Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

17 MART 2008 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER Şenses: Aday olmadım Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyesi Prof. Dr. Fikret Şenses, YÖK Yürütme Kurulu’na aday olmadığı halde seçilmiş olmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Şenses şu ifadeleri kullandı: “YÖK Yürütme Kurulu’na aday olmadığımı genel kurul huzurunda da defalarca ve ısrarla belirtmiş olmama karşın yürütme kuruluna seçilmiş olmam, bu şekilde oluşturulan bir kurulda görev almama kararlılığımda herhangi bir değişikliğe yol açmamıştır.” 5 ABD Kongresi’nde Türkiye’deki laiklik uygulamaları eleştirilmişti Cesaretleri ABD’ den BAHADIR SELİM DİLEK Sadun Aren’i Uğurlarken Akdoğan’dan imar ayrıcalığı Ⅵ KUŞADASI Kuşadası’nın eski belediye başkanlarından Engin Berberoğlu’nun sahibi olduğu Efe Otelcilik Turizm Seyahat şirketine ait deniz kenarındaki arsasına imar izni verilmesi, diğer mahalle sakinlerini isyan ettirdi. AKP’den istifa eden bağımsız belediye meclis üyesi Avukat Nilgün Öğünçlü, uygulamanın Kuşadası’nın betonlaşmasında rol alan zihniyet olduğuna dikkat çekti. ANKARA Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne açtığı davanın iddianamesindeki suçlamalara konu olan eylemlere, ABD Kongresi’ne sunulan ‘Dini Özgürlükler Raporu’nda destek verilmişti. 2007 yılı raporunun “Yasal/Politik Çerçeve” başlıklı bölümünde, “laik devleti koruma gerekçesiyle, yönetim, İslami ve diğer dini grupların devlet dairelerinde, kamu kurum ve kuruluşlarında ve üniversitelerde dinsel ifade kullanmalarına ᮣ Kongreye sunulan raporda, “Bazı durumlarda, devlet organları, seçilmiş hükümetin politikalarına laik devleti tehdit ettiği gerekçesiyle karşı çıkmıştır” eleştirisi yapılmıştı. karşı kısıtlamalar getirmiştir. 1982 Anayasası ülkeyi laik bir devlet olarak öngörmekte, ayrıca inanç ve ibadet özgürlüğü ile şahsi dinsel fikirleri ifade etme hakkını garanti etmektedir. Ancak, bu haklar laik devletin bütünlüğünü ve mevcudiyetini ilgilendiren bazı anayasal hükümler tarafından kısıtlanmıştır. Yargı ve devlet bürokrasisini kapsayan çekirdek kurumlar, Cumhuriyet tarihi boyunca laiklik geleneğini koruma rolünü Anayasada da yazılı olduğu gibi üstlenmişlerdir. Bazı durumlarda, devlet organları, seçilmiş hükümetin politikalarına laik devleti tehdit ettiği gerekçesiyle karşı çıkmıştır” eleştirisi yapılmıştı. fundamentalizm (köktendincilik) yandaşları olarak nitelendirdikleri kişilere karşı kampanyalar düzenlemeye devam etmişlerdir. Bu gruplar köktendinciliği laik devlet için bir tehdit olarak görmektedir” diye eleştirilmişti. Türkiye’ye suçlama İddianamede AKP’nin amacının şeriat devleti olduğu vurgulanırken ABD’nin raporunda türban yasağına ilişkin olarak Türkiye şöyle suçlanmıştı: “Yetkililer uzun süreden beri var olan, üniversitelerde ve devlet memurlarınca kamu binalarında türban takma yasağını uygulamaya devam etmişlerdir. Kamu sektöründe hemşire ve öğretmen olarak çalışıp türban takan ve yasağa karşı gelen, ayrıca aktif olarak bu kişilere destek verenler disiplin cezası almış ya da işlerini kaybetmiştir. Devlet üniversitelerinde türban takan üniversite öğrencilerinin derslere resmi olarak kayıt yaptırmasına izin verilmemektedir, ancak bazı öğretim üyeleri öğrencilerin derslerde türban takmasına izin vermektedir. Laikliği savunanların birçoğu, İslamcıları başörtüsünü politik bir araç olarak kullanmakla suçlamakta ve başörtüsü yasağını kaldırmaya yönelik çabaların giderek başörtüsü takmayan kadınlara karşı bir baskıya dönüşeceğinden korktuklarını dile getirmektedir.” Orduya eleştiri Raporda, ordu ve yargının köktendinciliğe ilişkin yaklaşımları da, “Ordudaki, yargıdaki ve bürokrasinin diğer kollarındaki ‘seküler’ çevreler, İslami TİHAK BAŞKANI MUZAFFER İLHAN ERDOST ‘Laikliğe kansız dönüş mesajı’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) Başkanı Muzaffer İlhan Erdost, AKP’nin; “emperyalist gericilikten, tarikat ve cemaatlerden, yeniSevrcilerden, ikinci cumhuriyetçilerden aldığı güçle, elinin ulaştığı, gücünün yettiği her alanda, Cumhuriyetin ‘laik’ kimliğini, ‘dindar/İslam’ kimliğiyle kefenlemeyi pervasızca sürdürdüğünü” belirtti. Muzaffer İlhan Erdost, iktidarın; sistemli ve planlı olarak “demokratikleşme” kisvesi altında devletin, ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuksal temel düzenini din kurallarına göre düzenlemekle kalmayıp, anayasal laiklik yerine teokratik laikliğin anayasasını Meclis’in gündemine taşıdığını vurguladı. Muzaffer İlhan Erdost, şunları kaydetti: “Necmettin Erbakan, laik Cumhuriyetten teokratik cumhuriyete geçişin kanlı mı, kansız mı olacağını sormuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bugün, fiilen teokratikleşen cumhuriyetten, anayasada yazılı laik Cumhuriyete dönüşün kansız gerçekleştirileceğinin mesajını vermiş bulunuyor.” İlhan Erdost Dokunulmazlık dosyaları Ⅵ ANKARA (AA) TBMM’ye gelen dokunulmazlık dosyalarıyla ilgili süreç işlemeye devam edecek. TBMM AnayasaAdalet Karma Komisyonu, hazırlık komisyonlarının “dönem sonuna erteleme kararı verdiği” 74 dosyanın raporlarını, 19 Mart Çarşamba günü görüşecek. Dosya sayısı 141’e ulaşırken, 67 dosya halen komisyonda bekliyor. AKP’li Necat Birinci hakkında 15, DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık hakkında ise 9 dosya bulunuyor. Yaşamı sosyalizm mücadelesine adanmış, TİP kurucularından, iktisatçı Sadun Aren’i yitirdik. Aren, yaşamı boyunca doğru bildiklerini dile getirmekten hiç çekinmeyen bir aydın oldu. 2004 yılında Hürriyet gazetesinde Yener Süsoy’a verdiği röportajdaki “Türban şeriatın öncüsü, şeriatın bayrağı, onun için her hal ve kârda karşı çıkacaksın, geçit vermeyeceksin”, “AKP kabul edilemez bir oluşumdur, başka konularda istediği kadar başarılı olsun, eğer başa şeriatçılığı getirecekse, ki bundan şüphe yok, mutlaka devrilmesi lazım. Hem muhafazakâr, hem demokrat olunmaz” sözleri ve özelleştirme konusundaki görüşleri tartışma yaratmıştı. Siyasal görüşlerinin bedelini ödemiş, çilesini çekmiş bir aydındı. Aren’i uğurlarken, İmge Kitabevi Yayınları arasından çıkan “Puslu Camın Arkasından” kitabından iki bölüm aktarıyoruz: “Bir gün Meclis’te Çetin Altan, ‘Nâzım, Türkiye’nin en büyük şairidir’ deyince büyük kıyamet koptu. (...) Gece geç vakit AP’liler bizim tarafa doğru hücuma geçtiler. Bir ara Çetin’in yerde tekmelendiğini gördüm. Birisi Nebioğlu’nu arka üstü yatırmış, gırtlağına yapışmıştı. Birisi de benim gözüme bir yumruk attı. Ama yumruktan çok orta parmağını mahmuz gibi ileri çıkartarak gözüme vurdu. O kadar çok acıdı ki öylece kaldım. O olayda en çok Çetin Altan zarar gördü zannedilir ama asıl ben zarar gördüm. Ama zarar verdiklerini anlamasınlar diye söylemedim. Gözüm müthiş ağrıyor, burnumdan kan gibi, cerahat gibi bir şey geliyordu. Ertesi gün doktora gittim. Meğer bende sinüzit varmış, gözüme yediğim darbe sinüsün yolunu açmış. Ben de bu sayede sinüzitten kurtuldum.” “12 Eylül’de 1. şubede 10 gün kadar kaldım. Bir gece beni uykudan kaldırdılar. Çok saldırgan tavırlı bir polis vardı, o gece o nöbetçiydi. Gittiğim yerde gözleri bağlı, işkence gördüğü anlaşılan insanlar vardı. Bazı sağcılar da vardı ama onlar o polisin olduğu nöbetlerde kendilerini daha özgür hissediyorlardı. O sağcı tutuklulardan 23 kişiye beni göstererek ‘Yatırın bunu’ dedi. Yatırdılar. Birisi ayaklarımı tuttu, diğeri de falaka attı. Saydım 12 tane vurdular. (...) Sonra beni tuvaletin önünde, ıslak bir zeminde, ayaklarım şişmesin diye yürüttüler.” Hrant Dink’e sürpriz final Gazeteci Hrant Dink cinayetini araştırmak üzere kurulan Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki alt komisyon, geçen perşembe günü “sürpriz” bir şekilde çalışmalarına son verdi. 1 Ekim 2007’de kurulmasına karşın AKP’li Komisyon Başkanı Mehmet Ocakden’in yaklaşık 4 ay toplantıya bile çağırmadığı alt komisyon, Komisyon Başkanı Zafer Üskül ve muhalefetin istemi üzerine çalışmaya başladı ve son bir ayda cinayetle ilgili önemli isimlerin bilgisine başvurdu. Komisyon önümüzdeki günlerde de Trabzon Jandarma Komutanlığı’ndan yetkililerin bilgisine başvurmayı planlıyordu. Gazeteciler, komisyonun çalışmalarını gün gün kamuoyuna yansıttılar. Komisyon Başkanı Ocakden ve MHP’li Komisyon Üyesi Şenol Bal başta olmak üzere bazı AKP ve MHP’li milletvekilleri her nedense komisyon toplantılarının perde arkasının kamuoyuna yansımasından rahatsız oldular. Hatta Ocakden, CHP’li Komisyon Üyesi Çetin Soysal’ı basına bilgi sızdırmakla suçlayıp, yetkisi olmamasına karşın komisyon tutanaklarını üyelere bile vermedi. Komisyonun geçen perşembe günkü toplantısında ise Ocakden, bilgilerin basına sızmasını gerekçe göstererek çalışmaların sona erdirilmesini istedi. CHP’li Soysal’ın itirazlarına karşın komisyon öneriyi kabul etti. Komisyonda bazı üyeler tutuklu sanıkların da dinlenmesini isterken, Ocakden “yargı sürecinin etkileneceği” gerekçesiyle bu öneriye de karşı çıktı. CHP’li Üst Komisyon Üyesi Ahmet Ersin ise bu gerekçenin geçerli olmadığını söyledi ve geçen dönem Şemdinli olaylarıyla ilgili alt komisyonun bütün tutuklu sanıkları dinlediğini anımsattı. Ancak AKP’lileri ikna edemedi. Oysa İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun en temel amacı, insan hakkı ihlalleri karşısında yetkilileri uyarmanın yanı sıra bu tür olaylara karşı etkin kamuoyu oluşturmak. Hrant Dink gibi kendisi de gazeteci olan Ocakden’in, gelen bilgilerin “basına sızmasından” rahatsız olup komisyon çalışmalarına son vermesi son derece manidar... ‘Geleceğin liderleri’ Ⅵ İstanbul Haber Servisi Şişli Belediyesi, “Geleceğin Liderleri Gençlik Merkezi”nin açılışını dün gerçekleştirdi. Merkez ile ilgili yurttaşlara dağıtılan broşür ve kitapçıklarda kurumun öneminin vurgulandığı Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sargül imzalı yazıda, “Geleceğin başbakanı, geleceğin belediye başkanları, geleceğin her konudaki önderleri sizler olmalısınız. Bizim ülkemizi de bir lider var etti. O dünyanın en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk’tü” ifadelerine yer verildi. Hesaplar Ahmet Ersin’den!.. CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, “eli sıkılığı” ile tanınıyor. Ersin, geçen hafta parti grubunun verdiği bir yemekte arkadaşlarına, “İstediğiniz kadar yiyin, yemekler benden” diye takıldı. Ersin’in tutumluluğunu bilen arkadaşları, parti yönetimini de ikna ederek faturayı adına kestirdiler. Ersin her ne kadar espri yaptığını anlatmaya çalışsa da, olmadı 1034 YTL’lik hesabı ödemek zorunda kaldı. Ersin, kendi deyişiyle “içine oturan” faturayı ödese de, daha sonra partiden tahsil etmeye kararlıydı. Tam 3 gün CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol’un odasına gidip faturayı tahsil etmek için uğraşan Ersin, sonunda parasını aldı. Ersin’in bu hikâyesi, Genel Başkan Deniz Baykal’ın kulağına dek gitti. Geçen hafta Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün verdiği “kaz yemeği” davetine katılan Baykal, Ersin’e takıldı: “Hayrola Ahmet, hesapları sen mi ödüyorsun?” Ersin bu kez hazırlıklıydı. Ağzını fermuar işareti yaparak kapatıp “hesap işlerine” bulaşmayacağını kararlı biçimde ortaya koydu... EMO’da seçim Ⅵ İstanbul Haber Servisi Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi’nde dün yapılan seçimleri Demokrat Mühendisler Grubu kazandı. Seçimde, Demokrat Mühendisler Grubu 1815 oyla kazandı. Meslekte Birlik Grubu’nun oyları ise 730’da kaldı. EMO İstanbul Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluşuyor: “Erhan Karaçay, Tahir Çiçekçi, İsa Güngör, Kurtuluş Kaya, Başak Koç, Pınar Hocaoğulları, Şahin Özgül.” Atom istemem, çay olsun! Meclis kulisindeki “meyve, çay, kahve” ikramı bol milletvekilleri arasında yer alan DTP’li TBMM İdare Amiri Sırrı Sakık, kuliste sohbet ettiği gazetecilere de içecek ikram etmek istedi. Sakık’ın çağırdığı garson, gazetecilerin hemen hepsinden “atom” siparişi aldı. Meclis’te eski milletvekillerinden birinin bulduğu “adaçayıkekik” karışımı bir içecek olan “atom”u gazeteciler “çok sağlıklı” diye Sakık’a da tavsiye etti. “Atom”u reddedip garsona “Bir çay” diyen Sakık, gazetecilere gerekçesini de söyledi: “İçecek de olsa, adı şiddeti, bombayı çağrıştıran her şeye mesafeliyim...” Türey Köse, Ayşe Sayın, Emine Kaplan parlamentokulisi@gmail.com CUMHURİYET 05 CMYK
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog