Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 25 MAYIS 2008 PAZAR 16 PAZAR KONUGU leyla.tavsanoglu@cumhuriyet.com.tr İTÜ Yer Fiziği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan 'dan acil uyarılar Deprem geliyorum diyorSÖYLEŞİ LEYLA TAVŞANOĞLU Son haftalarda Marmara'da bir deprem olasıhğı- nırı çok yakın olduğu dillendirilir oldu. Her kafa- dan bir ses çıkmaya başladı. İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Yer Fiziği Anabi- lim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan'la konuşuyoruz. Olabilecek bir depremin yeri, saati, süresi ve büyiiklüğü hakkında kesin öngörülerde bulunmanın yanlış olacağına işaret ediyor. Bu tür söylemleri "bilimsel bilgilerden uzak, magazin- sel" olarak niteliyor. Ancak lstanbul ve çevresin- de günün birinde büyük bir depremin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Eyidoğan, lstanbul Deprem Master Planı'nda yer alan şu çarpıcı ifadeleri tek- rarlıyor. "750 bin bina csas alınarak yapılan ça- lışmada Ku/.ey Marmara'da 7.5 büyüklüğünde bir deprem olursa binaların yüzde biri tanıa- ınıvla çökecek. Yüzde altısı ağır hasar görecek. Yüzde 15'i ağır, orta hasark olacak. Nüfusun yüzde 0.7'si yaşamını yitirecek. Yüzde 0.12'si yaralanacak. Yüzde 10'u evsiz kalacak." - Son zamanlarda yeniden Marmara depremi konusu gündeme oturtuldu. Kandilli Rasatha- nesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün eski müdürü Prof. Işıkara deprem tehlikesinin ol- madığını söylerken Prof. Naci Görür alarm zil- lerinin çaldığını öne sürdü. Kandilli Rasatha- nesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün şim- diki müdürü Prof. Gülay Altay da benzer öngö- rülerde bulundu. Kime inanmanıız gerektiğini söyler nıisiniz? H.E. - Özellikle 1999'dan sonra ortaya çıkan ve deprem uzmanı, deprem hocası adlan yakıştınla- rak lanse edilen kişilerin tartışmalan basın ve ya- yında öne çıkarak deprem tehlikesi konusunda çok değişik söylemler yapıldı. 1999 depremi ön- cesinde rahmetli Prof. Aykut Barka'nın da içinde olduğu birçok yer bilimsel çalışma sırasında yer bilimsel camiada birçok kişinin farkında olduğu ve kendi aralannda tartıştığı, pek çok resmi kuru- ma da aktanlan bilgilere ve bulgulara baktığımız zaman zaten 1999 depremi öncesinde Marmara TÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Yer Fiziği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Eyidoğan depremin yeri, saati, süresi ve büyüklüğü hakkında kesin öngörülerde bulunmanın yanlış olacağına dikkat çekti. Bu tür söylemleri "bilimsel bilgilerden uzak, magazinsel" olarak niteleyen Eyidoğan lstanbul ve çevresinde günün birinde büyük bir depremin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. TBMM'ye sunulan yasa taslağında Acil Durum ve Afet Yönetimi Genel Müdürlüğü gibi bir sürecin başlatılmak istendiğini belirten Eyidoğan, "Taslağı deprem konusunda uzman hocalanmız incelediğinde kavramsal, içerik açısından çok fazla eksikler buldular. Taslak muhtemelen komisyondan bu haliyle geçmeyecek ve bekleyecek" dedi. Bölgesi'nde deprem tehlikesinin yüksek olduğu görülüyordu. Öyle olmasaydı 1996'da başlayan Türkiye deprem bölgclcri haritasının yenilennıesi talebi ortaya çıkmazdı. 1996'dan sonra Bayındır- lık ve Iskân Bakanlığı Türkiye deprem bölgelcri haritasının ihtiyaca cevap vermediği, 1990"lardan sonra meydana gelen yeni bazı depremler nede- niyle bunun yenilennıesi gerektiği sonucuna var- dı. 1998'de yeni harita yayımlandı. O haritada Türkiye'de daha önce daha az tehlikeli gibi görü- nen yerler daha tehlikeli yerler haline dönüştü. Üniversitclerdeki, kurumlardaki yerbilimciler za- ten Türkiye'nin deprem tehlikesine yönelik olarak jeolojik, jeofizik vc sismolojik çalışmalarını yapı- yorlardı. Dolayısiyla onlar için Marmara Bölge- si'nde, Kuzey Anadolu Fayı'nm herhangi bir ye- rinde bir deprem olması hiçbir zaman sürpriz de- ğildi. Bunu söylediğimiz zaman bize, "Madem biliyordunuz da niye söylemediniz" diye sordu- lar, eleştiriler aldık. Olasılık tahmln edllir1 - Prof. Şengör kesin bir ifadeyle bir lstanbul depreminin 7.6 büyüklüğünde olacağını ve iki dakika süreceğini söylüyor. Depremlerle ilgili bu kadar kesin tahminlerde bulunulabilir mi? H.E. - Deprembilimde deprem öngörüleri genel- likle olasılıksal yaklaşımlarla verilir. Kesin şu bü- yüklükte olacak, denemez. Deprem öngörüleri için iki yaklaşım kullanılabilir: 1. Tanımsal (detcrministik) yaklaşım: Bu yön- temde birçok jeolojik ve sismolojik verilerden ha- rckctle şu faylar üzerinde şu büyüklükte deprem olursa şu uzakhkta nasıl etkilcniriz (yer hareketi ivme değeri vcrilerek) modeli yapılır. Bu, o bü- yüklükte depremin mutlaka olacağı anlamına gel- mez. Etki değerlendinrıe için kullanılır. Ülke veya bölge deprem tehlike analizlerinde ve haritaların- da bu yöntem kullanılmaz. 2. Olasıhksal yaklaşım: Bu yöntemde yine bir- çok jeolojik ve sismolojik verilerden hareketle il- gili bölgede çeşitli zaman aralıklannda çeşitli aşıl- ma olasılıklan için olası deprem büyüklüklerine karşılık gelen yer hareketi değerleri hesaplanır. Olasılıksal sonuç verilir. Tehlike haritalan bu so- nuçlara göre hazırlanır. örneğin şu bölgede önü- müzdeki şu kadar yılda şu büyüklükte deprem olasılığı ve dolayısıyla maruz kalınabilecek yer ivmesi şudur gibi bir sonuç verilir. lnşaat yönet- melikleri, sigorta primleri ve tehlike haritalan bu olasılıksal sonuçlara göre belirlenir. Sonuç olarak, deprem olasılıksal olarak tahmin edilir. Kesin tarih ve yer verilemez. Eğer bölgede kesin bilinen büyük deprem kaynak zonlan (aktif faylar) varsa olası depremlerin yeri olarak gösteri- lebilir. Süren nakarat maalesef bu bilimsel bilgi- lerden uzak, magazinsel olarak sunuluyor. H.E. - Şu anda depremleri önceden bilmemiz mümkün değil. 1999'dan önce hiç kimse şu nok- tada, şu zamanda büyük bir deprem olacak, diye- mezdi. Dünyada hiçbir bilim insanı bunu söyleye- mezdi. Çünkü böyle bir yöntem, böyle bir şablo- nıunuz yok. Biz sadece şuını söylüyoruz: Türki- ye'de birinci derecede deprem bölgeleri ülke alanı içinde yüzde 40'tır. Her zaman da bu alan içinde büyük bir deprem olur. Yeni Türkiye deprem ha- ritasına bakın. Kırmızıyla işaretli alanlarda her za- man bir deprem olabilir. Bu, bilimsel bir sonuçtur. Bunu bütün resmi kurumlar bilnıektedirler. Bu- gün ihtiyaca ccvap vermekte midir? Eksiklcri var mıdır? O tartışılır. Eksikleri vardır, günccllcnmesi gerekir. Çünkü deprem bölgeleri haritalan, ölçek kapsam, yöntem açısından her zaman güncellenır, tartışılır. 1998'de Türkiye deprem bölgelcri haritası yayım- landı. Bir yıl sonra deprem oldu. Şinıdi bu lıarita- nın yeniden güncellenmesi düşünülüyor. Bu ko- nuda çahşmalar var. Aymazlık dlz boyu - Bu harita ne zaman güncellenecek? H.E. - Ulusal Deprem Konseyi lağvcdilmeden önce biz Bayındırlık ve Iskân Bakanlığı'nda za- man zaman toplantılar yaptık. Konseyin lağvedil- diğini bilmediğimiz bir günde Afct Işleri Gcnel Müdürlüğü'nden gelen bir davet üzcrinc bakanlık müsteşan, ona bağlı diğer daire müdürleriyle top- landık.Toplantı kararlanndan birisi de şuydu: 1999 Gölcük depremiyle ortaya çıkan durum vc Marmara Bölgesi'nde 1999 sonrası yapılan ayrın- tılı yerbilim çahşmalan itibanyla bölgenin dep- rem tehlike haritasının bir an önce ve daha ayrın- tıh olarak 1/2.000.000 değil, 1/250.000 ölçekli olmak üzere yeniden yapılmasına ihtiyaç var. Şu anda da harita ölçek itibanyla aynntılı mühcndis- lik çalışmalanna yetmemektedir. Biz, "Marmara Bölgesi en çok göç alan, en çok yatırımın oldu- ğu ve deprem tehlikesiyle ilgili çalışmalarda deprem güvenliği yapı ve yerleşmeler açısın- dan daha güncel ve ilgili yerbilim camiasının Doğa tahribatının sonu kötü olacak - lstanbul bu gerçekler karşısında 2010'da nasıl Avrupa'nın kültür baş- kenti olacak? H.E. - Bilmiyorum. Tarihi yanmadada öyle resimler çekiyorum ki inanılamaz. Böyle bir ortamda deprem riskinin azaltılması yönün- de çahşmalar, hazırlıklar, kentsel dönüşüm nasıl ola- cak? Gerçekten çok zor bir durum. Önce sürecin baş- laması lazım. Deprem teh- likesi altındaki bir metro- polde risklerin azaltılması bağlamında yapılması ge- rekenler için başlatılan sü- recin değişmemesi gerekir. Çünkü lstanbul gibi bir metropolde deprem riskle- rinin azaltılması uzun va- deli, hatta bir seferberlik mahiyetinde bir stratejiyi gerektiriyor. - Kentsel dönüşüm, dedi- niz. Ama saııki yerel yö- netimler kentsel dönü- şümden arazi rantı elde etmeyi anlanuyorlar mı? H.E. - Başlangıçtaki çalış- malarda bunu deprem odaklı kentsel dönüşüm olarak adlandırıyorduk. Şimdi "deprem odaklı" sıfatı kaldınldı. Sadece kentsel dönüşüm deniyor. Böylece kentsel dönüşüm rant üreten bir dönüşüm gi- bi algılanmaya, öncelikler karıştınlmaya başlandı. Kentsel dönüşüm adı altın- da siz villalar, rezidanslar, bilmem kaç yüz bin dolar- lık akıllı konutlar yapma durumunda değilsiniz. Kentsel dönüşüm alt, orta gelir gruplannın mevcut depreme dayanıksız, plan- sız, denetünsiz yerleşimle- rini ada, pafta bazmda ye- rinde dönüştürmek demek- tir. Yerinde dönüşüm tanı- mı çok önemlidir. Bu du- rumda mevcut yerleşmclcri yeniden planlayarak bazı insanlan kendi arzulan çerçevesınde başka yerlcre yerleştirebilirsiniz. Ama dönüşümü bir kent planı içinde, çevre düzeni ve nâ- zım plan çerçevesınde ye- rinde yapmaya çalışmanız lazınıdır. Aksi takdirde bu- gün olduğu gibi kentsel dönüşüm teknik bir konu olmaktan çıkar; bir sosyo- ekonomik sonma dönüşür. P O R T R E PROF. DR. HALUK EYİDOĞAN Yükseköğrenimini İTÜ Fen Fakültesi JeofizikKürsüsü 'nde yaptı. Aynı yerde yüksek lisans çalışmasım tamamladı. 1976 'da İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Kürsüsü 'ne asistan olarak atandı. 1983'te sismoloji dalında doktor, 1987'de doçent ve 1993 'teprofesör unvamnı aldı. Yurtiçi ve ynrtdışmda çeşitli kıovmlarda ve üniversitelerde depremlerle ilgili çeşitli konularda proje ve araştırmalara katıldı. Yerli ve ydbancı bültenlerde yayımlanmış makaleleri, Türkiye depremleri ile ilgiliyayımlanmıs iki deprem kataloğıı bulunuyor. Başbakanlık Proje Uygulama BirimiMEER Projesi, lstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropolitan Bürosu ve lstanbul Avrupa Yakası sismik mikro bölgeleme etiitleri için danışmanlık hizmetlerinde bulundu. İTÜ ve Maden Fakültesi yönetim kurullannda ve çeşitli komisyonlarda görevleryaptı. Ulusal Deprem Konseyi üyeliği ve başkanlığında bulundu. Halen İTÜ Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Yer Fiziği Anabilim Dalı Başkanlığı göreviniyüriitüyor. daha rahat kabul edebileceği bir deprem bilgi haritası üretilsin. Bununla ilgili veri tabanı he- ınen hemen hazır" dedik. Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) karada yeni bir diri faylar hari- tası yaptı. Denizde de yerli ve yabancı bilim adamlan çok aynntılı ve hâlâ devam eden etütler yaptılar. Karada vc denizde yeni diri faylan bili- yoruz. Dolayısıyla yeni deprem bilgi haritası buna göre güncellensin, istedik. Bu fıkir müsteşar tara- fından çok beğenildi. Bunu gündeme alacaklan- nı, hatta bu konuyla ilgili en kısa zamanda bir top- lantı yapmaya hazır olduklannı söyledi. Bu konu- da karar aldık. Ama aradan bir süre geçtikten son- ra da zaten lağvedildiğimizi öğrendik. - Bu kadar büyük bir deprem riski altındaki bir ülkedc Ulusal Deprem Konseyi hangi akla hizmeten lağvedilir? H.E. - Biz de bunun anlaşılabilir, akla yatkın bir açıklamasını bulamadık. Ulusal Deprem Konse- yi'nin lağvedilmesi TBMM'de de gündeme geldi. Hükümetin açıklaması şöyle oldu: "Yeniden bir yapılanma sürecindeyiz. Bugün- kü ihtiyaçlara Ulusal Deprem Konseyi'nin ya- pısı cevap vermiyor. Yeniden yapılanması ge- reken bir dönemdeyiz. Bu nedenle lağvettik. Yeni bir yapılanma ortaya çıkaracağız." Yeniden yapılanıyorlar' - Yeniden yapılannıadan kasıtları neydi? H.E. - Türkiye'deki depremle, afetle ilgili bazı kunım vc kuruluşlan bir araya getirip bir çatı al- tında toplanıa gibi bir yapılanma düşiinülüyordu. Kaldı ki, biz Ulusal Deprem Konseyi lağvedilme- den önce ilgili devlet bakanına ziyarette bulun- duk. "Ulusal Deprem Konseyi genelgeyle ku- rulnıuş, istişari bir kurumdur. Biz Türkiye'de çeşitli konularda uzmanlaşmış konseyin 20 üyesi daha etkin, daha fazla katkı koyucu bir noktada olmak istiyoruz. Biz, bir Bakanlar Kurulu kararnamesi ya da bir yasayla kurnıa- nızı talep ediyoruz" dedik. Bizim isteğimiz baş- ka kurumların da bu yapılanmanın içinde olmala- rıydı. Ama bütün bunlar konuşulmamış gibi bizi habersizce lağvedip yeniden yapılanma sürecini başlatacaklanıu söylediler. TBMM'ye şimdi bir yasa taslağı sunuldu. Acil Durum ve Afet Yöneti- mi Genel Müdürlüğü gibi bir süreci başlatmak is- tediler. O yasa taslağını deprem, afet konusunda uzman hocalanmız incelediğinde kavramsal, içe- rik açısından çok fazla eksikler buldular. Taslak muhtemelen komisyondan bu haliyle geçmeyecek ve bekleyecek. Dolayısıyla hâlâ üÛcenin ulusal afet, deprem stratejisi belirlenmiş değil. Kaldı ki buna yönelik epeyce işler yapıldı. 1999 depremin- den sonra birçok yasa, yönetmelik ve genelge çı- kanldı. Çünkü ülkede deprem güvenliği, yerle- şim, konut, yapı üretimi hep sorun oldu. Bu soru- nu ortadan kaldıracak yapılanmalar düşünüldü. Göç durdurulmaiı - Yalapşap hesaplamayla 12.5 milyon nüfuslu olduğu söylenen lstanbul gibi bir megapolisin nâzım planı yok. O zaman depreme karşı nasıl kalıcı, etkili önlemler alınabilir? H.E. - lstanbul özcl bir durum arz ediyor. Ülke nüfusıuıun neredeyse beşte biri Istanbul'da yaşı- yor. Üstelik nüfııs yüzde dört artıyor. Bu çok faz- la. Bir toplantıda bunlan konuştuk. Toplantıya ka- tılan herkes bu devam eden göçün birçok çalışma- yı, hedefı, planı felç ettiğini söyledi. Yüzde dört artan bir nüfusun idaresi, eskiden bu yana gelen sorunların çözümü çok zor. Nüfus, arazi rantı ve sanayi baskısı, deprem dahil bütün çahşmalan, hedeflcri yok ediyor; hcdeflere varılmasını engel- liyor. Trafik sonınu, hava kirliliği, su havzalanrun kirletilmesi böyle... Bir deprem kuşağının üzerin- de, Marmara gibi birinci derecede deprem bölgesi olan bir ülkede, bu bölgenin kuzeyinde yerleşen bir metropolde depreme karşı alınacak önlemlerin felç olma noktasına gelmesi vahimdir. Deprem risklerinin azaltılması dcdiğimiz faaliyetleri yap- mak için parasal kaynaklar bulmamız lazımdır. Aynca uygulayabilecek gücümüzün de olması ge- rekir. O uygulamayı yapacak ekibi oluşturmalıyız. Hem teknik olarak hcm de siyaseten bu süreci bir şekılde başlatmahyız. Ama biz bu süreci başlata- mıyoruz. Bu göç baskısı altında sürekli yeni ge- len nüfusa hizmet venne suasında mevcut nüfusu rehabilite etme şansınızı kaybediyorsunuz. Arazi talanı her türlü afeti beraberinde getirir- Şişli ilçesinde 1999'da deprem olduğu sırada boş araziler vardı. Bugün her tarafa rezidanslar, kuleler, ahşveriş merkezleri dikildi. Günün birinde sözü edildiği gibi büyük bir deprem durumunda insanlar depremden nasıl kaçabilecek ya da kurtarma araçları oralara nasıl ulaşabilecek? H.E. -1999 depreminden sonra lstanbul Büyükşehir Belediyesi depremin çok önemli olduğunun farkına vardığı için Japonlarla birlikte bir mikro bölgeleme çalışması yaptırdı. Bunun anlamı şuydu: Deprem tehlikesi ve kayıp risklerinin ne olabileceğine yönelik bir çalışmaydı. Oradan senaryolar çıktı. Yani, şu büyüklükte bir deprem olursa nerede neyin kaybedileceğinin cevabı orada var. Bu alınan sonuçlar 2003 yılında internette yayımlandı. Bu çalışmada 750 bin binaya göre jeolojik, jeofizik etütler yapıldı. Dört ayn kayıp senaryosu yazıldı. Buna göre Kuzey Marmara'da 7.5 büyüklüğünde bir deprem olursa 750 bin bina esasma göre bunların yüzde biri tümüyle çökecektir. Yüzde altısı ağır hasar alacaktır. Yüzde 15'i ağır, orta hasar alacaktır. Nüfusun ise yüzde 0.7'si yaşamını yitirecek, yüzde 0.12'si yaralanacak, yüzde 10'u evsiz kalacaktır. Bilim dünyasının genel kanısı, büyüklüğü 7 olan bir depremin olma olasılığmın çok yüksek olduğu ve bunun için hazır olunması gerektiğidir. O zaman bilinç daha yüksek olduğu için bir de lstanbul Deprem Master Planı yapıldı. Çok değerli bir çalışmadır. Ama lstanbul Deprem Master Planı şu anda rafta duruyor. - Neden? Buna kim ya da kimler karar veriyor? H.E. - Aynı deprem şûrasınm bildirisindeki maddclerin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar gibi lstanbul Deprem Master Planı'nın uygulanmasında birçok sorunla karşılaşıldı. Bunlar çok boyutlu. Bir kere bir pilot alan seçilip orada uygulamaya dahi geçilemedi. Denıin söylediğim gibi, nüfusu yüzde 4 artan, sanayi ve nüfus baskısı altında ezilen kentte, buna bağlı olarak her türlü sorunla karşılaşıyorsunuz. Yeşil alanlannız, havanız, suyunuz gidiyor; deprem geliyor. Nüfus, sanayi baskısı altında ve belli bir plan olmadan nasıl çözüm getirebilirsiniz? Geçen yıl lstanbul Metropoliten Bürosu çevrc düzeni planı yaptı. O planda her boyutuyla lstanbul il sınırlan içinde her türlü gözlenıler, durum tespitleri yapıldı. lstanbul mevcut su havzalan, yeşil alanlan, şu andaki coğrafyası göz önüne alındığında 16 milyondan fazla nüfus alamaz deniliyor. - Peki, her yıl yüzde 4 artan nüfusu nereye yerleştirecekler? H.E. - Gittikçe yükscliyoruz. 1960'lardaki bina yükseklikleriyle bugünküleıi kıyaslayın. Binalar yükseliyor, alanlar daralıyor. Böyle bir kentte hangi riskleri azaltabilirsiniz? Para hırsından körleşengözler - Böyle bir depremde daha çok para kazanma hırsı nerede kalacak? Nasıl bir aymazlıktır bu? H.E. - Bu, geleceği uzun vadeli planlayamamaktan kaynaklanan bir yaşam biçimine bağlıdır. Tarını toplumundan sanayi toplumuna geçişte beceremediğimiz bazı noktalar oldu. Siz getirip sanayinizi faylara yakın bir bölgede kuruyorsıuıuz. Yaklaşık 800 bin kilometrekarelik bir ülkede yaşıyorsunuz. Ama tek cazibe merİceziniz lstanbul. Aklıma Istanbul'un tek cazibe merkezi oluşunun nedeni takılıyor. Istanbul'un bir kimliği var mı? lstanbul bir sanayi kenti mi, bir kültür ve eğitim kenti mi yoksa ticaret kenti mi olacak? Siz bunları belirlemiyorsunuz. Sonra da adam geliyor fabrikasını, villasını su koruma havzasına yapıyor. Yapar. Çünkü onu zorlayıcı bir planınız yok. Planınız olmalı, ona su havzasına fabrika, ev yaptınnamanız lazım. Bu göçü başka yerlere yönlendirecek çckim merkezleri yapılsaydı, böyle olmazdı. Ama bölge planımız yok. DPT'nin beş yıllık planları var. Acaba bu planlarda bu konular var mı? Çok merak ediyorum. - Böyle kimliksiz bir kent nasıl oluyor da 2010'da kültür başkenti oluyor? H.E. - Onu bilcmem. Onu konunun uzmanlan söyleyccek. Bcn bu kentte doğan birisi olarak bu süreci, bu tahribatı üzüntüyle izleyen birisiyim. Konu depremden açıldı. Ben gözlemlerimi söylüyorum. Bu doğa tahribatı bu şekilde sürerse sonu nereye vanr? Bilemiyorum. I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog