Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

20 MART 2008 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 17 Artış Suna Özbay: “Milli gelirin artışı, yiyicilerin ne denli zenginleştiğini gösteriyor!” Yağmur Deniz ABD ekonomisi tepetaklak oluyormuş... “AKP davası yüzündendir!” RTE’NİN yaşı kadar hukuka emek vermiş Prof. Dr. Aydın Aybay, AKP’nin kapatılma istemiyle açılan dava üzerine kopartılan patırtı ve şamatayı bir türlü anlayamadığını söylüyor: “Hangi konuda olursa olsun ister ceza, ister hukuk, isterse idari dava olsun, bir dava açılmışsa, davalı tarafından ‘vay beni nasıl dava edersin; ben sana gösteririm’ gibisinden tehdit kokan kabadayılık gösterisi yapılmaz. Davalının yapacağı, bağırıp çağırıp etrafı velveleye vermek değil, davaya karşı mahkemede savunma hakkını kullanarak davayı çürütmektir. Davalı tarafın, bu yola gitmeyip, ‘Biz şu kadar halk desteği görmüş kuruluşuz; savcı efendi ne hakla ve nasıl oluyor da bize dava açmaya cüret etmiş bakalım’ diye meydanlara çıkıp şirretlik etmesi tamamen anlamsız bir davranıştır. Bu davranış siyasete soyunmuş kaliteli insanlara değil, suçlanan bir mahalle kabadayısının etrafa DÜZ ÇİZGİ ÜMİT ZİLELİ AB: “AKP’nin gizli gündemi yok.” Doğru, artık her şeyi açık yapıyorlar! Telaş korku salarak haklı çıkmaya kalkışmasına yakışır bir tavırdır. Anayasa metninde yazıldığı gibi bir parti cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı bir davranış içinde ise, bu bir ‘anayasa suçu’dur. Başsavcı bu suçun işlendiği kanısına varmışsa, yapacağı işlem yine anayasa ile kendisine verilmiş görev gereği, o partinin temelli kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açmaktır. Buna mecburdur. Suçu saptamış olmasına karşın dava açmaktan kaçınırsa, işte asıl o zaman görevini yapmamış, savsaklamış olur. Olayın özeti budur! Konu dava olarak mahkemeye intikal ettikten sonra, artık bununla ilgili olarak ‘hariçten gazel okuma’nın bir Cenaze Nami Tepe: “Arınç, Başsavcıyı cenazeye davet etmiş. AKP’nin cenazesine mi!” Necati Yıldırım: “RTE’nin toprağına bereket ekiyorlarmış. Halil İbrahim bereketi olursa seçimde fakir fukaraya dağıtırlar!” Bereket anlamı yoktur. Bunu yapanlar, olsa olsa ayak patırtıları ile davayı kesin karara bağlayacak yargıçları ürkütüp sindirerek kendi lehlerine karar vermelerini sağlamak peşindedirler. Bu patırtıya verilecek başka bir anlam da, vaktiyle ‘En çok oyu biz aldık; biz milli iradeyiz’ diyerek yarım yamalak demokrasiyi, muhalefeti yok ederek tahribe kalkışan Demokrat Parti erkânına, İsmet İnönü’nün ünlü uyarısı olabilir: ‘Suçluların telaşı içindesiniz!’ Böyle bir ‘telaş’ları yok ise, yapacakları gayet basittir: Yönetmelik yerine hâlâ ‘yönetmenlik’ diyen hukuk uleması zevat ile hasbelkader cumhuriyet idaresinin yüksek mevkilerine tırmanmış emsali bulunmaz hukuk allamesi takımdan oluşan baş çığırtkanları hemen sahneden alıp, soğukkanlılıkla durumu değerlendirmek ve ciddi bir savunma hazırlığına girmek!” Pek Hayırlı Oldu!.. Peki, ne olacak?.. İktidara yüksek oy oranıyla gelmiş olan parti, Cumhuriyetin sonunu getirecek her türlü eylemi sergileyecek, ülkeyi karanlığa sürükleyecek her kararın altına imza atacak, insanları “bizonlar” diye ayıracak, minnacık çocukların bile sıkmabaşa girmesini teşvik edecek, tümüyle dinci sivil diktaya yönelecek... Demokrasi adına tüm bu kepazeliklere ses çıkarılmayacak, “Yüksek oy aldı, üstelik iktidarda, ses çıkarmak ayıptır” denilecek... Öyle mi?!.. Ama yürekli bir cumhuriyet savcısı, anayasadan aldığı güç ve yetkiyle, tarihte benzeri defalarca görülmüş, nereye ulaşacağı açıkça ortada olan bu karanlık gidişe “dur” demek için ortaya çıkınca “faşist” olacak, “bozguncu” olacak... Öyle mi?!.. ૽૽૽ Ne kadar ayıpmış, çağdaş ülkelerde, Avrupa Birliği’nde böyle şeyler hiç olmazmış, buna düpedüz faşizm denirmiş... O zaman, İspanya Afrika’da yer alıyor!.. Daha geçen yıl, ayrılıkçı ETA terör örgütünün uzantısı olarak kabul edilen Batasuna Partisi kapatılıp yöneticileri hapse tıkılmadı mı?.. Bu durumda İspanya faşist!.. Le Pen’in çanına ot tıkamak için elinden geleni esirgemeyen, Korsika’ya özerklik bile tanımayan Fransa da faşist... Avusturya’da Haider’in yüzde 27 oyla iktidara ortak olmasını açıkça zor kullanarak, AB’den atmakla tehdit ederek engelleyen “demokratik” AB ülkeleri de faşist... Türkiye’yi eleştirmediği için Türk asıllı yurttaşının milletvekilliğini engelleyen Hollanda da faşist.. Nazilerin yuvalandığı partiyi kapatmak için her yolu deneyen, anayasasında faşist parti kurulmasını yasaklayan Almanya zaten faşist... Daha geçenlerde “Yabancılar dışarı” diyen ırkçı partiyi kapatan Belçika haydi haydi faşist!.. Öyle mi?!.. ૽૽૽ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın dava açmasının üzerinden neredeyse bir hafta geçti... O günden bugüne, iktidara iliştirilmiş dinci ve işbirlikçi medyayı dikkatle takip ettim; sonuç içler acısı!.. Savcıyı hiç utanıp sıkılmadan Ergenekon çetesiyle ilişkilendirme gayretlerinin ve hakaret etmenin dışında zekâ pırıltısı gösteren, bir tane köşe yazısı, bir tek televizyon programı göremedim, ne yazık... Birkaç gün yalpaladıktan sonra iktidarın zirvesinden gelen talimatla ve de koro halinde söyledikleri “Ergenekon şarkısı” dışında bir tek argüman bulunamaz mı, ama yok işte!.. Daha iddianamesi bile yazılmamış, davası açılmamış, sanık diye içeri aldıkları kişiler neredeyse 8 aydır hâkim karşısına çıkarılamamış “Ergenekon çetesi” çökertilmiş de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı daha ileri gidilemesin diye kapatma davası açmış, ayıptır ayıp!.. Hele Zaman gazetesinden kovulup Yeni Şafak gazetesine kondurulan Tamer Korkmaz isimli “yazar” iyice kendini kaybetmiş, “Başsavcımız, çoktan kanıtlanmış DanıştayErgenekon bağlantısının üzerini örtmeye çabalıyor olmasın” diyebiliyor... AKP’nin yayın organı Star gazetesinin genel yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, savcının iddianamesini kastederek “toplumun tamamına yakını, dosyada zikredilen suçların herhangi birini işlemeye hazırdır; zaten gündelik hayatında işlemektedir de...” diye yazabiliyor. Kısa bir süre önce Tayyip Bey’le araları bozulur gibi olan işbirlikçi kalemler ise ayrı bir âlem; dinci arkadaşlarıyla aynı plağı döndürürken fırsatı kaçırmayıp iktidara barış çubuğu uzatmaktan da geri kalmıyorlar!.. Cengiz Çandar çubuğun adını bile koyuyor: İttifaklar siyaseti!.. Gerçekten fiyakalı bir sıfat! Mesaj ise çok açık: “Bak bizimle aranı bozdun, başına neler geldi. Yine beraber yürüyelim biz bu yollarda, menfaatına olur!..” Gerçekten iyi pazarlık! Bu arkadaşlar, bu işleri gerçekten iyi kotarıyorlar, hayran kalmamak elde değil!.. Aslına bakarsanız bu dava pek hayırlı oldu. Her şeyden önce kimin “ne mal” olduğu gayet net bir şekilde çıktı ortaya... Bundan böyle işine geldiğinde işine gelen kapıya bağlanmak yok artık!.. Daha da önemlisi; bu ülkenin “taşların bağlanıp köpeklerin salındığı” bir ülke olmadığı ortaya çıktı... Az şey mi?!.. e posta: umitzileli࠽gmail.com SESSİZ SEDASIZ (!) ‘Ben sizi inanç ticaretimle döverim’ AKP’NİN kapatılması istemiyle açılan dava üzerine türlüçeşitli çevrelerden gösterilen tepkileri Kaya Çetin Türkçeye çevirmiş: Bu olay demokrasi açısından kabul edilemez: Bizim cukkaları güvenceye alan rejime demokrasi denir! Milletimizin ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımların bir kalemde silinip gitmesine izin vermeyeceğiz: Hortumlarımızı koruma azmindeyiz! Biz siyasette bildiğimiz doğruların arkasındayız; doğru adına ne biliyorsak onu yapmaya devam edeceğiz: Daha götürülecek çok mal var! AKP’yi millet iradesi iktidar yaptı, milli irade her şeyin üzerindedir: Hortumların gücü adına! Yüzde 47 oy almış bir parti kapatılamaz: Pişmiş aşa su katmayın; ben sizi inanç ticaretimle döverim! AKP yanlış yapıyorsa, onu halk sandıkta cezalandırır: Şu yargıyla bir hesaplaşalım, ondan sonra kulağınızın arkasını görürseniz, sandığı da görürsünüz! Bu dava bizim oylarımızı arttırır: Aziz Nesin, aptalların oranını eksik söylemiş! Dışarıya rezil olduk, ekonomi de büyük darbe alacak ve ülke istikrarı, huzuru bozulacak: Götürdüklerimizden yabancılara da pay veriyorduk, ne olacak şimdi? Halk bu girişime tepki verecektir: Seçimlerde kömür, erzak dağıttığımız insanlar; sevgili koyunlar, neredesiniz, ses verin! Vahdi Bingöl: “Devlet Bahçeli Apo’yu ipten aldı, Gül’ü köşke çıkarttı, sıra, RTE’yi yargıdan kurtarmada; mübarek cankurtaran!” Kurtarıcı Gülhan Elmas: “Kapatılma davasının öncesinde yapılanlar bir yana, sonrasında yapılanlar başlı başına kapatma konusu oldu!” Konu Başbakan’a Açık Mektup: KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak࠽yahoo.com.tr ‘Evet, Biz Bir Atatürk’ü Biliyoruz, ya Siz?’ DENİZ BANOĞLU “Bunların” demiş, bizleri ima ederek “bir bildiği Atatürk”... “Atatürk, Atatürk, Atatürk. Sürekli bunu tekrarlıyorlar” demiş... Kim demiş? Başbakan. Nerede demiş? Partisinin İzmir il teşkilatında... Başbakan’ın hemen her konuşmasında, kendi üslubuna has vecizeleri (Ananı da al git, Askerlik yan gelip yatma yeri değildir vb. gibi) duymaya alıştığımız için bu söylemini pek yadırgamadık. Üstelik memnun da olduk diyebiliriz… Bugüne kadar Atatürk’ün adını anmayan Başbakan’a bu vesileyle, hem de üç kez “Atatürk” dedirtmeyi başardığımız için... Aslında iyi ve doğru söylemiş. “Bunlar” dediği bizler, “bir Atatürk’ü biliyoruz”. Ama Başbakan’ın yanıldığı, gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta var, “bunlar” dediği “bizler” bir Atatürk’ü bilmekle çok şey de biliyoruz… Çünkü ölüsünden bile korktuğu için, sürekli fotoğraflarıyla, gerçekleştirdiği devrimlerle, yaptığı yeniliklerle, kurduğu kurumlarla, getirdiği uygarlıklarla uğraşan, o hiç sevmediği Atatürk, “çok şey biliyordu”… Hem de Başbakan’ın bir tekini bile bilmediği çok şeyi… İçinde yaşadığı kendi tarihini biliyordu, Avrupa ve dünya tarihini biliyordu, yabancı dil biliyordu, siyaset biliyordu, diplomasiyi biliyordu, sanatı biliyordu, müziği biliyordu, ülke yönetmesini biliyordu, halkını çok iyi biliyordu, psikoloji biliyordu (insan ilişkilerinde mükemmeldi), sosyoloji biliyordu, dilini, dinini çok iyi biliyordu… Dahası, ülkesinin geleceğini de önceden biliyordu. Dolayısıyla, Başbakan’ın “bunlar” tabir ettiği bizler, çok şey bilen Atatürk’ü “bilmekle”, sadece onu bilmekle övünüyoruz. Çok şey bilen; ülkesi, halkı için çok şey yapan Atatürk”ü bilmekle çok da iyi ediyoruz. Gocunmuyoruz... Bu arada sırası gelmişken sormak gerekir, acaba Başbakan neleri biliyor? Atatürk’ün bilmediği, ya da yapmadığı?.. Doğru; o da Atatürk’ün bilmediklerini biliyor... hakkını verelim… Örneğin ülkesini emperyalistlere teslim etmeyi, vatan topraklarını, ulusal kurumları yabancılara satmayı, IMF denilen sömürü teşkilatına borçlanmayı, din adına tarikatlara, cemaatlere geçit vermeyi, ulusun bağımsızlığını, onurunu ABD’ye çiğnetmeyi, Avrupa Birliği aldatmacalarıyla halkını oyalamayı... ve partisinin öngördüğü hedefe ulaşana kadar takıyye yapmayı... Ülkemiz, Başbakan’ın bu bildikleri sayesinde, 1920’lerin onurlu, idealist, geleceğe umutla bakan, uygarlığa giden yolda azimle, dürüstçe ilerleyen toplumundan, 21’inci yüzyılın, siyaseti, ekonomisi dışarıdan gelen talimatlarla yönetilen, başı öne eğik topluluğuna dönüştürüldü ne yazık ki... Ancak kimse umutlanmasın!.. Cumhurbaşkanlığı makamından başlamak üzere, anayasadan yargıya, yargıdan eğitime, Sosyal Güvenlik Yasası’ndan sağlığa, ulusal kurum ve kuruluşlardan son türban oyunuyla da üniversitelere kadar (ki bunda başarılı olamayacaklardır), Mustafa Kemal ‘in de öngördüğü gibi, ülkenin tüm kaleleri ele geçirilmiş olsa da gücünü ve kökünü Anadolu’nun bereketli topraklarından almış olan bu halk, gericiliğe teslim olmamaya azmetmiştir. Kimilerinin “bunlar” dediği “bizler”e yakıştırmak istediği gibi, “korkmuyoruz”… Çünkü gücümüzü geçmişten, geçmişin aydınlık devrimlerinden, bu devrimlerin lideri Mustafa Kemal’den alıyoruz… Korkanlar onlardır ki, o büyük insanı yok etmek gayretiyle, adıyla, fotoğraflarıyla, okuldaki köşeleriyle, kurduğu kurumlarla, gerçekleştirdiği devrimlerle uğraşıyorlar. İçeride liberal aydınlarımız, dışarıda Bakoyanni, Rice, C. Roth’larla el ele, Türkiye’nin yazgısını, onu yok ederek değiştirmeye çalışıyorlar. Bu nedenle, “bunlar” dediği “bizler” sadece endişe ediyoruz; ülkemiz, halkımız, ulusumuz adına; korkanlar ise onlar… denizban@superonline.com Askeri Kimlik Kartımı Kaybettim. Hükümsüzdür. Banu KOVULMAZ Askeri Kimlik Kartımı Kaybettim. Hükümsüzdür. Begüm KOVULMAZ Askeri Kimlik Kartımı Nüfus cüzdanımı ve Ehliyetimi Kaybettim. Hükümsüzdür. Eser ÖZEL ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci࠽mynet.com HARBİ SEMİH POROY BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu࠽mynet.com TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 20 Mart www.mumtazarikan.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1/ Hun hüküm1 darlarının unvanı. 2/ Soyun 2 dan gelinen kimse... “Ce 3 zayirmenekşe 4 si” de denilen, 5 pembe ya da beyaz çiçekler 6 açan bir süs 7 bitkisi. 3/ Göz 8 alıcılık, parlaklık... Lütesyum 9 elementinin simgesi. 1 2 3 4 5 6 7 8 9 4/ Sincap. 5/ Değerli 1 P A Ç A NG A D madenlerin saflık de2 E V İ Y E R İ O recesi... İnsandaki etN AMR U N kisi açısından tanım 3 L F E S E K lanan ışınım dozu bi 4 V A T N E B İ rimi. 6/ Ezgi... Silindir 5 A T E Ş K A L biçiminde bir tür baş 6 Z A M A N H E lık. 7/ “Derim: Fena 7 E M A N E T bulmaz bâkidir” 8 A N F E R T (Tevfik Fikret). 8/ Kı 9 A N İ L İ N I S lıç, bıçak gibi kesici araçların kabı... Bildirme yazısı; mesaj. 9/ Parola... Su geçirmez kumaştan yapılan bir çeşit spor ceket. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Eski Türklerde demirci ve zanaatçı ustalarına, esnaf temsilcilerine verilen ad... İlgi eki. 2/ Tanrıtanımaz... Acılar, ayrılıklar, sevgiler üstüne yakılmış türkü. 3/ Çiçekleri katmerli ve mor renkte olan bir tatula türü. 4/ Yumuşaklık, gevşeklik. 5/ Uzak... İnleme, inilti. 6/ Küçük boylu, uzun ve ipeksi tüylü, sarkık kulaklı bir köpek cinsi... Telefon sözü. 7/ Özbekistan’ın plaka imi... “Ordinaryüs” lakabıyla da tanınan futbolcumuz. 8/ Samsun yöresine özgü, süt ve kuru incirle yapılan, dondurmaya benzer bir tatlı... Uzaklık işareti. 9/ “Eve ekmekle götürmeyi / Böyle havalarda unuttum” (Orhan Veli)... İtici güç, neden. Nüfus cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. TEKMİLE ŞİMŞEK İstanbul Üniversitesi Öğrenci Pasomu Kaybettim. Hükümsüzdür. Mehtap AKYAZ C MY B C MY B Askeri Kimlik Kartımı Kaybettim. Hükümsüzdür. Neriman KOVULMAZ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog