Bugünden 1930'a 5,439,797 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 MART 2008 PAZARTESİ 8 TÜRKİYE İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Aydın Denizli Zonguldak Açık İstanbul HABERLERİN DEVAMI PB PB PB PB B B B B Y 18 20 19 15 21 19 20 18 15 Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas Antalya B B B Y PB PB PB B B 15 15 12 9 17 15 11 6 23 Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B PB PB B B K K K 22 22 13 16 13 12 4 6 4 Trabzon Ankara İzmir Hakkari Antalya Adana Ş.Urfa Erzurum Tüm yurt parçalı ve çok bulutlu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu yağışlı geçecek. Yağışlar Doğu Karadeniz’in doğusu ile Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusunda etkili olmak üzere yağmur, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacak. Çok bulutlu DIŞ MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Münih K K K Y Y Y Y Y Y 5 2 5 14 12 13 16 12 11 Yağmurlu Stockholm Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Y PB PB PB Y Y PB PB Y 12 13 19 14 15 18 16 18 19 Moskova Aşkabat Astana Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam Karlı K Y K Y Y Y K PB Y 7 22 1 32 12 25 7 21 19 Londra Berlin Moskova Belgrad Madrid Ankara Taşkent Tahran Kahire Sulu kar Gök gürültülü Parçalı bulutlu Sisli Bulutlu İddianame... Yüksek mahkemenin vereceği kararın ne olacağı elbette bilinemez; ancak Türkiye’nin laik Cumhuriyet olarak İslam dünyasındaki olumsuz gelişmeler karşısında ayakta kalabilmesini elbette yalnız hukukla ve davalarla sağlamak mümkün değildir. ૽ Üstelik Türkiye’nin adı çok yinelenen ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ ve ‘Ilımlı İslam Devleti Modeli’ gibi dışardan beslenen ve desteklenen uluslararası tuzaklar kapsamında bulunduğu da biliniyor. Aydınlanma’nın anavatanı olan coğrafyadan Türkiye’ye bakışların içeriği şaşırtıcıdır. Türkiye ancak kendi kendisini kurtarabilir. İslam coğrafyasındaki tek laik ülkenin bugün büyük bir tehlike içinde bulunduğu açıktır. Başsavcının iddianamesi anayasal hukukumuza göre düzenlenmiş olsa da, bu tehlikenin çapını, derinliğini gösteren ve kanıtlarıyla sergileyen bir devlet belgesi olarak tarihimize yazılmış, mahkeme zabıtlarına geçmiş bulunmaktadır. AKP hakkındaki iddianamede, partili belediye başkanları da geniş yer tutuyor GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Başkanların ‘icraatları’ Yurt Haberleri Servisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP için açtığı kapatma davasında Samsun Gazi Belediye Başkanı Süleyman Kaldırım, Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı, Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’a da siyasi yasak getirilmesi isteniyor. AKP’li belediye başkanlarının çok tartışılan icraat ve söylemleri şöyle: Samsun Gazi Belediye Başkanı Süleyman Kaldırım: Şeriat ve cihat tanımlarının yapıldığı “Muhtasar İlmihalResimli Namaz Hocası” adlı kitaba önsöz yazdı. Kitap, 2005’te ilköğretim okullarında dağıtıldı. Kaldırım, temizlik ihalesini Gebze’nin Çayırova ve Güzeltepe beldelerinde belediye başkanlığı yaptığı sırada Atatürk büstünü tuvaletin önüne attırdığı gerekçesiyle 3.5 yıl hapis cezasına çarptırılan Yaşar Alkan’ın ortağı olduğu Çevre Temizlik Limitet Şirketi’ne verdi. Alkan’ın bu icraatı Refah Partisi’nin kapatılma geSeydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı (solda), “İnşallah bütün okullar imam hatip olacak” demişti. Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ise kapatma davasıyla ilgili aynen yola devam edeceğiz yorumunu yapmıştı. AÇI C ‘Yeni takımına yaranma çabası’ AKP’li Günay’ın Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya’yı hedef alan sözleri tepki çekti ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Yargıtay Başsavcısı’nın AKP hakkında kapatma davası açmasını, “Türkiye’nin iyiye gitmesini istemeyenlerin çok önemli yerlere sızdığı” ifadeleriyle değerlendirmesi tepki çekti. CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Günay’ın konuşmasının “hiç yakışık almadığını” söyledi. İnce, “Ben bu sözlerini, yeni takımına yaranma çabası olarak görüyorum” diye konuştu. İnce, Günay’ın tavrının bir Kültür Bakanı’na yakışmadığı gibi hukuk fakültesi mezunu bir isme de hiç yakışmadığını vurgulayarak “Yargı işini yapıyor. Bu ülkede kuvvetler ayrılığı prensibi varsa yargı da görevini yapacak elbette” görüşünün altını çizdi. rekçeleri arasında yer almıştı. Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz: 52 caminin bulunduğu 86 bin nüfuslu kentte 2004 yılında “seyyar mescit uygulaması” başlattı. Yılmaz hakkında bu uygulama nedeniyle suç duyurusunda bulunuldu. Danıştay 1. Dairesi’nin “ibadet yeri açmanın Diyanet İşlerinin sorumluluğunda olduğunu, belediyelerin böyle bir yetkisi ve sorumluluğunun olmadığı” kararı sonucu Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçen yıl soruşturma baş latıldı. Yılmaz, Belediye Mezarlıklar Müdürlüğü tarafından her ay mezarlıklarda hatim okutulması ve festival olarak kutlanan Atatürk’ün Bolu’ya gelişi etkinliklerini bir güne indirmesiyle gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yakınlığıyla bilinen Yılmaz, Gül ile birlikte 10 yıla yakın bir süre Arabistan’da çalıştı. Belediye Basın Yayın Müdürlüğü’ne de El Ezher Üniversitesi mezunu Murat Yılmaz’ı atadı. Yılmaz, “Cumhurbaşkanımız Gül ve Başbakanımız Erdoğan ile adımın anılması benim için şereftir” dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu:“Atatürk’ün dediği gibi millete efendilik yoktur, hizmet vardır. Hiçbir yanlış hareket ya da karar bizi yolumuzdan çeviremez. Hayat devam ediyor, alnımız ak. Aynen yola devam edeceğiz” diyen Karaosmanoğlu, içkili mekânları kapattığı iddiaları üzerine de şunları söyledi: “Kendimden tereddüdüm yok. Bir Karaosmanoğlu gider, on Karaosmanoğlu gelir.Ama içkili hiçbir mekânı kapatmadım. Geçmiş dönemde 1520 yıldan beri kirasını ödemeyen işletmeler vardı. Avantadan geçinenler vardı. Mahkeme kararıyla tahliye edildiler.” Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı: Seydişehir İmam Hatip Lisesi’nde 2 yıl önce 18 Mart Çanakkale Şehitleri’ni Anma Günü’ndeki törende konuşan Halıcı, “Ben de bu okulda okudum. O dönem okul çok kalabalıktı, şimdi azalmış. İnşallah bütün okullar imam hatip olacak” dedi. ‘Duyduğum anda irkildim’ ARINÇ: ÖLÜM EN BÜYÜK GERÇEK BUNU BAŞSAVCI DA GÖRMELİ MÜMTAZ SOYSAL Darbe mi Olsaydı? KAPATMA girişimi Türkiye’deki siyasal kadroların ve medyadaki okuryazar takımın “demokratik hukuk devleti”nden ne anlamakta olduklarını iyice belli etti. Ortaya çıkan tablo, sistemin geleceği açısından pek güven verici sayılmaz. Anlaşılıyor ki, bazı şeyleri en basitinden başlayarak anlatmak gerekecek. Hukuk fakültelerinin birinci sınıfına, hatta yurttaşlık bilgisi okuyanlara anlatırcasına. umhuriyet ilanından sonraki ilk anayasa olan 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunu Meclis üstünlüğüne dayanırdı ama, “Hiçbir yasa anayasaya aykırı olamaz” ilkesini de açıkça belirtmekteydi. Ne var ki, anayasa mahkemesi gibi bir organın yokluğunda bu ilkeyi gözetmek yine Meclis’e, dolayısıyla oradaki çoğunluğa düşmekteydi. Bu durumda, sistemin 27 Mayıs 1960’ta yıkılışına yol açan, o günkü iktidar çoğunluğunun kendisini “ulusal irade” yerine koyup sınırsız davranışlara kalkışması, “anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş” sayılmasıdır. Sistem, kendi kendisini düzeltememişti. 1961 Anayasası’nın Türk hukuk sistemine getirdiği Anayasa Mahkemesi, bu çeşit sapıtışları sistem içinde çözmeye yarıyor. Artık yasalardaki “anayasaya aykırılık”lar mahkemenin iptal kararıyla gideriliyor, partilerin tutum ve davranışlarıyla “anayasa ihlali”ne benzer biçimde sistem dışına çıkışları da Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davasına konu oluyor. Fena mı? Anayasal düzeni değiştirme girişimlerinin doğurabileceği huzursuzluğu yine anayasa sistemi içinde karşılayabilme açısından böyle bir denetim mekanizmasının var olmasına şükretmek gerekmez mi? erkes biliyor ki, özellikle 22 Temmuz seçimlerinden beri AKP iktidarını yönlendirenler, hayret verici bir biçimde, neredeyse 27 Mayıs öncesinin pervasızlığını andırırcasına, tek başlarına her şeyi yapabilecekleri inancıyla iş görmeye başlamışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ise, rastgele bir hukukçu değil; onun görevi Cumhuriyetin temel niteliklerini ve ilkelerini korumak, bunlar tehlikeye girmişse anayasanın kendisine tanıdığı yetkileri kullanıp görevini yerine getirmektir. Kaldı ki, kendisinden önceki Cumhuriyet başsavcılarından Vural Savaş “AKP Çoktan Kapatılmalıydı” diye bir kitap bile yayımlamıştı geçen ay. Şimdiki Başsavcı’nın geçen dönemin başından beri gözlemledikleri de onu bu noktaya getirmişse, ne var bunda kızacak? Endişe verici olan şudur: Başbakan ve çevresi, olanları sistemin doğal işleyişine bağlamak yerine şimdiden yargı mensuplarına karşı kafa tutmaya başlamıştır. Bu davranışı, aslında, sisteme çok yabancı kaldığını gösteriyor. mumtazsoysal@gmail.com C CHP Sinop Milletvekili Engin Altay da Günay’a tepki gösterdi. Altay, “Bir hukuk devletinde, Kültür Bakanı olmuş bir insanın ‘sızmak’ gibi bir ifade kullanması, demokrasi adına yanlış ve talihsiz” vurgusunu yaptı. Altay, “Ben bu sözü söylenmemiş sayıyorum” diyerek şunları kaydetti: “Günay’ın ağzından bu ifadeleri duyduğum anda irkildim.Yargıya, dolayısıyla da sisteme yapılabilecek en büyük hakaret. Bunların, bir Kültür Bakanı’nın ağzından çıkmış olması ise işi çok daha vahim kılıyor.” İstanbul Haber Servisi AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç, eski MHP Milletvekili Mehmet Gül’ün cenaze törenine gelirken gazetecilerin soruları üzerine Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya dikkat çekici bir göndermede bulundu. “Bu konulara girmeyelim” diyen Arınç şöyle devam etti: “Ölüm en büyük gerçek. Bunu başsavcı da görmeli, siyasetçiler de görmeli, herkes görmeli. Ölüm bize şahdamarlarımızdan daha yakın. Hepimiz faniyiz. Onun için o kapatma davasını falan bırakın. En büyük hatip musalla taşındaki cenazeymiş. Susar, ama çok şeyler söylermiş.’’ “Türk milleti” adına karar veriyorlar. Türkiye’de sadece bir mesleğin başında “cumhuriyet” sözcüğü vardır; savcılar... Türkiye’nin temelleri atılırken, Cumhuriyetin korunmasında ana görev onların olduğu için Cumhuriyet Savcıları denmiştir. Yürütme yetkisi, Bakanlar Kurulu’nun. Genel anlamda TBMM’nin içinden çıkan Bakanlar Kurulu, ülkenin yönetilmesinde en aktif güç. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre bu üç güç birbirinin sahasına karışmadan, tıpkı bir sacayağı gibi Türkiye’nin sistemini ayakta tutar. Bu denge bugün nasıl? ૽૽૽ TBMM, hükümetten gelen istek dışında hiç yasa çıkarmıyor. Yüce Meclisimizin nasıl çalıştığını en iyi Erdoğan ifade etti. Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması tartışmasında dedi ki: “Bu iş bitti. Taşınma tamam. Bunun için yasa gerekiyorsa, onu da çıkarırız.” Yani, kararı aldık.. yasa arkadan gelsin! Bakanlar Kurulu da özünde Başbakan’a Bakanlar Kurulu olduğuna göre; yasama ve yürütme doğrudan Erdoğan’ın kontrolü altında. Yargı? Büyük ölçüde dışında! Yani, olması gerektiği gibi... Arkadaşlar işte bunu kabul edemiyorlar. Onlara göre yargı kendilerine hiç dokunmayacak, kime dava açılması gerektiğine de kendileri karar verecek! AKP’nin kapatılması davasında yapılan tartışmanın özü budur. Kimse, AKP’nin ne yaptığına, ülkeyi nereye götürdüğüne bakmıyor. Varsa yoksa, böyle bir dava açılır mı? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yetkisi yok da diyemiyorlar. Yasalar açık... Tek bildikleri şu: Yüzde 47 oy alan parti hakkında dava açılmaz! Hayır... Eğer ortada bir suç iddiası varsa, yargı gereğini yapar. ૽૽૽ AKP’liler bugüne kadar, kritik durumlarda hiç ellerini ateşe sokmadılar. Közden kestaneleri başkasına aldırdılar. Şimdi de benzer arayış içinde olduklarını görüyoruz. Meclis’te ağırlık AKP’de. Sadece kendi milletvekillerine dayalı bir ağırlık değil bu. MHP ve DTP de yerine göre AKP’nin koltuk değneği oluyor. MHP’nin yine “çözüm ortaklığına” soyunduğunu görüyoruz. Hesapları şu: Biz AKP’ye yönelik durumlarda çözümden yana görünelim, AKP’nin çözülmesiyle açığa çıkacak oylar, bize gelir! Bize göre yanlış bir yol... Ama başka hesapları varsa, bilemeyiz! AKP’nin dışındaki kestane alıcılarının yanı sıra içinde de benzer role soyunanlar var. Düne kadar sol bir partinin başında olmak için her şeyi yapan Ertuğrul Günay en büyük AKP savunucusu kesildi. Günay, “Türkiye’nin ileri gitmesini istemeyenler çok önemli yerlere sızmışlar” diyor. Sızma sözcüğü en çok kendisine yakışır; AKP’ye birden sızdı ve yükseklere süzülüverdi. Şimdi AKP’den çok AKP’ci... Boşuna dememişler: Anadan doğmadan değil, sonradan olmadan kork! ankcum࠽cumhuriyet.com.tr Köşk’teki tadilat nedeniyle Gül, Atatürk’ün eşyalarını kullanacak IŞIL ÖZGENTÜRK Çankaya’da büyük değişim ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Dışişleri Bakanlığı döneminde Dışişleri Konutu’nu kendi zevklerine göre yenileyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eşi Hayrünnisa Gül, bu kez de Çankaya Köşkü’nü değiştiriyor. Köşk’ün hizmet binasındaki tadilat çalışmaları bugün başlıyor. Çalışmaların makam odasından başlaması nedeniyle Gül, günlük çalışmalarıyla kabullerini bugünden itibaren Çankaya Yerleşkesi içindeki Pembe Köşk’te yapacak ve Atatürk’ün eşyalarını kullanacak. Cumhurbaşkanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre yerleşke içinde yapılacak yenileme çalışmaları nedeniyle ihtiyaçların tespitine uzun süre önce başlandı. Yenileme yapılacak alanlar ve yapılacak işler fotoğraf çekimlerinden de yararlanılarak belirlendi ve rapor haline getirildi. İncelemeler sonucunda yenileme çalışmalarının, Cumhurbaşkanı Gül’ün günlük çalışma ve kabullerini yürüttüğü, 1993’te hizmete giren Hizmet Binası’ndan başlatılmasına karar verildi. Bu kapsamda tadilat çalışmalarına bugünden itibaren Gül’ün bu binadaki makam odasından başlanacak. Gül’ün makam odasındaki tadilat, dekoratif ağırlıklı olacak. Gül, bu süre içinde günlük çalışmalarını ve kabullerini “Çankaya Köşkü’’ olarak da bilinen Pembe Köşk’te yürütecek ve Atatürk’ün eşyalarını kullanacak. Buradaki çalışmalar tamamlandıktan sonra Hizmet Binası’nda ağırlıklı olarak tefrişat işlerinden oluşacak tadilata geçilecek. Cumhurbaşkanlığı’ndaki işleyişin aksamaması amacıyla, tadilat işleri aşama aşama yürütülecek. Cumhurbaşkanlığı yerleşkesindeki Hizmet Binası’nda, Cumhurbaşkanı’nın makam odasının yanı sıra heyetleri kabul ettiği Kırmızı Salon, MGK Toplantı Salonu, Resepsiyon Salonu ve idari birimler de yer alıyor. Bu birimlerdeki tadilatın ardından Pembe Köşk’teki onarıma geçilecek. Ne Gün Seçimi Ama... Ⅵ Baştarafı Arka Sayfada Oysa gün güzel başlamıştı. Emine Hanım Çukurova’nın sarı sıcağında yıpranan yüzünü yıkarken, on altı yaşındaki kızı yanına yaklaşmış, “İyi düşündün mü anne” diye sormuştu. “Ya sendika sizi yarı yolda bırakırsa? Ya işten atılırsan, ne yaparız? Belki de seni hapse atarlar, ben çok küçüktüm ama Hüseyingillerin Ahmet’ini hatırlıyorum. Hapisten çıktığında beti benzi sapsarıydı, verem olmuştu, zor toparladı. Yalvarırım anne sen gitme!” Emine Hanım kızını dikkatle dinlemişti. Yüzünü yıkamayı bir yana bırakıp doğrudan kızının gözlerine baktı. “Evladım” dedi, “bunu kendim için yapmıyorum, bunu ağabeyinin, senin geleceğiniz kararmasın diye yapıyorum. Hem tasalanma bana hiçbir şey olmayacak. Senden isteğim bugün kardeşine göz kulak olman. Öğlen yemeği için kısır yaptım. İkiniz de seversiniz.” Emine Hanım bunları söyledikten sonra yüzünü yıkamaya devam etti, ardından aptes aldı. Uzun bir ceket, uzun bir etek giydi, başını her zamanki gibi sıkı sıkı bağladı ve çocuklarını öperek kapıdan çıktı. Oysa gün güzel başlamıştı. Beşiktaş Çarşısı’nın kırk yıllık manifaturacısı dükkânının kepenklerini kaldırırken “Ey Allahım” diye seslendi, “bari bugün hiç olmazsa bir siftah nasip eyle.” Dükkâna girince ilk işi yan kahveden bir Türk kahvesi söylemek oldu, ardından gazetesini açtı, okumaya başladı, bu onun yıllardır vazgeçmediği tek alışkanlığıydı. Gazeteler işçilerin, memurların ve çeşitli odalara bağlı mühendislerin, doktorların uyarı yürüyüşü yapacağını söylüyordu. Kahvesinden bir yudum alıp, “Yürüsünler, hiç durmadan yürüsünler” dedi. Fırsatı olsa hani yerine birini bulsa o da yürüyüşe katılacaktı. Çünkü günlerdir ne iş yaptığını bile unutmuştu. Oysa gün güzel başlamıştı, güzel devam etti ama Danıştay Başsavcısı AKP’yi kapatma istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurunca, başvurmak için de bu güzelim cumayı ve günün geç saatlerini tercih edince, binlerce insanın sevincini, direnişini, coşkusunu gösteren görüntüler güme gitti. Sanki bir heyecanın üstüne kezzap atıldı. Savcıya bir söyleyeceğim yok, görevini yapıyor ama hayatta bazı şeylere öncelik tanınmalıdır. Cuma günü Türkiye’de haksızlıklara, yoksulluğa, yoksunluğa, gelir eşitsizliğine başkaldıran kitlelerin günüydü, bir milattı ve ne yazık ki, hiçbir televizyon kanalında gerektiği gibi yansımadı. Oysa televizyon kanalları kararlıydılar, büyük yürüyüşü saatlerce ekrana taşıyacaklardı. Şimdi Yargıtay Başsavcısı’na soruyorum, bu hoşunuza gitti mi? Ayrıca bu acele neden? Pazartesi başvursanız çok mu geç olacaktı? Hadi canım biraz bu ülkeyi sevin!.. isilozgenturk@gmail.com H Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) “Kürt Sorununda Emekçi Çözüm” söylemiyle İstanbul’dan Diyarbakır’a yürüyüş başlattı. Galatasaray’da toplanan ESP’liler “Barış için, özgürlük, kardeşlik için eşitlik”, “Türk halkı muhatap sensin, Kürt sorununa emekçi çözüm” pankartlarını açan grup üyeleri, “Barış için özgürlük”, “Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği” sloganlarını attı. (Fotoğraf: MEHLİKA AKGÜN) Diyarbakır’a gidiyorlar ‘MEHMETÇİK1’İN İLK PROTOTİPİ YAPILDI Askere yeni silahlar ANKARA (AA) Mehmetçiğe, terörle mücadelede güç katacak süper tüfekler geliyor. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu, (MKEK) Silahlı Kuvvetler’in ihtiyacı doğrultusunda projelendirilen ve “Mehmetçik1’’ adı verilen yarı otomatik tüfek üretimine yönelik çalışmalar son aşamaya geldi. 3.6 kilogram ağırlığında, etkili menzili 500 metre dürbün kullanıcıya göre 5 kat büyütmeli, dipçik kilitlemeli mekanizmaya sahip Mehmetçik1’in piyade tüfeğinin ilk prototipi yapıldı. Yakın muharebe ve hücre baskınlarında kullanılmak üzere lazer takılabilme özelliğine de sahip olan Mehmetçik1 tüfeklerinin 3 kilogram ayarlama versiyonu da bulunuyor. Tesirli menzili 500 metre. Yiv ve setlerinden dolayı daha güçlü ve öldürücü olma avantajı bulunan bu tüfeklerin isabet oranı daha yüksek. Türkiye ayrıca üretimini geçekleştireceği bu tip silahlarla yerli üretim kabiliyeti de kazanmış olacak. TSK envanterinde geçmişteki hafif silahlar, piyade tüfekleri, yabancı tasarım birtakım silahların Türkiye’de lisans temini yoluyla üretilirken, bu kabiliyetin kazanılması ile söz konusu tür silahın tasarımı tamamen Türkiye’ye ait bulunacak. Dışişleri de ‘değişti’ Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde Dışişleri Konutu’nda da tadilat çalışmaları yapılmıştı. Bu çerçevede konutun dış kapısına içerinin görünmesini engelleyen siyah bir paravan konulmuştu. Konutu kendi zevkine göre yenileyen ve dekore eden Hayrünnisa Gül, şifalı bitkilerin bulunduğu bir de bahçe yaptırmıştı. Konut içinde yapılan diğer değişiklikler ise hâlâ bilinmiyor. ‘301’le ilgili çalışma yapılıyor’ Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Dışişleri Bakanı Ali Babacan, sınır ötesi harekâtı değerlendirirken “nokta atışı ve beyin ameliyatı hassasiyetinde” yapılan hava operasyonları ve kış şartlarında düzenlenen operasyonun Türkiye’nin askeri kabiliyetlerini ortaya koyduğunu söyledi. Babacan, PKK’ye uluslararası desteğin en düşük seviyede olduğunu kaydederek örgütün fiziksel kapasitesine ciddi zarar verildiğini söyledi. Babacan, TCY’nin 301. maddesiyle ilgili çalışmaların Adalet Bakanlığı tarafından yapıldığını ve çok yakın bir zamanda TBMM’nin gündemine geleceğini dile getirdi. CUMHURİYET 08 K
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog