Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

12 MAYIS 2008 PAZARTESİ CUMHÜRİYET SAYFA DİZt tlüli anlaşmalarla bağımlı halegetirilen Türkiye 'nin egemenliğini savunan 68 kuşağının hedefleri halen güncelliğini horuyor Deniz'leruyanışınürünüydü - Deniz'lerin yaşadığı dönemin Türkiye'sine bakarsak, 60'lann sonu 70'lerin başı, nasıl bir Türkiye vardı? - Bir kısa özet yapacak olursak şunlan söyleye- biliriz. Türkiye, 2. Düııya Savaşından sonra, ABD ile yapılan beş öneınli iki- li anlaşma ile başlayan ve özcllikle de DP iktidarı döneminde NATO'ya gi- rişimizden başlayarak bugüne dek süren bir bağımlılık sürecine girdi. Deniz'lerin de savunmalannda ifa- dc ettikleri gibi "1946-1971 Tfirkiyc'si. Amerikan emperyalizminin deneti- mi altında yarı bağımlı bir ülkedir". Türkiye'de yabancı firmalara ve dev- letlere bağlı, bizlerin "işbirlikçi" ya da "komprador" dcdiğimiz ve bugün de varlığını sürdürnıekte olan bir sımf doğmuştur. ABD ile yapılan askeri. ekonomik ve siyasal olarak sınıflandı- rabileceğirniz ikili anlaşmalar sonu- cunda ülkemizde Amerikan ve NATO üsleri kurulmuş ve iki kutuplu o günün dünyasında Türkiye ciddi bir savaş teh- didi altuıa ginniştir. Dahası, Türkiye, NATO'nun ve ABD'nin çıkarlannı kendi ulusal po- litikası olarak kabullendiği için Ata- türk'ün "Yurtta banş, dünyada ba- rış" politikası yerine komşularına karşı düşmanca bir siyasetlc yaklaşan bir konumdadır. Cenelkurmay Başkanı üslere giremiyordu tkili anlaşmalar sonucunda Ameri- kalılara büyük imtiyazlar tanınmıştır. örneğin, Türk yargısı ülkede suç işle- yen Amerikan askerlerini yargıiaya- mamakta, Amerikan üslerinde çalışan görevliler için getirilen Amerikan mal- lan ülkeye gümrüksüz alınmakta ve bu durum büyük bir karaborsaya neden ol- makta, Amerikan üslerine Türk Ge- nelkurmay Başkam ya da milletvekili bile alınmamaktadır. Madenler ve tüm sanayi yaünmlan Amerikan ve Avrupa sermayesi ile ortaktır. Türkiye'nin o dönem dış borç toplamı faizleriyle birlikte 60 milyardır. öte yandan, ülkede çarpık da olsa, dışa bağımlı da olsa yaşanan sanayileşme ile birlikte işçi sınıfi ni- cel ve nitel açılardan gelişip bilin- çlenmektedir. TİP üyeliğlnden geldiler Grev ve Lokavt Yasası'nın kabu- lünden itibaren beş yüze yakın grev ol- du ve bunlann çoğu DÎSK'e bağlı sen- dikaların işyerlerine aitti. İşçi sınıfı- nın ilerleyen mücadelesi ve 27 Mayıs Anayasası ile gelen bazı demokratik açılımların da desteğiyle grevler ve toprak işgallerinin ülkeye yayıldığı- nı görmekteyiz. Türkiye'de 27 Mayıs ihtilalinden sonra ilk kcz lcgal bir sosyalist parti, Türkiye İşçi Partisi kuruldu ve 1965 seçimleri sonrasında parlamentoda 15 milletvekili ile temsil edildi. Bu bağlamda şunu da söyleyeyim. 68 ku- şağının Deniz. Yusuf, Hüseyin, Ma- hir, Sinan gibi birçok önemli önde- ri ve kuşağın birçok üyesi TtP üyeli- ğinden gelmekteydiler. Dünyadaki hareketler Türkiye'de yankı buldu - O yıllar DİSK'in damgasını vurduğu dönemdi değil mi? - 1967'de Devrimci İşçi Sendikalan Konfederasyonu Türk-lş'ten ayrılan bir grup sol eğilimli scndikacı tara- fından kuruldu. Bununla birlikte. fa- şist ltalya'dan alman ve Türkiye'de sol, dcmokrat ve sosyalist düşünccnin yayılması ve örgütlenmesinin önün- de çok büyük engeller oluşturan ün- lü 141-142. maddelerin varlığı da unutulmamalıdır. Bunlann yam sıra dünya sosyaliz- mi ve özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerindcki bağımsızhkçı hareketler de ülkemizde yankı bul- maktaydı. Bazı sol akımlar üçüncü dünya adıyla anılan Asya ve Afrika ül- kelerindeki sosyalizan bağımsızhkçı harekctlcre büyük ilgi gösteriyor ve onlan Türk milli kurtuluş hareketi ile ilişkilendirmeye çahşıyorlardı. Özctle, o tarüılerde ülkede ciddi bir sosyal uyanışm yaşanmakta olduğu- nu söylemek mümkündür. Cençllk başı çeklyordu - Gençlik harcketleri bu Türkiye fotoğrafınm neresine oturuyordu? Halit ÇELENK Beniz'leri Anlatıyor MustalaBAlBAVjB LJeniz Gezmiş ve arkadaşları yaptıkları savunmada, Mustafa Kemal ve emperyalizme karşı verdiği mücadeleyi amyorlardı. Mustafa Kemal 'e ve Kurtuluş Savaşı 'na saygı, Deniz 'ler dahil Türkiye 'de Cumhuriyetten bu yana tüm sosyalist ve komünist siyasal akımlarm benimsediği bir ilkeydi. - Gençlik, her ülkede, eğitimle olan ilişkileri ve smıfsal konumlan itiba- nyla toplumsal konulara en duyarlı ke- simi oluşturmuştur. Türkiye için de aynı şey söylencbilir. Gcnçler öncc üniversitelerde eğitimle ilgili prob- lemlerden yola çıktılar ve bu sorun- lannı dillcndirmcyc başladılar. Daha sonra doğal olarak bu sorun- larının ülkedcki sömürü düzeninden yani kapitalist yapıdan kaynaklandı- ğını kavradılar. O andan itibaren ken- di sorunlan ile ülke sorunlarım bir- leştirerek mücadelelerini sürdürdüler. örneğin, ilk boykot hareketleri 1968 yıhnda Demirel hükümetinin anayasayı değiştirmek istediği za- man gerçekleşmiştir. Yine, Istanbul ve lzmir'de Amerikan 6. Filosu erleri de- nize atılmak suretiyle Amerikan em- peryalizminin bölgedcki müdahalcleri ve Türkiye'deki varlığı protesto edil- miştir. Ama dış emperyalist güç ola- rak görülen ABD'nin Türkiye'deki varlığına karşı verilen bu mücadele- nin yanı sıra gençlik, o dönemde ül- kedeki işçi ve köylü eylemlerinin hemen hemen tümüne destek ver- miştir. Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (TDGF) Dev-Genç tü- züğünün 2. amaç maddesinde "TDGF emperyalizme ve feodal kalıntılara karşı verilen halkımızın milli de- mokratik devriın mücadelcsinde sosyalist gençliğin düşünce ve ey- leminin geliştirümesi amacıyla ku- rulmuştur" dcnmekteydi. 3. maddede ise "Federasyona bağ- lı dernekler sosyalizm bilimini cy- lcııı kılavuzu edinen üyelerden olu- şur" açıklamasının yanı sıra fede- rasyona işçilcrin, köylülcrin kurduk- lan devrimci gençlik derneklerinin de üye olabileceği belirtiliyordu. Bu yönde hareket eden 68 gençliği işçi ve köylü eylemlerini fiilen des- teklediler. Örneğin, Ege'de TDGF'li- ler (Dev-Genç) Akhisar ve ödemiş'te küçük üretici du- rumunda olan tütün ckicileri- nin sorunlarına sahip çıktılar, ; Alaçam'da köylülere mücadelelerin- de öncülük etmenin yanı sıra jandar- ma ve kaymakamın tüm engelleme- lerine karşın Ankara'dan getirdikle- ri ilaçlan dağıttılar. Mücadeleye girlştiler Nallıhan'da ağanın elindeki mera- yı işgal eden köylülere destek olma- ya gelen öğrencileri ise asker kaçağı olarak topladılar. Antalya'da Elmalı köyündc ağalann topraklanm işgal eden köylülerin yanında öğrenciler vardı. 15-16 Haziran olayları da da- hil birçok işçi grev ve eylemlilikle- rinde de gençlik birlikte mücadeleye katıldı. 1968'de NATO'yu protesto eden bazı sol eğilimli öğrenci der- neklerinin yayımladıkları bir bildiri- de şöylc denilmekteydi: "NATO'ya hayır diyoruz, çünkü Amerika'ya karşıyız. NATO'ya hayır diyoruz, çünkü emperyalizme karşıyız... NATO'ya hayır diyoruz, çünkü emekçi halk yığınlarının, yani Tür- kiye'nin çoğunluğunun çıkarların- dan yanayız. Amacımız bağımsızhk sorununu yalnızca biz gençlerin ve aydınların sorunu olmaktan çı- karıp emekçi halkımıza mal et- mektir." (Tanzer Sülker Yılmaz, Türkiye'de Gençlik Hareketleri, Mart 1997) Yukarıda da belirtildiği gibi genç- lik, asıl davanın bağımsızhk sorunu ve buna bağlı olarak da toplumsal düzen sorunu olduğunu kavramış ve ey- lemleriyle bu gerçeği halkla paylaş- mak üzcre mücadeleye girişmişti. Denizlerin hedefleri hâlâ güncel - Yülarca Deniz'ler unutulmasm, dediniz. Unutulmadılar... Adeta kuşaktan kuşağa geçcn bir bayrak gibi oldu, ne dersiniz? - Türkiye, 1960'lardan da çok ABD ve AB gibi emperyalist ülkelerin ve IMF ve Dünya Bankası gibi kurum- lann sultası altmdadır. Yeraltı ve yerüstü servetleri, fabrikalan, ban- kalan, limanlan ve tersaneleriyle va- tan satılmaktadır. Emperyalizme ba- ğımlılık her geçen gün biraz daha art- makta ve ülkeyi yöneten siyasi iktidar emperyalizmin sömürge valisi gibi davranmaktadır. Cumhuriyetin tüm kazanımları elden çıkanlmakta, si- linmekte ve tasfiye edihnektedir. Em- peryalist merkezlerin dayatmalarıyla yapılan özelleştirmelcr vc yasa dcği- şiklikleri sonucunda işsizlik vc yok- sulluk artmakta ve emekçilerin kaza- nılmış haklan ellerinden alınmaktadır. Böyle bir ortamda Deniz'lerin tam bağımsızhk mücadelesi ve emekten yana bir iktidar ve demokrasi müca- deleleri, hedefleri açısından bugünlcri aydınlatmaya devam ediyor. Vc De- niz'ler bunun için unutulmuyorlar, unutulmayacaklar. 'Ferman iMF'ninse PETKİM bizim' derdi.... - Elbette Deniz'ler yaşasaydı bu- gün şöylc düşünürlerdi gibi bir yo- rumda bulunulamaz. Ancak o dö- neme çok yakından tamkhk etmiş bir kişi olarak, Deniz'lerin müca- delesi bugün hangi zemine oturur, bugün hangi mücadeleye karşıuk geliyor? - Bugün Deniz'ler yaşasaydılar, özelleştirmelere, ülkenin yağmalan- masına karşı çıkarlar vc "Ferman IMF'ninse SEKA, TEKEL, TÜP- RAŞ, Seydişehir, PETKtM bizim- dir" diye haykıran işçilerle birlikte olurlardı; Amerika Birleşik Devlet- leri'nin Afganistan ve Irak işgalinc karşı yapılan mitinglerde başı çeker- lerdi; Türkiye'yi bir muz cumhuriyeti sanıp yargıya emirler yağdıran Ame- rikan büyükelçilerini ve Avnıpalı el- çileri denize dökcrlerdi; emperya- listlerle işbirliği yapan tüm siyasal ik- tidarlara karşı mücadele edcrlcrdi; aydınlanma mücadelesini dcstcklcr, Cumhuriyetin kazanımlannı korur- lardı. Üniversitelerdeki faşist saldın- lara karşı çıkarlardı... Dünya görüşlerini düşünecek olur- sak böyle davranacaklannı düşünü- yorum. 'İşte tam kacırıiacak bir Amerikaiı' - Deniz'leri bugün soldan sağa her kesinı bir başka şekilde algüıyor... Sizce Deniz'lerin Mustafa Kemal'e bakışı nasıldı? - Mustafa Kemal'e ve Kurtuluş Sa- vaşı'na saygı, Deniz'ler dahil Türki- ye'de Cumhuriyetten bu yana tüm sos- yalist ve komünist siyasal akımların benimsediği bir ilkeydi. Çünkü Mus- tafa Kemal emperyalizme karşı bir ba- ğımsızhk savaşının önderiydi ve yi- ne emperyalizme karşı savaşan vc sos- yalizmi kuran Lenin ve Sovyetler Bir- liği'nin de dostuydu. Deniz'lerin savunmasında Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir bölümdc şunlan okumaktayız: "Kurtuluş Savaşı, Türkiye halkının emperyalizme vc onun emrindeki dahili güçlere kar- şı verdiği bir direnme savaşıdır... Yurdumuzun bağımsızlığı için gi- riştiğimiz bu kavgada Kurtuluş Savaşımızda şehit olanların onur- larını vc ulusumuzun kaderini ko- rumaya kararlı olduğumuzu bildi- riyoruz.. Kurtuluş Savaşımızın tüm 'Kurtuluş emperyalizmi yurttan atmakta' - Deniz'ler nasıl bir Türkiye kurma düşüncesiyle yola çıktılar? - Hiç şüphe yok ki Deniz'ler insanın insanı sömünııediği hakça bir düzenin, yani sosyalist bir düzenin Türkiye'de kurulmasmı istiyorlardı. Daha önce de söylediğim gibi, Deniz dahil birçok gençlik lideri TtP üyesiydiler. Yine diğcr sosyalist kuruluş ve çevreler gibi onlar da böyle bir düzenin kurulabümesi için ülkenin bağımsız olması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu nedenle emperyalizme vc onun yerli ortaklan olan siyasal iktidarlara karşı mücadeleyi öne ahyorlardı. Deniz'lerin bu duruşlan, savunmalanndaki şu satırlarda da açıkça görülmektedir: "Amerika bu çıkar ve sömürüsünü sürdürmek için her türlü tedbire başvurur. Eğer emrindeki iktidar sömürünün devamını sağlayamıyorsa, ekonomik ve politik krizin eşiğindeyse, onu düşürür. Halkı kandırmak için yeni bir iktidar getirir. Gelen iktidar r ülkeyi kalkındıracağım vaat ederek halkı bir müddet daha soymaya devam cdcr ve bir sürc sonra da yıpranır, iktidarı başkasına dcvretmcyc mccbur kalır. Bu kandırma ve oyunlarla talan devam eder. Amerikan emperyalizmi yurdumuzda var oldukça bu talan devam cdecektir. Türkiye'nin kalkınması için tek ve zorunlu şart Amerika'nın yurttan atılmasıdır... Türkiye'de Amerika var oldukça toplum kalkınamayacak, fakat büyük zenginler, komisyoncular ve uşaklar olacaktır. Amerika yurdumuzda var oldukça, kalkınma değil, tam tersine açlık ve sefalet var olacaktır... Türkiye'nin kalkınması ve halkın kurtuluşu Amerikan emperyalizminin yurttan atılmasına bağlıdır." Deniz'lere göre bu mücadeleyi başaracak tek kuvvet "Amerikan ortağı, patron, tcfeci ve bezirgânlar dışında kalan ve czilen tüm TÜRKİYE HALK1DIR". şehitlerine selam olsun." Savunma- da sürekli olarak vurgulanan, emper- yalizme karşı verilen milli mücadele ve onun önderinin bu konudaki şaş- maz tavndır. Mahkemede gençlerin birlikte ha- zırladıklan ortak savunmanın Lozan Antlaşması ile ilgili bölümünü Deniz Gezmiş okudu. Antlaşma metni Ame- rikan Senatosu'na geldiğinde bir Amerikan senatörü Mustafa Kemal hakkında şöyle demekteydi: "...An- laşma; Timurlenk kadar hunhar, Müthiş Ivan kadar sefih ve kafa- tasları piramidi üzerine oturan Cengiz Han kadar kepaze bir dik- tatörün zekicc yürüttüğü politika- sıııııı bir toplanudır. Bu canavar, sa- vaştan bıkmış bir dünyaya, bütün uygar uluslara onursuzluk getiren bir diplomatik anlaşma kabul et- tirmiştir... n Deniz yazilı savunmadaki bu bölümü okuduktan sonra kâğıtla- n masanın üzerine bıraktı ve mahke- me kuruluna şöyle dedi: "İşte tam kacırıiacak bir Ameri- kaiı!" Ama şunu söylemek durumundayız: Deniz'ler sosyalisttilcr. Onlann son hedefleri, hakça bir düzenin, yani sı- nıfsız ve sömürüsüz bir toplumun kurulması mücadelesiydi. Sosyalist düşünce yeseriyor - Bugünün gençliğini nasıl görü- yorsunuz? Ülke sorunlan karşı- sında nasıl bir gençlik var? -12 Mart ve özellikle de 12 Eylül askeri darbeleri sonucunda topluma benimsetilen politika dışı durma, ken- di çıkanna bakma, üUce sorunlan ye- rine kendi sorunlan ile ilgilenme, korku gibi davraıuşlar maalesef gen- çliği de pençesine aldı. Gerçekten böy- h geniş bir gençlik kesimi var. Bununla birlikte son yıllarda hem emeğiyle yaşayan insanlar arasında hem de gençler arasında yurtseverli- ğin ve ülke sorunlan için mücadele et- me ve onlan kendi kişisel çıkarlannın üstündc tutmayı gerektiren sosyalist düşüncenin yeşerdiğini ve canlandı- ğını görüyorum ve bundan da mutlu- luk duyuyorum. Deniz'lerin kusağı Avrupa'da bakan oldu' - 1968'ler sadece Türkiye'de de- ğil dünyada da hareketli bir döne- min adı... Deniz'ler gibi gençlik harcketlerine idamla yanıt veren başka yönetimler tanıyor musu- nuz? - Gerçekten de o dönem dünya ça- pında gençlik hareketlerinin yüksel- diği bir dönemdi. Gelişmiş ve az- ge- lişmiş ülkelerin çoğunda yoğun genç- lik hareketleri görüldü. 68 gençlik ha- reketlerinin başlangıcı Amerika'dadır ve ırkçılığa, üniversite yönetimine, si- lahlanma harcamalanna, yoksulluk ve eşitsizliğe ve Vietnam Savaşı'na kar- şı çıkişla başlamıştır. Avrupa'da da örneğin Fransa, ttal- ya, Almanya, tngiltere gibi ülkelerde de çok radikal gençlik eylemleri ya- şandı. Bu eylemlerde liderlik yapan- lann birkaçı, son yıllarda da isimle- rini duyduğumuz Rudi Dutschke, Daniel Cohn Bendit, Joschka Fisc- her, Tarık Ali gibi kişilerdi. 68'i iz- leyen yıllarda, bu gençler, idam edil- mek şöyle dursun, önemli görevler al- dılar. Fischer, Yeşiller Partisi'nden bakan oldu ve Almanya'da Dışişleri Ba- kanlığı yaptı. Cohn Bendit ve Rudi Dutschke yine Yeşiller Partisi'nin kurucu üyeleri arasında yer aldılar. Daniel Cohn-Bendit Avrupa Parla- mentosu'ndaki Avrupa Yeşiller gru- bunun da eşbaşkanlığını yapmakta. Tank Ali ise ünlü bir yazar oldu ve sa- vaşa karşı mücadele vermekte. Gençliğini idam etme utancı ve vahşeti sadece Türkiye'ye ait gibi gö- rünüyor. - Sayın Halit Çelenk, Halit Ağa- bey, beden sağlığınızdaki kimi olumsuzlukları, güçlü iradenizle yenip bu uzun söyleşiyi tamamla- dınız. Çok teşekkür ederim. - Sevgili Balbay, ben de sana te- şekkür ederim. Bu benim Türkiye'ye son bir değerlendirmem ohnuş oldu... - Bütün süylcdiklerinize katıh- yorum, işte buna katılmıyorum. Son dcğcrlendirme olmasın... Da- ha nice yıllar, 20. yüzydın canlı ta- nığı olarak sizi dinleyelim, oku- yalım... BİTTİ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog