Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

14 MAYIS 2008 ÇARŞAMBA CUMHÜRİYET SAYFA KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr 15 •• • "Bütün zamanlann en duyarlı sopranosuydu... O, son kraliçeydi. Ve ölümüyle opera tarihinde bir dönem kapandı" GUZELIN ARDINDA Leyla Gencer efsanesi BERTAN ONARAN L eyla Gencer efsanesini bir çır- pıda, birkaç cümlc içindc anlat- mak ne kadar zor! La Scala Ope- rası'nm resnıi internct sayfası, onun ölü- tnünü şöylc yayımlamakta: "Bütûn za- manlann en duyarlı sopranosuydu... O, son kraliçeydi. Ve ölümüyle opera ta- rihinde bir dönem kapandı" La Scala'ıun tarüıinde en uzuıı süre lıiz- met vermiş sanatçı.. Şarkı söylcmc kiil- türünü bilcn en son Diva.. Diva, "tanrı- ça" anlamına gelir. Bir opera evinin divası olniak kusursuzluğun simgesidir. Yeteneği ve saygmlığıyla ünlenmiş başkadııı oyun- cudur. Leyla Gencer, dağarcığma sığdır- dıgı yetmişten fazla opera yapıüyla ta- rihte eşine pek rastlanmayan bir sop- rano. Daha sahneye adım atar atınaz duruşu, o görkemli lirik soprano se- • siyle tiyaho yapabilen, onıı sahnede gözünüzlc izlemcseniz dc sesini kul- lanmasındaki hüneriyle oynadığı ro- lii dinleyenin gözü önüne sergilcye- bilcn bir sanatçı. Pianossimolan, ara nefeslcrle ıızun şarkı tümcelerini baglı (legato) söyleyebilmedeki başansı, onun büyük ustalığıydı. Aynca dilc çok önem verdiğini biliriz. Kcndisi dc dört dil- de kıısursuz opera söyleyebilen ender sanatçılardandı. Tarilıin derinliklerindcki araştırmacılı- ğı kadar, geleceğin uzak günlerine yaptı- ğı yatınm onun çok yönlülüğünün gös- tergesıdir Nicc unutulmuş başyapıü gün- yüzünc çıkartmış. kendisiylc özdeş olarak anılan nice başrolde oynamıştır: Talihin Kudreti, Don Carlos, Maça Kızı, Aida, Mackbetlı, Nornıa, Lucrezio Borgia, Al- ccste, Maskcli Balo, Albcrt Hcrring, gi- bi. Onun buluşlanyla bir "Rossini Rö- nesansı" yaşanmıştır. DonizettTnin ope- ralan için de aynı şey söz konusu. Bulduğu yapıtlan kendisi seslendirip, bestecinin ve zamanın biçcmine göre nasıl söylcnmesi gcrcktiğini dc brtaya koymuştur: Küçük nazlı seslere duyarlı olmasını bilerek "bel canto"yu (güzel şarkı söyleme sanatını) tünı operacılara yeniden tanıtmıştır. Öte yandan yarmlara büyük yatınm yapması; bitmez tükenmez bir enerjiyle gençleri keş- tetmesi, sonra da onlan izlemesi, inanıl- maz bir özveri ömegidir. Ölümüne dek, La ALLEGRO EVİN İLYASOĞLU Scala Operası'ndaki Singing Academy'nin artistik direktörlüğünü sürdürmekteydi. Adına konan yanşmada geçen yaz ödül alan Türk kızlanmızm bu yıl ocak ayın- dan başlayarak La Scala sahncsinc çık- malannı coşkuyla izliyor, onlara dcstck oluyordu. DüNDANIN DÖRT BİR YANINDAN ÖDÜLLER ALDI Düııyanın dört bir yanından ödüllcr aldıktan vc artık opera sahnelerinden çe- kilmeye başladıktan sonra kendisinc Tür- kiyc'den ödüller yağmaya başlamıştı: 1988'dc (nihayct) Dcvlct Sanatçılığı ve- rildi, ardından 1989'da Boğaziçi Ünivcr- sitesi Fahri Doktorası. 1993'te lstanbul Operası harika bir saygı gcccsiylc onu gün- deme getirdi. 1994'te Sevda Ccnap And Alhn OnurMadalyası verildi; 1996'da An- kai"a Operası'nın bahçcsine bir heykcli di- kildi. Yapı Kredi Bankası aynı yıl Aydın GüıTün öncülüğüylc onun adına bir ya- nşma başlattı. ancak dcvam cttiremedi. Neyse ki iki yıldır lstanbul Kültür ve Sa- nat Vakfi-Borusan işbirliğiyle bu yanşma yeniden yaşama kavuştu. Birkaç kez tanık olduğıun semincrlc- rinde onu daha yakuıdan tanımışum. Ör- ncğin Bellini'nin Korsanlar operasmı çalıştınrkcn bestecinin tcknik özellik- ' lerini, hangi rolü zamanın hangi sanat- çısına özel olarak yazdığını anlatıyor- du. "Bellini söylerken artık Puccini vc- ya Verdi ile ilginiz yok... Resitatifleri dc Bellini'ye özgü renklerle süslemelisin, huş bir hale getirip monotonluktan kurtarmalısın... Hayır, hayır trcn sire- ni gibi olmasın! Anlam kazandır, de- rinlik ver. tfade katmahsın. Hcr bir kü- çük notanın içinde operanın bütününü yaşatmalısın. Etrafta rüzgâr inliyor, di- yorsun. Burada sesinle rüzgârı estir- nıcli. inlctmelisin. La (notası) dümdüz değil orada; içindeki armonikler kıpır kıpır kıpırdanmalı." Evet, "Yeryüzündeki tünı duyguları scsiyle dile getirebilecek sanatçı" artık yok. Onun tutkularla yüklü fırtınalı ya- şamını tanımak isteyenler Zcynep Oral'uı "Tutkunun Romanı" adlı kitabmı oku- malılar. Ne garip yazgıdır ki, en eski dos- tu Aydın Gûn ile beş ay arayla ikisiııi bir- den yitirdik. Ve yine ne garip yazgıdır ki, onca yıl La Scala'daki rakıbesi Maria Callas'ın cenazesinin de yakılıp, külleri- nin Ege Denizi'ne dökülmesi gibi, Ley- la Hanım'ın külleri de Mamıara Denizi'ne dökülecek! www.evinilyasoglu.com 'Sinema, seyircisiyle buhşuyor' SAVAŞ KÜRKLÜ ADANA -15. Altınkoza Film Festivali 2 - 8 Ha- ziran arasında yapılacak. Adana Büyükşehir Be- lediye Başkanı Aytaç Durak, "•Sinema Seyirci- siyle Buluşuyor" sloganıyla yola çıktıklannı, eği- tinıli, bilgili insan yetiştinnek için kültürdcn, sa- nattan, özellikle sinemadan yararlanmak gerek- tiğini söyledi. Koza AŞ Yönetim Kurulu Başka- nı Fevzi Acevit dc, bu yıl da "Çocuk Hakları" izleğinin ağırlıklı olarak programa alındığmı söyledi. Fcstivalin "Yaşaııı Boyıı Onur Ödül- leri". yönctmen Halit Reiîğ, oyuncular Selda Al- kor ve Halil Ergün'e, "Bir Usta Oyuncn Ödü- lü" dc Tuncel Kurtiz'e verilecek. 'En lyi Film' ödülü için 'Ara' (Ünüt Ünal), 'Gitmek' (Hüseyin Karabey), 'Gölge' (Mehmet Güreli), İlazaıı Mevsimi: Bir Panayır llikâyesi" (Mehmet Yıl- maz), 'Mülteci' (Reis Çelik), 'Nokta' (Berviş Zaim), 'Saklı Yüzler' (Handan Ipekçi), 'Son- bahar' (özcan Alperler), Tatil Kitabı' (Sey- fı Teoman), 'Ulak' (Çağan Irmak), 'Beyaz Me- lek' (Malısun Kırmızıgül) ve 'Made In Euro- pe* (lııan Temelkuran) yanşacak. Notanı çalve sus Celayir'in kısa fılmi 'TekNotahk Adam' Cannes ve Altm Koza 'da EGEMEN BERKOZ Ç ^ ok uzun süre Almanya'da yaşayan bir arkada- şunın akşamlan gittiği biracvindc tanıdığı ve ah- / bap olduğu bir adam, bazı akşamlar birdcn kal- ıp bir yere gidiyor, beş-on dakika sonra dönü- yomıuş. Sonunda arkadaşım meraklanıp nereye gil- tiğini sonnuş. Yandaki konser salonuna gidiyor- muş nıeğer, Senfoni Orkestrasf nın zilcisiymiş. Önceki akşam lstanbul Modem'deki gala gösteriminde izlediğim "i'ek Notalık Adam" adlı kısa film san- ki bu adamı anlatıyordu. Filmin yönetmeni Dağ- han Cclayir'e de biri böyle bir öykü anlatmış mı- dır, bilmem. Ama yaklaşık 15 dakika süren film bittiğinde, Celayir'in artık "uzun film" çekecek olgunlukta bir "genç yönetmen" olduğunu düşü- nüyordum. Gösterim sonrasında da öğrcndim ki gerçekten ilk uzun fılınini çekmeye hazırlanıyor- muş. Celayir'in önceki iki kısa fılmi "Makinclcrin lsyanı" ve "Âdadan Çık- mayan Adam" birçok festival- de gösterilmiş, ödüller almış. "Tck Notalık Adam"sa Altın Koza'da yarı- şacak, Can- nes'da da gös- terilecek. Filmin başarısının arkasında, Ce- layir'le birliktc scnaryoyu ya- zan Öktem Ba- şol'un, başrol o y u n c u l a r ı Şehsuvar Aktaş, Sanenı Öge ve orkcstra şcrl Na- ci Özgüç'ün, görüntü yönetmeni Hasan Gezgin'in, ses mühendisi İsmail Karadaş'ın, kurgucu Erhan Acar'ın ve Bursa Devlet Senfoni Orkestrası mü- zikçilerinin de aralannda olduğu 208 oyuncu ve fi- güranın da imzalan var. "Tek Notalık AdanTm 89.960 YTL ile Türkiye'de çekilmiş en yüksck bütçcli kısa film olmasıysa sponsorlan da anmayı gcrcktiriyor sanırım. Ve ana sponsor JTl'nin şu yakınmasuıa kulak venneyi de. Genel Müdür Bilgehan Anlaş, arkeoloji ve sanat alanlannda çcşitli kazı ve etkinlikleh destekle- diklerini söylüyor vc yeni tütün yasasıyla, sosyal sorumluluk ilkcicri gereği verdikleri bu destekle- rin engelleneccğini vurguluyor. Kanımca, üzerinde düşünmcye vc irdelemeye değer bir sav. Küçük Arı Kovanr Kübalı küçük arılan bize, Jose Marti Küba Dostluk Derne- ği'nde, Ulvi lçil tanıtmıştı; Esra Karaköse ile birlikte hazır- layıp çevirdikleri "Küba Çocuk Tiyatmsu Kumpanyası, La Colmenita" adlı kitabmı armağan ederek. Kitabı Yazılım Yayınevi basmış. Kitabı kanştınnca gördüm ki, daha başka birçok şey gibi, Kü- balı çocukları binlerce yıllık ataerkil, birkaç yüzyıllık anamalcı öğütümden kurtarmak üzere tiyatro sanatından yararlanmayı düşünen, bunun için ilk oyunlan yazan Küba'nın büyük önderi, ozanı, düşünürü, savaşçı Jose Marti imiş. Sonra Sevil, Nilgiin, ben, soylu, onurlu Küba halkının 6.5 mil- yarlık anamalcı, yarı-anamalcı dünya karşısında 50 yıldır top- lumcu, dayanışmacı, eşitlikçi toplumsal düzeni yaşatmaya, ayak- ta tutmaya çalışma denemesini üçüncü kez tatmak, içimize sin- dirmek üzere Havana'ya uçtuk 21 -29 Nisan tarihleri arasında. Gerek kılavuzumuz Suzet Baycu'nun, gerek Küba'da önümüze düşen Aristides Perez Perez'in açıklamalan eşliğinde, bu kez gezmediğimiz yerleri gezdik, bilmediğimiz aynntıları öğrendik. Anstides'ın söyledikleri arasında şu çok önemliydi: "Durmadan bize anamalcı dünyanın saldınsı karşısında çökecek, dağılacak, toplumcu dûzenden vazgeçecek misiniz diye soruluyor, oysa 1991'de Sovyetler Biriiği'nin dağılmasıyla, birgecede, dışsa- tımın yüzde 85'iniyitirmiş; yaşayabilmek için isteristemez ana- malcı parababalanna seslenmekzorvnda kalmıştık; ancak, on- lardanparasalyatınmyardımıalırken, düzenimizden, ûlkûmüzden, aktöremizden en kûçük birödün vermedik; bundan sonra da veımeyeceğiz. ömeğin ben Devrim'den sonra doğdum, kuruluş yıllannı görmedim elbet; ama Devrim'i ve öyküsünü okulumda öğrendim, bütün varlığımla benimsedim, şimdi ben de kendi çocuklanma bunu olduğu gibi aktaracağım." Uyanık düş gibi yaşadığımız bir haftadan sonra, döndük. Dö nüşümüzde, gerçekten sıradışı bir armağan bekliyordu bizi: Kü- çük An Kovanı, Ankara Devlet Tîyatrosu'nun çağnlısı olarak yur- dumuza gelmişti; 27 Nisan'da Nâzım Hikmet'in şiirlerini oku- muş, 29 Nisan'da Andersen'den Masallar'ı, 30'undaysa Kül Ke- disi'ni ikişer kez oynamışlar. 3 Mayıs Cumartesi günü sevgi- li Ferhan Şensoy'un Ses Tiyatrosu'nda, yine Kül Kedisi ile An- dersen'den Masallar'ı sunacaklardı; biz ancak ikinci oyuna ye- tiştik. Keşke orada olsaydınız da, kızlı oğlanlı bu güzel çocuklann sözün gerçek anlamında sıradışı gösterisini izleseydiniz bizimle birlikte! Bizim Köy Enstitüleri'ndeki anlayışla, iğdiş edilmeden, doğal yeteneklerini geliştirmeye bırakılan bu olağanüstü var- lıklann nasıl kişilikli, yaratıcı, sevinçli olduklannı gözlerinizle gö- rebilseydiniz! Çünkü Anadolu topraklannda doğmuş bizler, 1938 Nisan'ından beri içine kapatıldığımız Amerikan zindanında, ev- renin bağışladığı dirimsel gücü doya doya kullanmayı çoktannnn unuttuk. Ertesi gün, bu kez Kadıköy'deki Nâzım Hikmet Kültür Mer- kezi'nde yeniden kucakladık güzelim Küçük Anlar'ı; yetiştiği- miz ilk etkinlikleri, nasıl yetişip çalıştıklannı gösteren eğitim ça- lışmasıydı. Sıradışı yönetmen-eğitmenleri Carlos Alberto Crameta Malberti'nin yönetiminde, oynayacaklan alanı, üze- rinde durdukları toprağı, kendi bedenlerini, öbür oyuncu ar kadaşlarını beş duyularıyla tanıyıp bellemeyi canlı olarak gös- terdiler bize; sözün gerçek anlamında bir yaşama şöleniydi. Sonra, en tepedeki salona çıktık; burada Türkiye'ye çağn- lınca hepimize vermek üzere tasaıiadıkları ve yalnızca bir haf- ta çalışmaya fırsat bulabildikleri Nâzım Hikmet şiirlerinden seç- meleri okudular, daha doğrusu canlandırdılar. O kadar ki, iç- lerinden biri, dilini anlayamasak da, alabildiğine duyarak, inançla bu şiirierden birini okurken, oyuncu kızlardan biri, gö- zümüzün önünde, hiç çekinmeden, saklamaya çalışmadan, şı- pırşıpırgözyaşı döktü.Onlan izlerken, dinlerken, dopdolu bağ- rıma basarken, ben de ağlıyordum: Ama benimki, yalnız Nâ- zım'ın duyarlı dizelerine değildi, kendime, kendimize, bütün in- sanlığaydı: Once ataerkil zorbalık, ardından anamalcı kıyıcılık altında, hepimizin yaşamı boşa gitmişti, gidiyordu. Oysa, sevgili Atamızın ışığıyla açılmış Köy Enstitüleri yaşasaydı; on- lardaki eğitim-üretim bütün topluma yayılsaydı, şimdi tıpkı Kü- ba halkı gibi, sözün gerçek anlamında soylu, onurlu, bağım- sız, yaşama sevinci dolu varlıklar olacaktık! Son olarak, bu unutulmaz Küçük Anlar'la birlikte, daha ön- ce Film Şenliği'nde gördüğümüz Viva Cuba filmini izledik; Car- los Alberto'nun eşi, ses aygıtlan uzmanı Janet Rodriguez del Sol ile daha ana kamında yeteneklerini doya doya yaşaması- na olanak yaratılmış kızları Maria Carla Gremata Rodriguez hemen yanıma oturdular: Ve inanılmaz, Maria'nın minicik par- maklan avucumda. Bize bu paha biçilmez armağanı hazırlayan, Devlet Tiyatro- lan Genel Müdüriüğü'ne, Küba Dostluk Demeği'ne, Nâzım Hik- met Kültür Merkezi'ne ve o sihirii Küçük Arılan evlerinde ku- caklayanlara yürekten binlerce teşekkür! bertanonaran@hotmail.com D ^ S T L A R T İ Y A T R ^ S U o s , , 11 i I HHIİHHHHİ iystrosu.com 1 İBELGESEL OYUNİ SlVdS 93yt J , v: l l ,, GENCO CRKAL Muılk FAZIl SAY Oly« ÛZLEM KAYA SON OYUN 31 Mayıs C.tesi 20:30 fEFES^l Muammer Karaca Tiyatrosu k RU«J , J (0212)252 59 35 V Ü - ^ İ i ^ www.cfcskoyfi.com E F E S PUsen'in kültür ve sanata katkıları artarak sürecek. SENÇAKOCA ORMAN DEN ri sanotlorı sahnesı YAZAN: Uğur MUMCU OYUNLAŞTIRAN: Ugur MUMCU- RutkayAZİZ YÖNETEN: Mehmet ULAY MÜZİlfc Tinıur SELÇUK HAREKET DÜZENİ: Gizctn ERDEN İŞIK TASARIM: Yfiksel AYMAZ DEKOR-KOSTÜM: M. Ziya ÜLKENCİLER FİLM TASARIM: Önder ÖNSAL GENEL SANAT YÖNETMENİ: Orhan AYDIN OYNAYAKLAE .Mehmet ULAY .Orhan AYBIN Reoep YENER .Hustafa KIHAKTEPE .lamer ÖZCEVİZ .JDeniz ATAM .Cansu FISINCI .Cenk ŞENGÜL ve Oğuz TÜNÇ 19 Mayıs Pazartesi Saat 16.00 / 20.00 20 Mayıs Salı Saat 20.00 BAKIRKÖY SANAT MERKEZİ 0212 5720224 Veılrçotmesl Sokak. No 3 AKSARAY / İST. (Paıtavnlyal Usosi Arta SokaDO Tol: U12 «ai 4S »2 DİPLOWAT OTElveAPART HUNNAP' IAN GENİŞBİLGİ, FİYATve REZERVASYON www.diplomathotel.com.tr 252-476 7145 veya 537-825 7979 Tarlb, Deniz ve Oksijeni ile, Kazdağt eteklerinde, lOOOytlhk geçmişi alan. taş evleri ile dikkat çeken taribi Adatepe Köyü içinde, 250 yıllık otantik mekanktrmda, konuklartm ağırhyor. Cumhuriyet Okurlanna özel indirim Adatepe Köyü - Küçükkuyu - Çanakkale - Türkiye Rez. Tel:+90.286 7526581 Faks : +90.286 7522066 GSM: 0533.4363232 http://www.hunnaphan.com E-mail: info@hunnaphan.com HOT€LMAVİD€NİZ* Mamum'incennettMİ Turunç'da tatil imkam... Batı Karadeniz kıyısında, Ankara ve fstanbul'a 3 saat uzaklıkta. 436-611. www.mesenotel.com Tatil Açık büfe yok, animasyon yok, kalabalık yok. Dünyanın sayıh koylartndan birinde, Antalya Çırah'da, denize 50m. uzaklıkta, allı dönüınîUk bir bahçe içinde sadece dört oda. İOI /./;.». m '<ı ktulnr iki kifi ifin oda + kuhvalnfîytııı:100 YTL. ıSadtcr 7 yajından bityiik focuklan kabııl ediyorıız.) ttobtttel:0242 825 7314 www.liobbiievi.com www.smaUlwiels.com.tr McnuelaHotelBodrumun indsi Bitez koyunda mayıs ayı dostlar arasında tati! keyfi fırsatı Denize sıfır özel plajlı, botanik bahçesini andıran doğasıyla mavi ve yeşilin bütünleştiği tatil cennetidir... 20 Yılı aşkın kaliteli ve güleryüzlü hizmeti ile özenli ve titiz mutfağı ile ... MAYIS AYI KİŞİBAŞI:54YTL. Krcdi Kartına Taksit İmkanı OTELİMİ2E AİT TEKNEYLE ÜCRETSİZ TEKNE TURLARI Daha fazla bilgl İçtn: http://www.manualahoteJ.com i
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog