Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

"Kalem yazma aracı değil, düşünme aracıdır." Türkçe - 4 - Açıklama Bu tür çalışmalarla hem bildiklerimizi pekiştirmiş, unuttuklarımızı anımsamış, hem de bilmediklerimizi öğrenmiş olacağız. Bu çalışmanın amacı sınav değil öğretimdir. Bir insanın kendi kendini denetlemesi kadar yararlı bir değerlendirme yoktur. Eğitimde bu tür çalışmalara "Öğrenirken ölçen, ölçerken öğreten yöntem." denir. Aşağıda, bir soru köküne dayalı yargılardan kimileri doğru, kimileri yanlıştır. Alıştırmayı okuyunca soru kökündeki yargının sonundaki ayraç içine "doğru, yanlış, bilmiyorum' anlamına gelen (D, Y, B) imcelerinden birini yazarak yanıtlayın. (D), soru kökünde verilen yargının doğruluğunu; (Y) yargının yanlış olduğunu gösterir. Bölümceden soru kökündeki yargının doğruluğu, yanlışlığı hakkında kesin karar veremediğiniz durum- larda da alıştırmayı bilmiyorum anlamına gelen (B) imcesiyle yanıtlayın. Bir kişinin bilmediğini bilmesi, doğruya giden yolu bulabileceğini gösterir. Ayrıca alıştırmanın doğruluğuna, yanlışlığına ilişkin yanıtınızı defterinize kesinlikle kısaca yazın. Kalem yazma aracı değil, düşünme aracıdır. Türkçe - 4 ı. "Tiyatro sokakla arasını açtı mı, kolay kolay kendine gelemiyor artık. Salonları kibarlar çevresini kazanmak isteyen tiyatro, ister isteraez incelip ziippeleşiyor, nükteden öteye geçemez oluyor. Nükte dc iyi şeydir anıa, likör misali hoşa gitmekie kalır: İnsanı nc doyurur, nc coşlurur. Sahnede söz rakı gibi sert, su gibi cöınert gerek. Kibarlarsa tiyatroda sözün bu tiirlüsünden tiksinirler. Tiyatroya, bir ibadete gider gibi ciddi ciddi gittüderi halde, piyesin hafıf ve tatlı olmasını, şakayı tadında bırakmasını islerlcr; lıkınnda giden hayatlannı sarsacak cüretli oyunlardan hoşlanmazlar. Halk içinse tiyatro sudan bir eğlence değil, gülmeleri ağlamalanna, istekleri dertlerine karışır: Sahneden iyi kötii bir ışık süzülür." 1. Bölümcenin birinci tümcesinin yerine "Tiyatro, halkın sorunlarını sahnelememeye başlayınca, bir türlü eski niteliğini kazanamıyor." tümcesi konabilir. ( ) 2. Bölümcenin ikinci tümcesindeki "tiyatro" sözcüğüne kadar olan kısmında bir anlatım bozukluğu var. ( ) 3. Yazar görüşünü inandırıcı kılınak için bölümcede örncklenıc yönteminc başvurmuş. ( ) 4. Yazarın bu bölümceyle asıl ortaya koymak istediği tiyatronun izleyici yokluğu sorunudur. ( ) 5. Bölümcenin altı çizili tümcesinde beşinci sözcük yerinde kullamlmamış. ( ) II. "(1) Bir romancı romanını yazarken kendi yaşamından da, başkalarının yaşamlarından da yaı-arlanabilir, doğaldu' bu. (2) Ama yazar romanı salt kendi yaşamı ya da salt bir kişinin yaşamı iizerine kurmaya kalkışırsa, romanın temel yasalanndan birine uymamış olur. (3) Çünkü giindelik yaşamın aynntılanyla romana özgü kurgunun ayrıntıları çatışır. (4) Böyle olunca da hem başanlı bir kurgu sağlanamaz, hem de roman, okunı ilgilendirmeyen çok gereksiz aynntılarla dolar. (5) İşlevsel olmayan aynntılann isc romanda yeri yoktur." 6. Bu bölümcede "Romanda yer alan her ayrıntı, romana özgü bir amaca hizmet etmelidir." yargısı vurgulanmaktadır. ( ) 7. Birinci auştırmada belirtilen romana özgü nitelik, bölümcenin 1. ve 5. tümcelerinde açıklanmıştır. ( ) 8. Bölümcede "romanın temel yasalan" ile "romanın işlevsel ayrıntıları" eşanlamda kullanılmış. ( ) 9. Tümcelerde sık görülen anlatım bozuklukların- dan biri de tünıcede gereksiz yere sözcük kullanümasıdır. Bölümcenin 4. tümcesinde böyle bir anlatım bozukluğu yapılmıştır. ( ) 10. Bölümcenin ikinci tümcesinde geçen "ya da salt bir kişinin yaşamı" sözcükleri romanın tanımına ters düşüyor. ( ) III. "(1) Gençlerin gelişiminde, kişiliklerinin oluşumunda edebiyatın önemi büyüktür. (2) Edebiyatla uğraşanların yanında, eğitimci ve ruhbilimcilerimizin dc edebiyatın bu özelliği iizerine eğilmeleri gerekir. (3) Gençlerimiz edebiyaü sevmemekte, anlamadıklan için küçümsemekte, ayrıca yakınlarınca tek yönlii teknik adam olmaya zorlanmaktadırlar. (4) Bu durum, özellikle lise öğrencilerinin yüksek öğretim sorunları, edebiyat derslcrini bir angarya gibi görnıelerine neden oluyor. (5) Oysa biz edebiyatın sağlayabilcccği duygu, düşünce ve eleştirme özgürlüğünden olabildiğince yararlanabilecek bir gençliğin yetişmesine yardımcı olmalıyız." 11. Bu bölümcenin anadüşüncesi, "Biz gençlerimizi, edebiyat ürünlerinden yararlanabilecek biçimde yetiştirmeUyiz." tümcesiyle açıklanabilir. ( ) 12. Bölümcenin son tümcesinde, bir sözcüğün yerli yerinde kullanılmaması nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur. ( ) 13. Bu bölümcede "amaçla uygulama" birbirine karşıt iki durum olarak ortaya konuyor. ( ) 14. Bölümcenin ilk tümcesinde bir sıfat tamlaması oluşturulması gerekirken bu tamlamanın oluşturuimaması nedeniyle tümcenin anlaını yetersiz kalmış. ( ) 15. Bölümce genellikle betimleyici öyküleme anlatım biçimiyle yazılmıştır. ( ) YANITLAR 1. (D) Yazar birinci tümcesiyle, önerilen bu tümcedeki anlann vermek istemiş. 2. (D) Tü'mce "Salonlarında kibarlar çevresini toplamak isteyen tiyatro,..." biçimindeyazılmahydı. 3. (Y) Yazar "örnekleme"yönteminedeğil, "karşılaştırma "yöntemine başvurmuş; nükteyi likörle, sözü rahyla karşılaştırmış. 4. (Y) Yazarın amacı tiyatronun izleyici sorunu değil, tiyatronun toplum sorunlarını ele almasvm gereğini vurgulamak. 5. (Y) Bölümcede yerinde kullanümayan sözcük beşinci sözcük değil altmcı sözcük "tiksinirler" sözcüğüdür. Bununyerine "hoşlanmazlar"sözcüğü kuUamlabilirdi. 6. (D) Bu yargının doğruluğunu, bölümcenin üçüncü tümcesi apaçık belirtiyor. I. (Y) Romana özgü nitelikleri açıklayan tümceler 2., 3., ve 4. tümcelerdir. 8. (D) Değişik anlatımlarla bu iki öğe, romanın temel niteliği olarak ele ahmyor. 9. (D) 4. tümcede "ilgilendirmeyen " sözcüğü kullanıldıhansonra birde "gereksiz"sözcüğünün kullanılmasına gerek yoktu. 10. (Y) Yanlış, çünkü bir kişiyi konu alan romanlar da vardır. II. (D) Bölümcenin her tümcesi, bu anadüşünceyi destekleyici nitelikte oluşturulmuştur. 12. (Y) Bölümcenin son tümcesindeki anlatım bozukluğu bir sözcüğün tümcede yerli yerinde değil, yerinde kullanılmaması nedeniyle anlatım bozukluğu oluşmuştur. Tümcedeki "özgürlüğünden " sözcüğünün yerine "yeteneğinden " sözcüğü yazılmahydı. 13. (D) Bölümcede gençlerin biryandan edebiyatı sevip kendilerini gelişmeleri isteniyor, öteyandan da sınav kazanma sorunlarıyla edebiyata önem vermedikleri, vermemeleri vurgulamyor. 14. (D) Bu yetersizlik "Gençlerin ruhsal gelişiminde..." biçiminde yazılmahydı. 15. (Y) Bölümce betimleyici anlatım biçimiyle değil, öyküleyici anlatım biçimiyle vazıhmştır. I j l j 1İSTANBUL \M IKÜLTÜR celil.altin@kultur.k12.tr SAYFA 17 ••» YAŞAMDA Bireysel MALİÇÖZÜM emeklilikte vergi YAHYAARIKAN malicozum@ismmmo.org. [ uygulamaları Ü\ 'Ikemizde bireysel emeklilik sisteminin oluştu- rulmasına vönelikyasal düzenlemeden sonra, Ge- lir ve Kurumlar Vergisi yasalarında da düzen- lemeler yapıldı. Bu değişiklikler bireysel emeklilik siste- minin yant sıra şahıs sigortalarını da kapsıyor. B ireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kaza- nanlara yapılan ödemelerin yüzde 25 'i, Türkiye 'de kâin ve merkezi Türkiye 'de bulunan diğer sigorta şir- ketlerinden on yıl süreyle prim ödeyenlere yapılan ödeme- lerin yüzde 10 'u, gelir vergisinden istisna ediliyor. KatllimCllardan toplanan katkı payı veya primlerin nemalandırılarak hak sa- hibine geri ödenmesi esasına dayalı bireysel emeklilik sistemi ve benzeri nitelikteki birikimli şahıs sigortaları kapsamında elde edilen ge- liıier, Gelir Vergisi Kanunu'na göre menkul ser- maye iradı olarak tanımlanıyor. Katılımcıla- nn sistemde kalma süreleri ve aynlma biçimleri elde edilen gelirin niteliğini değiştirmiyor. Gelirlerde istisna uygulaması Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılan değişik- likle elde edilen gelirlerin bir kısmı gelir ver- gisinden istisna ediliyor. Bu düzenlemeyle; - Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlara yapılan ödemelerin yüzde 25'i, - Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bu- lunan diğer sigorta şirketlerinden on yıl süreyle prim ödeyenlere yapılan ödemelerin yüzde 1O'u, gelir vergisinden istisna ediliyor. Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs si- gortalarından vefat, maluliyet ve tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan öde- melere de yukarıda belirtilen istisna uygula- nıyor. Ayrıca tek primli yıllık gelir sigortaları- na ilişkin ödemelerin tamamı gelir vergisinden istisna edildi. Tevkifat uygulaması Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, emeklilik ve sigorta şirketleri; bireysel emeklilik söz- leşmeleri ve birikimli şahıs sigortaları do- layısıyla yaptıkları ödemelerden, istisna edilen tutarlar hariç, gelir vergisi tevkifatı yapmak durumundadır. Bireysel emeklilik ile diğer sigorta şir- ketlerince yapılacak ödemelerden yapıla- cak tevkifat oranları; 1 - On yıl süreyle prim, aidat veya katkı pa- yı ödemeden ayrılanlara yapılan ödeme- lerden yüzde 15, 2- On yıl süreyle katkı payı ödemiş ol- makla birlikte bireysel emeklilik sistemin- den emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer şahıs sigortalarından on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, ma- luliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemelerden yüzde 10, 3- Bireysel emeklilik sisteminden emek- lilik hakkı kazananlar ile bu sistemden ve- fat, maluliyet veya tasfiye gibi zorunlu ne- denlerle ayrılanlara yapılan ödemelerden yüzde 5 oranında gelir vergisi tevkifatı ya- pılacak. Daha önce de belirtildiği üzere gelir ver- gisinden istisna edilen tutarlar üzerinden tevkifat yapılmayacak. Yıllık beyanname ile beyan Gelir Vergisi Kanunu'na göre, bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortalarından el- de edilen ve menkul sermaye iradı olarak ta- nımlanmış gelirler tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir. Dola- yısıyla, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesi kapsamında yapılan tevkifat nihai vergileme olmaktadır. Ücret matrahının tespitinde indirim Vergiye tabi ücret matrahının tespitinde bi- reysel emeklilik sistemine ödenen katkı pa- yının elde edilen ücretin yüzdeiO'una kadar olan kısmı indirim konusu yapılabilecektir. Bi- reysel emeklilik dışında kalan şahıs sigorta- ları için ödenen primlerin ise elde edilen üc- retin yüzde 5'ine kadar olan kısmı ücret matrahının tespitinde indirilebilecek. Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs si- gortaları için ödenen primlerin birlikte olma- sı halinde matrahtan indirim konusu yapıla- bilecek tutar, ücretin yüzdeiO'u ile sınırlı olacak. Bu durumda şahıs sigorta primleri için yüzde 5'lik sınır ayrıca aranacak. Beyan edilecek gelirlerde indirim Yıllık beyanname veren mükellefler, vergi matrahlarının tespitinde bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı payının beyan edi- len gelirin yüzde 10'una kadar olan kısmını ge- lir vergisi matrahlarının tespitinde indirim ko- nusu yapabilecekler. Bireysel emeklilik dışında kalan şahıs sigortalan için ödenen primlerin ise beyan edilen gelirin yüzde 5'ine kadar olan kıs- mı matrahın tespitinde indirim konusu yapı- lacak. Beyan edilen gelir olarak, yıllık gelir ver- gisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutar esas alınacak.Bireysel emeklilik sistemi ile diğer şahıs sigortaları için ödenen primlerin birlikte ol- ması halinde matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutar beyan edilen gelirin yüzde 10'u ile sınırlı olacak. Bu durumda şahıs si- gorta primleri için yüzde 5 ora- nındaki sınır ayrıca aranacak. Örnek: Yıllık beyanname vere- cek olan bir mükellefin 2007 yılı matrahının tespitinde indirim konusu yapabi- leceği katkı payı ve prim tutarlarına ilişkin bil- giler aşağıdaki gibidir. 2007 Beyan Edilen Gelir Mükellef tarafından 2007 takvim yılında si- gorta şirketine ödenen 2.4 milyar liralık prim tutarı, asgari ücretin yıllık tutarını aş- mamakla birlikte, yıllık gelir vergisi beyan- namesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutarın yüzde 5'ini aştığından gelir vergisi matrahından in- dirilebilecek tutar 1.5 milyar lira olacak. Bu ömekte mükellef tarafından ödenen bi- reysel emeklilik sistemi ve şahıs sigorta prim- leri toplamı olan 3 bin 400 YTL asgari ücretin yıllık tutarını aşmadığından, matrahın tes- pitinde indirim konusu yapılabilecek. Mükellefin eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, işsiz- lik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri ve bunlar adına bireysel emeklilik sistemine ödenen prim ve katkı payları da yukarıda belirtilen sınırlamalar çerçevesin- de indirim konusu yapılabilecek. örnek: 2007 yılında ticari faaliyetle 30 bin YTL serbest meslek faaliyeti kârı elde eden bir mükellefin 2007 yılı matrahının tespitin- de indirim konusu yapabileceği katkı payı ve prim tutarlarına ilişkin bilgiler aşağıdaki gi- bidir. Beyan Edilen Gelir 60.000.-YTL Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı Ödemesi 1.000.-YTL Şahıs Sigorta Primleri ödemesi 2007 Yılı Asgari Ücretin Yıllık Tutarı Beyan Edilen Gelirin %10'u Beyan Edilen Gelirin % 5'i Jfc 2.400.-YTL 6.885.-YTL 6.000.-YTL 3.000.-YTL 30.000.-YTL Bireysel Emeklilik Sistemi Katkı Payı ödemesi 2.500.-YTL Şahıs Sigorta Primleri ödemesi 400.-YTL Küçük Çocuklar Adına Şahıs Sigorta Primi Ödemesi 1.000.-YTL 2007 Yılı Asgari Ücretin Yıllık Tutarı Beyan Edilen Gelirin %10'u / ... Beyan Edilen Gelirin % 5'i J Gerek bireysel emeklilik sistemi gerekse şahıs sigorta primleri için ödenen tutarlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde beyan edilen gelirin yüzde 10'u ve/veya yüzde 5'i olarak belirlenmiş sınırların altında kalmakla birlikte, toplam indi- rim tutarı (2.500+400+1000)= 3.900 YTL beyan edilen geli- rin yüzde 10'u olan 3 bin YTL'nin üstünde olduğu için mükellefin yıllık gelir vergisi beyanındaki matrahtan 3 bin YTL indirilecek. 6.885.-YTL "3.000.-YTL 1.500.-YTL YILLIK İZİNLER NE ZAMANA KADAR KULLANILMALI? KURUMLARI IŞ Kanunu'na göre, işçi işyerine giriş ta- rihinden itibaren deneme süresi de dahil ol- mak üzere, bir çalışma yılını tamamlaması ha- linde, ertesi yıl içinde yıllık ücretli izne hak ka- zanıyor. Çalışanlann anayasadan ve Iş Ka- nunu'ndan doğan bu haklarından vazgeç- meleri mümkün olmadığı gibi, sözleşmeler- de bu yönde hükümler de konulamaz. Yıllık iznin, hak edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılması gerekiyor. Ancak, ba- zen işlerin yoğunluğu nedeniyle işçi hak ka- zanmasına rağmen yıllık ücretli izni kullan- mamakta veya işveren tarafından o yıl için- de kullandırılmamaktadır. İşçi daha sonraki bir tarihte izin kullanmak isteyebilmekte veya işten ayrıldığında kul- lanmadığı izinlerin parasını talep edebilmek- tedir. Yıl içinde kullanılmayan izinlerin yanması söz konusu olmayıp, izleyen yıllarda kulla- nılması mümkündür. GAZETECİLERİN YILLIK İZNİ Basın Iş Kanunu'nda yıllık ücretli izin süreleri günlük gazetede çalışanla, günlük olmayan gazetede çalışanlar için ayrı ayn düzenlen- miştir. Günlük bir gazetede çalışan gazete- ciye orada en az bir yıl çalışmış olması kay- dıyla yılda dört haftalık yıllık ücretli izin veri- lir. Meslekteki kıdemi on yıldan fazla olanlar için izin süresi altı haftadır. Gazetecinin kıdemi aynı gazetede geçen hizmet süresine göre de- ğil, gazetecilik mesleğinde geçen hizmet süresine göre hesaplanır. Günlük olmayan gazetelerde çalışan ga- zetecilere ise her altı aylık çalışma devresi için iki hafta ücretli izin verilir. Burada artık gün- lük olmayan gazetede en az bir yıllık çalışmış olması şartı aranmayacaktır. Yıllık izin hak- kından feragat edilemez. Yıllık iznini kullanan gazeteciye bu süreye karşılık gelen yıllık izin ücretinin peşin ödenmesi gerekir. İŞÇİLERİN YILLIK İZNİ İşçi, işyerine giriş tarihinden itibaren de- neme süresi dahil olmak üzere, her çalışma yılını tamamlaması halinde o yıla ilişkin ücretli izne hak kazanır. Bir yıldan az süre için orantılı olarak yıllık ücretli izin hakkı doğmaz. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Ta- raflann rızası olsa bile, yıllık izin hakkı ortadan kaldırılamaz. Yıllık ücretli izne hak kazanılması için ge- rekli şartlardan birisi de işçinin sürekli bir iş- te çalışmasıdır. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerin- de çalışanlara bu kanunun yıllık ücretli izin- lere ilişkin hükümleri uygulanmaz. Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerierinde çalıştıkları süreler bir- leştirilerek göz önüne alınır. ışçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hiz- met süresi; a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara on dört günden, b) Beş yıldan fazla on beş yıldan az olan- lara yirmi günden, c) On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmi altı günden, az olamayacak. Ancak on sekiz ve daha küçük yaştaki iş- çilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere ve- rilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olmamalıdır. İzin süreleri, iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile arttırılabilir. Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayrarrt, hafta tati- li ve genel tatil günleri izin süresinden sayıl- mayacaktır. Ancak, işyerierinde cumartesi gü- nü çalışılıp çalışılmamasının herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Cumartesi günleri yıllık izne dahil edilecektir. MEMURLARIN YILLIK İZNİ Devlet memurlarının yıllık izin süresi kıde- mine bağlı olup, hizmeti 1 yıldan 10 yıla ka- dar (10 yıl dahil) olan memurlar için 20 gün, hizmeti 10 yıldan fazla olan memurJar içinse 30 gündür. Zorunlu hallerde bu sürelere gi- diş ve dönüş için 2'şer gün eklenebilmekte- dir. Buna göre; hizmeti 1 yıldan az olan me- murtann yıllık izin hakkı bulunmamaktadır. An- cak, 1 yılın doldurulduğu günü takip eden günden itibaren 20 gün yıllık izin kullanımı mümkün. Yıllık izin sürelerinin hesabında hangi sta- tüde olursa olsun kamu kurum ve kuruluşla- nnda geçen hizmet süreleri ile kamu kurum ve kuruluşlarında geçmese dahi devlet me- murlarının kazanılmış hak aylıklarında de- ğerlendirilen hizmet süreleri ile muvazzaf askerlikte ve okul devresi dahil yedek su- baylıkta geçirilen süreler, izin süresinin he- sabına dahil edilerek bu sürenin hesabında göz önünde bulundurulur. f
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog