Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

20 MAYIS 2008 SALI CUMHÜRİYET SAYFA DIZI 'Seyirci sahnede tannlann görmek ister' diyen Gencer, istediklerini vermek için onlarla kopmaz birbağ kurardı ' Sahnede tannlaşıyordum' S ahnedeyken neler hissediyordu Leyla Gencer? "Sahneye çıktığın ilk anda, karanlıktan ışığa geçtiğinde, gerideki her şeyi unutursun. O anda izleyiciyle aranda bir gcrilinı hissedersin. Elektrikli bir lıava... Seni sınıyorlardır. Senden beklcntileri sonsuzdur. Senden tanrıları yeryüzüne indirnıeni, sahneye getirmeni, her iste- diklerini vermeni beklerler. Scn bunu bilirsin... O gerüimi iliklerinde duyarsın..." "Sonra oyununu oynamaya, şarkını söylemeye başlarsın. Artık sesin, senin sesin değildir. Sesin yalnızca bir araç, bir ınii/ik aletidir. Sen o müzik aletini eline alınış. istediğin gibi kullamyorsun. Ve o sana itaat etınek zorunda. Artık sen, sen değil bir başkasısındır, canlandırdığın kişisindir. O başkası, sensin..." "Ve sahnede senin hissettiklerini, seyirci de hissettiği an, senin her söylediğine seyirci de inandığı an, işte o zaman aranızda nıüthiş bir bütünlük, kimsenin koparanıayacağı bir bağ oluşur. Ve sen sahnede bu bağı, bu bütünlüğü hissedersin... İstediklerini vermişsindir. Tanrılar artık sahnededir. Buna artık zevk, sevinç falan dennıez, bu bir ayindir. Bu bir dindir." Ve siz Leyla Gencer, o ayinin yöneticisi... Beğcnmcdi bu tanımlamayı. Durdu... Düşündü... "Hayır, o dinin yaratıcısı..." Neredeyse Tann diyeceğiz... "Evet, öyle..." Bir an durdu. Sonra hiç kuşku duymadan söyledi: "Sahnede tannlaşıyordum." LEYLA GENCER LA DIVA TURCA 'Don Carlo', Scala, Milano. (1963) Kraliçe, çocuk,asi ve dişi Leyla Gencer ve eşi tbrahim Gencer. Gencerate: Sese gözyaşının karışması S ahnede tannlaşan Leyla Gencer, başkalarıyla da, ama en çok kendisiyle yanşmaktan ve ken- disini acımasızca elcştimıekten hiç geri kaknaz: "Benim en iyi zamanlarıın 1957-65 arasın- daydı. Bakma bu İtalvanlanıı sana anlattıkları- na, yazdıklarına... 1965'ten sonra beni, yok 'Di- va', yok 'Divina' ilan ettiler ve ne yapsam, ağzı- mı acsanı mucize deyip bayıldılar. Oysa ben bi- liyorum ki teknik açıdan, vokal açıdaıı, yorum açı- sından 1%5'e dek en iyiydim. O tarihten sonra bi- raz abartmaya başladmı, yorumlarımda fazla vur- gulamaya gittitn. Nedense İtalyanlar bunu çok sev- diler. Hani hep söyledikleri 'Gencerate' var ya... Doğrusu ben onları çok doğru bulmuyorum." Gencer adından türetilmiş ve artık opcra tcnni- nolojisinde yerini almış olan "Gencerate"den söz edi- yordu. "Gencerate" sanki bir çağndır, bir haykırıştır... Ses, şarki söylcmcyi sürdürür ve bir an gelir öy- le bir doruğa ulaşır ki, sanırsınız ses haykınşa dö- nüşecek, ama dönüşmez ve şarkı devam eder... Gencerate, çok patctik bir vurgu, bir abartmadır... Gencerate, çırpınan kalbin ifadesidir... Kalbin tanı dorııkta dııracakmış gibi olduğu an... Gencerate sese gözyaşlannın karışmasıdır... 'MlSYON' "Misyon"... "Misyonum"... Leyla Gencer'in cn çok kullandığı sözcüklerdcn biriydi O çok eskiden beri, taa en baştan beri, hayatta bir raisyonu olduğuna inandı. Bu misyon, içindeki mü- zik sevgisini, şan scvgisini, bu rutkuyu yaymaktı... Ona biçilmiş bu misyona boyun eğiyor, sahneden sahneye, tiyatrodan tiyatroya bu sevgiyi, bu tutku- yu yaymak için koşuyordu. lnanıyordu ki, eğer mesleğinde çok iyi olursa, onu dinleyen insanlara iyi duygular, güzellikler verebi- lir, onlan daha iyi bir insan olmaya yöncltcbılir... Bu- nun için görevini yerinc getinneye çalışıyor, bunun için kcndiyle yanşıyor, bunun için yapabileceğinin hep en iyisini yapmaya çalıştyordu... Sahnelere veda ettikten sonra da sahne yaşamı bit- ti, ama bu misyonunu sürdürdü. Onun deyişiyle, "Ce- nıiyete faydah olmaya çahşıyordu"... ttalya'da ve Türkiye'de seminerler, konferanslar, yarışmalar, uluslararası jürilcrde görev alma... Son ana dek La Scala Akademisi'nin yöneticilik görevini sürdür- mesi... Zaten Leyla Gencer Şan Yarışması da bu misyo- nun bir parçası: Doğuş Grubu ve Garanti Bankası'nın yanşmayı üstletımesi, tstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nm müze çalışmalan bu misyonun sünnesi- ni sağlayacak... Bu misyon, evrcnsel, çağdaş kültür bayrağını el- den ele yannlara taşımaktan başka bir şey de- ğil... Gcnç kuşaklara yeni olanaklar tanımak, gele- ceğin sanatçılannı keşfetmek, onlara yeni yollar aç- mak, o yolda ileıiemelerini sağlamak ve onlan yer- yüzünün ortak kültür ve müzik dünyasımn bir par- çası kılmak... Bugünle yann arasında, genç sanatçı- lar aracıhğıyla bir köprii kıırmak... PoLİTİKAYA ATILSAM ATATÜRK PARTİSİ KURARDIM' Yıl 1995. Ankara'da Sevda-Cenap And Onur Ödülü, Altın Madalya alacağı törene hazırlanıyordu ki, o gün Opera'nın önünde, sanatçılann protestosu olduğımu öğtendi. Sanata karşı baskılar ve kültür büt- çesindcki kısıntılar protesto edilecekti. Milano uça- ğından inmesiyle, ayağının tozuyla fırladı, protesto mitingine katıldı. Onu orada gören gazetecilerin "Politikaya mı atı- hyorsunuz" sorusunu, "Hayır, görevimi yapıyo- rum!" diye yanıtlıyordu. "Sanatın horlanmasına hiçbir saııalçı i/iıı veremez, vermemeli. Buna izin verirsek ülkemiz geriye gider!" Ve ekliyordu: "Ama politikaya atılacak olsam Atatürk partisi kurardım..." D iyelim o akşam bir törende sah- neye çıkacak: Tcpeden tırnağa kadmsı endişeler dinmiyor: "Sa- çım iyi mi? Ya elbisemin yakası? Bu küpeler oldu ııııı?" Artık şaşımııyordum: Bütün bu heye- canın seyirciye ve sanatına olan sonsuz saygısıııdan, hep her şeyin kusursuz ol- masını istemesinden ve mükemmeli ko- valamasından kaynaklandığını biliyor- dum. Katıldığı her yere bir kraliçe edasıyla gircn ve hep öyle kalan, her ortamda ken- dine sonsuz güveni ve inancıyla gücünü oıtaya koyan, söylediği her sözün ağır- lığını ve sorumluluğunu taşıyan bu "Di- va"yla, heyecandan, korkudan yaprak gi- bi titrcycn "çocuk", protesto mitingleri- nc katılan, başkaldıran "asi genç", te- peden tınıağa kadınlığına bürünen bu "di- şi", birbirinden farklı insanlar değil. Tü- mü bir bütün. Evet, bir bütün: Biri olmazsa öteki dc olnıayacak bu bütünlük, Leyla Gencer'i Leyla Gencer yapıyor. Olur olmaz sanatçı dediklerimizle gerçek "sanatçı"yı bir- birinden ayıran da bu... LEYLAL GENCER'E TEŞEKKUR EDİYORUM ÇÜNKÜ... Sevgili Leyla Gencer, Size bir kez daha tcşekkür etmek isti- yorum. Var olduğunuz için. Sonsuz bir inançla, inatla, hırsla ve aşk- la tutkunuzun peşinden koştuğunuz için... Nice zorluklara, yokluklara, engellere, gözlc görülen ya da görülmeyen baskılara göğüs gerdiğiniz, sonuna dek savaşmak- tan yılmadığımz, sizi yıldırmaya kal- kanlara meydan okuduğunuz için... Hem BITIRIRKEN: Beş güne sığdırmaya çahştığım benzersiz bir yaşanıöykiisü- nün kimi anlannı sunmaya ça- hştım sizlere... Leyla Gencer'in da- ha gelişmiş öyküsünü "Tutkunun Romanı: Leyla Gencer" kitabımda bulabilirsiniz. Dilerim onun üzerine ül- kemizde daha pek çok yayın yapılır, benim eksiklerimi, başkalan tamam- lar... Leyla Gencer'in aramızdan ay- nldığı 10 Mayıs sabahından başlaya- rak, telefon, telgraf, mektupla baş- sağlığı dileyen; onunla ilgili düşün- celerini ve duygulannı benimle pay- laşan herkese, özcllikle gösterdikleri ilgiyle ülkemden umudumu kesmcmi engelleyen tüm okurlarıma vc genç okurlanma çok teşekkür ediyorum. Bir tcşekkür borcum da Istanbul Kültür ve Sanat Vakfı'na. Yalnız de ödün vermeden, hem de uzlaşmaya ya- naşmadan... Oğrenmekten, bilgilenmekten, çalış- maktan, araştırmaktan bir an olsun vaz- gcçmediğiniz ve bundan sonsuz bir tat al- dığınız için.... Yalnızlığınızı çok gizli özel bahçeni- ze, gözyaşlannızı bahçenizin çiçeklerine dö-nüştürdüğünüz için... Kendinizi hiç sakınmadan, sonuna dek vcrcbildiğiniz için; mesleğinize, sevdik- lerinize vc hayata verebildiğiniz için... Zenginliğinizi, çokluğunuzu, kahka- halara dönüştünneyi bildiğiniz vc bunlan her an paylaşmaya hazır olduğunuz için... Kendinizlc yanşarak, kendinizi aşarak, kendinizi eleşrirerek, zayıflıklannızı bi- lerek, yctkinliğe ulaşma çabanızla yeryü- zü uçurumlannı sınadığınız için.... Dipsiz kuyulann en dibiylc gökyü- zündeki bulııtlann en yükscği arasında gi- dip gelirken; acıyla sevinci, aşkla nefre- ti, öfke ve yumuşaklığı bir arada yoğu- rurken; dostluklarla ihanetlere kollaruuzı açmışken; tüm çelişkileri yaşarken ve içi- nizde yaşatırken yine de kendinizle ba- nşık olduğunuz için... Içinizin ateşiyle yeryüzünü tutuştur- maya hazır olduğunuz için... Yeryüzünü değilse de müzik dünyası- nı tutuşturduğunuz günlerde bile, mini- cik bir sesle, "Ama benim hep sevilmeye ve şefkate ihtiyacım var" diyebildiğiniz için.... Divalığın görkemiyle, alçakgönüllülüğu birbirinden ayırmadığınız ve sıradan in- san olmanın ama gerçek insan olmanın değerlerine sımsıkı sarıldığınız için... Yeryüzünün harikalığına, insanoğlunun mütlıişliğine beni bir kez daha inandır- dığınız için tcşekkür ediyorum. kendi adıma değil, Leyla Gen- cer'in değerini bilen, ona sevgi ve saygı besleyen hcrkes adına İKSV'ye (kurumun tüm çalışanlann- dan. Şakir Eczacıbaşı'na, hep- sine) teşekkür ediyorum. Sadece Leyla Gencer'in, kendi ölümüne ilişkin di- leklerini, en mükemmel bi- çimde yerine getirdiklcri için değil. Aym zamanda şu son otuz yılda büyük sa- natçuruza kendi ülkesinde bir li- man, bir yuva oluşturduklan için sonsuz teşekkürler. Bu ül- kede, bu Istanbul şeh- rinde iyi ki Istanbul Kültür ve Sanat Vak- fı var! B İ T T İ DUZ YAZI ORHAN BİRGİT AKP'nin Falı.. Başkent'te hemen herkesin tek konusu olan ka- patılma davası üstünde yürütülen varsayımlar, nihayet uluslararası haber ajanslarının da gündemine girdi. Ingiliz Reueters ajansı, Ankara muhabiri Paul de Bendern'in imzası ile "adını vermek istemeyen" bir AKP'li bakanın yorumlarını yayımladı. Reuters muhabiri, "AKP kapatılacak, Erdoğan'a ve bazı diğer üyelere de siyasi yasak getirilecek. Bu görüş kabinedeki birçok üye tarafından da paylaşılıyor" diyen bakanın kimliğini elbette biliyor. Dünkü 19 Mayıs törenlerine gözündeki bir rahatsız- lık nedeni ile katılmayan Başbakan, bana göre, ilk Ba- kanlar Kurulu toplantısında sağında oturan Cemil Çi- çek'ten başlayarak kabinesinin tüm üyelerini tek tek süzecek ve o haberi Ingiliz gazeteciye yazdırmış olan yakın çalışma arkadaşının hangisi olduğunu yüzle- rinden okumaya çalışacaktır. Bizlerden birisinin söylemesi, ya da yazmasının Başbakan için "kıymeti harbiyesi" olmayabilir. Ama çok eski bir uluslararası haber ajansının bültenlerinde "haftalardır yüksek tondan süren açıklamalara rağmen Islami kökenli AKP şimdi hayatta kalma şansının çok düşük olduğuna inanıyor ve yeni bir hareket olarak gücü yeniden ele almanın he- saplarını yapıyor" yorumuyla Ankara'nın ruh hale- tini dalga dalga tüm dünyaya yayıyor. Maskeli bakan kim? Eski bir politikacı dostumun oğlunun nikâh töre- ni için geldiğim Ankara'da karşılaştığım hemen her- kes, o kimliğini gizleyen "Maskeli hükümet üyesi"nin ve yine aynı yabancı muhabire aynı doğrultuda gö- rüşler açıklayan ismini vermek istemeyen üst düzey AKP yöneticisinin açıkladıklan senaryoları paylaşı- yor. öylece Erdoğan hükümetinin, hatta Çankaya'nın bugünkü sakininin de gelecek endişesi içinde ol- duklarını kolaylıkla görmüş, öğrenmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Mu- ammer Aydın'ın, o adeta damdan düşer gibi ana- yasanın 69. maddesindeki bir hükme sığınarak yaptığı açıklama daha anlam kazanıyor. YSK Başkanı, Anayasa Mahkemesi'nin beş yıl sü- re ile siyasi yasaklı kılabileceği AKP'li parlamenter- lerin yeni bir ara, ya da öne alınacak bir genel seçimde bağımsız olarak Parlamentoya girebileceklerini sa- vunmuştu. Başkandan önce de benzer hesabın ik- tidar partisinin "kriz merkez"inde üretilen senaryo- lar arasında yapıldığı biliniyor. Senaryonun sahiple- ri anayasanın 69. maddesindeki ".. kapatılan par- tinin üyeleri beş yıl müddetçe bir başka siyasi par- tinin üyesi, kurucusu, yöneticisi ya da denetçisi olamazlar" hükmüne sığınarak "bağımsız milletve- kiliadayı olamazlar" türünden bir yasak bulunmadı- ğına dikkati çekiyorlar. Dahası son genel seçimler- de Hakkâri'den bağımsız olarak parlamentoya gi- ren Hamit Geylani'yi de örnek gösteriyorlar. Kapa- tılan DEP'in yasaklı üyesi Geylani'nin milletvekili ol- duğu ve YSK'nin kendisine bu aşamada bir kırmızı ışık yakmadığı doğrudur. Ama bir başka önemli doğ- runun daha olduğunu unutmazsak. Hakkâri gibi feo- dalitenin at koşturduğu bir seçim bölgesinde hiç kim- se Geylani'nin adaylığına itiraz amacıyla seçim ku- ruluna başvurmadığı için kurul herhangi bir işlem yap- madı. Tartışılsın... Istenmez ama diyelim ki o hükümet üyesinin ve üst düzey AKP yöneticisinin öngörüleri doğru çıktı ve Anayasa Mahkemesi iktidar partisini kapattı. Erdo- ğan başta olmak üzere bir dizi politikacının da mil- letvekilliklerini sona erdirterek, siyasi yasaklı yaptı. Beş yıllık süre içinde o yasak hükmünü 69. mad- denin yukarıdaki fıkrasına bakarak delmenin müm- kün olacağına ben inananlardan değilim. Zira mil- letvekilliği ve hele hele ikinci aşamada öngörülen ba- kanlık ya da başbakanlık gibi yürütme erkine hük- medecek konuma gelebilmek için düpedüz siyase- tin merkezinde oturmak gerekir. Hem başbakan ol- mak hem de bu görevi politikadan soyutlanarak yap- tığına başkalarını inandırmaya kalkışmak, kendisin- den başka herkesi kör ve sersem saymakla eşde- ğer olur zira. Bu nedenle Muammer Aydın'ın da dile getirdiği o görüşün şimdiden enine boyuna tartışılmasına ge- rek vardır. Madem ki senaryolar sınır ötesine taşıyor. Olayın hukuksal boyutlarını uzman gözü ile di- diklemek sadece yarar getirmiş olur ve üstelik Yük- sek Seçim Kurulu Başkanlığı'na gelmiş bir yargıcın, kendi önüne gelebilecek bir sorun hakkında görüş açıklamasının ne kadar yanlış olduğunu Sayın Aydın'a öğretmek olanağını da verir. Faks: 0 216 302 82 08 obirgit@e-kolay.net HACIBEKTAŞ'TA KURULACAK KaranlıktanAydınlığa însanlıkMüzesi SELAHATTİN ŞAHİN NEVŞEHİR - Nevşehir'in Hacıbektaş ilçe bc- lediyesi Çilehane mevkiinde kurulacak kültür merkezinde "Karanlıktan Aydınlığa tnsanlık Müzesi" oluşturulacak. Müzcde aydmlanma şe- lıitleri Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahri- ye Üçok, Abdi tpekçi'nin heykelleri, çizerimiz Turhan Selçuk'un karikatürleri de yer alacak. Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Sel- manpakoğlu, Çilehane mevkiinde bölgenin önem- li külrüı-merkezlerinden birinin yapılacağını ve bu- nun için de 7 ayn bölümden oluşan "Karanlıktan Aydınhğa İnsanlık Müzesi" oluşturulacağını açıkladı. Müzenin ilk bölümünde Sıvas katliamında yakılan 33 aydınınfotoğraflanile kullandıklan ens- trümanlar, giysiler, sesli, göriintülü ve yazılı eser- lcrinin yer alacağını anlatan Selmanpakoğlu, "Müzede son ziyaretçiler için bir dinlenme ve karanhğı sorgulama odası da oluşturulacak" de - di. Bugüne dek Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan müze için 400 bin YTL dcstek aldıklannı ifade eden Selmanpakoğlu, "Merkez için yaklaşık 620 bin YTL' lik bir harcama gerekiyor. Konuyu Kül- tür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 'a ilettik. Destek bekliyoruz" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog