Bugünden 1930'a 5,499,360 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHÜRİYET 10 MAYIS 2008 CUMARTESİ 8 İNCELEME Tartışmalara son: Dedesinin mektubu belgeledi Londra'yı Ali Kemal'in torunu yönetiyor MURAT BARDAKÇI Milli Mücadele'ye karşı çıkmasıyla tanınan ve Izmit'te 1922'nin 6 Kasım'mda linç edilen gazeteci Ali Kemal'in toıim çocuğu Boris Johnson'un Londra'ya belcdiyc başkanı sccilmcsindcn sonra, ga- zetelerimizde "Johnson'un Ali Ke- mal'in gerçek torunu olup olmadığı" şeklinde bir tartışma başladi. Johnson, bir göriişe görc Ali Kemal'in soyımdaıı gcliyordu anıa bir başka iddiaya göre Ali Kemal'in ilk eşi olan lngiliz ha- nımın daha önccki evliliğindcn doğan ço- cuğunun torumıydu ve dolayisıyla da Ali Kcmal ilc hiçbir ilişkisi yoktu. Bıı tartışma, basmınıızda son seneler- dc ortaya çıkan tuhaf bir âdetin son ör- neğini oluşturuyor: Tarihte önenıli roller oynamış bazı aileler konusunda bu aile- leri bilmcdcn, incclcmcdcn ve tanımadan, sadece kulaktan dolma bilgiler veriliyor, yalan yanlış soyağaçlan düzcnleniyor vc gcçmişin birçok öncmli ismi her ne- clense genellikle "dönme" yapıhyor. ya- hut asıllanmn Yahudi olduğu iddia edi- liyor. Ali Kemal ilc Boris Johnson bağlantı- smda da geccn lıalıa aynı hatalar yapıldı. Ali Kemal'in ailesi ile ilgili olarak ciddi bir araştınna yapılmadan ve hatta Türki- ye'de yaşayaıı torunlanna danışma gcrc- ği bile duyulmadan, Boris Johnson ile Ali Kemal arasmda bir kan bağının bulun- madığı iddia edildi. Belki dc "Milli Mü- cadele'ye karşı çıktığı için linç edilnıiş" bir kişinin lorunu Londra Belcdiye Baş- kanlığı gibi henı konıun, hem de protokol bakımından öncmli bir makama layık gö- rülmüyordu. GERÇEK ALİ KEMAL'İN KALEMİNDEN Birkaç günden bu yaııa dcvam eden "Boris Johnson, Ali KcnıaPin torunu ınu dcğil mi?" tarlışmalannı oku- yunca, işin aslıııt belgesiyle, hem de bizzat AJi Kemal'in kalcminden nakletmek istedim. Öncelikle söyleyeyim: Boris Johnson, tam adıyla Alexander Boris de Pfefel Johnson, doğ rudan doğruya Ali Kemal'in i soyundan gelmektedir ve ga- zetecinin "oğlunun oğlu- nun oğlu"dur. Şimdi bu büyükdede-torun ilişkisinin nasıl olduğunu an- latayını ve belgesini de ve- reyim: Genclik yıllarında zamanın hükiimdaıi lkinci Abdülhamid tarafindan birkaç kez sürgüne gönde- rilen Ali Kemal, 20. yüzyılın başmda Lon- dra'ya yerleşmiş, burada 19O3'te Wilfred Brun adında bir lngiliz hanıınla cvlcnmiş vc Selma admı vcrdikleri birkızı olmuştu. Ali Kemal, 1908'de lkinci Mcşrutiyet'in ilanı sırasında tstanbul'a döııdü. lkdam ga- zetcsinde yazmaya vc o zamanın üniver- sitcsi olan Darülfiinun'da ders vemıeye başladı. Meşmtiyct sonrasında güçlenen lttihad vc Terakki Partisi'ni amansız şe- kilde eleştüiyordu. Bir yıl sonra patlayan 31 Mart isyanının ardından llareket Or- dusu'nun lstanbul'a girişi sırasında ye- niden sürgüne gitmek zorunda kaldı ve tngiltere'ye, kansıyla kızının yanına döndü. Mulıalif gazclcciyi artık çok dalıa zor • MilliMücadele'ye karşı çıkmasıyla tanınan ve İzmit'te 1922 'nin 6 Kasım 'ında linç edilen ga- zeteci Ali KemaVin torun çocuğu Boris John- son'un Londra'ya belediye başkanı seçilmesin- den sonra, gazetelerinıizde "Johnson 'un Ali Ke- mal 'in gerçek torunu olup olmadığı"şeklinde bir tartışma başladu Dcvam eden tartışmaları oku- yunca, işin aslını belgesiyle, hem de bizıatAli Ke- mal'in kaleminden nakletmek istedim. günler bckliyordu. lngiliz eşi Wilfred, 1909'un sonunda bir crkck çocuk dünyaya getirdi. Çocuğa "Osıtıaıı Kcmal" adını verdiler ama anne, doğumdan kısa bir sü- re sonra ani bir atcş yükselmesi sonucu lıa - yatını kaybetti. Ali Kemal, kızı ve yeni doğmuş oğlu ve kayınvalidcsi Margaret Brun, üç yıl boyunca Wimbledon'da maddi sıkıntı içerisinde yaşadılar. Birara çocuklannı an- neannelerinin yanında bırakarak lngilte- re'nin güneyindeki Boumcmouth kasa- basına taşınan Ali Kcmal, 1912'de ls- tanbul'a döndü vc ikinci bir cvlilik yap- tı. Yeni eşi, Tophane Nazın Zeki Paşa'nın kızı Sabiha Hanım idi. Ali Kemal'in 1914'te bu cvlilikteıı doğan vc Zeki adı- nı vcrdikleri oğlu, daha sonra "Kuneralp" soyadını alacak vc Cumhuriyct döncıni Türkiycsi'nin önenıli bir diplomatı ola- caktı. Hayattan 1998'de ayrılan Zeki Kuncralp'in iki oğlu oldu: Baba mesle- ği diplomatlığı seçen biiyük oğul büyük- elçi Seliın Kuneralp şu anda Dışişleri Ba- kanlığf nda müstcşar yardımcılığı, küçük oğul Sinan Kuneralp de lstanbul'da yayıncılık yapıyor. TRAJİK ÖYKÜ, İSTANBUL'A DÖNMESİYLE BAŞLADI Londra'nm çiçeği burnunda belediye başkanı Boris Johnson'un ailcsinin trajik öyküsii ise Ali Kemal'in 1912'de Lon- dra'dan lstanbul'a dönmesiyle başladı. Ali Kemal'in lngıltere'de anneanne- lerinin yanında büyüycn çocuklan, sonraki yıl- larda lngi- liz vatan- daşı oldular ve "Kemal" is- nıini bırakarak anneannelerinin kızhk soyadı "Johnson"ı kendilerine soyadı yaptılar. Osnıaıı Kemal, "Osman Wilf- red Johnson" oldu; Irene NVilHanıs adında bir hanımla evlendi. Bu evlilikten 1940'ta dünyaya gelen oğlu Stanley Patrick Johnson 1979 ile 1984 arasmda Muhafazakâr Parti'den milletvekilliği yapacak ve lngiltere'nin tanınmış bir ya- . an. çevrecisi ve nüftıs uzmanı olacaktı. Gcçen hatta Londra Belediye Başkan- hğı'na seçilen Boris Johnson, işte Ali Ke- mal'in torunu Stanley Johnson'un dört co- cuğundan biridir... Z OĞLU OLDUĞUNU GÖSTEREN MEKTUP Burada, Ali Kemal'in elyazısıyla olan. şimdi özel arşivimdc bulunan ve Stanley Johnson'un dedesi Osman Kemal'in Ali Kemal'in öz oğlu olduğunu gösteren bir mektubun tam mctnini, bazı eski keli- mclerin günümüz Türkçesindeki karşı- lıklannı vcrerek yayımhyorum. Bir ara Ingiltcrc'den Fransa'ya geçen Ali Kemal, 5 Ağustos 1910 tarihinde Pa- ris'tc yazdığı bu mektubu, lttihad ve Te- rakki'nin ünlü Maliye Nazırı Cavid Bey'c göndemıiş. Metinden anlaşıldığı- na göre Ali Kcmal, o sırada Paris'te bu- lunan Maliye Nazın Cavid Bey ile 4 Ağustos'ta bir araya gelmiş, mektubu bir gün sonra yaznıış ve tngiltcrc'dcki ka- ymvalidcsinin çektiği maddî sıktntılan an- lattığı mektuplan da kcndi yazdığına ek olarak Cavid Bcy'c yollamış. Ali Kemal, "iki ciğerparem" dediği çocuklarını yaşlı anneanneleriylc bcrabcr "sokak ortasında bıraktığım" söylüyor ve ls- tanbul'da sahip olduğu küçük bu evin sa- tılınasından sonra ödenıek üzere Cavid Bey'den bir sarrafin kcndisine üç bin frank borç vermesine aracılık etmesini istiyor. Mektupta sözü edilen "ciğerpâre"ler- dcn biıi Londra'nm yeni belediye başkanı Boris Johnson'un, admı daha sonra "Osman \Vilfred Johnson" ya- pan büyükbabası Osman Kemal; diğeri de onun kız kardeşi, yani Boris Johnson'un önce Selma adı verilen ama lngiliz yatandaşı olmasmdan sonraki ismini bil- mcdiğimiz biiyük halasıdır. Ali KemaFin bu mektubunun ilginç bir tarafı daha var: Ya- zanın linç, yazılanın da idam edilmiş olması... Mektubu yazan Ali Ke- mal yıllar sonra, 1922'delinç cdilccck; muhatabı Cavid Bey ise Mustafa Kemal 'c karşı Iz- mir'de düzenlenen suikast giri- şimine katıldığı gerekçesiyle yar- gılandığı lstiklâl Mahkemesi'nde idam cezasına çarponlacak vc cezası 26 Ağuslos 1926'da Ankara'da infaz edi- lecekti. -- ALİ KEMAL'İN 98 YIL ÖNCE GÖNDERDİĞI MEKTUP \ I İşte Ali Kemal'in Maliye Nazın Ca- vid Bey'c bundan tam 98 yıl önce gön- derdiği ve Londra'daki iki çocuğıuıdan bahscdip yardım istcdiği mektup: "Cavid Beyefcndi, Kemâlât-ı fıkriyyenm ihtidadan bcri asarınızdan, ef âlinizden anlar, tebcîl cderdim, dün bana karşı evsâfi muamelenizden uluvv-i kalbini/i dc gördüm, sevindim (Düşüncenizin olgunluğunu önccden bu yana eser- lerinizden ve yaptıklarınızdan anlar, yüceltirdim. Dün, bana karşı gös- terdiğiniz güzel davranışını/dan yü- ce kalpliliğinizi de gördüm, sevin- dim). Bu saika ile de ("böylelikle" aııla- mında) uzun müddet düşündüktcn sonra bir dcrcce küstâhâne (küstah biçimde) olduğunu bildiğim halde yi- nc sizdcn pek mahremâne (gizli) bir surettc istirham ctmcyc cür'et ediyorum: Kayınvalidcmin melfiıf (ekteki) mekl üplarını lütfen mütalâa ile (in- ccleyerck) anlarsınız, birçok seneden bcri çctiklerimiz scvk-i zarurisiylc (çektiklerimizin zorunlu sevkiylc) bugün iki ciğcrpâremi lngiltere'de hiçbir medâr-ı maişeti (gelir kayna- ğı), bcndcn başka da muîni (yardım edcni) olmayan o ihtiyar kadınla beraber sokak ortalannda bu*akmak felakctinc uğradım. Bir felaket ki ec- ncbilcre, bilhassa İngilizlerc karşı haysiyet-i kavmiyycmc (ulusal onu- ruma) de dokunduğu için bence cid- den tahammül-güdâzdır (dayanma gücümü ciddi bir şekilde eritmekte- dir). Hayatımı adeta zchirlcyen bir mu- sibetten yakamı kurtarmak, Lon- dra'ya giderck çocuklanmla beraber bir köşede yerleşmck hâsılı (sözün kı- sası) arzcttiğim gibi bir yandan o cüz'i (az) gelirimle, bir yandan ise sa'y-i kalemimlc (kalemimin eme- ğiyle) yaşamaya muvafTak olabil- nıek için şimdiĞk üç bin frank kadar bir paraya ihtiyacım vardır. Der- saadet'teki (istanbuFdaki) cmlâ- kinıden biri, mcscla vckâlet-i bey'ü fcrâğını (satış vc dcvir vckâlctini)*Sc- lim Hüsnü'yc tevdi eylediğim (ver- diğim) o ufak mülk satılınca faiziy- le beraber tesviye olunmak (öden- nıck) üzere cmrinizle, lutf-ı vesâte- tinizle (lûtfcdip araya girmcnizle) bil- diklerinizden bir sarraf bu mcblâğı bana ikrâz etse (borç verse) şu da- kikada ycniden hayat bulur, size ömrüm oldukça minettar kaitnm. İki sene evvel ben tkdam'da iken fclckscdc (talihsiz) bir arkadaşım benden böyle bir hizmct istemişti, is- tediğine de derhal mazhar olmuştu (kavuşmuştu). Ahmet Cevdet Bey gi- bi en sanıimi refiklerimden (arka-; daşlanmdan) bu devr-i musibet-i ha- j yatımda (hayatımın bclâh döne minde) yaman bir bîgânelik (fena bir kayıtsızlık) gördüğüm için, bu lûtfu sizin gibi pek uzaktan tanıdığım fa- kat kalben ve fikren pek ziyade ne- cib (kalp ve fikir bakımından son de- rece temiz) bir zâtdan istirham ey- liyorum. Mümkün ise mcs'ûlümü is'âf edi- ııiz (arzumu yerine getirhûz), dcğil-, se bedbahlî-i hayaüma (hayatımın (a- lihsi/liğine) yanmaktan ve bu tasdîi garîb (zavalh bir şekilde verdiğim ra- hatsızlık) için aifınızı dilemekten maâda (başka) elimdcn ne gelir? Bâkî arz-ı minnet ve ihtirâm eylerim. (minnctlcrimi vc saygılarımı suna- rıın) efendim. 5 Ağustos 1910. Ali Kemal 152 Rmılcvard Montparnasse" "Kalem yazma aracı değil, düşünme aracıdır." Türkçe Açıklama Bu tür çalışmalarla hem bildiklerimizi pekiştirmiş, unuttuklarımızı anımsamış, hem de bilmediklerimizi öğrenmiş olacağız. Bu çalışmanın amacı sınav değil öğretimdir. Bir insanın kendi kendini denetlemesi kadar yararlı bir değerlendirme yoktur. Eğitimde bu tür çalışmalara "Öğrenirken ölçen, ölçerken öğreten yöntem." de- nir. Aşağıda, bir soru köküne dayalı yargılardan kimileri doğru, kimileri yanlıştır. Alıştırmayı okuyunca soru kökündeki yargının sonundaki ayraç içine "doğru, yanlış, bilmiyorum" anlamına gelen (D, Y, B) imcelerinden (harf) birini yazarak yanıtlayın. (D), soru kökünde verilen yargının doğruluğunu; (Y) yargının yanlış olduğunu gösterir. Bölümceden (paragraf) soru kökündeki yargının doğruluğu, yanlışlığı hakkında kesin karar veremediğiniz durumlarda da alıştırmayı bilmiyorum anlamına gelen (B) imcesiyle yanıtlayın. Bir kişinin bilmediğini bilmesi, doğruya giden yolu bulabileceğini gös- terir. Ayrıca alıştırmanın doğruluğuna, yanlışlığına ilişkin yanıtınızı defterinize kesinlikle kısaca yazın. Kalem yazma aracı değil, düşünme aracıdır. Türkçe- 2 ı. III. "(1) Her yapıt yaratüdıktan sonra gittikçc büyüyen bir bağımsızhk, kcndi kendine zenginleşen "ikinci bir içerik" kazanır. (2) Ama şimdiyc kadar eleştih, bu ikinci içeriği hep sanatçıya bağlamıştır. (3) Sanki her güzellik sahibinin tek olması şartmış gibi!. (4) Oysa bcn, sahiplerini gölgede bırakan birçok şaheser biliyorum. (5) Yapıb okurken yazann düşündüğünden, duyduğundan başka yapıta katkıda bulunan okuyucular da vardır. (6) Bilinmez, yapıtı yardtırken yazann düşündüklerinin ötelerinde kimi yerlcre varan, dahası yapıta, yazann vermek istediğinin de, üstünde bir içerik veren okuyuculann bulunduğu da varsayılabilir." 1. Bu bölümcede yazarların yapıtlarını genel bir tutkudan yola çıkarak oluşturdukları ileri sürülüyor. ( ) "Yazann düşünmediklerini veren yapıtlar da vardır." tümcesi, bölümcenin 5. tümcesinin yerine konabilir. ( ) Bölümcenin 6. tümcesindeki son virgülün kullanunı yanlıştır. ( ) "Sanat ürünlerinin önemi, yapıtların özünden çok okuyucunun, izleyicinin, eleştirmenin değerlendirmesiyle ortaya çıkar." tümcesi bölümcenin dördüncü ya da beşinci tümcesinin yerine konabilir. ( ) Bu bölümceyi oluşturan altı tümceden beşi, ikinci tümcedeki görüşü vurgulamak için yazılmıştır. 2. 3. 4. 5. II. "(1) Bugün, hemen hemen babaların birçoğu, çocuklanndan yakınırlar. (2) Konuşmalanndan tutun da, giyinişlerine vanncaya değin onlann her türlü davranışlannı sert bir eleştiri süzgecinden geçirirlcr. (3) Doğrusu babalar bu konuda çocuklarına karşı son derece acımasız davranışlarda bulunuyorlar. (4) Çocuklara gelincc, nc denli küçük olurlarsa olsunlar, babalarının kendilerine karşı büyük haksızlık ettiklerinin bilincindedirler. (5) Oysa babalar, bu konudaki tutumlannın yanlışlığını bir türlü anlayamazlar. (6) Ölçüleri sürekli kendi çocukluklarıdır. (7) İsterler ki çocuklan, kendilerinin küçük bir örneği olsun." 6. Bu bölümcede ortaya konan görüşlerin dün olduğu, bugün de, yarın da var olacağı tümcelerin öznelerinden anlaşüıyor. ( ) 7. Yedi tümceden oluşan bu bölümcenin beş tümcesinden babalara, iki tümccsinden de çocuklara ilişkin bilgiler alıyoruz. ( ) 8. Babaların bu bölümcede vurgulanan yanlış tutumlannın nedeni, altıncı tümcedeki yargıdan ileri gcliyor. ( ) 9. Çocuklardaki bilincin, babalarının çocukluklanyla kendilerini karşılaştırmalarından oluştuğu anlaşıhyor. ( ) 10. Bölümcenin dördüncü tümcesinden "kendilerinden beklenmesc bile" anlamı çıkarılabilir. ( ) "Eğitim ve dil, birbiriyle yakından ilgili iki alan. Kuşkusuz dili kullanmanın tek amacı eğitim değildir; ama eğitimi dilsiz gerçekleştiremezsiniz. Bu yüzden cğitici yayınların dili, açık-seçik, doğru, seslendiği kitlenin düzeyinc uygun olmalıdır. Bu koşullara uygun olmayan bir kitap, içindeki bilgiler ne kadar yararlı olursa olsun, işlevini yerine getiremez. Aktanlamayan bilgi bir bakıma yok sayılır." 11. Bu bölümccye göre her kitap, okuyucusunun anlayacağı dille yazılmalıdır. ( ) 12. Bölümceye göre eğitim kitaplarının dili açık - seçik obnakla birlikte ele aldığı konu da eğitimin belli bir düzeyine göre ayarlanmalıdır. ( ) 13. Bir iş alanına yönelik kitabın dili de o iş alanını içeren kavram ve terimlcrdcn oluşmabdır. ( ) 14. Bu bölümceden çıkan gencl anlama göre eğitimde amaç aracı aşan bir nitelik taşıyor. ( ) 15. Bölümcenin son tümcesinde önce sebep, sonra sonuç verilmiştir. ( ) YANITLAR 1. (D) Bölümcenin ikinci ve üçüncü tümceleri bugöıiişü doğruluyor. 2. ( Y) Bu tümce 4. tümcenin yerine konabilir. 3. (D) Bölümcedekison virgû'lhiçkullanılmamalıydı, çünkü bu tümcede "de " bağlacmdan sonra virgû'le gerek yoktur. 4. ( Y) Ne dördüncü, ne de beşinci tümcenin yerine konabilir, salt birinci tümcenin yerine konabilir. 5. ( Y) Altı tümceden beşi, ikinci tümceyi değil dördüncü tümceyi vurgulamak için yazılmıştır. 6. ( Y) Bu durum tümcelerin öznelerinden değil, yüklemlerinin geniş zamanlı kuUammlarından anlaşıhyor. 7. ( Y) Bölümcenin altı tümcesi babalara ilişkin, bir tümcesi de (4. tümce) çocuklara ilişkin bilgi veriyor. 8. (D) Babalar, kendiçocukluklannı ölçüalmasalar, çocuklarına karşı bu denli yanlış tutum içinde olmazlardı. 9. (D) Bölümcenin genel içeriğinden buyargıya ulaşılabilir. 10. (D) Dördüncü tümcedeki "ne denli küçük olurlarsa olsunlar " sözcükleri bu anlamı içeriyor. 11. (D) Okuyucu, eğitimle ilgilikişiler olduğunagöre eğitim yayınlarının dili eğitim içerikli olmalıdır; hukuk dili, mimarlık dili olamaz. 12. (D) Bölümcede dilin eğitim dili olması ve eğitimin düzeyine uygun olması vurgulanıyor. 13. (D) Bölümcede ilerisürülen kıırala uymayan kitabın okuyucusu da belli olmaz. 14. ( Y) Bölümcede amaan eğitim, dilin de araç olmasına karşın bölümcede aracm önemi vurgulanıyor. Bu nedenle bölümcede amaan aracı aşan niteliğinden söz etmekyanlıştır. 15. (D) Aktanlamayan bilgiyok sayılacağı için önce sebep sonra sonuç verilmiştir. İSJANBUL KÜLTÜR EĞİTİM celil.altin@kultur.k12.tr IKEK KURUMLARI I
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog