Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 27 MAYIS 2008 SALI 14 KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr Eskişehif Belediyesi Şehir Tiyatroları 16. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde jÖzgjirlüğün uç noktasına doğru •»SAHNEDENT AYŞEGÜL YÜKSEL c(ezayir doğum- lu Fransız ya- 'zar Albert Camus'nün gençliğindc hızlı bir tiyatrocu olduğu bi- linir. 1935'te Cezayir'de Theatre de l'Equipe'i kur- muş ve bu toplulukla 1938'e dek çahşmıştı. 16. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali'nde ya- nn (28 Mayıs Çarşanıba) izleyeceğiniz iinlii sahne yapıtı 'Caligula'yı 1938'de, oyıın kah- ramanını salrnede kendisinin canlandıracağıni düşünerek yazmıştı. Oyunun Vintage Yayın- evî'nce yapılan hıgilizce baskısmda (1958) yer alan öndeyişinde "Henüz yinni bcşim- devdiın" diyur, "İnsanın kendisi dışında kimseye güvencmcdiği bir yaşta." Ancak, Ikin- ci Dünya Savaşı'nın patlak vennesiyle bu tasan gerçekleşememiş ve oyıın ilk kez 1945'te Pa- ris'te sahnclenmiş. 'Caligula', Seutenius'un '12 Sezar' başlığını taşıyan yapıtından esinlenilerek yazılmış. 1936'da üniversitenin felsefe bölümünü bitiren Camus'nün, bu oyunu biçimlendirdiği dönenı- de henüz yalnızca iki denenıe kitabı, 'Tersi ve Yüzü' (1937) ile 'Düğün Geccsi' (1938) var- dı. Bu mctinlerdcki temel vurgulardan biri in- sanın 'öliiınlii' (yok olup gitmeye 'yazgdı') olu- şudur. Camus'nün, ünlü 'saçma' ('uyumsuz' ya da 'absürd') kavramıyla Avrupa'yı sarstığı, 1942'de yayımlanan 'Yabancı' ve 'Sisyphe Ef- sancsi" başlıklı büyük yapıtlan isc henüz ya- zılmamıştı. Camus, bclki de bu nedenle, bir genç- lik çalışması olarak değerlendirdiği 'Caligula' oyununun 'felsefe' ile ilişkilendirilmesine kar- şı çıkar. Yazara göre bu metindeki 'felsefe' kah- ramanın şu sözleriyle sınırhdır: 'lnsanlar ölür; ve mııtlıı değildirler...' Bunun tünı insanlıkça paylaşılan 'iddiasız' bir 'ideoloji' olduğu ka- • Albert Camus'nün 'Caligula' oyunu yarın AKM Büyük Salon'da festival kapsamında sunulacak. Ahmet Mümtaz Taylan'ın oluşturduğu ve uyguladıği sahne metni günümüzde dünya düzeyinde yaşanan şiddeti hedef alıyor. nısındadır Camus. Yazarböyle düşünse de, 'Ca- ligula' metninin, daha sonraİci -daha öncmli- me- tinlerde yer alacak olan 'düşünsel duruş' için 'hazırlayıcı' nitclikte olduğu göz ardı edilemez. Camus, adı geçen öndeyişte yapıtını şöyle açıklamaktadır: Kızkardeşi ve sevgilisi Drusil- la'nın 'ölüm'ü üstüne, dünya düzeninin 'yan- lış' olduğunu düşüıımeye başlayan lmparator Ca- ligula, 'olanaksız' olanı elde etme saplantısı (Gökteki 'Ay'ı istemesi bu yönelimin simge- sel göstergesidir.) içinde, yerleşik değerlere baş- kaldırır. Başkaldırı yöntemi 'şiddet', son aşa- mada da 'cinayet'tir. Caligula, yeryüzünde kalıcı/güven verici ola- rak bilinen tüm değerleri altüst ederek gerçek- leştirdiği 'yok etme' eyleminin yanlışlığını zaman içinde anlayacaktır. Insan her şeyi yok ederken kendisini de yok edecektir çünkü. Ca- ligula, imparatorluk erkini kullanarak, 'özgür- lüğün uç noktasına ulaşma' uygulamasına gi- rişmiştir. lyilikle kötülüğü, sevinçle kederi, aydınlıkla karanlığı farklı bir algılama düzle- minden süzerek açıkladığı, içine 'düşünsellik' katılmış bir 'şiddet eylemi'ne adamıştır varlı- ğını. Sonucuna katlanacaktır. Camus'nün deyişiyle, 'Caligula' üsrün dü- zeyde bir 'intihar'm öyküsüdür. 'Yanlış'ların en insanca ve en trajik olanıdır. Kcndisine sa- dık kalabilmek için insanlığa ihanet eden Cali- gula, insanın kendisini tek başma kurtarama- yacağını, bedelini başkalanna ödeterek özgür- leşemeyeceğini anladığı için ölümü kabul eder... Yönetmen Ahmet Mümtaz Taylan, göre- bildiğim, yazarın Caligula için yarattığı 'iç dünya'yı söyleşimler yoluyla aktarma yöntemini seçtiği -baştan sona söze dayalı- 'oyun metni'ni, görsel ve işitsel açıdan son derece zengin bir 'performans metni'ne dönüştünnüş. Bunu yaparken de günümüzde dünyayı parçalamak- ta olan 'şiddet'i hedeflemiş ve 'sınırsız ve de- netlenemeyen bir iktidar mekanizmasının, ld- mi muktedirlerin elinde nasıl bir yıkım ına- kinesi' olup çıktığını göstennc amacına yönel- miş. Bu nedenle de, oyun metninin içerdiği söy- lcşim düzenini -kısaltmalar yapılmış olsa da- ko- rumasına karşın, 'hareket'in baştan sona sanp samıaladığı bir sahne anlatımını ön düzeye ta- şımış. Işığa göre yer yer ton değiştiren loş bir be- yazlığın egemen olduğu, tülden yapılmış izle- nimini vercn sütunlar ve saydamlaşabilen ha- reketli bölmeler, ayru renkte dekor parçalan, sah- ne araç-gereçleri ve giysilerin çoğunluğu bu gör- sel bütünün parçalan olarak deviniyor. (Oyun ile günümüz dünyası arasındaki bağlantı ise siyah kostümler yoluyla görüntülcnmiş.) Bir başka deyişle, oyun metni, Tayfun Çebi'nin, Ersen Tunççekiç imzalı ışık tasanmıyla hare- kete geçen dekorunun, Funda Çebi'nin teatral giysi tasanmları ve Tolga Çebi'nin müziğiyle iç içe geçmesiyle oluşan bir 'çerçeve koreo- grafi' içine yerleştirilmiş. Oyuncular 'estetik bo- yutu' baştan sona korunan bu görsel-işitsel dü- zen içinde, onlarca farklı sahneden oluşan oyu- nu bir 'uzam'dan bir başka 'uzam'a, bir 'za- man'dan bir sonraki 'zaman'a ulaştırarak ta- şıyorlar. 'Düşünsellikle damıtılmış şiddet ey- lemi' bu 'yarı düşsel' görsel-işitsel ortamda yer alıyor. Yönetmen Taylan, rejisini, Eskişehir Bü- yükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın genç sanatçılannın oluşturduğu enerji kaynağına yaslamış. Yine de yoğun harekct düzeni 'ko- nuşma'nın anlaşılır kılınınasını yer yer engel- liyor. Gönül, Bertan Onaran'ın yetkin çeviri- si daha netlikle izlenebilsin ister... Caligula'yı Basri Albayrak canlandırıyor. Öteki öneınli rolleri ise Sermet Yeşil, Sinan De- mirer, Mert Kırlak, Nagihan Orhan, S. Ber- kay Akın, Murat Danacı, İsmail Dündar, Za- fer Ergül, Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Serhat Onbul, Yalçın Özen, Ercüment Yılmaz, Sav- ran Perk paylaşıyorlar. Özcan Akgöz, Hıdır Akaya, Ferit Demirbay, Yunus Derli, Ersin Umut Güler, Çetin Karakul, Şükrü Kaya ve Özcan Yörük ile oyuncu kadrosu tamamlanı- yor. 'Alımlı' bir 'festival oyunu' izleyeceksiniz. Nekroshıs Faust'la konıiştıı Litvanyalı ünlü yönetmen 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali 'nin onur ödülünü aldı EGEMEN BERKOZ 16: İstanbul Tiyatro I Festivali'nin üçüncü 've son onur ödülü önceki akşam Litvanyalı ünlü ti- yatro yönetmeni Eimuntas Nek- rosius'a, yönettiği "Fausfun festivaldeki tck gösteriminden önce düzenlenen törenle verildi. Tören, Litvanya Kültür Baka- m Jonas Lukas'ın konuşmasıy- la başladı. Aslında ünlü bir caz sa- natçısı olan Bakan Lukas, Nek- rosius'un daha önce de İstanbul Tiyatro Festivali'ne katıldığını, Litvanya'da birçok tiyatro ödülü aldığını, geçen yıl da, iz- leyece- ğimiz Faust'la Italya'da önemli bir tiyatro ödülünü kazandığını söylediği konuşmasmı "Uma- rını oyundan keyif alacaksı- nız. İyi seyirler!" diyerek bitir- di. İstanbul Kültür Sanat Vakfi Başkanı Şakir Eczacıbaşı da konuşmasında Nekrosiııs'u anlattı ve ünlü yönetmenin salmeye koy- duğu Shakespeare, Çehov, Go- gol oyıınlanyla tanındığını, opera sahnelemeleri- nin de önemli olduğunu vurgu- ladı. Ardından Nekrosius salıneye çıkıp ödülünü, alkışlar arasında, Şakir Eczacıbaşı'nın elinden al- dı. Ama, ödül alanlann genellik- le yaptığı gibi bir teşekkür ko- nuşması yapmadı. Sözünü, yara- tıcı görselleştimıeler, aynı yara- tıcılıkta koreografı, sahne dü- zenlemesi, müzik ve ışıkla, tap- taze bir sahne diliyle... "Fausf'la söyledi. Gerçekten de olağanüstü bir sahneleme izledik, onarım ve yenilenme için olsa da, yaklaşık bir buçuk yıl onsuz kalacak ol- manın üzüntüsünü şimdiden yaşadığı- nıız Atatürk Kültür Merkezi'nde. Altyazı- lan İsmet Zeki Eyüboğ- lu'nun çevirisindcn alınan ve 4 saat boyunca adeta soluk almadan izlediğimiz oyunun ge- rek perde sonlannda, gerekse bi- tişindeki uzun ve coşkulu alkış- lar da tüm izleyicilerin oyundan nasıl etkilendiğini gösteriyordu. Bu görkemli tiyatro göstcrisi- nin daha aynntılı bir değerlen- dirmesini tiyatro yazarlarımız kesinlikle yapacaklardır. CRR Senfoni sezonu özel bir konserle kapattı 'Gûle oynaya' sezon kapanışı ERStN ANTEP T anınmış solist- lerin bu yıl sık- ça ağırlandığı Cemal Reşit Rcy Konser Salonu'nda, önceki ak- şam CRR Senfoni'nin konuğu Maxim Fede- tov (keman), şefiyse Rengim Gökmen'di. Son konserde dikkatli, enerjik, şefle daha uyum- lu bir çizgi sergilendi. Türk dinleyicisinin pek tanımadığı, ancak dinlediğinde kulağına yatkın yapıtlanyla Svi- ridov ve Marquez'in programda yer alması doğruydu. Orkestral gör- kem, parlaklık, güç ve enerjinin sergilendiği Bernstein 'Candi- de Uvertürü' ve orkestra içinde çalgıcı- lann solocu olarak öne çıkanldığı Sviri- dov 'Kar Fırtınası' beğenildi. Sibelius 'Keman Konçertosu'hda Fe- detov, bildiğimiz ustalığını sergilcdi. Tel- lere yapışmış arşesine ek olarak ezgisel fi- gürü destekleyen gösterisini, rahathğını ve becerisini orkestra üyeleri de ayaklannı vu- \arak alkışladı. Gelgelelim, istek üzerine, İDSO konserindc olduğu gibi yine Paga- nini kapris çaldı. (Horon (Saygun) ya da Haydar (düz. H. Şensoy) gibi bir Türk ya- pıtının notalannı ulaştır- malıyızkendisine!) A. Marquez 'Danzon No.2' gerçekten iyi or- kestralaması ve melodik kurgusuyla dinleyiciyi et- kiledi. Besteciler bazen orkestra ve çalgıcılan sı- nava çeker. Bu konserde de, küçük flütte Funda Kıran ve piyanoda Öz- lem Nemli sınavdaydı. Aynı ezginin ritmik bir- liktelik ve ortak entonas- yonla çalınması gereken pasajda ikisi de başan- hydı! Galway konserindeki gibi Sezai Kocabıyık (obua), Elif Tarakçı (başkeman), Rahşan Apay (çello), Orçun Ci- velek (küçük klarinet), Erkut Gökgöz (tromrjet) orkestrada öne çıktılar. Komo- larsa staccatolarda bu kez pek başanlı de- ğildi. CRR Senfoni Orkestrası, yapılanması sa- yesinde ernin adımlarla yürüyor. Bence, sa- ion dışına da çıkmalı artık! Festival ya da başka salon programlannda yer almalı! Program notlan, özel bir eleman çalıştın- larak tüm konserin ipuçlannı veren bir ya- pıya kavuşturulmalı. Orkestra da daha sık prova yapmalı ve konser vermeli! (er- sin@muzikoloji. org) AYNA ADNAN BINYAZAR Ayna'dan Yansıyanlar... Köy Enstitülerinin hep güncel kaldığını, gelen e- postalar da kanıtlıyor. Ayna, bu hafta bu görüşleri yansıtıyor: "1995 yılında Fransız Kültür'e gidiyorum. Ho- camız Italyan asıllı M. Medici. 12yıldır Türkiye'de. Birgün ders arasında arkadaşlarıma Köy Ensti- tülerini anlatıyordum. Ara uzadıkça uzadı. Ben söyleyeceklerimi bitiriyordum ki hoca sınıfa gir- di: Arkadaşlar, Monsieur M. Erdoğan size öyle güzel bir şey anlatıyordu ki sözünü kesmemek için kapıda bekledim. Türkiye'ye ilk geldiğimde öğ- retmenlikten artan saatlerde ne ile ilgilenirim di- ye düşünürken karşıma Köy Enstitüleri konusu çıktı. Her yönünü inceledim." (Mehmet Erdo- ğan). • • • Erdoğan, M. Medici'nin vardığı sonucu daak- tarıyor: "Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Eğer Köy Enstitüleri 1940'ların sonunda kapatılmayıp 1980'lere kadar gelebilseydi, Türkiye bugün Avrupa'nın 2. ya da 3. gelişmiş ülkesi olurdu. Tür- kiye onları kapattı, ama 1951'de çölde kurulan Israil uzmanları gelip Köy Enstitülerini inceledi, benzerini Israil'de kurdu. Bugünün Israil"7 nere- de, görüyorsunuz..." Erdoğan, Köy Enstitülerine önyargılı yaklaşan yazarlara da gereken yanıtı veriyor. • •• Mehmet Kâğıtçı, Köy Enstitülerinde uygula- nan üretici eğitime değiniyor: "Köy Enstitülerini yazılı ve görsel basın ile se- minerierden öğrenmeye çalışıyorum. Gerek ba- sında gerekse seminerlerde olumsuz biryazı ve- ya söze rastlamamıştım. Hatta Pakize Tür- koğlu 'nun bir söyleşisinde, bir beyefendi söz ala- rak birlikte geldiği arkadaşının 250 metrekare, kendisininse 2.5 dönüm arazisi olmasına karşın arkadaşının kendisinden daha fazla ürün aldığı- nı, çünkü onun Köy Enstitülü olduğunu söyle- mişti." Mithat Tolgay ise Köy Enstitülerinin Türkiye'ye çağ atlatacak bir çözüm olduğuna inananlardan biri. Bu kurumların önünün kesilmesini büyük bir hata olarak görüyor. ••• Özlem Ekmekçi Sayar da, babası Mustafa Ekmekçi hakkında uluorta yargılarda bulunan bir yazara verdiği yanıtta laik eğitimin nasıl dinsel eğitime dönüştürüldüğüne değiniyor: "Babam, Köy Enstitülü değildi. Kısa bir araş- tırma ile bu bilgiye ulaşabilirdiniz. Ama Köy Ens- titülerine gönülden inanırdı. Sizin oturduğunuz yerden Türkiye nasıl görünüyor bilemiyorum, ama Köy Enstitüleri kapanmamış olsaydı Türkiye bu- gün çok farklı yerlerde olabilirdi. Bugün giderek artan şiddetin, işsizliğin, öfkenin, çaresizliğin te- melinde eğitimsizlik yatıyor. Köyden her çıkanın bir umutla kendini attığı İstanbul şehrinin halini içinde yaşayarak görmeniz gerekir. O kıyasıya eleştirdiğiniz Köy Enstitülerinin yerini Kuran kurslarının, imam hatiplerin almasının acısını biz ülkemizde bizzat yaşıyoruz. Sizin oturduğu-_ nuz yerden bu netlikte görünmüyor olabilir, bi- lemem." ••• Köy Enstitülerinin, üretici eğitime yönelik çağ- daş okullar olduğu bu görüşlerden de anlaşılı- yor. Bugüne kalsaydı, ilköğretimden üniversiteye, en önemli kurumlaşmalardan biri gerçekleştiril- miş olacaktı. Laik eğitimi içine sindiremeyen feodal ruhlu toprak ağaları, bunu anında sezmişler, halk ya- rarına işleyen bu okulları kökünden kurutmuş- lardır. Köy Enstitülerini övmenin de, kötülemenin de artık bir anlamı kalmamıştır. Yapılacak iş, çağ- daş Türkiye'nin yüzünü değiştiren bu kurumla- rı bilimsel açıdan değerlendirmektir. Bu da ge- niş ölçüde eğitim fakültelerinin işidir. binyazar@gmail.com Dylan'la geçmişe yolculuk • Kültür Servisi - Bob Dylan'ın daha önce yayımlanmamış konser görüntülerini içeren 'Live at the Newport Folk Festival - 1963 - 1965' adlı DVD Sony'den çıktı. Oscar ödüllü yönetmen Murray Lerner tarafından filmc alınan görüntüler, yeni teknik olanaklarla yeniden kaydedildi. Mr. Tambourine Man, Blowin In the Wind, It Ain't Me, Babe and Like A Rolling Stone dabuDVD'de. DİPLOMAT OTELveAPART 'Eğe'dcyaz sezonu baştadü... 6gece kgnakÇamaCarda, ço/^öteCpaü, Sezon başı avantajh pakg\'fyatfunmızdıinfayd'atamn dalia az ödeyiiL.. I 01 hazlran alrls - 07 hatlranMeıtıaba Yaz I Merhaba Yaz II Giineşli Kumsal 4- 08 hazlran alris -14 haılran 329 YTL. 349 YTL. 399 YTL. Ikl kijilik odada tam panslyon [*) kl|lba|i flyallardıt. 0006 ya çocuk Octetılz. 07-12 yaş çocuk %50 Indlrlmlldlı. DENIZATI HOLIDAY VILLAGE Meryemana Cad. No: 19 Gümüldür - İZMİR Tel: 0-232-798 9191 GENİŞ BİLGİ, FİYATve REZERVASYON www.diplomathotel.com.tr 252-476 7145 veya 537-825 7979 Batı Karadeniz kıyısında, fındık ve ıhlamur ağaçtanyla içiçe, Ankara ve İstanbul'a 3 saat uzaklıkta. Gumhurîyei okurlarına özel indirim! .mesenotel.com Cennet Mete • Denize sıfır, özel plaj • Açık ve Kapalı Restaurant • Alakart Restaurant (Deniz ürünleri, balık ve et çeşitlerl) • Snack Bar • Klimalı Odalar • Yarım Pansiyon Açık Büfe • Haziran Ayı günlük kişi başı 50 YTL • Temmuz-Ağustos Ayları günlük kişi başı 70 YTL • Kredi Kartı ile ödeme yapılır • Demokratik kitle örgütü üyelerine ve Cumhuriyet okurlarına özel indirim Rezervasyon: Tel: 0252 387 90 45 Fax: 0252 387 71 30 www.gundogancennetmotel.com
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog