Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

27 MART 2008 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Erdoğan, Baykal’la 20 aydır görüşmüyor, AKP ile MHP’nin ‘türban ittifakı’ ise sarsılıyor 9 İlk randevu Baykal ve Bahçeli’ye Partiler arasında diyalog zor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Sivil toplum örgütleri “yumuşama” çağrıları yaparken; TBMM’de yer alan partiler arasındaki ilişkiler uzun süredir uzlaşma ve diyalog görüntüsü yansıtmıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ana muhalefet partisi lideri Deniz Baykal ile yaklaşık iki yıldır yüz yüze görüşmedi. TBMM’de MHP ve CHP ile DTP arasında hiçbir diyalog yok. AKP ile MHP arasındaki “türban” ittifakı da sarsılmaya başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, başyazarımız İlhan Selçuk’un “Gerilimi düşürmek Başbakan’a düşer” sözlerine, “Ben uzlaşma mesajı veriyorum ama İlhan Selçuk’un gazetesi dahil tüm medya gruplarının şahsım ve partimle alakalı şu ana kadar yaptıklarını nereye koyacağız” karşılığını verdi. Ancak, Başbakan Erdoğan’ın bugüne dek verdiği “uzlaşma” mesajları hep sözde kaldı, gündemdeki iç ve dış politikaya ilişkin çok önemli konularda bile muhalefet liderleriyle doğrudan temastan kaçındı. Başbakan Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal ile en son 10 Temmuz 2006 tarihinde görüştü. Başbakan Erdoğan, bu tarihte CHP’nin yeni genel merkezine “hayırlı olsun” ziyareti yaptı. Erdoğan son seçimlerden sonra Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bile ana muhalefet lideriyle bir araya gelmedi, uzlaşma aramadı. ZLAŞMA MESAJLARI U SÖZDE KALDI Başbakan Erdoğan ile ana muhalefet lideri Baykal’ın yaklaşık iki yıldır yüz yüze hiçbir görüşme yapmamış olması “uzlaşma” mesajlarının sözde kaldığını ortaya koydu. Başbakan Erdoğan anayasa değişikliği için “türban” ittifakı yaptığı MHP lideri Devlet Bahçeli ile de bu süreçte hiç bir araya gelmedi. İktidarla ana muhalefet arasındaki gerginliğin yanı sıra, TBMM’deki muhalefet partileri arasında da sıcak bir diyalog yaşanmıyor. TBMM’nin yeni yasama döneminin ilk gününde MHP lideri Devlet Bahçeli ile DTP’li Ahmet Türk’ün “el sıkışması” görüntüleri ile başlayan “sıcak” hava uzun sürmedi. MHP ve CHP’nin şu anda DTP ile bir diyaloğu bulunmaması da dikkati çekiyor. Gül muhalefetle görüşecek ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül muhalefet partilerinin liderleri ile bir araya geliyor. Gül bugün Çankaya Köşkü’nde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli ile ayrı ayrı görüşecek. Gül’ün DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve DTP Grup Başkanı Ahmet Türk’le de görüşmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Gül’ün MGK’nin şubat ayı toplantısının ardından, TBMM’deki siyasi parti liderleri ile bir dizi görüşme yapmayı öngördüğü belirtildi. Bu konudaki ilk grup davetin 14 Mart Cuma sabahı yapıldığı belirtilen açıklamada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın bu daveti kabul ettiği ve görüşmenin 20 Mart günü yapılmasında mutabık kalındığı ifade edildi. Açıklamada buna karşın ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin Türkiye ziyaretinin de değerlendirilmesine olanak vermek üzere görüşmenin 27 Mart gününe ertelendiği belirtildi. Gelinen noktada Gül’ün ilk görüşmeyi bugün Deniz Baykal ile yapacağı belirtilen açıklamada, söz konusu davetlerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AKP hakkında kapatma istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmasından önce planlandığı ifade edildi. CHP lideri Baykal dün görüşme ile ilgili olarak merkez yönetim kurulu (MYK) üyelerine de bilgi verdi. Baykal’ın toplantıda Gül’le görüşme gündemlerinin “dış politika ve güvenlik” olduğunu söyledi. CHP, Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasının ardından Köşk’ü protesto ederek davetlere katılmamıştı. Köşk’te düzenlenen resepsiyonlara da gitmeyen CHP lideri Baykal, yalnızca Dağlıca baskınının ardından Köşk’e çıkmıştı. RDOĞAN: MUHALEFETE AÇIĞIM E Arnavutluk’ta bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sheraton Oteli’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sivil toplum kuruluşlarının “Türkiye İçin Sağduyu’’ çağrısına içerik itibarıyla katıldığını belirten Erdoğan, “Böyle bir ortak aklın oluşması sürecine öncülük etmeye de hazırız’’ dedi. Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Gül’ün Baykal ve bazı liderlerle görüşeceğini anımsatması üzerine Erdoğan şu karşılığı verdi: “Herhalde Sayın Cumhurbaşkanı da bu tür bir hassasiyet içerisinde bu tür bir girişimde bulunmuştur. Bunu da doğal karşılamak gerekir. Temennim odur ki hayırlı olur.’’ Başbakan Erdoğan, “Bu gerilimin azaltılması konusunda muhalefet liderleriyle bir toplantıya açık olabilir misiniz acaba’’ şeklindeki soruyu da “Ben hiçbir zaman kapalı olmadım ki, hep açığım’’ diye yanıtladı. İddianamenin hâlâ hazırlanmayışına dikkat çeken köşe yazarları gözaltıları faşizan olarak değerlendirdi ‘Soruşturma ciddiyetini yitirdi’ İstanbul Haber Servisi Operasyonların başladığı günden itibaren basında geniş yer alan Ergenekon soruşturmasını değerlendiren birçok köşe yazarı, “iddianamesi hazırlanmamış olan soruşturmanın ciddiyetini yitirdiğini belirterek gözaltıları da faşizan bir anlayış olarak” değerlendirdi. ra”, “rövanşizme”, “intikamcılığa”, savaşa çağıran seslere, kalemlere kulaklarını tıkayacak. İlhan Selçuk öfkesini kontrol edebiliyorsa, Başbakan da hem kendi tarafında zannettiği, hem karşı tarafta diye düşündüğü bu muzır seslere kulaklarını tıkayabilir. İLLİYET M Milliyet, gazetemiz yazarı İlhan Selçuk’un “Gerilimi düşürmek görevi Başbakan’a düşer” sözlerine, Başbakan Erdoğan’ın Saraybosna gezisi sırasında söylediği “Ben uzlaşma mesajı veriyorum, ama Selçuk’un gazetesi dahil tüm medya gruplarının şahsım ve partimle alakalı şu ana kadar yaptıklarını ne yapacağız” sözlerine birinci sayfasında yer verdi. elih Aşık: “Bir Soruşturma” başlığıyla, Ergenekon soruşturmasına ilişkin yayın yasağını ihlal eden gazeteleri eleştirdi. CHP’li Kemal Anadol’un “Bu ifadeleri sızdıran kimdir? Yasağa rağmen bu servisi yapan çeteleri ortaya çıkarılmasını bekliyoruz” sözlerine yeniden vurgu yapan Aşık, özetle şöyle yazdı: Ne H İlhan Selçuk’un Ergenekon soruşturmasını ÜRRİYET “mantık dışı” olarak niteleyen değerlendirmelerini birinci sayfasından “Telefonların dinlenmesini biz istedik” başlığıyla yayımlayarak Selçuk’un değerlendirmelerine iç sayfasında geniş yer verdi. rtuğrul Özkök: İlhan Selçuk, bu kadar hoyratça bir gözaltından sonra Başbakan’a “uzlaştırma” çağrısı yapabiliyorsa, herkesin kendi sinirlerini, kendi öfkelerini kontrol altına almak gibi tarihi bir görevi var demektir. Bunun için ne yapmalıyız? Pazar günkü yazımda anlattıklarımı tekrar edeceğim. Herkes kulaklarını “marjinallere”, “savaş tamtamları çalanla E M den sonra, suç işleyen Star, Yeni Şafak, Taraf gibi gazetelerle ilgili soruşturma açıldığı bildiriliyor. Ama çete medyası takmıyor. Dün yine manşetlerde soruşturmayı etkileyebilecek ifadeler yer alıyor... Bu gazeteler, İşçi Partisi Genel Merkezi’nde yapılan aramada ele geçtiğini iddia ettikleri belgeleri, krokileri yayımlıyor. Ama İşçi Partisi’nin habere ilişkin yalanlaması görmezden geliniyor. Yeni Şafak’ta Kürşat Bumin dayanamamış, Star Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar için “Gazeteci değil, operasyonun her aşamasına ilişkin istihbarata sahip yetkili gibi konuşuyor...” diye yazdı. asan Cemal: “Egenekon’lu, Darbeli, AKP’li Notlar (2)” yazısında Ergenekon sürecinin AKP’yi devirmek amaçlı bir oyun olduğunu yazdı. Cemal köşesinde yaşananları ikinci bir 28 Şubat sürecine benzeterek “Oyun aslında çok açık oynanıyor. Görmek isteyenler için gizlisi saklısı yok. 2002 yılı sonunda, AKP’nin seçimleri kazanıp hükümet olmasından beri sahnede heyecanla izlenen bir oyun bu. Adı sır değil: AKP’yi devirmek! Nasıl mı? Yeni bir 28 Şubat’la... Muhtıra ile... Askeri dar H beyle... Olmadı, yargısal darbeyle...” dedi. ail Güreli: “İlhan Selçuk 83 Yaşında Değil” başlıklı yazısında, Selçuk için “83 yaşında değil. O, Atatürk devrimlerinin, bölünmez laik bağımsız Türkiye’nin yılmaz savunucusu, yürekli bir delikanlı” diye yazdı. Güreli özetle şöyle yazdı: “Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönüşü söz konusu olduğu dönemde, Gülen’in en yakın çevresinden gazeteciyazar Hüseyin Gülerce ile Devrim Sevimay bir söyleşi yapıyor. Gülen’in dönüşü için zemin yoklaması konuşuluyor. Sevimay soruyor: ‘Zemini anlamak adına hangi gazetecilere bakıyorsunuz; şimdi hemen aklıma gelen Ertuğrul Özkök, ama siz kime bakıyorsunuz?’ Gülerce, ‘Özkök’e değil’ diyor, ‘İlhan Selçuk’a bakarız. Cumhuriyet gazetesini sadece 60 bin tirajlı bir gazete olarak görmemek lazım. Bana bir örnek verebilir misiniz; Cumhurbaşkanı Sezer, İlhan Selçuk’tan başka hangi gazeteciyle görüşüyor acaba?’...” N AKP YANLISI DİNCİ BASIN KAPATMA İDDİANAMESİNİN GEÇERSİZ KALABİLECEĞİNİ İDDİA ETTİ SABAH avuz Donat: “Çatışmaya mı ZorlanıY yoruz” başlıklı yazısında Alman ARD televizyonunda ve genel olarak yazılı basında İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek’in gözaltına alınmasına ilişkin yapılan “Türk nasyonalistlerine büyük darbe... Başta Orhan Pamuk olmak üzere... Türk aydınlarını öldürmek isteyenlere karşı başarılı operasyon...” yorumunu eleştirdi: “İlhan Selçuk’u herkes sevmek zorunda değil. Ama onu ‘faşistlikle suçlamak... Orhan Pamuk’u öldürmek için örgüt kurmakla suçlamak’ aklın alacağı iş mi? İlhan Selçuk’a bunları söylemesi için insanın ‘çıldırması’ gerek... ‘Ayıp’ diye bir şey var.” mre Aköz: 511 Nisan 2007 tarihli sayısında Nokta çok önemli bir belgeyi yayımladı. Neydi o belge? “Sarıkız” ve “Ayışığı” kod adlı darbe planlarının yapıldığı yıl olan 2004’te başka ilginç faaliyetler de olmuştu. Sıradan vatandaş, elinde bayrakla yürürken “laikliği” koruduğunu sanıyordu, ama asıl yaptığı, darbe muhiplerinin ekmeğine yağ sürmekti. Özetle: Cumhuriyet mitinglerinin perde arkasında Ergenekon tayfası vardı. Hele mahkeme başlasın, deliller, belgeler, itiraflar ortaya çıksın; şaşkınlıktan küçük dilinizi yutacaksınız. Selçuk’a saldırılar sürüyor İstanbul Haber Servisi Ergenekon’daki gelişmeler üzerine AKP’nin kapatılması iddianamesinin geçersiz kalabileceğini belirten AKP yanlısı dinci basın, gazetemize ve başyazarımız İlhan Selçuk’a saldırmayı sürdürüyor. Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu, Selçuk’u eleştirdiği için yazarlarımız Hikmet Çetinkaya, Ali Sirmen tarafından hedef gösterildiğini iddia ederek “Onları olacak herhangi bir saldırının sorumluları ilan ediyorum” dedi. Star gazetesi ise kendilerinin hazırladığı “Ergenekon iddianamesi 15 gün içinde hazır haberi”ni yazdığımız için Şamil Tayyar’ı hedef gösterdiğimizi iddia etti. NADOLU’DA VAKİT A “İddianame çöpe!” manşetiyle yayımlanan dinci Anadolu’da Vakit gazetesi, “Başsavcının kapatma iddianamesinin, Anayasa Mahkemesi’ne verilmeden iki gün önce Perinçek’e ulaştırıldığının belirlenmesi ve İP bilgisayarlarında Yargıtay krokisiyle Yargıtay çalışanlarına ait bilgilerin ele geçirilmesi, iddianame hakkındaki şaibeleri güçlendirdi” yorumunu yaptı. Anadolu’da Vakit, gazetemizin önceki günkü manşeti “İlhan Selçuk anlatıyor”a atfen “Bunları da anlat ‘İlhan Abi’” başlığıyla bir haber yayımladı. Haberde, Selçuk’un açıklamasında, “Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların Ümraniye’de ele geçirilenlerle aynı seri numarasına sahip olması ve Danıştay saldırısının Ergenekon çetesinin işi olduğuyla ilgili deliller” konusuna değinmemesine dikkat çekildi. Selahaddin Çakırgil de yazısında İlhan Selçuk’a saldırarak “(Kemalist/Marksist eski sivil darbeci) Selçuk’a göre telefon konuşmalarından teknik dinlemeye takılan ‘Ordu darbe yapacak’ gibi laflar, günlük konuşmalar içinde şakalaşmalar imiş... Yersek, tabii... Akrostişlerle dışarıya haber vermede uzman sayılan Selçuk’un bu kurnazlığına inanalım mı” diye sordu. TAR S Star gazetesi de “83’lük Kunter’i görememişlerdi” haberinde, medyadaki İlhan Selçuk’un sabaha karşı evinden alınmasına yönelik eleştiriye yanıt verildi. Haberde, Danıştay saldırısından 40 gün sonra katil Alparslan Arslan’ın ifadesi üzerine İstanbul’daki evinden gece yarısı pijamayla gözaltına alınan Salih Kunter’in de aynı yaşta olduğu ve o zaman basının bu duruma ilgi göstermediği belirtildi. Cumhuriyet gazetesine atılan bombaların araştırılması ve Baykal’dan Ergenekon yorumu E ‘Muhalifler susturuluyor’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “AKP’nin Ergenekon soruşturmasını kendisine muhalefet eden kesimleri susturmak için kullandığını” vurguladı. Baykal, tırmanan gerginlikle ilgili olarak da, “AKP laikliği ortadan kaldıracak davranışlardan vazgeçerse gerilim kısa sürede düşer. Bu konuda görev ve sorumluluk AKP’ye düşer” dedi. Baykal, dün partisinin merkez yönetim kurulu (MYK) toplantısında son gelişmeleri ve tırmanan gerginliği değerlendirdi. Edinilen bilgiye göre, “gerilimin, AKP’nin anayasal rejimi zorlayan, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek olan laiklik ilkesini ortadan kaldırmaya dönük girişimlerinden kaynaklandığını” kaydeden Baykal, “Bu gerilim, iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmalardan kaynaklanmamaktadır. AKP’nin türban düzenlemesi ve ardından kapatma davasını etkisiz kılmaya dönük girişimleri gerilimi tırmandırdı. AKP’nin kavgası, tartışması anayasal düzenledir, yargıyladır, üniversitelerledir. AKP kendine çekidüzen verirse, anayasal düzeni zorlamaktan vazgeçerse, laikliği ortadan kaldıracak davranışlara gitmezse var olan gerilim kısa sürede giderilebilir” dedi. Baykal’ın Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olarak da şu değerlendirmeleri yaptığı öğrenildi: “İlk soruşturma aşamasındaki gizli bilgiler çarşaf çarşaf AKP yandaşı medyada yer almaya devam ediyor. Bu da gösteriyor ki, AKP kendisine muhalefet eden kesimleri susturabilmek için Ergenekon soruşturmasını kullanmaktadır. Gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Konunun hukuk çerçevesinde kalmasını bekliyoruz. Siyasete alet edilmemesini diliyoruz. Grupta da söyledim, AKP kendi derin devletini inşa etme aşamasında. Güvenlik güçleri içinde, milli eğitimde ve diğer kurumlardaki AKP kadrolaşmasının Türkiye’yi bu noktaya getirdiğini görüyoruz. Tarafsız olması gereken devlete hizmet etmesi gereken bazı devlet kurumları ne yazık ki AKP ve AKP yandaşı medyaya hizmet eder noktaya gelmiştir. Bunlar kaygı vericidir.” VATAN ülfü Livaneli: İlhan Selçuk’un sabaha Z karşı alınıp götürülüşü niçin bu kadar büyük bir şoka neden oldu? Bence sorunun cevabı soruşturmanın genişletilmesi amacıyla, gazetemiz avukatlarının 1 Mart 2007 tarihinde Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçeyle başvurmasına karşın Star yazarı Mehmet Altan, gazetemizin “kendisine atılan bombalarla ilgili gerçekleri gizlediği, yeterince haber yapmadığını” ileri sürdü. Altan şunları yazdı: “Ergenekon terör örgütü iddialarındaki çarpıcı gelişmeleri sadece siyasal bir operasyon olarak göstermek, ‘hedefte yargı ve ordu var’ diyerek kapatmaya çalışmak ne kadar doğru, ne kadar inandırıcı? Çare ‘sağırlık’ değil, çete iddialarına karşı hukuksal bir duyarlılık. (...) Kendine atılan bombanın ‘menşeini’ merak etmeyen bir gazeteciliğin olduğu ülkede... ‘Gazeteciliğin’ ne olduğunu merak etmenin zamanı artık gelmiştir bence.” ENİ ŞAFAK Y Başbakan Erdoğan ve İlhan Selçuk arasındaki uzlaşma çağrılarına ilişkin Yeni Şafak yazarı Fehmi Koru, uzlaşmanın olabilmesi için tarafların önyargılarının giderilmesi gerektiğini belirtti. Koru, “Çağrıyı ilk yapana, temsil ettiği anlayış adına bu konuda kesin bir taahhütte bulunma görevi de düşüyor. Aksi halde, yaptığı çağrı, zor altında kalınca başvurulmuş, sonuç almaktan uzak, anlamsız bir çıkış olarak algılanmaya mahkumdur” görüşünü ifade etti. Fehmi Koru, gazetede Taha Kıvanç takma adıyla yazdığı yazıda ise “İçinde hiç isim geçmeyen ‘kulis’ yazısı nasıl yazacağım” diye sorarak şunları yazdı: “Ben hiçbir yerde ve hiç kimseye gözaltına alınmış veya alınacak birinin adını telaffuz etmedim. ‘Gözaltına alınacağını söyledi’ diye bana maledilen olayla hiçbir ilgim yoktur. Aksini iddia eden müfteridir. Söyleyebilirdim ve yazabilirdim de. (...) Hürriyet veya Milliyet yönetimleri, muhabirleri bir gün önce ‘İlhan Selçuk gözaltına alınacak’ haberini iletseydi, bu bilgiyi okurlarına sunmayacaklar mıydı? (...)” Gazetenin yazarı Ali Bayramoğlu ise “İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasından sonra başta Hikmet Çetinkaya, Ali Sirmen, Fatih Altaylı, Leyla Umar gibiler tarafından, Selçuk’u eleştirdiğim için, darbecilik kokan yazılarından alıntılar yaptığım için başka arkadaşlarımla birlikte yeniden hedef gösterildim. Sembolik ya da fiili, lince kalkışan, linç kanını vicdanında taşır. Suçluyorum. Onları olacak herhangi bir saldırının sorumluları ilan ediyorum” diye yazdı. AMAN Z Zaman gazetesi de Ergenekon haberinde, önceki gün bazı gazetelerde yayımlanan, “Danıştay sanıklarından Osman Yıldırım’ın, Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarını Veli Küçük’ten aldığı” yönündeki ifadesiyle “İşçi Partisi Genel Merkezi’nde, Yargıtay üyelerinin fişlendiğini gösteren belgelerin bulunduğu” haberine yer verdi. tek kelimedir: Omurga! Dünyanın bütün toplumları, eğilip bükülmeyen, iktidar yalakası olmayan, dönek durumuna düşmeyen, direnen, omurgalı insanı sever. İşte İlhan Selçuk sarsıntısının altındaki temel neden budur. Bu toplumda yaşayan herkes, İlhan Selçuk’un kişisel çıkarlar peşinde koşmadığını, Cumhuriyet gazetesini yaşatmak ve Cumhuriyet’i korumak için ölümü göze alabileceğini bilir. Ne Ziverbey Köşk’leri değiştirmiştir onun bu tutumunu, ne önüne uzatılan ikbal olanakları. Alçakgönüllü yaşamı içinde bir “dava adamı” olarak herkeste saygı uyandırmıştır. ecati Doğru: Adını koyalım. Rektöre yapılan da zulümdür. Faşizmdir. Dördüncü sınıf demokrasilerde rastlanır. İstanbul Üniversitesi’nin eski rektörü Kemal Alemdaroğlu da gece saat dörtte, şafak sökerken “gözaltına alınıp 48 saat sorguda tutuldu”, sonra da “tutuksuz yargılanmak üzere” serbest bırakıldı. İktidar yanlısı gazeteler, bu gazetelerin yazarları, “69 yaşındaki rektörü, orduyu darbeye kışkırtıcı, demokrasi düşmanı, alt rütbeli subaylarla gizli örgütlenme içinde” diye belgesiz, kanıtsız, vicdansız, belden aşağı vuruş haberleri ile çamurladı. Kara çalma!Yıldırma! Korkutma! Faşizmde olur. uhat Mengi: İktidara karşı bildirilen her görüş veya telefon konuşması ‘Ergenekon ilişkisi’ anlamına geliyorsa memleketin yarısından çoğunu ya da canınızın istediği, bazı köşe yazarları tarafından işaret edilen her ismi gözaltına mı alacaksınız? Madem o kadar meraklısınız, yazın bakalım iddianamenizi, bu ne uzun iddia, soruşturmadır ki yıllardır (ve son 89 aydır yoğun olarak) bitmek bilmedi... N R C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog