Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 MAYIS 2008 PAZARTESİ HABERLER Genel merkez kadın kolları kongresinde konuşan Erdoğan, Yargıtay ve Danıştay bildirilerini ilk kez değerlendirdi 'Durumdan vazife çıkardılar'• Erdoğan, 'Hakkında bir kapatma davası açılmış bir partiyle ilgili bir bildiri yayımlanırsa, kusura bakılmasın, onu cevapsız bırakmak 16 milyon seçmenime ihanet olurdu' dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yüksek yargıdan gelen bildirilere sert tepki gösterdi. Yargıtay Baş- kanlar Kurulu'nu "durumdan vazi- fe çıkartarak yargı sürecini etkile- meye çalışmakla" suçlayan Erdoğan, "Bunun neticesi ne olursa olsun, buna katlanmak mümkün değil- dir" dedi. Partisinin genel merkez ka- dın kollan 2. olağan büyük kongre- sinde konuşan Erdoğan, ana hatlanyla şu mesajlan verdi: • Yargı bizim yargımızdır. Yasa- ma da, yürütme de bizimdir. Ama gö- nül arzu ederdi ki yargı şunu çok iyi tespit etmeliydi: "Benim görev ala- ıııın bellid.tr. Benim, görev alanımın dışına çıkmamam gereldr..." Yü- rütme, zaten görev alanı bellidir. îc- ra alanı dışına çıkması söz konusu de- ğil. Fakat biz bir şeye üzülüyoruz; bu- güne kadar bir kapatma sürecine, hakkında bir kapatma davası açılmış bir partiyle ilgili bir bildiri yayımla- nırsa, kusura bakılmasın, onu ce- vapsız bırakmak 16 milyon seçme- nime ihanet olurdu, onu cevapsız bırakamazdım. Çünkü yargının baş- kanlar kurulu böyle bir açıklamayı ne anayasadan ne kanunlardan aldığı yetkiyle değil, durumdan vazife çı- Türbanı bayrakyaptdar!AKP Genel Merkez Kadın Kollan 2. Olağan Büyük Kon- gresi'nde başörtüsü ilk kez bayrağa dönüştürüldü. Salon, büyük çoğunluğu çeşitli illerden gelen türbanu kadınlar taraftndan dolduruldu. Kongrede türban konusunda bir ilk de yaşandı. Başbakan Erdoğan'ın "Siyasi sinı- ge olsa ne olur?" sözlerlnin ardından Bursa U teşkilatınca dağıtılan uzun örtüler, bayrağa dönüştürüldü. Ba- zı kadınlar dağıtılan örtülcri başlarına sararken, bazıları fular olarak boyunlarına astı. Bir grup kadın da örtüleri birbirine bağlayarak bayrak haline getirdi. Gözündeki rahatsızlık nedeniyle Erdoğan kapalı salo- na güneş gözlükleriyle geldi. 81 ilden getirilen genç kızlardan oluşan trampet takımı da sık sık tempo tuttu. karmak suretiyle yapmıştır. Böyle bir yetki olamaz. Bizler 16.5 milyon seçmenin oy verdiği AKP olarak burada suskun kalırsak o zaman ses- siz yığınlann sesi olarak değil, biz de sessiz yığın olarak kalınz. 'Herkes işini yapmalı' Herkes işini yapmalı. Yasama görevini yapıyor, yasamaya kalkıp müdahale edemez. Yürütme de ya- samaya müdahale edemez, yasama da yürütmeye... • Bu CHP'nin halkla arasında du- var var. Bu duvar olduğu içindir ki bu CHP ülkemizde hiçbir zaman iktidar olamayacak. Bunun da müjdesini sizlere veriyorum. Olamayacağı için başka yollara başvuruyor. Boşuna çır- pınma, o yollarla da gelemeyeceksin. Çünkü benim milletimin feraseti, anlayışı size asla bu yolu açmayacak. Ne yaparsamz yapın, açmayacak. Devletle milletin arasına mesafe koy- mayı, millete tepeden bakmayı bun- lar siyaset zannediyor. 'Şaşkınhkla izliyorlar' • Başını kuma sokmak, kimseyi dünyanın hayret dolu bakışlanndan kurtarmıyor. AKP iktidannın başa- nlanna şapka çıkaran, imrenerek konuşan, sessiz devrim diye öven İş hayatı hızlıları sever... Rekabette geri kalmaym, yolda boşuna vakit kaybetmeyin. Sadece rezervasyon yapmanız yeterli. İhtiyacınız olan zaman, Avîs havalimanı ofislerinde... dünya kamuoyu bugün şaşkınlıkla Türkiye'yi izliyor. Bundan da ra- hatsız olanlar var. "Dünya bizi iz- lemesin, bizi konuşmasın, bizi de- ğerlendirmesin" diyorlar. Böyle bir şey mümkün mü? Dünyaya ko- nuşma yasağı mı koyalım Saym Baykal, niye rahatsız oluyorsun? Sosyalist Entemosyanal'e niye gi- diyorsun o zaman? Ne işin var senin oralarda? Otur burada. 'Hedefe kadar gideceğiz' • 4 Ağustos 2001'de ne dedik "Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece..." Gideceğiz gündüz gece. Ne olursa olsun gideceğiz. Gündüz de gideceğiz, gece de gide- ceğiz; hedefe ulaşana kadar gidece- ğiz. Çünkü bu yolda halkımızın mut- luluğu var, bu yolda halkımızın ezil- mişliğini kaldırmak var, bu yolda ba- nş, sevgi, aşk, yaşam standartlannı yükseltmek var. Bunun için bu yol- da azimle yürüyeceğiz. • Davamız Türkiye'nin yolsuzlu- gu, yoksulluğu, yasaİcçılığı yenme da- vasıdır. Kim milletin değişim irade- sinin ilk rüzgârla yön değiştireceği- ni samyorsa kendini kandınyor. Tür- kiye bugünün sıkınülannı yannlara ta- şımayacak, mutlaka bunlan aşacak- tır. Güçlü, özgür, müreffeh bir ülke olarak aydınlık yannlara yürüyeceğiz. Bu sıkıntılan da aşacağız. • Maalesef bu gensoru (1 Mayıs hakkında) illegal örgütlerin legal ör- gütlerle birlikte hareket ettiği olaya bi- zim muhalefet olmamız nedeniyle ve- rilmiştir. Ben doğrusu MHP'nin on- lann yamnda yer almasına üzüldüm. Dünyanın her yerinden rezervasyon için: www.avis.com.tr 444 2847 AV'S CHP'DEN ÖNERGE <TRT denetimden kaçıyor' AYŞE SAYIN ANKARA-TRT Ge- nel Müdürü tbrahim Şahin, kimi iktidar yan- lısı gazetelerde çalışan gazetecilere yaptırılan programlar karşılığı ya- pılan ödemeleri, parla- mento deneriminden ka- çınyor. CHP tstanbul Millet- vekili Çetin Soysal, TRT'nin Zaman, Sabah, Taraf gazetelerinde ça- lışan bazı yazar ve ga- zetecilere yaptırdığı ve çoğu canlı yayımlanan programlannı soru öner- gesiyle Meclis günde- mine taşıdı. TRT'nin Sabah yaza- rı Emre Aköz, Zaman gazetesi yazarı Müm- tazer Türköne'ye "Gündeme Dair", yine Zaman yazarı tbrahim Kalın'a "Enine Boyu- na" programmı yaptır- dığına dikkat çeken Soy- sal, aynca Taraf gazete- si yazarı Önder Aytaç, Yeni Şafak ve Zaman yazarı Teoman Duralı, Kanal 7'den transfer Be- dirhan Gökçe'ye de da- nışmanlık, sunuculuk ya da yapımcılık gibi ad- larla görev verildiğini ifade etti. Şahin, bir kamu kuru- mu olan TRT, millet adına Meclis tarafından hesaplan denetlenmesi- ne ve "soru önergesi" vermek parlamentonun "denetim yetkisi" kap- sammda olmasına rağ- men bu kişilerin ücret- leriyle ilgili bilgi ver- mekten kaçındı. Şahin verdiği yanıtta, "Adı geçen kişilere kendileri ile yapüan ti- cari sözleşmeler uya- rınca ücret ödenmekte olup, ticari sözleşme- lere ilişkin ücretler, ta- ratlurın ıı/ası bıılıııı- ıııası halinde açıklana- bilmektedir" dedi. CHP milletvekili Soysal, TRT'nin içine sokulmak istendiği du- rumun AKP iktidannın yürüttüğü sistemli poli- tikalann bir parçası ol- duğunu söyledi. 2000Lİ YILLARDA ERDAL ATABEK Milli İrade Neyi Isterse mi?.. 27 Mayıs 196O'ı düşünüyorum. O sabah radyolarda "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iktidara el koyduğunu..." açıklayan tok sesi duyarak dikkat kesilmiştik. Demokrat Parti iktidannın hem güçlü hem de güç günleriydi. Celal Bayar Cumhurbaşkanı'ydı, Adnan Men- deres Başbakan. Demokrat Parti 1957 seçimlerinde oyların bü- yük çoğunluğunu alarak iktidarını yenilemişti. Muhalefeti temsil eden Cumhuriyet Halk Par- tisi, Ismet Inönü başkanlığında mücadele edi- yordu. Demokrat Parti iktidarı üniversitelere karşı ade- ta savaş açmıştı. Menderes üniversite öğretim üyelerine 'kara cüp- peliİ8r' diye saldırıyordu. DP yargı organlarına karşı da mücadele halin- deydi. Yargı kararlarını küçümsüyor, aldırmıyor, oy çokluğunu her şeyi yapabilmenin ölçüsü sa- yıyordu. Adnan Menderes "Milli irade neyi isterse o olur" diyordu. Üniversiteler mi? Milli irade neyi isterse... Yargı mı? Milli irade neyi isterse... Ordu mu? Milli irade neyi isterse... Milli irade isterse 'hilafet bile gelirdi'. Milli irade isterse 'orduyu yedek subaylarla ida- re ederdi'. Milli irade isterse... Gerçekten milli irade bunlan mı istiyordu? 27 Mayıs sabahı 'ordu iktidara el koydu'. 27 Mayıs, 'Ordu Gençlik El Ele' sloganı ile bü- tün ülkede sevinçle karşılandı. Milli irade 27 Mayıs'ı destekledi, kurumlarını be- nimsedi. Yeni anayasa, özerk üniversite, bağımsız yar- gı, Devlet Planlama Teşkilatı, laik Milli Eğitim, sağ- lık hizmetlerinin sosyalleşerek köylüye gitmesi... Sonra, siyaset yeniden devreye girdi. Adalet Partisi adalet isteyerek ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri, Adalet Partisi, Sü- leyman Demirel ve sonrası... Soğuk savaş döneminde Türkiye bağımsız bı- rakılamazdı. Türkiye bağımsız bırakılmadı. 27 Mayıs'ın getirdiği bütün kurumlaryavaş ya- vaş kemirildi. Yarım yüzyıl sonra 'manzara-i umumiye' nedir? Artık iktidarda din odaklı siyasetin temsilcisi Ada- let ve Kalkınma Partisi vardır. AKP üniversitelerle kavgalıdır. AKP yargıyla kavgalıdır. AKP orduyla soğuk bir dikkat ilişkisi içindedir. AKP "Milli irade neyi isterse o olur" diye da- yatmaktadır. Bu, aslında "Biz ne istersek o olur" demektir. Türban mı? Biz ne istersek... Rektörler mi? Biz kimi istersek... Yargı mı? Biz nasıl istersek... Eğitim mi? Biz nasıl istersek... Bütün ortaöğretimi imam-hatip temelli yapmak gerekir ya, onun da zamanı gelecek... 27 Mayıs'tan 48 yıl sonra dönüp dolaşıp aynı yere gelmek bir yazgı mı? Hilafet gelse mi acaba? Onun da mı zamanı var? Onu da bekleyelim mi? Amerika onu da düşünmüş olabilir mi? Demokrasi? O, istediğin durakta ineceğin bir tramvay mı? Tek başına iktidar tehlikeli bir güçtür. Hem güçlüsündür hem de durumun güçtür. Türkiye zor bir dönemeçte. Bugün, 26 Mayıs 2008. erdalatak@gmall.com erdalatak@superonline.com www.erdalatabek.com DSP LÎDERİ SEZER SERT ÇIKTI Erdoğan y a 'kirli siyasetçV eleştirisi SAMSUN (Cumhu- riyet)-DSP Genel Baş- kanı Zeki Sezer, Baş- bakan Recep Tayyip Erdoğan'ı sert bir dil- le eleştirerek "Bu mil- let öylesine derin bir kültüre sahip ki hem dinini bilir, hem ima- nını bilir hem de kül- türünü yaşar. Milletin, Atatürk'üyle, laik çağ- daş Cumhuriyetiyle sorunu yoktur. Soru- nu sen yaratıyorsun. Kirli siyasetçi, çek eli- ni bu değerlerimiz- den" dedi. Partisinin Samsun tl Başkanlığı tarafından düzenlenen panelde ko- nuşan DSP lideri Sezer, Başbakan Erdoğan'ı eleştirdi. Sezer, "Bizim milletimiz, dinini sen- den öğrenecek değil. Sen başbakan olarak gençlerimize meslek eğitimi verebiliyor nnısutı. ona bak. tş bulacak ortamı bula- biliyor musun, ona bak. Senden dinimizi öğrenecek değiliz. Bu millet öylesine derin bir kültüre sahip ki hem dinini bilir, hem imanını bilir hem de kültürünü yaşar. Mil- letin, Atatürk'üyle, la- ik çağdaş Cumhuri- yetiyle sorunu yoktur. Sorunu sen yaratıyor- sun. Kirli siyasetçi, çek elini bu değerlerimiz- den" diye konuştu. Erdoğan'ın, sürekli "demokrasi" demesine karşın, demokrasiye de en fazla zaran yine Er- doğan'ın verdiğini ileri süren Sezer, güçler ay- nlığı ilkesinin yok edil- meye çalışıldığını ileri sürdü. AKP'nin yargıyı siyasallaştırmaya, yar- gıçlan kendi memuru gibi kullanmaya çalıştı- ğını savunan Sezer, "Erkler ayrılığı sağ- lıklı işlemezse demok- rasi işlemez" dedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fı- rat'ın "Herkes ram olacak" açıklamalan- na sert çıkan Sezer, "Kusura bakmayın, biz biat kültüründen gelmiyoruz. Birbiri- mize sarılırız, severiz ama ram olmayız, bo- yun eğmeyiz. Başkai- dırıyoruz, ram olmu- yoruz, başkaldırıyo- ruz Sayın Başbakan, hodri meydan, hodri meydan" diye konuştu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog