKtLER KEMAL VRGENÇ k_urgenc@yahoo.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 27 Mayıs www.mumtaz-arikan. com B/SA4ARCK BA7T/f 194fDE BUGÜN, AUMAN SAl/AŞGSMİSİ 8/SMAHCK ( ) , ATLAG OieyANUSu'fiJDA İM6İLJZLB/Z 8 A r f î P / 3 D A A ' P A OJLLANILM/Ç EN GÜÇLU SAI/AŞ GEMıSİ SAYIIAM glSMARCK, YAMINOA RglNZ EUGEN KXUVAZÖ/SÜ İLE NOIZVEÇ'TEU ATLAS O, 7. (2-1 MAflS) ANCAİC, OURUMU HASE/S ALAAI ÎNGİLİZ- DONAMAJASI, ONU İZLANOA AÇ/£lAg/A/O4 gEKLEMİÇTİ, l'LK ÇATJÇMADA BİR İNGİUZ tOZLlVAZÖeÜNÜ (MMS HOOCT) BAT7£tP UZAZ- , LAÇMJŞ, ANCAK DAHA SÜMEVDE DİĞEIZSEMi LBR TA&AP/NDAU KI£TtiaiLM/Ç VE ALDIGI YAISALARIA 8ATMIÇTI.. 4i BİAI TONLUIC BİSMARCK, 2-4i, METKE BOYUNPAVDI VE SAATTE 23MİL H/Z TABİÜYoeSHJ. RESİMDE, ALMAM HAVA KUVVETLERİ'NCE T&NINMA£I İÇİM ÖZEL OLAŞAtç BO- BlSMA/ZCM. GÖ&ÜÜJYOE. GORUŞ BKDRIBAYKAM 27 Mayıs Coşkusu Bugün 27 Mayıs 2008.1960 Devrimi'nin 48. yılını kutluyoruz. Ankara'daki 27 Mayıs Milli Demokratik Devrim Derneği Başkanı Sn. Hüseyin Avni Güler'in Anıtkabir'e çelenk bırakma davetine katılamadığım için çok üzgünüm. Bu akşam 1961 Anayasası Vak- fı'nın da kutlama yemeği var. Bugün ve yarın saat 18.00'de Piramid Sanafta 68 kuşağının 27 Mayıs ve 12 Mart'la ilişkileri üzerine fommlar olacak. Yarınkinde ben de konuşmacıyım. 12 Eylül'ün başlattığı bir kampanyadır, 27 Mayıs'ı kötülemek... Evren'in ve özellikle Turgut Özal'ın se- naryolarıdır. Ve ne yazık ki ikinci cumhuriyetçi yazarlar ve derinlikten yoksun demokratların gaflarıyla yayı- labilmiştir bu tarih saptırması. Haydi konuyu hiç bil- meden "Her darbe kötüdür" diye öne atlayan genç- leri geçelim. Peki her rüzgârla eğilen olgun selvi ağaç- larına ne demeli? "Darbeci" gözükmemek için susan ya da celallenip sahte gözyaşlarıyla "Demokrasiyi kat- lettiler" diyen sahtekârlardan söz ediyorum. 27 Ma- yıs demokrasiye yön veren, ivme kazandıran, tüm ba- şarılarıyla o kadar "lök gibi" ortada duruyor ki, ben sevgili gazetemin, amacı 27 Mayıs'ın doğrusunu an- latmak bile olsa, koyduğu "27Mayıs öldümü"baş- lığı yerine özellikle bu başlığı seçtim! • • • Günümüzün iletişim imkânlarıyla, AKP medyası, ar- tı ikinci cumhuriyetçiler, artı saf demokratlar ve rüz- gâr güllerinin oluşturduğu ortamda, 27 Mayıs Dev- rimi konusunda 20-50 yaş arası insanlarımızın ço- ğunluğunun beyni, yalan yanlış bilgi ve yorumlarla dol- duruldu. Ama hiçbir gün aklıma şu gelmedi: "Aman 27 Mayıs'ı savunup bu kitleye antipatik görünmeye- lim, ne gerek var?" Hayatta hep Inönü'nün "Bu ül- kede namuslu insanlar da en az namussuzlar kadar cesur olacaklar" sözünün önemini bildiğim için, bu oportünizme hiç düşmedim. Şimdi doğruları birkaç cümleyle anlatalım: 27 Mayıs işleyen, hatta kötü bile olsa işleyen bir de- mokrasiye karşı değil, ağır bir baskıcı, faşist dikta- ya karşı yapılmıştır. Gazetecileri hapse attıran, basını sansür eden, yandaşı olmayanları fişleyen, kendisi- ni desteklemeyen yargıç ve bürokratları "görülen lü- zum üzerine" emekliye sevk eden, kendisine oy ver- meyen yöreleri cezalandıran, üniversitelere hakaret eden, dini duyguları sörnüren, ana rakibi CHP'yi ken- di kurduğu 'Tahkikat Komisyonu" ile kapatmaya ça- lışan, "Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz" diyen cümlelerin sahibi, demokrasi düşmanı bir Başbakan, bugün "demokrasi şehidi" olarak halka yutturuluyor. Tabii ki Menderes ve iki bakanı asılmamalıydı ve bu 27 Mayıs'ı gölgeleyen bir gaftı. Son gün Milli Bir- lik Komisyonu (MBK) toplantısında bir oy farkla bu karar çıkmasa, ordu içinde yeni bir darbe olabilirdi. Inönü son ana kadar uğraştı, ama idamları durdu- ramadı. Bu yüzden şimdi "27May/s"deyince, o muh- teşem özgürlükçü ruh ve 1961 Anayasası yerine, o korkunç idamlar hatırlanıyor. • * * Yaşanmış dönem ve olaylara, geri vitese takılmış güdümlü füzelerle yeni kader rotaları belirlenip, ala- kasız yorum ve varsayımlarla geçmişe don biçmek, mantıkla da, tarihle de uyuşamaz. "Bunu yaparsanız, 1789 Fransız Devrimi'ne de 'faşist darbe' (!) deme- niz gerekir" dediğim makalemi anımsatırım geçen ay- dan! 1990'da 27 Mayıs'ın 30. yılında, AKM'de, o yıllar- da Özal'ın yaptığı tarihsel tahrifata karşı da çok et- kili olan "555 K" sergisini açmıştım. Serginin yayını olan gazetede dönemin birçok etkin ismiyle röpor- tajlar vardı. Bakın 27 Mayıs öncesi günlerde DP'nin hapse attırdığı "genç muhalif gazeteci" Hilmi Yavuz bana neler söylemişti: "27 Mayıs, askeri görünümlü birsivil darbeydi" dedikten ve o günlerde içinden ta- şan sevinci anlattıktan sonra: "Doğulu entelektüel 20 tane beyaz kuğu görürse, 'bütün kuğular beyazdır' der. Halbuki Batı kafası bir tek siyah kuğunun pe- şindedir. Eğeronu bulursa 'bütün kuğular beyaz de- ğil' demektir amacı. 12 Mart ve 12 Eylül'le 27 Mayıs'ı bir tutmak, böyle bir Doğulu genelleyici anlayışın so- nucudur." Ne güzel özetlemiş Hilmi Bey, bugün 27 Mayıs'ın hangi tutarsızlıklarla linç edilmeye çalışıldığını... Umarım bugünlerde bu konuda yeni gazetesi Za- man'da da güzel bir yazı patlatır, en özgürlükçü in- sanlara darbeci, en faşistlere de demokrat denilen bu komik ortamı analiz eder! BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Tekkelerde -| ayini yöneten _ kimse. 2/ Bir ^ hayvan... Bir 3 sesin yanın ton A kalınlaştırıla- cağını göstercn ^ nota işareti. 3/ 6 Mürekkepbalı- j ğından eldc edilen kahve- 8 rengi boyaya 9 vc bu boyayla yapılmış resme vcri- len ad... Büyük er- kek kardeş. 4/ Yos- ma. 5/ Bir tür kalın ve kaba kuınaş... Arit- nıetikte bir kuvvetin derecesini veren sa- yı... Demir elementi- nin süngesi. 6/ Olum- suzluk belirten bir önek... Terlemekten 1 2 3 4 5 6 7 ya da sıcaktan vücutta görülen küçük pembe ka- bartılar. II Kredi kartıyla yapılaıı alışvenşlerde, kul- lanıcıya verilen fiş... Amka'da bir ırmak. 8/106 taş- la oynanan bir oyun... Kokmuş hayvan ölüsü. 9/ '"Memleket mi, yıldızlar mı / Gençligim mi daha - —" (Nâzım Hıkmet)... Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Tek kişilik iskambil oyunu. 2/ Malik, sahip... Ge- nıici, işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri iç- kili ve danslı yer. 3/ Çeşitli amaçlarla kullanmak için tel ya da halattan öriilerek yapılmış ağ... Yapma, et- me. 4/ "Hayır" anlamında kullanılan söz... "Hara- mi var diye korku verirler / Benim — yüklü ker- vanım ıru var" (Karacaoğlan). 5/ Üzerinde sayı say- ırıaya yarayan boncuklar bulunan küçük levha. 6/ Adın dıuıun eklcrinden biri... lçe doğmayla akla ge- len yaratıcı duygu. 7/ Kiitahya'nın bir ilçesi... Lcylak rengi, açık mor. 8/ Istatistikte, bir grup ve- ri içinde cn sık görülen değer... Derinliği aynı olan sığ su alanı. 9/ Yün atkı... Pasta hamuru.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog