Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA 14 CUMHÜRİYET 19 MAYIS 2008 PAZARTESİ İki19 Mayıs... Atatürk, Söylev'in "19 Mayıs 1919'da genel durum ve görünüm" ana başlığını taşıyan giriş bölümünde şöyle der: "Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık önünde uşaklıktan öte bir gözle görülmeye layık olamaz." Bugün 19 Mayıs 2008. Genel durum ve görünümü bir küçük haberle özetleyelim: "Antalya Defterdan Hidayet Mat, Antalya'da düzenlenen 2. Uluslararası Gayrimenkul Yatınm, Işletme ve Finans Hizmetleri Fuan'na Defterdariık olarak katıldıklannı ve katılımcılara Hazine arazilerinin satışı hakkında bilgi verdiklerini bildirdi. Antalya Defterdan Mat, 'Defterdarlığımız bu nitelikte bir fuara katılan ilk kamu kurumudur' dedi." Vatan kurtuluşundan vatan satışına! Uygar insanlık önünde neyiz şimdi biz? ISIK KANSU Eczacıların Eylemi Eczacılar, 14 Mayıs Ecza- cılık Günü'nü eylemlerle ge- çirdiler. Gerekçe, her alanda olduğu gibi AKP'den doğan hoşnutsuzluktu... Istanbul Eczacı Odası Baş- kanı Semih Güngör, gün- demde olan ve ilacı eczacı- dan ve kamusal güvence- den koparacağına inandıkla- n llaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Yasa Tasansı"n\n amacı ve iç- eriğini kısaca şöyle somutla- dı: "llaç, bu yasayla birlikte ti- cari bir ürün haline getirilecek, devletin bu alandaki yetki ve sorumluluğu sona erecek, denetleme ve düzenleme yet- kisi kuruma devredilecektir. özerk biryapıya sahip olacağı belirtilen bu kurum, yargı de- netimi dışında hiçbir sorum- luluk taşımayacaktır." "Tasarıda eczacının adı yok" dedi, Semih Güngör: "Tasarıda eczaneden 'ilaç > satış yeri' olarak söz edil- mektedir. Bu tasanyla ilaç ve eczacılık alanının kontrolü, Sağlık Bakanlığı'ndan alınıp llaç Kurumu gibi toplumsal sorumluluğu olmayan, sözde 'özerk' ve sermayenin etkisi altında bir kuruma devredil- mek istenmektedir." OTC (tezgâh üstü ilaç) ve ilaçta reklam düzenlemesi de işin cabası. Semih Gün- gör'e göre, birçok ilacın ec- zane dışına çıkmasına yol açacak bu düzenlemenin ge- tireceği sonuçlar şimdiden belli: "Reçetesiz satılacak OTC (tezgâh üstü) ilaç listesi ge- nişletilecek. Bu listedeki ilaç- lann fiyatlan ile birlikte rek- lamla tanıtımının yapılması serbestleşecek. Bu ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu'nun geri ödeme listesinden çıka- rılacak. Reçetesiz ilaçların reklamla birlikte maliyeti, fıyatı ve tüketimi artacak. ödeme listesinden çıkanlacak ilaç- lann yerini ithal, patentli, pa- halı ilaçlaralacak. Böylece ka- munun geri ödeme yükü ar- tacak. " Bitmedi... Sırada TBMM'ye taşınan "Eczacılar ve Ecza- neler Hakkında Yasa" tasa- rısına ilişkin kaygılar da var: "Yasanm çerçevesine, Meclis görüşmeleri sırasında, eczacı olmayan kişilerin, fark- lı sermaye gruplannın eczane açmasının önünü açabilecek maddeler eklenmesi endişe- sini taşıyoruz." özetle; toplum sağlığı ve kamusal ilaç politikalarından yana olan eczacılar, halktan ciddi destek bekliyor... Pop kültüp şaşkınlığı Pop kültür dediğin bir balondur. Boş havayı basarsın, basarsın, şişer. Renklidir, göz alıcıdır, tutamazsın, uçar... Pop kültür dediğin aldatıcı bir aynadır. "Hoh" deyip parlatılmış, özene bezene çerçeveletilmiştir. Işık tutulunca yansır, olmadı mı söner. Pop kültür bir tasmadır, kapılanı sürükler. Seçeneğin yoktur, bağlanır kalır ya da çekilirsin. Boyunduruktur, özgürlüğün "ö"sünü bilmez. Pop kültür gözbağcılıktır. Gün gelir büyü bozulur, apışıp kahrsın. Pop kültür yükseltmez, düşürür. Daha da kötüsü, güven aşındırır. Adalet Bakanı'nın görücüye çıkardığı "Yargı Reformu Stratejisi Taslağı"na ilişkin YARSAV'ın görüşü çok açık: "Taslak, siyasal yönetime tam bağımlı bir yargı modelini, 'memurlaştırılmış yargı' sistemini reform olarak ve ne yazık ki bağımsızlık vitriniyle sunuyor." YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, taslaktaki çelişkilerden birine özellikle dikkat çekiyor: "YARSAV'ın bazı teknik görüşleri taslağa yansırken, yargıç ve savcılann Memurlaştırılmış yargı demek şeklinde örgütlenmelerine karşı çıkılması, böylece YARSAV'ın kapatılmasını öngören yasa taslağının benimsenmesi, reform stratejisinin gerçek yüzünü gösteren önemli bir tablodur. Yargının el değiştirmesinde, yargıcın örgütlenerek görüşlerini açıklamasına izin verilmez, düşünce özgürlüğü bazılarına vardır görüşü burada da açık olarak kendisini göstermektedir." YARSAV Genel Sekreteri Ali Rıza Aydın ise bir başka ayrıntıya değiniyor: "Söz ve karar sahibi olmanın, gücü elde tutarak korumanın, denetimi ele geçirmenin en önemli yollarından biri, hukuk kurallarına hükmederken yargıya da hükmetmektir. Uluslararası güç birliği de bunu ister. Ulusal yargı kendisine engel ise bu alana müdahale etmekten, hatta gerekirse anayasa değişikliklerini desteklemekten geri kalmaz. Hukuk kurallan yalnızca gücü koruma amacıyla kullanıldığı zaman, örneğin toplantı ve gösteri özgürlüğü için yasağa, toplantı ve gösteriyi engellemek için hukuksal hakka sanlındığı zaman hukuk devletinden söz edilemez. Hukuksal gibi görünen, ancak hukuku başkalaştıran kurallara, işlevsizleştirilen ve/veya teslim alınan bir yargı da bir şey yapamaz; hukuku, yargının koruyamadığı durumlarda demokratik güçlerin ve toplumun koruma gücü de kınlır." ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI Y1LMAZ ŞtPAL 'Sosyal Sigortalar Kurumu'ııdan 'Sosyal Güvenlik Kurumu'na (5) "Süper Emeklüik Yasası" adı verilen 3395 sayılı yasa, SSK emeklilerini bir yol aynmına getirtniş, emeklileri "süper emekli" ve "normal emekli" olarak ikiye ayırmıştır. Çok küçük bir azınlık. bü- yük bedeller ödeyerek süper emekli olabilme hakkmı elde etmiş, di- ğerleri ise oldukları yerde kalmıştır. Yalnızca 506 sayıh Sosyal Sigortalar Yasası'nda değışiklik yapıl- masına ilişkin bir yasa olmasına karşın SSK'nin yanı sıra diğer sosyal güvenlik kurumlannı da çok büyük ölçüde etkilemiştir. Süper Emeklilik Yasası, yalnızca SSK sigortalılan arasındaki den- geleri bozmamış, SSK ile Bağ-Kur ve TC Emekli Sandığı emeklileri- nin de yeni olanaklara kavuşmasına neden olmuştur. Bu yasa en çok TC Emekli Sandığı ile Bağ-Kur emeklilerine yaramıştır. 30 Haziran 1987 günlü Resmi Gazete'de yayuıılanan 3396 sayıh ya- sa ile, Bağ-Kur sigorta primleriyle aylıkların bağlanmasına esas alınan basamakların "sayısının arttırılmasına, göstergelerin değiştirilme- sine, tespit edilen yeni basamaklarda basamak yükseltilmesi için bekleme süresi ile göstergelerin bağlanmış ve bağlanacak aylıkla- ra uygulama tarihini tespit etmeye Bakanlar Kurulu" yetkili kı- lınnııştır. Bakanlar Kurulu da 87/11901 sayılı karan ile 1479 sayıh Bağ- Kur Yasası'nın "Sigorta Primine ve Aylıklara Esas Olan Gelir Ba- samaklan" tabbsundaki göstergeleri, 12'den (on iki) 24'e (yirmi dört) çıkannıştır. Sosyal güvenlik kurunılan arasındaki emekli aylıklan arasında olu- şan dengesizliği ortadan kaldırmak için, TC Emekli Sandığı Yasası'nda da değişiklikleryapılmıştır. Değişikliklerin bizc göre en önemlisi, 30 Haziran 1989 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 375 sayılı yasa hük- münde kararnamedir. 375 sayıh, "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahh Kuvvetlcri Personel Kanunu, 2802 sayıh Hâkimler ve Sav- cılar Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değışiklik Yapılması, Devlet Me- murları ve Dîğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hük- münde Karaıııamc" ile, kamu görevlileri ile emeklilerine "taban ay- lık" ile "kıdem aylığı" uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulama ile TC Emekli Sandığı malul, emekli, dul ve yetim aylıklannda çok önemli artış sağlanmıştır. 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Yasası Ek Madde 9'daki "(...) ba- rem, teşkilat ve sair kanunlarda yapılacak değişiklikler sonunda husule gelecek yükselmeleri; aynı rütbe, kadro unvanı ve derece- den bağlanmış bulunan emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıkları ile dul ve yetim ayhkları hakkında da uygulanır" hükmü uyannca, 375 sayılı yasa hükmünde kararname ile eklenen kıdem ay- lığı ile taban aylığı, 1989 yılından önce bağlanan, emekli, adi malul- lük ve vazife malullüğü aylığı ile, dul ve yetim aylıklanna da uygu- lanmıştır. 1992 yılında kamu görevlilerine ödenmekte olan "Özel Hizmet Taz- minaü" da "Tazminat" adı verilerek TC Emekli Sandığı emekli, ma- lul, dul ve yetim aylıklanna kademeli olarak yansıtılmıştır. 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Yasası'nın 1969 yılında yürürlüğe Ek Madde 9, 1 Ocak 2000'de, 4447 sayılı "Sosyal Güvenlik Refor- mu Yasası" ile yürürlüktcn kaldınlmıştır. Ek Madde 9 ile eski ve ye- ni emekliler arasında oluşacak dengesizlikler giderilmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, 4447 sayıh yasa ile kaldınlan Ek Madde 9'un uy- gulamadan kaldınhnasını anayasaya aykın bularak 4447 sayılı yasa- nın kaldrrma hükmünü geçersiz saymıştır. 1969 yılında 1101 sayılı yasayla yürürlüğe konulan Ek Madde 9, TC Emekli Sandığı emekli, malul, dul ve yetim aylıkları arasında oluşa- cak dengesizliği ve adaletsizliği önlemek amacına dönüktür. Bugün de geçerli olan Ek Madde 9'un yürürlüğe girdiği 1969 yılından bu yana, "barem, teşkilat, kadro ve sair kanunlarda yapılacak değişiklik- ler sonunda ayuk tutarlannda husule gelecek yükselnıeler, aym rüt- be, kadro unvanı ve dereceden bağlanmış bulunan emekli. adi ma- lullük ve vazife malullüğü aylıkları ile yetim avlıkları hakkında da" uygulanmaktadır. Bir başka anlatımla TC Emekli Sandığı kapsamında 30 hizmet yılı üzerinden 30 yıl önce, TC Emekli Sandığı'ndan emekli olan bir kamu görevlisi, bugün aynı kadro, aynı rütbe ya da aynı görevden emekli olan bir diğer kamu görevlisiyle aynı emekli aylığını almaktadır. Bu uy- gulama dul ve yetim aylıkları için de geçerlidir. Ancak SSK emeklileri arasındaki durum larklıdır. 30 yıl önce, 15 yıl önce, 10 yıl önce, dahası 1 yıl önce emekli olan sigortahlar aynı çalışma süresi içinde aynı prime esas eşdeğerdeki kazançlar üzerinden prim öde- melerine karşın çok farklı ayhklar almaktadır. KİM KİME DUM DUMA BEHÎÇAK behlcak@yahoo.com.tr HARBİ SEMİH POROY € yirml b i r i n c i y ü z y ı U n b a ş l a r ı n d a 1SMay\s karekeil &trî! HAYAT EPlK TÎYATROSU MUSTAFA BÎLGIIS .» _ hetiyatrosu@myn0t.eom (ÇOPLUK ÇOCUKLARI) TAYYAR ÖZKAN www.junkldz.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAIS 19Mayıs www.mumtaz-arlkan. com YUZEN TRENL 13f7't>E BUGUH, JAfON "SECSCESİM TK.ENİ " ft-GİCt &4T7 SASI- Bu MPILAU , HIZLAMtfilCA, M/tGMenK GÜCÜ SA- D fO MiU'MemE tZADAR HAVALA - NtYOR. ve YÜZE/e. SîSİ İLEIRUYOIZtHI. CA 'HSST* OeOJBAJ TieeM I'ÇİAJ 6OC> MiCYOAt X>OLA/e. TEMİN G P İ , TOfCYO '£>*/</ H^H/A*L>4A/WA t>Öfe- HATTH KUUJtM/LM/ISt PLANLAAIM/1/k:- A/ot: HSSr : Hişh Spevd'Ş-urfoee Tronrport; SAGNAK NtLGÜN CERRAHOĞLU Tesettür İkonası Sıra dışı giysileri ve aksesuvarlarıyla dillerden düş- meyen "moda ikonası" Eda Taşpınar var ya. Çok id- dialı hani. Taşıması zor, ilginç giysiler seçiyor... Taşpınar bir yerlere gitmeyegörsün, basın seferber oluyor: "Ne giydi? Ne giyecek?" "FirstLady" Hayrünnisa Hanım da galiba böyle bir "tesettür ikonası" olmaya niyetlendi... Aynı merak artık çünkü onun için de geçerli: "Hangi resmi davete hangiyorumla katılacak? Şap- ka tarzı bir türban mı seçecek? Türbana kuyruk mu ek- leyecek? Şapka-kuyruk sentezlemesine mi girişecek? Frak-tesettür mü sergileyecek?" Sırada Avusturya Cumhurbaşkanı'nın Ankara ziya- reti olduğundan yüreğimiz ağzımızda bekliyoruz: "Bir tesettür ikonası olaraktan hanımefendi kapan- mayı nasıl icra edecek?" tek eleştiri Yargıcı'dan: Rahibe gibi!' Moda dünyamız bu "tesettürikonalığını" tuttu. Ya da -"tamamıyla duygusal"^) nedenlerle- "tutmayı yeğle- di..." "First Lady"nin tercihleri modacılar nezdinde bayağı kabul gördü. Hatta aralarında "pekşık, çokzarif" di- yenler dahi çıktı. Tek aykın ses Neslihan Yargıcı'dan geldi: "Neysen osundurl" diyor Yargıcı: "Kendini farklı ka- lıplara sokmanın, değiştirmenin, arayışa girmenin an- lamı yok. Arayışlann sonu da yok. Gittikçe özden uzak- laşılıyor... Tarih-moda bilgime dayanaraksöyleyebili- rim ki böyle bir örtünme şekli yok. Belli nedenlerle çık- tıkları arayışın sonucunda (Hayrünnisa Hanım'ın) ör- tünme şekilleri, rahibelerin örtünme şekilleriyle aynı ha- le geldi. Rahibelerin kafalanndaki pelerin dışında her şey aynı!" Diplomat görüşü 'Mavi Peri' misali... Modacı gözüyle Yargıcı, "First Lady"nr\ baş bağla- ma biçimini, "rahibelere" benzetmiş. Izlenimlerine başvurduğum bir Avrupalı diplomat da Hayrünnisa Hanım'ın "türban tarzının" kendisine "masal perilerini anımsattığını" söyledi. Ve şu teşbihi yaptı: "Pinokyo'nun bir mavi perisi vardır... Hani tepeden tımağa mavigiyinir. Başında külah benzeri birşapka bu- lunur. Şapkanın üzerinden de duvak gibi kuyruk salla- nır. Kraliçe şerefine Köşk'te verilen yemekte Bayan Gül' ün üzerindeki gülkurusu giysiyi gördüğümde, kafam- da uyanan ilk imaj bu oldu!" Hayrünnisa Hanım'ın tesettürü yani gerçeküstü so- yut birtabio gibi... Yorum, bakana göre değişiyor: Hanımefendiye ba- karken "Pinokyo'nun mavi perisi"ni -kibarca "müsa- mere"- düşünen de var. "Rahibe" benzetmesi yapan da. Hangi Islam ülkesinde var? 'Tımes" gazetesi de "First Lady"nin kıyafeti için "Ba- tılı tarzdan yoksun" tespitinde bulunmuş. "Tımes" muhabiri bu "soyut tabloyu" anlaşılan ne bir Batılı "rahibe" ne de bir Batı masalının "peris/"yle yan yana getirebilmiş. Nasıl bakarsanız öyle yorumlanacak tablo karşısın- da kullanılabilecek tek tanım var gerçekte. O da şu: "Tarzdan yoksun". Hiçbir Islam ülkesinde, halk önüne böyle kıyafetlerie çıkan bir "First Lady" var mı? Suudi Arabistan, Iran gibi "köktenci" ülkelerde za- ten "First Lady" denen kurum yok. Bu ülkelerde sorun -adı üstünde- kökten çözülmüş. "Çokeşli dünyalarda"; devlet başkanı eşleri "resmi şov"un parçası olamıyor. Suriye, Ürdün, Mısır, Pakistan devlet başkanları eş- lerinin "başlan açık". "Modernleşme" arayışındaki körfez şeyhleri ha- nımları da duruma göre pozisyon alıyor. Fransa'nın ulusal bayramı 14 Temmuz kutlamaları- na geçen yıl Paris'te Sarkozy'nin davetlisi olarak ka- tılan Katar Emiri'nin karısı Şehika'yı hatırlıyorum.... Ince silueti ile mankenleri andıran Şehika Hanım, al kırmızısı bir Armani pantolon takım giymişti. Başını da, saçını hafif açıkta bırakacak şekilde; gene aynı frapan kırmızı renkten, ama sade, zarif bir boneyle kapatmıştı... Batı'yı geçtim, Doğu'da da bu tarz iddialı bir "tesettür ikonalığı" yok yani. Islam dünyasında kadınlar "eş kontenjanından" ka- muya ya hiç çıkmıyor... Çıkarlarsa da ya "başlan açık" oluyor, ya bu şekil "sürreel" örtünmüyorlar. "llımlı Islam" dedikleri sonunda böyle "ne köy, ne ka- saba" bir model galiba. "Islam dünyasına örnek olalım" diye üzerimize ge- çirilen bu "ne köy, ne kasaba modeli" kim ne yapsın? Ne adına, ne için, niye örnek alsın? nllgun@cumhuriyet.com.tr 1 2 3 4 5 6 8 9 1 2 3 4 5 İ 6 7 8 9 ı nj nN L 11 2 3 4 5 6 BULMACA SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Turgut Özak- man'ın, Çanak- kale Savaşlan'nı konu alaıı ünlü ro- manı. 2/ Tarihön- cesi çağlarda tan- nlara adak olarak sunulan küçük heykel... Franz Kafka'nın bir ro- manı.3/Birkuru- luşun simgesi sa- yılan ve yakaya takılan küçük metal nes- ne... Ekin biçerken sırala- nan işçi takımı. 4/ Diyalog. 5/ lzmir'in bir ilçesi... Halk dilinde ayrana verilen ad. 6/ Uğraş... Üniversite öğ- rencilerinin kimlik karn. II Osmanlı ordusunda kulla- nılan bir tür uzun menzil- li top... Bir organımız. 8/ Bir tür kahn ve ağır çiz- me... Umman'ın plaka imi. 9/ At tüyünün rengi... Yeşilimsi beyaz çiçekler açan bir sus ağacı. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Tolstoy'un tarunmış bir romanı. 2/ Çok sevilen kimse ya da şey... Derebeyi konağı. 3/ "Cezayirmenekşesi" de denilen ve beyaz ya da pembe renkli çiçekler açan bir süs bitkisi... Tarlada bir orak kesimi açılan alan. 4/ Haberleşme. 5/ Dikişte kullanılan pamuk ipliği... Bir renk. 61 Meslek... Gizli ve yasadışı işler çeviren örgüt ya da Mşiler topluluğu.. II Yumurta, nişasta, süt ve şekerle yapılan bir tür helva... Yabancı. 8/ Ağaçtan yapıhnış top... Kemiklerin yuvarlak ucu. 9/ Suyun buz tutması... Cam yüzeyini çarkla oyarak yapılan süsleme biçimi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog